31 Aralık 2007 Pazartesi
DÜNYANIN EN GEREKSİZ KAHRAMANI SİNAN

Daha önce Ermeni Soykırımı iddiaları için "100 yıl önce olmuş bitmiş neyi tartışıyoruz yahu", ekonomi ile ilgili "ithalat sürekli artarsa bir ülke ekonomisi büyür", meclisin yeni elektronik oylama sistemleri hakkında hiç bir şey bilmeden "bu meclis sallapati çalışıyor, meclis başkanı oylamada kalkan elleri saymadan karar veriyor", "Batıkent'te hiç Hristiyan yok, eminim" gibi vecizeler sallayan, Orhan Pamuk'un hiç bir kitabını okumadığını ama Nobel'i kitaplarıyla almadığını belirten, yurdum popülistlerinin en safkanı Sinan Aygün bugün de yıllardır yaptığı halkını kurtarma görevine soyunmuş, "tüketiciler dikkat etsin, lokantalarda, kafelerde KDV % 18'den % 8'e iniyor, yani 118 liraya yedikleri bir yemeği 108 liraya yiyecekler, yoksa şikayet etsinler” diye buyurmuş. Devam Sinan.
YENİ YIL FETVASI

Havai fişek, torpil, füze, kız kaçıran, mantar tabancası...İstediğinizi patlatabilirsiniz. Yalnız bir kaç şeyi rica ediyorum, yapmayın. Madde madde sıralayacağım. Görmeyeyim.
1-İnsanlardan ayrılırken "seneye görüşürüz" esprisini yapana gördüğüm yerde yaş odunla girişirim. Etmeyin.
2-Aynı dayaklık espri ekolünden, 1 Ocak sabahı gördüklerinize "geçen seneden beri görüşmüyoruz yahu" esprisini yapana da kuru odunla girişirim. Eylemeyin.
3-Lütfen "yıla nasıl girersen öyle gidermiş, aaa hede hödö yaparken girsem hep onu mu yapıcam" türünden yıla giriş ve öyle devam ediş varyeteli esprilere girmeyin.
4-Yılbaşının ertesi günü ve bir kaç gün sonrası, "abi yılbaşı gecesi feci içtik"le başlayan ilk defa prile dokunan sünger gibi her yerde çığırtmayın.
5-Çiftlerden ricamdır, geri sayımın 3. saniyesinde öpüşmeye başlayıp, yeni yılın ilk 3 saniyesi boyunca öpüşüp yıla öpüşerek girmeyin. Aklınıza mukayyet olun.
6-Saat 1'de uykusu gelenlere saygı gösterin. Bırakın uyusunlar.
7-Üçüncü biradan sonra "bu kızları anlayamazsın abi" ya da "kimseye hakettiğinden fazla değer vermeyeceksin arkadaş" türünden yeni yıl aşk hayatı muhasebesine girmeyin.
8-Show Tv'yi saat 02:00'da erotik film hayaliyle açmayın son 3 senedir vermiyorlar artık.
9-Seneye görüşürüz. Yapmayın.
47 MİLYON BLOG
30 Aralık 2007 Pazar
MILLENNIUM

Son yıllarda bir hayli popülariteleri artan TV serilerinin bizce en iyilerinden biri. Belki de en iyisi. Psişik güçlere sahip bir dedektifin bu güçleriyle araştırdığı cinayetleri ve bağlı olduğu Milenyum Grubu'nu anlatan 3 sezonluk şaheser. Kimilerine göre serinin yaratıcısı Chris Carter'ın diğer klasiği X-Files'dan daha kısa sürmesine rağmen, X-Files'dan daha iyi bulanların sayısı az da değildir. Özellikle dizinin karamsar yapısı, enfes jeneriği, kurgusu ve görüntü yönetmenliği seyirciyi sürekli diken üstünde oturtan bir atmosfer yaratır. Bugünün Lost kuşağına duyurulur. Lost gelirken bu dizi 3. turu atıyordu.
LUN-PIA

Lun-Pia ya da Çinlilere göre Pinyin. Ya da Endonezyalılara göre Loempia. Bizim paçanga böreğinin daha uzun ve ince olanını düşünün. Hatta şekil olarak bildiğiniz sigara böreği denebilir. Farklı olarak tavuk, bambu, bezelye zaman zaman havuç, fasulye bile içerebiliyor. Ana vatanı uzak doğu. Vietnam, Çin, Tayland ve Endonezya mutfaklarına göre muhteviyatı değişebiliyor. Sigara böreğinden farklı olarak loempia çıtır çıtır. Yanında servis yapılan özel sosu olmadan yenmiyor. Sosu acı, ekşi veya tatlı olabilir. Bizdeki adı Vietnam Böreği’ymiş. Blogdan bir de ev hanımlarına hizmet yapalım, tarifini verelim.
1 kilo soya filizi
5 orta boy havuç
5 pırasa
2 orta kuru soğan
YAPILIŞ TARİFİ
Tavuğu kendi suyunda pişirin, piştikten sonra ince ince tiftin.Havucu
rendeleyin, suyunu alın. Pırasayı çok ince kıyın,4-5 kere sıcak suda
bekletin. Maksat pırasanın diriliği almak ve bir miktar pişmesini sağlamak.
Soya filizini ayıklayabilirsiniz, ama ayıklamasanız da çok farketmiyor.Tavaya
cok az sıvı yağ koyun ve soğanları pembelestirin, soya filizini de ekleyip bir
süre diriliğini alın.
Bu işlemler bittikten sonra tüm malzemeyi birbirine ekleyin.Lumpia
hamurunun kenarına malzemeden koyun ve sigara böreği sarar gibi
sarın.Kapatırken hamurun kenarına yumurtanın beyazını surun ve kapatın.
Bol sıvı yağda kızartıp lumpialarınızı servise hazır hale getirin.
DİLİMİZİ ISIRARAK FC GRONINGEN

Bu blogda kendi liglerinde büyüklere kafa tutan takımlardan bazılarını ele aldık. Kimisi yarışı sürdüremedi. Hibernian’dan bahsettik nefesleri yetmedi. Dundee United dedik. Onlar da tepetaklak oldu. Bununla birlikte Sivasspor ve Karlsruhe hala yarışın içindeler. Kendi liginin büyüklerine kafa tutma rolünü son üstlenen takım FC Groningen. Bir kaç gün önce Marcus Berg’le ilgili yazımızda zaten biraz değinmiştik. FC Groningen dün Sparta Rotterdam’ı deplasmanda 3-1 yenerek maç fazlası ile lig üçüncülüğüne yerleşti. Lider Feyenoord ile arasındaki puan farkı 2. İşin ilginç yanı ligin üç büyüğü PSV ve Feyenoord'u evlerinde mağlup edip, Ajax’la Arena'da berabere kaldılar. Eredivisie’de bu üç takımdan da puan alan tek takım. Ama mağlup oldukları takımlar NEC Nijmegen, De Graafschap, Roda JC gibi takımlar. Görece daha kolay bu maçları kazanabilselerdi şu an zirvedelerdi.
Groningen Hollanda’nın kuzeydoğusunda bir eyalet. Eyaletle aynı adı taşıyan takım henüz 1971 yılında kurulmuş. Bugüne kadar ki en büyük başarıları Ronald ve Erwin Koeman kardeşlerin takımda yer aldığı dönemdeki 1983 tarihli Avrupa Kupaları’na katılma vizesi ve 1991 yılındaki lig üçüncülüğü. Bu arada belirtelim Koeman kardeşlerin aynı zamanda futbola başladıkları kulüptür Groningen.
Kuzeyin Gururu bu sene de aynı başarıyı tekrarlamaya uğraşacak. Teknik direktör Ron Jans’ın kariyerindeki ilk elle tutulur takım diyebiliriz FC Groningen için. 2002 yılından beri takımın başında ve belli bir çizgiyi korumayı başardı. Son 3 sezondur sekizincilikten aşağı düşmüyorlar. Marcus Berg ve Norveçli partneri Erik Nevland onun bu başarısındaki kritik isimler. Groningen maçlarını 20.000 kişilik Euroborg Stadı'nda oynuyor.
YEŞİL SAHALARA VERDİĞİMİZ SON KURBAN

Puerta'nın etkisinden henüz kurtulamamıştık ki bugün İskoçya Premier Ligi'nde oynanan Motherwell - Dundee United maçında Motherwell kaptanı Phil O'Donnell oyundan çıkmaya hazırlandığı sırada yere yığıldı ve bir daha kalkamadı. 35 yaşındaki oyuncu ambulansla hastaneye yetiştirilmeye çalışılsa da kurtarılamadı. O’Donnell'ın ölüm sebebi olarak beyin travması gösteriliyor. Yeşil sahalara bir, kurban daha verdik. Her birinde söylediğimiz gibi. Umarız, bir daha böyle bir haberi okumayız.
READING KAÇTI BERBATOV KOVALADI

Son 38 dakikasına 8 gol, 73. ve 83. dakikaları arasına da 4 gol ve bir kaçan penaltı sığdıran bir maç. Reading frenleri bıraktı mı kötü bırakıyor. Bir öncekinde de Portsmouth'a 7-4 yenilmişlerdi. Reading 3 kere öne geçti. Berbatov onları 2 kere yakaladı. Sonra da son noktayı koydu. Juande Ramos yavaş yavaş kendisini hissettirmeye başladı.
28 Aralık 2007 Cuma
AL İŞLET DEVRET

Not düşelim, Heerenveen, Groningen, Vitesse, Twente gibi takımlar bir kulübün bütçesi sadece transferle nasıl ayakta tutulur bunun dersini veriyorlar her sene. Groningen Berg’i bu sene Ajax’a transfer olan Luis Suarez’in yerine almıştı. Luis Suarez’i de 800 bin euroya alıp 7,5 milyon euroya satmışlardı. 2,5 milyon Berg’e. Gerisi kulübün kasasına. Bir kaç örnek daha verirsek olayın önemi sanırım kavranacaktır. Rakamlar euro cinsindendir.
Luis Suarez Nacional 800 bin Groningen 7,5 milyon Ajax
Huntelaar PSV 100 bin Heerenveen 9 milyon Ajax
Van Nistelrooy FC Den Bosch 450 bin Heerenveen 14 milyon PSV
Danko Lazovic Feyenoord 1.5 milyon Vitesse Arnhem 6.6 milyon PSV
Kennedy Bakırcıoğlu Iraklis Bonservis bedelsiz FC Twente 1.3 milyon Ajax
Yani toplam ödenen bonservis. 5.35 milyon euro. Transferden elde edilen bonservis 38.4 milyon euro. Hani derler ya “temiz”.
MARCUS BERG

Ocak döneminde olmasa da Haziran döneminde transfer gündemini meşgul etmesine kesin gözüyle baktığımız bir başka Hollanda cevheri. Euroborg çimlerinin yıldızı Marcusa Berg. İsveçli son olarak Çarşamba akşamı PSV’yi tahtından etti. Henüz 21 yaşında. Göteborg’dan bu sezon Groningen kentine geldiğinde İsveç Ligi’nin henüz dörtte üçü oynanmıştı ve 14 golün altında imzası vardı. Sezon ortasında başka bir kulübe transfer olmasına rağmen İsveç Ligi’nin gol kralı oldu. Gollerine Hollanda’da devam ediyor. Bu sene 8 golün altında imzası var. Aslında ülkemiz forvet oyuncusu derdine düşen takımlara önerilecek bir oyuncu olabilirdi. Ama Göteborg’dayken. Zira Groningen onu 2,5 milyon euroya transfer etti. 21 yaşında olmasını da işin içine katarsak onunla ilgilenen Ajax, PSV ve PSG gibi kulüpler ceplerinden rahat bir 5 milyon euroyu çıkarmak zorunda kalacaklardır.
THIAGO ALCANTARA

Barcelona altyapısından patlamaya hazır bombalardan birisi. Hatırlayan olacaktır daha önce dünya futbolundaki yıldızların çok genç yaşta futbol sahnesine atılmaları ile ilgili bir yazı yazmıştık. Büyük paralarla transfer olan futbolcuların yaş ortalamaları da buna bağlı olarak giderek düşüyor. Son gündem sahibi Thiago Alcantara. Brezilya milli takımının eski oyuncularından ve şu anda Aris takımının teknik direktörülüğünü yapan Mazinho’nun oğlu. 16 yaşında. Bu sene Barcelona B takımında oynamaya başladı. Chelsea, Alcantara’nın katalan kulübü ile henüz profesyonel bir kontrat imzalamadığını öğrenince harekete geçti. Tabi Alcantara’ya gösterilen bu ilginin sebebi elbette yüzüne bakınca semt pazarı kasabına benzeyen Avram Grant değil. Chelsea’nin İspanyol scout’u Juan Cruz Sol. Alcantara aynı zamanda İspanya 17 yaş altı takımının da orta sahasında forma giyen futbolcu profesyonel bir kontrata henüz imza atmadığı için Chelsea futbolcuyu çok aksinden çok daha düşük bir meblağa transfer edebilecek.
IT'S FRIDAY I'M UNDERGROUND

Hafiften alternatif bir Cuma menüsü, evde olanlar için.
09.00 - 10.00 - Kahvaltı
10.00 - 12.00 - Tool: Ænima ve Radiohead: Ok Computer
12.00 - 14.00 - American Psycho
14.00 - 14.45 - Öğle Yemeği
15.00 - 16.00 - Chuck Palahniuk: Gösteri Peygamberi
16.00 - 16.45 - H.R. Giger
17.00 - 19.00 - Blade Runner
19.00 - 20.00 - Marillion: Fugazi
20.00 - 21.00 - Akşam Yemeği
21.00 - 22.00 - Dostoyevski: Yeraltından Notlar
22.00 - .......... - Radiohead: Street Spirit ve Guinness Draught eşliğinde günün kapanışı
EKSİKLER MAZERET DEĞİL, SAHAYA 11 KİŞİ ÇIKIYORUZ (!)

Chelsea’nin sakat, cezalı ve Afrika Kupası’na giden oyuncularının listesi. Tam 9 oyuncu. Hem de öyle böyle değil ilk 11’de oynayabilecek kapasitedeki 9 oyuncu. Lampard ve Terry zaten takımın yarısı demek neredeyse. Bu takıma Joe Cole ve Alex’i ekleyince bir 11 çıkarıyorsunuz. Kısacası Avram Grant’ın işi Afrika Kupası bitimine kadar bir hayli zor. Üstelik lideri 7 puan geriden takip ediyorlar. Bu hengamedeki tek olumlu gelişme Michael Ballack’ın çarşamba akşamı golle dönüşü oldu.
Petr Cech (son Aston Villa maçında sakat sakat oynadı)
Ashley Cole
Ricardo Carvalho
John Terry
Frank Lampard
John Obi Mikel
Michael Essien
Salomon Kalou
Didier Drogba
27 Aralık 2007 Perşembe
BLOG SAHİBİ OLMAK ZOR İŞ

Sağolsun bir çok insan blogun başından beri girip konulara yorum yazıyorlar. Bir şeyler karalayıp destek vermelerine minnettarım. Bu sabah yorumları onaylamak için girdiğimde beni 10 dakika boyunca güldüren isimsiz bir yorumla karşılaştım. Paylaşmak istedim. Biraz aşağıda göreceğiniz "Sırada Tosun Paşa mı Var?" konusuna yapılmış bir yorum. Zorunlu olarak sansürleyerek koyuyorum. Orijinalinde noktalar mevcut olmayıp beni yerlere yeksan etmiştir.
"hollandaya gitmissin gps in ne oldugunu daha yeni ogrenmissin g.t oglu g.t uydurma o the eye dedigin cin yada hong-kong lu abi kardes yonetmenin isi g.tveren bilmiyorsun ne salliyorsun japon diye. chakushin arininde remake i geliyor hemde the eye dan once ocagin 4unde bilmiyorsan ogren a.cik git imdb ac. dae su yu oynatmak icinde nic/ cage ile anlasmislardi oldboy remake i icin uydurma bir tarafindan .ust."
Blog sahibi olmak zor iş dedik. :)
MADCHESTER CITY MERKEZ CAMİ

Şehirdeki yaşam tarzı açısından Manchester şehri "Madchester" diye bilinir. City takımının patronu Taylandl Thaksin Shinawatra kendi kıtasının yeteneklerini şehre çagırmaya devam ediyor. Önce ülkesinin yetenekleri, sonra 2007 Asya Kupası'nın en iyi oyuncusu Yasser Al-Qahtani şimdi de aynı kupanın en iyi ikinci ve finalin en iyi oyuncusu seçilen Irak'lı Nashat Akram. Al-Ain kulubünün oyuncusu 10 günlük bir deneme süresi için City ile antrenmanlara çıkacak.
AYAKLAR BAŞ MI OLDU?

Malum Tokyo'da düzenlenen Dünya Kulüpler Şampiyonasi finalinde Milan'a 4-2 mağlup olarak ikincilikte kalan Boca'nın hocası Miguel Angel Russo bu maçtan sonra, kulübe kazandırdığı bir Libertadores Kupası'na rağmen son Apertura ve Clasura mücadelelerinde zirveyi görememesinin de etkisiyle istifa etmişti. Boca hocasını sonunda açıkladı. Carlos Ischia.
Aslında Ischia bir bakıma anlaşılır bir karar. Sebebi de kulübun dünyanın zirvesine çıktığı 1998-2001 döneminde kulübede oturması. Ischia o yıllarda takımın patronu Carlos Bianchi'nin yardımcılığını yapıyordu. Karar aynı zamanda da çılgınca. Çünkü kulübü tekrar zirveye taşıması icin göreve getirilen adam son olarak, 1 ay once son bulan Apertura liginin son sırasında yer alan Rosario Centralin başında idi ve lig bitmeden istifasını vermisti.
Rosario'dan önce Velez Sarsfield, Gimnasia-La Plata ve Kolombiya'nın Atletico Junior takımlarını çalıştıran Ischia kulübe dönmenin müthiş bir duygu olduğunu belirtiyor ama göreve getirilmesi konusunda baskan Pedro Pompilio, Ischia'nın yodası Bianchi'den icazet almadan hareket etmiş midir bilinmez.
TAKTİK BİTTİ SIRA GAZDA

Newcastle United hocası Sam Allardyce dün alınan Wigan Athletic mağlubiyeti sonrası herhalde taktik teknikle bu işin gitmeyeceğini anlamış olacak ki, kalplere oynamaya başladı. İlk açıklaması “artık Newcastle’daki kariyerimin geleceği futbolcuların elinde”, ikinci açıklaması ise “elimdeki oyuncular bunlar, bu oyuncuların bazılarını ben transfer ettim, bazılarını ise ben etmedim”oldu. Eğer bir teknik direktör bu sözleri söylemeye başlıyorsa uzatmaları oynuyor demektir. Allardyce’ın bir tek kozu kaldı. O da Ocak ayındaki transfer dönemi. Eger o dönemden sonra da gidişi düzeltemezse sonu Greame Souness gibi olur.
Magpies ilginç bir kulüp. Aynen Liverpool gibi her sene şampiyonluğa oynayabilecek kapasiteleri var. Takımlarına çok bağlı bir seyirci topluluğu. Çok güzel bir stad. Çok üst düzey olmasa da iyi oyuncular. Ama takım Kevin Keegan’ın oldukça gerilerde kalan şampiyonluk mücadelesi yıllarından sonra bir türlü yarışmaya dahil olamadı. Sir Bobby Robson takımı idare etti, ancak bir yere kadar. İlerleme olmadığını görünce bırakmak zorunda kaldı. Ardından Greame Souness Newcastle’ı çöküşe götürdü. Öyle ki Newcastle Allardyce’la halen toparlanamadı. Bu gidişle Magpies’in 10 yıl önceki günlerine dönmesi için daha bir hayli süremiz var.
Magpies ilginç bir kulüp. Aynen Liverpool gibi her sene şampiyonluğa oynayabilecek kapasiteleri var. Takımlarına çok bağlı bir seyirci topluluğu. Çok güzel bir stad. Çok üst düzey olmasa da iyi oyuncular. Ama takım Kevin Keegan’ın oldukça gerilerde kalan şampiyonluk mücadelesi yıllarından sonra bir türlü yarışmaya dahil olamadı. Sir Bobby Robson takımı idare etti, ancak bir yere kadar. İlerleme olmadığını görünce bırakmak zorunda kaldı. Ardından Greame Souness Newcastle’ı çöküşe götürdü. Öyle ki Newcastle Allardyce’la halen toparlanamadı. Bu gidişle Magpies’in 10 yıl önceki günlerine dönmesi için daha bir hayli süremiz var.
25 Aralık 2007 Salı
USTA ÇIRAK - 2

İlk yarıdaki 1-0'lık mağlubiyetin rövanşı bu akşam Stadium Of Light'ta. Söz sırası çırakta.Bu arada Roy Keane'e birisinin kravat bağlamayı acilen öğretmesi gerekiyor. Bu kravatını bu şekilde gördüğüm kaçıncı resim ve görüntü. Köyden İndim Şehire filminde Zeki Alasya'nın kravatı gibi dolaşıyor ortalıkta. İnsan şunun ucunu biraz uzun tutar be birader. Soluna bak biraz usta dedik.
TOMTOM

Bugüne kadar araba kullanmayla, ehliyetle işim pek olmadığından bu aletle de tanışmam Hollanda'yı Haziran ayındaki ziyaretimde olmuştu.İki gün önce daha bir kurcalama şansı buldum. Olayımız şu. Amsterdam'da Kennedy caddesindeki evinizin önünden arabaya biniyorsunuz. Cep telefonunuza takılabilen bu aleti araba teybinizin üstüne yerleştiriyosunuz. Tamamen atıyorum Paris'te Saint Germain bölgesinde bir caddenin adını ve ev numarasını seçip hadi beni götür diyorsunuz. Evet adam evladı torun, evin önüne kadar sizi götürüyor. Şurdan sola dön, 300 metre sonra dönüş var, 1200 metre yol düz yüklen gaza, aha geldik diyerekten. Tabi sesli olarak. Benim kurcaladığım alette Hollanda, Almanya, Belçika ve Fransa'nın tüm caddeleri kayıtlıydı. Fiyatı içerdiği alana göre 180 ile 400 euro arasında değişiyor. Tabi gideceğiniz yere en çabuk kaç dakikada varacağınızı, ne kadar mesafe kaldığını da. Böylelikle size kestirme yolları da öğretiyor şehir içi. Çağın en büyük buluşlarından biridir, açık konuşuyorum.
AJAN BAUER'İN BU HALLERİNİ DE BİLİRİZ

Kaç sezondur Amerika, dolayısıyla da dünyayı kurtarıp duruyor Kiefer Sutherland Ajan Jack Bauer rolüyle. Ama ne 24 öncesi genelde canlandırdığı kötü roller ne de 24. En iyi rolü bizce Dark City’de canlandırdığı uçuk Dr. Daniel P. Schreber karakteriydi. Konuşma stili, karaktere birebir uyan oyunculuğu ve filmin içindeki kilit pozisyonu ile filmin içinde parlıyordu.

Dark City hakkında söz açılmışken de bir şeyler söylemek lazım. Herhangi bir sanat dalında en sevdiğim eserler üzerinden zaman geçtikçe değeri artan örneklerdir. Müzikte Blind Guardian’ın “A Night At The Opera”sı, resimde Rembrandt’ın “Nachtwacht”ı, edebiyatta Dostoyevski’nin “Öteki”si gibi. Sinemada bunun en nadide örneklerinden biridir “Dark City”. Filmden çıktığınızda nasıl bir tecrübe geçirdiğinizi pek anlamıyorsunuz. Ama üzerinden 12 yıl geçen bir film hala her geçen gün daha da değer kazanıyorsa o tecrübenin değerini o zaman anlayabiliyorsunuz. Alex Proyas’ın (ki son eseri “I,Robot” da çok iyi bir filmdir), Dark City’si, mekan tasarımları, oyunculukları, karamsar yapısı ve ne kadar güçlü bir temele oturdulduğu daha sonra onun yolundan etkilenen bir dolu filmle ortaya çıkan senaryosu ile modern sinemanın en çarpıcı filmlerinden biriydi.
CHRISTMAS DERBİLERİ

Varan 1: Minör Londra derbilerinden. Tottenham Fulham’ı konuk ediyor. 13.00'de. White Hart Lane’de.
Varan 2: Rotterdam derbisi. Feyenoord- Sparta önünde. Saat 12:30’da. Gündüz derbilerini seven futbolseverle için birebir. Noel tatilinin ikinci gününde çocuğunu kapan İngiliz ve Hollandalılar maça koşacak görünüşe göre.
DE KUIP'E GELENE LALE BEDAVA (!)

Takımınızın bir ay sonra oynayacağı maçta uygulayacağı bilet fiyatlarını bilmek nasıl olur. Ya da kombine biletiniz olmasa dahi tüm bir sezon boyunca uygulanacak fiyatı bilmek. Feyenoord’un resmi sitesi. Bugün ayın 25’i. 27 Ocak da dahil, iç sahada yapacakları tüm maçların bilet fiyatları tribünlerin her bölümü için belirlenmiş durumda. Sadece AZ maçı dışında, çünkü o maçın günü federasyon tarafından değiştirilecek.
Daha ortalama kulüplere inelim. De Graafschap. Onlarda da farklı bir uygulama var. Sezon boyu uygulayacakları fiyatlar belli. Sadece belli takımlarla oynayacakları maçlarda (ki bu De Graafschap için AFC Ajax, AZ, Feyenoord, PSV, FC Twente ve Vitesse) bilete ne kadar zam yapacaklarını bildiriyorlar. Bu da 2-5 euro arasında değişiyor. FC Utrecht'de ve Heerenveen'de de durum aynı.
Yani kombine almasanız bile bir sezon boyunca takımınızın maçlarına gidince vereceğiniz parayı biliyorsunuz. Böylece karşılaştırma olanağınız da artıyor. Böylece planınızı ona gore yapıyorsunuz. Yine böylece sene içindeki acaip kulüp uygulamalarına şahit olmuyorsunuz. Bilet fiyatı indirimleri ile sizin kombineniniz değerinin düşürülmesi, forma dağıtılması ve bir dolu komedi.
NOEL'DE İDAM


Bundan tam 18 yıl önce bir Noel gecesiydi. Tabi o zamanlar Noel'in Hristiyan dünyası için simgelediği şey hakkında çok fazla bilgi sahibi değildik. 1989’un 25 Aralık'ında televizyonlarda gördüğüm bu iki ceset görüntüsü hayatımda gördüğüm ölü veya diri ilk idam mahkumuydu. Nicolae ve Elena Çavuşesku. Oyuncak bebekleri Romanya'nın artık onların kontrolden çıkması sonucu yakalandıktan sadece 3 gün sonra idam edildiler. 2 saat süren bir dava sonucu. Devlet düzenine karşı gelme ve ırkçılık suçlamalarıyla.

SPEED RACER

Matrix Üçlemesi'nden sonra yapımcılığını üstlendikleri "V For Vendetta" gibi bir başyapıt çıkartan Wachowski biraderler bu sefer 1960 tarihli bir Japon animesinin uyarlaması ile karşımızdalar. İlk gelen görüntüler filmin planları ile bir bilgisayar oyununun içinde hissetmemizi sağlayacak şekilde olacağı. Kadroda John Goodman, Susan Sarandon, Christina Ricci ve Lost tayfasının Jack'i Matthew Fox var. Aslında konu hafiften Amerikan ikinci sınıf ninja filmlerini andırıyor. Kardeşinin kaza yaparak öldüğü yarışlara birinci olmak amacıyla dönen yarışsever bir ailenin kahraman çocuğunun hikayesi. Trailer'ını izleyince açıkçası pek umut vermedi.
NORDIN AMRABAT
Hollanda futbolunun yeni genç yeteneklerinden. Aslında Ajax futbolcu fabrikasının bir ürünü olabilirdi ama çok genç yaşta yaşadığı sakatlık problemleri sebebi ile, onu yakın takibe alan Amsterdam ekibi scoutlarının ilgisini çekmedi. Futbol hayatına başladığı amatör lig ekibi SV Huisen takımı ile 2005-2006 yılında dikkatleri çeken Fas asıllı Hollandalı oyuncu, geçtiğimiz sene Almere kenti takımlarından FC Omniworld’e transfer oldu. Oynadığı 36 maçta performansını daha da geliştiren Amrabat bu sene başında VVV Venlo’ya katıldı. İçinde bulunduğumuz sezonda 6 gol ve 4 asistlik performansı ile takımının en etkili ismi olan Amrabat için Hollanda basını üç büyüğün sezon sonunda büyük bir yarışa gireceğini belirtiyorlar. Henüz 20 yaşında. Hollanda futbolunda genç oyuncu gündemini birinci sırada meşgul eden Ibrahim Afellay’ın izinden giden bir oyuncu daha. Onun gibi Fas-Hollanda vatandaşı. Van Basten Afellay’a yaptığı gibi onu da milli takıma kazandırmak için 2008 turnuvası öncesi hazırlık maçlarında aday kadroya davet edebilir.
ARSENAL TRANSFERİ KAPATTI
Arsene Wenger'in açıklaması. Fransız hoca ellerindeki kadronun Şampiyonluk yarışı için yeterli olduğunu ve bu yüzden Ocak ayı transfer döneminde yeni transferi düşünmediklerini kaydetti. Kolo Toure ve Emmanuel Eboue'nin ocak ayında Afrika Kupası maçları için takımdan ayrı kalmaları dışında hiç bi kadro problemi bulunmadığını belirten Wenger, Robin Van Persie'nin de takıma dönmesiyle hiç birsorunlarının kalmayacağını düşünüyor.
İlginç değil mi, geçen seneki gelirlerinin Emirates Stadı sayesinde şimdiden 1,5 kat arttıran bir kulüp devre arasında transfer yapmıyor. Sebebi Arsenal takımının yaş ortalamasına bakıldığında açıkça görülüyor. Gunners'ın scout ekibinin nasıl çalıştığını ciddi olarak merak edenlerdenim. Dolayısı ile Arsenal transfer yapsaydı bu büyük bir ihtimal adını ilk defa duyduğumuz bir oyuncu olacaktı.
24 Aralık 2007 Pazartesi
PENALTI GİBİ PENALTI (!)
Çoğu kimsenin bilmediği bir hadisedir, penaltının paslaşarak da kullanılabileceği. Zira penaltı da bir "free-kick" olduğundan top ileri doğru vurulması koşuluyla pas olarak da değerlendirebilir. Bunun çok güzel bir örneği aşağıdaki linkte. Daha önce bir pas yapılanı çok görmüştüm ama iki pas yapılanı görmemiştim. 1982 yılında Jesper Olsen ve Johan Cruijff'un Helmond Sport karşısında attıkları penaltı.
http://video.google.com/videoplay?docid=435469304045317598&hl=nl
VICTORIA BİZE SOL BEK YAPSANA

Daily Mirror'ın haberi. David Beckham 8 yaşındaki oğlu Brooklyn'in şimdiden top sektirmede rekorunun 64 olduğunu ve çok güçlü bir sağ ayağı olduğunu ileri sürmüş. Anlaşılan Posh Spice’ın görevi İngiltere milli takımı’na futbolcu üretmek. Hani çok çocuğu olanlara “çocukları toplasan bir takım yaparsın” derler ya o hesap. Hoş scientology’de böyle top sektirme, sağ ayak içi plase gibi işler caiz mi bilemiyoruz. Kankaları Tom Cruise olaya ne tepki verir tartışılır.
Ufak bir not, eğer İngiliz futbolunun geleceği top sektirmeyle belirleniyorsa ben de 10 yaşlarında 92 sektiriyordum. Division 3’den başlamaya hazırım.
SIRADA TOSUN PAŞA MI VAR?

Uzak doğu ve Latin sinemasının başarılı örneklerine el atıp iç etme merakı Hollywood'un elinde nice güzelim filmi harabe haline getirdi. İlk aklıma gelenler Vanilla Sky, The Grudge gibi denemeler. Şimdi sırada Ringu ve Grudge'ın izinden giden "The Eye" var. Bize göre Ringu serisinden bile daha iyi bir film olan Japon sinemasından çıkma filmin Hollywood uyarlamasının başrolünde Jessica Alba’nın oynayacağını öğrenmek bile filmin ne menem bir şey olacağını anlamamıza yetti. Film görme yetisini kaybetmiş bir kızın bu yetiyi tekrar kazanmak için ameliyat olması üzerine kurulu.
Bir ara Hollywood’un “Oldboy”u da uyarlayacağı ve Dae-su karakterinin Amerikan şubesini Vin Diesel’in canlandıracağı dedikoduları dolaşıyordu ki, bu haber bünyelerde Los Angeles’daki dev Hollywood yazısının “o” harflerinin içine bomba koyup tüm büyük film şirketlerini havaya uçurma isteği doğurmuştu.
İLK DEVRE RAPORU

Sevindirici ama aynı zamanda şüpheyle bakmayı gerektirecek bir durum var. Bir Anadolu takımı ilk yarıyı lider kapadı. Kendi evinde %100’lük bir galibiyet oranı ile. Bunun bizi sevindiren bir kaç yanı var. Birincisi Avrupa Kupaları’na devam eden iki takımımızın Sivasspor’un altında yer almaları. Futbolda elbette futbolcunun sahada iken başka bir maçı düşünmesi pek rastlanan bir durum değildir. Ama konsantrasyon dağılmasına sık sık rastlanır, Şubat ayı geldiğinde Fenerbahçe ve Galatasaray özellikle de Fenerbahçe dikkatini Kapıkule’nin ötesine kaydıracağından Sivasspor bundan kazançlı çıkacaktır. İlaveten fikstüre dikkat eden var mı bilmiyoruz ama Sivasspor ligin 3 büyüğünün tümü ile Sivas’ta oynayacak. % 100 galibiyet serisini sürdürürler mi bilemiyoruz, çekincemiz Sivas’ın İstanbul’daki maçlarda genel performansının zaman zaman çok altına düşmesi. Son çekincemiz de kulübe. Bülent Uygun ilginç bir profil. Mourinho’nun alaturka versiyonu gibi. Onun gibi itici geliyor bir çok kişiye ama bunun sebebi doğal hali değil, yaptığı gereksiz çıkışlar. Mehmet Yıldız üzerine yaptığı konuşmalar, “bizim amacımız şampiyonluk değil, sezon başı kümede kalmayı hedefliyorduk” açıklamaları, basın toplantısına aile üyelerini getirmesi. Garip bir adam. Eğer takım bocalarsa işleri yoluna koymak yerine her an mazeret üretecek bir hoca izlenimi veriyor. Halbuki çok iyi bir gidiş yakaladı.
Fenerbahçe Şampiyonlar Ligi maratonu bitince aradaki 7 puanlık farkı bir kaç haftada eritti ve lideri yakaladı. İsteyince elde edebilecek yapıda bir kadro yapısı var Fenerbahçe’nin. Zaten Şubat ayı psikolojisinin sebebi de bu olacak. Futbolcuların neyi daha çok isteyeceği. Dolayısı ile Fenerbahçe Şampiyonlar Ligi’ne veda ederse lige ağırlığını koyup son düzlüğe iddialı girecektir. Tabi herkesin kafasındaki soruyu da sormak gerek. Semih Şentürk bu formu 2008 Haziranına kadar sürdürecek mi? Zira Nihat’ın formu da göz önüne alındığında 2008’in en sürpriz forvet ikilisine sahip olabiliriz Avrupa Şampiyonası’nda.
Galatasaray’da durum biraz karışık. Kimse takımda ne olacağını bilmiyor. Kalli’nin taktik hataları. Sakatların durumu. Hakan Şükür meselesi. Ümit Karan’ın neden kulübeden bir türlü sahaya sokulamaması. Asrın transferi olarak nitelendirilen Lincoln’ün sezon sonuna kadar kaç maç oynayabileceği. Devre arasında yapılması beklenen operasyon. En önemlisi de Galatasaray’ın önümüzdeki 3-4 yıl için planının ne olduğu. Feldkamp 74 yaşında. 4 yıllık bir plan çerçevesinde sürekli takımın başına olacağını düşünmüyoruz. Hasta olduğu zaman takımın başından ayrı kaldığı ortada. Galatasaray Gençlerbirliği Oftaş karşısında maça çıkmayıp 3-0 hükmen mağlup olmayı engellemek için lütfen sahaya gelen bir takım gibiydi.
Beşiktaş geçen senelere oranla aslında ligden henüz kopmuş değil. Geçtiğimiz senelerde ilk yarının 15. haftasında siyah beyazlı takım bir sonraki senenin yapılanması ile uğraşıyordu. Şimdi biraz daha iyi durumdalar. Yerinde yapılacak bir iki transferle ikinci yarı ağırlıklarını koyacaklardır. Tabi Sinan Engin isimli acaip futbol kişiliği müthiş çıkışlarını yapmazsa. Şunu da belirtmek lazım Tello bu sezonun en iyi 2-3 transferinden birisi. Bu kadar dik, net ve sonuca yönelik oynayan bir oyuncuyu en son Franck Ribery’den hatırlıyoruz. Şili’li oyuncu yan pas denen şeyi bilmiyor gibi. Oyununu göze hoş getiren de bu.
23 Aralık 2007 Pazar
ÇEYİZLER AÇILSIN BEYAZ MENDİLLER ÇIKSIN

Geçen sene son düzlükte kaybedilen şampiyonluktan sonra Katalanlar bu gidişle son düzlüğü de göremeyecekler gibi. Real Madrid'e 1-0 kaybettiler. İkinci yarı Schuster Barca'yı Bernabeu'da ya yer, ya da....yer. 10 puan demek lazım puan farkına. Her şeyi bir kenara bıraktım yüzyıllar sonra (!) Barcelona kentinin üvey evladı, afilli delikanlıların ensesine yapıştı. Espanyol Barca'nın sadece 1 puan gerisinde. En son ne zaman Barcelona'nın üstünde yer almışlardı hatırlamıyoruz. Bildiğimiz şu Franklin Edmundo Rijkaard krediyi bitirdi. Kanuni takibe gitti. İhtarnamesi yakında eline gider. Durumu 1-2 aya düzeltemezse de Amsterdam'daki evine dönüp
yemeklerde tapas yerine waffle yemeye başlar.
RONALDO NE DİYORSA O

Portekizlinin 2006-2007 sezonunun başından beri attığı gollerin 36'sı Manchester United'ın galip geldiği 27 maçta gelmiş. 3 golünü United'ın berabere kaldığı 3 maçta atmış. Şimdi ilginç bir istatistik var. Aynı süre zarfında Manchester United'ın kaybettiği maçlarda Ronaldo'nun golü yok. Yani Ronaldo durunca Manchester United da duruyor. Ya da tam tersi. Kırmızı Şeytanlar için ne kadar önemli bir oyuncu olduğunun kanıtı. Bugün United Everton'ı konuk etti. 2-1 kazandılar.Biri 88. dakikadaki penaltı olmak üzere 2 gol de Portekizli'den. 2008 Avrupa Şampiyonası'nda Fatih Terim'in grup müsabakalarında en fazla başını ağrıtacak oyuncu olacaktır.
KUZEY LONDRA RAPORU

Tottenham son yıllarda olmadığı kadar iyi oynadı Arsenal deplasmanında. 70 ve 76. dakikalar arası zaten Emirates’de maçın kaderi belirlendi. Önce Robbie Keane’in Almunia’ya teslim ettiği penaltı ve ardından, Nicklas Bendtner’in “oyuna giriyorum golümü atıyorum” hareketi olmasa Juande Ramos kendisine sezon sonuna kadar yetecek krediyi sağlayabilirdi. Ama olmadı. En azından Spurs sevenler olarak White Hart Lane’deki maçta işlerin daha farklı olacağını düşünüyoruz. 2-1’lik mağlubiyeti cok büyütmemek lazım.
21 Aralık 2007 Cuma
YÜRÜYEDUR MİLLİYET

Tamam bu blogdan defalarca Doğan Grubu'na dokundurduk. Ama her gün kendilerini aşıyorlar. Milliyet'in saat 17:48 itibarı ile internet sayfasının girişi, merak etmeyin biraz üstte de
"yılın sarhoşları" ve "Hollywood'un estetik mucizeleri" konulu fotoğraflar var. Kendilerini kasmayıp
her gün Tinto Brass'ın bir filmine link versinler de boşuna maske takmasalar. Onlar da
rahatlasın biz de.
KISACA TÜRKİYE'Lİ DESEK

Fenerbahçe kulübünü ziyaret etmiş. Beşiktaş'ın hatıra defterine bir şeyler yazmış. Galatasaray'a da sempatisi varmış. Bugün de Trabzon Lisesi'ni ziyareti ve sözleri üzerinden Trabzonspor'lu olduğu konuşuluyor KATÜ'lü bir öğretim görevlisi tarafından. Bir ara "hangi takımlısın?" şeklindeki sorulara "milli takımı tutuyorum" diyenlerin aklından şüphe ederdim, "bunlar nasıl futbolsever" diye. Ama artık bu görüşe tek uyacak insanın Mustafa Kemal Atatürk olduğunu düşünmeye başladım. Kulüpler Ata'nın tuttuğu takım üzerinde yıllardır tartışıyorlar ve bu artık kabak tadı verdi. Dünyanın yetiştirdiği ve Türk ulusu açısından anlamı bu kadar yüce olan bir insanın bırakın da Milli Takımı tuttuğunu kabul edip ismi üzerinde ucuz rantlar peşinde koşmayalım. Çünkü belirleyemeyeceğiz. Açık. Komik oluyor.
CARLOS QUEİROZ'UN GÖR DEDİĞİ

Sir Alex Ferguson'un yardımcısı Prof. Carlos Queiroz'un 6 ay önce dikkatini çeken ve son 3 haftadır Manchester United'la birlikte antrenmanlara çıkarak denene Angola'lı forvet Mateus Alberto Contreiras Goncalves, kısaca Manucho, Kırmızı Şeytanlar'la 3 yıllık sözleşme imzaladı. Fergie'nin 3 hafta ondan etkilenmemize yetti, uzun boylu ve çabuk bir forvet" olarak nitelediği oyuncu Angola Ligi'nin Petro Athletico takımı formasıyla son 2 yıldaki gol kralı. 2008 Afrika Uluslar Kupası'nda da Angola forması altında izleyeceğimiz oyuncu 24 yaşında. Ocak ayında
takıma katılacak futbolcu için çalışma izni beklenecek.
01011001

Hollandalı garip adam, aşmış müzisyen Arjen "Ayreon" Lucassen, beklediğimiz gibi az rastlanır bir album ismiyle, son eserini piyasaya 25 Ocak’ta sürüyor. Promo’su elimizde. Lucassen albümlerinin tipik özelliği çift disk özelliği bu albümde de korunmuş. Dinleyip izlenimleri aktaracağız. Lucassen’in albümü “new epic rock opera” olarak lanse ediliyor.
Ayreon'un benzer bir efsane eseri için. Human Equation.
GOONERS OR YIDS

İngiltere liginde heyecanın yüksek olmadığı bir hafta hatırlıyor musunuz? Bu seferki için yüksek kelimesi de az geliyor. Kuzey Londra derbisi. Juande Ramos hafta içindeki Carling Cup zaferinden sonra taraftarların kalbine uzun bir süre kalkmamak üzere oturma amacında. Tabi ortada bir de Emirates stadında Arsenal’in büründüğü “pas manyağı” takım profili var. İlginç olan bu iki takımın çok değil 2 hafta sonra Carling Cup yarı finalinde iki kez daha birbirlerini yoklayacakları. Gönlümüz Tottenham'dan yana elbet. Ama ben Ramos'un yerine Türk usulü konuşayım, "Arsenal'in gücü belli, Emirates'e puan ya da puanlar almaya geliyoruz, biz de boş takım değiliz. Elimizden gelenin en iyisini sahaya yansıtıp burdan White Hart Lane’e başımız dik dönmeye çalışacağız”
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)






