<?xml version='1.0' encoding='UTF-8'?><?xml-stylesheet href="http://www.blogger.com/styles/atom.css" type="text/css"?><feed xmlns='http://www.w3.org/2005/Atom' xmlns:openSearch='http://a9.com/-/spec/opensearchrss/1.0/' xmlns:georss='http://www.georss.org/georss'><id>tag:blogger.com,1999:blog-1317836566512638841</id><updated>2009-12-10T13:15:01.904+01:00</updated><title type='text'>Flying Dutchman</title><subtitle type='html'>"It is an art in itself to compose a starting team, finding the balance between creative players and those with destructive powers, and between defence, construction and attack – never forgetting the quality of the opposition and the specific pressures of each match" 

Rinus Michels</subtitle><link rel='http://schemas.google.com/g/2005#feed' type='application/atom+xml' href='http://vliegendenederlander.blogspot.com/feeds/posts/default'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1317836566512638841/posts/default/-/Sercan+Akan'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://vliegendenederlander.blogspot.com/search/label/Sercan%20Akan'/><link rel='hub' href='http://pubsubhubbub.appspot.com/'/><author><name>Flying Dutchman</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02374702096591718850</uri><email>noreply@blogger.com</email></author><generator version='7.00' uri='http://www.blogger.com'>Blogger</generator><openSearch:totalResults>17</openSearch:totalResults><openSearch:startIndex>1</openSearch:startIndex><openSearch:itemsPerPage>25</openSearch:itemsPerPage><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1317836566512638841.post-6118391431056337307</id><published>2009-08-31T16:18:00.000+02:00</published><updated>2009-08-31T16:20:05.176+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Nostalji'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Sercan Akan'/><title type='text'>2 EFSANENİN DOĞUŞU</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_o3Pu7je179A/SpvbdKUdtXI/AAAAAAAANw4/0unZjZ7zNys/s1600-h/2.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 315px; height: 234px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_o3Pu7je179A/SpvbdKUdtXI/AAAAAAAANw4/0unZjZ7zNys/s400/2.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5376131874229695858" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Anlatacağım hikayenin kahramanları Altaylı ancak başlıktaki efsaneler, Türk futbolunun bir dönemine damgasını vurmuş ve o zaman futbol oynayan Altaylıların bugün dahi final maçında kurayla kazandıkları kupayı büyük bir gururla anlatmasını sağlayan Göztepe ve yine aynı şekilde geçmiş zamanlarda büyük bir taraftar kitlesi olan ve FC Barcelona'nın da kardeş kulüp seçtiği Altınordu.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;Öncelikle şunu belirteyim ki &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Altınordu&lt;/span&gt;'nun resmi sitesine girdiğimde benim anlatacağımdan çok farklı bir kuruluş hikayesi gördüm.Ben yine de kaynağıma güveniyorum.1923 yılında cumhuriyet kurulduktan sonra Altay takımı, sporcuları ve yöneticileriyle beraber Ankara'ya ziyaret düzenliyorlar. Takımla beraber hatıra fotoğrafı çekilecekken kravatsız futbolcular olduğunu gören yöneticimiz, onları uyarıyor ve Altay adabından bahsediyor. Bu futbolculardan biri de kaptan Hamit ve kaptan bu uyarıya çok alınıyor. Daha sonra yönetimden başka kişilerle yaptığı konuşmalarda kendisine arka çıkılmadığını gören Hamit, takımdan bazı arkadaşlarını da yanına alıp İzmir'e dönüşte Altınordu Spor Klübü'nün kuruluşuna önayak oluyor. Altınordu kurulduktan kısa süre sonra vali tarafından isim değiştirip Üçokspor adıyla mücadele etmeye zorlanıyor. Tekrar kendi ismine kavuştuktan sonra ise tüm İzmir'e hitap etmeye başlıyor ve İzmir'in en çok taraftara sahip kulubü oluyor. Gerçekten de şu an İzmir'de 40 yaşın üzerinde olan futbol izleyicilerinin çoğu  bir dönem Altınordu'yu desteklemişler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_o3Pu7je179A/SpvbxQ_JYjI/AAAAAAAANxI/KYLZiMVk7FU/s1600-h/3.png"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 400px; height: 400px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_o3Pu7je179A/SpvbxQ_JYjI/AAAAAAAANxI/KYLZiMVk7FU/s400/3.png" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5376132219616715314" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;Gelelim ikinci hikayemize.Sene 1925 aylardan Haziran. O zamanlar GSM operatörleri olmadığından süper lig yok. Osmanlı Bankası sponsorluğunda İzmir mahalli ligi oynanıyor. Altaylı taraftarlar da takımlarını desteklemek için Gül Sokak'ta toplaşıp 4 otobüsü doldurmuşlar, artık deplasman Aydın mıdır yoksa Bornova mıdır bilemiyorum yola çıkıyorlar.Hava çok sıcak,maksimum hız saatte 10 kilometre, otobüslerde klima yok, Adi Dassler henüz clima cool teknolojisini üretmemiş.Hal böyle olunca sinirler de gergin oluyor tabi ve yolda öndeki iki otobüsle arkadaki iki otobüs arasında kavga çıkıyor.-Hikayeyi yaş olarak büyük Göztepeli ve Altaylı kişilere onaylatmama rağmen kavganın sebebini öğrenemedim.- &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Bu kavga sonucunda arkadaki iki otobüsteki taraftarlar kafileden ve camiadan ayrılıp Güzelyalı'ya dönüyorlar ve takımdan bazı futbolcuları da yanlarına alarak Göztepe'yi kuruyorlar&lt;/span&gt;.Göztepe ilk kurulduğu yıllarda fazla varlık gösteremese de 40 lı yıllardan sonra isminden sıkça söz ettiriyor.Özellikle 60lı yıllardaki Fuar Şehirleri Kupası(UEFA)'nda yarı final oynayan takım bugün bile efsane olarak anılıp saygı görüyor ve tezahüratlarda anılıyor.Bugün zaten futbol ve taraftar deyince akla gelen ilk takımlardan biri İzmir'in sarı-kırmızısı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;by Sercan Akan&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1317836566512638841-6118391431056337307?l=vliegendenederlander.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://vliegendenederlander.blogspot.com/feeds/6118391431056337307/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='https://www.blogger.com/comment.g?blogID=1317836566512638841&amp;postID=6118391431056337307&amp;isPopup=true' title='10 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1317836566512638841/posts/default/6118391431056337307'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1317836566512638841/posts/default/6118391431056337307'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://vliegendenederlander.blogspot.com/2009/07/2-efsanenin-dogusu.html' title='2 EFSANENİN DOĞUŞU'/><author><name>Sercan Akan</name><email>noreply@blogger.com</email></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_o3Pu7je179A/SpvbdKUdtXI/AAAAAAAANw4/0unZjZ7zNys/s72-c/2.jpg' height='72' width='72'/><thr:total xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'>10</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1317836566512638841.post-976576753890508170</id><published>2009-07-03T15:57:00.009+02:00</published><updated>2009-07-03T19:42:32.316+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Bizden'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Sercan Akan'/><title type='text'>UYKUNUZU KAÇIRACAK SORU-2</title><content type='html'>&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_DNIpD-IdH6Y/Sk49XM-AJPI/AAAAAAAAAFM/Afp88WvTdZY/s1600-h/question-marks.gif"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5354284475817665778" style="margin: 0px 10px 10px 0px; float: left; width: 274px; height: 320px;" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_DNIpD-IdH6Y/Sk49XM-AJPI/AAAAAAAAAFM/Afp88WvTdZY/s320/question-marks.gif" border="0" /&gt;&lt;/a&gt; Malumunuz, ben Altay'ı tutan İzmirli bir taraftarım ve İstanbul dışında 3 büyük takımın taraftarının en çok olduğu şehir de İzmir'dir.Yıllardır akraba ve arkadaş çevreme sorar dururum 'Hayatınızda maçına gitmediğiniz, stadını bilmediğiniz takımı neden tutuyorsunuz?' diye ancak henüz bana yeterli gelen bir cevap alamadım.Sevinmek için sevmedik, asaletin yeter, mazinde bir tarih yatar gibi sloganları olan taraftarların sadece başarı için İstanbul takımlarını tutmadığını varsayıyorum ve siz sevgili blog okurlarına da soruyorum:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;İstanbul'da oturmayan ya da İstanbullu olmayan bir insan neden kendi şehrinin takımını değil de 'Üç Büyükler'i tutar ?&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Dip Not: Ayrıca İstanbul takımları sürekli üç büyük yok tek büyük var o da biziz gibisinden söylemlerle gündeme geliyorlar. Yanlışlık olmasın, Türkiye liglerinde isminin önünde Büyük lakabı olan tek takım vardır onun da &lt;a href="http://vliegendenederlander.blogspot.com/2009/02/buyuk-mu-kucuk-mu.html"&gt;hikayesini blogda anlatmıştık&lt;/a&gt;.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;by Sercan Akan&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1317836566512638841-976576753890508170?l=vliegendenederlander.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://vliegendenederlander.blogspot.com/feeds/976576753890508170/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='https://www.blogger.com/comment.g?blogID=1317836566512638841&amp;postID=976576753890508170&amp;isPopup=true' title='54 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1317836566512638841/posts/default/976576753890508170'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1317836566512638841/posts/default/976576753890508170'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://vliegendenederlander.blogspot.com/2009/07/uykunuzu-kaciracak-soru-2.html' title='UYKUNUZU KAÇIRACAK SORU-2'/><author><name>Sercan Akan</name><email>noreply@blogger.com</email></author><thr:total xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'>54</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1317836566512638841.post-670829525607020747</id><published>2009-06-29T07:37:00.000+02:00</published><updated>2009-06-29T07:38:02.785+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Genç Yetenekler'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Sercan Akan'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Futbol'/><title type='text'>BURAK ÇALIK</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_o3Pu7je179A/SkhS6RbBkII/AAAAAAAAMdU/0Rkuzh4QUJM/s1600-h/DSCF1997.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 349px; height: 262px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_o3Pu7je179A/SkhS6RbBkII/AAAAAAAAMdU/0Rkuzh4QUJM/s400/DSCF1997.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5352619318192476290" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;Bloga yazdığım ilk yazı olan Kartalspor-Altay maçından İzmir'e dönerken takımla aynı uçaktaydık.Futbolcular uçağın arka tarafında oturuyor, ben ise en önlerdeyim.İkram faslından sonra bir ara fırsat bulup arka tarafa bizimkilerin yanına gidiyorum. Erdal uçuş boyunca ayakta durup muhabbet ettiği için onun boş olan koltuğuna oturup Yasin ile biraz konuşuyorum. Diğerlerine de selam verdikten sonra Yasin'den inişte fotoğraf sözü alıp yerime dönüyorum.Uçak indikten sonra bizim futbolcular yavaş yavaş gelmeye başlıyor. Mehmet'i İsa'yı pas geçtikten sonra ileriden Yasin-Merter-Burak üçlüsünün geldiğini görüyorum. Bu Merter-Yasin ikilisi bizim altyapıdan yetişen ve yıllardır bizim takımda oynayan oyuncular olduğundan tercihim tabi ki onlarla fotoğraf çekilmek oluyor. O sırada yanımızdan geçen Burak'a -yaş olarak benden küçük- ' Burak şöyle güzel bir poz alsana' deyip fotoğraf makinesini veriyorum.Pozu çekildikten sonra da makineyi Burak'ın elinden alıp dışarı çıkıyorum. Orada Brezilyalı Tiago ile de bir poz çekilip babamın yanına gidiyorum. Babama olanları anlatıp &lt;span style="font-style: italic;"&gt;"Burak'la fotoğraf çekilmeyip ayıp ettim.Adam gün gelir de meşhur olursa pişman olurum&lt;/span&gt;" diyorum. Gülüyoruz.&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;Play-offlarda Burak'ın kaçırdığı gollerden sonra elendiğimiz maçtan beri futbolla ilişkimi kestiğimden dikkatimi çekmemişti.Son bir haftadır ne zaman gazetelerde bir Altay haberi olsa içinde mutlaka Burak'ın adı geçiyor. &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Pescara'da yabancı kulüpler tarafından da izlemeye alınmış&lt;/span&gt;.Yasin şu an boşta, Merter ise Kayserisporla sözleşme imzaladı. Ya ben futbolcudan hiç anlamıyorum ya da fotoğraf çekilmeyip çocuğun kısmetini açmışız.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;Burak önceki sene Baba Tahir-Kara Tren Ramazan-İmparator Orhan üçlüsünden oluşan futbolcu izleme komitesi tarafından keşfediliyor. Keşfediliyor diyorum ama zaten U-19 forveti olarak milli olmuş bir futbolcu. Daha sonra Tahir birkaç kez daha Erzincan'a gidip Burak'ı izliyor ve onu ikna edip Altay'a transfer olmasını sağlıyor. Lig öncesi oynanan TSYD kupası maçlarında bile şans bulamıyor.Çünkü Şehmuz gibi kalantor bir forvet, Brezilyalı Tiago ve Arjantinli Molina varken sıra ona gelmiyor. Ancak sezonun ilk maçı olan Kartalspor maçına Burak ilk 11 başlıyor. Sebebi de yabancıların lisanslarının maça yetişmemiş olması. Aslında büyük bir yönetim/menajer zaafiyeti olan bu olay Burak için adeta büyük ikramiye.Çıktığı ilk maçta 1 gol atıp 1 de asist yapıyor. Maçtan sonra formasını çıkarınca&lt;strong&gt; çiroz &lt;/strong&gt;tabir edilen zayıflıkta olan bir futbolcu olduğunu görüyoruz. Yapı ve stil olarak Tuncay Şanlı'ya benzediğini düşünüyoruz-kendisinin idolü de Tuncay imiş. Ben Tuncay'ı bize karşı olan davranışlarından ötürü sevmem ama kariyer olarak örnek alınacak doğru bir futbolcu -. Sonraları Burak çoğu maça ilk 11 çıkmaya başlıyor ve özellikle Alsancak'ta oynan maçlarda taraftardan büyük destek görüyor. Ceza sahasının içinde hızıyla adam geçebilmesi herkesi mest ederken kaçırdığı goller saç baş yolduruyor. Alsancak kafelerinde 'kepçe' lakabıyla nam saldığını da atlamayalım. Buradan rakip defans oyuncularına da tüyoyu vereyim,  Burak'ın en büyük özelliği ceza sahasının köşesinde aldığı topu ters ayağıyla(sol) çok atik bir şekilde sürebilmesidir.Yapacağı en ufak müdahelenin penaltıya sebep olacağını bilen defans oyuncuları onun karşısında kilitlenip kalıyor ancak yaptığı berbat ötesi vuruştan sonra nefes alabiliyorlar. &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Burak'ın bu sezon ligde 12 golü var ama karşıya karşıya kaçırdığı en az 72 gol vardır&lt;/span&gt;. Şehmuz'un Galatasaray'a attığı spektaküler gol gibi Burak'ın da Güngören Bld.'ye attığı uçan tekme-vole karışımı tam köşeye giden harika bir golü var. Kasımpaşa maçının 107. dakikasında tüm yarı sahayı deparla geçip kaleciyle karşı karşıya kalması da hızının ve gücünün bir kanıtı. Ama golü atamadı tabi.&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Umarım son vuruşlardaki beceriksizliğini giderebilir.Eğer bunu başarabilirse geleceğin büyük forvetlerinden biri olacağını şimdiden söyleyebilirim.Son olarak da buradan Burak'a seslenmek istiyorum: "&lt;span style="font-style: italic;"&gt;Benimle fotoğraf çekilmeden Manchester'e gitme&lt;/span&gt;"&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;by Sercan Akan&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1317836566512638841-670829525607020747?l=vliegendenederlander.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://vliegendenederlander.blogspot.com/feeds/670829525607020747/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='https://www.blogger.com/comment.g?blogID=1317836566512638841&amp;postID=670829525607020747&amp;isPopup=true' title='5 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1317836566512638841/posts/default/670829525607020747'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1317836566512638841/posts/default/670829525607020747'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://vliegendenederlander.blogspot.com/2009/06/burak-calik.html' title='BURAK ÇALIK'/><author><name>Sercan Akan</name><email>noreply@blogger.com</email></author><thr:total xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'>5</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1317836566512638841.post-4457230127915853950</id><published>2009-05-19T15:12:00.010+02:00</published><updated>2009-05-19T16:56:25.395+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Sercan Akan'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Futbol'/><title type='text'>PLAY-OFF SERÜVENİ</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_o3Pu7je179A/ShLHxS6MrFI/AAAAAAAAMNw/ANqpE7T3thk/s1600-h/1.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 400px; height: 283px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_o3Pu7je179A/ShLHxS6MrFI/AAAAAAAAMNw/ANqpE7T3thk/s400/1.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5337548158090914898" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Boluspor - Karşıyaka maçından başlayalım.Okul sebebiyle bu maça gidemeyecektim ancak gitmek isteyenlere de &lt;strong&gt;biletler tükenmiştir &lt;/strong&gt;dendiğini duyunca şaşkınlığımı gizleyemedim. Karşıyaka taraftarını da Bolu taraftarını da biliyorum ancak açıkçası ilk maçın kapalı gişe oynanacağını tahmin edememiştim. İki takımın taraftarlarını da tebrik ediyorum. Sahadaki futbol ise tribünlerdeki güzellikle paralel değildi. İki takım da tutuk bir maç çıkardı ki oldukça doğaldır. Çünkü tek maçlarda yenilecek bir golün telafisi çok zor. Yıllar önce, Galatasaray'ın San Siro'da harika oynadığı ancak Abbiati'yi geçemediği bir Milan-Galatasaray maçından sonra Galliani '&lt;span style="font-style: italic;"&gt;Bugün sahada küçük bir Milan, büyük bir Abbiati vardı&lt;/span&gt;' demişti.Bu maçta sahada küçük bir Karşıyaka yoktu ancak çok büyük bir Kerem İnan vardı. Yaptığı kurtarışlarla takımını finale yükseltti ve eminim sezon içinde yaptığı tüm hataları affettirmiştir.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;Kasımpaşa - Altay maçında biraz geç de olsa yerimizi aldığımızda anlam veremediğim bir şekilde heyecansızdım. Teknik direktör yine kendisinden başka hiçkimsenin anlam veremediği oyuncular ve taktikler deniyordu ve adeta belalımız olan Erhan Küçük 3 metre uzağımda sert ve isabetli ortalar kesiyordu. İlk yarı bitip futbolcular soyunma odasına giderken ben maça ısınmaya başlamıştım ve heyecanım artmıştı. İkinci yarıya Altay kapanarak, Kasımpaşa ise gol bulmaya çalışarak başladı. Kasımpaşa sağ bekinin kendi yarı sahasının ortalarından diktiği topa kafa vurmayıp arkasına sektiren sağ bekimiz sayesinde Erhan Küçük'ün ayağından muhteşem bir gol izledik. Ben tamam artık &lt;em&gt;bu iş biter, biz de gidip Hedo'yu destekleriz&lt;/em&gt; diye düşünürken sağ kanattan Yasin'in sezon boyunca açtığı tek düzgün ortaya vuramayan Burak sayesinde Kasımpaşalı oyuncu topu ağır çekimde kendi kalesine gönderdi. Geride kalan dakikalar için ahkam kesersem yalan söylemiş olurum çünkü bizim ataklar dışında pek izlemedim. Tribün giriş kapısının orada jandarmalarla muhabbet etmeyi maça tercih ettim. Kasımpaşa'nın 90+4 te kaçan bir golü olduğunu seslerden anladım ve uzatmaya geçilen arada bizim tribünden teyit ettirdim. İlk uzatmanın başında Burak harika bir deparla getirdiği topu gol yapamayınca maçın da gidişi belli oldu aslında. Maçtan sonra çoğu kişi bana 120+1 deki Kasımpaşa golünü sordu ancak tahmin edeceğiniz gibi ben o golü de görmedim. Gol bağırışlarını ve düdük sesini duyunca hemen cep telefonumu çıkarıp 112 yi tuşluyordum ki komutanlardan biri '&lt;span style="font-style: italic;"&gt;yok yok gol iptal&lt;/span&gt;' dedi.Yine de gol ile ilgili söylenebilecek bazı şeyler var. Öncelikle hakem henüz korner atılmadan faulu vermiş. Yani aslında atılan bir gol yok. Fakat tribünden ve televizyondan izleyenler hiçbir faul göremediklerini söylediler. Penaltı atışları için aynen iki sene önce olduğu gibi uzak kale tarafı seçildi. Kalede yine Gökhan vardı ve biz aynı perspektifte aynı şekilde aynı takıma mağlup olduk. Ne yalan söyleyeyim çok da üzülmedim.16 yıldır bu takımın maçlarına gidiyorum, düzinelerce futbolcu gelip geçti, ancak hiçbir kadro düzgün bir final maçı oynayamadı. Havasından mı suyundan mı renginden mi bilemiyorum.Türkiye'de en çok play off'a kalan takım olup bir kere bile kazanamamış olmamız da bunu destekliyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_o3Pu7je179A/ShLHw5zV9JI/AAAAAAAAMNk/4JAgmu-kZDI/s1600-h/2.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 400px; height: 285px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_o3Pu7je179A/ShLHw5zV9JI/AAAAAAAAMNk/4JAgmu-kZDI/s400/2.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5337548151351276690" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Final maçı için Karşıyaka umutluydu, Kasımpaşa ise güçlü.Fakat Reha Kapsal şans faktörü (çok büyük bir sayıdır) Karşıyaka'nın yanında olduğu için kimse Kasımpaşa'yı mutlak favori gösteremiyordu.Ne şansı diyenler için şöyle açıklayayım: Reha Kapsal ikinci ligde Altay'ı &lt;em&gt;şampiyon yaptığı sene 34 maç boyunca Ramazan Kurşunlu topu diksin, Sinan Kaloğlu topla beraber tüm defansı çalımlasın, hatta günüdeyse kaleciyi çalımlasın ve maçı kazanalım&lt;/em&gt; taktiğiyle takımı sahaya çıkardı. Herneyse, Karşıyaka henüz 2. dakikada Ferhat'ın golüyle öne geçti.Karşıyakalıların gol sevincinin uzaydan bile görülebildiği dedikoduları yayıldı. İlk yarıyı 1-0 önde kapattıktan sonra artık Karşıyaka'nın maçı vermeyeceğini düşünüyordum. Hatta arkadaşa, '&lt;span style="font-style: italic;"&gt;Kasımpaşalı oyuncu kaleciyi çalımlasa bile 10 bin kişi sahaya iner, topu taca attırır sonra da tribüne çıkıp destek vermeye devam ederler, yine de golü yemezler&lt;/span&gt;' demiştim.Dile kolay 14 sene bekledikten sonra son 45 dakika. Bilmeyenler için söyleyeyim, Karşıyakalıların hemen hepsi sadece Karşıyakalıdır. Yani öğlenki Karşıyaka mağlubiyetinin üzüntüsüne akşam üç büyük takımdan birinin galibiyeti ile teselli bulmazlar. Ama olmadı. Tribünde değil, sahada güçlü olan kazandı ki futbolun kuralı da budur.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;Şampiyon Kasımpaşaspor'u tebrik ediyorum.Diğer takımlar ve taraftarları için hayat devam ediyor.Bu yaştan sonra takım değiştirecek halimiz yok.Gücümüz elverdeğince yine deplasmanlara gideceğiz ve sevinci ve üzüntüyü paylaşmaya devam edeceğiz.Son olarak eklemek istediğim bir şey var. İzmir takımlarına yazık oldu ancak Mahmut Özgener aklandı. Maçlar başlamadan önce Altay'ın çıkarılacağını ima eden yazarlardan bir haftadır çıt çıkmıyor. Bu ülkede çamur at izi kalsın mantığı devam ettikçe ilerlemek imkansız.&lt;br /&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Manisaspor, Diyarbakırspor ve Kasımpaşaspor'a Süper Lig'de başarılar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;by Sercan Akan&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1317836566512638841-4457230127915853950?l=vliegendenederlander.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://vliegendenederlander.blogspot.com/feeds/4457230127915853950/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='https://www.blogger.com/comment.g?blogID=1317836566512638841&amp;postID=4457230127915853950&amp;isPopup=true' title='5 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1317836566512638841/posts/default/4457230127915853950'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1317836566512638841/posts/default/4457230127915853950'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://vliegendenederlander.blogspot.com/2009/05/play-off-seruveni.html' title='PLAY-OFF SERÜVENİ'/><author><name>Sercan Akan</name><email>noreply@blogger.com</email></author><thr:total xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'>5</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1317836566512638841.post-8112202992893386427</id><published>2009-05-12T11:30:00.000+02:00</published><updated>2009-05-12T11:30:00.538+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Gezi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Sercan Akan'/><title type='text'>İNTERRAİLCİNİN SEYİR DEFTERİ-2 İKİ YIL SONRA</title><content type='html'>&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_DNIpD-IdH6Y/SgAQzRCixuI/AAAAAAAAAD8/53OXNQg6PTM/s1600-h/10070425-faust-by-johann-goethe.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5332280431740110562" style="margin: 0px 10px 10px 0px; float: left; width: 200px; height: 320px;" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_DNIpD-IdH6Y/SgAQzRCixuI/AAAAAAAAAD8/53OXNQg6PTM/s320/10070425-faust-by-johann-goethe.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_DNIpD-IdH6Y/SgAPQebb6HI/AAAAAAAAADk/qSnEaxykfoE/s1600-h/%C3%84%C2%B1ce.jpg"&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://vliegendenederlander.blogspot.com/2009/04/interrailcinin-seyir-defteri-1-pariste.html"&gt;Interrailcinin Seyir Defteri-1&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;Üniversiteye başlar başlamaz arkadaşlarımı ikna etmeye çalıştığım interrail olayı pek çok kişi gibi onlara da pek gerçekçi gelmemişti.Bense tek gördüğüm yer olan Paris'i anlata anlata bitiremiyordum.İkna çalışmalarının çıkmaza girdiği yerlerde, erkekler için kapalı savunmayı açan üç Messi gücündeki "Abi Avrupa'da kızlar teklif ediyormuş.' cümlesini kurup olayı &lt;em&gt;hem gol hem penaltı olm daha ne istiyorsun&lt;/em&gt; şekline sokarak kafa karıştırıp kendime çıkar sağlamakta da bir sakınca görmemiştim.Çalışmalarım nisana doğru sonuç verdi ve dırdırımdan bıkan arkadaşımla beraber ağustos sonu için Almanya bileti aldık.Yuh birader naptınız diyenleri duyar gibiyim.Eğer bileti alıp işi kesinleştirmesek, her daim boş olmaktan dert yanan benim arkadaşlar ağustosa mutlaka bir iş icat edip gelmekten cayarlardı.Ağustos gelip de gitme vakti yaklaşınca işin ciddi olduğunu anlayan bir arkadaşı daha uçak biletine fazladan bir deste euro vererek transfer ettik ve vize için Alman konsolosluğunun kapısına dayandık.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_DNIpD-IdH6Y/SgAROcq4VCI/AAAAAAAAAEE/B-b5OiuPb4A/s1600-h/schengen.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5332280898718553122" style="margin: 0px 10px 10px 0px; float: left; width: 275px; height: 185px;" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_DNIpD-IdH6Y/SgAROcq4VCI/AAAAAAAAAEE/B-b5OiuPb4A/s320/schengen.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;Gitmeden önce Goethe'nin tüm eserlerini okuduğumdan için rahattı.Hatta zorda kalırsam 'ışık, daha fazla ışık' demeyi planlamıştım.Fakat bunların hiçbirine ihtiyaç kalmadı.Tarihi geçmiş yeşil pasaportu görüp benim sıkı bir Proustsever olduğumu anlayan vize memuru zorluk çıkarmadan beni gönderdi.Arkadaşıma ise 'kardeşin nereli', 'baban ne doktoru' gibisinden ipe sapa gelmez sorular sorarak ter döktürdüler.Hiçbir kişisel hırsı olmayan çocuk o gün bugündür Alman firmalarından alacağı teklifleri reddetmek için yaşıyor.Bütün belgeleri tamamladıktan sonra don, gömlek ve çerezden oluşan sırt çantamızı da hazırlayıp Adnan Menderes'e gittik-diğerlerini yeri geldikçe anlatacağım.Biletimizi low-cost airline tabir edilen ucuzcu bir firmadan aldığımızdan bagaj konusunda problem yaşayacağımızı tahim etmiştim ancak yanılmışım.Sıkıntı aprona açılan kapıda adeta vücut bulmuştu.Sebebi de uçaktaki koltukların içeri girdikten sonra dans yarışmalarındaki gibi önce oturan tarafından kapılacak olmasıydı.Şu an düşündüğümde bunu dert etmek oldukça mantıksız geliyor ancak o gece ortam o kadar stresliydi ki bebekler dayanamayıp teker teker ağlamaya başlamışlardı.&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_DNIpD-IdH6Y/SgAQKRKKYDI/AAAAAAAAAD0/g0nzrOXvYhk/s1600-h/Cologne_Cathedral_And_Hohenzollern_Bridge,_Cologne,_Germany.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5332279727397429298" style="margin: 0px 10px 10px 0px; float: left; width: 320px; height: 240px;" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_DNIpD-IdH6Y/SgAQKRKKYDI/AAAAAAAAAD0/g0nzrOXvYhk/s320/Cologne_Cathedral_And_Hohenzollern_Bridge,_Cologne,_Germany.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;Altımızda şimşekler çakarken ve benim başım ağrıdan çatlamak üzereyken - çatlasaydı daha memnun olabilirdim- güzel Alman hosteslerle yaptığımız yolculuk süresince doğal olarak heyecanlıydık ve bu heyecan da çenemize vurduğu için pek uyuyamadık.Yağmurlu bir ağustos sabahı saat 6 sularında Köln-Bonn havaalanına indiğimizde bizi karşılayan havaalanı memuru interrailin ne olduğunu açıklamamı istediğinde kendimde olmadığımdan olsa gerek 'neden soruyorsun ki, bilmiyor musun ne olduğunu ?' dedim.'Bir kere de senden duymak istiyorum' cevabını alınca refleks olarak &lt;em&gt;seni seviyorum&lt;/em&gt; diyecektim ki beynim devreye girdi ve 'gör g.tüm yolları abi işte başka ne olacak' diyerek muhabbeti uzatmadan sıradan çıkma vizesini aldım.Havaalanının altındaki istasyondan trene atlayıp Köln'e gittik ve Amsterdam trenini beklerken hemen garın yanındaki büyük kiliseyi gezdik-adı Dome olabilir olmayabilir de.Hepimiz zeki çocuklar olduğumuzdan daha ilk sabahtan çantaların ne kadar büyük sorun teşkil edeceğini anladık ve paramızı hesaplı harcayıp gittiğimiz şehirlerde mat üstünde değil hostellerde yatmamızın ruh ve beden sağlığımız açısından çok faydalı olacağına karar verdik.Gara dönüp donut ve kahveyle kahvaltı ettikten sonra, yanlış trene binip ceza yememek için her gördüğüne soru soran beni, yaşlı bir Alman'dan 'bunu az önce kadına da sordun oğlum gerizekalı mısın nesin ?' şeklinde azar yerken gören bizim köftehorların neşesi de yerine geldi.Yaklaşık iki saatlik beklemeden sonra gelen Amsterdam treninin kabin ekibinden de nazik biçimde ayarımızı yedikten sonra elemanların ice adını verdikleri (intercity express) güzel trene binip kah uyuyup kay uyandırılarak Amsterdam'a vardık.Yolculuğun ilk ve en güzel kazığını buradaki turist ofisten yedik ancak onu da diğer yazıda anlatacağım.&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_DNIpD-IdH6Y/SgAPx90GwFI/AAAAAAAAADs/jcgl0N7u7D0/s1600-h/Germany_Deutsche_Bahn_gobeirne_inter_city_express_train.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5332279309887782994" style="margin: 0px 10px 10px 0px; float: left; width: 320px; height: 263px;" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_DNIpD-IdH6Y/SgAPx90GwFI/AAAAAAAAADs/jcgl0N7u7D0/s320/Germany_Deutsche_Bahn_gobeirne_inter_city_express_train.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Yazıyı Richard Trevithic'in meşhur aforizması ile bitiriyorum.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;"&lt;span style="font-style: italic;"&gt;Avrupa'da hiç böyle değil abi, trenler tam zamanında geliyor&lt;/span&gt;."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;by Sercan Akan&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1317836566512638841-8112202992893386427?l=vliegendenederlander.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://vliegendenederlander.blogspot.com/feeds/8112202992893386427/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='https://www.blogger.com/comment.g?blogID=1317836566512638841&amp;postID=8112202992893386427&amp;isPopup=true' title='5 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1317836566512638841/posts/default/8112202992893386427'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1317836566512638841/posts/default/8112202992893386427'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://vliegendenederlander.blogspot.com/2009/05/interrailcinin-seyir-defteri-2-iki-yil.html' title='İNTERRAİLCİNİN SEYİR DEFTERİ-2 İKİ YIL SONRA'/><author><name>Sercan Akan</name><email>noreply@blogger.com</email></author><thr:total xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'>5</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1317836566512638841.post-2634258770477460391</id><published>2009-05-07T20:00:00.001+02:00</published><updated>2009-05-07T21:07:15.559+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Nostalji'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Sercan Akan'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Futbol'/><title type='text'>İŞTE BİZ O GÜN TÜKENDİK</title><content type='html'>&lt;div&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_DNIpD-IdH6Y/SgLUTAVnDnI/AAAAAAAAAEk/bepxHeCzQXI/s1600-h/19999.bmp"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5333058331733331570" style="margin: 0px 10px 10px 0px; float: left; width: 320px; height: 227px;" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_DNIpD-IdH6Y/SgLUTAVnDnI/AAAAAAAAAEk/bepxHeCzQXI/s320/19999.bmp" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_DNIpD-IdH6Y/SgLT8CXPISI/AAAAAAAAAEc/kJZluyvQdYc/s1600-h/Ankara_19_Mayis_Stadium.jpg"&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;Belki de bir Kasımpaşa-Altay finali öngörmek için çok erken ancak hazır iki takım da play-off oynamayı garantilemişken, 2007 senesinde, üstüste iki yıl Altaylıların gözyaşlarına evsahipliği yapmış olan Ankara 19 Mayıs Stadı'nda olanların hikayesini anlatmak istiyorum .&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;2006 Haziranında ÖSS'ye girip üç ay boyunca boş yattıktan sonra Eylül ayında Ankara'ya giderek okula kayıt yaptırıyoruz.Sakaryaspor-Altay play-off final maçı dışında bir kez okulla bir kez de babamla gittiğim Ankara'ya karşı pek hoş duygular beslemiyorum fakat okulu oraya inşa ettikleri için bana da pek fazla seçenek kalmıyor.Ama korktuğum başıma geliyor ve Ankara'ya ve yurt hayatına alışmakta zorluk çekmeye başlıyorum.Alsancak Stadı'nda maç izlemeyi özlüyorum.Hazırlık okuduğum için dersler ağır değil.Durum öyle olunca da ayda bir ver elini İzmir diyorum.O seneki son kaçışımı Altay-Eskişehirspor maçına denk getiriyorum.Yanılmıyorsam Altay,Elazığspor ve Orduspor altıncı olabilmek için kapışıyorlar.Bir önceki hafta Altay'ın 85. dakikada bulduğu galibiyet golü ve Karşıyaka'nın Elazığspor'a 88.dakikada attığı beraberlik golü sayesinde avantaj Altay'da.Orduspor iki takımın da kaybetmesini bekliyor.&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;Karşılıklı ataklarla geçen maçta ilk yarının son üç dakikasına Altay iki, Eskişehirspor bir gol sığdırıyor ve bizimkiler soyunma odasına 2-1 önde gidiyorlar.İkinci yarının hemen başlarında Eskişehir bir gol daha buluyor.80. dakikaya kadar bariz Eskişehirspor hakimiyeti altında geçen maçın kaderi, o dakikadaki Altay kontratağıyla değişiyor.Boş kaleye vurmak yerine topu kaleciye nişanlayan forvet oyuncumuz takımına korner kazandırmanın mutluluğuyla uzun saçlarını düzeltirken, aklı hala gol bulmakta olan rakip takım oyuncuları kendi ceza sahalarına gitmeyi zul görüyorlar.Açılan ortada bomboş kalan Merter uzun boyunun da avantajıyla golü atıyor.Eskişehirspor kalecisi kime kızayım ben şimdi diye bakınırken ,bağrınacak adam bulamadığından olsa gerek,vazgeçiyor ve bu takımın jandarması ben miyim ulan bana ne hareketi yaparak az önce tükürdüğü eldivenini havlusuna silmeye gidiyor.Geri kalan dakikalar Altaylı taraftarların kalp hastalıklarına yakalanma riskini artırmaktan başka bir işe yaramayınca da takım play-off biletini kapıyor.Ben de Ankara'ya geri dönüp takımı beklemeye başlıyorum. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_DNIpD-IdH6Y/SgLV3MK4VcI/AAAAAAAAAE8/hl-jrzthLxg/s1600-h/19323.bmp"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5333060052896470466" style="margin: 0px 10px 10px 0px; float: left; width: 320px; height: 218px;" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_DNIpD-IdH6Y/SgLV3MK4VcI/AAAAAAAAAE8/hl-jrzthLxg/s320/19323.bmp" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Statü gereği ilk maçı ligi 3. sırada bitiren Malatyaspor ile oynayacağız.Maç günü Altaylı olan çok yakın bir arkadaşımla stada gidip babamın arkadaşlarıyla beraber gelmesini bekliyoruz.O sırada babam arayıp siz biletleri alın, gecikirsek sorun olmasın deyince biz de gişe bakınmaya başlıyoruz fakat nedenini bugün bile anlayamadığım bir şekilde gişedeki adam kapalı tribün biletini henüz satmıyoruz gibisinden birşeyler geveliyor.O sırada bizim taraftar grubu gelmiş, orada davul çalıp Ankaragücü taraftarlarıyla laflıyorlar.Hepsini sima olarak tanıyorum ama hiçbiriyle bir kez olsun konuşmuşluğum yok.O sırada uzun yıllardır tribünde gördüğüm ve liderlik de yapan bir abiyi durduruyorum.Tam biletleri nereden alacağız diye soracakken 'vayyy kardeşim naber ya' diyerek hal hatır sormaya girişiyor.'Usta tamam çok uzun zamandır o tribündeyiz de daha iki laf etmişliğimiz yok ne kardeşi? ' diyerek böyle güzel bir gönül adamını bozmanın kimseye faydası olmayacağını düşünüp iyiliğimi sağlığımı belirttikten sonra konuyu bilete getiriyorum.'Bekle kardeşim ya birazdan hallederiz bi de bilete para mı vereceksin?' cevabını alınca maçta görüşürüz diyerek yavaştan voltamı alıyorum.Gişeye dönüp biletçinin mantıksızlığını tümevarım yöntemiyle ispatlıyorum ve kapalı tribünden istediğim kadar bileti parasını vererek almaya hak kazanıyorum.Babamların da gelmesiyle stada giriyoruz.Bir önceki sene Sakaryaspor'dan dört yediğimiz maçta oturduğumuz yerlere oturup maçın başlangıç düdüğünü beklemeye başlıyoruz.İlk yarının ortalarında şansın da yardımıyla attığımız golle 1-0 öne geçip tüm gücümüzle savunma yapmaya başlıyoruz.Fakat bir sorun var.Pek bir gücümüz olmadığı için yaptığımız savunma da pek işe yaramıyor.Ali Uyanık'ın kurtardığı golleri, çizgi üzerinden çıkarılan iki topu ve şansımız sayesinde topun boş kaleye girmek yerine direklere çarptığı birkaç pozisyonu da ömrümüzün beş senesini vererek atlattıktan sonra finale kalıyoruz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Finaldeki rakibimiz Kasımpaşa, Diyarbakırspor'u 90+4. dakikada orta sahadan attığı frikik golüyle elediği an ben sevinçten havalara uçmuştum.Çünkü kendimi bileli Diyarbakırspor'a karşı galibiyetimiz yok.İzmir'de oynanan ve 90. dakikasına 2-1 Diyarbakırspor üstünlüğüyle girilen bir maçta son saniyede beraberlik golünü atınca UEFA kupasını almış kadar sevinmiştik.Hal böyle olunca da Kasımpaşa gözümüze çok daha cazip bir rakip olarak görünüyor. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_DNIpD-IdH6Y/SgLU2VGAqDI/AAAAAAAAAEs/ykfkiZ7KNlo/s1600-h/altayy+taraftar.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5333058938600466482" style="margin: 0px 10px 10px 0px; float: left; width: 320px; height: 211px;" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_DNIpD-IdH6Y/SgLU2VGAqDI/AAAAAAAAAEs/ykfkiZ7KNlo/s320/altayy+taraftar.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Final maçının vakti gelip çatıyor.Babam İzmir'den yollara düşüyor, ben ve arkadaşım formaları üstümüze geçirip dolmuşa atlayarak stada yollanıyoruz.Bizim takımın taraftarları Havaş tarafındaki kapıda konuşlanmış, zaman öldürüyorlar.Ben su almak için Havaş'ın kafeteryasına giderken bizim tribünden olmayan birkaç kişinin şakalaştığını görüyorum.İçerdeyken sesler yükselmeye başlıyor ve dışarı çıktığımda inanılmaz bir kavganın vuku bulmakta olduğunu anlıyorum.Biz tırsıp duvar kenarına geçerken kavga eden ekiptekiler birbirlerine beton saksıyla vuruyor, polis de duvarın ve demir parmaklakların arkasından 'hişşt ayrılın bakiim' diyerek kavgayı sonlandırmaya çalışıyordu.Az sonra Paris'e gidecek uçağa binip ertesi günün tamamını Musée d'Orsay ve Gustave Moreau' da harcayacak olan teyzeler ise tarif edilemez bir dehşete kapılıp birbirlerine sarılmışlar ve kapıları kilitleyip kendilerini bekleme salonun içine hapsetmişlerdi.Neyse ki kavgada kullanılan aletler gelişip otopark demirlerine dönüşürken bir dolmuş dolusu polis gelip kavga edenleri ayırdı da herkes rahat bir nefes aldı. Günün ilk ilginç olayını yaşadıktan sonra beklediğimiz taraftar otobüsünün stada ulaşmasıyla beraber tribün sırasına giriyoruz.Bundan önce geldiğim üç maçta da olduğu gibi ikinci kişiden sonra kapıdaki manyetik bilet okuyucu arıza çıkarıyor.Biz kendi aramızda geçen seneki mağlubiyeti ve uğur yapma taktiklerini konuşurken Ankaragücü başkanı Cemal Aydın ufukta beliriyor.Bizim taraftar artık Süper Lig'e çıkılacağından emin, 'Başkanım bize iki tane futbolcu verin Şampiyonlar Ligi kupasını Türkiye'ye getirmezsek adam değiliz' diyor bir tanesi.Fakat başkan aynı fikirde olmadığından olsa gerek, 'Siz önce çıkın da futbolcu işine bakarız.' diyerek yanıt veriyor.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_DNIpD-IdH6Y/SgLTXdnnAzI/AAAAAAAAAEM/4Zw8mnlA5So/s1600-h/2935.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5333057308801303346" style="margin: 0px 10px 10px 0px; float: left; width: 250px; height: 175px;" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_DNIpD-IdH6Y/SgLTXdnnAzI/AAAAAAAAAEM/4Zw8mnlA5So/s320/2935.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;Tribünden içeri girer girmez aksilikler başlıyor.Kapıdaki polisler fotoğraf makinesini içeri sokmamıza izin vermiyorlar.Uzun diyaloglara rağmen makineyi almayı başaramıyoruz ve kapıdaki kutuya bırakıyoruz.İçeri ilk girenlerden olduğumuzdan tribün bomboş ve biz de rastgele koltuklara oturuyoruz.Herkesde heyecan had safhada.Maçın başlamasına yakın ellerinde çiğdemleriyle birkaç Ankaralı amca geliyor ve &lt;em&gt;orası bizim yerimiz &lt;/em&gt;muhabbetine giriyorlar.'Amca sen burayı Camp Nou mu sandın? Ankara'da ikinci lig play off maçı oynanıyor kendine gel.' diyorum ancak fayda etmiyor.Çiğdemlerini o koltuklarda çitlemekte çok kararlı olduklarından koltukları onlara bırakıp merdivenlere geçiyoruz.Takımlar sahaya çıktığında daha önce blogda kendisinden bahsettiğim Gökhan Değirmenci'nin kalede olduğunu görüp içimden bir eyvah çekiyorum.Takım da benimle aynı düşünde olmalı, futbolcular arada ısınmayı bırakıp 'Gökhan sen aslansın.Buffon özel ders almak istiyomuş salı akşamları müsait misin?' tarzında Gökhan'ı gazlıyorlardı.Belki şu an okuyanlara ya da şimdilerde Gökhan'ı izleyenlere bu söylediklerim abartı gelecek ama durum aynen böyleydi-bu sene Gökhan'ı izlerken ben de inanamıyorum gözlerime.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_DNIpD-IdH6Y/SgLYLoKbrMI/AAAAAAAAAFE/4IffjlaHjyI/s1600-h/book-Dante_La_Vita_Nuova-mini.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5333062603031424194" style="margin: 0px 10px 10px 0px; float: left; width: 200px; height: 293px;" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_DNIpD-IdH6Y/SgLYLoKbrMI/AAAAAAAAAFE/4IffjlaHjyI/s320/book-Dante_La_Vita_Nuova-mini.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aslında bu paragrafa Pamukvari bir giriş yapmak isterdim.'Bir gün bir maç izledim ve hayatım değişti' gibisinden ya da ne bileyim 'Futbol hayatımın en mutsuz gecesiymiş, bilmiyordum' tadında.Çünkü o maçta yaşanan duygular kaliteli bir yazarın elinde ikinci bir Ulysses olabilirdi.Maçta 1-0 geri düştükten sonra Kasımpaşa'nın 10 kişi kalması ile az da olsa umutlanmıştık ve gerçekten de kısa bir süre sonra beraberliği yakaladık.Henüz o golün sevincini yaşarken bir de penaltı kazandık ve 2-1 öne geçtik.Dakikalar 90'ı gösterirken bizim yedekler büyük bir Altay bayrağını sırtlarına almış, taç çizgisinin kenarına gelmişlerdi ve takım da sahada ikiye bir atağa çıkıyordu.O zamanlar &lt;em&gt;yeni Beckham olm bu &lt;/em&gt;diyerek arkadaşlara tanıttığım Alp, pas vermek yerine çalıma gitmeyi deneyince topu kaptırdı ve dönen top kalemize gol oldu.Gol olur olmaz hakem maçi bitirdi ve bizim futbolcuların tüm öfkesi Alp'e yöneldi.Kaptan Yakup'un ve diğerlerinin bağırmaları ve Alp'in sahanın ortasında ağlaması aklımda o günkü kadar net.İlk şoku atlattıktan sonra başlanan uzatmaların daha ilk dakikalarında golü bulup 3-2 öne geçtik ve uzatma boyunca özellikle Kenan ile pek çok fırstı harcadık.Sanki maçın son 20 dakikası geri sarılıp tekrar oynatılıyordu sahada ve biz de ağzımız açık izliyorduk.Yedekler yine bayrağı alıp taç çizgisine gelmişti.Maçta artık uzatmanın da uzatması oynanırken ve biz 3. golü kalemizde görürken, bana ve tribündeki insanlara tebrik telefonları gelmeye başlamıştı.'Abi ne tebriği yedik golü' dediğim arkadaşım 'dalga mı geçiyorsun radyoda spiker bitti dedi' deyince ne diyeceğimi bilemiyordum.Gerçekten de maç bitmişti ama biz golü yemiştik.Penaltı atışlarında Kenan son penaltıyı kaçırınca kendim de inanamadığım bir biçimde hiç üzülmedim.Kasımpaşalılar sevinirken boş gözlerle onları izlemekle yetindim ve bu staddan ikinci kez kupa törenini göremeden ayrılacağımı düşündüm sadece.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_DNIpD-IdH6Y/SgLVMnjbAXI/AAAAAAAAAE0/mpsY6-PGruE/s1600-h/kas%C3%83%E2%80%9E%C3%82%C2%B1mm.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5333059321512788338" style="margin: 0px 10px 10px 0px; float: left; width: 320px; height: 213px;" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_DNIpD-IdH6Y/SgLVMnjbAXI/AAAAAAAAAE0/mpsY6-PGruE/s320/kas%C4%B1mm.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Daha sonraki günlerde Kenan'a ve hakeme ve diğer bazı futbolculara olan öfkem dinmedi.Hatta bir sonraki sezonun hazırlık maçında Kenan'a bağırdığımı hatırlarım ama dönüp cevap vermemişti.Sonradan öğrendim ki maçtan sonra üzüntüden geçici felce uğramış.Bana göre Türkiye'nin en trajik futbol maçlarından birini oynamak, takımın bir senesini boşa harcamasına sebep oldu.Yaşanan travma, umutsuzluk, maddi kayıplar 2008'de Altay'ın belini büktü ve boş bir sezon harcanmasına sebep oldu.Bakalım bu sene bizleri neler bekliyor? Sanırım artık tüyo olmaktan çıktı ama çok büyük bir sorun olmadıkça maçların Ankara'da Yenikent stadında oynanacağını da belirteyim.Tüm taraftarlara kolay gelsin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;by Sercan Akan&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1317836566512638841-2634258770477460391?l=vliegendenederlander.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://vliegendenederlander.blogspot.com/feeds/2634258770477460391/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='https://www.blogger.com/comment.g?blogID=1317836566512638841&amp;postID=2634258770477460391&amp;isPopup=true' title='7 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1317836566512638841/posts/default/2634258770477460391'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1317836566512638841/posts/default/2634258770477460391'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://vliegendenederlander.blogspot.com/2009/05/iste-biz-o-gun-tukendik.html' title='İŞTE BİZ O GÜN TÜKENDİK'/><author><name>Sercan Akan</name><email>noreply@blogger.com</email></author><thr:total xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'>7</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1317836566512638841.post-1896237267490398552</id><published>2009-04-21T12:13:00.010+02:00</published><updated>2009-04-21T13:20:47.650+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Sercan Akan'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Futbol'/><title type='text'>BİRİNCİ LİG DOSYASI</title><content type='html'>&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;div&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_DNIpD-IdH6Y/Se2qcVffk6I/AAAAAAAAADE/v9QJOHKW6z0/s1600-h/2009_02_11_manisaspor_altay_1.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5327101338031461282" style="margin: 0px 10px 10px 0px; float: left; width: 320px; height: 229px;" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_DNIpD-IdH6Y/Se2qcVffk6I/AAAAAAAAADE/v9QJOHKW6z0/s320/2009_02_11_manisaspor_altay_1.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çok uzun yıllar önce TRT kanallarından birinde - 2 olması muhtemel- 2.Lig Dosyası isimli bir program vardı. İkinci ligde oynanan maçların özetleri verilir ve ufak yorumlar yapılırdı. Tabi o zamanlar bizim takımın orayla işi olmadığından pek ilgi göstermezdim. Son 5-6 yıldır ise 'Altay rakibini Mehmet'in şık golüyle mağlup etti.' cümlesini duymak için sabahlara kadar oturup sürüyle kumanda eskittim ancak böyle bir programa denk gelemedim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_DNIpD-IdH6Y/Se2qjYeuPKI/AAAAAAAAADM/CmzhCkYYsaY/s1600-h/boluspor_kasimpasa_09.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5327101459092618402" style="margin: 0px 10px 10px 0px; float: left; width: 315px; height: 234px;" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_DNIpD-IdH6Y/Se2qjYeuPKI/AAAAAAAAADM/CmzhCkYYsaY/s320/boluspor_kasimpasa_09.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Haftada üç maçı canlı yayınlanmasına rağmen çok az kişiye ulaştığını düşündüğüm lig bu sene de oldukça çekişmeli geçti ve son 3 haftaya girildi. Kadrosu ve oyun tarzı bu ligin üstünde olan Manisaspor üst lige çıkmayı neredeyse garantiledi. Pazartesi günü Karşıyaka ile İzmir Atatürk stadında oynadıkları maçta 90+5. dakikada Sezer Öztürk'ün uzak mesafeden attığı gol ile bir puanı kurtardılar ve bitime üç hafta kala 3. sıradaki Kasımpaşaspor ile aralarındaki puan farkını sekize çıkardılar. Diyarbakırspor ise ilk yarısını 2-0 geride kapattığı maçta Güngören Belediyespor'u 3-2 ile geçmeyi başardı ve ikincilikteki yerini riske atmadı. Kasımpaşaspor da 10 kişi kaldığı maçta Samsunspor'u son dakika golüyle mağlup etti ve bir hafta sonra tekrar üçüncülüğe yükseldi. Boluspor deplasmanda Kartalspor'u 1-0 mağlup ederek play-off yolunda önemli bir galibiyet aldı. İlk altı takım içinde haftanın kaybedenleri ise İzmir takımları oldu.Altay oldukça kötü bir futbol sergilediği maçta Gaziantep BB ile 0-0 berabere kaldı ve ilk altı şansını bile riske soktu. Karşıyaka ise Manisaspor karşısında son saniyede kaybettiği puanlarla play-off yolunda korkulu rüya görmeye başladı. Son haftalarda yaptıkları çıkışla ilk altıyı zorlayan takımlardan Çaykur Rizespor deplasmanda K.Erciyes'e 2-0 mağlup oldu. Adanaspor ise evinde Malatyaspor'u yenerek son haftalara umutlu girdi.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_DNIpD-IdH6Y/Se2q19T1QoI/AAAAAAAAADU/yD4sIZesQ8w/s1600-h/1227452170.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5327101778216698498" style="margin: 0px 10px 10px 0px; float: left; width: 315px; height: 234px;" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_DNIpD-IdH6Y/Se2q19T1QoI/AAAAAAAAADU/yD4sIZesQ8w/s320/1227452170.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ligin alt tarafında da işler oldukça karışık. Ligin ilk yarısını son sırada tamamlayan Sakaryaspor ikinci yarıda gösterdiği çıkışla 16. sıraya tırmandı ve şu anda 33 puana sahipler. 12. sıradaki Gaziantep BB ise 37 puanda. Son üç haftada küme düşecek takımlar konusunda büyük sürprizler yaşanabilir. Son sıradaki Malatyaspor ise bu hafta oynayacağı Kayseri Erciyes maçından üç puan çıkaramazsa kümede kalma umutlarını mucizelere bırakacak. Yukarıdaki takımlar için gelecek haftaların fikstürüne bakarsak Karşıyaka'nın içeride Boluspor ve deplasmanda Çaykur Rizespor ile oynayacağı maçların play-off'a kalacak takımların kaderini çizeceğini söyleyebiliriz. Diyarbakırspor sırasıyla Kasımpaşaspor ve Manisaspor ile iki maç yapacak ve son maçını evinde oynayacak. Benim şahsi görüşüm Manisaspor ve Diyarbakırspor'un bu dakikadan sonra ilk 2 sıradan düşmeyecekleri yönünde. Kasımpaşa ve Boluspor'un da ilk altıdaki yerlerini koruyacaklarını düşünüyorum.Karşıyaka ve Altay'ı çok zorlu maçlar beklediği için onların yeri benim gözümde garanti değil. Küme düşmeme mücadelesi için artık fikstür önemli değil. 18. sıradaki Malatyaspor'dan 12.sıradaki Gaziantep BB'ye kadar olan yedi takım da tüm maçlarına kazanmak için çıkacaklar. Yine benim kişisel görüşüm Sakaryaspor'un ligden düşmeyeceği yönünde.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;Son not ise 2007 yılında play-off finalinde karşılaşan ve inanılmaz bir maç oynayan Kasımpaşaspor ve Altay'ın tekrar bir final oynama ihtimali olması.Bakalım son üç hafta neler gösterecek?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;table width="100%" border="0" cellpadding="1" cellspacing="1"&gt;&lt;tbody&gt;&lt;tr&gt;&lt;td class="altGriCizgi" style="white-space: nowrap;"&gt;&lt;b&gt;                         &lt;a id="ctl00_MPane_m_142_853_ctnr_m_142_853_grvACetvel_ctl01_lnkTakim" href="http://www.tff.org/Default.aspx?pageId=395&amp;amp;kulupID=110"&gt;1.MANİSASPOR&lt;/a&gt;&lt;/b&gt;&lt;/td&gt;                 &lt;td class="altGriCizgi" align="center"&gt;                     &lt;span id="ctl00_MPane_m_142_853_ctnr_m_142_853_grvACetvel_ctl01_lblOyun"&gt;31&lt;/span&gt;&lt;/td&gt;                 &lt;td class="altGriCizgi" align="center"&gt;                     &lt;span id="ctl00_MPane_m_142_853_ctnr_m_142_853_grvACetvel_ctl01_Label4"&gt;16&lt;/span&gt;&lt;/td&gt;                 &lt;td class="altGriCizgi" align="center"&gt;                     &lt;span id="ctl00_MPane_m_142_853_ctnr_m_142_853_grvACetvel_ctl01_lblKazanma"&gt;11&lt;/span&gt;&lt;/td&gt;                 &lt;td class="altGriCizgi" align="center"&gt;                     &lt;span id="ctl00_MPane_m_142_853_ctnr_m_142_853_grvACetvel_ctl01_lblPuan"&gt;4&lt;/span&gt;&lt;/td&gt;                 &lt;td class="altGriCizgi" align="center"&gt;                     &lt;span id="ctl00_MPane_m_142_853_ctnr_m_142_853_grvACetvel_ctl01_Label1"&gt;61&lt;/span&gt;&lt;/td&gt;                 &lt;td class="altGriCizgi" align="center"&gt;                     &lt;span id="ctl00_MPane_m_142_853_ctnr_m_142_853_grvACetvel_ctl01_Label2"&gt;35&lt;/span&gt;&lt;/td&gt;                 &lt;td class="altGriCizgi" align="center"&gt;                     &lt;span id="ctl00_MPane_m_142_853_ctnr_m_142_853_grvACetvel_ctl01_Label5"&gt;26&lt;/span&gt;&lt;/td&gt;                 &lt;td class="altGriCizgi" align="center"&gt;                     &lt;b&gt;                         &lt;span id="ctl00_MPane_m_142_853_ctnr_m_142_853_grvACetvel_ctl01_Label3"&gt;59&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/td&gt;             &lt;/tr&gt;                      &lt;tr&gt;                 &lt;td class="altGriCizgi" style="white-space: nowrap;"&gt;                     &lt;b&gt;                         &lt;a id="ctl00_MPane_m_142_853_ctnr_m_142_853_grvACetvel_ctl02_lnkTakim" href="http://www.tff.org/Default.aspx?pageId=395&amp;amp;kulupID=29"&gt;2.DİYARBAKIRSPOR&lt;/a&gt;&lt;/b&gt;&lt;/td&gt;                 &lt;td class="altGriCizgi" align="center"&gt;                     &lt;span id="ctl00_MPane_m_142_853_ctnr_m_142_853_grvACetvel_ctl02_lblOyun"&gt;31&lt;/span&gt;&lt;/td&gt;                 &lt;td class="altGriCizgi" align="center"&gt;                     &lt;span id="ctl00_MPane_m_142_853_ctnr_m_142_853_grvACetvel_ctl02_Label4"&gt;17&lt;/span&gt;&lt;/td&gt;                 &lt;td class="altGriCizgi" align="center"&gt;                     &lt;span id="ctl00_MPane_m_142_853_ctnr_m_142_853_grvACetvel_ctl02_lblKazanma"&gt;6&lt;/span&gt;&lt;/td&gt;                 &lt;td class="altGriCizgi" align="center"&gt;                     &lt;span id="ctl00_MPane_m_142_853_ctnr_m_142_853_grvACetvel_ctl02_lblPuan"&gt;8&lt;/span&gt;&lt;/td&gt;                 &lt;td class="altGriCizgi" align="center"&gt;                     &lt;span id="ctl00_MPane_m_142_853_ctnr_m_142_853_grvACetvel_ctl02_Label1"&gt;36&lt;/span&gt;&lt;/td&gt;                 &lt;td class="altGriCizgi" align="center"&gt;                     &lt;span id="ctl00_MPane_m_142_853_ctnr_m_142_853_grvACetvel_ctl02_Label2"&gt;26&lt;/span&gt;&lt;/td&gt;                 &lt;td class="altGriCizgi" align="center"&gt;                     &lt;span id="ctl00_MPane_m_142_853_ctnr_m_142_853_grvACetvel_ctl02_Label5"&gt;10&lt;/span&gt;&lt;/td&gt;                 &lt;td class="altGriCizgi" align="center"&gt;                     &lt;b&gt;                         &lt;span id="ctl00_MPane_m_142_853_ctnr_m_142_853_grvACetvel_ctl02_Label3"&gt;57&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/td&gt;             &lt;/tr&gt;                      &lt;tr&gt;                 &lt;td class="altGriCizgi" style="white-space: nowrap;"&gt;                     &lt;b&gt;                         &lt;a id="ctl00_MPane_m_142_853_ctnr_m_142_853_grvACetvel_ctl03_lnkTakim" href="http://www.tff.org/Default.aspx?pageId=395&amp;amp;kulupID=39"&gt;3.KASIMPAŞA&lt;/a&gt;&lt;/b&gt;&lt;/td&gt;                 &lt;td class="altGriCizgi" align="center"&gt;                     &lt;span id="ctl00_MPane_m_142_853_ctnr_m_142_853_grvACetvel_ctl03_lblOyun"&gt;31&lt;/span&gt;&lt;/td&gt;                 &lt;td class="altGriCizgi" align="center"&gt;                     &lt;span id="ctl00_MPane_m_142_853_ctnr_m_142_853_grvACetvel_ctl03_Label4"&gt;14&lt;/span&gt;&lt;/td&gt;                 &lt;td class="altGriCizgi" align="center"&gt;                     &lt;span id="ctl00_MPane_m_142_853_ctnr_m_142_853_grvACetvel_ctl03_lblKazanma"&gt;9&lt;/span&gt;&lt;/td&gt;                 &lt;td class="altGriCizgi" align="center"&gt;                     &lt;span id="ctl00_MPane_m_142_853_ctnr_m_142_853_grvACetvel_ctl03_lblPuan"&gt;8&lt;/span&gt;&lt;/td&gt;                 &lt;td class="altGriCizgi" align="center"&gt;                     &lt;span id="ctl00_MPane_m_142_853_ctnr_m_142_853_grvACetvel_ctl03_Label1"&gt;43&lt;/span&gt;&lt;/td&gt;                 &lt;td class="altGriCizgi" align="center"&gt;                     &lt;span id="ctl00_MPane_m_142_853_ctnr_m_142_853_grvACetvel_ctl03_Label2"&gt;26&lt;/span&gt;&lt;/td&gt;                 &lt;td class="altGriCizgi" align="center"&gt;                     &lt;span id="ctl00_MPane_m_142_853_ctnr_m_142_853_grvACetvel_ctl03_Label5"&gt;17&lt;/span&gt;&lt;/td&gt;                 &lt;td class="altGriCizgi" align="center"&gt;                     &lt;b&gt;                         &lt;span id="ctl00_MPane_m_142_853_ctnr_m_142_853_grvACetvel_ctl03_Label3"&gt;51&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/td&gt;             &lt;/tr&gt;                      &lt;tr&gt;                 &lt;td class="altGriCizgi" style="white-space: nowrap;"&gt;                     &lt;b&gt;                         &lt;a id="ctl00_MPane_m_142_853_ctnr_m_142_853_grvACetvel_ctl04_lnkTakim" href="http://www.tff.org/Default.aspx?pageId=395&amp;amp;kulupID=3591"&gt;4.ALTAY&lt;/a&gt;&lt;/b&gt;&lt;/td&gt;                 &lt;td class="altGriCizgi" align="center"&gt;                     &lt;span id="ctl00_MPane_m_142_853_ctnr_m_142_853_grvACetvel_ctl04_lblOyun"&gt;31&lt;/span&gt;&lt;/td&gt;                 &lt;td class="altGriCizgi" align="center"&gt;                     &lt;span id="ctl00_MPane_m_142_853_ctnr_m_142_853_grvACetvel_ctl04_Label4"&gt;12&lt;/span&gt;&lt;/td&gt;                 &lt;td class="altGriCizgi" align="center"&gt;                     &lt;span id="ctl00_MPane_m_142_853_ctnr_m_142_853_grvACetvel_ctl04_lblKazanma"&gt;15&lt;/span&gt;&lt;/td&gt;                 &lt;td class="altGriCizgi" align="center"&gt;                     &lt;span id="ctl00_MPane_m_142_853_ctnr_m_142_853_grvACetvel_ctl04_lblPuan"&gt;4&lt;/span&gt;&lt;/td&gt;                 &lt;td class="altGriCizgi" align="center"&gt;                     &lt;span id="ctl00_MPane_m_142_853_ctnr_m_142_853_grvACetvel_ctl04_Label1"&gt;45&lt;/span&gt;&lt;/td&gt;                 &lt;td class="altGriCizgi" align="center"&gt;                     &lt;span id="ctl00_MPane_m_142_853_ctnr_m_142_853_grvACetvel_ctl04_Label2"&gt;33&lt;/span&gt;&lt;/td&gt;                 &lt;td class="altGriCizgi" align="center"&gt;                     &lt;span id="ctl00_MPane_m_142_853_ctnr_m_142_853_grvACetvel_ctl04_Label5"&gt;12&lt;/span&gt;&lt;/td&gt;                 &lt;td class="altGriCizgi" align="center"&gt;                     &lt;b&gt;                         &lt;span id="ctl00_MPane_m_142_853_ctnr_m_142_853_grvACetvel_ctl04_Label3"&gt;51&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/td&gt;             &lt;/tr&gt;                      &lt;tr&gt;                 &lt;td class="altGriCizgi" style="white-space: nowrap;"&gt;                     &lt;b&gt;                         &lt;a id="ctl00_MPane_m_142_853_ctnr_m_142_853_grvACetvel_ctl05_lnkTakim" href="http://www.tff.org/Default.aspx?pageId=395&amp;amp;kulupID=3593"&gt;5.BOLUSPOR&lt;/a&gt;&lt;/b&gt;&lt;/td&gt;                 &lt;td class="altGriCizgi" align="center"&gt;                     &lt;span id="ctl00_MPane_m_142_853_ctnr_m_142_853_grvACetvel_ctl05_lblOyun"&gt;31&lt;/span&gt;&lt;/td&gt;                 &lt;td class="altGriCizgi" align="center"&gt;                     &lt;span id="ctl00_MPane_m_142_853_ctnr_m_142_853_grvACetvel_ctl05_Label4"&gt;14&lt;/span&gt;&lt;/td&gt;                 &lt;td class="altGriCizgi" align="center"&gt;                     &lt;span id="ctl00_MPane_m_142_853_ctnr_m_142_853_grvACetvel_ctl05_lblKazanma"&gt;8&lt;/span&gt;&lt;/td&gt;                 &lt;td class="altGriCizgi" align="center"&gt;                     &lt;span id="ctl00_MPane_m_142_853_ctnr_m_142_853_grvACetvel_ctl05_lblPuan"&gt;9&lt;/span&gt;&lt;/td&gt;                 &lt;td class="altGriCizgi" align="center"&gt;                     &lt;span id="ctl00_MPane_m_142_853_ctnr_m_142_853_grvACetvel_ctl05_Label1"&gt;42&lt;/span&gt;&lt;/td&gt;                 &lt;td class="altGriCizgi" align="center"&gt;                     &lt;span id="ctl00_MPane_m_142_853_ctnr_m_142_853_grvACetvel_ctl05_Label2"&gt;30&lt;/span&gt;&lt;/td&gt;                 &lt;td class="altGriCizgi" align="center"&gt;                     &lt;span id="ctl00_MPane_m_142_853_ctnr_m_142_853_grvACetvel_ctl05_Label5"&gt;12&lt;/span&gt;&lt;/td&gt;                 &lt;td class="altGriCizgi" align="center"&gt;                     &lt;b&gt;                         &lt;span id="ctl00_MPane_m_142_853_ctnr_m_142_853_grvACetvel_ctl05_Label3"&gt;50&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/td&gt;             &lt;/tr&gt;                      &lt;tr&gt;                 &lt;td class="altGriCizgi" style="white-space: nowrap;"&gt;                     &lt;b&gt;                         &lt;a id="ctl00_MPane_m_142_853_ctnr_m_142_853_grvACetvel_ctl06_lnkTakim" href="http://www.tff.org/Default.aspx?pageId=395&amp;amp;kulupID=3598"&gt;6.KARŞIYAKA&lt;/a&gt;&lt;/b&gt;&lt;/td&gt;                 &lt;td class="altGriCizgi" align="center"&gt;                     &lt;span id="ctl00_MPane_m_142_853_ctnr_m_142_853_grvACetvel_ctl06_lblOyun"&gt;31&lt;/span&gt;&lt;/td&gt;                 &lt;td class="altGriCizgi" align="center"&gt;                     &lt;span id="ctl00_MPane_m_142_853_ctnr_m_142_853_grvACetvel_ctl06_Label4"&gt;12&lt;/span&gt;&lt;/td&gt;                 &lt;td class="altGriCizgi" align="center"&gt;                     &lt;span id="ctl00_MPane_m_142_853_ctnr_m_142_853_grvACetvel_ctl06_lblKazanma"&gt;12&lt;/span&gt;&lt;/td&gt;                 &lt;td class="altGriCizgi" align="center"&gt;                     &lt;span id="ctl00_MPane_m_142_853_ctnr_m_142_853_grvACetvel_ctl06_lblPuan"&gt;7&lt;/span&gt;&lt;/td&gt;                 &lt;td class="altGriCizgi" align="center"&gt;                     &lt;span id="ctl00_MPane_m_142_853_ctnr_m_142_853_grvACetvel_ctl06_Label1"&gt;31&lt;/span&gt;&lt;/td&gt;                 &lt;td class="altGriCizgi" align="center"&gt;                     &lt;span id="ctl00_MPane_m_142_853_ctnr_m_142_853_grvACetvel_ctl06_Label2"&gt;24&lt;/span&gt;&lt;/td&gt;                 &lt;td class="altGriCizgi" align="center"&gt;                     &lt;span id="ctl00_MPane_m_142_853_ctnr_m_142_853_grvACetvel_ctl06_Label5"&gt;7&lt;/span&gt;&lt;/td&gt;                 &lt;td class="altGriCizgi" align="center"&gt;                     &lt;b&gt;                         &lt;span id="ctl00_MPane_m_142_853_ctnr_m_142_853_grvACetvel_ctl06_Label3"&gt;48&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/td&gt;             &lt;/tr&gt;                      &lt;tr&gt;                 &lt;td class="altGriCizgi" style="white-space: nowrap;"&gt;                     &lt;b&gt;                         &lt;a id="ctl00_MPane_m_142_853_ctnr_m_142_853_grvACetvel_ctl07_lnkTakim" href="http://www.tff.org/Default.aspx?pageId=395&amp;amp;kulupID=3605"&gt;7.ADANASPOR A.Ş.&lt;/a&gt;&lt;/b&gt;&lt;/td&gt;                 &lt;td class="altGriCizgi" align="center"&gt;                     &lt;span id="ctl00_MPane_m_142_853_ctnr_m_142_853_grvACetvel_ctl07_lblOyun"&gt;31&lt;/span&gt;&lt;/td&gt;                 &lt;td class="altGriCizgi" align="center"&gt;                     &lt;span id="ctl00_MPane_m_142_853_ctnr_m_142_853_grvACetvel_ctl07_Label4"&gt;13&lt;/span&gt;&lt;/td&gt;                 &lt;td class="altGriCizgi" align="center"&gt;                     &lt;span id="ctl00_MPane_m_142_853_ctnr_m_142_853_grvACetvel_ctl07_lblKazanma"&gt;7&lt;/span&gt;&lt;/td&gt;                 &lt;td class="altGriCizgi" align="center"&gt;                     &lt;span id="ctl00_MPane_m_142_853_ctnr_m_142_853_grvACetvel_ctl07_lblPuan"&gt;11&lt;/span&gt;&lt;/td&gt;                 &lt;td class="altGriCizgi" align="center"&gt;                     &lt;span id="ctl00_MPane_m_142_853_ctnr_m_142_853_grvACetvel_ctl07_Label1"&gt;35&lt;/span&gt;&lt;/td&gt;                 &lt;td class="altGriCizgi" align="center"&gt;                     &lt;span id="ctl00_MPane_m_142_853_ctnr_m_142_853_grvACetvel_ctl07_Label2"&gt;34&lt;/span&gt;&lt;/td&gt;                 &lt;td class="altGriCizgi" align="center"&gt;                     &lt;span id="ctl00_MPane_m_142_853_ctnr_m_142_853_grvACetvel_ctl07_Label5"&gt;1&lt;/span&gt;&lt;/td&gt;                 &lt;td class="altGriCizgi" align="center"&gt;                     &lt;b&gt;                         &lt;span id="ctl00_MPane_m_142_853_ctnr_m_142_853_grvACetvel_ctl07_Label3"&gt;46&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/td&gt;             &lt;/tr&gt;                      &lt;tr&gt;                 &lt;td class="altGriCizgi" style="white-space: nowrap;"&gt;                     &lt;b&gt;                         &lt;a id="ctl00_MPane_m_142_853_ctnr_m_142_853_grvACetvel_ctl08_lnkTakim" href="http://www.tff.org/Default.aspx?pageId=395&amp;amp;kulupID=3631"&gt;8.ÇAYKUR RİZESPOR A.Ş.&lt;/a&gt;&lt;/b&gt;&lt;/td&gt;                 &lt;td class="altGriCizgi" align="center"&gt;                     &lt;span id="ctl00_MPane_m_142_853_ctnr_m_142_853_grvACetvel_ctl08_lblOyun"&gt;31&lt;/span&gt;&lt;/td&gt;                 &lt;td class="altGriCizgi" align="center"&gt;                     &lt;span id="ctl00_MPane_m_142_853_ctnr_m_142_853_grvACetvel_ctl08_Label4"&gt;12&lt;/span&gt;&lt;/td&gt;                 &lt;td class="altGriCizgi" align="center"&gt;                     &lt;span id="ctl00_MPane_m_142_853_ctnr_m_142_853_grvACetvel_ctl08_lblKazanma"&gt;8&lt;/span&gt;&lt;/td&gt;                 &lt;td class="altGriCizgi" align="center"&gt;                     &lt;span id="ctl00_MPane_m_142_853_ctnr_m_142_853_grvACetvel_ctl08_lblPuan"&gt;11&lt;/span&gt;&lt;/td&gt;                 &lt;td class="altGriCizgi" align="center"&gt;                     &lt;span id="ctl00_MPane_m_142_853_ctnr_m_142_853_grvACetvel_ctl08_Label1"&gt;37&lt;/span&gt;&lt;/td&gt;                 &lt;td class="altGriCizgi" align="center"&gt;                     &lt;span id="ctl00_MPane_m_142_853_ctnr_m_142_853_grvACetvel_ctl08_Label2"&gt;39&lt;/span&gt;&lt;/td&gt;                 &lt;td class="altGriCizgi" align="center"&gt;                     &lt;span id="ctl00_MPane_m_142_853_ctnr_m_142_853_grvACetvel_ctl08_Label5"&gt;-2&lt;/span&gt;&lt;/td&gt;                 &lt;td class="altGriCizgi" align="center"&gt;                     &lt;b&gt;                         &lt;span id="ctl00_MPane_m_142_853_ctnr_m_142_853_grvACetvel_ctl08_Label3"&gt;44&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/td&gt;             &lt;/tr&gt;                      &lt;tr&gt;                 &lt;td class="altGriCizgi" style="white-space: nowrap;"&gt;                     &lt;b&gt;                         &lt;a id="ctl00_MPane_m_142_853_ctnr_m_142_853_grvACetvel_ctl09_lnkTakim" href="http://www.tff.org/Default.aspx?pageId=395&amp;amp;kulupID=3630"&gt;9.ORDUSPOR&lt;/a&gt;&lt;/b&gt;&lt;/td&gt;                 &lt;td class="altGriCizgi" align="center"&gt;                     &lt;span id="ctl00_MPane_m_142_853_ctnr_m_142_853_grvACetvel_ctl09_lblOyun"&gt;31&lt;/span&gt;&lt;/td&gt;                 &lt;td class="altGriCizgi" align="center"&gt;                     &lt;span id="ctl00_MPane_m_142_853_ctnr_m_142_853_grvACetvel_ctl09_Label4"&gt;12&lt;/span&gt;&lt;/td&gt;                 &lt;td class="altGriCizgi" align="center"&gt;                     &lt;span id="ctl00_MPane_m_142_853_ctnr_m_142_853_grvACetvel_ctl09_lblKazanma"&gt;6&lt;/span&gt;&lt;/td&gt;                 &lt;td class="altGriCizgi" align="center"&gt;                     &lt;span id="ctl00_MPane_m_142_853_ctnr_m_142_853_grvACetvel_ctl09_lblPuan"&gt;13&lt;/span&gt;&lt;/td&gt;                 &lt;td class="altGriCizgi" align="center"&gt;                     &lt;span id="ctl00_MPane_m_142_853_ctnr_m_142_853_grvACetvel_ctl09_Label1"&gt;45&lt;/span&gt;&lt;/td&gt;                 &lt;td class="altGriCizgi" align="center"&gt;                     &lt;span id="ctl00_MPane_m_142_853_ctnr_m_142_853_grvACetvel_ctl09_Label2"&gt;39&lt;/span&gt;&lt;/td&gt;                 &lt;td class="altGriCizgi" align="center"&gt;                     &lt;span id="ctl00_MPane_m_142_853_ctnr_m_142_853_grvACetvel_ctl09_Label5"&gt;6&lt;/span&gt;&lt;/td&gt;                 &lt;td class="altGriCizgi" align="center"&gt;                     &lt;b&gt;                         &lt;span id="ctl00_MPane_m_142_853_ctnr_m_142_853_grvACetvel_ctl09_Label3"&gt;42&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/td&gt;             &lt;/tr&gt;                      &lt;tr&gt;                 &lt;td class="altGriCizgi" style="white-space: nowrap;"&gt;                     &lt;b&gt;                         &lt;a id="ctl00_MPane_m_142_853_ctnr_m_142_853_grvACetvel_ctl10_lnkTakim" href="http://www.tff.org/Default.aspx?pageId=395&amp;amp;kulupID=4"&gt;10.KARDEMİR D.Ç. KARABÜKSPOR&lt;/a&gt;&lt;/b&gt;&lt;/td&gt;                 &lt;td class="altGriCizgi" align="center"&gt;                     &lt;span id="ctl00_MPane_m_142_853_ctnr_m_142_853_grvACetvel_ctl10_lblOyun"&gt;31&lt;/span&gt;&lt;/td&gt;                 &lt;td class="altGriCizgi" align="center"&gt;                     &lt;span id="ctl00_MPane_m_142_853_ctnr_m_142_853_grvACetvel_ctl10_Label4"&gt;9&lt;/span&gt;&lt;/td&gt;                 &lt;td class="altGriCizgi" align="center"&gt;                     &lt;span id="ctl00_MPane_m_142_853_ctnr_m_142_853_grvACetvel_ctl10_lblKazanma"&gt;13&lt;/span&gt;&lt;/td&gt;                 &lt;td class="altGriCizgi" align="center"&gt;                     &lt;span id="ctl00_MPane_m_142_853_ctnr_m_142_853_grvACetvel_ctl10_lblPuan"&gt;9&lt;/span&gt;&lt;/td&gt;                 &lt;td class="altGriCizgi" align="center"&gt;                     &lt;span id="ctl00_MPane_m_142_853_ctnr_m_142_853_grvACetvel_ctl10_Label1"&gt;45&lt;/span&gt;&lt;/td&gt;                 &lt;td class="altGriCizgi" align="center"&gt;                     &lt;span id="ctl00_MPane_m_142_853_ctnr_m_142_853_grvACetvel_ctl10_Label2"&gt;47&lt;/span&gt;&lt;/td&gt;                 &lt;td class="altGriCizgi" align="center"&gt;                     &lt;span id="ctl00_MPane_m_142_853_ctnr_m_142_853_grvACetvel_ctl10_Label5"&gt;-2&lt;/span&gt;&lt;/td&gt;                 &lt;td class="altGriCizgi" align="center"&gt;                     &lt;b&gt;                         &lt;span id="ctl00_MPane_m_142_853_ctnr_m_142_853_grvACetvel_ctl10_Label3"&gt;40&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/td&gt;             &lt;/tr&gt;                      &lt;tr&gt;                 &lt;td class="altGriCizgi" style="white-space: nowrap;"&gt;                     &lt;b&gt;                         &lt;a id="ctl00_MPane_m_142_853_ctnr_m_142_853_grvACetvel_ctl11_lnkTakim" href="http://www.tff.org/Default.aspx?pageId=395&amp;amp;kulupID=3597"&gt;11.SAMSUNSPOR&lt;/a&gt;&lt;/b&gt;&lt;/td&gt;                 &lt;td class="altGriCizgi" align="center"&gt;                     &lt;span id="ctl00_MPane_m_142_853_ctnr_m_142_853_grvACetvel_ctl11_lblOyun"&gt;31&lt;/span&gt;&lt;/td&gt;                 &lt;td class="altGriCizgi" align="center"&gt;                     &lt;span id="ctl00_MPane_m_142_853_ctnr_m_142_853_grvACetvel_ctl11_Label4"&gt;11&lt;/span&gt;&lt;/td&gt;                 &lt;td class="altGriCizgi" align="center"&gt;                     &lt;span id="ctl00_MPane_m_142_853_ctnr_m_142_853_grvACetvel_ctl11_lblKazanma"&gt;5&lt;/span&gt;&lt;/td&gt;                 &lt;td class="altGriCizgi" align="center"&gt;                     &lt;span id="ctl00_MPane_m_142_853_ctnr_m_142_853_grvACetvel_ctl11_lblPuan"&gt;15&lt;/span&gt;&lt;/td&gt;                 &lt;td class="altGriCizgi" align="center"&gt;                     &lt;span id="ctl00_MPane_m_142_853_ctnr_m_142_853_grvACetvel_ctl11_Label1"&gt;34&lt;/span&gt;&lt;/td&gt;                 &lt;td class="altGriCizgi" align="center"&gt;                     &lt;span id="ctl00_MPane_m_142_853_ctnr_m_142_853_grvACetvel_ctl11_Label2"&gt;44&lt;/span&gt;&lt;/td&gt;                 &lt;td class="altGriCizgi" align="center"&gt;                     &lt;span id="ctl00_MPane_m_142_853_ctnr_m_142_853_grvACetvel_ctl11_Label5"&gt;-10&lt;/span&gt;&lt;/td&gt;                 &lt;td class="altGriCizgi" align="center"&gt;                     &lt;b&gt;                         &lt;span id="ctl00_MPane_m_142_853_ctnr_m_142_853_grvACetvel_ctl11_Label3"&gt;38&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/td&gt;             &lt;/tr&gt;                      &lt;tr&gt;                 &lt;td class="altGriCizgi" style="white-space: nowrap;"&gt;                     &lt;b&gt;                         &lt;a id="ctl00_MPane_m_142_853_ctnr_m_142_853_grvACetvel_ctl12_lnkTakim" href="http://www.tff.org/Default.aspx?pageId=395&amp;amp;kulupID=3672"&gt;12.GAZİANTEP B.Ş. BLD.SPOR&lt;/a&gt;&lt;/b&gt;&lt;/td&gt;                 &lt;td class="altGriCizgi" align="center"&gt;                     &lt;span id="ctl00_MPane_m_142_853_ctnr_m_142_853_grvACetvel_ctl12_lblOyun"&gt;31&lt;/span&gt;&lt;/td&gt;                 &lt;td class="altGriCizgi" align="center"&gt;                     &lt;span id="ctl00_MPane_m_142_853_ctnr_m_142_853_grvACetvel_ctl12_Label4"&gt;9&lt;/span&gt;&lt;/td&gt;                 &lt;td class="altGriCizgi" align="center"&gt;                     &lt;span id="ctl00_MPane_m_142_853_ctnr_m_142_853_grvACetvel_ctl12_lblKazanma"&gt;10&lt;/span&gt;&lt;/td&gt;                 &lt;td class="altGriCizgi" align="center"&gt;                     &lt;span id="ctl00_MPane_m_142_853_ctnr_m_142_853_grvACetvel_ctl12_lblPuan"&gt;12&lt;/span&gt;&lt;/td&gt;                 &lt;td class="altGriCizgi" align="center"&gt;                     &lt;span id="ctl00_MPane_m_142_853_ctnr_m_142_853_grvACetvel_ctl12_Label1"&gt;34&lt;/span&gt;&lt;/td&gt;                 &lt;td class="altGriCizgi" align="center"&gt;                     &lt;span id="ctl00_MPane_m_142_853_ctnr_m_142_853_grvACetvel_ctl12_Label2"&gt;36&lt;/span&gt;&lt;/td&gt;                 &lt;td class="altGriCizgi" align="center"&gt;                     &lt;span id="ctl00_MPane_m_142_853_ctnr_m_142_853_grvACetvel_ctl12_Label5"&gt;-2&lt;/span&gt;&lt;/td&gt;                 &lt;td class="altGriCizgi" align="center"&gt;                     &lt;b&gt;                         &lt;span id="ctl00_MPane_m_142_853_ctnr_m_142_853_grvACetvel_ctl12_Label3"&gt;37&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/td&gt;             &lt;/tr&gt;                      &lt;tr&gt;                 &lt;td class="altGriCizgi" style="white-space: nowrap;"&gt;                     &lt;b&gt;                         &lt;a id="ctl00_MPane_m_142_853_ctnr_m_142_853_grvACetvel_ctl13_lnkTakim" href="http://www.tff.org/Default.aspx?pageId=395&amp;amp;kulupID=71"&gt;13.KAYSERİ ERCİYESSPOR&lt;/a&gt;&lt;/b&gt;&lt;/td&gt;                 &lt;td class="altGriCizgi" align="center"&gt;                     &lt;span id="ctl00_MPane_m_142_853_ctnr_m_142_853_grvACetvel_ctl13_lblOyun"&gt;31&lt;/span&gt;&lt;/td&gt;                 &lt;td class="altGriCizgi" align="center"&gt;                     &lt;span id="ctl00_MPane_m_142_853_ctnr_m_142_853_grvACetvel_ctl13_Label4"&gt;8&lt;/span&gt;&lt;/td&gt;                 &lt;td class="altGriCizgi" align="center"&gt;                     &lt;span id="ctl00_MPane_m_142_853_ctnr_m_142_853_grvACetvel_ctl13_lblKazanma"&gt;11&lt;/span&gt;&lt;/td&gt;                 &lt;td class="altGriCizgi" align="center"&gt;                     &lt;span id="ctl00_MPane_m_142_853_ctnr_m_142_853_grvACetvel_ctl13_lblPuan"&gt;12&lt;/span&gt;&lt;/td&gt;                 &lt;td class="altGriCizgi" align="center"&gt;                     &lt;span id="ctl00_MPane_m_142_853_ctnr_m_142_853_grvACetvel_ctl13_Label1"&gt;39&lt;/span&gt;&lt;/td&gt;                 &lt;td class="altGriCizgi" align="center"&gt;                     &lt;span id="ctl00_MPane_m_142_853_ctnr_m_142_853_grvACetvel_ctl13_Label2"&gt;39&lt;/span&gt;&lt;/td&gt;                 &lt;td class="altGriCizgi" align="center"&gt;                     &lt;span id="ctl00_MPane_m_142_853_ctnr_m_142_853_grvACetvel_ctl13_Label5"&gt;0&lt;/span&gt;&lt;/td&gt;                 &lt;td class="altGriCizgi" align="center"&gt;                     &lt;b&gt;                         &lt;span id="ctl00_MPane_m_142_853_ctnr_m_142_853_grvACetvel_ctl13_Label3"&gt;35&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/td&gt;             &lt;/tr&gt;                      &lt;tr&gt;                 &lt;td class="altGriCizgi" style="white-space: nowrap;"&gt;                     &lt;b&gt;                         &lt;a id="ctl00_MPane_m_142_853_ctnr_m_142_853_grvACetvel_ctl14_lnkTakim" href="http://www.tff.org/Default.aspx?pageId=395&amp;amp;kulupID=3612"&gt;14.KARTALSPOR&lt;/a&gt;&lt;/b&gt;&lt;/td&gt;                 &lt;td class="altGriCizgi" align="center"&gt;                     &lt;span id="ctl00_MPane_m_142_853_ctnr_m_142_853_grvACetvel_ctl14_lblOyun"&gt;31&lt;/span&gt;&lt;/td&gt;                 &lt;td class="altGriCizgi" align="center"&gt;                     &lt;span id="ctl00_MPane_m_142_853_ctnr_m_142_853_grvACetvel_ctl14_Label4"&gt;8&lt;/span&gt;&lt;/td&gt;                 &lt;td class="altGriCizgi" align="center"&gt;                     &lt;span id="ctl00_MPane_m_142_853_ctnr_m_142_853_grvACetvel_ctl14_lblKazanma"&gt;11&lt;/span&gt;&lt;/td&gt;                 &lt;td class="altGriCizgi" align="center"&gt;                     &lt;span id="ctl00_MPane_m_142_853_ctnr_m_142_853_grvACetvel_ctl14_lblPuan"&gt;12&lt;/span&gt;&lt;/td&gt;                 &lt;td class="altGriCizgi" align="center"&gt;                     &lt;span id="ctl00_MPane_m_142_853_ctnr_m_142_853_grvACetvel_ctl14_Label1"&gt;28&lt;/span&gt;&lt;/td&gt;                 &lt;td class="altGriCizgi" align="center"&gt;                     &lt;span id="ctl00_MPane_m_142_853_ctnr_m_142_853_grvACetvel_ctl14_Label2"&gt;34&lt;/span&gt;&lt;/td&gt;                 &lt;td class="altGriCizgi" align="center"&gt;                     &lt;span id="ctl00_MPane_m_142_853_ctnr_m_142_853_grvACetvel_ctl14_Label5"&gt;-6&lt;/span&gt;&lt;/td&gt;                 &lt;td class="altGriCizgi" align="center"&gt;                     &lt;b&gt;                         &lt;span id="ctl00_MPane_m_142_853_ctnr_m_142_853_grvACetvel_ctl14_Label3"&gt;35&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/td&gt;             &lt;/tr&gt;                      &lt;tr&gt;                 &lt;td class="altGriCizgi" style="white-space: nowrap;"&gt;                     &lt;b&gt;                         &lt;a id="ctl00_MPane_m_142_853_ctnr_m_142_853_grvACetvel_ctl15_lnkTakim" href="http://www.tff.org/Default.aspx?pageId=395&amp;amp;kulupID=3629"&gt;15.GİRESUNSPOR&lt;/a&gt;&lt;/b&gt;&lt;/td&gt;                 &lt;td class="altGriCizgi" align="center"&gt;                     &lt;span id="ctl00_MPane_m_142_853_ctnr_m_142_853_grvACetvel_ctl15_lblOyun"&gt;31&lt;/span&gt;&lt;/td&gt;                 &lt;td class="altGriCizgi" align="center"&gt;                     &lt;span id="ctl00_MPane_m_142_853_ctnr_m_142_853_grvACetvel_ctl15_Label4"&gt;10&lt;/span&gt;&lt;/td&gt;                 &lt;td class="altGriCizgi" align="center"&gt;                     &lt;span id="ctl00_MPane_m_142_853_ctnr_m_142_853_grvACetvel_ctl15_lblKazanma"&gt;4&lt;/span&gt;&lt;/td&gt;                 &lt;td class="altGriCizgi" align="center"&gt;                     &lt;span id="ctl00_MPane_m_142_853_ctnr_m_142_853_grvACetvel_ctl15_lblPuan"&gt;17&lt;/span&gt;&lt;/td&gt;                 &lt;td class="altGriCizgi" align="center"&gt;                     &lt;span id="ctl00_MPane_m_142_853_ctnr_m_142_853_grvACetvel_ctl15_Label1"&gt;32&lt;/span&gt;&lt;/td&gt;                 &lt;td class="altGriCizgi" align="center"&gt;                     &lt;span id="ctl00_MPane_m_142_853_ctnr_m_142_853_grvACetvel_ctl15_Label2"&gt;46&lt;/span&gt;&lt;/td&gt;                 &lt;td class="altGriCizgi" align="center"&gt;                     &lt;span id="ctl00_MPane_m_142_853_ctnr_m_142_853_grvACetvel_ctl15_Label5"&gt;-14&lt;/span&gt;&lt;/td&gt;                 &lt;td class="altGriCizgi" align="center"&gt;                     &lt;b&gt;                         &lt;span id="ctl00_MPane_m_142_853_ctnr_m_142_853_grvACetvel_ctl15_Label3"&gt;34&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/td&gt;             &lt;/tr&gt;                      &lt;tr&gt;                 &lt;td class="altGriCizgi" style="white-space: nowrap;"&gt;                     &lt;b&gt;                         &lt;a id="ctl00_MPane_m_142_853_ctnr_m_142_853_grvACetvel_ctl16_lnkTakim" href="http://www.tff.org/Default.aspx?pageId=395&amp;amp;kulupID=3594"&gt;16.SAKARYASPOR A.Ş.&lt;/a&gt;&lt;/b&gt;&lt;/td&gt;                 &lt;td class="altGriCizgi" align="center"&gt;                     &lt;span id="ctl00_MPane_m_142_853_ctnr_m_142_853_grvACetvel_ctl16_lblOyun"&gt;31&lt;/span&gt;&lt;/td&gt;                 &lt;td class="altGriCizgi" align="center"&gt;                     &lt;span id="ctl00_MPane_m_142_853_ctnr_m_142_853_grvACetvel_ctl16_Label4"&gt;9&lt;/span&gt;&lt;/td&gt;                 &lt;td class="altGriCizgi" align="center"&gt;                     &lt;span id="ctl00_MPane_m_142_853_ctnr_m_142_853_grvACetvel_ctl16_lblKazanma"&gt;6&lt;/span&gt;&lt;/td&gt;                 &lt;td class="altGriCizgi" align="center"&gt;                     &lt;span id="ctl00_MPane_m_142_853_ctnr_m_142_853_grvACetvel_ctl16_lblPuan"&gt;16&lt;/span&gt;&lt;/td&gt;                 &lt;td class="altGriCizgi" align="center"&gt;                     &lt;span id="ctl00_MPane_m_142_853_ctnr_m_142_853_grvACetvel_ctl16_Label1"&gt;40&lt;/span&gt;&lt;/td&gt;                 &lt;td class="altGriCizgi" align="center"&gt;                     &lt;span id="ctl00_MPane_m_142_853_ctnr_m_142_853_grvACetvel_ctl16_Label2"&gt;47&lt;/span&gt;&lt;/td&gt;                 &lt;td class="altGriCizgi" align="center"&gt;                     &lt;span id="ctl00_MPane_m_142_853_ctnr_m_142_853_grvACetvel_ctl16_Label5"&gt;-7&lt;/span&gt;&lt;/td&gt;                 &lt;td class="altGriCizgi" align="center"&gt;                     &lt;b&gt;                         &lt;span id="ctl00_MPane_m_142_853_ctnr_m_142_853_grvACetvel_ctl16_Label3"&gt;33&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/td&gt;             &lt;/tr&gt;                      &lt;tr&gt;                 &lt;td class="altGriCizgi" style="white-space: nowrap;"&gt;                     &lt;b&gt;                         &lt;a id="ctl00_MPane_m_142_853_ctnr_m_142_853_grvACetvel_ctl17_lnkTakim" href="http://www.tff.org/Default.aspx?pageId=395&amp;amp;kulupID=3618"&gt;17.GÜNGÖREN BELEDİYESPOR&lt;/a&gt;&lt;/b&gt;&lt;/td&gt;                 &lt;td class="altGriCizgi" align="center"&gt;                     &lt;span id="ctl00_MPane_m_142_853_ctnr_m_142_853_grvACetvel_ctl17_lblOyun"&gt;31&lt;/span&gt;&lt;/td&gt;                 &lt;td class="altGriCizgi" align="center"&gt;                     &lt;span id="ctl00_MPane_m_142_853_ctnr_m_142_853_grvACetvel_ctl17_Label4"&gt;9&lt;/span&gt;&lt;/td&gt;                 &lt;td class="altGriCizgi" align="center"&gt;                     &lt;span id="ctl00_MPane_m_142_853_ctnr_m_142_853_grvACetvel_ctl17_lblKazanma"&gt;5&lt;/span&gt;&lt;/td&gt;                 &lt;td class="altGriCizgi" align="center"&gt;                     &lt;span id="ctl00_MPane_m_142_853_ctnr_m_142_853_grvACetvel_ctl17_lblPuan"&gt;17&lt;/span&gt;&lt;/td&gt;                 &lt;td class="altGriCizgi" align="center"&gt;                     &lt;span id="ctl00_MPane_m_142_853_ctnr_m_142_853_grvACetvel_ctl17_Label1"&gt;31&lt;/span&gt;&lt;/td&gt;                 &lt;td class="altGriCizgi" align="center"&gt;                     &lt;span id="ctl00_MPane_m_142_853_ctnr_m_142_853_grvACetvel_ctl17_Label2"&gt;52&lt;/span&gt;&lt;/td&gt;                 &lt;td class="altGriCizgi" align="center"&gt;                     &lt;span id="ctl00_MPane_m_142_853_ctnr_m_142_853_grvACetvel_ctl17_Label5"&gt;-21&lt;/span&gt;&lt;/td&gt;                 &lt;td class="altGriCizgi" align="center"&gt;                     &lt;b&gt;                         &lt;span id="ctl00_MPane_m_142_853_ctnr_m_142_853_grvACetvel_ctl17_Label3"&gt;32&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/td&gt;             &lt;/tr&gt;                      &lt;tr&gt;                 &lt;td class="altGriCizgi" style="white-space: nowrap;"&gt;                     &lt;b&gt;                         &lt;a id="ctl00_MPane_m_142_853_ctnr_m_142_853_grvACetvel_ctl18_lnkTakim" href="http://www.tff.org/Default.aspx?pageId=395&amp;amp;kulupID=3599"&gt;18.MALATYASPOR&lt;/a&gt;&lt;/b&gt;&lt;/td&gt;                 &lt;td class="altGriCizgi" align="center"&gt;                     &lt;span id="ctl00_MPane_m_142_853_ctnr_m_142_853_grvACetvel_ctl18_lblOyun"&gt;31&lt;/span&gt;&lt;/td&gt;                 &lt;td class="altGriCizgi" align="center"&gt;                     &lt;span id="ctl00_MPane_m_142_853_ctnr_m_142_853_grvACetvel_ctl18_Label4"&gt;8&lt;/span&gt;&lt;/td&gt;                 &lt;td class="altGriCizgi" align="center"&gt;                     &lt;span id="ctl00_MPane_m_142_853_ctnr_m_142_853_grvACetvel_ctl18_lblKazanma"&gt;5&lt;/span&gt;&lt;/td&gt;                 &lt;td class="altGriCizgi" align="center"&gt;                     &lt;span id="ctl00_MPane_m_142_853_ctnr_m_142_853_grvACetvel_ctl18_lblPuan"&gt;18&lt;/span&gt;&lt;/td&gt;                 &lt;td class="altGriCizgi" align="center"&gt;                     &lt;span id="ctl00_MPane_m_142_853_ctnr_m_142_853_grvACetvel_ctl18_Label1"&gt;30&lt;/span&gt;&lt;/td&gt;                 &lt;td class="altGriCizgi" align="center"&gt;                     &lt;span id="ctl00_MPane_m_142_853_ctnr_m_142_853_grvACetvel_ctl18_Label2"&gt;57&lt;/span&gt;&lt;/td&gt;                 &lt;td class="altGriCizgi" align="center"&gt;                     &lt;span id="ctl00_MPane_m_142_853_ctnr_m_142_853_grvACetvel_ctl18_Label5"&gt;-27&lt;/span&gt;&lt;/td&gt;                 &lt;td class="altGriCizgi" align="center"&gt;                     &lt;b&gt;                         &lt;span id="ctl00_MPane_m_142_853_ctnr_m_142_853_grvACetvel_ctl18_Label3"&gt;29&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;&lt;/tbody&gt;&lt;/table&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;by Sercan Akan&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1317836566512638841-1896237267490398552?l=vliegendenederlander.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://vliegendenederlander.blogspot.com/feeds/1896237267490398552/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='https://www.blogger.com/comment.g?blogID=1317836566512638841&amp;postID=1896237267490398552&amp;isPopup=true' title='12 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1317836566512638841/posts/default/1896237267490398552'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1317836566512638841/posts/default/1896237267490398552'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://vliegendenederlander.blogspot.com/2009/04/birinci-lig-dosyasi.html' title='BİRİNCİ LİG DOSYASI'/><author><name>Sercan Akan</name><email>noreply@blogger.com</email></author><thr:total xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'>12</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1317836566512638841.post-7546882670677403320</id><published>2009-04-07T16:02:00.006+02:00</published><updated>2009-04-07T16:07:24.516+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Gezi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Sercan Akan'/><title type='text'>İNTERRAİLCİNİN SEYİR DEFTERİ-1 PARİS'TE İLK TANGO</title><content type='html'>&lt;div&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_DNIpD-IdH6Y/Sds_04HCFoI/AAAAAAAAAC8/xZ--_laodVw/s1600-h/a+mov.bmp"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5321917562316002946" style="margin: 0px 10px 10px 0px; float: left; width: 214px; height: 320px;" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_DNIpD-IdH6Y/Sds_04HCFoI/AAAAAAAAAC8/xZ--_laodVw/s320/a+mov.bmp" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;Nasıl ki gazeteler yaz mevsimi yaklaşırken diyet kitapları vermeye, sağlıklı yaşam uzmanlarına yazı yazdırmaya başlar, gençler de aynı vakitlerde kendi aralarında interrail planları yapıp 'abi gelmeyen böyle olsun mu? ' muhabbetine yatay geçiş yaparlar.Konu gezmek oldu mu benim için yaz kış farketmediğinden lise biter bitmez kendimi bu muhabbettin içinde buldum.Tek fark gezi fikrini ilk olarak açtığım kişilerin arkadaşlarım değil ailem olmasıydı.Bonservisim karşılığında en bir özgür İzmir çocuğu olarak Avrupa'yı tek başıma gezmek istediğimi ilettim.Karşılıklı müzakerelerde ailemin arkadaşsız olmaz şartını kabul edip opsiyonu bende olmak üzere 1+1 yıllık sözleşme imzaladım ve ilk yıl kulübede oturduktan sonra ikinci yıl güzel bir çıkış yaparak ilk 11'in değişilmezlerinden oldum.Peki neydi 18 yaşını henüz bitirmiş bir genci yemek yerken ailesine 'Eğer interraile gitmeme izin vermezseniz gazeteden iş bulup çalışmaya başlarım' diyerek gözdağı(!) vermeye iten şey? Filmi biraz daha geri saralım.Daha 16 olmadan belki bir gün işe yarar diye alınıp sonra da çekmecelerden birinde solmaya bırakılmış yeşil pasaport ve onun sağlayacağı vizesiz gezme imkanı, deyim yerindeyse eşeğin aklına karpuz kabuğu düşürmeye yetmişti.Babama yaptığım baskılar pasaportun süresinin dolmasına yaklaşık 1 ay kala sonuç verdi ve babam, kardeşimle beni Paris'e götürdü. Bindiğimiz uçağın inanılmaz küçük ve ve külüstür olması, tarifeli bir seferle yolculuk yapana kadar, uçakların kafamdaki imgesinin dolmuşlarınkiyle aynı olmasına sebep olmuştu. Sabahın köründe boynum tutulmuş olarak ve uyku mahmurluğu ile İzmir Adnan Menderes ile karşılaştırıldığında adeta bir gezegen büyüklüğünde olan Charles de Gaulle havaalanına indiğimizde hata yaptığımı düşünmeye başlamıştım.Çünkü o saatte gezmek değil, uyumak istiyordum-interrail yapan insanların en büyük düşmanı-.Otobüslere doluşup otele giderken Stade de France'ı karşımda görünce 'Ulan aynı bizim Atatürk Stadı' dediğimi hatırlıyorum.İki yıl sonra Camp Nou'u gördüğümde ağzımdan dökülecek sözcüklerin de tamamen aynı olacağını bilemezdim elbette.Rehber de benim gördüklerimi gördüğünden olacak - görülmeyecek gibi değildi- stadla ve çevre yerleşim bölgeleri ile ilgili uzun bir konuşma yaptı ve muhitin Paris'in en sorunlu yerlerinden biri olduğundan, insanları sosyal aktivitelere teşvik etme amacıyla stadın bu bölgeye yapılmasına karar verildiğini anlattı.Ayrıca stadın futbol maçlarından çok rugby maçlarına ve dev konserlere ev sahipliği yaptığından bahsetti.&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;div&gt;&lt;div&gt;&lt;div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_DNIpD-IdH6Y/Sds-GxryyxI/AAAAAAAAACk/_IUvzyjn3zo/s1600-h/20080429203833_tour%20eiffel.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5321915670805531410" style="margin: 0px 10px 10px 0px; float: left; width: 214px; height: 320px;" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_DNIpD-IdH6Y/Sds-GxryyxI/AAAAAAAAACk/_IUvzyjn3zo/s320/20080429203833_tour%2520eiffel.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;İlk gün babamın rehberliğinde kimi zaman 100 yıllık metroyla kimi zaman da tabana kuvvet Paris'i dolaştıkça şehrin güzelliğini övenlere hak vermeye başlamıştım.Hemen her köşebaşında bulunan Fas kökenli satıcılardan aldığımız nutellalı krep de seratonin hormonunu tavana vurdurmuştu ve hayat benim için toz pembe bir rüyadan ibaret hale gelmişti.Eyfel'de sıra beklerken sürekli bana bakan Japon kıza çıkma teklif etmek için hamle etmişken 'ticket-ticket' diyerek bana değil elimdeki Eyfel Kulesi baskılı bilete yazıldığını belli etmesi büyüyü bozdu.Kıza hışımla bileti verip Amerikalı bir çiftten 'Please push powerfully' gibisinden inanılmaz bir cümle ile fotoğraf çekmesini istedikten sonra, asansörde uyarıları Fransızca yapan zihniyete küfredip son kata çıktık ve dilimlere ayrılmış pasta şeklindeki Paris'i izlerken Konak Pier'in de mimarı olan Gustave Eiffel'i bir kez daha anıp gerisin geri aşağı indik.Eyfel Kulesi demişken, "Paris'in en çirkin yeri bu kule" deyip de sabahtan akşama Eyfel'in ikinci katındaki restoranda oturunca bazı edepsizlerin "Üstad senin burda ne işin var?" sorusuna "Paris'te bu kulenin görünmediği tek yer bu restoran" diyerek ayarı veren yazarın adı Guy de Maupassant'dır.Bu şehir efsanesine göndermemizi yapıp, ardından İzmir'de kavurga denen ve kuruyemişçilerde satılan kızartılmış mısırın şekerlisinden de alıp Seine Nehri'nde tekne turuna çıktık.Cuma günü ve saat öğlen 3 sularında olmasına rağmen nehrin kıyısı oturan, kitap okuyan, birbirleriyle şakalaşan Fransızlarla doluydu.İlk baştaki şaşkınlığım yerini imrenmeye bıraktı ve hayallere daldım.Çok sonraları İngiliz bir arkadaşımın "Paris'te öğle yemeği için restorana gittik ama kapalıydı, onlar da öğle yemeği için başka restorana gitmişler." sözünden de aldığım güvenle bu kıl heriflerin paraya da doymuş olmanın güveniyle hayatın zevkini çıkarmaya düşkün oldukları sonucunu çıkardım.&lt;/div&gt;&lt;p&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_DNIpD-IdH6Y/Sds-wdaXZtI/AAAAAAAAAC0/I5g21h2VJDo/s1600-h/untitled.bmp"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5321916386918229714" style="margin: 0px 10px 10px 0px; float: left; width: 239px; height: 320px;" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_DNIpD-IdH6Y/Sds-wdaXZtI/AAAAAAAAAC0/I5g21h2VJDo/s320/untitled.bmp" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;Gece otele döndüğümüzde çok yorgun olmamıza rağmen birkaç saat uyuyup sabahın köründe tekrar yola düştük.Chanel denen kokuyu dünyaya armağan eden Fransızların şehirdışına sefer yapan treni (rer) inanılmaz derecede kötü kokuyordu.Yaklaşık bir saat boyunca tişörtlerimiz burnumuzda, insanların gözleri üzerimizde yol aldıktan sonra Disneyland'a vardık.Saat 9'da açılan kapıda sıraya girmemize rağmen içeri alınmayınca kapıdaki yarmaya kafa atma girişimim son anda nazik bir hanımefendi tarafından engellendi ve gerekli açıklama yapıldı.Meğer ki oranın masal diyarlarından fırlama otellerinde kalanlar kahvaltı etmek için içeri yarım saat erken alınıyorlarmış."İyi bakalım öyle olsun ama bu zenciyi gözüm hiç tutmadı bak söylemedi deme sonra." diyerek hanımefendiyi uyarırken zamanın dolduğunu ve içeri girebileceğimizi müjdelediler.18 yaşıma merdiven dayamama rağmen 8 yaşındaki çocuklardan daha fazla eğlendiğimi söyleyerek Disneyland hikayesine noktayı koyuyorum.Çünkü orası tek başına 3 post çıkartır.Üçüncü günü de müze ve ören yerleri ve kilise görmek için harcadıktan sonra dördüncü gün planlarımız organizasyonda çıkan bir aksaklıktan dolayı yalan oldu ve gece yarısı İzmir'e dönmek zorunda kaldık.Uçakta bazı insanların Eyfel Kulesi'ni bile göremeden döndüğünü öğrendik.Özür niyetine bir Paris gezisi hediye etmelerini çok bekledim ama olmadı.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;İnterrail tutkum işte bu şehirle ve geziyle başladı.Asıl amacım Avrupa'yı gezmek değil, Paris'i dünya gözüyle bir kez daha görebilmekti ve bu amaç uğrunda gerçekten çok sıkı çalıştım.Derslerime o kadar çalışsam Sorbonne'dan burs bile alabilirdim.Giriş bölümünü bu yazıyla tamamlarken Hemingway amcaya da selamlarımı yollamak istiyorum:Paris bir şenliktir..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_DNIpD-IdH6Y/Sds-ccaZG0I/AAAAAAAAACs/-4nSFxsH0Nk/s1600-h/coucher-soleil_seine.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5321916043052522306" style="margin: 0px 10px 10px 0px; float: left; width: 320px; height: 213px;" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_DNIpD-IdH6Y/Sds-ccaZG0I/AAAAAAAAACs/-4nSFxsH0Nk/s320/coucher-soleil_seine.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;p&gt;&lt;/p&gt;by Sercan Akan&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1317836566512638841-7546882670677403320?l=vliegendenederlander.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://vliegendenederlander.blogspot.com/feeds/7546882670677403320/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='https://www.blogger.com/comment.g?blogID=1317836566512638841&amp;postID=7546882670677403320&amp;isPopup=true' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1317836566512638841/posts/default/7546882670677403320'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1317836566512638841/posts/default/7546882670677403320'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://vliegendenederlander.blogspot.com/2009/04/interrailcinin-seyir-defteri-1-pariste.html' title='İNTERRAİLCİNİN SEYİR DEFTERİ-1 PARİS&apos;TE İLK TANGO'/><author><name>Sercan Akan</name><email>noreply@blogger.com</email></author><thr:total xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1317836566512638841.post-8182260381174268182</id><published>2009-03-24T16:32:00.000+01:00</published><updated>2009-03-24T16:33:28.468+01:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Bizden'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Sercan Akan'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Edebiyat'/><title type='text'>BLOG CREW CROSSCHECK: İNSANLAR NEDEN OKUR?</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_o3Pu7je179A/Scjsp1sKJdI/AAAAAAAALHw/dKwy6MB5weE/s1600-h/ReadingManiacs.gif"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 400px; height: 300px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_o3Pu7je179A/Scjsp1sKJdI/AAAAAAAALHw/dKwy6MB5weE/s400/ReadingManiacs.gif" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5316759563641955794" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Başlığın Türk uçaklarında söylenen tam versiyonu ' cabin crew slide arm and crosscheck'. Türk uçaklarında neden İngilizce olarak söylendiği konusunda mantıklı bir açıklama yok. Öğrenmek için yaptığım birkaç girişim ise kabin amiri tarafından elime tutuşturulan 1 litrelik gazoz ve ufak paket fındık sayesinde savuşturuldu. Zaten haddini bilen sevimli ufaklık olduğum için başka türlü bir son beklemiyordum.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;Geçen hafta sonu ulaşım zorlukları sebebiyle Malatya'ya gidemediğim için yazı da olmadı.Önümüzdeki iki hafta maçlar İzmir'de olacağı için konu saptırmaya, hedef şaşırtmaya karar verdim.İlk olarak da okurlarla başlamak istedim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;Eminim ki bu yazıyı okuyan herkesin zaman zaman yanıtını düşündüğü bir sorudur bu: İnsanlar neden okur? En basitinden görmek, duymak ve hissetmek istediklerini yazdıkları için diyebiliriz cevap olarak. Örnek olarak da takımı galip geldiğinde bulabildiği her yazıyı ve yorumu okuyanları gösterebiliriz. Galip geldiğimiz Manisa maçından dönerken abilerden biri 'Aslında hiçbirini sevmem ama yarın kaç tane Ege gazetesi varsa hepsini alacağım.' demişti. Tersi durumun örneği ise takımının maç kaybettiği günün ertesinde gazetelerden ve spor sitelerinden olabildiğince uzak duran insanlardır. Mağlubiyeti tekrar tekrar hatırlamak istemedikleri için yazılanları okumazlar. Bu konuda İstanbul takımlarını tutanların işi zor çünkü yenildikleri maçı takip eden hafta boyunca gazeteler yenilgiden ve sorumlularından bahsedip durur. Diğer takımlar ise henüz o akşamdan 'önlerindeki maça bakmaya' başlamışlardır bile.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Konu kitaplara gelince iş biraz değişir. Takımının mağlubiyetinden ötürü duyduğu üzüntüyü hatırlamak istemediği için okumaktan kaçan insanlar, hayattaki kendi yenilgilerini ve eksiklerini kitap kahramanlarında görmekten ve onları kendileriyle özdeşleştirmekten büyük haz alırlar. Kitaptaki hikayelerde kendisininkine benzer bir hayatın anlatılması, yaşadığı aşk acısını başkalarının da yaşadığını görmesi, muzdarip olduğu dertlerden başkalarının da sıkıntı çektiğini bilmesi ve en önemlisi tüm bunların bir kitapta yazılı olması kişiye sebebi olmayan bir huzur verir. Kitap konusundaki bir diğer sebep meraktır.Tanıdığımız ya da tanımadığımız insanların hayallerini merak ederiz. Yazarlar da geçmişlerini ve gelecek hayallerini kitaplar yoluyla bize açan insanlardır. Bazen de hayal edilebileceiğini bile hayal edemeyeceğimiz bir masalı/gerçeği anlatırlar. Bana göre, okuma isteğini en çok artıran kitaplar bu tarz hikayeleri anlatanlardır.Konu içinde kaybolmadan değineceğim son neden ise üst paragraftakiyle hemen hemen aynı: bilmek ve yaşamak istediğimizin anlatılması.Bu nedeni açıklamakta zorluk çekeceğimi hissettiğim için hemen kolaya kaçıyorum ve kitap ismi veriyorum "Paris Bir Şenlik"tir. Pek çok insan için yaşanabilir bir hayalden öteye gitmeyen Sein Nehri kıyısında bir akşamüstü gezintisini Hemingway amcanın anlatımıyla kendi kafamızda canlandırarak yapabiliriz bu kitap sayesinde. Ve hatta belki de yıllar önce PSG şampiyonlar liginde oynarken ve maçları Bülent Karpat sunarken duyduğumuz "pağğ dö pranss'ı bilenler için söylüyorum, Galatasaray nötr dam tarafındaki kaleyi alıyor" cümlesinde bahsedilen kalenin hangi tarafa denk geldiğini ve serin Paris akşamında Galatasaray'ın hangi yarıda rüzgarı arkasına alarak atak yapacağını anlayabiliriz. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Peki insanlar neden blog okur? Blog okuru olmak için insanlarda güçlü bir okuma azmi olması gerektiğini düşünüyorum. Bloglar,genel olarak, insanlara bilmek isteyecekleri ilgi çekici gerçekleri anlatan yazın kaynakları. Hemen bir örneğe başvurup olayı açıklağa kavuşturayım : mafalda'nın bir transfer hikayesi başlıklı yazısı. Bu konuların da eş dost arasındaki sohbette üzerine konuşulabilecek ve yorum yapılabilecek konular olması blogların popüler olmasındaki etkenlerden biri. Blog konusuna girmişken değinmeden geçemeyeceğim isim tabi ki Joe Jonese Ateşdağlı. Yazılarının oldukça güzel bir anlatımla kaleme alınmasının yanı sıra okuyucuların hayal kurmasına izin vermesinin, onun bu kadar sevilmesinde en büyük etken olduğunu düşünüyorum.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;Blogu ve yazarları överek bir yazının daha sonuna geldiğimin işaretini vermeye çalıştım.Hadi biz okuyoruz da bunca insan neden yazıyor? sorusunun cevabını da diğer yazıda aramaya çalışmak dileğiyle.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;by Sercan Akan&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1317836566512638841-8182260381174268182?l=vliegendenederlander.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://vliegendenederlander.blogspot.com/feeds/8182260381174268182/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='https://www.blogger.com/comment.g?blogID=1317836566512638841&amp;postID=8182260381174268182&amp;isPopup=true' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1317836566512638841/posts/default/8182260381174268182'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1317836566512638841/posts/default/8182260381174268182'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://vliegendenederlander.blogspot.com/2009/03/blog-crew-crosscheck-insanlar-neden_24.html' title='BLOG CREW CROSSCHECK: İNSANLAR NEDEN OKUR?'/><author><name>Sercan Akan</name><email>noreply@blogger.com</email></author><thr:total xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1317836566512638841.post-3178092940355037632</id><published>2009-03-12T10:52:00.002+01:00</published><updated>2009-03-12T11:03:04.579+01:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='İnceleme'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Sercan Akan'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Futbol'/><title type='text'>İZMİR FUTBOLUNUN SORUNLARI</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_o3Pu7je179A/SbjapIJDQSI/AAAAAAAAK1g/IaEnXijSL_U/s1600-h/1.png"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 400px; height: 400px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_o3Pu7je179A/SbjapIJDQSI/AAAAAAAAK1g/IaEnXijSL_U/s400/1.png" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5312236160578437410" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Uzun yıllardır Süper Lig'de temsilcisi bulunmayan İzmir'de bu sene umutlar yeşeriyor derken kronik sorunlar tekrar başgösterdi. Türkiye'nin üçüncü büyük şehrinin futbolda yaşadığı sorunları ve başarısızlığın sebeplerini elimden geldiğince anlatmaya çalışacağım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Listeye en tepeden giren problem maddi yetersizlik&lt;/span&gt;. Göztepe hariç hiçbir takımda sezon sonunu rahat olarak getirebilecek bir bütçe yok. Gelirler oldukça kısıtlı ve bu gelirler geçmiş dönemlerden kalan vergi ve sporcu borçlarını ödemeye bile zor yetiyor. Belediyenin takımlara oldukça cüzi bir yardımı var. Özel sektör ise futbola ilgi duymuyor ve para ayırmıyor. Altay, divan kurulunun, Karşıyaka Selçuk Yaşar'ın sayesinde ayakta durabiliyor. Göztepe şu an için Gaziantep kökenli bir holdingin yönetiminde olduğu için maddi sorunlarla boğuşmuyor ancak holdingin çekilmesi durumunda çok zor şartlarla mücadele etmek zorunda kalabilirler ki geçmişte bunun bir örneğini yaşadılar. Kulüplerin bu konudaki hatası ise sezon başında iddialı bir kadro kurabilmek için oyuncularla yüksek bedelli sözleşmeler yapmaları. Buna örnek olarak Altay'ın Şehmuz transferini gösterebiliriz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_o3Pu7je179A/SbjaNgB5qtI/AAAAAAAAK1Y/3lKvt-EApmo/s1600-h/altay-izmir.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 301px; height: 320px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_o3Pu7je179A/SbjaNgB5qtI/AAAAAAAAK1Y/3lKvt-EApmo/s400/altay-izmir.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5312235685954562770" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;En önemli &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;ikinci sorun olarak seyirci sayısı&lt;/span&gt; göze çarpıyor. Göztepeliler ve Karşıyakalılar her zaman seyirci sayılarıyla ve fanatik olmalarıyla övünür. Elbette övünmek hakları ancak biraz daha gerçekçi olmakta fayda var. Bu iki takımın taraftar sayısı Altay'a ve Türkiye'deki pek çok takıma kıyasla fazla olsa da İzmir nüfusuna oranla azdır. İzmirli futbol izleyicisi genel olarak İstanbul takımlarını tutar ve o takımların İzmir'de yaptıkları maçlarda Atatürk Stadı'nı doldururlar ( özellikle Fenerbahçeliler). Tek maç için verdikleri para Altay ve Karşıyaka'nın sezonluk kombine fiyatına eşittir. Velev ki bu seyirciler İzmir takımlarının maçlarına gelecek olsunlar, o zaman da sürekli başarı ve müthiş futbol isterler. İstanbul takımlarının haftalar süren kötü futbollarına katlanabilirler ama Altay iki maç üstüste kaybederse maça gitmekten vazgeçerler. Ayrıca maç günü havanın açık olması da onlar için hayatı önem taşır.Burada Cem Yılmaz'ın anlattığı hesaplayan adama dönüşmek istemiyorum ancak Karşıyaka, Göztepe ve Altay her sezona 10'ar bin kombine satmış olarak girseler bugün hedef Süper Lig değil Avrupa kupaları olabilirdi.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_o3Pu7je179A/SbjaptqRy4I/AAAAAAAAK1o/o7bxQaSKQ04/s1600-h/2.gif"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 400px; height: 400px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_o3Pu7je179A/SbjaptqRy4I/AAAAAAAAK1o/o7bxQaSKQ04/s400/2.gif" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5312236170649914242" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Maddi yetersizliklerle bağlantılı olan &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;istikrarsızlık&lt;/span&gt; da başarısızlıkta azımsanmayacak bir paya sahip. Futbolcularla yapılan 1 senelik sözleşmeler ve ödemelerde yaşanan sorunlar nedeniyle takımlar her sene dağıtılıp yeniden kuruluyor. Ayrıca teknik direktörlere pek tahammül gösterilmediği için hoca sirkülasyonu da var. Oyuncular ve teknik adamlar uyum sürecini atlatana kadar çoğu zaman iş işten geçmiş oluyor.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Stadyum eksikliği&lt;/span&gt; de önemli bir diğer sorun. 4 takımın maçlarını Alsancak Stadı'nda oynaması zemini çok çabuk bozuyor. Teknik yönden bakarsak özellikle ayağa pas oynayan takımların tüm planlarını alt üst eden bu faktör, seyirciyi de maçlara gelmekten soğutuyor. Bu soğumanın sebepleri de iyi futbol izleyememeleri ve maçların zemini nispeten daha düzgün ve dayanıklı olan Atatürk Stadı'na alınması.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;Bu paragrafta bahsedeceğim maddeyi koyup koymamakta tereddüt ettim. Ancak anlatan Rıdvan Dilmen olunca en azından bahsetmemek olmaz dedim. Rıdvan'ın dediğine göre yazları &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;İzmir'in çok sıcak olması İzmir takımlarının başarısızlığında önemli bir etken.&lt;/span&gt; Hem Altay'da hem de Karşıyaka'da görev yaptığı dönemlerde sezon başı kamplarında aşırı sıcaktan ötürü futbolculara iyi bir fizik kondüsyon yüklemesi yapılamadığından bahsetmişti Rıdvan Dilmen. Henüz sezonun başında kaybedilen bu puanların da hem moral bozukluğuna hem de hedeften sapmaya yol açtığını söylemişti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_o3Pu7je179A/SbjbWryasrI/AAAAAAAAK1w/E07sMBv4id0/s1600-h/4.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 315px; height: 234px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_o3Pu7je179A/SbjbWryasrI/AAAAAAAAK1w/E07sMBv4id0/s400/4.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5312236943241294514" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Benim listemdeki son sorun &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;İzmir'de kendi başına büyümek isteyen -İzmirspor'u saymazsak- 5 adet takımın olması.&lt;/span&gt; Çok renklilik elbette hayata renk katar ancak zaten az olan kaynağın ve seyircinin bu takımlar arasında bölünmesi, başarıya giden yolda işleri zorlaştırıyor. Yazıyı sonlandırırken bir noktayı aydınlatmak istiyorum. Belediye yardımının azlığından diğer şehirlerle karşılaştırma yapılabilmesi için bahsettim. Belediyeyi eleştirmiyorum ve spor kulüplerinin profesyonel futbol takımlarına yardım etmesi gerekliliği olduğunu düşünmüyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Benim aklıma gelen sorunlar bunlar. Bu sorunlarla ilgili düşüncelerinizi ve gördüğünüz ya da var olduğunu düşündüğünüz farklı sorunları yorumlarda bizimle paylaşmanızı bekliyorum.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;by Sercan Akan&lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1317836566512638841-3178092940355037632?l=vliegendenederlander.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://vliegendenederlander.blogspot.com/feeds/3178092940355037632/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='https://www.blogger.com/comment.g?blogID=1317836566512638841&amp;postID=3178092940355037632&amp;isPopup=true' title='13 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1317836566512638841/posts/default/3178092940355037632'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1317836566512638841/posts/default/3178092940355037632'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://vliegendenederlander.blogspot.com/2009/03/izmir-futbolunun-sorunlari.html' title='İZMİR FUTBOLUNUN SORUNLARI'/><author><name>Sercan Akan</name><email>noreply@blogger.com</email></author><thr:total xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'>13</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1317836566512638841.post-6832825413849670696</id><published>2009-03-03T10:15:00.013+01:00</published><updated>2009-03-03T12:20:09.289+01:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Groundhopping'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Sercan Akan'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Futbol'/><title type='text'>TAKIMININ PEŞİNDE-5</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_o3Pu7je179A/Sa0QX0W46gI/AAAAAAAAKlA/-w8coOP0Kb0/s1600-h/1.JPG"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 400px; height: 300px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_o3Pu7je179A/Sa0QX0W46gI/AAAAAAAAKlA/-w8coOP0Kb0/s400/1.JPG" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5308917537117366786" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kartalspor-Altay maçının devre arasındaki mucizeyle başlayan seride bu maçla beraber yarıya geldik. Yarıya geldik ama hala bir tarz oturtamadık o da ayrı konu. Maçtan önceki gün kendimizi PES'e kaptırınca saatin sabah beş olduğunu görüyoruz. Evden çıkmak için kalan üç saati uykuyla değerlendirmem durumunda Altay'ın ancak iki hafta sonraki deplasmanına yetişebileceğimi bildiğimden uyumamayı tercih ediyorum.&lt;em&gt; Tesla da neredeyse hiç uyumazmış.Ben de onun gibi olurum belki&lt;/em&gt; diye düşünürken kendimi FreeCell'e kaptırıyorum. Tabi bulacağım formüller de yalan oluyor. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Bolu'ya gitmek için terminalde buluştuğumuzda dört kişiyiz. Altay'lı bir arkadaşımın yanı sıra bölümden iki arkadaş da takviye geyik kuvveti olarak bizimle geliyor. Otobüste "iki gazete al da kültürlenelim ehehe" diyerek arkadaşa aldırdığım gazetenin kapağını bile açamadan uyumaya başlıyorum. Bolu'ya indiğimizde hayal ettiğim gibi küçük bir şehirle karşılaşıyorum.Gazeteleri alan arkadaş daha önce bir süre Bolu'da yaşadığından şehri bize o gezdiriyor, kültürümüze kültür katıyor. Arkadaş değil kültür ateşesi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_o3Pu7je179A/Sa0QX3k-a9I/AAAAAAAAKlI/gnO8X_oEqcE/s1600-h/2.JPG"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 320px; height: 240px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_o3Pu7je179A/Sa0QX3k-a9I/AAAAAAAAKlI/gnO8X_oEqcE/s400/2.JPG" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5308917537981754322" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_o3Pu7je179A/Sa0QYDhGCDI/AAAAAAAAKlY/0ghK_OnC7Mk/s1600-h/4.JPG"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 320px; height: 240px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_o3Pu7je179A/Sa0QYDhGCDI/AAAAAAAAKlY/0ghK_OnC7Mk/s400/4.JPG" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5308917541186701362" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;p align="right"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bolubeyi'ne blogun selamını götürdükten sonra yaklaşık 1 saatlik bir sürede Bolu'yu baştan aşağıya geziyoruz. &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Bolu'yu kısaca anlatmak gerekirse İzzet Baysal ve Köroğlu kelimeleri yeterli.&lt;/span&gt; Oldukça küçük ve sakin bir şehir. Biz de turumuzu tamamladıktan sonra İzzet Baysal caddesindeki bir gözlemeciye oturuyoruz. Gözlemecinin adını herhalde tahmin etmişsinizdir. Etrafta pek çok Bolu atkılı insan var. Benim üzerimde Altay eşofmanı ve Altay forması olduğundan başta 'acaba?' diyorum. Fakat beş dakika geçmeden ne kadar yanıldığımı anlıyorum. Arka masamızda yemek yiyen Bolusporlular yanımıza gelerek 'hoşgeldiniz' diyorlar ve hatıra fotoğrafı çekiliyoruz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Stada gidip iki tur attıktan sonra bilet gişesini buluyoruz ve içeri giriyoruz. Kendi kendimize eğlenmeye çalışırken bizim taraftarlar "Ufaklık buraya üçlü çektir Altay'a" demeye başlıyorlar.&lt;em&gt; Ufaklık kim abi?&lt;/em&gt; demeye kalmadan Bolu tribünlerinden 5-6 yaşlarında bir çocuk pokemon misali sahaya salınıyor. Ellerini sallaya sallaya bizim tribüne doğru gelirken, bir yandan da futbolculardan seken topları tekmeliyor. Tribünün önüne gelince de önce&lt;em&gt; şştt &lt;/em&gt;yaparak herkesi susturuyor. Sonra da kollarıyla 1-2-3 yaptırıp tezahüratı yönetiyor. İşi bitince de tribünlerdeki yaklaşık 5000 kişinin alkışlarını alarak kendi yerine dönüyor. Biz keyiften dört köşe oluyoruz. Klasik bir tabir olacak ama sahalarda böyle görüntüler görmek insanı gerçekten sevindiriyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_DNIpD-IdH6Y/Sa0LdbD5MoI/AAAAAAAAAB0/gJUWOH1gLqU/s1600-h/DSC05099.JPG"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5308912135847883394" style="margin: 0px 10px 10px 0px; float: left; width: 344px; height: 240px;" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_DNIpD-IdH6Y/Sa0LdbD5MoI/AAAAAAAAAB0/gJUWOH1gLqU/s320/DSC05099.JPG" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;Harika bir şekilde tribün yöneten ufaklıktan sonra Bolu'da bizi şaşırtan bir görüntü daha oluyor. Maraton tribünden yapılan kırmızı tezahüratına, kapalıdan beyaz karşılığı çok ince bir tonda geliyor. Biraz daha dikkatli izleyince tribünün özel bir kısmının -çoğunluğu kız- çocuklardan oluştuğunu görüyoruz. Hem Boluspor'u hem de taraftarlarını tebrik ediyoruz ve özeniyoruz. Maçın başlamasına yakın tüm stadı dolduruyorlar.&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_o3Pu7je179A/Sa0QYRolJGI/AAAAAAAAKlg/T3UeFXyeQiw/s1600-h/5.JPG"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 400px; height: 300px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_o3Pu7je179A/Sa0QYRolJGI/AAAAAAAAKlg/T3UeFXyeQiw/s400/5.JPG" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5308917544976196706" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Maçı çok kısa özetlemek gerekirse Altay ilk yarıda sahaya beraberlik için çıkmış bir görüntü sergiledi ve kapandı.Boluspor daha önce de bahsettiğim sol kanat oyuncumuzdan haberdar olduğu için 3 kişiyle Altay'ın solundan yüklendi ama etkili olamadı. İkinci yarıda ise Altay galibiyet için bastırdı ancak aradaığı golü bir türlü bulamadı. Maç da iki takımın da maçtan önce 'berabere bitsin kabul eder misiniz?' deseler balıklama kabul edeceği şekilde eşitlikle bitti.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;Son olarak Boluspor'un stadyumundan bahsedelim-değişiklik yaptım bu sefer-.S tad Bolu'nun merkezi sayılabilecek İzzet Baysal caddesinden yürüyerek 15 dakikalık mesafede. Hemen yanında da pazaryeri var. Maçtan çıkan insanlar için büyük bir kolaylık düşünülmüş. Stadın kapasitesi yaklaşık 7000 kişi. Bolusporlular da kendilerine ayrılan tarafı boş koltuk kalmamacasına doldurdular ve gerekli yerlerde bağırıp hakemin üstünde baskı kurarak güzel bir taraftarlık örneği gösterdiler.&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_o3Pu7je179A/Sa0RWyZG46I/AAAAAAAAKlw/qaYhlMzm5Bk/s1600-h/7.JPG"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 400px; height: 300px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_o3Pu7je179A/Sa0RWyZG46I/AAAAAAAAKlw/qaYhlMzm5Bk/s400/7.JPG" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5308918618921558946" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_o3Pu7je179A/Sa0RXHfLAmI/AAAAAAAAKl4/Pn1ZtakY00Q/s1600-h/8.JPG"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 400px; height: 300px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_o3Pu7je179A/Sa0RXHfLAmI/AAAAAAAAKl4/Pn1ZtakY00Q/s400/8.JPG" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5308918624584139362" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Maç bittikten sonra saatlerce kar altında beklemenin yorgunluğunu güzel bir tabak Bolu mantısı yiyerek atan bizler de otobüse atlayıp Ankara yollarına düştük.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;by Sercan Akan&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1317836566512638841-6832825413849670696?l=vliegendenederlander.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://vliegendenederlander.blogspot.com/feeds/6832825413849670696/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='https://www.blogger.com/comment.g?blogID=1317836566512638841&amp;postID=6832825413849670696&amp;isPopup=true' title='4 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1317836566512638841/posts/default/6832825413849670696'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1317836566512638841/posts/default/6832825413849670696'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://vliegendenederlander.blogspot.com/2009/03/takiminin-pesinde-5.html' title='TAKIMININ PEŞİNDE-5'/><author><name>Sercan Akan</name><email>noreply@blogger.com</email></author><thr:total xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'>4</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1317836566512638841.post-1181560794916103710</id><published>2009-02-25T17:11:00.003+01:00</published><updated>2009-02-25T17:21:50.994+01:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Sercan Akan'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Futbol'/><title type='text'>BÜYÜK MÜ KÜÇÜK MÜ?</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_o3Pu7je179A/SaVv6lQd9bI/AAAAAAAAKe4/M2pNRbh6d10/s1600-h/altay-izmir.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 301px; height: 320px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_o3Pu7je179A/SaVv6lQd9bI/AAAAAAAAKe4/M2pNRbh6d10/s400/altay-izmir.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5306770788150277554" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Böyle bir başlık atmamın sebebi bizimkilerin yaptığı "Büyük" Altay tezahüratından hemen sonra Manisa tribünlerinden gelen "Küçük" Altay sesleri. Amacım elbette ki karşılaştırmalı bir kompozisyon yazıp Altay'ın büyüklüğünü kanıtlamaya çalışmak değil.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt; &lt;div&gt; &lt;/div&gt; &lt;div&gt;"Büyük" Altaylı "Büyük" Mustafa'nın, Beşiktaş'ın teknik direktörlük koltuğuna oturduğu gün verdiği demeçte ' "Büyük" Beşiktaş camiası' demesi açıkçası ilgimi çekmişti. Bu büyük takıntısını Freud'un hipotezleriyle açıklamayacağım. Çünkü bu lakabın kökleri bazı psikolojik sorunlara değil, bir Galatasaray-Altay maçına dayanıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt; &lt;div&gt; &lt;/div&gt; &lt;div&gt;Her ne kadar bizim kulüp "Niçin Büyük Altay?" sorusunu cevaplarken konuyu Birinci Dünya Savaşı'ndan başlatsa da gerçek biraz daha farklı. Lig kurulalı 15 sene ya olmuş ya olmamış.İlk senelerde bocalayan Altay durumu düzeltmiş ve nispeten iyi dereceler alıyor. O sıralar İstanbul'a giden Altay başkanı ile onu misafir eden Galatasaray başkanı arasında şakayla başlayan "kim daha büyük?" tartışması kakaya dönüyor ve olay bolu beyi'ne taşınıyor.Bolu beyi istikrarlı bir zat olduğundan soruya "forza livorno" yanıtı veriyor fakat bu yanıt kimseyi mutlu etmiyor. FIFA'ya verilen soru dilekçesine cevaben alınan mektupta "Beşiktaş önce Del Bosque'nin parasını ödesin" yazdığını gören iki başkan kara kara düşünürken, &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;1966-67 sezonu Altay-Göztepe Türkiye Kupası Finali maçının kurasında Altay yazılı kağıdı çekerek kupayı siyah-beyazlı takıma kazandıran İtalyan çocuk&lt;/span&gt; ortaya çıkıyor ve "iki takımın karşılıklı oynayacağı ilk maçı kim kazanırsa o büyük takım olsun" diyor. İki başkan da bunu kabul ediyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt; &lt;div&gt; &lt;/div&gt; &lt;div&gt;İki takımın oynadığı ilk maç 1-0 Altay'ın üstünlüğüyle sona eriyor ve taraftarlar bu maçtan sonra takımlarını "Büyük" Altay tezahüratıyla çağırmaya başlıyorlar. Daha sonra çocuğun bizim takımın maaşlı elemanı olduğu, kurada iki kağıda da Altay yazdığı, Galatasaray'la oynanacak maçtan önce kale çizgisine çişini yaptığı gibisinden iddialar ortaya atılıyor fakat bu iddiaların hiçbirisi ispatlanamadığı için kupa da lakap da Altay'da kalıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt; &lt;div&gt; &lt;/div&gt; &lt;div&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Not:&lt;/span&gt; Kupa finalinde kura çeken İtalyan çocuk gerçektir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;by Sercan Akan&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1317836566512638841-1181560794916103710?l=vliegendenederlander.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://vliegendenederlander.blogspot.com/feeds/1181560794916103710/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='https://www.blogger.com/comment.g?blogID=1317836566512638841&amp;postID=1181560794916103710&amp;isPopup=true' title='3 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1317836566512638841/posts/default/1181560794916103710'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1317836566512638841/posts/default/1181560794916103710'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://vliegendenederlander.blogspot.com/2009/02/buyuk-mu-kucuk-mu.html' title='BÜYÜK MÜ KÜÇÜK MÜ?'/><author><name>Flying Dutchman</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02374702096591718850</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:extendedProperty xmlns:gd='http://schemas.google.com/g/2005' name='OpenSocialUserId' value='17653531092890526060'/></author><thr:total xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'>3</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1317836566512638841.post-6255747565119387397</id><published>2009-02-24T08:39:00.005+01:00</published><updated>2009-02-25T17:27:45.332+01:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Genç Yetenekler'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Sercan Akan'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Futbol'/><title type='text'>GÖKHAN DEĞİRMENCİ</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_o3Pu7je179A/SaOlTZi2JLI/AAAAAAAAKbA/iJ09kCYgVFY/s1600-h/01.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 400px; height: 344px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_o3Pu7je179A/SaOlTZi2JLI/AAAAAAAAKbA/iJ09kCYgVFY/s400/01.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5306266538665714866" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div id="EC_yiv435012398"&gt; &lt;div id="EC_yiv1608188033"&gt;     &lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://vliegendenederlander.blogspot.com/search/label/Groundhopping"&gt;Takımının Peşinde&lt;/a&gt; yazılarıyla bloga katkıda bulunan Sercan Akan bu hafta Altay'ın 19 yaşındaki kalecisi Gökhan Değirmenci'nin ilginç futbolculuk kariyerini bize aktarıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;----------------------------------&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Öncelikle belirtmem gerekir ki ben kaleci analiz edebilcek kalitede bir futbol izleyicisi değilim.Örnek vermek gerekirse Flying Dutchman'in en yeteneksiz 11'de kaleyi teslim ettiği Şanver'i yıllar yılı bayıla bayıla izlemiştim. Takvim yaprakları 2007 yılının takribi mart ayını gösterirken, sıkıntılı okul günlerini atlatmaya çalışan bana ilaç gibi gelen Türk Telekom randevusunda görmüştüm Gökhan'ı ilk kez.O müthiş müsabakanın oynanacağı dev (!) stada çıktığında bacakları yavru ceylan gibi titriyordu..Konu yine sapıttı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt; &lt;div&gt; &lt;/div&gt; &lt;div&gt;Halı sahadan hallice olan stadda bizim arkasında bulunduğumuz kaleye ısınmaya gelince herkes şaşırıp kalıyor.Adını bile tellerin ardından muhabbet ettiğimiz diğer yedek kaleciden öğreniyoruz.Dev randevunun ilkyarısında uzak kalede olduğu için hakkında bir fikir yürütemiyoruz. Ancak acı gerçek bize sadece bir devre arası uzaklıkta. İkinci yarı başlayıp da Gökhan kaledeki yerini alınca o zamana değin Ankara'da yaşadığım sıkıntıların bundan sonra yaşayacaklarımın yanında bir hiç kalacağını anlıyorum. Gökhan kalenin neresinde duracağını bilmiyor. Ataklar da defansını yönlendirmesi gerekirken, defans oyuncuları rakip forveti marke ederken bir yandan da 'kardeş sağ yap, az daha kır, hooop' diyerek Gökhan'a yardımcı oluyorlar. &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Gökhan sadece yüksek sesle dua ediyor ve üzerine doğru gelen toplara korkusuzca atlıyor.&lt;/span&gt; İki gol yiyiyoruz o maçta ama ikisinde de Gökhan hatalı değil. Kendince başarılı bir maç çıkarmasını ettiği dualara bağlıyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt; &lt;div&gt; &lt;/div&gt; &lt;div&gt;O maçtan sonra Gökhan lig sonuna kadar Altay'ın kalesine geçmiyor fakat sürekli U-19 milli takımına çağırılıyor. Bu arada Alsancak'taki bir kafede otururken yan masada onu görenler kafenin sahibinden "&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;hocam o masayı donat hesabını da bize yaz, yemeye içmeye dalsın da maçı unutsun&lt;/span&gt;" diyerek ricada bulunuyorlar. Fakat play-off finali olan Kasımpaşa-Altay maçında herşey değişiyor. Kafe sahibinin bir anlık dalgınlığından faydalanan Gökhan oradan kaçarak takımla beraber Ankara'ya geliyor.Henüz şampiyon olmadan şampiyonluk primini konuşmaya başlayan Ali Uyanık ile yönetimin arasında gerilen ipler, &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Kamerunlu kalecinin parasını Orta Afrika Frankı cinsinden istemesiyle kopuyo&lt;/span&gt;r.Yüksek kur altında ezilen ithalatçı yönetim de eldivenleri Gökhan'a teslim ediyor. Eldivenleri teslim ediyor dedim ama en küçük eldiven bile Gökhan'ın ellerine iki boy büyük. Tabi bizim takımda çareler tükenmez.&lt;em&gt; Seneye de giyersin&lt;/em&gt; diyerek Gökhan'ı teselli ediyorlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt; &lt;div&gt; &lt;/div&gt; &lt;div&gt;Maç başlamadan önce belki kendini çok geliştirmiştir diyerek kendimizi avutmaya çalışıyoruz. &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Ama Gökhan'ın Türk Telekom maçından tek farkı yediği fındık fıstık sebebiyle aldığı kilo&lt;/span&gt;. Sarsılan uçakta ateist kalmaz misali, Gökhan'ın kalesini koruduğu takımın tribününde de ateist kalmıyor. O boşa çıktıkça taraftarlar duaya sarılıyor. Gökhan hatalı goller yiyiyor ancak kimse ona suç bulmuyor. Benim şahsi görüşüm ise Türk futbol tarihinin en büyük trajedilerinden birinde, henüz 18 yaşındayken kalede olmasının onun için büyük bir şanssızlık olduğu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt; &lt;div&gt; &lt;/div&gt; &lt;div&gt;Sonraki iki yılı Gökhan yine yedek kulübesinde attığımız gollere sevinerek geçiriyor. Bizim kulüp bu sezonun başında Eşkıya nam lakabıyla bilinen efsane kaleci Bülent Ataman'ı transfer ediyor. Bülent hatalı goller yiyip taraftarı isyan ettirse de kimse Gökhan kaleye geçsin diyemiyor. En nihayetinde, mecburiyetten devraldığı kalede çizgi üzerinde sendeleyip dışarı düşerek gol olmasını engellediği bir top sayesinde taraftarın aklını alırken gönlünü de çeliyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt; &lt;div&gt; &lt;/div&gt; &lt;div&gt;Piyasa yapması için çıkarıldığı Galatasaray ile oynanan kupa maçında ise adeta patlama yapıyor. 6-7 tane net gol pozisyonunu önlüyor ve Baros'un bir penaltısını kurtarıyor. Bizimkiler son 5 dakikada maçı kaybediyor ama maçın kahramanı o.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt; &lt;div&gt; &lt;/div&gt; &lt;div&gt;O maçtan sonra da takımın vazgeçilmezi oluyor. "Abi Gökhan oynamaycakmış yandık" adamına dönüşüyor. &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Bizim bekler ona güvenerek penaltı yaptırıyor&lt;/span&gt;.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt; &lt;div&gt; &lt;/div&gt; &lt;div&gt;Kıssadan hisse: İmkanınız olursa bu çocuğu izleyin&lt;/div&gt; &lt;div&gt;&lt;br /&gt;Azim ve çalışma insanı nereden nereye taşıyor görüp hep beraber feyz alalım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;by Sercan Akan&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1317836566512638841-6255747565119387397?l=vliegendenederlander.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://vliegendenederlander.blogspot.com/feeds/6255747565119387397/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='https://www.blogger.com/comment.g?blogID=1317836566512638841&amp;postID=6255747565119387397&amp;isPopup=true' title='11 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1317836566512638841/posts/default/6255747565119387397'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1317836566512638841/posts/default/6255747565119387397'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://vliegendenederlander.blogspot.com/2009/02/gokhan-degirmenci.html' title='GÖKHAN DEĞİRMENCİ'/><author><name>Flying Dutchman</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02374702096591718850</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:extendedProperty xmlns:gd='http://schemas.google.com/g/2005' name='OpenSocialUserId' value='17653531092890526060'/></author><thr:total xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'>11</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1317836566512638841.post-2739977168527124346</id><published>2009-02-12T12:00:00.007+01:00</published><updated>2009-02-25T17:27:45.333+01:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Sercan Akan'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Futbol'/><title type='text'>DROGBA GÖZ-GÖZ'DE</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_o3Pu7je179A/SZQCgNTiUFI/AAAAAAAAKP8/Yjh_wXxeV18/s1600-h/drogba+g%C3%B6zg%C3%B6zde.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 400px; height: 300px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_o3Pu7je179A/SZQCgNTiUFI/AAAAAAAAKP8/Yjh_wXxeV18/s400/drogba+g%C3%B6zg%C3%B6zde.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5301865413672587346" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Fotoğrafı Altay'ın bu seneki maçlarını takip ederek bloga ulaştıran &lt;a href="http://vliegendenederlander.blogspot.com/search/label/Groundhopping"&gt;Sercan Akan&lt;/a&gt; gönderdi, dün çekilmiş bir resim. &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Türk spor gazeteciliğinin ne kadar kolay olduğunun&lt;/span&gt; bir kanıtı aslında bu (resmi çekenler Göztepe taraftarları). Havalimanında oyuncuyu yakala, önüne çek atkıyı, yaz altına "Drogba gönlüm Göz-Göz'de dedi". Ne ilginçtir ki bu türdeki her haberde olduğu gibi futbolcunun gözlerde "Bunlar kim? ne oluyoruz" havası var. Drogba da kaymış zaten görüldüğü gibi. Süleyman Rodop ekolü diyorum ben buna. Göztepe atkısının yerine, oraya Galatasaray atkısı koysan en az 5 gazeteye 2. sayfa haberi olur. Yıldız oyuncu "Türk futbolundan Hakan Şükür'ü ve Galatasaray'ı tanıyorum, kulüpler anlaşırsa seve seve gelirim" diyerek sarı kırmızılı kulübe yeşil ışık yaktı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;by Sercan Akan&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1317836566512638841-2739977168527124346?l=vliegendenederlander.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://vliegendenederlander.blogspot.com/feeds/2739977168527124346/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='https://www.blogger.com/comment.g?blogID=1317836566512638841&amp;postID=2739977168527124346&amp;isPopup=true' title='8 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1317836566512638841/posts/default/2739977168527124346'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1317836566512638841/posts/default/2739977168527124346'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://vliegendenederlander.blogspot.com/2009/02/drogba-goz-gozde.html' title='DROGBA GÖZ-GÖZ&apos;DE'/><author><name>Flying Dutchman</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02374702096591718850</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:extendedProperty xmlns:gd='http://schemas.google.com/g/2005' name='OpenSocialUserId' value='17653531092890526060'/></author><thr:total xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'>8</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1317836566512638841.post-2644584451707829739</id><published>2009-02-03T10:07:00.005+01:00</published><updated>2009-02-25T17:27:45.333+01:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Groundhopping'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Derbi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Sercan Akan'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Futbol'/><title type='text'>TAKIMININ PEŞİNDE-3</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_o3Pu7je179A/SYgJomlcHoI/AAAAAAAAKAI/EXiCVBFQgpE/s1600-h/ksk+007.JPG"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 400px; height: 300px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_o3Pu7je179A/SYgJomlcHoI/AAAAAAAAKAI/EXiCVBFQgpE/s400/ksk+007.JPG" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5298495554758385282" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sabah olabildiğince geç kalkıyorum maça kadar çok beklememek için. Kahvaltı edip Alsancak'a gidiyorum. Arkadaşlarla biraz vakit geçiriyoruz. Maçta görüşmek üzere ayrılıp babamın yanına gidiyorum. Futbol oynarken bacağını sakatlayan kardeş de fizyoterapiden çıkmış. "Bu maç kaçmaz ben de geleceğim" diyor.Onu da alıp Atatürk Stadı'na doğru yola çıkıyoruz. Altaylı taraftarların olduğu kısımda park etmek yasak olduğu için Karşıyakalıların toplandığı kısımdaki otoparka giriyoruz. Karşıyakalıların arasından geçerek katetmemiz gereken yaklaşık 500 metrelik bir mesafe var. Yolu konuşmadan yürüyoruz. &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Belli bir kısımdan sonra Karşıyaklılardan "hop hemşerim ters tarafa gidiyorsunuz.Orası rakip takımın.Lan? Koş koş&lt;/span&gt;" gibi bağırtılar duyar mıyız acaba diyorum. Gecenin karanlığında farkına varmıyorlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt; &lt;div&gt; &lt;/div&gt; &lt;div&gt;Stada girdiğimde gördüğüm manzara beni şaşırtmıyor. Kapalı tribünün yarısından fazlasını doldurmuş Karşıyakalılar, az sayıdaki Altay taraftarını 1,2,3..,10 şeklinde bağırarak saymaya çalışıyorlar. Altaylılar da Karşıyaka Çarşısı hakkında fikirlerini beyan ediyorlar. İki takımın ısınması sırasında KSK tribünleri stadı yıkarken Altaylılar kendi halinde maça ısınıyor.&lt;/div&gt; &lt;div&gt; &lt;/div&gt; &lt;div&gt;Maç başlamadan önce kendime söz veriyorum çok heyecanlanmamak için. Çünkü Atatürk Stadı'nda son izlediğim Altay-Galatasaray maçında yediğim künefelerin kalp damarlarıma verdiği tahribi son raddesine kadar hissetmiştim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_o3Pu7je179A/SYgJoXAJuDI/AAAAAAAAKAA/wDM7kbPxBD8/s1600-h/ksk+003.JPG"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 400px; height: 300px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_o3Pu7je179A/SYgJoXAJuDI/AAAAAAAAKAA/wDM7kbPxBD8/s400/ksk+003.JPG" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5298495550575458354" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt; &lt;div&gt; &lt;/div&gt; &lt;div&gt;Maçın ilk yarısında Altay tutuk bir oyun sergiliyor.Karşıyaka daha etkin gözüküyor ve net bir gol pozisyonunu yukarıda bahsettiğim Altay-Gs maçının kahramanı kaleci Gökhan kurtarıyor.Yeni teknik direktörümüz Altay ruhu yaratmak adına sahada hiç bir varlık göstermeyen fakat su götürmeyecek derecede Altaylı olan futbolcuları inatla kenarı almıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt; &lt;div&gt; &lt;/div&gt; &lt;div&gt;Devre arasında staddan bahsetmek içimden gelmiyor. &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Çünkü gerçekten futbol zevkini katleden bir stadyum&lt;/span&gt;. 1971'de İzmir'de düzenlenen Akdeniz Olimpiyat Oyunları için inşa edilen stad resmi olarak 60.000 kişilik.Tribünlerle sahanın arasında koşu pistine ek olarak geniş bir çimenlik de mevcut.Vakti zamanında(1981) bu stadda oynanan bir Karşıyaka-Göztepe maçı biletli 60.000 seyirci ile ikinci lig rekoru kırmıştır. -Biletsizlerle beraber bu sayı 80-85 bin arasıdır-.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt; &lt;div&gt; &lt;/div&gt; &lt;div&gt;Böylesine bir rekoru kıran taraftarlardan bahsetmemek olmaz. Karşıyakalılar kendilerini İzmirli olarak görmezler.Yazabildikleri her yere 35 1/2 yazarlar ve söyleyebildikleri her yerde İzmirli değil Karşıyakalı olduklarını belirtirler. Göztepeliler ise 'Tam 35' cidirler.Gerek çok sayıda ve ateşli taraftara sahip olmaları gerekse yıllarca ikinci ligde aynı grupta mücadele etmiş olmaları sebebiyle bu iki takımın taraftarları birbirleriyle kanlı bıçaklıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_o3Pu7je179A/SYgJ3vHWCxI/AAAAAAAAKAo/0OLcAENBXPQ/s1600-h/ksk+020.JPG"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 400px; height: 300px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_o3Pu7je179A/SYgJ3vHWCxI/AAAAAAAAKAo/0OLcAENBXPQ/s400/ksk+020.JPG" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5298495814746114834" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt; &lt;div&gt; &lt;/div&gt; &lt;div&gt;Altay taraftarı ise yaklaşık 7-8 sene önceye kadar Göztepelilerle dosttu.Ancak Joe onese Ateşdağlı'nın da daha önce belirttiği gibi tribün dengeleri dinamik ve değişken.&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Bu dostluğun bozuluşu da içinde Göztepeli olan&lt;/span&gt; kuzenimin de bulunduğu bir grubun Alsancak'ta dolaşırken canları sıkılınca destek olmak için Altay maçına gelmesiyle başlıyor. Bu arada belirteyim onlar stada girdiklerine Altay 2-0 mağlup ve çok kötü top oynuyor. Kapalı tribüne sosyete tabir edilen tarafından giren Göztepeliler bağırmaya başlayınca yaşlı amcalardan "Ne bağırıyorsunuz oğlum.Buna da kafa diyorlar. Şişti kazan gibi oldu." azarını işitince fanatiklerin tarafına doğru yol alıyorlar. Ancak onların da hiç keyfi yok. "Hadisenize bağırın biraz.Takım gaza gelsin." diyen Göztepelilere "Siz önce kendi takımınızı gaza getirin abi. 15 yıldır bir kere olsun birinci lige çıkamadınız."  cevabını veriyorlar.Bu hırsla staddan çıkan Göztepeliler 3 gün sonraki kupa maçında Sakaryaspor tarafına giriyor ve atkı açıyor. Altay taraftarı da küfürlü kelime sayısı/ toplam kelime sayısı altın oranı veren bir tezahürat yapıyorlar ve iki takımın taraftarı arasındaki bağ kopuyor. Daha sonra düşmanımın düşmanı dostumdur felsefesi ile Altay ile Ksk taraftarı yakınlaşıyor fakat o da aynı ligde puan mücadelesi vermeleri sebebi ile uzun soluklu olmuyor.&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_o3Pu7je179A/SYgJpLW7BlI/AAAAAAAAKAg/xWCtHpgKqM8/s1600-h/ksk+028.JPG"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 400px; height: 300px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_o3Pu7je179A/SYgJpLW7BlI/AAAAAAAAKAg/xWCtHpgKqM8/s400/ksk+028.JPG" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5298495564629608018" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt; &lt;div&gt; &lt;/div&gt; &lt;div&gt;Ben "bunları en güzel nasıl yazıya dökerim"i düşünürken ikinci yarı başlıyor.Bu sefer gol kaçırma sırası Altay'da. Brezilyalısı ile iki çok net gol kaçıran Altay, Karşıyaka'nın ataklarından birinde pozisyonu direk sayesinde savuşturuyor. Maçın son dakikaları Karşıyakalı oyuncuların sıkça sakatlanıp yere düşmeleri nedeniyle pek oynanamıyor. Son atakta boş kaleye bir gol daha kaçıran Altay deplasmandan bir puan almanın sevinciyle evine dönerken&lt;span style="font-weight: bold;"&gt; ben de yazdığım üçüncü maçın da berabere bitmesine şaşırarak evin yolunu tutuyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_o3Pu7je179A/SYgJpAC2b5I/AAAAAAAAKAY/fCubTCF2SyY/s1600-h/ksk+026%282%29.JPG"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 400px; height: 300px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_o3Pu7je179A/SYgJpAC2b5I/AAAAAAAAKAY/fCubTCF2SyY/s400/ksk+026%282%29.JPG" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5298495561592631186" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;by Sercan Akan&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1317836566512638841-2644584451707829739?l=vliegendenederlander.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://vliegendenederlander.blogspot.com/feeds/2644584451707829739/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='https://www.blogger.com/comment.g?blogID=1317836566512638841&amp;postID=2644584451707829739&amp;isPopup=true' title='7 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1317836566512638841/posts/default/2644584451707829739'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1317836566512638841/posts/default/2644584451707829739'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://vliegendenederlander.blogspot.com/2009/02/takiminin-pesinde-3.html' title='TAKIMININ PEŞİNDE-3'/><author><name>Flying Dutchman</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02374702096591718850</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:extendedProperty xmlns:gd='http://schemas.google.com/g/2005' name='OpenSocialUserId' value='17653531092890526060'/></author><thr:total xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'>7</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1317836566512638841.post-2255903402145403104</id><published>2009-01-27T09:18:00.005+01:00</published><updated>2009-02-25T17:28:24.469+01:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Groundhopping'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Sercan Akan'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Futbol'/><title type='text'>TAKIMININ PEŞİNDE-2</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_o3Pu7je179A/SX7HB8BspkI/AAAAAAAAJzU/8R9YNenbxTI/s1600-h/1.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 400px; height: 300px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_o3Pu7je179A/SX7HB8BspkI/AAAAAAAAJzU/8R9YNenbxTI/s400/1.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5295889047941326402" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Altay'ın peşinde bu sezonun 2. yarısında takımının iç saha ve deplasman maçlarını takip ederek Türkiye'nin sistemli ilk "&lt;a href="http://vliegendenederlander.blogspot.com/search/label/Groundhopping"&gt;groundhopping&lt;/a&gt;" denemelerinden birisini gerçekleştirecek olan Sercan Akan'ın yolculuğu sürüyor İzmir Alsancak Stadı'ndaki Altay-Giresunspor maçı ile. Önümüzdeki 3 deplasman sırası ile Karşıyaka, Manisaspor ve Boluspor deplasmanları. Dolayısıyla gelecek hafta İzmir derbisi ile ilgili doyurucu bir yazı bizi bekliyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-------------------------------------------------------&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gerek -pek gitmesem de- okulumun Ankara'da olması, gerekse farklı şehirlerdeki stadları tanıtmanın herkese daha çekici gelecek olması sebebiyle Flying Dutchman ile deplasman serisi yapma konusunu konuşmuştuk. Fakat İzmir'de iken boş durmayalım dedim ve Altay-Giresunspor maçını da seriye eklemeye karar verdik.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Havanın güneş mi açsın, yağmur mu yağsın karar veremediği bir İzmir gününde Kordon'da kısa bir tur attıktan sonra maça gidiyoruz. Dev bir yolcu gemisi limana yanaştığı için ortalık Japon turist kaynıyor. "Gelin oğlum futbol görün biraz" diyorum. "İlhan Mansız İlhan Mansız" diyerek kaldırım taşlarının fotoğraflarını çekmeye devam ediyorlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_o3Pu7je179A/SX7HJWmhlgI/AAAAAAAAJz8/gR92arAKr4E/s1600-h/6.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 400px; height: 300px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_o3Pu7je179A/SX7HJWmhlgI/AAAAAAAAJz8/gR92arAKr4E/s400/6.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5295889175334196738" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Üstüste üç ışıktan Elvan Abeylegesse hızında geçip, bozuk parayla çiğdem aldıktan sonra bir de barikat aşıp maçı izlemeye hak kazanıyoruz. Stadın adı "Altay Alsancak Stadyumu". Önündeki Altay ismi, bizim kulübün önümüzdeki 49 yıl boyunca stadın kullanım haklarını kiralamasından ötürü var. Hani yıllardır tartışılagelen bir konu vardır ya: Şehrin iki takımı aynı stadı kullanır mı? Bu soruya "evet" cevabı verenlerin yegane örneği de Milano şehrindeki San Siro'dur. Halbuki Altay Alsancak Stadı bu konuda bir efsanedir. Hatta dünyanın bir numarası bile olabilir. &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Çünkü tam beş İzmir takımı maçlarını bu stadda oynuyor.&lt;/span&gt; Atatürk Stadı da zaman zaman kullanılıyor fakat asıl yük bu emektar stadın omuzlarında.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kapalı tribünün kulüp binası tarafından stada giriyoruz. Zaten öbür taraftan giriş yok.Saha zeminini kontrol edip berbat olduğuna kanaat getirdikten sonra top-kale atışını beklemek için kapalı tribünün en sonuna, arkadaşların yanına doğru yol alıyoruz. Atış yapılıp rakip takım giriş tarafındaki kaleyi alınca aynı yolu gerisin geri yürüyüp takımın atacağı golleri yakından izlemek üzere tribüne kuruluyoruz. Burada ufak bir bilgi vereyim: Altay taraftarları, takımları hangi kaleye atak yapacaksa tribünün o tarafında konuşlanırlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_o3Pu7je179A/SX7HCLKfeOI/AAAAAAAAJzc/M8bEORdmWE8/s1600-h/2.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 400px; height: 300px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_o3Pu7je179A/SX7HCLKfeOI/AAAAAAAAJzc/M8bEORdmWE8/s400/2.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5295889052004743394" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İlk düdükle beraber iki takım da atak bir futbol sergilemeye başlıyordu.Altay, Arjantinli oyuncusu Molina’nın hırsı ve iyi oyunu sayesinde sol kanattan ataklar geliştirirken, Galatasaray’dan Bucaspor’a kadar geniş bir yelpazedeki tüm takımlarca tanınan sol beki sebebiyle Giresunspor’un geliştirdiği tüm atakları da yine sol kanattan karşılamaya çalışıyordu.Bu sol bekin oldukça ileri görüşlü olan ve &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;çocuğuna bir peygamberin ismini veren ailesi sayesinde, çarpılmaktan korkan Altay taraftarı küfür edemiyor&lt;/span&gt;, dayanışmaya en çok ihtiyaç duyulan şu günlerde bizim kulüp toplu küfür yüzünden para cezası ödemekten kurtuluyordu. Molina’nın getirdiği toplarla tehlikeli olan Altay, yine sol kanattan gelişen bir atağın sonunda Merter’in topa düzgün vuramayıp kaleciyi yanıltması sayesinde öne geçiyor, henüz bir dakika önce takımı defansif bir taktikle oynattığı için teknik direktöre  kızmakta olan Altay taraftarlarının öfkesi yerini müthiş bir sevince bırakıyordu. Kalan dakikalarda Altay gol atmayı ya da yemeyi beceremiyor ve soyunma odasına   evsahibi takımın 1-0 üstünlüğüyle gidiliyordu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_o3Pu7je179A/SX7HCajrVnI/AAAAAAAAJzs/z6QD-40uCT4/s1600-h/4.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 400px; height: 300px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_o3Pu7je179A/SX7HCajrVnI/AAAAAAAAJzs/z6QD-40uCT4/s400/4.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5295889056136910450" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_o3Pu7je179A/SX7HC1wbr9I/AAAAAAAAJz0/kRtI6my-__c/s1600-h/5.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 400px; height: 300px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_o3Pu7je179A/SX7HC1wbr9I/AAAAAAAAJz0/kRtI6my-__c/s400/5.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5295889063438168018" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Madem devre arası oldu, biraz  Alsancak Stadı’ndan bahsedelim.Açık tribün, kapalı tribün ve balkon tribününe sahip olan stad resmi olarak 15000 kişilik. Göztepe ve Karşıyaka taraftarlarının oturuş stiliyle kapasitesi ikiye katlanabilen stadda genellikle balkon tribünün bir bölümü konuk takımın taraftarlarına veriliyor. Universiad oyunları için yenilenen stadın koltukları sarı ve beyaz renkte. Yani altı İzmir takımının da renklerinden farklı. Tribünlerin oyun sahasına çok yakın olması futbolcularla sohbet etmek için hoş bir ortam yaratıyor. &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Altay kulübünün bu stadla ilgili bazı projeleri var fakat henüz atılmış somut bir adım yok.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Soyunma odasında bizim hoca, sol beki ve bir  orta saha oyuncusunu oyundan çıkarıyor, yerlerine sağ ayaklı bir sol bek ve bir forvet oyuncusu alıyor, maçta farka giderek taraftarın gönlünü almayı planlıyordu. İkinci yarı başlayıp, biz giren forvet oyuncusunun kondisyon durumu hakkında tartışırken yaklaşık 75 metrelik bir depar atarak lafımızı bize yediren eleman ceza sahasında bir Giresunsporlu oyuncuyu düşürüp penaltıya sebep oluyordu. Topun başına geçen oyuncu penaltıyı gole çevirerek eşitliği sağlayınca Alsancak’ta tansiyon yükseliyordu.Golden sonra rakip kaleye yüklenmeye başlayan Altay’da bu sefer Brezilyalı Tiago sazı eline alıyor, Giresunspor’un sol kanadını parçalıyor, ancak gol bir türlü gelmiyordu.Savunma güvenliğini ikinci plana atan Altay kalesinde de tehlikeli ataklar görüyor fakat bunları Yiğitcan sayesinde savuşturuyordu. Karşılıklı atakların olduğu maçın son düdüğü çaldığında açk tribün ile ambulans kapısı arasında kalan skorboard 1-1 yazıyordu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_o3Pu7je179A/SX7HJv0u4zI/AAAAAAAAJ0E/h_6km3ODjGo/s1600-h/7.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 400px; height: 300px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_o3Pu7je179A/SX7HJv0u4zI/AAAAAAAAJ0E/h_6km3ODjGo/s400/7.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5295889182104675122" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Doksanıncı dakikaya kadar takımlarına destek veren Altay taraftarları maç bittikten sonra ‘Destek bitti Feyyaz istifa’ diye bağırmaya başlıyor, soyunma odasına gitmekte olan Feyyaz Uçar boynundaki akreditasyon kartını çıkararak sahaya, taç çizgisinin dışına bırakıyordu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bense kaçırdığımız galibiyetten çok forvet oyuncumuzun kondisyonu hakkındakı yanlış yorumumuzla çocuğun hakkını yememize üzülüp Karşıyaka maçını beklemeye koyuldum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Not 1:  Birinci Lig’de takımların 21 yaş ve altında iki yabancı oyuncu oynatma hakları var.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Not 2:  Feyyaz Uçar henüz resmi olarak istifasını vermedi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://vliegendenederlander.blogspot.com/2009/01/takiminin-peinde-1.html"&gt;Takımının Peşinde-1&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_o3Pu7je179A/SX7HCAsFGKI/AAAAAAAAJzk/kE2L7HcXkkU/s1600-h/3.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 400px; height: 300px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_o3Pu7je179A/SX7HCAsFGKI/AAAAAAAAJzk/kE2L7HcXkkU/s400/3.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5295889049192831138" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1317836566512638841-2255903402145403104?l=vliegendenederlander.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://vliegendenederlander.blogspot.com/feeds/2255903402145403104/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='https://www.blogger.com/comment.g?blogID=1317836566512638841&amp;postID=2255903402145403104&amp;isPopup=true' title='7 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1317836566512638841/posts/default/2255903402145403104'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1317836566512638841/posts/default/2255903402145403104'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://vliegendenederlander.blogspot.com/2009/01/takiminin-pesinde-2.html' title='TAKIMININ PEŞİNDE-2'/><author><name>Flying Dutchman</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02374702096591718850</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:extendedProperty xmlns:gd='http://schemas.google.com/g/2005' name='OpenSocialUserId' value='17653531092890526060'/></author><thr:total xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'>7</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1317836566512638841.post-1331400780400155825</id><published>2009-01-22T12:53:00.002+01:00</published><updated>2009-02-25T17:27:45.334+01:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Groundhopping'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Sercan Akan'/><title type='text'>TAKIMININ PEŞİNDE-1</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_o3Pu7je179A/SXhecYkeqvI/AAAAAAAAJpo/CtjxKDWts1s/s1600-h/1.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 400px; height: 300px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_o3Pu7je179A/SXhecYkeqvI/AAAAAAAAJpo/CtjxKDWts1s/s400/1.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5294085203698821874" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;2 hafta önce &lt;a href="http://vliegendenederlander.blogspot.com/2009/01/groundhopping.html"&gt;Groundhopping&lt;/a&gt; isminde bir yazı yayınlamıştık. Linkten zaten ayrıntıları ile okursunuz 2 kelime ile özetlemek gerekirse "Stat Gezginliği". Yani dünya üzerinde olabildiğince fazla stada giderek cv'nizi genişletmek. İngiltere, İskoçya'da ve çok geniş şekilde Almanya'da bu aktivitenin kuralları ve resmi internet siteleri dahi mevcut. Ancak Türkiye'de böyle bir girişim söz konusu değil. İnsanların künyesindeki kaç maça gittikleri bilgisi tamamen sözden ibaret, "geçen sene hiçbir maçı kaçırmadım" veya "her sene 4-5 deplasmana giderim" şeklinde. O maça gidilene kadar geçen yolculuktaki otobüs, tren, maç bileti ve maçta çekilmiş resimlerle desteklenmiş bir hatıra defteri yok. Böyle bir çalışmaya yakında girişeceğiz umarım. Blog yazarlarından &lt;a href="http://vliegendenederlander.blogspot.com/search/label/tunchay"&gt;tunchay&lt;/a&gt;'ın yakında başlatacağı bir çalışma var. &lt;a href="http://www.statgezginleri.com/"&gt;www.statgezginleri.com&lt;/a&gt; start verilmeyi bekliyor. Bu yazı aynı zamanda bir nabız yoklama olabilir gelecek yorumlara göre.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Sercan Akan&lt;/span&gt; 21 yaşında üniversite öğrencisi Altay taraftarı bir stat gezgini. Şöyle diyelim stat gezgini yolunda bu sene önemli adım atacak insanlardan bir tanesi. Bizimle birkaç hafta önce bağlantıya geçip &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Altay'ın tüm deplasman maçlarına gitmeyi hedeflediğini belirtti ve &lt;/span&gt;yazı ve resimlerinin yayınlanmasıyla ilgili bir talepte bulundu. Severek kabul ettik. İlk maceranın sonuçları bugün ulaştı. Kartalspor-Altay maçı. Umarım gerisi gelir ve sezon sonunda enfes bir "stat gezginliği" günlüğü elde etmiş oluruz. O Altay'ı deplasmanda kovaladığı sürece biz de buradan günlüğe not düşeceğiz. Maç yazısı ve resimlerini paylaşıyoruz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-----------------------------&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Flying Dutchman'e mail atmaktaki amacım 15 farklı ili temsil eden 18 takımdan oluşan ama gözlerden uzak bir ligi biraz olsun tanıtmaktı.İlk adımı bugün atıyoruz.Büyük bir engel çıkmadığı sürece iki haftada bir Altay'ın deplasmana gittiği stadların fotoğraflarını ve maçın kısa bir öyküsünü sizlerle paylaşacağım.İlginizi çekecek ve merakınızı giderecek bir çalışma olmasını umuyorum.Son olarak da herkes kendi şehrinin takımının maçlarına gitmeye başladığında Türkiye'de futbolun çok daha zevkli hale geleceğini lütfen unutmayın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_o3Pu7je179A/SXheceBSXqI/AAAAAAAAJpw/Igs6anQ9D0A/s1600-h/2.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 400px; height: 300px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_o3Pu7je179A/SXheceBSXqI/AAAAAAAAJpw/Igs6anQ9D0A/s400/2.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5294085205161828002" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;Yaklaşık 15 yıldır Altay'ı takip ediyorum.Play-off maçları ve birkaç deplasman harici İzmir dışındaki maçlara neden gitmediğimi soruyorum kendi kendime &lt;a href="http://vliegendenederlander.blogspot.com/search/label/Joe%20Jonese%20Atesdagli"&gt;Joe Jonese Ateşdağlı&lt;/a&gt;'yı okurken.Mantıklı bir cevap bulamayınca da düşüyorum yollara.Finalleri boşverip atlıyorum Ankara'dan otobüse elimde valizle.  Oldum olası sevmediğim İstanbul'u arkadaş çekilir hale getiriyor benim için. Ertesi gün maça geç kalmayalım diye erkenden dönüyoruz eve. Maçtan üç saat önce evden çıkıyoruz fakat planlamadığımız birşey var: İstanbul'un semtleri arası uzaklık. Kadıköy'den Kartal'a giden otobüse bindiğimizde maçın başlama düdüğüne 30, maçın başlayacağı stada ise 55 dakika uzaklıktayız. Otobüsle bir yere kadar gidip taksi gördüğümüz ilk yerde otobüsten iniyoruz. Taksici bize &lt;em&gt;stad işte burası&lt;/em&gt; dediği zaman önce bir afallıyorum çünkü karşımda sadece apartmanlar var. Kafamı sağa çevirmemle beraber tepenin altındaki stadı görüyorum. Kartal'ın Beşiktaş ile ortak bir diğer özelliği de beleştepeymiş diyorum kendi kendime.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_o3Pu7je179A/SXhecnF7XiI/AAAAAAAAJqA/BvQEz1Hyns0/s1600-h/4.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 400px; height: 300px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_o3Pu7je179A/SXhecnF7XiI/AAAAAAAAJqA/BvQEz1Hyns0/s400/4.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5294085207597211170" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Burada bir ara verip Kartal Stadı'ndan bahsedelim&lt;/span&gt;. Dört tarafı da tribünle çevrili ve yaklaşık 1000-1500 kişi kapasiteli bir stad. Hakemi ve futbolcuları baskı altına almak için çok elverişli fakat Kartalspor'un çok ve ateşli taraftarı olmadığı için ambiyansın ve sahada oynanan karşılaşmanın halı saha maçından farkı yoktu. İki kale arkası tribünü ve kapalı tribün Kartalspor taraftarlarına veriliyor ve bu tribünlerde yüksek bir tel örgü yok. Kartalspor seyircisi de bu güveni boşa çıkarmadı ve izlediğim sürece oldukça centilmen bir şekilde takımlarını desteklediler. Beleştepeden ve çevredeki apartmanlar da hatırı sayılır sayıda insan maçı izledi. Deplasman takımına verilen açık tribünde ise oldukça yüksek tel örgüler var. Tel örgülere yaklaştığınızda halı saha maçı izleyenlerde oluşan&lt;em&gt; adam sakatlansa beni alırlar mı acaba&lt;/em&gt; hissi iyice kuvvetleniyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_o3Pu7je179A/SXhecd-hBQI/AAAAAAAAJp4/knM0Iqx6jbU/s1600-h/3.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 400px; height: 300px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_o3Pu7je179A/SXhecd-hBQI/AAAAAAAAJp4/knM0Iqx6jbU/s400/3.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5294085205150205186" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_o3Pu7je179A/SXhegsgbgGI/AAAAAAAAJqQ/67fVvsvq8FM/s1600-h/6.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 400px; height: 300px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_o3Pu7je179A/SXhegsgbgGI/AAAAAAAAJqQ/67fVvsvq8FM/s400/6.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5294085277770023010" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt; &lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Arayı bitirdikten sonra aynı hızla devam ediyoruz. Maç çoktan başlamış. Heyecanla tribüne girebilmek için koşuşturuyorum. Kartalspor taraftarının arasına dalmaktan son anda arkadaşın uyarısıyla kurtulup, tam ters istikamete doğru yol almaya başlıyoruz. Altay tribününe geldiğimizde ise bizi kötü bir sürpriz bekliyor. Kapı duvar ve etrafta ne bir biletçi var ne de bir görevli. O sırada Altay'lı birkaç taraftar daha geliyor. Abilerden biri cengaver çıkıyor ve kapıyı açtırtıyor fakat görevli içeri girmemize izin vermiyor. Bu sefer rota ambulans kapısı oluyor.Oradan da net bir hayır cevabı aldıktan sonra umudumuz kırılıyor ve kaldırıma çöküyoruz. Hem o kadar yol gidip hem maçı izleyemecek olmanın üzüntüsü içime oturuyor.Verdiğim sözü tutamayacak olmanın utancıyla da sıcak basıyor. Tam vazgeçip dönmek üzereyken bir mucize oluyor ve ilk yarının bitimiyle beraber kapı açılıyor.Yeni aldığı spor ayakkabıyla koşturan çocukların heyecanıyla depar atıyoruz ve içeri giriyoruz. Bu bir işaret olmalı diyorum ve fotoğraf makinemi kılıfından çıkarıp deklanşöre davranıyorum. Ben son fotoğraflarımı çekerken takımlar sahaya geliyor. Ama ayakları geri geri gidiyor sanki oyuncuların. İki takımın da kaçırdığı birer golden başka hiçbirşeye sahne olmayan bir ikinci yarı izliyoruz. Maçın son düdüğünden sonra iki takım taraftarlarına da kapıları aynı anda açıyorlar.Aslında kötü sonuçlar doğurabilecek bu hata, kimsenin taşkınlık yapmaması sayesinde görmezden geliniyor. Sabiha Gökçen'e giderken ilk iki yine yalan oldu diyorum kendi kendime. Hani sen bu ligin zevkini,kalitesini,sertliğini yazacaktın &lt;em&gt;nerede bunların hepsi?&lt;/em&gt; diye de ekliyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Onlar da diğer yazıların konusu olacak. Altay'lı futbolculardan söz aldım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;by Sercan Akan&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_o3Pu7je179A/SXhectfXPRI/AAAAAAAAJqI/ov36xITsCoA/s1600-h/5.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 400px; height: 300px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_o3Pu7je179A/SXhectfXPRI/AAAAAAAAJqI/ov36xITsCoA/s400/5.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5294085209314508050" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1317836566512638841-1331400780400155825?l=vliegendenederlander.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://vliegendenederlander.blogspot.com/feeds/1331400780400155825/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='https://www.blogger.com/comment.g?blogID=1317836566512638841&amp;postID=1331400780400155825&amp;isPopup=true' title='14 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1317836566512638841/posts/default/1331400780400155825'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1317836566512638841/posts/default/1331400780400155825'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://vliegendenederlander.blogspot.com/2009/01/takiminin-peinde-1.html' title='TAKIMININ PEŞİNDE-1'/><author><name>Flying Dutchman</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02374702096591718850</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:extendedProperty xmlns:gd='http://schemas.google.com/g/2005' name='OpenSocialUserId' value='17653531092890526060'/></author><thr:total xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'>14</thr:total></entry></feed>