Barad-dur etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Barad-dur etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

18 Mayıs 2013 Cumartesi

DEMİRSPOR KÜLLİYATI 2013-2






























Geçen hafta Kartal semalarından, farklı Selamsızspor galibiyetiyle döndükten sonra bu hafta yine liderlik hesapları yapmaya başladık. Rakip grubun orta halli ama tehlikeli takımı Küçükyalı Yelken Spor’du.

Günün anlam ve önemi nedeniyle altlık yapma fırsatı bulamadık.Maç saatine yakın stadın yolunu tuttuk.

Tribünlerde her zamanki tanıdık simalar. Stattaki yerimizi aldığımız sırada Üsküdar Salacak – Orhanlıspor U19 maçı devam ediyordu.

Tribünde Demirspor’un apaçi gençliği çekirdek servisinde bulunuyor. Maçta puan kaybı olabileceğine dair garip bir his var içimde. Umarım yanılırız diye düşünürken U19 maçı sona eriyor. (maçın Üsküdar Salacak – 4 Orhanlıspor – 6 şeklinde bittiğini belirtelim)

Küçükyalı Yelken Spor ve Demirspor sahadaki yerlerini alıyorlar.Kısa bir idmandan sonra seremoni için orta yuvarlağa doğru hareketleniyorlar.Kaptanlar top ve kale seçimini yapıyorlar.

Ve maç zamanı…

Ortadağ maçında gördüğü kırmızı kartla cezalı duruma düşen ve Selamsız maçında oynamayan Burak ilk 11'de. Geçen hafta oyuna sonradan giren genç Muammer de kadrodaki yerini almış. Özgür ve Yiğit yedek kulübesinde. Kaptan Cumhur’un kardeşi de tribünde. Takımın toplu bir resmini çekiyor hatta.





























Küçükyalı Yelken kurmaylarıyla olan konuşmalarından 4 numaralı Orhan Yılmaz’ın da Cumhur’la kardeş olduğunu öğreniyorum. (daha yeni öğrendim ya la.)

Maça oldukça hızlı başladık.

Henüz 5. dakikada Cumhur’un nefis pasında Burak mutlak pozisyondan yararlanamıyor.

8. dakikada Muammer’in düşürülmesiyle penaltı kazanıyoruz. Ve maalesef Cumhur’un ayağından penaltıdan yararlanamıyoruz.

Karşılıklı cılız ataklarla sürüyor maç. Ama akıllarda maçın başındaki kötü düşünceler yok değil. Bir puan kaybı yaşayacağız sanki. Derken Küçükyalı Yelken karambol pozisyonunda golü buluyor ve 0-1 öne geçiyor. Bu dakikalarda pek etkili değiliz. Devre bu skorla tamamlanıyor.






























İkinci yarıda Ferdi’nin yerine Yiğit oyunda. Kör döğüşü şeklinde geçen dakikalarda şans eseri, ortaya gelen topa ters bir vuruş yapan Küçükyalı Yelkenli oyuncu sayesinde beraberliği yakalıyoruz: 1-1.

Bu dakikadan sonra ne oluyorsa oluyor işte. Tribünün önündeki yan hakem ve ona uyan orta hakem verdikleri kararlarla saç baş yolduruyor adeta. Gerginliğin habercisi bu anlar. Tribünde Demir Gençlik tezahüratlarla sahaya on numara etki yapıyor. Takımın gazı da tamam. Yükleniyoruz.

Beraberlik golünden 4 dakika sonra Kaptan Cumhur kafayla önüne aldığı topla kaleciyle karşı karşıya kalıyor ve topu ağlara yolluyor. Ancak orta hakem Cumhur’un topu elle düzelttiğini söyleyip golü iptal ediyor. Sahada Demir tribünde seyirci deliriyor. Cumhur itirazlar sonucu ikinci sarıdan oyundan atılıyor. Saha komiseri Cumhur’u tribüne çıkarıyor.

Hem golden hem de Hasanpaşa maçı öncesi en önemli oyuncularımızdan birinden oluyoruz. Yan hakeme küfür kıyamet. Dengesini iyice kaybeden orta hakem eyyam kararlarında çığır açıyor.

71. dakikada Küçükyalı Yelken de 10 kişi kalıyor. Ancak maalesef 73. dakikada Küçükyalı 11 numaralı oyuncusunun kafa vuruşu ile 1-2 öne geçiyor. Golden sonra Ali Enver hoca ilginç bir şekilde kaleci değişikliğine gidiyor. Azizcan’ın yerine Zafer oyunda. Kimse anlam veremiyor. Tribüne çıkan Cumhur da dahil.





























Tekrardan yan hakeme tehditler, küfürler eşliğinde Küçükyalı Yelken kalesine yüklenmeye devam ediyoruz.

84. dakikada Yiğit’in mükemmel şutuyla 2-2’lik eşitliği yakalıyoruz. Tribünler yıkılıyor. 2-2’den sonra galibiyeti arıyoruz. Ya da aradığımızı sanıyoruz. Cumhur tribünden “Ali Suat yayın oraya gitsene abi, yüklenin” diye bağırıyor. Ali Suat “Hoca geri gel diyo abi. Beraberliğe razı adam” şeklinde serzenişte bulunuyor. Tabii bu arada yan hakeme tacizler devam ediyor. Çıldırtıcı kararlar tam gaz devam çünkü. “Bi bitmediniz ulan” diye haykırıyoruz tribünden. Ve sonunda polisler Haydarpaşa Stadı’nda. Bir tanesi maç oynanırken sahaya girip yan hakemin arkasında alıyor soluğu.

Kırmızı kartlar yüzünden maçın en az 5-6 dakika uzayacağını sanarken yüce Türk hakemimiz maçı birden sonlandırıyor. Neyin korkusuysa artık.

Demirsporlu oyuncular ve teknik kadro, hakemin etrafında bitiveriyor anında.





























Küçükyalı Yelkenli oyuncular dahi maçı neden erken bitirdi derken hakemin tavrına şaşırmıyoruz.

Beklenmedik ama içimize doğan puan kaybını yaşıyoruz. Balkan Yeşilbağlar’ın Hasanpaşa’yı 11-0 yendiği haftada çok şey kaybettik. 2 puan + kaptan + moral.

İlk yarının son maçı 15.05.2013 Çarşamba Hasanpaşa’yla deplasmanda. Açıkçası bu durumda beraberliğe razıyım. Güç Demir’le olsun diyoruz. Güzel haberlerini bekliyoruz Demirim…

Not: Demirspor hafta içinde Hasanpaşa'yı deplasmanda 3-0 mağlup ederek zirve koşusunu sürdürdü

by Barad-dur


Demirspor Külliyatı 2013-1

9 Mayıs 2013 Perşembe

DEMİRSPOR KÜLLİYATI 2013-1












2009 ve 2010 yılında Haydarpaşa Demirspor'un peşinde ayakkabı eskiten blogun ev sahibi/müdavimlerinden Barad-dur yine yollarda. O yıllardaki yazılarını şuradan görmek mümkün. Not düşelim yazıları kardeş site Duhuliye.com ile ortak kullanıyoruz.

----------------------------------------------

Geçen pazar sahamızda Ortadağ karşısında aldığımız rahat galibiyet sonrası liderlik hesapları yapmaya devam etmiştik. Bu hafta rakip bir Üsküdar takımı olan Selamsızspor’du. Üsküdar takımı olmasına rağmen maçlarını Kartal 75. Yıl Sahası’nda oynayan Selamsızspor, grubun zayıf takımlarından.

Galibiyet umuduyla düştük yine yollara. Kartal Stadı’nı biliyordum ama 75. Yıl Sahası çok yabancıydı bünyeye. Tek bilgi toprak saha olduğu ve Adliye’ye yakın olduğuydu.

Bu sefer altlığımızı Bostancı Kale Pilsen’de yaptıktan sonra yola koyulduk. Metro’nun derin kuyularına, Demir’i yalnız bırakmayacak olmanın gönül ferahlığıyla daldık.




















Hastane – Adliye durağında indikten sonra, sıra sora sora stadın yolunu bulmaya gelmişti. 1 saatten biraz fazla vardı maçın başlamasına. Taksiciler, büfeler, hastane önünde bekleyenler, bölge halkı derken bayağı bi yerden teyit ala ala stada ulaştım. Olur da bu sahada amatör maç seyretmek isteyen olursa (ki zannetmiyorum) söyleyelim; metrodan indikten sonra yolun aşağısına doğru 15 dakika kadar dümdüz yürürseniz stadı görüyorsunuz.

Statı bulduktan sonra yakınlardaki pastanede çay içeyim dedim. İçmez olaydım. Mekan sahibi abimize stadı bir teyit edeyim dedim. Dövmelerimi süzen abimiz “Yok burası Orhantepe stadı. Yanlış yerdesin sen” Taşlanacağımı sandım bakışlardan. Ufaktan uzuyorum. Semt sakini küçük esnaf pastaneci abimiz kıllanmış benden belli ki.

Tekrar stadın çevresine gidiyorum. Korner bayraklarını taşıyan bir abimizi görüyorum saha içinde.

”Abi burası 75.Yıl Sahası değil mi?” diyorum.

”Evet, evet. Hakem misiniz?” diyor bana.

”Yok abi maçı seyderedicem.”

“Haaa iyi iyi… Şurda kapı var ordan geç tribüne” diyor sağ olsun.



















Tribündeki yerimi alıyorum. İğne atsan yere düşmez yine.  Efsane durumda. Tek başına tek tabancayım tribünde

Derken Demirspor stada geliyor.

Soyunma odasının yolunu tutuyorlar.



















Tribünlerin hemen arkasında bir toprak zemin daha var. O alan da antrenman alanı sanırım. Önce Selamsızsporlu oyuncular daha sonra Demirsporlu oyuncular bu alanda ısınma hareketlerini yapıyorlar.

Bu arada saha komiseri sahada dolaşıyor. Aklıma esame listelerini istemek geliyor. Rica minnet sadece tel örgülerin arkasından resimlerini çekmeme izin veriyor. Müsabaka tarihi olarak 24.05.2013 yazması da enteresan tabi.

























”Hakemleri biliyo musun? Beni biliyosundur zaten” cümlesiyle sonlandırıyor yaptığı bu kıyağı abimiz.

Ve maç başlar. Stadı bilenler için (pek mümkün değil gibi gerçi) cami tarafı Selamsız, geçit tarafı Demir’in ilk yarıda.

9. dakikada kaptan Özgür’ün şutu üst direkten auta çıkıyor. 13. ve 17. dakikalarda Özgür ve Ferhat’la mutlak iki pozisyondan yararlanamıyoruz. 30.dakikada Orhan’ın ortasında Erdem’in vuruşuyla 0-1 öne geçiyoruz. Demirspor hocası Ali Enver Kapelman, Mourinho edasıyla yedek kulübesinde.


37. dakikada kornerden gelen topa Ertuğrul’un kafayla vuruşu skoru 0-2’ye getiriyor. Bu aynı zamanda ilk yarı skoru.

İkinci yarıya da çok hızlı başlıyoruz. 55.dakikada Yiğit’in ortasında Özgür topu ağlarla buluşturuyor:
0-3

58.dakikada Selamsızspor’dan Deniz’in kafa vuruşu direkten dönüyor.



















68.dakikada Ferdi yerini 1996 doğumlu Muammer’e bırakıyor. Bu dakikalarda oyun ortada geçiyor. Karşılıklı cılız ataklar var. 77 .dakikada Ertuğrul ve Özgür oyundan alınıyor. Yerlerine yine 1996 doğumlu Ali ve Oğuz giriyor. Artık gazeteye yazımızı gazeteye erken gönderecekmişcesine 0-3 şeklinde sonlandırırken Orhan’ın frikikten orta şut karışımı vuruşu arka direğe çarpıp ağlara gidiyor: 0-4

Selamsızspor kalecisi bu pozisyonda direğe çarptığı için ufak bir sakatlık geçiriyor. Skorun da etkisiyle zaman zaman gerginlikler olmuyor değil. Selamsızspor’un 10 numarası Emirhan, Demirspor yedek kulübesine dönüp “Hocam sizin 7 (Yiğit) numara tam dayaklık ha. Valla dayaklık” şeklinde isyan ediyor.




















Haaa unutmadan maçın büyük bölümünde Demirspor kalecisi Azizcan, Volgu Sorgu’nun “Kaledeki Yalnızlık” filmine gönderme yaparcasına poz veriyordu adeta.

 Ve son düdük. Balkan Yeşilbağlar’ın da galip geldiği haftada averajla 2 .sıradaki yerimizi koruyoruz. Haftaya rakip Küçükyalı Yelken. Belki de liderlik gelir.

by Barad-dur

14 Şubat 2010 Pazar

İLİŞKİLERDE TOP 10 İĞRENÇ KADIN MODELİ



















Genelde Top 10 yazılarına yağan yorumların dün çok fazla olmamasını blogun erkek okuyucularının fazla olmasına ve "yahu bu madde resmen beni anlatıyor şimdi ne yazsak kendimize laf geçirme olacak en iyisi bir aşağı yazıya kayayım" düşüncesine bağlıyorum. Ne kadar inkar etsek de dostlar hepimiz o tiplerden bir tanesine bürünmüşüzdür kusura bakmayın. Dünkü yazı erkeklerin kafasından çıkmış fikirlerin bir sonucuydu. Bugünkü yazıyı ise bir kaç bayan arkadaşın da yorumuna başvurarak oluşturdum. Şimdi iğrenç erkek modeli fenadır da kadın modeli çok mu iyidir? Dedim ya dün, Süheyl-Behzat Uygur kardeşler gibi maç sırasında adam alışma yapsan en sona bırakırsın birbirinden beter. Dün erkekleri çekiştirdik, bugün sıra kadınlarda. Bu arada şimdiden herkesin Sevgililer Günü'nü kutlayalım, sevgilisi olmayan ve Nevizade'de oturup "hacı başbaşayız ne sevgilisi ya, eeeen güzeli.....şşşş kanka bende nakit yok ilk biraları versene para çekip geliyim" şeklinde sefilleri oynayacak arkadaşlara da kolay gelsin diyelim.

1-Kıskanç Kadın: Dünya üzerine gelmiş geçmiş en büyük yok etme aracıdır. Sınır tanımaz. Sevgilisinin kız arkadaşlarını kıskanır (o Allah'ın emri), sevgilisinin erkek arkadaşlarını kıskanır, iş arkadaşlarını kıskanır...yetmez, sevgilisinin annesini kıskanır...Oha. Kadıncağızdan ne istiyorsun yahu? Bu kadın ekibinin acaip çıkışları vardır, örneğin günde 4 kez arayıp 5 kez mesaj atsan dahi onun için eğer saat 13:23'ü 32 saniye geçe telefonu çalmamışsa bunun anlamı sevglisinin onu hiç arayıp sormadığıdır. Yine yaratılışından ötürü (kimden ötürü ha benden ötürü mü aaaa Ayşe kimden ötürü) kız arkadaşlarına sevgilileri tarafından alınan hediyeleri de kıskanır. Kıskançlık bir hormon olsa bütün kadınlar obez olabilirdi (ne dedim lan ben?).

2-Küçük Ceylan: Tartışma çıkmayan, çok şiddetli olmamak kaydıyla kavga edilmemiş ilişki bana göre zararlı ilişkidir. Arada iki tarafın da diğerine isyan etmesi lazımdır ki televizyonun üstüne vurulduğunda şok etkisinden kendisine gelmesi gibi ilişki de rayına otursun. Dolayısıyla ben tabi ki sık olmamak kaydıyla arada fikir çatışması yaşamayı yararlı bulurum, gelin görün ki siz tam fikir tartışması yaparken bir anda tartışmanın ortasında kadın tarafı ağlamaya başlar. Siz ne olduğunu bile anlamadan selpak 10'lu seti açılmıştır bile. O sırada kadın 1-0 öne geçmiştir ve o gol asla çıkmaz. Şimdi sen de ağlasan olmaz, ağlamayıp "neden ağlıyorsun?" desen duygusuz olursun, hiç konuşmasan umursamaz kaale almaz olursun. Kısacası ağlamak bir kadının tartışma sırasındaki en güçlü silahıdır. İyi de kullanırlar Sezar'ın hakkı Sezar'a.

3-Kereste Kadın: Dünkü kereste adamın kankası. Dişi olanı. Bakın karşılaştırma yapmak amacıyla söylemiyorum ama kereste kadın, kereste adamdan daha beterdir. Hiç unutmuyorum, bir gün bir kıza tabir-i caizse yavşamak maksadıyla "eeee Duygu ne tür müzikler dinliyorsun?" diye sorduğumda, "ııı ben radyo dinliyorum ya, ne çıkarsa" gibi bir cevap almıştım. Ne radyosu lan ayı? İnsanın bir zevki olur di mi? Ha bu son nokta mıdır? Hayır. Bu kulaklar, benzer şekilde filmlerle ilgili çok koyu bir arkadaş sohbetinde de bir kız tarafından "ben film izlemiyorum ya, sıkılıyorum, ne biliyim boş geliyor.....ben dans ediyorum....amatör kendi halimde evde" cümlesini de duymuştur. Ölümle dans et kültürsüz kereste. Dance Of Death.

4-Facebook Kadını: Listenin en yeni icatlarından. Bir insan sevgilisinden ayrıldığı zaman ilk iş olarak ne yapar? Üzülür, peki. Biraz yalnız kalır, tamamdır. Tekrar arayı yapmaya çalışır, eyvallah. Gidip kendini içkiye verir, ona da tavım. Tamam da bir insan sevgilisinden ayrıldığında, ilk iş olarak eve gelip facebook statüsünü "in a relationship"ten "single"a çeviriyorsa ben o kızı poke'larım arkadaş. Osmanlı poke'u hem de. Bu tipler ne zaman yaratıldı, hangi fabrikadan çıkmalar bilemiyorum. Bu arkadaşların bir başka özelliği ayrılıktan sonraki 2 hafta boyunca isimlerinin yanına "Şükufe is çok mutlu heyoooo", "Hayriye is artık kafalar rahat", "Muazzez is @ kankişlerle partide", "Melisa is yeni aşklara yelken" tarzında eski sevgilisine "bak senden ayrıldım ama çok çabuk unuttum" mesajları vermeleridir. Sopamı getirin.

5-Nikah memuru: Bir erkeğin hayatı boyunca korktuğu 4 soru vardır: "Çocuklar sözlü mü yapayım yazılı mı?", "Asker nöbet yerinde niye uyudun?", "Biz neyiz Behçet?" ve "Evlilik hiç konuşmuyoruz Tolga?" sorularıdır. Bunların son ikisi işte ilişkilerin kadın tarafının güdümlü füzeleridir. Zaten ilki geldiği zaman anlayın ki ikincisi geliyor. Biz neyiz, ilişkimizin durumu ne, ben senin neyinim sorularının hepsi lafı evliliğe getirmek için yapılmış hazırlık maçlarıdır. Sonunda da can alıcı soru geldiğinde kaçacak yer kalmaz, zira her lafı evliliğe getiren kadının kıskacına girilmiştir."Tabii canım, tabii düşünüyorum diye sallanır", halbuki o sırada iddaa bültenindeki üst oynanan maç düşünülmektedir. "Ben senin neyinim?". Ne biliyim ulan. Bu dertten kurtulmanın yolu evlenmektir. Yoksa değil miydi? Aman bana ne be....



















6-Fil Hafızalı Kadın: Yolda yürürsün sevgilinle, hangi anda neyin üzerine bu ruh haline girilir bilinmez ama birden kız arkadaşınızın yüzüne bir ifade oturur. Sokak ağzında buna "birşey gibi" surat denir ama o "bir şey"i söylemeyeyim. Sorulur "neyin var?" diye "bir şeyim yok, Fırat bir şeyim yok?" cevabı alınır ama aslında o sözlerin karşılığı "Ağzına sıçtım Fırat, ağzına sıçtım" şeklindedir. Kadınların bu şekilde sizin hangi hareketinizin sonucu olduğu belli olmayan, o an olmasa da geçmişte yaptığınız bir hareketin akıllara gelmesinden dolayı girdikleri acaip ruh halleri vardır. Genelde de size ne olduğunu söylemezler, siz de "ne bok yedik acaba?" diye düşüncelere dalarsınız, bu ruh hali kadın içinden size küfür etmeyi bitirene kadar sürer.

7-Pamela'nın Prensibi: Bu bir erotik film ismiydi söyleyeyim. Maddenin hem prensiplerle hem de erotizmle bir ilgisi var. Cinsellik ve kadın bir araya gelince acaip kuralları olan kadınlar vardır. Örneğin 3. ayın sonunda öpüşürüm, 6. ayın sonunda elletirim, 10. ayın sonunda oral seks yaparım...vs. Bu kızın bir model altı evlenene kadar erkek arkadaşını porno filmlerin dostu yapan modeldir. Zavallı garibim de "ben bugüne kadar kimseyle yatmadım kendimi sana sakladım" diyen hatuna inanır. Bu tiplerin bir de topluluk içinde bakire olduklarını açıklayarak sanki daha üst kademeye terfi etmiş gibi davranmaları vardır. Benim şahsen hiç umurumda olmaz. Ayağımızı yerden kessin de hacı...

8-Apaçi Kadın: Türk tribünlerindeki eski açık taraftarlarından bana gına geldi. Daha 5. dakikada "ulan Hooijdonk devesi katlettin maçı" diye bağıran erkek güruhundan kustuğum yetmiyormuş gibi bir de sırtına forma geçirip sevgilileriyle maça gelenlerden, sonra da resim çektirip ona buna yollayanlardan bıkmış vaziyetteyim. Tribündeki bayanlara karşı bir tavrım yok. Erkek arkadaşı olsun olmasın, kendi kombinesini alıp takımını yıllarca takip eden ve tribün-ultra kültürünü bilen bayanlara saygım var (bu kısım mafalda muhalefet etmesin diye yazıldı), ama kardeşim maç başlar. "Serhaaal niye bağırdılar öyle?", "aaaa 5 numara kim çok terbiyesiz", "ay niye golü yediler yaaa?", gibi cinayet sebebi sorular bir yana maçla alakasız "Orhan'lara yemeğe gidicek miyiz" gibi çıkışlarla "çıkar o formayı, Can'lar Lefterler giydi o formayı laaan" diye haykırtırlar adamı.

9-PG-13 Kadını: 13 yaşın altındakilerin ebeveynleriyle izlemesi tavsiye verilen filmler için kullanılır o deyim. Sebebi de şiddet veya pornografi sahnesi ya da uygunsuz dil kullanımıdır. İşte sonuncusu bir kadında olduğunda ortaya iğrenç bir birleşim çıkar. Sırf arkadaşlarına, sevgilisine yakın olmak için ya da kendisinin ortam kızı sıfatına sokmak için küfür eden, abili, hocamlı, kankalı konuşan kızlara Asmalı Konak'ı 8 kere arka arkaya izletesim gelir. Mafalda iletti az önce stadyumda erkek arkadaşını "oğlum" diye çağıran kadın varmış. Ben rastlamadım, rastlamayayım da. Bir de bunun küfür eden versiyonu var, koyan, geçiren, oturtan...Güzelim hepiniz yalan yere küfür ediyorsunuz. Fasiliteniz olanak vermiyor koymaya, geçirmeye....Terbiyenizi takının aaa...Bir de tam tersi şirinlik için bebek gibi konuşanlar var....ajjjkım....nasılmıjjj ajkımmm....neyse hiç başlamayayım....

10-Üçüncü kadın: İşte erkek versiyonu da olan bir başka kadın. Çiftin yanında her zaman gezen adam sap erkek olmadığı gibi sap kız da olur. Bu kız da aynen "üçüncü adam" gibi erkek arkadaş konusunda hiç skor yapamamış, yapsa da adamı 2 haftada Tibet'e Dalai Lama'nın yanına göndertmiş karakterdedir. Maalesef "loser" kelimesi üzerlerine fena halde yapışmıştır. Vizyondaki filmlerden 2 hafta sonra haberleri olur, yeni çıkan albümleri 2 ay sonra dinlerler. Bar ortamında varlıklarından ötürü asıl çift birbirine yakınlaşamaz, bunun üzerine gözlerini kapatıp yere bakarak "vat vikıd geym vi pleeeey, tu meyk mi fil dis veeey" diye şarkılar mırıldanırlar. Lan hayatta kaç tane "wicked game" oynadın ki şarkıyı söylüyorsun?. Andım var bir gün bu Asude, Zahide, Mukaddes ekibiyle dünkü İsa, Hamdi, Hakkı grubunun arasını yapıp garipleri sevindireceğim.


by mafalda, forzabrian, Barad-dur, canarino, tunchay and FD

İlişkilerde Top 10 İğrenç Erkek Modeli

13 Şubat 2010 Cumartesi

İLİŞKİLERDE TOP 10 İĞRENÇ ERKEK MODELİ


















Geçen sene 12 şubatta yazmışız bu yazıyı. Aynen yılbaşı gibi yıla göre değişmeyen bir yazı olduğundan bu sene de aynen yayınlamakta bir mahsur görmüyorum.

----------------------------------------

D-Day yaklaşıyor biliyorsunuz. Aslında V-Day mi desem. Satış sektöründe giderek artan ölçüde şu eğilimi görüyorum. Herhangi bir özel günle ilgili ürünleri piyasaya sürme tarihi giderek geriye çekiliyor. Hollanda'da Christmas ürünleri Ekim ayında satılmaya başlandı, Anneler Günü kampanyaları Nisan'ın ortasında başlıyor, paskalya çikolataları geçenlerde marketlerde satılmaya başlandı. E Sevgililer Günü geri kalır mı? Hatırlıyorum 5-6 sene önce Şubatın 10'undan önce ortada bir şey olmazdı, şimdi Ocak'ın son haftasından itibaren ortalıkta kırmızı kalpler dolaşmaya başladı. Her mağazanın abidik gubidik hediyeleri var. Hele bir de son yıllarda çıkan bir t-shirt manyaklığı var ki bir kaç örneğini bu yazıda göreceksiniz. Ama yazının amacı bu değil. Ezelden beri süregelen ilişkilerin kalıplaşmış iğrenç klişeleri. Bu listelerin herhangi bir maddesinde kendisinden bir parça bulmayan şahıs gelsin beni görsün. Merak etmeyin yarın da bu listenin bayan versiyonunu göreceksiniz. "Hangisi daha beter?" diye sorarsanız ben de "Wagenhaus mu Tamas mı?" diye sorarım size. "Behzat Uygur mu Süheyl Uygur mu?" da olabilir. Anladınız siz.

1-Kereste Adam: "Lumber-man" de diyebilirsiniz bu adama. Hani kız arkadaşı "hayatım David Cronenberg'in son filmine gidebilir miyiz?" diye sorduğunda "ya Dilek şirketten 2 tane Maskeli Beşler bileti verdiler ya ne koronası, Opel Corsa Toyota Corona eheheheh" diye espri yapan öküz adam var ya işte o. Bu tiplerin Mustafa Kemal Atatürk'ün özdeyişine atıf yaparsak hayat damarı yoktur. Sanat anlayışı olabildiğince tekdüze olan bu adamı bir kitapevinde Rus romanlarının önüne götürseniz devreleri istop edebilir. Müzik, sinema, resim, kitap, sosyal hayat onlar için Polat Alemdar'ın bakışında gizlidir.

2-Hemzemin adam: Hani ortamlara akmak için sürekli arkadaş çevresini kullanan, ama amiyane tabirle sevgili yapınca arkadaşlarını silen ve taviz üstüne taviz veren "satıcı" var ya işte o adam. Bu adam ilişkisi yokken erkek arkadaşlarıyla kanka modundadır. Ne zamanki bir kızla tanışır, adamı bulmak mümkün olmaz. 10 senedir tanıdığın adam birden bir sevgi böceğine dönüşür. Ben yılların heavy metal dinleyicisinin sırf kız arkadaşına yaranmak için Hande Yener konserinde "hataaaayı ben en başındaa yaaaaptım" diye çığırdığını bilirim. Başında yaptın tabi, biz de başında yaptık seni adam bildik.

3-Canciğer adam: Bu da 2 numaranın tam tersidir işte. Sevgilisi onun hayatında "interim coach" gibidir. Yani geçici kontratla işe alınır. Onun için kız arkadaşıyla yemeğe gitmek, aktiviteye katılmak, vakit geçirmek bir Play Station turnuvasından, bira ve patates eşliğinde maç seyretmekten, arkadaşarıyla masa üstü FRP oynamaktan aldığı tadın onda birini vermez. Bu adamların neden bir sevgilisi olduğunu merak ederim hep. Telefonunda son aranan 10 numaranın ilk 5 tanesi hala Ahmet, Hüseyin, Barış, Talat, Mahmut'sa niye sevgili yaptın arkadaşım. Blog yazarlarından birisinin sevgilisine "senden önce futbol vardı" dediğini de burdan açıklar ismini tahmin etmeyi artık size bırakırım. Baş harfi "tunchay".

4-Faşist adam: Bu adamın faşizmi siyasi anlamda değil, zevkler ve renkler anlamında. Şahsen bunun çok sık rastlamasam da bayan versiyonuna sinir olurum, erkeğin nasıl irrite edebilir olduğunu tahmin ediyorum. Her zevkini partnerine aşılamaya çalışan erkektir bu adam. Dinlediği müziği "al bak şunu dinle" diyerek ve sevgilisinin kulağına kulak pisliği taşlaşmış mp3 kulaklığını takarak, gittiği ve beğendiği Tarantino filmini zorla kız arkadaşına 3 defa izleterek hatta oturup bir de "bak bak çok beğeneceksin, bu da bir şov canım" diye Manchester United-Arsenal maçını izleterek sap olmaya doğru emin adımlarla giden adamdır bu. Arkadaşlar yıllardır anlayamadığınız şeyin artık farkına varın, kadınlar bizim hoşlandığımız şeylerin % 80'inden hoşlanmıyorlar.

5-Re-union adamı: Her zora düştüğünde camianın en simge adamını hocalığa getiren takım gibidir bu adamlar. Yıllar boyu unutamadıkları ve uzun sürmüş bir aşkları olur. Bir türlü unutamazlar ve biten yeni her ilişkisinden sonra telefon defterinden ilk olarak o oturaklı ilk ilişkideki kızı ararlar. Hatta bazıları üçüncü denemeden de sonuç alamayınca "yeter ulan artık siliyorum seni hayattan, bitirdin beni" diyip, telefonundan ilgili kızın numarasını siler ancak 3 ay sonra terkedildiğinde en iyi arkadaşını arayıp "yaaa Nazlı'nın numarayı silmişim Alper neydi ya sende varmı ühühühühü" diye dilenir. Ama futbol tarihinde kaç re-union işlemiştir ki gerçek hayatta da işlesin. Yaa yaaaa



















6-Elde var bir adamı: İtiraf edeyim listede en sinir olduğum adam budur. Şu blogu okuyan 2.000 kişiden 1.500 tanesi bunu yapmıştır, "yapmadım" diyenin alnını karışlarım. Bir kız arkadaş vardır. Derken bir başka kızdan elektrik almaya başlanır, derken o elektrik platonik aşka dönüşür. Ama elektrik alınan kıza gidip söylenene ve cevap alınana kadar o anda beraber olunan sevgili elde tutulur. Sebebi, olur da yeni aday bizi refüze ederse eldekini kaybetmeyelim kaygısıdır. Olumlu sonuç alınırsa eski sevgiliye güle güle denir, olumsuz sonuçta ne şiş yanar ne kebap. Ha bahanesi ne olursa olsun büyük aşağılıklıktır belirteyim. Şimdi o 1.500 kişi tek tek kız arkadaşlarının ismini ve telefonunu bıraksın, bir dost olarak arayacağım kendilerini.

7-İlişkilerin Marxisti: Bu güruhun korkulu rüyaları 4 tanedir. 1-Sevgililer günü 2-Evlilik,tanışma vs. yıldönümü 3-Yılbaşı 4-Sevgilinin doğum günü. Bir ay önceden bu özel günler için titreme gelir bu arkadaşlara. Hediye almayı bilmezler, hediye alacak paraları yoktur (zengin fakir farketmez, bir yere harcarlar olsa da), yılların eskitemediği emektar düşünceye başvururlar. "Ya Pınar zaten hediye nedir ki, bunlar hep tüketim toplumunun tuzağı, yani niye illa ben o günde sevgimi belirteyim ki..niye...niye ya....365 günden niye bugün? Pınar? Niye bakmıyosun?". Pınar o sırada Slayer'dan "God Hates Us All"u söylemeye başlamıştır bile..Tanrım neden..neden ben.

8-4S Adamı: Bu 4S'nin açılımını söylemeyeceğim bilen biliyor. Usturuplu çevirisi "kaçan kovalanır"dır. Bu adam kız arkadaşıyla ilgilenmez, arayıp sormaz, SMS'e cevap vermez yani tam anlamıyla umursamaz havadadır. Gidip sorarsın "niye böyle yapıyorsun, bak kız etrafında pervane" diye, cevap klasiktir "soğuk yapıyorum abi, 4S kuralı, kendini çok vermeyeceksin karşı tarafa, üzülen sen olursun". Vay eşek vay. Bu herif aynı zamanda bir kızı elde edene kadar ona değer verip, amacına ulaşınca başka mecralara yelken açan iğrenç adamla da paralellik içerir. 3 ay önceki aşk çocuğu sözüm ona "cool" adama dönüşür ama biz paspas olduğun günleri de biliriz.

9-Polis memuru: İşten çıkarken arayan, 2 dakika sonra "çıktın mı?" diye teyit için tekrar arayan, 4 dakika sonra "servise bindin mi?", 36 dakika sonra "evde misin?" diyerek telekomünikasyona boğulan model. Kazara trafik varsa ve eve gitme biraz geciktiyse aldatılma psikolojisi bünyede tavan yapar ve ortalığı birbirine katarlar. Kardeşim şu kadını bir rahat bırak yahu. Onun için kendisinin olmadığı ve içinde erkeklerin de bulunduğu her toplantı, gece, organizasyon sara nöbeti gibidir. Nedir bu telaş hiç anlamam.

10: Üçüncü adam: İşte en sevdiğim adam. Sona bıraktım. Sağ el adamı. Eküri adam. Ne derseniz deyin. Hani çiftin yanında dolaşan üçüncü ve sap adam vardır ya. İşte o. Favorimdir benim. Bu arkadaşın hayatı boyunca kızarkadaşı ya olmamıştır ya da olanı da 2 hafta sürmüştür. Bu yüzden de yaşadığı ambele sonucu ortamlarda sadece kendi anlayacağı espriler yapar. Doğru dürüst bir ilişkisi olmadığı için "ulan ben erken kalkayım şu gençler yalnız kalsın" diye bir alışkanlıkları da yoktur. Çiftin peşinde kuyruk gibi dolaşırlar. Arada "iyi ki berabersiniz ya çok mutlu oldum sizin için" tarzı laflar ederler. Bu arkadaşların yegane dert ortakları Jenna Jameson'dır, Sylvia Saint'tir, Briana Banks'dir. Nedense de isimleri İsa, Hamdi, Hakkı, Necdet gibi düz isimlerdir. Severim ama bu üçüncü adamları, hepimiz de bu kişiliğe bürünmüşüzdür.


by forzabrian, Barad-dur, tunchay, Canarino and FD.

Yarın: İlişkilerde Top 10 İğrenç Kız Modeli

7 Ekim 2009 Çarşamba

DEMİRSPOR KÜLLİYATI 2010-3



















Fena derecede kapalı bir hava..Belli ki sağlam yağacak.Selimiye’ye adımımızı attığımız anda sağanak başlıyor..Isınmaya çıkan oyuncular yedek kulübelerine sığınıyorlar..Yağmur öyle böyle değil…Durmayacak gibi…




































Tam maç saatinde duruyor birden. Sahada her iki takım oyuncuları da kendi aralarında kenetleniyorlar. Galibiyet yeminleri…Gümüşsuyu ikinci sırada…Demirspor’un henüz galibiyeti yok. Bu sefer kazanmak istiyorlar artık…Demirspor geçen haftadan farklı olarak sağ bekini ve forvetini değiştirmiş. Başlarda birbirini tartıyor her iki takım… 8. Dakikada Gümüşsuyu kalecisinin degajında 9 numaralı oyuncuları kaleciyle karşı karşıya kalıyor ve Gümüşsuyu’nu öne geçiriyor: 0-1



















Bu arada maç sırasında tekrardan sağanak yağmur başlıyor.Maç yine orta saha mücadelesi şeklinde geçiyor. 20. dakikada Gümüşsuyu defansında yaşanan hata sonucu Demirspor’dan 6 numaralı Özgür kaleci ile karşı karşıya kalıyor ama Gümüşsuyu kalecisi başarılı…Devre sonuna kadar maçtan akılda kalanlar; mücadele ve sağanak yağmur… Devre bu skorla tamamlanıyor : 0-1



















İkinci yarıya Demirspor istekli başlıyor.Gümüşsuyu formları değiştirmiş."Bu maç 1-1 biter" diyoruz tribünde aramızda. 65. Dakika civarlarında Gümüşsuyu’nun 2 numarası ile Demirspor’un 10 numaralı oyuncusu kafa kafaya çarpışıyor.Tam önümüzde olan pozisyonda, çarpışma anında tribüne gelen sesi tarif edemem.Gümüşsuyulu oyuncunun kafası sarılıyor.Demirsporlu oyuncunun ağzı kan içinde…Oyundan çıkıyor.Ve arkadaşları direk hastaneye götürüyor.



















Bu arada bu maçın ardından başlayacak olan Çengelköy - Ayazağa maçı için Çengelköylü seyirciler geliyor. Yaklaşık 20-30 kişilik grup, pankartlar, polarlar, davul ve meşaleler eşliğinde tribündeler. Belli ki güzel şeyler yapacaklar. O maçın da başlarına kalmaya karar veriyoruz.
Sakatlık duraklamasından sonra, Gümüşsuyu baya yüklenmeye başlıyor. 80. dakikada 16 numaralı oyuncularının şutu direkten dönüyor ancak 2 dakika sonra aynı oyuncu Gümüşsuyu adına farkı ikiye çıkarıyor : 0-2

Bu golün santrasında Demirsporlu 3 numaralı oyuncu bir anda yere yığılıyor. Kimse ne olduğunu bile anlamıyor. Ancak neyse ki sadece bir fenalaşma olduğu anlaşılıyor. Maça da devam ediyor zaten. Demirspor adına sağlık açısından yaşanan bu tatsızlıklarla maç da sona eriyor : 0-2
Üçüncü hafta ancak henüz alınan bir galibiyet yok. Önümüzdeki hafta 4. Sıradaki Taçspor’a konuk olacak Demirspor…Zor ama alınacak 1 puan bile avantaj…

by Barad-dur

16. GRUP

TAKIM

O

G

B

M

A

Y

P

Av

E

PENDİK DOĞAN

3

3

0

0

8

3

9

5

0

GÜMÜŞSUYU

3

2

1

0

7

1

7

6

0

ÇAVUŞOĞLU

3

2

1

0

7

5

7

2

0

TAÇSPOR

3

2

0

1

11

4

6

7

0

SULTANBEYLİ

3

1

1

1

4

5

4

-1

0

DOLAYOBA

3

1

0

2

5

4

3

1

0

İST.DARÜLACEZE

3

0

2

1

2

4

2

-2

0

DEMİRSPOR

3

0

1

2

5

8

1

-3

0

İCADİYE

3

0

1

2

3

8

1

-5

0

ORHANTEPE

3

0

1

2

0

10

1

-10

0

İCADİYE

1

2

PENDİK DOĞAN

ORHANTEPE

0

6

TAÇSPOR

DEMİRSPOR

0

2

GÜMÜŞSUYU

SULTANBEYLİ

2

0

İST.DARÜLACEZE

ÇAVUŞOĞLU

1

0

DOLAYOBA