Efsane Kadrolar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Efsane Kadrolar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

26 Aralık 2008 Cuma

EFSANE KADROLAR: BONUS TRACK


Efsane kadrolar yazıları futbolla ilgili olduğu için bu kadroya yer veremedik. Ama veremeseydik bir tarafım şişerdi diyeyim. Basketboldan vereceğimiz kadro. 1996-98 arası Efes Pilsen'in hiçbir Avrupa maçını kaçırmamış bir basketbolsever olarak Petar Naumoski-Ufuk Sarıca-Volkan Aydın-Conrad McRae-Tamer Oyguç ilk beşini unutmak mümkün değil. Alabildiğine kontrollü 3 oyuncunun arasında zaman zaman oyun içinde parlayan bir shooting guard ile efsane bir power forvet yerleştiren Aydın Örs efsane bir ekibe imza atmıştı. Ama benim bugün anlatacağım kadro o değil. Fenerbahçe'nin 1998-99 sezonunun ilk yarısında oluşturduğu, bana göre Türk basketbol tarihinin ulusal takımlar ve kulüp takımları bazında en iyi kadrosu. Mahmoud Abdul Rauf-İbrahim Kutluay-Marko Milic-Conrad McRae-Zan Tabak. Tourette Sendromu olan (maç içinde de görülen periyodik olarak tekrarlanan tikler) Abdoul Rauf Fenerbahçe'ye NBA'in Vancouver Grizzlies takımından transfer edildiğinde % 90'lara varan bir serbest atış yüzdesi ve işi ciddiye aldığında Utah Jazz'a 50 sayının üstünde atacak kadar yetenekli bir adamdı. NBA'de ilk 5 oynayan bir oyuncu transferi çok rastlanılan bir durum değildi. 3 numara Marko Milic NBA draftında Phoenix Suns tarafından edilmiş ancak o seneki lokavt sebebi ile Avrupa'da kariyerine devam edecek bir takım arıyordu. Pivot Zan Tabak Fenerbahçe'ye geldiğinde 4 senelik bir NBA kariyerini geride bırakmıştı. Conrad McRae ise Türk basketbolseverlerinin çok yakından tanıdığı bir adamdı. Bu kadroyu efsane yapan maç da Euroleague'in ilk Abdi İpekçi'deki ilk maçıdır. Bir önceki yılın Avrupa Kupası şampiyonu Litvanya'nın en güçlü ekibi (o sezon Euroleague'i de kazanacak olan) ve kadrosunda Zukauskas, Jiri Zidek, Adomaitis, Stombergas, Maskoliunas ve Tyus Edney gibi isimleri bulunduran Zalgiris Kaunas ile karşılaşan Fenerbahçe rakibini maçın sonunda adeta şov yaptığı bir oyundan sonra 99-84 mağlup etmiş ve tüm Avrupa'ya Euroleague şampiyonluğu için mesaj yollamıştır. Daha sonra kendi evinde Cagiva Varese, Cibona Zagreb, Tau Ceramica gibi takımları da mağlup eden Fenerbahçe son 16'ya kalmayı başarmış ancak kendi seyircisi önünde oynadığı oyunun o sene Euroleague'deki hiçbir deplasman maçında sergileyemeyince Real Madrid'e 2 maç sonunda mağlup olarak elenmiştir. İspanya'da 85 - 74 kaybedilen o maç efsane kadronun da adeta son maçı olmuştur. Önce Milic ardından Abdul Rauf'un takımdan ayrılışları kadroyu sarsmış Fenerbahçe ve Türk basketbol bu derece spektaküler oyuncuların bir arada olduğu bi kadroyu asla görememiştir. Tabi bu noktada bu efsane beşliyi yönetmek için kenarda olan ismin Halil Üner gibi kapasitesi belli bir koç olmasının da etkisi yadsınamaz. Üner Real Madrid'le yapılan ve çeyrek final mücadelesi sırasında İstanbul'da 89-81 kaybedilen ilk maçta, sonlara doğru aldığı gereksiz teknik faul ile takımın ipini kenardan çekmiştir.

14 Ekim 2008 Salı

TÜRK FUTBOLUNUN EFSANE KADROLARI 10/10: GALATASARAY 1996-2000



















Türk futbol tarihinin en başarılı kadrosunu en sona bıraktık. Bu serinin 9 maddesi 8 farklı takımı içeriyordu. Şaşılacak şekilde Trabzon'dan 2 kadroya yer vermemize rağmen şehrin bugüne kadar 4 büyükler içinde en az şampiyon olan takım olmasına dikkat çekmek lazım. Bunun bizce nedenlerini belirtmeye gerek yok yeniden, serinin ilgili yazılarında göreceksiniz. Bu da Galatasaray'ın tarihinden tarihinden seçtiğimiz ikinci kadro. Hakan Şükür'ün bu sene takımdan ayrılması ile artık hiçbir üyesini barındırmıyor sarı kırmızılı takım. Bazı şeylerin değerini anlamak için üzerinden belli bir sürenin geçmesi ya da elimizden kayıp gitmesi gerekiyor. Galatasaray'ın 2 sene önce çıkardığı 4 cdlik Unutulmaz Maçlar paketini bugün alıp izlediğinizde gözlerimizin önünden nasıl bir takım geçtiğinin farkına varıyorsunuz.

8 yıl geçti tarihi finalden bu yana. Kopenhag'da Türk futbol tarihinin kulüpler bazında (bana sorarsanız da tüm alanlarda) en büyük başarısına imza atan takım hakkında o günden beri bir çok şey söylendi. Fatih Terim'in yarattığı ekip Aime Jacquet'nin Fransa'sına ve 90'ların Almanyasına çok benziyordu. Türk futbol tarihinin en iyi iskeleti, hücum yönü de olan savunma oyuncuları, baskın bir kaleci, orta sahada rakibi boğan bir performans, biri yardımcı aktör diğeri esas oğlan olan bir forvet hattı ve bunların üstüne oturmuş bir maestro. Bu iskelet öyle bir iskeletti ki Fatih Terim'in tekrar göreve geldiği 2002 yılına kadar ayakta kaldı. Bireysel özellikleri ağır basan, görev bilinci daha geri planda olan ve takım olma yolunda büyük sıkıntı çeken Türk ekiplerinin aksine Galatasaray iskelet üzerinden hareket etti. Tabi bunda sahanın ortasında tek bir hat olarak çizebileceğimiz Taffarel-Popescu-Hagi-Hakan Şükür çizgisinin büyük bir rolü vardı. Terim bu iskeleti mecbur kalmadıkça bozmadı. İskelet sağlam olunca da diğer 7 oyuncuyu nerede oynatsanız verim almaya başladı. Ümit Davala gibi 5-6 farklı mevkide oynayan bir futbolcu bu iskeletin bir eseridir. Ümit kariyeri boyunca bu sistemin getirdiği avantajla hem forvet (Arif ve Hakan'ın sakat olduğu bir Türkiye Kupası finalinde forvet oynayıp Beşiktaş'a 2 gol birden atmışlığı vardır), hem orta sahanın ortası, hem sağ bek hem sağ açık olarak oynayabilmiştir. Bu kadronun en önemli avantajlarından birisi de orta sahada oluşturduğu korkunç güçtü. Zira Galatasaray'ın üzerine gelen bir ekip ilk önce Okan-Emre-Suat'tan oluşan bir imha ekibinden geçemiyor geçse de büyük yara alarak geçiyor ve Bülent-Popescu ikilisine perişan halde ulaşıyordu. Bütün maç boyunca bu üçlüyle uğraşmaktan yorgun düşüyor ve topu Galatasaray'a verdiklerinde tam bir tilki kurnazlığında olan Hagi'yle başedemiyor, çoğu zaman güçsüz kalıyordu. Hagi'nin Galatasaray'a bu sistemle serbest oynayarak yorgun düşmüş rakib karşı kazandırdığı frikiklerin en önemli sebeplerinden birisi budur. Terim'in Adrian Ilie, Filipescu, Capone ve hatta Galatasaray'ın Kadıköy'de aldığı son galibiyet olan 1999-2000 sezonundaki 2-1'lik maçın mimarı Marcio gibi ucuz ama etkili oyuncuları takım kazandırması ve bunlardan bir oyun karakteri yaratması çok önemlidir. "Arka direk Capone" gibi bir kavram kazanmıştır türk futbolu ki Brezilyalı özellkl Avrupa Kupalarında Galatasaray için çok kritik goller atmıştır.

Bu kadronun yarattığı en önemli anlayış Galatasaray'ın dünya üzerindeki her takımla başabaş mücadele edebileceği ve taraftarların her maça kafalarında şüphe duymadan iştirak etmeleri idi. Bu duygu o kadar baskındı ki Galatasaray Lazio, Milan, Liverpool, Real Madrid gibi dünyanın en iyi takımlarıyla oynarken bile hiçbir zaman çekince duyulmamış ve takım bu kazanma duygusu ve yarattığı repütasyon ile tüm maçları başa baş oynamış çoğunu da kazanmıştır. Lazio, Milan gibi takımları bugün Türk takımlarının kötü oynayarak mağlup etmesi en ufak bir ihtimal dahi görünmüyor. Ancak bu kadro ve uzantısı olan Lucescu'nun 2000-02 kadrosu bunu başarabilmiş, kötü oynadığı Lazio, Monaco, Deportivo, PSG gibi maçları kazanmıştır. Tabi bu duygunun Derwall döneminden beri gelen 18 yıllık bir süreçte yaratıldığını da belirtmek lazım. Terim bunu tescillendiren bir kadroya imza atmıştır.

Bir futbol efsanesi olan Hagi başta olmak üzere tüm futbolcuların kariyerindeki en büyük kulüp başarısı, teknik direktörün kariyerindeki en büyük başarı, Türk futbol tarihinin en büyük başarı hikayesi. Bu kadroyu efsane yapan öğeler bunlardır. Yazıyı bitirirken şu "tesadüf" meselesi hakkında bir iki kelam etmek lazım. Tesadüf kelimesinin iki alamı vardır Türk Dili Kurumu'nda. Birincisi "Olayların nedensiz, gelişigüzel şans eseri bir şekilde meydana gelmesi" demektir ki bu 4 yılı bu şekilde değerlendirmek temelsiz, desteksiz bir yaklaşımdır. O periyodun nedenleri, dayandığı politikalar ve planları bellidir. Kelimenin ikinci anlamı ise "Yalnız ihtimallere bağlıolduğu düşünülen olayların kesin olmayan, değişebilen sebebi" şeklindedir. Galatasaray'ın yarattığı bu futbol efsanesinin tesadüf anlamı ancak burada kullanılabilir. Kesin olmayan değişebilen bir ihtimaldir UEFA Şampiyonluğu. Zaten bu yüzdendir ki 8 yıldır futbolumuzda aynı ihtimalleri yaratamadığımızdan halen o şampiyonluğa gıpta ediyoruz ya. O yüzden rastlantı gibi görüyoruz ya. Ancak birinci anlamına değil de ikinci anlamına odaklandığımızda bu hoş "tesadüf"ü tekrarlayabileceğimiz görülecektir. Yani tesadüfü söke söke alabileceğimiz.



Efsane Kadrolar Serisi

16 Eylül 2008 Salı

TÜRK FUTBOLUNUN EFSANE KADROLARI 9/10: TRABZONSPOR 1994-97


















Aslında Trabzonspor'un efsane kadroları ile ilgili bir yazı yazmaya oturduğumda hangi kadro ile ilgili yazmam gerektiğine tam karar veremedim. Zira 70'lerin sonu 80'lerin başında fırtına gibi esip şampiyonluklar çıkaran Trabzonspor'u mu yoksa 90'ların ortasındaki Trabzonspor'u mu yazmak konusunda kararsız kaldığımı söylemeliyim. En sonunda her ikisini de yazmaya karar verdim. Sebebi de hiçbir şampiyonluk kazanamamış ikinci kadronun da aslında en az birincisi kadar kaliteli ve Türk futbol tarihinin en seçkin kadrolarından birisi olmasıydı.

Aslında Trabzonspor 90'ların ilk yarısında sürekli iyi kadroların takımı oldu. Danimarkalı Olsen, Petranovic, Hamdi, Lemi, Şeyhmus gibi isimler aslında bugün çok iyi futbolcu sınıfına koymadığımız ama o yıllarda Avrupa'da çok iyi işler başaran Trabzonspor kadrolarının bir devamı olan 1995-96 sezonu kadrosu 12 yıllık bir şampiyonluk hasretini bitirmeye en çok yaklaşmış kadroydu. Aslında o sezonun 33. haftasına kadar da bunu başarmaya çok yaklaştılar. Şöyle bir an düşünün. Kendi evinizde şampiyonluk için size beraberliğin yettiği bir maçta ilk yarıyı önde kapatıyorsunuz. Bu maçı kaybedebileceğinize n kadar ihtimal verirsiniz ki. 5 Mayıs 1996 tarihinde Avni Aker Stadyumu'ndaki kadro eğer 55. dakikada Oğuz Çetin'in kullandığı endirekt serbest vuruş kimseye çarpmadan ağlarla buluşsa ya da maçın bitimine kadar 7 dakika daha sabretse bunu başaracaktı. Olmadı. Parreira'nın sahaya elele tutuşarak çıkan Brezilyavari takımı (bir takımı Brezilya gibi oynatmak için takıma Brezilyalı doldurmanın şart olmadığını gösteren) 83. dakikada Aykut Kocaman'ın golüne yenik düştü. Kocaman'ın maç sonu tüm Türkiye'nin gözünde daha da kocamanlaşmasına sahne olan açıklamaları ise Trabzonspor'un durumunu çizer gibiydi. Söz konusu kadro o yıllarda Avrupa sahnesinde Galatasaray'dan sonra en başarılı takımdı ve Lyon, Barcelona, Aston Villa gibi üst düzey takımlarla başa baş mücadele edebilen bir kadroydu. Kalede Sarıyer'de parlayarak müslümanlığa geçen eski Müller ismiyle Metin Mert, defansta Abdullah, Ogün, İskender, Cengiz orta sahada Tolunay, Hami, Ünal, Lemi ve forvette Erman Toroğlu'nun yaşamı boyunca Türk futboluna yaptığı en büyük hizmet Şota ile Arçil Arveladze kardeşler. Bu isimlerin yanına zaman zaman genç Fatih Tekke, Orhan, Hasan Özer ve Soner gibi isimler ekleniyordu. Şenol Güneş o kadroyu eğer şampiyon yapsa idi 2002'deki Dünya Kupaıs derecesini ondan başka herkese mal etmek isteyenler biraz daha ılımlı olacaktı belki de. Özellikle Abdullah gibi sol kanadın hem hücum hem savunma tarafında bu kadar iyi gidip gelebilen, Hami gibi güçlü, öldürücü vuruşları olan ve hücuma destek verebilen, Ünal gibi hem bozucu hem sonuca gidebilen, Şota ve Arçil gibi gol bölgelerinde bu kadar etkili isimlerin varolduğu bir takım nasıl o dönem tek bir şampiyonluk bile kazanamamıştır şaşarım. Bugün Ünal Karaman ve Hami gibi oyuncuları dünya futbolunda bile bulmak kolay olmuyor. Orta sahanın her bölgesine gidebilen defans da çoğu zaman yardımcı olan gösterişten uzak, etkili görev adamları.

2009'un Mayıs ayında bu sezon sona erdiğinde Trabzonspor şampiyon olmadan 25 yıl geçirmiş olacak. Tabi Ersun Yanal'ın ekibi ipi göğüslemezse. Böyle bir ihtimal var mı? Sıfırdan kurulmuş bir kadro ve yeni bir stad. Yeni bir heyecan demek bu. Önemli olan Trabzon şehrinin yıllardır yapamadığını yapıp hedefe odaklanması ve kayıtsız şartsız takımına destek olması. Yoksa 25 yıl önce gelen şampiyonluk kulübün müzesindeki son şampiyonluk olarak kalacak uzun bir süre.

Yazıyı o sezonki futbolcu kadrosu ve teknik kadro ile bitirelim.

Metin MERT, Metin AKTAŞ, Nihat TÜMKAYA, Hamdi ASLAN, Ogün TEMİZKANOĞLU, Cengiz ATİLLA, Mehmet İPEK, İskender EROĞLU, Osman ÖZKÖYLÜ, Soner BOZ, Tolunay KAFKAS, Abdullah ERCAN, Ünal KARAMAN, Hami MANDIRALI, Lemi ÇELİK,Orhan ÇIKRIK, Zafer HIZARCI, Erhan KOÇ, Akın SAĞLAM, Hasan ÖZER, Okan ÖZKE, Fatih TEKKE, Şota-Arçil ARVELADZE

Şenol GÜNEŞ (T. Direktör)
Turgay SEMERCİOĞLU (Antrenör)
Hüseyin TOK (Anterenör)
İhsan DERELİOĞLU (Kaleci Antrenörü)


Efsane Kadrolar

29 Ağustos 2008 Cuma

TÜRK FUTBOLUNUN EFSANE KADROLARI 8/10: GÖZTEPE 1965-70



















Serinin 6. halkasında incelediğimiz Eskişehirspor, 1969-73 yılları arasında Türkiye Ligi'nde fırtına gibi eserken batısında kalan, İzmir adlı bir şehrin sarı kırmızılı bir takımı Galatasaray'ın 2000 yılında kaldıracağı UEFA Kupası için sarı kırmızı rengi Avrupa'ya ezberletmeye başlamıştı bile. Göztepe Spor Kulübü. İzmir ekibinin 1968-70 yıllarındaki Avrupa performansını bugün Türk futbol tarihinde gerçekleştiren tek takım var o da Galatasaray (1999-2000 ve 2000-2001 sezonları).



1963-64 sezonunda ligi beşinci sırada bitiren Göztepe o zamanki adıyla Fuar Şehirleri Kupası olan UEFA Kupası'na katılmaya hak kazanır. İlk turda Romanya'nın Petrolul Ploieşti takımına elenir. 1964-65 sezonunda ligdeki pozisyonunu 1 sıra üste taşırlar. 3 büyüğün ardından dördüncü. sırayı alarak aynı kupaya bir kez daha katılma hakkını elde ederler. Bu sefer performansı bir basamak yukarı taşırlar ve 2. tura yükselirler. Alman 1860 Münih kendi evileride 9-1 mağlup ederek eler Göztepe'yi. Ama bu skor Göztepe için içinden ders çıkarılacak bir mağlubiyet olur sadece. Bunu ilerideki yıllar gösterecektir. 1965-66 sezonunda beşinci sırayı alır takım. Yine aynı kupa, yine hüsran. İlk turda İtalyan Bologna'ya elenirler. 1966-67 sezonu. Ligde yine 1 sıra üste çıkar Göztepe ve yine 3 büyüğün ardında 4. sırada bitirir. Fuar Şehirleri Kupası yolu gözükmüştür izleyen sene yine. Ama bu sefer işler farklıdır. Bir fırtınanın geleceğinin sinyali verilir, ilk turda Belçika'nın Antwerp, 2. turda İspanyol devi Atlético Madrid'i kupanın dışına iterler ama 3. turda Yugoslavya'nın FK Vojvodina takımına elenirler. 1967-68 sezonunda içerde yerlerini kaybetmezler. Yine dördüncülük, ve izleyen sezon Avrupa'da yaptıkları devrim. Yine bir dev Olympique Marsilya'yı eleyerek çıkarlar yola. İkinci turda Romen Argeş Piteşti'yi kupanın dışına iter, üçüncü turda OFK Belgrad'ı. .eyrek finalde Hamburg karşısında hükmen tur atlarlar. Yarı final....Bir türk takımının Avrupa'da yükseldiği en yüksek seviyedir o güne kadar. İlginç olan bugün futbol dünyasında esamesi okunmayan Macar Ujpest onları eler. Newcastle United kupayı müzesine götürür. Avrupa'daki bu maraton onların 1968-69 sezonunda ligi yedinci sırada bitirmelerine neden olur. Ama Türkiye Kupası'nı kazanırlar. Bu Avrupa Kupa Galipleri Kupası demektir. 1969-70 yılında bu kupada da önce US Luxembourg'u, sonra John Benjamin Toshack'lı Cardiff City'i elerler ama Roma'ya elenerek çeyrek finalde kalırlar.

Bu yazdıklarımızın özeti şu demektir. Göztepe 1963-68 yılları arasındaki 5 sezonda hiçbir zaman beşincilikten aşağı düşmemiş ve 1968-69 ve 1969-70 sezonlarında Türkiye Kupası'nı müzesine götürmüş ve üstüste 6 sezon boyunca Avrupa Kupaları'nda mücadele etmiştir.Bu Avrupa rekoruna bugün Türk futbolunun 4 büyüğü bile zor ulaşıyor. Üstelik bu başarıyı tamamen türk oyuncularla mücadele ederek gerçekleştirmiştir. 1967-68 sezonunda bu efsane kadronun forveti "Buldozer" lakaplı Fevzi Zemzem 19 golle ligi gol kralı olarak bitirmiştir.





















O yıllarda mücadele eden Göztepe'nin efsane kadrosundan alıntı yapalım. 1968-69 UEFA Kupası'nda yarı final yolculuğunun başladığı İzmir'deki Marsilya maçının kadrosu. Bu kadronun başında yer alan efsane isim Adnan Süvari İngiltere'de öğrenim görmüş, tam 6 dil konuşabilen bir istikrar sembolü olarak Türk futbolunda yer etmiştir. Nitekim 1961 yılında geldiği teknik direktörlük görevinde 12 sene kalarak, aynen Sir Alex Ferguson gibi ilk senelerinde kötü sonuçlar almasına rağmen daha sonraları bir efsane yaratmıştır. Yukarıdaki oyuncuların bir çoğu Göztepe tarihinin en önemli isimlerinden, futbolcu avcısı Abbas Göçmen tarafından tüm Anadolu'nun taranmasıyla Türk futboluna kazandırılmıştır.

Ali Artuner-(Küçük) Mehmet Işıkal-Çağlayan Derebaşı-Hüseyin Yazıcı-(Büyük) Mehmet Aydın-Ali İhsan Okçuoğlu-Ertan Öznur-Nihat Yayöz- "Buldozer" Fevzi Zemzem-Gürsel Aksel- "Bombacı" Halil Kiraz

Böyle bir efsanenin sadece 1 sene önce amatör ligde mücadele etmesi. Tarihin en büyük çöküş hikayelerinden birisidir Göztepe'nin hikayesi. Geçtiğimiz yıl gruplarından çıkarak 3. Lig'e döndüler. Onlardan hemen sonra Türk futboluna damgasını vuracak Eskişehirspor'un kaderini geri çevirmesi 10 yılı buldu. Bu sezon ancak Türkiye 1. Ligi'ne dönebildiler. Umarız bir diğer efsanenin dönmesi o kadar uzun sürmez. Çünkü efsaneler kolay yaratılmaz. Aynen 17 sene kulübün formasını giyen Nevzat Güzelırmak'ın aşağıdaki sözleri gibi.

“Büyük paralar karşılığında başka takıma gitmeyi kimse düşünmedi. Ogün arkadaşlığımız neyse şimdi de o. Şimdi yaşlarımız 50 ile 60 arasında değişiyor. Her ay veya 15 günde bir toplanır, ailece görüşürüz. Bu herhalde Türkiye’nin hiç takımında yoktur. Göztepemizin parçalanmasına hiç bir zaman izin vermedik. Biz kendi arkadaşlığımızı, kendi kulübümüzü sevdik. Eğer, gitseydik onlara ihanet etmiş gibi olurduk. Bu kadroya yazık olurdu. Gürsel gitmemiş, Ali gitmemiş, Halil gitmemiş. Benim gitmem yakışık alır mıydı?”

8 Ağustos 2008 Cuma

TÜRK FUTBOLU'NUN EFSANE KADROLARI 7/10: TRABZONSPOR 1975-85















Türkiye haritasını elinize alıp şampiyon çıkaran illeri boyadığınızda sadece 2 tane renk elde ediyorsunuz. Birisi 3 takımıyla 51 sezonun 45 tanesinde şampiyonluğa ev sahipliği yapan 20 milyonu aşan nüfusu ile İstanbul. Diğeri de Karadeniz'de 400,000 nüfuslu bir sahil şehri Trabzon. Bu kentin sakinleri 1975-85 yıllları arasında geçene 10 yıl boyunca rüya gibi geçen bir zaman ve üçü üstüste olmak üzere 6 tane şampiyonluk yaşadılar. Bugün bir Anadolu takımının gerçekleştirmesinin giderek imkansızlaştığı şampiyonluk yarışında belki de Türk futbol tarihinin en parlak dönemini geçirdiler. Zira Trabzonspor bu 10 yıllık dönemde şampiyon olamadığı 3 sezonda da ligi ikinci bitirmişti. Yani 9 sene boyunca aldığı en kötü derece ikincilikti. Ahmet Suat Özyazıcı ve Özkan Sümer'in beraber yarattıkları mucize bugün hala benzersiz şekilde yerinde duruyor. Özyazıcı kazandığı 4 şampiyonlukla Fatih Terim'e beraber bu unvana sahip tek hoca halen.

Trabzonspor 1976-78 arasında iki sezon üstüste şampiyonluk aldığında kadroda Şenol, Turgay, Necati, Kadir, Bekir, Ali Yavuz, Hüseyin, Ali Kemal, Necmi Perekli, Ahmet, Güngör, Selahattin, Serdar, Mehmet, Cemil, Engin, Ünsal, Hüsnü, Eyüp, Tekin gibi futbolcular yer alırken bir sene ara verdikten sonra tekrar üstüste şampiyonluklar kazanan kadro Şenol Güneş, Turgay, Arif, Hüsnü, Mustafa Gedik, Yaşar, Güngör, Selahattin, Tuncay, Levent, Galip, Serdar Bali, İskender Günen, İsmail, Cemil, Ahmet Ceylan, Cengiz, Necati Özçağlayan ve Faruk'tan oluşuyordu. Bu 6 sene boyunca 8 futbolcunun takımda yer alması anlamına gelmekteydi ki bugün yeni sezon öncesi tam 22 oyuncu transfer ederek başarı arayan Trabzonspor'un formül konusunda ne kadar yanlış bir yolda olduğunun göstergesi bu aynı zamanda. Karadeniz fırtınasının o 6 sene boyunca koruduğu kadro yapısı futbolda istikrarın ne anlama geldiğinin çok net bir göstergesi.Bu arada 1977-78 sezonunun, yukarıda görülen bordo mavi çubuklu reklamsız formasının da favorilerimizden olduğunu belirtelim yeri gelmişken.

Trabzonspor son şampiyonluğunu bu rüya dönemin sonunda 1983-84 sezonunda kazandı. Turgut Özal'ın ekonomi politikasını uygulamaya koymasının meyvelerini vermeye başladığı ve küçük Amerika'ya dönmeye başlamamızın temellerinin atıldığı yılların Trabzonspor'un düşüşünün başlangıcına rastlaması bana sorarsanız tesadüf değildir. Zira o günden sonra paranın ve transferin güç dengelerini belirlediği yıllar Anadolu kulüplerine hiçbir zaman yaramamıştır ve aradaki uçurum giderek artmıştır. Dolayısıyla Göztepe, Eskişehirspor ve Trabzonspor istikrar (bu kelimenin altını çiziyorumki günümüz tek sezonluk çıkışlardan ayrılsın) örneklerini bir daha ne zaman görürüz bilemem. Trabzon ve doğal olarak Anadolu takımları 25 yıldır şampiyon olamıyorlar. Buna bir kez yaklaştılar. Yine bir başka efsane kadro ile. Onun dışında sadece Türkiye kupaları ile geçen ve 90'lı yılların başında orta çaplı Avrupa başarıları ile geçen bir 25 yıl. Bu sürede ne taraftarlar sahip çıktı Trabzonspora ne de yönetimler En ufak bir kötü sonuçta Avni Aker tribünlerinden protesto aldı borco mavililer. Yönetimler hatanın sürekli yanlış kadrolar olduğunu düşünüp sil baştan politikası ile Trabzonspor'u hep geriye götürdüler. Bundan 10 sene önce Trabzonspor'un ilk onbirini rahatlıkla sayabiliyordum bir Galatasaraylı olarak. Geçtiğimiz sene ancak 3 veya 4 oyuncu sayabilirdim. Çünkü 1 ene öncekilerin hala orada olup olmadığını bilmiyordum. Bu sene de sayamayacağım. Sebep aynı.









Efsane Kadrolar

24 Temmuz 2008 Perşembe

TÜRK FUTBOLU'NUN EFSANE KADROLARI 6/10: ESKİŞEHİRSPOR 1969-73


















1969-70, 1970-71 ve 1972-73 sezonlarında lig ikinciliği, 1970-71 sezonunda Türkiye Kupası Şampiyonu, 1969-70 yılında aynı kupanın finalisti ve 1970-71 yılında Fuar Şehirleri Kupası'nda (UEFA) efsanevi bir Sevilla maçı sonrası ikinci tur. 1969-73 yılları arasındaki dönemde bu başarıların tümünün altına imzasını atan Eskişehirspor tam anlamıyla 43 yıllık kulüp tarihinin en büyük başarısına imza atmıştır. Üstelik bu başarıları ölümsüz yapan kulübün kuruluş yılı olan 1965'in sadece 4-5 yıl sonrasına rastlamalarıdır. Bu anlamda kulüp Türk futbol tarihinde Trabzonspor'dan sonra şampiyonluğu Anadolu'ya götürmeye en çok yaklaşmış takımdır. Kırmızı Şimşekler bu yüzden unvanını sonuna kadar hakeden bir takımdır.













Yıllar geçtikçe bu unvanın üzerine "ters gelen takım" unvanı da eklenmiştir. Tabi bu başarıya imza atan kadroyu anmamak olmaz. Mümin, İlhan, Necdet, Abdurrahman, Süreyya, Doğan, Halil, Kamuran, İsmail, Nuri, Nihat (Atacan), Vahap, Fethi (Heper) , Büyük Burhan ve Ender (Konca)'den oluşan efsane kadro o dönemde A Milli takıma tam 8 oyuncu vermektedir ki bu unvanı 2000 yılında Galatasaray ancak kırabilmiştir. Efsanevi "Fethi, Nihat, Ender Filelere Gönder" tezahüratı yine bu kadronun bir ürünüdür.



















Türk futbolunun en spektaküler kadrolarından birinin şampiyonluk kazanmadan dağılmış olması bana sorarsanız büyük bir eksikliktir ki bu anlamda 1974 yılının Hollandası ve 1982 yılının Brezilyasına çok benzemektedir. Her yönüyle şampiyonluğa yakışacak ama o unvana hiçbir zaman erişememiş bir kadro. Türkiye'nin ilk amigosu efsane "Amigo Orhan"ın başını çektiği 15.000 kişilik topluluklarla deplasmana taraftar çıkarması yapmaya sebebiyet veren kadro. Kadınların deplasmanda onları izlemek için bileziklerini bozdurduğu traktör üzerinde deplasmana götüren kadro, Abdullah Gegiç'in kulübede harikalar yarattığı kadro. Yukarıda bahsettiğimiz efsane maçta Sevilla'yı deplasmandaki maçı 1-0 kaybetmiş ve kendi evinde 1-0 mağlup duruma düşmüşken Fethi Heper'in son 10 dakikadaki 3 golüyle kazanıp tarihi değiştiren kadro.....























Efsane kadronun 4 nesil sonrasında takım İkinci Lig'den geri döndü. Bu sene kırmızı şimşek Eskişehir semalarında yine çakacak. Biz de her golde o efsane takım geri dönüyor mu diye birbirimize soracağız. Umarım.


















Efsane Kadrolar

2 Temmuz 2008 Çarşamba

TÜRK FUTBOLU'NUN EFSANE KADROLARI 5/10: KOCAELİSPOR 1992-93



Türk futbol tarihinde "Körfez" 1992-93 sezonundaki kadar hiçbir zaman derinleşmedi. O sezonun ilk maçında Kayserispor'u İzmit İsmetpaşa Stadı'nda 7-2 mağlup eden Kocaelispor tarihinin en iyi sezonunun da müjdesini veriyordu adeta. Kocaeli, Yılmaz Vural'ın başında olduğu Bursaspor ile sezonun ilk yarısının flaş ekibi idi. Onu Bursaspor'dan ayıran ise, dertsiz tasasız, sadece gol atmayı amaçlayan ve aynen 2000'li yılların başındaki Alaves gibi, orta karar bir çok oyuncunun bir araya gelmesi ile oluşan ilginç kadrosu idi.

Fahrettin Ömeroviç, Osman, Kuzmanovski, Mirkovic, Yalçın, Sefer, Bülent, Tuncay, Faruk, Saffet,Ergün kadrosu Türk futbol tarihinin en ilginç kadrolarından biridir. Ekip o sene ligin ilk yarısını lider bitirmiş ve bu yolda Kocaeli'de oynanan maçta Fenerbahçe'yi Saffet Sancaklı ve Ergün Kula'nın golleri ile 2-1 mağlup etmiş ve büyük bir sükse yapmıştı. Ancak her "çıkış yapan Anadolu takımı" profili ile onlar da ligin sonuna nefeslerini saklayamadılar. Şampiyon Galatasaray'ın 7 puan gerisinde ligi dördüncü sırada bitirdiler. üzerinden 15 yıl geçti ve bu derece hala kulüp tarihinin en iyi lig derecesi. Kadronun ne kadar önemli bir kadro olduğu, tam 7 oyuncusunun 1-2 sezon içinde İstanbul'un büyük kulüplerine transfer olmasıyla ortaya çıktı. Bu kadro aynı zamanda teknik direktör Güvenç Kurtar'ın kariyerinin en iyi teknik direktörlüğünü yaptığı kadrodur. Zira Kurtar daha sonra ligin yarısında takımları alıp, küme düşüren bir hoca olarak nam saldı Türk futbolunda. Bir sonraki sezon Reinhardt Saftig bu kadronun üzerine koyamadı. Koyamadığı gibi yanına Kuzmanovski'yi de alarak Galatasaray'ın başına bela oldu.

Kocaelispor Göztepe ve Eskişehirspor'un açtığı yolun bir takipçisiydi aslında. Onu da Gençlerbirliği, Gaziantepspor, Kayserispor ve Sivasspor takip etti. Bir gün bu takımlar "sezon boyu kafaya oynayıp, sezon sonu dördüncülükle yetinme" sendromundan kurtulacaklar. Umarım biz şahit oluruz.


Efsane Kadrolar

5 Haziran 2008 Perşembe

TÜRK FUTBOLU'NUN EFSANE KADROLARI 4/10: BURSASPOR 1995-96



24 Haziran 1995'te Londra'nın Selhurst Park Stadı Türk futbol tarihinin en özgün kadrolarından birisine ev sahipliği yapmıştı. Zira 1995-96 sezonu İnter-toto Kupası grup mücadelesi için Wimbledon karşısına Ajax'tan esinlenilmiş bir forma tasarımı ile çıkan Bursaspor rakibini 4-0 mağlup ederken, bir Türk takımının bir İngiliz takımına karşı tarih boyunca aldığı en farklı galibiyete imza atıyordu. Bu rekor bugün halen kırılamamıştır.

Wimbledon FC o yıllarda Premier Lig'in önemli ekiplerinden biriydi ve takımın "Crazy Gang" lakabını aldığı yıllardı. Ama rakibini 4-0 mağlup eden Bursaspor daha sonra grubunda Beitar Jerusalem'i 2-0, Belçika temsilcisi Charleroi'yı deplasmanda 2-0 yenip son maçta kendi evinde Kosice ile 1-1 berabere kalarak grubunu 1. sırada tamamlamış, 2. turda karşısına gelen Yunan temsilcisi Ofi Crete'i 2-1 mağlup etmiş ve UEFA Kupası ön elemesine katılacak takımı belirleyecek maçta yine Bursa'da konuk ettiği Winfried Schäfer'in Michael Tarnat, Adrian Knup, Thomas Häßler (Hassler) ve şu andaki Hırvat milli takım antrenörü Slaven Biliç'i de içeren Karlsruher takımına normal süresi 3-3 biten rüya gibi bir maç sonrası penaltılarla elenmerek bir rüyaya nokta koymuştur. Bu maçta Ercüment'in Karlsruher ağlarına gönderdiği 3. gol ağları delmiştir. (Baliç)



Nejat Bijedic yönetimindeki bu kadro şu oyunculardan oluşuyordu. Gançev, Levent, İbrahim, Tunahan, Ümit, Adnan, Şaban, Turan, Mesut, K.Hakan, Hayrettin, Selim, Deniz, Baliç, Ercüment ve Mussisi,

Genç oyunculardan oluşan bu takım İnter-toto kupasındaki şok elenişin ardından ligde istediği sonuçları alamadı. Zira Bursaspor o sene çıktığı ilk maçında kendi evinde 4-2 mağlup olarak kötü sezonun haberini verdi adeta. Daha sonra da hiçbir zaman o kadro tekrar rayına oturamadı. Bir çok futbolcu farklı kulüplere dağıldı. Ancak o kadro halen Türk futbolunun Avrupa'da en büyük çıkışlarından birini yapan ve Uganda'lı, 2005 yışlında AIDS hastalığına bağlı böbrek yetmezliğinden hayata veda eden Majid Mussisi'nin efsane Karlsruher maçıyla Türkiye'ye tanıttığı timsah yürüyüşü ile hatırlanıyor.

Son olarak bu efsane kadronun yer aldığı efsane maçın raporunu vererek bitirelim.

Tarih: 29 Temmuz 1995
Stad : BursaAtatürk
Seyirci :20.902
Hasılat : 3.939.400.000 TL
Hakemler : Cesari Grazing(***), Genny Pomentale,(**), Renzo Montoani(***) İtalya

Bursaspor : Gançev(****),Selim(**) ,*****(**) ,Turan(**) ,Ömer(**) ,İbrahim(*) Dk. 68 Levent (***),Tuncay (**) Dk. 75 Hakan (**), Mussisi, Şaban (**) Dk. 92 Ümit (*), Ercüment (***), Baliç (***)
Yedekler: Nevzat,Tunahan

Teknik Direktör : Nejat BİYEDİÇ- Antrenör: Ercüment Şeftalioğlu

Karlsruher: Walter(**),Witwer(**),Metz(**),Biliç(***),Lavi(**) ,(Dk. 100 Wuck(*), Fink(***),Häßler(****),Bender (***), Tarnart(**),Nahmitt(**),(Dk 61.Nandee ** ),Knup (**)
Yedekler : Bar Reitmaier, Krauss

Teknik Direktör : Winfried Schaffer

Goller : Dk.26 Häßler, Dk 55. Baljiç, Dk 65 Şaban (Kendi Kalesine), Dk 79 Musisi, Dk. 97 Ercüment, Dk. 114 Wittwer

Penaltılar : Levent, Baljiç,Ercüment,Musisi, Gançev( Bursaspor ), Biliç, Knup,Bender,Nandee, Häßler, Tarnat(Karlsruher)

Sarı Kartlar : İbrahim, Ercüment (Bursaspor),Tarnat, Bender, Häßler (Karlsruher)

Efsane Kadrolar

22 Mayıs 2008 Perşembe

TÜRK FUTBOLU'NUN EFSANE KADROLARI 3/10: GALATASARAY 1987-88



Jupp Derwall'in "Futbol Basit Bir Oyun Değildir" kitabından

Galatasaray'a ilk geldiği ve 2 yıl şampiyonluk göremediği zamanlardan

Birkaç hafta dolmadan, maçta başarılı olmanın yolunun, sadece antrenmanlarda sıkı çalışmaktan geçtiğini anlamışlardı. Ve bazen pek kolay olmasa da sonunda anlaşmıştık. Ön stoper oynayan ve ilerde Mustafa Denizli'nin yardımcılığını yapacak olan Raşit (Çetiner) bunu yıllar sonra şöyle anlatmıştı: "Hocam o sert antrenmanlar sırasında durmadan hatalarımızı düzelttikçe ve tek pasla, çabuk ve ileriye doğru oynamamızı tekrarladıkça nasıl tehlikeler atlattığınızı bilemezsiniz. Ben de, öbür oyuncular da sizi öldürebilirdik. Allahtan bunu yapmadık. Siz bizim doğru yolu bulmamıza yardım ettiniz. Bunu ancak şimdi, antrenör olduktan sonra anlıyorum."

Derwall'in kitabının son bölümleri bu efsane kadronun bir özeti aslında. Tarihte Galatasaray'ın UEFA Kupası'nı aldığı tarih 2000 olarak gösterilir. Ama bence Galatasaray o kupayı 1984 yılında almıştır. Jupp Derwall'i takımın başına getirerek. 2 sene boyunca şampiyonluk göremeyen Derwall takımda kalmış ve sonucunda Türk futbolunun en başarılı kadrolarından birisini yaratmıştı. Derwall göreve geldiği günden itibaren hep takım oynatmaya çalıştığı futbolun onu Avrupa seviyesine getirmek için olduğunu ısrarla anlatır kitabında. Antrenman sahalarını, malzeme olanaklarını sürekli iyileştirmek için uğraşır. İlaveten maddi ve transfer politikası konusunda da başkan Ali Uras'la yaptığı kavgalardan da bahseder. O takım 1989 yılında Avrupa'nın 4 büyük takımı arasına girdiğinde Türk futbolunda da yeni bir çağ açılmıştır.



Derwall'in Galatasaray'ı her yönüyle çağdaş bir takımdı. İyi bir kaleci (Zoran Simoviç), Hücum güçleri de olan defans oyuncuları (Cüneyt, Yusuf, Erhan), çok iyi orta yapan bir kanat oyuncusu (Cevat Prekazi), bugünkü ön libero kelimesinin karşılığı olan kesici bir oyuncu (Muhammet) ve ceza sahasında topu verip skor tabelasının değişimini izleyeceğiniz bir golcü (Tanju Çolak). Beyin fırtınası yapabileceğiniz iyi bir asistan (Mustafa Denizli). O sistem Mustafa Denizli zamanında hücum futbolunu, Karl-Heinz Feldkamp zamanında rakip sahaya geçtiğinde kendi sahasına geri pas vermemeyi, Fatih Terim zamanında da rakibi boğmayı üzerine ekleyerek Avrupa'nın zirvesine çıktı. Aşağıdaki kadro 1987-88'in kadrosu. 14 yıl sonra şampiyon olan 1986-87'nin değil. Zira bizim aldığımız kadro izleyen sene şampiyon olmasının yanında Köln'de Mustafa Denizli'nin Tanrıya şükrettiği zaferi de yaratan kadro olmasıyla bir adım önde. Ayrıca 20 takımlı ligde 90 puan toplayarak kulüp tarihinin en yüksek rakamlarından birisine ulaşması da ayrı bir not.


Simoviç, Hayrettin, İsmail, Yusuf, Cüneyt, Erhan, Semih, İhsan, Nasır, Arif, Uğur, Muhammet, Raşit, Turgay, B. Savaş, K. Savaş, Dündar, İlyas, Tanju, Mirsat, Prekazi

Teknik Direktör: Jupp Derwall

Gol kralı : Tanju Çolak 39 gol

Son notum linkteki video ile ilgili. Prekazi'nin Monaco'ya attığı efsanevi golü anlatırken Mustafa Denizli şöyle diyor, "o an Ahmet'e döndüm....Ahmet şimdi vurursa gol oluyor dedim....vurdu.....yani....vurmadı......". Noktaları siz doldurun artık. Ne koyarsanız.

Efsane Kadrolar

7 Mayıs 2008 Çarşamba

TÜRK FUTBOLU'NUN EFSANE KADROLARI 2/10: FENERBAHÇE 1988-89



Rivayete göre 1988-89 sezonunda o zamanki adıyla Fenerbahçe Stadı'nın tribünlerini dolduran taraftarlar gol yedikleri zaman üzülmezlermiş. Çünkü yedikleri golden sonra kendi takımlarının yağmur gibi atacakları golleri izlemeye koyulurlarmış. O sezon Fenerbhaçe Türk futbol tarihinin en muazzam performanslarından birisini sergiledi. Rakamların diliyle konuşalım. 103 gol attılar 27 gol yediler ve bunu 4 maçta gol atamayıp 3 maçta sadece 1 gol attıkları bir sezonda yaptılar. Tam 13 maçta Fenerbahçe 4 ve üzerinde gol attı. Sonuç olarak da 1 kez yenildi ve 6 kez berabere kaldı ve 29 kez kazandı. Tabi belirtelim o sene lig 19 takımlı idi ve her takım sezonda 36 maç yapıyordu. Tabi bu durum sarı lacivertlilerin muazzam performansını gölgelemiyor.



1984-85 yılında takımı şampiyon yapan Todor Veselinovic Kadıköy semalarına döndüğü ilk yılda takımı tekrar 4 yıl önce çıktığı kürsüye çıkarmasını bildi. Fenerbahçe onsuz Mezsöly, Stankoviç yönetimlerinde mutlu sona ulaşamamıştı. Şüphesiz o seneye damgasını vuran oyuncular Oğuz, Aykut ve Rıdvan'dan oluşan üçlüye Hasan Vezir'in de katılmasıyla oluşan bir nevi Athos, Porthos, Aramis ve d'Artagnan silahşörleri idi. Rıdvan Dilmen'in bugünkü Cristiano Ronaldo'yu andıran ayak oyunları, rakip oyuncularla kedinin fareyle oynar gibi oynaması, direk kaleye inen driplingleri, ince pasları, Robinson Crusoe'yu andıran saç-sakal stili halen izlendiğinde büyük bir zevk veriyor. O sene Rıdvan'ın Altay'a attığı gol Türkiye 1. Futbol Ligi tarihinin en güzel bir kaç golünden biri olarak hafızalardaki yerini korur. O üçlünün golcü olanı Aykut Kocaman 29 golle ligi gol kralı olarak tamamladı. Turhan Sofuoğlu da Fenerbahçe'nin 100. golünü atarak tarihe geçti. O senenin ve kadronun bir diğer unutulmaz eseri ilk maçı 2-2 biten Türkiye Kupası yarı finali rövanşında Ali Sami Yen Stadı'nda Galatasaray'ı ilk yarıyı 3-0 mağlup kapattıkları maçta 4-3 mağlup etmeleridir. Rıdvan Dilmen'in ünlü "7 yesek 8 atardık" sözü bu maç sonrası söylenmiştir. Nitekim o maçın 3 gollü kahramanı Hasan Vezir daha sonra Galatasaray yöneticisi Yurdeşen Karahasan tarafından tabir-i caizse "kaçırılmış" ve göz hapsinde Galatasaray'a imza attırılmıştır. Fenerbahçe o muhteşem maçın ardından finalde Beşiktaş'a 1-0 ve 2-1'lik sonuçlarla mağlup olarak kupayı siyah beyazlılara bırakmıştır.


Kaleciler:Harald Toni Schumacher, Murat Aydın, Nurettin Yıldız, Yaşar Duran, Can Barhan

Defans: Nezihi Tosuncuk, Şenol Ustaömer, İsmail Kartal, Taygun Erdem, Ergin Parlar, Hasan Özdemir, Sedat Karaoğlu, Niyazi

Orta Saha: Oğuz Çetin, Hakan Tecimer, Turhan Sofuoğlu, Şenol Çorlu, Serdar Şenkaya, Durmuş Ali Çolak, Bilal Şar, Önder Çakar, Bilal Güven, Müjdat Yetkiner, Mustafa Kurt

Forvet: Aykut Kocaman, Rıdvan Dilmen, Hasan Vezir, Erdi Demir, Orhan Kapucu, Zafer Tüzün


Serinin tamamı için

22 Nisan 2008 Salı

TÜRK FUTBOLU'NUN EFSANE KADROLARI 1/10: BEŞİKTAŞ 1989-92



Yeni bir seriye başlıyoruz. Türk futbolunun efsane kadroları. Başlamadan önce şunu açıklamak lazım. "Efsane" sözcüğünün altında mutlaka şampiyonluklar, kupalar yatmıyor. Burada kelimenin anlamı iz bırakması ve adı geçtiğinde herkesin kadrodaki en azından 6-7 ismi sayabilecek kadar ezberlere geçmiş olması. Bu manada Bursaspor'un Nejat Biyediç'le Inter-toto'yu kovalayan kadrosu da listede yer alacak. Fenerbahçe'nin Veselinoviç'le şampiyon olan kadrosu da.

Ama başlangıç başka bir takımdan.

İstanbul'un Beşiktaş semtinde 80'li yılların sonu 90'lı yılların başında şöyle bir efsane dolaşırdı. İnönü Stadı'nın sol kanadından Alan Walsh isimli Süleyman Seba'nın askerlik arkadaşı olduğu söylenen yaşlıca bir futbolcu topu getirir ve öyle adrese teslim bir orta yaparmış ki, Metin, Ali, Feyyaz üçlüsünden hangisi ceza sahasındaysa hiç hareket etmez, Walsh'ün gönderdiği top onların kafasına çarpıp kaleye girermiş. Beşiktaş bu efsane ve 4-4-2 sisteminin Türkiye'de gelmiş geçmiş en iyi uygulayıcılarından birisi olan takımla Türkiye'de üstüste 3 sene şampiyon oldu. Recep, Kadir, Ulvi, Gökhan efsane geri dörtlüsü, Walsh, Şifo, Mehmet, Rıza, Wilson'dan (daha sonraları Zeki ve zaman zaman sarı fırtına Metin) oluşan orta dörtlü ve değişmeli olarak Metin-Ali-Feyyaz- ikilisinin sürüklediği takım arka arkaya 3 sene Türkiye Ligi'nin tozunu attı. Ancak o takımın en önemli eleştiri alan noktası Avrupa başarısının yokluğuydu. Ancak gözden kaçmaması gerekir ki o senelerde İngiliz sistemi sadece Beşiktaş'ta değil, İngiltere'de de Avrupa'nın 1 numaralı kupa başarısına ulaşamamıştı. 1990-1994 arası (ilk sene Heysel faciasının cezası da dahil) hiç bir İngiliz takımı Şampiyon Kulüpler Kupası'nı kazanamadı. O dönemin Beşiktaş takımının önemli özelliklerinde birisi de Fenerbahçe'ye karşı farklı skorlarla büyük üstünlük kurmasıdır.



O efsane kadronun önemli yabancılarından üçü Beşiktaş'a Bristol City'den 33 yaşında transfer olan, sol kanat oyuncusu Alan Walsh, Everton'dan 31 yaşında transfer olan İskoç Ian Wilson ve Newcastle United'dan 38 yaşında transfer edilen Rob McDonald'dı. Bu üçlüden Walsh Beşiktaş'tan sonra İngiltere'de alt lig takımlarında oynayarak kariyerine nokta koydu ve şu anda oğlu Phil Walsh'un da kadroda olduğu Bristol City'de alt yapı sorumlusu olarak çalışıyor. Ian Wilson ise 3 kez İskoçya'da Peterhead FC takımını çalıştırdıktan sonra şu anda boşta. Rob McDonald ise uzun süresi Hollanda'da geçen kariyeri gibi Hollanda'da teknik direktörlük yaptı ve son olarak İrlanda Ligi takımlarından Sligo Rovers'ın başında idi.





Şampiyonluk üçlemesinin son sezonunda forma giyen Polonya'lı kaleci Jaroslaw Bako şu anda Polonya'da Polonia Warsaw takımında kaleci antrenörü. Yine kadroda olan Polonya'lı Adam Zeyer ise sonradan Gaziantepspor'a transfer olmuştur.

Dönemin unutulmaz ikilisi sayıklayarak konuşan teknik direktör Gordon Milne ve emektar tercümanı Ali Emeç'e de selam olsun.



1989/90
Engin, Recep, Gökhan, Kadir, Ulvi, Rıza, Şenol, Mehmet, Walsh, Halim, Zeki, İsmail, Turan, Saffet, Metin, Ali, Feyyaz

1990/91
Engin, K.Metin, Recep, Gökhan, Ulvi, Hamit, Kadir, Rıza, Mehmet, Şenol, Walsh, Turan, Mutlu, Halim, Wilson, Zeki, Metin, Ali, Feyyaz

1991/92
Bako, Recep, Gökhan, Kadir, Ulvi, Rıza, Hamit, Sergen, Şenol, Zeyer, Zeki, Turan, Halim, K.Metin, Mutlu, Mehmet, Ali, Feyyaz