2012 Avrupa Şampiyonası etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
2012 Avrupa Şampiyonası etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

6 Temmuz 2012 Cuma

EURO 2012'NİN GETİRDİKLERİ


























5 Temmuz 2012 tarihinde BirGün gazetesinde yayınlanmıştır.

Turnuvayı bitirdik. Daha doğrusu İspanya bitirdi diyelim. Aslında genel anlamda bakıldığında gerek tahmin edilmeyen finali gerekse de grup maçları sırasında gerçekleşen sürprizlerle çok da fena bir turnuva geçirmediğimizi söylemek lazım. Grup maçlarının hiçbirisinin sonunda tabelada 0-0 yazmıyordu ve turnuva boyunca da sadece 2 maç bu skorlarla bitti. Tarihi değiştirenlerle başlayıp ilerleyelim.

Matador Hanedanı

İspanya’nın altın jenerasyonundaki oyuncuların, kulüp ve ulusal takım bazında kazandığı toplam ödül sayısı 233 oldu. Xavi ve Andres Iniesta kariyerlerinin 24. Kupasına ulaştılar ki bunların arasında dünya futbolunun en prestijli turnuvaları mevcut. Carles Puyol, David Villa (her ikisi de turnuvada sakatlıkları sebebiyle forma giymediler), Xavi ve Andrés Iniesta zaten daha önce Dünya Kupası, Avrupa Şampiyonluğu, Şampiyonlar Ligi, La Liga, FIFA Kulüpler Şampiyonası, İspanya Kral Kupası ödüllerini kazanmışlardı. Dün akşamki şampiyonlukla Barcelona’dan takım arkadaşları Valdés, Piqué, Busquets ve Pedro da bu kervana katıldılar. Vicente del Bosque dünya tarihinde kulüpler ve ulusal takımlar bazında 3 büyük kupayı kazanan ilk hoca olurken Alman efsane Helmut Schön’ün de 1 adım önüne geçmiş oldu .

İspanyollar turnuva boyunca kendilerine yapıştırılmaya çalışılan “sıkıcı takım” damgasını final maçında geri döndürdüler ve bir kez daha bu oyunu kendilerinden çok rakibin şekillendirdiğini bize kanıtladılar. Karşılarında onlarla açık alanda çarpışmayı göze alan bir takım olduğunda öldürücü 2 ara pası ile sonuca gidebiliyorlar. Pazar akşamı Jordi Alba’nın takımını 2-0 öne geçiren goldeki olağanüstü koşusu ve Xavi’nin doğru yer ve zamandaki doğru pası onların dikine oyunda da ne kadar tehlikeli olduğunu gösterdi. Bütün tarihe karşı koyarak onu tekrar yazdılar. Kabul edelim hala bu dünyanın en komplike takımı durumundalar. Top ayaklarında iken pas hatası yapmıyorlar, oyunu istedikleri yönde ve tempoda oynuyorlar, topu kaybettiklerinde çok çabuk geri kazanabiliyorlar ve bunlar yetmezmiş gibi kendi kalelerinde de zor tehlike görüp az gol yiyorlar. Şimdi bütün önyargıları bırakıp şöyle düşünün, kendi takımınızın böyle oynamasını istemez miydiniz? Fabio Capello’nun Milan’ı, 1994  Şampiyonlar Ligi finalinde Cruijff’un Barcelona’sını 4-0’la ezip geçmişti. O Cruijff’un temelini attığı La Masia’dan çıkan çocuklar, 18 sene sonra İtalyanları aynı skorla dağıttılar. İspanya’da  Iker Casillas, Álvaro Arbeloa, Jordi Alba, Sergio Ramos, Gerard Piqué ve Sergio Busquets İspanya’nın maçlarının her dakikasında sahadaydılar. Bu onların defans dörtlüsü ile önlerindeki emniyeti hiç bozmadıkları anlamına geliyor. Dikkate alınması gereken bir mesaj daha. Xavi muhtemelen 2014’te bu kadar etkin olmayacak ve La Masia’nın bir sonraki jenerasyonu henüz parlayacak seviyede değil ama hem Del Bosque ulusal takımı Barcelona muhtaçlığından farklı bir yere getirmeye çalışıyor hem de İspanya gerektiğinde evrilmesini biliyor. Üstelik bu kadro Avrupa şampiyonu Juan Mata’ya turnuvada sadece 4 dakika süre aldırıyor ve o 4 dakikada gol attırıyor. “Fantastik” onlar için en güzel sıfat sanırım.

-Euro 2012 en fazla kafa golü atılan Avrupa Şampiyonası  oldu. Robert Lewandowski’nin turnuvanın açılışını yaptığı  golüyle başlayan seriyi dün David Silva kapattı. Tam 22 gol atıldı  bu seride. David Silva aynı zamanda 2 gol, 3 asistle turnuvanın en üretken oyuncusu oldu.

-Turnuva boyunca en çok gol denemesini yapan takımlar Danimarka karşısındaki Hollanda ve Yunanistan karşısındaki Rusya’ydı.  İronik şekilde her ikisi de maçlarını 1-0 kaybettiler.

-Fernando Torres ve Juan Mata, Luis Suárez (Internazionale-İspanya, 1964), Hans van Breukelen, Berry van Aerle, Ronald Koeman ve Gerald Vanenburg’dan (PSV, Hollanda 1988) sonra 1 yıl içinde hem Kupa 1 hem de Avrupa Şampiyonası kazanan oyuncular oldular. Mata aynı zamanda Londra Olimpiyatları’nda da İspanya kadrosunda ve İspanyollar altın madalyayı alırsa dünya tarihinde bunu gerçekleştirmiş ilk futbolcu olacak.

-Jordi Alba bir Avrupa Şampiyonası finalinde gol atan ilk defans oyuncusu oldu. Dünya Kupası tarihinde bu başarıya ulaşmış 6 defans oyuncusu var.

-Fernando Torres 2 farklı Avrupa Şampiyonası finalinde gol atan ilk oyuncu olurken Xavi de aynı işi asist yaparak gerçekleştirdi.

-Torres 3 gol ile gol krallığını kazanırken bu,16 takımlı Avrupa Şampiyonası tarihinin en düşük gol kralı performansı oldu. 1984’te Michel Platini, 8 takımın katıldığı turnuvada 9 gol atmıştı. 1996’dan beri 16 takımlı düzenlenen turnuvada gol kralları en az 4 gole ulaşabilmişlerdi.

21 Haziran 2012 Perşembe

İSPANYOL İŞKENCESİ


















Kaiser ile Arjen'ın kavgasını yazdık Hayatım Futbol'a daha önce. Bugün Beckenbauer Hollanda kafilesinin Schiphol'a indiği anda aprona çıkıp "Robben puştunu getirin önüme, ulen it bilem sahibina hıyanetlık etmez" dese kimse ağzını açıp bir şey diyemez. Robben'in artık 2 senedir ezberlenen "top alamazsan taç çizgisine yapış-topu ayağına al-önce aut çizgisine hamle yap-sonra içe kat et-ceza sahasının ön ve yan çizgisinin birleştiği yerden uzak köşeye şutla-top üstten auta gitsin" taktiği yüzünden Hollanda grup maçlarında telef oldu. Tabii başka bir dolu neden var ama bunlar lafın gelişi, (bugün de BirGün'e bir şeyler karaladık). Turnuvadaki gol denemesi istatistikleri açıklandı. Hollanda en dipte. Zaten turnuvanın da en kötü takımı olacaklardı ki toplamda İrlanda kurtardı. 54 şutu var kaleye Holanda'nın. Çerçeveyi geçen top sayısı 2. 13 şut çekip 1'ini içeri atabilen Van Persie listenin tepesinde. Takımın en iyisi de 4'te 1 isabet sağlayan Rafael van der Vaart. Düşünün takımın en iyi adamının yüzdesi % 25. 27 şutta 5 gol bulan minimalist adam Roy Hodgson'ın takımı İngiltere tepede. İspanya en çok gol denemesi yapan takım. Aslında onlara "pas yapmazsa ölecek hastalığına tutuldular" diyoruz ama sonuçta 58 gol denemesi var takımın ve bunların 6'sı golle buluştu. Rakip kaleye en az giden takım ise (bu ne sürpriz) Yunanistan.

ÜlkeGol denemesiGol%
İngiltere27518,52%
Yunanistan19315,79%
Danimarka27414,81%
Almanya36513,89%
İsveç36513,89%
Hırvatistan30413,33%
Çek Cum.35411,43%
İspanya58610,34%
Rusya49510,20%
Portekiz50510,00%
İtalya5247,69%
Ukrayna3825,26%
Fransa5935,08%
Polonya4424,55%
İrlanda2514,00%
Hollanda5423,70%

İspanya aynı zamanda en az gol denemesini kalesinde gören takım 21 kez ile ve bunların sadece 1'ine izin verdiler. Yani aslında insanları sıkan bu takım düpedüz rakiplerini asimile ediyor maç içinde. İrlanda ise aşağıda göreceğiniz şekilde en kötü durumda olan. 

ÜlkeKalesinde gördüğü tehlikeYediği gol%
İrlanda68913,24%
Çek. Cum40512,50%
Fransa24312,50%
Polonya25312,00%
Hollanda42511,90%
Portekiz34411,76%
Ukrayna37410,81%
İsveç5259,62%
Danimarka5758,77%
Rusya3638,33%
Hırvatistan4237,14%
Yunanistan4636,52%
İngiltere4736,38%
Almanya3425,88%
İtalya3425,88%
İspanya2114,76%

18 Haziran 2012 Pazartesi

EN KÖTÜ DÜNYA KUPASI FİNALİSTİ























Bert van Marwijk'ın Hollanda tarihine altın suyuna batırılmış harflerle yazılan takımı grup mücadelelerine geçildiğinden beri, Avrupa Şampiyonası tarihinin en kötü Dünya Kupası finalisti oldu. Gösterdikleri "0" puanlı müthiş performans, Fransa'nın 4 sene önce ele geçirdiği rekoru da tarihe gömdü. 2006 Dünya Kupası'nda final oynayan Fransızlar, 2008'de Avusturya-İsviçre'nin ortak düzenlediği turnuvada grup maçlarında elenmiş ama hiç değilse 1 puan alabilmişti. Hollanda 2010'un finalisti olarak rezalet bir performans gösterdi. Daha önce de 1980. 1984 ve 1996'da bir önceki Dünya Kupası'nın finalistleri, grup maçlarında elenmişti ama en azından puanlar alabilmişlerdi. Federal Almanya da en iyi dereceyi gösteren takım diyebiliriz. 1986 Dünya Kupası finalini oynadıktan sonra kendi evlerinde düzenlenen Avrupa Şampiyonası'nda yarı final oynamışlardı.























Takım aynı zamanda Avrupa Şampiyonası tarihinin en kötü 8 performansı arasına da girdi. Daha önce kupa tarihinde 8 takım (birisi 1996'da Türkiye olmak üzere) 0 puan almıştı. Danimarka bunu 1988 ve 2000'de olmak üzere 2 kez başardı. Bu listeye İrlanda ve İsveç'in de eklenmesi mümkün.


















Bir başka anektod. En az 3 maçın oynandığı uluslararası turnuvalarda Hollanda daha önce hiç bu kadar kötü bir hücum performans göstermemişti. Eredivisie gol kralını, Sporting Lizbon ile müthiş bir sezon geçiren Ricky van Wolfswinkel'ı kadroya dahi almayıp Bundesliga ve İngiltere gol krallarını kadrosunda bulunduran takım sadece 2 gol atabildi. Aşağıdaki tabloda Hollanda'nın bugüne kadar minimum 3 maç oynadığı turnuvalarda, oynadığı maç sayısı, galibiyet, beraberlik ve mağlubiyet sayısı ile attığı ve yediği goller var. 






13 Haziran 2012 Çarşamba

INGLORIUS BASTERDS


JOHANOĞULLARI vs. HANSOĞULLARI



















Hollanda'nın güneydoğusundaki Kerkrade şehrinde bulunan Nieuwstraat. Almanya-Hollanda sınırının ta kendisi. Öyle ta kendisi ki, sokağın sağ tarafı Almanya sol tarafı Hollanda toprakları. Elinde weet ile sokağın sol tarafında tüttürsen dokunan yok ama karşıya geçtiğinde polis "gel bakalım canım" diyor.

Futbol böyle ayrıntılarla güzel. Bugün Hollanda kaybederse bütün taşlar dökülecek ortaya. Danimarka maçında Van Bommel'dan daha iyi oynamasına rağmen onun değil kendisinin oyundan çıkmasına sinirlenen Nigel de Jong, her kayırıldığında "damat" kontenjanı yüzüne vurulan Van Bommel, sessizliğini bozmaya hazırlanan Klaas-Jan Huntelaar, turnuva öncesi kendisi için "Inter'deki performansını milli takıma yansıtmıyor" diyen eski efsanelerden Willem van Hanegem'a "onu ciddiye alan kime yok ben niye alayım" diye çıkışan Wesley Sneijder, kendisini eleştiren yorumculara "yıllardır depresyonda olan insanlara cevap vermem" diye çatan Ibrahim Afellay, yine yedek bırakıldığı için huzursuz olan Dirk Kuijt, Afellay ile Robin van Persie'nin oda arkadaşlığını Huntelaar'a pas vermemeye kadar ilerlettikleri dedikodusu ve daha neler neler...

Hollanda dışarıdan bakınca Total Futbol'un kalesi turuncu hayaller gibi görünüyor ama içeride bazen Medrano Sirki'ni andırmıyor değil. Bugün, maç öncesi videolardan da anlaşıldığı gibi fena halde korktukları Mesut Özil iplerini çekerse bu ego şişkinliğinin hepsi ülkenin yüzünde patlayacak. Kazanırlarsa....Sneijder şöyle diyor: "Almanya'yı mağlup edersek tekrar işler yoluna girer ve moraller düzelir". Emektar yorumcu Jan Mulder de şöyle cevap veriyor: "Tonla para kazanıyorsunuz ve bütün ülke arkanızda, hala işlerin yolunda olması için Almanya'yı yenmeniz mi lazım?

SAVING BERT VAN MARWIJK


11 Haziran 2012 Pazartesi

HUNTELAAR > VAN PERSIE





























Danimarka maçından sonra ders almadı Hollandalılar. Medya "1988'de de Sovyetler Birliği'ne 1-0 mağlup olarak başlamıştık" haberleri ile kendi kendini kandırmaya çalıştı, Van Marwijk hücumdaki rezalet kurgu ile Afellay ve Robben'ın kendi maçlarını oynama çabalarını gözardı edip "bir takımın yakalayabileceği ne kadar şans olabilirse yakaladık ve hücumda çok iyiydik" şeklinde saçmaladı, Hollandalılar kronik sorun olan 4-2-3-1'in 6-0-4'e dönüştüğünü yani takımın sadece hücumu veya savunmayı düşünen oyuncular arasında ayrıldığını görmeyip Almanya maçına "ya tutarsa" gazıyla bakmaya başladılar. Ama hepsinin kalplerindeki korku daha da arttı. Medya 1988'e atıf yaparken biraz dürüst olsaydı, maçtan dakikalar sonra tüm takım soyunma odasındayken çıkış tünelinin başında saatlerce cep telefonu ile konuşan Robin van Persie'nin, Rinus Michels yönetiminde o telefonu son görüşü olacağını bilirdi.


Hollanda'nın böyle bir ortamı var. Turnuva devam ederken hocalar ve oyuncular pek eleştirilmez, ama turnuvada başarısız olunursa öyle yerden yere vurulur ki, o hocanın alnına vurulan damga bir daha çıkmaz. Hollanda halkı hala Dick Advocaat'ın meşhur 2-0'dan 3-2 kaybedilen Çek Cumhuriyeti maçındaki Robben-Bosvelt değişikliğine "yüzyılın değişikliği" der ve Advocaat dendiğinde akla gelen, konuşulan şey odur. Van Marwijk da muhtemelen Van Persie-Huntelaar seçimi ile hatırlanacak. Yazdığım her yazıda, Lig Radyo'ya, Galatasaray TV'ye telefonla bağlanışlarda hep aynı şeyi söyledim, illa tek forvet olacaksa seçilmesi gereken Klaas-Jan Huntelaar'dı. Van Marwijk, ketum, garantici bir adam olduğundan Bundesliga'dan daha üst düzeyde bir lig olan Premier Lig'in gol kralı Van Persie'yi seçti düz hesapla. Ama Huntelaar Van Persie'den daha iyi bir "poacher"dı, milli takımda Van Persie'ye oranla çok daha iyi oynuyordu ve ligleri göz ardı ettiğinizde, Bundesliga gol kralı olmasının yanında, Euro 2012 elemelerinin de gol kralıydı. Ama tercih edilmedi. Van Persie rezalet bir maç oynadı. Şimdi ikinci maçı bekliyoruz. Van Marwijk bu maça % 99 oranla tek forvetle çıkacak yine. Forvet seçimini göreceğiz, ama tabii onun ötesinde Robben ve Afellay nasıl bir uyarı aldılar onu da göreceğiz. Afellay bu sefer kendisine cevap vermeyen bir Danimarka değil Boateng-Müller ikilisinden oluşmuş bir sağ kanat görecek karşısında.

Van Marwijk madem düz hesap yapıyor buyurun buna baksın. Kulüp takımlarından bağımsız milli takım performansları. 2 Eylül 2011'de 11-0 kazanılan San Marino maçından beri Van Persie milli formayla gol atamıyor. 349 dakikaya tekabül ediyor bu. Van Persie'nin özel maçlar dışında çıktığı turnuvalarda 41 maçı var ve bunların 29'unda gol atmadan sahadan ayrıldı. 26 kez turnuva maçına çıkan Huntelaar'ın ise 18 golü var bu maçlarda. Son 9 turnuva maçının sadece 2'sinde gol atamadı. Girişteki grafikte sırasıyla 2 oyuncunun, Dünya Kupası elemelerinde, sonra Dünya Kupası'nda, sonra Avrupa Şampiyonası elemelerinde, son olarak da Avrupa Şampiyonası'nda çıktıkları maçlar ve attıkları goller var. Ayrıca yine görüyoruz ki Van Persie 186 dakikada 1 gol atarken, Huntelaar her 90 dakikaya 1 gol sığdırmış ortalama.

9 Haziran 2012 Cumartesi

BUKALEMUNSPOR DUBLIN ŞUBESİ

31 Mayıs 2012 Perşembe

EURO 2012'Yİ BESLEYENLER





















Lig bazında İngiltere, kulüp bazında da Bayern Munich Euro 2012'ye en çok futbolcu gönderen ülke ve takım oldular kadroların açıklanmasıyla. Bayern turnuvada 13 futbolcusunu izlerken, İngiltere Ligi'nde mücadele eden 79 oyuncu kupaya gitti. Manchester City ve Arsenal 8'er futbolcusunu takımlara verirken Real Madrid'de bu rakam 11. Ukrayna takımının ağırlığını oluşturan Dinamo Kiev'de ise 10. Aşağıdaki liste lig ve o ligin en çok oyuncu veren takımını gösterdiği için City ve Arsenal'i göremiyoruz. 3 futbolcuyu kupaya gönderen Beşiktyaş (Almedia, Quaresma ve Sivok) Türkiye'nin lideri. Bayern'in gönderdiği 13 futbolcudan 82i Alman milli takımına. Real Madrid 5 İspanya, 3 Portekiz, 2 Almanya ve 1 Fransa milli oyuncu gönderdi turnuvaya. Dinamo'nun 10 oyuncusunun 9'u Ukraynalı, 1'i Hırvat (Ognjen Vukojevic). Eğer diğer takımları da katarsak Chelsea'nin 9 oyuncusunu  Arsenal, Barcelona, Borussia Dortmund, Manchester City, Shakhtar Donetsk ve Zenit Petersburg izliyor 8 oyuncu ile.
























Burada belirtilmesi gereken İngiltere'nin 79 rakamının tümünün Premier Lig'den olmaması. Örneğin Championship takımı Leicester City Danimarka'ya Kasper Schmeichel'ı, İrlanda'ya da Sean St. Ledger'i gönderdi. Ligue 2'dan da 2 oyuncu turnuvaya gitti. Monaco'lu Giorgos Tzavellas (Yunanistan) ve Danijel Subasic (Hırvatistan). Alman 2. Ligi'nden yükselen takımlardan Eintracht Frankfurt'ta top koşturan eski Beşiktaşlı Gordon Schildenfeld Hırvatistan, Fortuna Düsseldorf forması giyen Adam Matuschyk Polonya kadrosunda. Son olarak Serie B şampiyonu Torino da 24 yaşındaki defans oyuncusu Angelo Ogbonna'yı İtalya milli takımına soktu. 

30 Mayıs 2012 Çarşamba

EURO 2012'NİN AĞIR ABİLERİ

















2010 Dünya Kupası'nın finalistleri İspanya ve Hollanda Euro 2012'de kadroda bulunan oyuncuların milli olma ortalamaları 40'ın üstüne çıkan takımlar. Iker Casillas 129 kez ile bireysel anlamda en tepede. Ayrıca kendisi, 100'den fazla milli olmuş olan, Euro 2012'deki 12 oyuncu arasında en genç olanı, 31 yaşını 10 gün önce doldurmuştu. Onu izleyen İsveçli Anders Svensson (126) ve İrlandalı Shay Given (121), 1976 doğumlular. Xavi 104, Xabi Alonso da 94 kez bu şerefi yaşadı.  İspanya takım olarak da ortalama 42,8 milli olma ortalaması ile zirvede. En çok milli formayı giyen oyuncusu Rafael van der Vaart olan (94) Hollanda ise 41,5 ile onları izliyor. Ev sahiplerinden Polonya 20,4 ile milli forma tecrübesi en az olan takımla turnuvada sahne alacak. Dariusz Dudka 62 kez milli formayı giydi ve takımın lieri. Polonyalılar aynı zamanda, Almanya'dan sonra turnuvanın en genç kadrosuna sahipler. Almanlarda Miroslav Klose Die Mannschaft için 63 gol attı ve Euro 2012'de mücadele edecek oyuncular arasında milli formayla en çok gol atan isim. Robbie Keane 53 golle onu takip ediyor. 35 yaşında bu turnuvayı uzun süredir bekleyen  Andriy Shevchenko 46 golle üçüncü sırada. Bir başka Alman Lukas Podolski de 43 golle peşlerinde. İtalyanların ve Fransızların revizyona giden kadrolarında da milli takım golcüleri azınlıkta. İtalyanların kadrosunda milli formayla atılan gollerin liderleri Antonio Di Natale ve Daniele De Rossi. 10'ar gol attılar. Fransızlarda Karim Benzema 13 golle takımının en golcü ismi. Aşağıda ülkelerin kadrosundaki oyuncuların milli olma ortalamaları, kadroda en fazla milli olmuş ve gol atmış isimlerin listesi var.

7 Mayıs 2012 Pazartesi

BAS DOST'UN SEZONU VAN MARWIJK'IN SEÇİMİ























Karşınızda Hollanda'nın Euro 2012 için açıkladığı 36 kişilik ilk aday kadro. Van Marwijk her ne kadar Mulder ve Cillessen'i de İsviçre kampına götürecek olsa da Stekelenburg, Krul ve Vrom'un kupadaki kaleciler olacağını açıkladı. Bana göre Ricky van Wolfswinkel ve Bas Dost'un kadroda olmaması ama Jeremain Lens ve Dirk Kuyt'ın olması yanlış bir karar. Kadro önce 27'ye sonra da 23'e inecek. Aşağı yukarı kadro belli gibi. Aşağıda boldladığım 17 kişinin  neredeyse yeri garanti .Muhtemelen Afelay da kadroya girecek. Siem de Jong orta sahaya, Maduro ve Vlaar da defansa eklenebilir. 23 kişilik kadro tahminlerimi aşağıda boldladım.


Kaleci
Jasper Cillessen (Ajax), Tim Krul (Newcastle United), Erwin Mulder (Feyenoord), Maarten Stekelenburg (AS Roma), Michel Vorm (Swansea City).

Defans
Vurnon Anita (Ajax), Khalid Boulahrouz (VfB Stuttgart), Wilfred Bouma (PSV), John Heitinga (Everton), Hedwiges Maduro (Valencia), Joris Mathijsen (Málaga), Erik Pieters (PSV), Nick Viergever (AZ), Ron Vlaar (Feyenoord), Stefan de Vrij (Feyenoord), Gregory van der Wiel (Ajax), Jetro Willems (PSV).


Mark van Bommel (AC Milan), Urby Emanuelson (AC Milan), Nigel de Jong (Manchester City), Siem de Jong (Ajax), Adam Maher (AZ), Stijn Schaars (Sporting Lissabon), Wesley Sneijder (Internazionale), Kevin Strootman (PSV), Rafael van der Vaart (Tottenham Hotspur), Georginio Wijnaldum (PSV).

Forvet
Ibrahim Afellay (Barcelona), Klaas-Jan Huntelaar (Schalke 04), Ola John (FC Twente), Luuk de Jong (FC Twente), Dirk Kuyt (Liverpool), Jeremain Lens (PSV), Luciano Narsingh (SC Heerenveen), Robin van Persie (Arsenal), Arjen Robben (Bayern Munich)


Dost Eredivisie'nin en değerli oyuncusu. Attığı 32 gol onu gol kralı yaparken yaptığı 6 asisti onu ligin en değerli oyuncusu yaptı. Sezona müthiş başlayan Dries Mertens asistlerin de etkisiyle ikinci sırada. Narsing ligin asist kralı ve bu performansı onu yukarıdaki aday kadroya soktu. Suriyeli Sanharib Malki sezonun tilki forveti. Muhtemelen takımdan ayrılacak ve Türk kulüpleri için büyük bir maden olabilir. John Guidetti ilk yarıdaki formunu devam ettiremedi yoksa Dost'un yerini zorlayabilirdi. Sporting Lizbon'da çok iyi bir sezon geçiren Van Wolfswinkel ve Dost'un olmamasını sadece aday kadroya değil turnuvaya da etki edeceğini düşünüyorum. En azından birisi Van Persie'nin 2010'daki kronik formsuzluğu ihtimaline karşı alternatif olarak kadroya alınabilirdi.

Turnuva yaklaştıkça daha çok yazacağız.


Orta Saha

4 Aralık 2010 Cumartesi

EURO 2012'NİN MASKOTLARI






2012'nin maskotları belli oldu. Slavek and Slavko...Slavek Polonya, Slavko Ukrayna tarafını temsil ediyor. Biraz 7Up'ın maskotunu andırıyor gibi. Sevmediğimi belirteyim, maskot dediğin hayvan olur...İlla insan olacaksa Nathalie ve Nathalia olaydı da gözümüz gönlümüz açılaydı...

13 Ekim 2010 Çarşamba

AVA GİDEN AVLIYOR



















Bert van Marwijk'ın Hollandası Dünya Kupası'nda bıraktığı yerden devam ederken geçtiğimiz sezon çok kötü bir dönem geçiren Klaas-Jan Huntelaar da Schalke performansını milli takıma taşımaya devam ediyor. Dün akşam İsveç'i 4-1 mağlup ettikleri maçta 2 gol daha salladı rakip kalelere "avcı". Böylece 40 milli maçta 24 gole ulaştı. Bu rakam onu Marco van Basten'in toplam milli takım golüne eşitledi. Van Basten 1983-92 yılları arasında 58 maçta 24 golün altına imza koymuştu. İkili tüm zamanların golcüleri listesinde dokuzuncu sırayı paylaşıyor ve lider Patrick Kluivert'ın 16 gol gerisindeler. İki oyuncunun gollerinin dökümü aşağıda.












Aşağıda ise bu 2 futbolcunun gollerinin maç içinde atıldığı ana göre dağılımı var. Böylece takım için önemlerini anlayabiliyorsunuz. Her ikisi de milli formayla 8 kez maçın açılış gollerini atmışlar, 2'şer kez de takımlarını 1 farklı öne geçiren golleri var. Huntelaar'ın 8 golü farkı takımı lehine 2'ye çıkaran goller. Takımına beraberliği getiren gollerde ise Van Basten'ın üstünlüğü var. Huntelaar henüz milli takım kariyerinde takımı maçı geride götürürken beraberlik golünü kaydedememiş. Openıngstreffer: Açılış golü, Op voorsprong: Takımı öne geçiren gol (o-0 dışında), Gelijkmaker: Beraberliği getiren gol, Marge van 2 - 3 goals: Farkı 2 ve 3'e çıkaran goller.























Huntelaar'ın Van Basten'in yakaladığı bir başka rekor var. Avrupa Şampiyonası elemelerinin golcülüğü. Van Basten 1992 elemelerinde 8 maçta 8 gol kaydetmişti. Huntelaar bu rakama 4 maçta ulaştı ve daha oynayacağı (aksilik olmazsa), 6 maçı var. Hollanda değil, tüm zamanlar rekorunu kırabilir böyle giderse. Özellikle daha içeride oynayacakları bir San Marino maçı olduğunu düşünürsek.

2 Nisan 2010 Cuma

SAHİBİNDEN 2. EL EURO 2012 ADAYLIĞI



















2012 Avrupa Şampiyonası için yapılan stadyumlardan 6 tanesini sizlere daha önce tanıttık. Bunların tümünü şuradan görebilirsiniz. Ukrayna ve Polonya turnuvanın organizasyon hakkını 2007 yılında aldıklarında dahi stadyum inşaatlarının turnuva tarihine yetişip yetişmeyeceği konusunda bazı şüpheler vardı. Zaman ilerledikçe de inşaatlar konusunda bir türlü çalışmalar hızlandırılamadı ve 1 sene önce patlayan ekonomik kriz Ukrayna ekonomisini dağıtınca organizasyon komitesi büyük bir sıkıntı içinde kaldı. Hatta Polonyalılar geçtiğimiz yıl "eğer Ukrayna stadyumları zamanında hazır edemezse biz turnuvayı Almanya ile düzenleyelim" diye Platini'ye kulislerde teklif bile götürdüler. UEFA sık sık Ukrayna'ya ekipler gönderip çalışmaların işleyişini kontrol etti ama halen ülkede problemler çözülmüş değil. Aralık 2009'da başkent Kiev dışında Kharkiv, Lyiv ve Donetsk'de maçların oynanacağı kesin olarak konfirme edildi. Ancak Lyiv'de inşaat tamamen durmuş durumda, stadyumun daha %15'i tamamlandı ve son hali yukarıda. Kiev'de ise oldukça yavaş işliyor. Platini sonunda 2 gün önce "eğer Kiev olmazsa Ukrayna'da 2012 olmaz, nisan ayında üşkeye bir ziyarette bulunacağım, ancak gördüğüm fotoğraflar beni hiç umutlandırmıyor, bu turnuva 2012'de düzenelencek 2014'te değil" diyerek üstü kapalı bir tehdit yolladı Ukrayna otoritelerine. Platini bir B Planı'nın olmadığını söylese de masada birkaç çözüm var. Bunlardan birincisi turnuvanın İngiltere'ye kaydırılması ki bu en son düşünülen ihtimal. Büyük ihtimalle Ukrayna'da sıkıntı çıkması halinde Ukrayna'nın hakkı Almanya'ya verilecek ve Polonya ile 4+4 veya 4+2 gibi bir stadyum dağılımı yapılacak. Bir başka ihtimal de turnuvanın tümüyle Polonya'da düzenlenmesi ama Polonyalılar bu işin altından kalkıp 2 sene içinde 4 stadyum daha inşa edebilirler mi pek emin değilim.

Ukrayna'da durum pek iç açıcı değil. Geçtiğimiz yıl GSMH bir önceki yıla göre % 15 geriledi. Devlet başkanı Viktor Yushchenko ile başbakan Yulia Tymoshenko arasında turnuva organizasyonu için ayrılan maddi kaynak konusunda büyük tartışmalar var. Yuschenko hazine rezervlerinin bu organizasyonun kaynağı için kullanılmasını istemiyor. Ancak ortada bir gerçek var. O da aşağıda. Kiev'deki stadyumun 3 Nisan 2009'daki hali ik resim, Mart 2010'daki hali ise ikinci resim. Yaklaşık 1 sene içindeki ilerlemenin kabul edilemez olduğunu göreceksinizdir. Bu arada belirtelim Polonya'dan Varşova, Poznan, Wroclaw ve Gdansk şehirleri turnuvaya ev sahipliği yapacaklar. Yalnız o turnuva düzenleme hakkı Ukrayna'nın elinden alınırsa, Platini'ye ilk muhalefeti Ukraynalılardan önce şimdiden hayal kurmaya başlayan nice yağız Türk delikanlısı yapar ve UEFA'yı faks yağmuruna tutarız onu biliyorum.



23 Aralık 2009 Çarşamba

GELECEĞİN MABEDLERİ ep. XXXI















Geleceğin mabedleri serisinde, önümüzdeki 3 turnuvanın stadyumlarını tanıtmaya bir hayli ara vermiştik. Dönelim tekrar. Polonya'nın Gdansk şehrindeki PGE Arena Gdansk ile bağlanalım tekrar. Gdansk Polonya'nın kuzeyinde Baltık Denizi'ne kıyısı olan bir kent. Polonya'nın en önemli liman kentlerinden birisi aynı zamanda. 450.000 nüfuslu, Alman işgali sırasında ismi Danzig olan bu kentte halen Alman etkisi fazlasıyla hissedilir. Bu kentin, Polonya birinci ligi Ekstraklasa'da mücadele eden takımı Lechia Gdansk'a ait olacak yeni stadyumu 44.000 kişilik. Toplamda 210 milyon euroya malolması bekleniyor. İnşaatı 2008 yılında başladı. 2010 yılında bitirilmesi planlanıyordu ama ekonomik kriz projeyi 1 sene ileri attı. 2011 yılında bitirilecek.

















Bu ay içinde stadyumun isim hakları Polonya Enerji Kurumu (PGE) tarafından 8,5 milyon euroya, 5 yıllığına satın alındı. Daha önce ismi Baltic Arena idi. Polonya hükümeti satış anlaşmasında, stadyumun isminin ne olursa olsun, içinde "Arena" kelimesinin bulunmasını şart koştu. Tabii stadyumla beraber bir dolu metro istasyonu da yapılıyor. Stadyumun 4 gün önceki son hali en son resimde.

















Seride incelediğimiz, Euro 2012'nin diğer stadyumları

Dnipropetrovks-Dnipro Arena
Donetsk-Dombass Arena
Varşova-Stadion Narodowy
Lyiv-Stadion Ukrayina
Poznan-Stadion Miejski

3 Eylül 2009 Perşembe

GELECEĞİN MABEDLERİ ep. XXIV

















Sırayı yine 2012 Avrupa Şampiyonası'na getirdik. Organizasyonun Ukrayna tarafında inşaatı bitirilen ilk ve tek stadyumla devam ediyoruz. Ukrayna'nın 1.1 milyonluk nüfusu ile üçüncü büyük şehri Dnipropetrovsk'taki Dnipro Arena. Zaten isminden ve bulunduğu şehirden de anlaşılacağı gibi Ukrayna Ligi takımlarından FC Dnipro'nun yeni stadyumu. FC Dnipro , 1925 yılında aktif hale geçtiğinden beri Stadium Meteor'da oynuyordu. 1966 yılından beri kulübe hizmet veren ve en büyüğü 2001 yılında olmak üzere bir dolu restorasyon geçiren Meteor Stadyumu'nun artık miyadını doldurduğu 4 sene önce anlaşıldı. 2005 yılında Ukrayna'nın inşaat firmalarından Pryvat Group, yepyeni bir stadyumun inşaatına girişti. İnşaatı üstelene firma Türkiye için hiç de yabancı olmayan bir firmaydı. Boğaz Köprüsü'nü de inşa etmiş olan, 135 yıllık Alman firması Hochtief, Dnipro Arena'nın inşaatına girişti. Stadyum inşaatı tam 3 yıl 4 ay sürdü ama, açılış, araç parkının yeri konusunda arazi sahipleriyle yaşanan anlaşmazlıklar sebebi ile 9 ay sarktı. Sonunda 15 Eylül 2008'de Dinamo Kiev ile Spartak Moskova takımlarının emekli olmuş oyuncuları arasında oynanan maç ile hizmete açıldı. Böylece daha bazı stadyumların inşaatı başlamadan, Dnipro'lular Avrupa Şampiyonası'nda kullanılacak yepyeni bir stadyuma sahip olmanın gururunu yaşadılar.






























31.000 kişilik bir stadyum Dnipro Arena. Toplam 40 milyon dolara maloldu inşaatı ve bu rakamın tümünü kulüp üstlendi. 219 kişilik bir basın tribünü, 550 adet business koltuğu ve 239 adet VIP koltuğu mevcut stadyumda. Yani neredeyse 1.000 kişilik bir kapasite bu kısımlara ayrılmış durumda. Tabi organizasyon açısından şöyle bir pürüz var. Stadyumun maksimum kapasitesi 31.000 ancak net kapasitesi 28.000. Bu da UEFA 'nın Avrupa Şampiyonaları stadyumları için mecbur kıldığı, minimum 30.000 kişilik kapasitenin altında kalınması demek. Bu yüzden de Dnipro Arena'nın listeden çıkarılması gündemdeydi ama Ukraynalılar, bitirilmiş, modern bir stadyumun listeden çıkmasına pek de sıcak bakmıyorlar. Geliştirilen çarelerden birisi koltukların eninin 50 cm'den 45 cm'e düşürülerek kapasiteden kazanılması. Böylece 3111 kişilik bir artı kapasite eldeedileceği ve yaklaşık olarak, net 31.000 gibi bir kapasiteye ulaşılması planlanıyor.

Ukraynalıların Aralık ayındaki rutin kontrollerinde Platini'ye gösterecekleri bitmiş bir stadyumları var en azından.



21 Temmuz 2009 Salı

GELECEĞİN MABEDLERİ ep. XX


















Geleceğin mabedleri serisindeki rutinimize geri dönelim. Sıra 2012 Avrupa Şampiyonası'nda. Yalnız Aralık ayındaki rutin kontrole kadar Ukrayna ile ilgili bir stadyum gelişmesi haberi vermesek iyi olur diye düşünüyorum. Zira adamların organizasyon düzenleme hakları bile tehlikeye girdi biliyorsunuz. Bu yüzden Polonya ile devam edeceğiz. Tanıtacağımız stadyum yeni inşa edilecek olan ve turnuvanın Polonya tarafındaki en büyük stadyumu Stadion Narodowy. Başkent Varşova'da inşa edilecek tahmin edebileceğiniz gibi. Kapasitesi 55.920 kişilik olacak. Toplamda 310 milyon euro gibi bir rakama malolması bekleniyor. 2011 Mayısında projenin bitişi de hedeflenen tarih. Alman-Polonya ortaklığındaki bir firma tarafından inşa ediliyor ve projede yaklaşık 40 mimar çalışıyor. Projenin ikinci bölümüne henüz geçildiği için, inşaatın en son durumu resimde görüldüğü gibi yani, yeni yükselmeye başlamış her şey. Stadyumda 950 civarında tuvalet, 28 büfe, 1800 kapasiteli bir park alanı, engelli taraftarlar için ayrılmış 100 kişilik bir tribün ve 60 adet VIP süiti bulunuyor. Stadyumun üstü açılıp kapanabilecek.

















Turnuvanın açılış maçı bu stadyumda oynanacak onu belirtelim. Grup maçları, 1 çeyrek final ve 1 yarı final maçı da kesinlikle cepte. Ancak final maçının nerede oynanacağı henüz belli değil. Eğer Kiev gerekli kriterleri yerine getiremezse final maçı da bu stadyumda oynanacak ki bu 2 ülkenin düzenlediği turnuvalar açısından bir ilk olacak. Turnuva sonrası ise Legia'nın önemli maçlarını burada oynaması ama ağırlıklı olarak milli takımın stadyumu kullanması düşünülüyor.

24 Mart 2009 Salı

GELECEĞİN MABEDLERİ ep. XIV
















Seriye 2012 Avrupa Şampiyonası ile devam ediyoruz. Lviv'deki Stadion Ukrayina. 33.500 kişilik bir kapasitesi olacak stadyumun. Turnuvadan sonra burayı kullanmaya başlayacak olan FC Karpaty Lviv, aynı isimli 28.000 kişilik bir stadyumda oynuyor maçlarını. Dolayısıyla onlar için de yepyeni bir arenada oynama fırsatı olacak. İnşaat geçtiğimiz yılın Kasım ayında başladı ve bu yılın sonları ile 2011 yılının başlarında bitmesi bekleniyor. Bu arada belirteyim resimde tribünlerin üzerindeki çatı transparan, dolayısıyla üstü açık bir stadyum değil tabi ki. 350 adet VIP koltuğu ve 1.600 civarında araç kapasiteli bir otoparkın bulunduğu stadyum üzerine Polonya basını bir çok spekülasyon döndürdü. Son olarak inşaatın belirtilenden 6 ay geç başlamasını ve henüz % 5'inin tamamlanmasını gerekçe göstererek UEFA'nın Lviv'in hakkını elinden alarak Polonya'daki bir şehre vereceğini iddia ettiler. Şimdilik bu deikodu olarak kaldı ama ilerleyen aylarda, bu stadyum bitirme vakitleri yaklaştıkça iki ülke arasında ufak çapta gerginlikler çıkabilir, görürseniz şaşırmayın.



















Geleceğin mabedleri

26 Şubat 2009 Perşembe

GELECEĞİN MABEDLERİ ep. XI















2012 Avrupa Şampiyonası ile devam ediyoruz. Poznan'daki Stadion Miejski w Poznaniu. Polonya inşa edeceğiz stadları yeniden inşa etmek yerine genellikle restorasyona gitti. KKS Lech Poznań'ın stadı da bunlardan bir tanesi. Restorasyon öncesi 17.000 kişilik olan stadyum süreç bittiğinde 46.500 kişilik bir stadyum haline gelecek. 137 milyon euroya mal olacak projenin 2010 Temmuz ayında bitmesi planlanıyor. Tabi proje restorasyon çalışması şeklinde olduğundan ve 2010 yılına yetişmesi gerektiğinden Lech Poznan stadda maçlarını oynamaya devam ediyor. Bu Polonya temsilcisinin işini birazzorlaştırmış gibi bazı maçlara sadece 2 tarafında tribün olan ve akustiği tamamen kaybolmuş bir stadda çıkmak zorunda kaldılar ve bir süre daha bu şekilde gidecekler. Örneğin en son fotoğraf 2 gün önceki maçta çekilmiş. Proje her tribünün sırayla yıkılıp yeniden yapılması şeklinde yürütülüyor. Bir nevi Şükrü Saraçoğlu Stadı'nın yenilenmesi projesine benzetebiliriz. Tabi devam eden bir süreç olduğundan tribünlerin sağlam taraflarını dolduran taraftarlar projenin stadyuma nasıl etki yaptığını birebir izleyebiliyorlar. Hatta Lech Poznan'ın taraftar grubu "Wiara Lecha" kulüp yönetimine stadyumda tribünlerden tespit ettikleri bazı inşaat problemlerini anlatan bir mektup gönderdiler.



3 Şubat 2009 Salı

GELECEĞİN MABEDLERİ ep. VIII































Altta bahsettik 5 yıldızlı stadyumların etkisinden. 2012 Avrupa Şampiyonası'nı Polonya ile düzenleyecek olan Ukrayna'nın turnuvadaki 2 numaralı stadı olacak Donetsk'teki Dombass Arena. İnşası bittiğinde Doğu Avrupa'nın en modern stadyumu olacağı belirtiliyor.


















Kapasite 50.000 ve 250 milyon euroya mal olacak. Tartan pisti yok, dolayısıyla Kiev'deki stadyum gibi tribünlerle saha arasında hiçbir uzaklık olmayacak. Bu turnuvadan sonra stadyumu kullanacak olan Shakhtar Donetsk için önemli bir avantaj. İnşa sürecini ENKA yönetiyor. Açılış bir aksilik olmazsa 2009 yazına yetişecek. Stadyum 15 VIP suitini, bir çok business seat'i 3 bar ve 2 adet restoranı barındıracak bünyesinde. 51 metre yüksekliğinde olancak olan stadın inşaat sürecinde 1000 dolayında işçi çalışıyor. Tam 300 kamera stadyumun içinde tribünleri gözlemek amacıyla konuşlanacak. Park alanına maç biletinin kullanılacağı elektronik bir sistem ile giriş çıkış sağlanacak. Dikkat edilirse stadın şu andaki durumu Kadir Has Stadyumu ile aynı. Yani 1-2 aya futbol oynamaya hazır duruma getirilecektir.