Gectigimiz ay icinde Isvec'te duzenlenen ve finalinde Fransa'nin Danimarka'yi 37-35 maglup ederek sampiyon oldugu 2011 Dunay Erkekler Hentbol Sampiyonasi'nin en guzel 15 golu. Final, Danimarka'da 2 milyon 670 bin kisi tarafindan izlendi ve ulke tarihinin en cok izlenen spor musabakasi oldu. Malmo'deki salonun tribunlerinde ise 12.462 kisi vardi.
Hentbol etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Hentbol etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
13 Şubat 2011 Pazar
2 Mart 2010 Salı
11 Şubat 2010 Perşembe
HENTBOLUN ROBERTO CARLOS'U
İspanya'nın BM Ciudad Real takımında oynayan, Olimpiyat Altın Madalyası, Dünya ve Avrupa Şampiyonluğu sahibi hentbolcü Luc Abalo'nun akıllara ziyan golü.
Bu da bonus olsun. 2009 Dünya Erkekler Hentbol Şampiyonası'nda Makedonya kalecisi Borko Ristovski'nin Sırbistan'a attığı gol.
15 Ekim 2008 Çarşamba
NEDEN?

Geçen pazar günü İstanbul’da 2 farkla kaybedilmiş bir Avrupa Kupası 2. tur mücadelesinin rövanşı oynandı ve ben oynanacağını tamamen tesadüf eseri gazetenin kıyısında köşesinde gördüğüm, mükemmel bir maç izledim. Üsküdar Belediyesi hentbol takımı 29-27 kaybettiği ilk maçın rövanşında HC Lokomotiva Zagreb ile karşılaştı ve maçı 28-26 kazanarak deplasmanda attığı 1 fazla gol averajı ile EHF (European Handball Federation) European Cup’ta 3. tura çıktı.
Maçtaki mücadeleyi anlatmak için şöyle örnek vereyim. Çalınan hemen her faul, basketbolda centilmenlik dışı faul düzeyindeydi. Hele Zagreb’in gördüğü iki kırmızı kart sonrası ortalık olaylı İsviçre maçı sonrası gibi olabilirdi. Maçta fark, iki takım lehine 2’yi hiç geçmedi ve son dakikalar müthişti. Skor berabere iken Üsküdar, bir 7 metre atışı kaçırdı ve sonrasında harika bir savunma sonrası hızlı bir hücumda 1 farkla öne geçtiler. Maç tam da bitecek derken, orta sahada pas arası yapıp, ok gibi fırlayan Esra’nın bitime 4 saniye kala gelen golü ile ben dahil salonda bulunan herkes neredeyse sahaya iniyordu.
Bundan sonraki kısımda ukalalık edip, Türkiye’de amatör sporların durumu ile ilgili tespitler yapmayacağım elbette. Tamam, hentbol’un popülarite açısından futbol, basketbol, voleybol hatta sadece Eurosport’ta izlediğimiz Snooker ve Curling’in bile altında kaldığını söyleyebiliriz. Ancak 12 milyon nüfuslu bir şehirde, o günkü en önemli spor organizasyonu için 3500 kişilik bir salonun en azından üçte birini dolduracak, sporun özü olan amatör ruhun ve yarışma heyecanının keyfini çıkartacak insanlar bulamamamızı nasıl izah etmeliyiz onu düşünüyorum. Gerçi 17-18 yaşında gencecik bir adamın A milli takımda oynamasının vereceği heyecanı, sırf kişisel hırslar nedeniyle “koskoca bir ülkenin gol umudunu, el kadar çocuğa bağlamaya” çevirdiğimiz bir ortamda izah aramaya da gerek yok. Keza, Dutchman de değinmiş, sadece tarihe tanıklık etmenin bile ayrı bir keyif olacağı bir yarı final maçı sonrasında bile, 13-14 sağlam oyuncusu olan bir takımı kadro seçimi üzerinden “eleştirip”, o keyfin piç edildiği bir düzenden daha fazlası beklenemez herhalde.
Peki neden böyleyiz? Neden zaten her anı başlı başına zorlu bir mücadele olan hayatımıza ufak bir keyif anı katmayı kendimize bu kadar çok görüyoruz?
by gorky
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
