Noir Perle etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Noir Perle etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

23 Nisan 2014 Çarşamba

SANAT TARİHİNDE GİZEMLİ YOLCULUK II: FREUD İLE RÜYA TABİRİ

























Ünlü Avusturyalı düşünür Sigmund Freud, Leonardo da Vinci ile alakalı kendi düşüncelerinden oluşan bir kitap yazmıştır. Bu kitapta Da Vinci ile alakalı bilinenlerden ve onun yazdıklarından yola çıkarak bir karakter tahlili yapmaya kalkışan Freud'un karakter tahlillerinin gerçekliğini, üzerinden yıllar geçtiği ve artık psikanaliz yöntemleri değiştiği için sorgulayabiliriz.




















Da Vinci bir yazısında gördüğü rüyadan bahseder. Rüyasında kendini bir bebek olarak görür ve bir kuş (İtalyanca "nibio") onun beşiğine dogru uçup kuyruğu ile ağzına vurur. Bu yazı 1904'te başka çevirmenlerce Almancaya çevrilir. Freud "kuş" kelimesini Almanca'ya "akbaba" olarak yapılmış çevirisinden direk kopyalar ve çeviriyi kontrol etmez. O zamanlarda akbabaların sadece dişi kuşlardan oluştuğu ve bir erkek akbabaya ihtiyaç duymadan yumurta yapabildikleri, yani üreyebildikleri zannedilir. Freud, Da Vinci'nin rüyasından ve onun 5 yaşına kadar annesiyle (o yaştan sonra üvey babasıyla yaşamasına değinmemiştir) yaşamasından hareket ederek, akbabanın bilinç altında annesini temsil ettiğini öne surer ve buradan da Da Vinci'nin homoseksüel olduğunu ortaya atar. 




















Halbuki Da Vinci'nin annesi, o 2 yaşındayken başka bir adamla evlenmiştir. Leo 5 yaşına kadar sadece annesiyle yaşamamıştır. Bu yetmiyormuş gibi Da Vinci ustanın metninde "nibio" kelimesi bulunmaktadır. "Nibio" kelimesini Da Vinci zamanındaki çevirisi "çaylak"tır ve br kuş türüdür, ama Freud bu gerçeği kontrol etmeden 1904'de Leonardo Da Vinci'nin yazılarından yapılan çevirileri aynen kopyalamıştır ve "akbaba" metaforu üzerinden bir sonuca ulaşmıştır. Hatta Freud bu düşüncelerine kendini ve insanları o kadar inandırmıştır ki, bir süre, Da Vinci'nin resimlerinde, onun cinsel eğilimi hakkında bilgi verecek ipuçları aranmaya başlamıştır.

Resim: Leonardo da Vinci - The Virgin and Child with St. Anne - 1508

Sigmund Freud'un bahsedilen kitabı için


12 Şubat 2014 Çarşamba

SANAT TARİHİNDE GİZEMLİ YOLCULUK I: BERNINI ETKİSİ

























Bugünden itibaren kuş sütünün bile eksik olmadığı blogda, sanat tarihi üzerine bir yolculuğa çıkacağız ve mümkün oldukça tozlu yapraklardaki ilginç hikayeleri anlatacağız. Seriyi Black Pearl üstlendi, klavyesine sağlık şimdiden...

17. yüzyılda Rönesans döneminde yasamis İtalyan heykeltraş, ressam, mimar ve oyun yazarı Gian Lorenzo Bernini daha çocuk yaşta heykeller yapmaya başlayarak, direk olarak Papa'nın dikkatini çekmiştir. Kurnaz bir adam olan Bernini'nin arası hem dini liderlerle hem de politik liderlerle çok iyiydi. Entrika ve oyunlarla asıl mesleği mimarlık olmamasına rağmen ve aslen mimar olan Francesco Borromini, Vatikan baş mimarı olacakken bu mevkiye kendisini oturtmuş ve Borrominin yaptığı eserlerin övgüsünü kendisi toplamıştır. Bu da Borromini'nin "ne haliniz varsa görün" diyerek Vatikan'dan ayrılmasına sebep olmuştur.





















Anlatacağımız hikaye ise hakkını yemeyelim, onun yetenekli olduğu alandan. Müthiş bir heykeltraş olan Bernini'ye milletin başına illet bir adam olarak tanınan kardinal Scipione Borghese kendi heykelini yapma emri vermiştir. Bernini inanılmaz yetenekleriyle heykeli Borghese'ye benzetmeyi başarmış ve Borghese'nin üzerindeki kumaştan gözlerinin detaylarına kadar olağanüstü bir sanat eseri yaratmıştır. Ancak tam heykel bitecekken, artık ayağını kaydırdığı Borromini'nin ahı mı tutmuştur bilinmez, heykelin kafası çatlamıştır. Üstelik de Borghese’nin verdiği son tarihe 2 hafta kalmışken!

Bir mükemmeliyetçi olan Bernini sinir küpüne döndüyse de olan olmuştur. Çaresiz, çatlamış olan heykeli, zaten başa bela bir adam olan Borghese’ye sunmaya karar verir. Heykeli salonun ortasına koydurtur ve üzerini gizem yaratmak icin örter. Borghese odasına girdiği anda heykelin uzerindeki bezi kaldırır ve müşterisinin tavrını merak eder. Borghese donup kalır, ancak usta heykeltraşla arasi iyi olduğundan hemen köpürmeye başlamaz. Ancak şaşkına dönmüştür, çünkü heykelin kafasında gözle görülen bir çatlak vardır. Bernini, Borghese’nin şasırdığını anladığı noktada salonun köşesine gider ve bir başka heykelin üzerinde duran bezi çekip alır.

























Keçi gibi inatçı olan Bernini, çatlağı farkettikten sonra, kendisine verilen son tarihe kadar geçen 2 haftada gece ve gündüz çalışarak heykelin aynısını yapmış ve ilk önce çatlak heykeli göstererek kardinalin davranışını sınamak istemiştir. 2. heykeli gören Borghese, Bernini'nin ruhunun önünde diz çöküp tövbe istemiştir adeta. 

Bernini, bu örnek olayda da görüldüğü gibi insanları kolayca etkileyebilen bir sanatçıydı. Kendisi çalışmalarında drama ve teatral zenginliği korumayı hedeflemiştir. Aynı zamanda bir oyun yazarı da olan İtalyan ustanın yazdığı bir oyunun sahnelenmesi sırasında aktörlerden biri yanan bir meşaleyi etrafa sallamış ve sırf mizansen yaratmak için sahnenin etrafındaki kumaşlar ateşe verilmiştir.
Not:  Bu hikaye Dan Brown’un Melekler ve Şeytanlar kitabında geçmemektedir. 

by Black Pearl