
Nigel de Jong tek basina Hatem Ben Arfa bacagini kirmadi. Onu biz hep birlikte yaptık.
Bu gece Moldova'ya karsi sahada onbir turuncu erkek olacak. Nigel aralarinda olmayacak. Nigel, Manchesterdaki villasinda kanepede oturacak ve maci izleyecek.
Bir kaç yüz kilometre uzakta Hatem Ben Afra oturuyor. Bir tekerlekli sandalye. Herhalde o sandalyede daha bir kac ay kalir cunku Nigel bacağını tekmeyle ikiye ayirdi.
Ben Nigel de Jong'u kötülemek icin 400 kelime yazabilirim yani diger kurtlarla birlikte aglamak icin. Nigel’in spor’un yuz karasi oldugunu yazabilirim ve futbol sahasında ait olmadığını. Ama yapamiyorum iste.
Sadece bir Nigel yoktur. Daha cok Nigellar vardır.
Hafta sonu herhangi bir futbol macini izleyin herhangi bir ligden. Goreceksiniz hep Nigellarin tekme attigini. Fanatizmden dolayi kör olmuscasina saldirganlasiyorlar karsi takimin oyuncularinin bedenlerine. En cok adelelerine ve dusmanin ayaklarina saldiriyorlar. Bazen bilinçli ve genelde sigligin en agresif haliyle.
Sadece suç oyuncularda degildir. Teknik direktorler de mactan once soyunma odasinda gozleri kanli bir sekilde oyuncularina kukrerken daha cok ucmalarini soylemiyorlar mi? Ve Baskanlar, onlar da çaktirmadan belirtmiyorlar mi eger kazanilmazsa kellelerin ucacagini? Ve hakemler... onlar da sadece parmaklariyla uyarmalari ve sadece sari kart vermelerine ne demeli? Ve biz seyirciler, bizim sucumuz yok mu?
Milyonlar olarak futbol izliyoruz. Kendi kulübü için bagiriyoruz, guzel sonuçlar talep ediyoruz, hakemlere bir hastalık diliyoruz takimimizin aleyhine duduk otturunce ve takimin en iyi oyuncusunun sakatlanip oyundan cikmasini diliyoruz.
Butun ulkede haftalarca nefesler tutulmadi mi Turuncu (oranje) basta giderken, en önde Nigel ile dünya kupasinin finaline dogru giderken? Biz Nigel’in bir tank gibi düellolara girmesini istemedik mi? Bacagini asla sakinmasini istemedik. Yumusak futbol yerine sert futbolu tercih ettik. Biz hep birlikte futbol dunyasindaki Nigellarin, Hatemlerin bacaklarini ortadan ikiye ayirmasinda kendimiz sorumluyuz. Hepimiz Nigel’iz.
Ben suçlu olduğumu söylemeye cesaret ediyorum. Ben Dünya Kupası baslamadan önce onbir balerinlerle dunya kupasinin kazanilmayacagini yazdim. Dunya kupasi maclarinda en az yüz defa "Go Nigel!" diye bagirdim, karsi takim oyuncusuyla mucadele ederken gordugum zaman. Evet itiraf ediyorum final maçinda Xabi Alonso salaginin oyle tehlikeli bir sekilde gogsuyle Nigelin sag ayagina yaklasmamasi gerektigini. Isterseniz delirmis deyin, isterseniz fanatizm, isterseniz de spor deyin.
Bu aksam Nigel cezasi geregi son yaptigiyla alakali pisman olarak koltukta oturuyor. Haklı olarak. Ama belki bizim hepimizin yapmasi gerekir bunu.
Işte bunlar:
Üzgünüm, Hatem.
Yazar Thijs Zonneveld'in makalesidir.
Ceviri: Black Pearl
Ceviren yani benim soyleceklerim:
Alpay Ozalan, Hirvatistan - Turkiye macinda Hırvatların yakaladığı bir kontra atakta, forvet Goran Vlaovic'e faul yapmamış ve bu atakta Goran Vlaovic topu Türkiye ağlarına göndermişti. Bu golden sonra biz hepimiz Alpay'in hareketini salakça bulmadik mi? O forveti dusurmeliydi. Top gececek adam gecmeyecekti. Bu centilmence hareketinden ötürü UEFA tarafından Fair Play ödülüne layık görülmüştü kendisi ve bize gore ödüllük degil de utanilacak bir aksiyon degil miydi onunkisi? Rakibimizin oyunculari yerde kivrandiginda tribunlerce "oh oh "ceken biz degil miyiz? Hatta ve hatta Rinus Michels, futbol savastir dememis mi?
by Black Pearl