18 Eylül 2008 Perşembe

UCUZ VE KALİTELİ 10 TRANSFER

























Blogda sürekli söylediğimiz bir şey var, Abramovich kanunları futbola girdikten sonra Avrupa futbolunda dönen rakamların profili tamamen değişti. Avrupa'nın en doğusunda ve en batısında kalan iki ülkenin de futbolunda dönen paraların kontrolünü elinde bulunduran Rus milyarder peşinden bir çok doğu bloku zenginini de batıya sürükleyince Avrupa futbolundaki transfer ücretleri maaşlar 2 katına yükseldi. İngiltere ise durum çok daha vahim. Türkiye 1. Ligi'nde bir orta sıra takımında bile forma giymesi şüpheli isimler milyon poundlarla ifade edilen rakamlarla kulüpler arasında yer değiştiriyorlar. Hal böyle olunca işlenmemiş, ucuz ve kaliteli oyuncuları bulup çıkarmak ve onları yüksek rakamlara (tabi oyuncudan verim aldıktan sonra) büyük kulüplere pazarlamak çok zorlaştı. Bunu Türkiye'de en iyi yapan adam İlhan Cavcav'dır biliriz (biraz da Celal Doğan). Bu felsefenin en iyi örneklerini derledik. Modern futbolun en iyi 10 ucuz transferi. Tabi eksikler unuttuklarımız mutlaka vardı, yorumlara not düşerseniz iyi olur.

10-Ronaldinho (Gremio-4,5 milyon dolar-PSG): Eğer İskoç hükümet yetkilileri bundan 7 sene önce St. Mirren takımının Ronaldinho de Assis Moreira isimli oyuncu için yaptığı çalışma izni başvurusundaki pasaport uülsüzlüğün saptamasa Brezilyalı bugün Milan'da mı olurdu yoksa İskoçya yaylalarında süt mü sağardı bilemiyorum. St. Mirren oyuncu ile anlaştı, ancak Anglo-Sakson memurların disiplinine takıldı. Ronaldinho da Paris uçağına bindi. 2 sene sonra 21 milyon euroya Barcelona'ya geçti. O pasaporta geçersizlik veren memurun 8 sene Şark Hizmeti'ne verildiği söyleniyor.

9-Brad Friedel (Liverpool-Bedelsiz-Blackburn Rovers): Bir kaleciyi bedava almışsanız ve o kaleci 8 sene boyunca size üst düzey performansı ile hizmet verirse ve bir de onu 37 yaşında 2.5 milyon pounda satıyorsanız, bu iş benim gözümde gelmiş geçmiş en iyi transfer politikalarından birisidir. Blackburn onu Liverpol'da Vesterveld'in arkasında beklemekten sıkılmışken aldı. Friedel önce kulübü Premier Lig'e getirdi, sonra "Man Of The Match" ödülü ile Lig Kupası'nı getirdi. Yılın onbirine seçildi. Bu sezon başında 2,5 milyon pounda kulübe sayısız hizmet verdikten sonra Birmingham şehrinin yolunu tuttu. Hagi 31 yaşında Türkiye'ye geldiğinde "bastonlu adama para mı verilir" diye çığırtanlar buradan buyursun. Hep söylüyorum belki de tüm zamanların en underrated kalecisi ve halen yaşayan en iyi 3 kaleciden birisidir benim için.

8-Geremi Njitap: (Cerro Porteno-250.000 dolar-Gençlerbirliği): Çok kimse sevmez İlhan Cavcav'ı. Bugün deseler ki Galatasaray'ın başkanlığı için adı geçiyor. Zerre itiraz etmem. Isaac Promise'i 17 yaşında annesine ev, sevgilisine iş bulup Ankara'ya getiren adam Ayda 2.500 dolar verdiği söylenirdi Promise'e (hoş Promise sözleşmesindeki bazı eksikliklerden dolayı bedelsiz olarak Trabzonspor'a transfer oldu). Geremi'yi 250.000 dolara Paraguay'da mutsuzken alıp getirdi. 5 milyon euroya Real Madrid'e sattı. Son işi Troisi. Newcastle'dan aldı. Hollanda'da Roda'nın bir ara peşinden koştuğu bir oyuncu idi. 20 yaşında. Beklemedeyiz.

7-John Barnes (Sudbury Court-Malzeme Çantası-Watford): Malzeme çantası mı ne? Tranfer bedeli işte. Liverpool'ın ve İngiliz milli takımının efsane ismi John Barnes 17 yaşında non-league takımı Sudbury Court'dan Watford'a bir adet malzeme çantası karşılığı transfer oldu. Takımını Premier Lig'e çıkardı ve UEFA Kupası'na taşıdı. 6 sene sonra 900.000 pounda Liverpool'a gitti ve efsaneyi başlattı. Çantanın çakma Adidas olduğu yolunda söylentiler var bilemiyorum.




















6--Peter Schmeichel (Brondby-550.000 pound-Manchester United):
550.000 pound çok çok düşük bir rakam değil. Euroya vurduğunuzda 700.000 gibi bir rakam çıkıyor. Ama 2 sene sonra Roy Keane'e 3.75 milyon, 1 sene sonra Eric Cantona'ya 1.2 milyon, 2 sene önce Dennis Irwin'e 625.000 pound ve 5 sene önce Steve Bruce'a 800.000 ve hatta 10 sene sonra Rio Ferdinand'a 30 milyon pound vermiş bir takım için harika bir rakam. 8 sene kaldı Danimarka'lı Old Trafford'da. Almadığı kupa, yaşamadığı başarı yok. Kırmızı şeytanların tarihinin (kimilerine göre tüm zamanların) en iyi kalecisi. Bundan güzel transfer olur mu?

5-Cristiano Ronaldo (Nacional-Bedelsiz-Sporting Lisbon): 10 yaşında Nacional'e transfer oldu Ronaldo. Çünkü Nacional'in ezeli rakibi Maritimo yetkilileri transfer görüşmesi için kulübü Andorinha ile ayarlanan randevuya gitmemişti. Nacional onu açıklanmayan bir bedelle 2 yıl sonra Sporting'e sattı. Lizbon takımı 6 yıl boyunca onu işledi, büyüttü ve 12,4 milyon pounda Manchester United'a sattı. Bugün resmi olarak dünyanın en iyi futbolcusu. Bu kadern aynısını umarız Arda Turan için de göreceğiz.

4-Nicolas Anelka (PSG-500.000 pound-Arsenal): Evliya Çelebi yolculuğuna ilk başladığında 17 yaşındaydı. Wenger onu 500.00 pounda Londra'ya getirdi. 2,5 sene oynattı. Lig ve kupada onun katkısıyla duble yaptı. Sonra da 22.3 milyon pounda Real Madrid'e sattı. Yüzde kaçlık bir kâr siz hesaplayın artık. Bugün hala Anelka "Arsenal'den hiç ayrılmamalıydım" diyor. 29 yaşında olan ve Paris, Londra, Madrid, İstanbul, Liverpool, Manchester, Bolton gibi şehirleri çoktan tavaf etmiş bir adam için çok sürpriz bir açıklama değil.

3-Klaas Jan-Huntelaar: (PSV-100.00 euro-Heerenveen): PSV 20 yaşında onu A takıma çıkardı. Ama takıma giremedi Huntelaar. Sebep? Oynayacağı yerde Mateja Kežman oynuyordu. "Genç Klaas" oldu Huntelaar anlayacağınız. PSV de onu 2 kez kiraya gönderdi. İkinci kira döneminde AGOVV Apeldoorn forması ile 26 gol atınca Apeldoorn yetkilileri stadlarının bir bölümüne "Klaas-Jan Huntelaar Tribünü" adını verdiler. Henüz 21 yaşında bir adamın adını. Tekrar Eindhoven'a döndüğünde karşısında aynı adamı buldu. Mateja Kežman...."Yetti artık" diyip Heerenveen'e gitti. 100.000 euroya. Sadece 12 ay sonra Ajax yolunu tuttuğunda fiyatı 9 milyon euro olmuştu.

2-Franck Ribery (Galatasaray-Bedelsiz-Olympique Marseille): Bedavaya aldı onu Marsilya. Hangi kulüpten olduğunu söylemeyeceğim sinirim bozuluyor. Eğer İstanbul'un Mecidiyeköy'deki kulüp binasındaki bir grup yönetici, basiretli bir ticaret adamı gibi hareket edebilseydi bugün o 25 milyonun getirisini hala kullanıyor olacaklardı. Yapamadılar, yüzlerine gözlerine bulaştırdılar. Fransızlar Ribery'i öyle ya da böyle bedavaya aldı ve 2 sene sonra 27 milyona sattı. Türkiye'de finans sektöründe 2,5 yıl çalıştım, böyle kazançlı yatırım bilmiyorum. Biz de ön ayak olduk. Yardımımız dokundu Fransızlara sevaptır.





1-Ian Rush (Chester City-300.000 pound-Liverpool):
Soru: Kulübüyle 658 maça çıkmış, 346 gol atmış, 5 şampiyonluk, 5 Lig Kupası, 3 FA Cup, 4 Charity Shield, 1 Şampiyon Kulüpler Kupası kazanmış oyuncuyu ne kadara transfer edebilirsiniz. Bu tanım ve rakamlara bir tek Raul uyuyor bugün için. Bedeli ne? Yok. Real Madrid kulübüne göre en azından. Ian Rush'ınki neydi. 300.000 pound. Juventus'a 3 milyon pounda satıldı 7 sene sonra. Çocukluğunda Everton fanatiği olan bir adam için Liverpool'a bu kadar hizmet. Bıyıklı bir futbolcudan bu kadarını beklemezdim. Wembley'deki efsane 1989 FA Cup finalini bugün bile izleyince heyecanlanıyorsunuz.

5 yorum:

Adsız dedi ki...

Elvir Baljic (FK Sarajevo - Bedelsiz - Bursaspor)
Balkanlardaki Sırp katliamı sonrası yardım maçlarına çıkan Bosna Hersek milli takımı ile yine bir yardım maçı için Arabistan'a giderken İstanbul'da havaalanından Nejat Biyediç tarafından kaçırılan ve transfer bedeli olmadan Bursaspor'a gelen Elvir BALJİC tüm zamanların Türkiye'deki en kazançlı transferidir. 1994 de üzerinde bir çift kırmızı beyaz eşorfmanla Bursaya gelen Elvir 1997 yılında Fenerbahçeye giderken klübün kasasına 10 milyon dolar bıraktı birde Fenerbahçenin o dönemdeki PAF takımının kaptanı Tayfun SEVEN' de transfer karşılığında Bursaspor'a geldi.

-INFERNO-

Adsız dedi ki...

ayhan akman var 8 trilyona satıldı.bülent akın 8 milyon euro.balic var fenere gelirken 11 trilyon verildi.bunlarda atılmış en büyük kazıklardır.

yine raul atleticodan bedelsiz gelmiştir madride.bu al sat işlerinde işin piri portodur tek tek yazmanın manası yok.yolladıkları her adamdan en az 15 milyon kar ediyorlar..

çagdas dedi ki...

Çelimsiz, ayakta duramayan forvet-arkası görüntüsündeki Pirlo'yu ezeli rakibinden 9.6 milyon Pound'a getirip, dünyanın sayılı defansif oyun kurucularından birini yaratmak ta bu kategoriye girebilir. 9.6 milyon çok gibi gözükse de bence Milan, Inter'i bu transferle ayakta sevmiştir.

Ayrıca, bence bu konu seriye bağlanırsa güzel olur.

tahir durten dedi ki...

cok guzel yazi... ve ribery mevzuu cok aci hakkaten...

L dedi ki...

abi everton'lı olup da liverpool'da oynama hadisesi de bayağı çok sanırım. gerrard da öyle mesela. garip.