Amatör Futbol etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Amatör Futbol etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

18 Mayıs 2013 Cumartesi

DEMİRSPOR KÜLLİYATI 2013-2






























Geçen hafta Kartal semalarından, farklı Selamsızspor galibiyetiyle döndükten sonra bu hafta yine liderlik hesapları yapmaya başladık. Rakip grubun orta halli ama tehlikeli takımı Küçükyalı Yelken Spor’du.

Günün anlam ve önemi nedeniyle altlık yapma fırsatı bulamadık.Maç saatine yakın stadın yolunu tuttuk.

Tribünlerde her zamanki tanıdık simalar. Stattaki yerimizi aldığımız sırada Üsküdar Salacak – Orhanlıspor U19 maçı devam ediyordu.

Tribünde Demirspor’un apaçi gençliği çekirdek servisinde bulunuyor. Maçta puan kaybı olabileceğine dair garip bir his var içimde. Umarım yanılırız diye düşünürken U19 maçı sona eriyor. (maçın Üsküdar Salacak – 4 Orhanlıspor – 6 şeklinde bittiğini belirtelim)

Küçükyalı Yelken Spor ve Demirspor sahadaki yerlerini alıyorlar.Kısa bir idmandan sonra seremoni için orta yuvarlağa doğru hareketleniyorlar.Kaptanlar top ve kale seçimini yapıyorlar.

Ve maç zamanı…

Ortadağ maçında gördüğü kırmızı kartla cezalı duruma düşen ve Selamsız maçında oynamayan Burak ilk 11'de. Geçen hafta oyuna sonradan giren genç Muammer de kadrodaki yerini almış. Özgür ve Yiğit yedek kulübesinde. Kaptan Cumhur’un kardeşi de tribünde. Takımın toplu bir resmini çekiyor hatta.





























Küçükyalı Yelken kurmaylarıyla olan konuşmalarından 4 numaralı Orhan Yılmaz’ın da Cumhur’la kardeş olduğunu öğreniyorum. (daha yeni öğrendim ya la.)

Maça oldukça hızlı başladık.

Henüz 5. dakikada Cumhur’un nefis pasında Burak mutlak pozisyondan yararlanamıyor.

8. dakikada Muammer’in düşürülmesiyle penaltı kazanıyoruz. Ve maalesef Cumhur’un ayağından penaltıdan yararlanamıyoruz.

Karşılıklı cılız ataklarla sürüyor maç. Ama akıllarda maçın başındaki kötü düşünceler yok değil. Bir puan kaybı yaşayacağız sanki. Derken Küçükyalı Yelken karambol pozisyonunda golü buluyor ve 0-1 öne geçiyor. Bu dakikalarda pek etkili değiliz. Devre bu skorla tamamlanıyor.






























İkinci yarıda Ferdi’nin yerine Yiğit oyunda. Kör döğüşü şeklinde geçen dakikalarda şans eseri, ortaya gelen topa ters bir vuruş yapan Küçükyalı Yelkenli oyuncu sayesinde beraberliği yakalıyoruz: 1-1.

Bu dakikadan sonra ne oluyorsa oluyor işte. Tribünün önündeki yan hakem ve ona uyan orta hakem verdikleri kararlarla saç baş yolduruyor adeta. Gerginliğin habercisi bu anlar. Tribünde Demir Gençlik tezahüratlarla sahaya on numara etki yapıyor. Takımın gazı da tamam. Yükleniyoruz.

Beraberlik golünden 4 dakika sonra Kaptan Cumhur kafayla önüne aldığı topla kaleciyle karşı karşıya kalıyor ve topu ağlara yolluyor. Ancak orta hakem Cumhur’un topu elle düzelttiğini söyleyip golü iptal ediyor. Sahada Demir tribünde seyirci deliriyor. Cumhur itirazlar sonucu ikinci sarıdan oyundan atılıyor. Saha komiseri Cumhur’u tribüne çıkarıyor.

Hem golden hem de Hasanpaşa maçı öncesi en önemli oyuncularımızdan birinden oluyoruz. Yan hakeme küfür kıyamet. Dengesini iyice kaybeden orta hakem eyyam kararlarında çığır açıyor.

71. dakikada Küçükyalı Yelken de 10 kişi kalıyor. Ancak maalesef 73. dakikada Küçükyalı 11 numaralı oyuncusunun kafa vuruşu ile 1-2 öne geçiyor. Golden sonra Ali Enver hoca ilginç bir şekilde kaleci değişikliğine gidiyor. Azizcan’ın yerine Zafer oyunda. Kimse anlam veremiyor. Tribüne çıkan Cumhur da dahil.





























Tekrardan yan hakeme tehditler, küfürler eşliğinde Küçükyalı Yelken kalesine yüklenmeye devam ediyoruz.

84. dakikada Yiğit’in mükemmel şutuyla 2-2’lik eşitliği yakalıyoruz. Tribünler yıkılıyor. 2-2’den sonra galibiyeti arıyoruz. Ya da aradığımızı sanıyoruz. Cumhur tribünden “Ali Suat yayın oraya gitsene abi, yüklenin” diye bağırıyor. Ali Suat “Hoca geri gel diyo abi. Beraberliğe razı adam” şeklinde serzenişte bulunuyor. Tabii bu arada yan hakeme tacizler devam ediyor. Çıldırtıcı kararlar tam gaz devam çünkü. “Bi bitmediniz ulan” diye haykırıyoruz tribünden. Ve sonunda polisler Haydarpaşa Stadı’nda. Bir tanesi maç oynanırken sahaya girip yan hakemin arkasında alıyor soluğu.

Kırmızı kartlar yüzünden maçın en az 5-6 dakika uzayacağını sanarken yüce Türk hakemimiz maçı birden sonlandırıyor. Neyin korkusuysa artık.

Demirsporlu oyuncular ve teknik kadro, hakemin etrafında bitiveriyor anında.





























Küçükyalı Yelkenli oyuncular dahi maçı neden erken bitirdi derken hakemin tavrına şaşırmıyoruz.

Beklenmedik ama içimize doğan puan kaybını yaşıyoruz. Balkan Yeşilbağlar’ın Hasanpaşa’yı 11-0 yendiği haftada çok şey kaybettik. 2 puan + kaptan + moral.

İlk yarının son maçı 15.05.2013 Çarşamba Hasanpaşa’yla deplasmanda. Açıkçası bu durumda beraberliğe razıyım. Güç Demir’le olsun diyoruz. Güzel haberlerini bekliyoruz Demirim…

Not: Demirspor hafta içinde Hasanpaşa'yı deplasmanda 3-0 mağlup ederek zirve koşusunu sürdürdü

by Barad-dur


Demirspor Külliyatı 2013-1

9 Mayıs 2013 Perşembe

DEMİRSPOR KÜLLİYATI 2013-1












2009 ve 2010 yılında Haydarpaşa Demirspor'un peşinde ayakkabı eskiten blogun ev sahibi/müdavimlerinden Barad-dur yine yollarda. O yıllardaki yazılarını şuradan görmek mümkün. Not düşelim yazıları kardeş site Duhuliye.com ile ortak kullanıyoruz.

----------------------------------------------

Geçen pazar sahamızda Ortadağ karşısında aldığımız rahat galibiyet sonrası liderlik hesapları yapmaya devam etmiştik. Bu hafta rakip bir Üsküdar takımı olan Selamsızspor’du. Üsküdar takımı olmasına rağmen maçlarını Kartal 75. Yıl Sahası’nda oynayan Selamsızspor, grubun zayıf takımlarından.

Galibiyet umuduyla düştük yine yollara. Kartal Stadı’nı biliyordum ama 75. Yıl Sahası çok yabancıydı bünyeye. Tek bilgi toprak saha olduğu ve Adliye’ye yakın olduğuydu.

Bu sefer altlığımızı Bostancı Kale Pilsen’de yaptıktan sonra yola koyulduk. Metro’nun derin kuyularına, Demir’i yalnız bırakmayacak olmanın gönül ferahlığıyla daldık.




















Hastane – Adliye durağında indikten sonra, sıra sora sora stadın yolunu bulmaya gelmişti. 1 saatten biraz fazla vardı maçın başlamasına. Taksiciler, büfeler, hastane önünde bekleyenler, bölge halkı derken bayağı bi yerden teyit ala ala stada ulaştım. Olur da bu sahada amatör maç seyretmek isteyen olursa (ki zannetmiyorum) söyleyelim; metrodan indikten sonra yolun aşağısına doğru 15 dakika kadar dümdüz yürürseniz stadı görüyorsunuz.

Statı bulduktan sonra yakınlardaki pastanede çay içeyim dedim. İçmez olaydım. Mekan sahibi abimize stadı bir teyit edeyim dedim. Dövmelerimi süzen abimiz “Yok burası Orhantepe stadı. Yanlış yerdesin sen” Taşlanacağımı sandım bakışlardan. Ufaktan uzuyorum. Semt sakini küçük esnaf pastaneci abimiz kıllanmış benden belli ki.

Tekrar stadın çevresine gidiyorum. Korner bayraklarını taşıyan bir abimizi görüyorum saha içinde.

Abi burası 75.Yıl Sahası değil mi?” diyorum.

Evet, evet. Hakem misiniz?” diyor bana.

Yok abi maçı seyderedicem.

Haaa iyi iyi… Şurda kapı var ordan geç tribüne” diyor sağ olsun.



















Tribündeki yerimi alıyorum. İğne atsan yere düşmez yine.  Efsane durumda. Tek başına tek tabancayım tribünde

Derken Demirspor stada geliyor.

Soyunma odasının yolunu tutuyorlar.



















Tribünlerin hemen arkasında bir toprak zemin daha var. O alan da antrenman alanı sanırım. Önce Selamsızsporlu oyuncular daha sonra Demirsporlu oyuncular bu alanda ısınma hareketlerini yapıyorlar.

Bu arada saha komiseri sahada dolaşıyor. Aklıma esame listelerini istemek geliyor. Rica minnet sadece tel örgülerin arkasından resimlerini çekmeme izin veriyor. Müsabaka tarihi olarak 24.05.2013 yazması da enteresan tabi.

























Hakemleri biliyo musun? Beni biliyosundur zaten” cümlesiyle sonlandırıyor yaptığı bu kıyağı abimiz.

Ve maç başlar. Stadı bilenler için (pek mümkün değil gibi gerçi) cami tarafı Selamsız, geçit tarafı Demir’in ilk yarıda.

9. dakikada kaptan Özgür’ün şutu üst direkten auta çıkıyor. 13. ve 17. dakikalarda Özgür ve Ferhat’la mutlak iki pozisyondan yararlanamıyoruz. 30.dakikada Orhan’ın ortasında Erdem’in vuruşuyla 0-1 öne geçiyoruz. Demirspor hocası Ali Enver Kapelman, Mourinho edasıyla yedek kulübesinde.


37. dakikada kornerden gelen topa Ertuğrul’un kafayla vuruşu skoru 0-2’ye getiriyor. Bu aynı zamanda ilk yarı skoru.

İkinci yarıya da çok hızlı başlıyoruz. 55.dakikada Yiğit’in ortasında Özgür topu ağlarla buluşturuyor:
0-3

58.dakikada Selamsızspor’dan Deniz’in kafa vuruşu direkten dönüyor.



















68.dakikada Ferdi yerini 1996 doğumlu Muammer’e bırakıyor. Bu dakikalarda oyun ortada geçiyor. Karşılıklı cılız ataklar var. 77 .dakikada Ertuğrul ve Özgür oyundan alınıyor. Yerlerine yine 1996 doğumlu Ali ve Oğuz giriyor. Artık gazeteye yazımızı gazeteye erken gönderecekmişcesine 0-3 şeklinde sonlandırırken Orhan’ın frikikten orta şut karışımı vuruşu arka direğe çarpıp ağlara gidiyor: 0-4

Selamsızspor kalecisi bu pozisyonda direğe çarptığı için ufak bir sakatlık geçiriyor. Skorun da etkisiyle zaman zaman gerginlikler olmuyor değil. Selamsızspor’un 10 numarası Emirhan, Demirspor yedek kulübesine dönüp “Hocam sizin 7 (Yiğit) numara tam dayaklık ha. Valla dayaklık” şeklinde isyan ediyor.




















Haaa unutmadan maçın büyük bölümünde Demirspor kalecisi Azizcan, Volgu Sorgu’nun “Kaledeki Yalnızlık” filmine gönderme yaparcasına poz veriyordu adeta.

 Ve son düdük. Balkan Yeşilbağlar’ın da galip geldiği haftada averajla 2 .sıradaki yerimizi koruyoruz. Haftaya rakip Küçükyalı Yelken. Belki de liderlik gelir.

by Barad-dur

8 Haziran 2010 Salı

TAVANARASINDAN ÇIKAN TAKTİKLER




















Bu köşede daha önce futbolun evrimleşmesi ve 20. yüzyılın başından bugüne geçirdiği değişimlerden bahsettik. Bu değişimler hem saha içi diziliş, hem taktik anlayışı ile oyun felsefesi hem de oyuncu yapılarıyla ilgiliydi. Ulusal takım düzeyinde, uluslararası turnuvalar bu değişimlerdeki keskin dönüşleri temsil ederler genelde. Zira kulüp takımları bazındaki turnuvalar her yıl düzenlenir ve meydana gelen değişimler çok net biçimde göze çarpmazlar. Ama 1930’dan beri 4 yılda bir düzenlenen Dünya Kupası ve ona sonradan katılmış Avrupa şampiyonaları bu keskin virajları oluştururlar. Bu hafta hem geçmişteki örneklere hem de 2010 Dünya Kupası’nın karşımıza çıkaracağı yeni denemelere göz atalım.

2-3-5 ile başladı aslında 20. yüzyıl futbolunun taktikleri. 1900-30 yılları arasında dünya futbolunun merkezini oluşturan Arjantin ve Uruguay takımları, Latin Amerika ekolünün de etkisiyle hücum alanında fazla oyuncunun bulunduğu dizilişleri tercih ettiler çoğunlukla. Bu dizilişin uygulayıcılarından Uruguay önce 1928 Olimpiyat altın madalyasını, sonra da ilk Dünya Kupası’nı da evine götürdü. Ancak, 1934 yılına gelindiğinde İtalyanların futbola karışma zamanıydı. Dünya şampiyonu hoca Vittorio Pozzo’nun dünyaya tanıttığı 2-3-2-3 şeklindeki sistem hem orta sahadaki 3 oyuncuya forvet hattından yardım getiriyor hem de iyi defans yaparak kontrataklarda çok etkili bir takım yaratıyordu. İtalya bu şekilde iki Dünya Kupası’nı evine götürdü. 1954’te Almanların efsane hocası Sepp Herberger orta sahayı kalabalıklaştıran bir dizilişle sahaya çıktı. Bu aslında 20 yıl sonraki dünya kupasında Hollanda icadı Total Futbol’un da temellerini atmış oldu. Sahanın her tarafındaki oyuncuların hemen her mevkide görev yapabildiği ve yardımlaşmanın üst düzeye çıkarıldığı futbol stili bugün hâlâ Hollandalı teknik direktörlerin benimsediği bir taktik.

1982, Enzo Bearzot yönetimindeki İtalya’nın meşhur Catenaccio’yu tekrar canlandırdığı turnuva oldu. Bunu 1988 Avrupa Şampiyonası’nda total futbolun modernize edilmiş halini oynayan Hollanda ile mekanik futbolun temsilcileri Sovyetler Birliği’nin kapışması izledi. 1998 Dünya Kupası’nda Fransızlar, Aime Jacquet yönetiminde adeta bu iki anlayışı birleştirerek yepyeni bir model sundular. Son olarak Euro 2004’te Yunanistan tüm dünyayı etkileyecek ve kontrol etmeyi, temkini, rakibin hatasını kullanmayı ilk amaç olarak gören felsefelerin ve buna paralel olan defans ile orta sahanın kalabalık tutulduğu dizilişlerin peydah olmasına neden oldu.
Gördüğünüz gibi futbol 20. yüzyılın başından beri neredeyse her 10-15 yılda bir köklü değişikliklerin yaşandığı uluslararası turnuvalara sahne oluyor. Yunanistan’ın yarattığı son etki, 2 forvetli dizilişlerin yerini tek forvetli, orta sahanın forvet desteklemesini öngören ve defansı sürekli güvence altında tutan 4-2-3-1, 4-4-1-1, 4-5-1 gibi dizilişleri yarattı. Defans hattındaki rakamı tahtaya 3 olarak yazmak intihar anlamına geliyordu. Ancak Dünya Kupası geride bırakılan bazı taktiklerin tekrar ortaya çıkmasına neden olabilir.



















4-4-2 deyince akla ilk gelen ve bu dizilişi markalaştırmış ülkelerden olan İngiltere teknik direktörü Fabio Capello ulusal takım kadrosundaki Gareth Barry’nin sakatlanması ile kariyerinde hiç denemediği 3-5-2 dizilişini uygulayabileceğini açıkladı. Buna göre Ashley Cole ve Glen Johson, bu sistemin en kritik bölgesi olan, sol ve sağ kanat orta saha/bek oyuncuları olacaklar. İngilizler bu taktiği en son 4 yıl önce Steve McClaren döneminde oynamış ve 2-0 mağlup olmuşlardı.

Öte yandan Kuzey Kore ve Şili, 3-3-3-1 gibi bir dizilişle sahaya çıkmayı planlıyor. Bu dizilişin modern futboldaki son örneğini bu sezon Louis van Gaal, Bayern Münih ile 1 maçta uygulamış, Hamburg’a karşı sahadan 1-0 mağlup ayrılmıştı. Ancak Almanlar 1972 Avrupa ve 1974 Dünya Şampiyonluğu’nu bu dizilişle kazandılar. Koreliler son 2 yılın en çok aşama kaydeden takımlarından birisi oldular. Şili de Dünya Kupası'na gelmeyi başardı. Ancak belirtelim, Şili hocası Marcelo Bielsa 2002 Dünya Kupası’nda Arjantin’in başındaydı ve bu dizilişle güçlü kadrosuna rağmen gruptan bile çıkamamıştı.

Bunun dışında sadece saha içi dizilişlerin değil, mevkilerin alışılmış doğrularının da değişeceği bir kupa görebiliriz. Futbolun icadından beri kanat oyuncularının, bulundukları kanatla aynı ayaklarını kullanmaları istenirdi. Yani sol kanatta oynayan bir oyuncu sol, sağ kanatta yer alan bir oyuncu ise sağ ayağını kullanıyorsa efektif olabilirdi. Çünkü önüne doğru atılan toplara koşup gelişine ve çoğu sahayı sınırlayan çizgiye varmadan topu ortaya çevirebilirdi. Ama son birkaç yılda bu doğrular sorgulanmaya başladı. Örneğin sağ kanatta oynayan sol ayaklı bir oyuncu çizgiye inmek yerine ceza sahasının köşesine doğru katedip sol ayakla topu kaleye doğru kesebiliyor. Böylece kalecinin topa çıkabilme olasılığı azaldığı gibi kafayla yapılacak bir müdahale sonuca gidebiliyor ve hatta top kaleye doğru kesildiği için kimseye değmese bile kaleciye zor anlar yaşatabiliyor. Ancak geleneksel stile göre top aut çizgisinin dibinden, dışarıya doğru kesiliyor ve top herhangi bir kafa vuruşu gelmediğinde ceza sahasının dışında doğru hareketleniyordu. Takımlar ters ayaklı oyunculara korner ve frikik attırma taktiğinin oyun içinde de uygulanabileceğini gördüler. Bunu en efektif kullananlardan birisi Bayern Münih oldu. Arjen Robben, bu sezon, sol ayaklı bir oyuncu olarak sağ kanatta oynadı ve içeri katettiği birçok pozisyonda takımına sayısız gol ve asist kazandırdı.

Dünya futbolunda felsefe, önce defansı sağlama almayı ve rakibin hatasını düşünen ekolde sıkışmış durumda. Teknik adamlar bu taktik içinde farklı dizilişlerle öne çıkmayı hedefliyorlar. Dünya Kupası yepyeni bir devrime daha sahne olabilir.

27 Mayıs 2010 tarihinde BirGün gazetesinde yayınlanmıştır
.

16 Kasım 2009 Pazartesi

TEESIDE FOOTBALL LEAGUE


Ingiltere'de futbolu buzdagina benzetirsek, buzdaginin gorunmeyen kismidir Sunday League, bolgesel ligler ve bunun gibi bircok amator, yari-amator futbol organizasyonu. Bu insanlarin futbolu seveni gercekten bir baska seviyor. Bazen bir adam gorursunuz; gazete okumaz, TV izlemez, dunya gundeminden bihaberdir ama konu futbolsa bilgiler onceden chipe yuklenmis gibi herseyi sayar. Fikstur, sakat oyuncular, puan durumu onlarla yasayan insanlar var Ingiltere'de ve en onemlisi bolgelerinin takimlarini tutma olayi... Birinci takimim su, ikinci takimim bu degil! Tek takim ve destek... Neyse bunlar bu yazinin konusu degil.

Yukardaki fotografin hikayesi gecen haftaya dayaniyor. Futbol oynamaya giderken karsilasmistim mevzubahis organizasyonla. Gecen hafta neyin ne oldugunu anlayana kadar mac bitmisti. Fotograf cekebilecek aygitlardan yoksun halimle kafa one egik bir sekilde, kanitsiz donduk eve... Bu hafta yine ayni yere gittim. Ayni saatlerde... Maca erken baslamis adiler, neyse ikinci yariya yetistim. Gecen haftadan tahminlerimle gittim; bu bir Pazar Ligi maci olmaliydi. Ama degilmis...


Organizasyonun adi: Teeside Futbol Ligi. Ingiltere'nin kuzeyinde yer alan sehirlerin takimlarini kapsayan bolgesel bir lig organizasyonu. FA sitesinden puan durumu, istatistikler gibi bilgilere ulasmak mumkun. Sunderland, Newcastle, Midlesbrough, Durham, Hartlepool ve Darlington gibi bolgelerin takimlari katiliyor lige. Birde bolgesel sponsorlari var.

Takim isimlerini, lig hakkinda daha detayli bilgileri almak icin yanina yaklastigim seyircilerden maalesef genellikle elim bos dondum. "Oglum bari cekirdek citletin de tam olsun diyecektim!" diyemedim...

Teeside Futbol Ligi iki lig halinde 26 takimdan olusuyor. Ligin 2 grubu Ingiltere'nin 12. ve 13. seviyedeki futbol ligleri... Genellikle genclerin oynadigi takimlardan olusuyor ligler. En dikkat cekici nokta: (dunki mac icin) agir faullerden sonra bile hicbir tartisma, satasma olmamasi. Sasirticiydi acikcasi. Tum futbolculara ilac verilmis gibi' ne hakeme itiraz ettiler, ne de birbirleriyle dalastilar.

Ligin su anki lideri BEADS FC. Internette takim hakkinda detayli bir bilgiye ulasamadim. Son sozum siyah-beyazli takimin kalecisine: " Gordugum en kotu kalecisin arkadas!"

by LeFoot

7 Ekim 2009 Çarşamba

DEMİRSPOR KÜLLİYATI 2010-3



















Fena derecede kapalı bir hava..Belli ki sağlam yağacak.Selimiye’ye adımımızı attığımız anda sağanak başlıyor..Isınmaya çıkan oyuncular yedek kulübelerine sığınıyorlar..Yağmur öyle böyle değil…Durmayacak gibi…




































Tam maç saatinde duruyor birden. Sahada her iki takım oyuncuları da kendi aralarında kenetleniyorlar. Galibiyet yeminleri…Gümüşsuyu ikinci sırada…Demirspor’un henüz galibiyeti yok. Bu sefer kazanmak istiyorlar artık…Demirspor geçen haftadan farklı olarak sağ bekini ve forvetini değiştirmiş. Başlarda birbirini tartıyor her iki takım… 8. Dakikada Gümüşsuyu kalecisinin degajında 9 numaralı oyuncuları kaleciyle karşı karşıya kalıyor ve Gümüşsuyu’nu öne geçiriyor: 0-1



















Bu arada maç sırasında tekrardan sağanak yağmur başlıyor.Maç yine orta saha mücadelesi şeklinde geçiyor. 20. dakikada Gümüşsuyu defansında yaşanan hata sonucu Demirspor’dan 6 numaralı Özgür kaleci ile karşı karşıya kalıyor ama Gümüşsuyu kalecisi başarılı…Devre sonuna kadar maçtan akılda kalanlar; mücadele ve sağanak yağmur… Devre bu skorla tamamlanıyor : 0-1



















İkinci yarıya Demirspor istekli başlıyor.Gümüşsuyu formları değiştirmiş."Bu maç 1-1 biter" diyoruz tribünde aramızda. 65. Dakika civarlarında Gümüşsuyu’nun 2 numarası ile Demirspor’un 10 numaralı oyuncusu kafa kafaya çarpışıyor.Tam önümüzde olan pozisyonda, çarpışma anında tribüne gelen sesi tarif edemem.Gümüşsuyulu oyuncunun kafası sarılıyor.Demirsporlu oyuncunun ağzı kan içinde…Oyundan çıkıyor.Ve arkadaşları direk hastaneye götürüyor.



















Bu arada bu maçın ardından başlayacak olan Çengelköy - Ayazağa maçı için Çengelköylü seyirciler geliyor. Yaklaşık 20-30 kişilik grup, pankartlar, polarlar, davul ve meşaleler eşliğinde tribündeler. Belli ki güzel şeyler yapacaklar. O maçın da başlarına kalmaya karar veriyoruz.
Sakatlık duraklamasından sonra, Gümüşsuyu baya yüklenmeye başlıyor. 80. dakikada 16 numaralı oyuncularının şutu direkten dönüyor ancak 2 dakika sonra aynı oyuncu Gümüşsuyu adına farkı ikiye çıkarıyor : 0-2

Bu golün santrasında Demirsporlu 3 numaralı oyuncu bir anda yere yığılıyor. Kimse ne olduğunu bile anlamıyor. Ancak neyse ki sadece bir fenalaşma olduğu anlaşılıyor. Maça da devam ediyor zaten. Demirspor adına sağlık açısından yaşanan bu tatsızlıklarla maç da sona eriyor : 0-2
Üçüncü hafta ancak henüz alınan bir galibiyet yok. Önümüzdeki hafta 4. Sıradaki Taçspor’a konuk olacak Demirspor…Zor ama alınacak 1 puan bile avantaj…

by Barad-dur

16. GRUP

TAKIM

O

G

B

M

A

Y

P

Av

E

PENDİK DOĞAN

3

3

0

0

8

3

9

5

0

GÜMÜŞSUYU

3

2

1

0

7

1

7

6

0

ÇAVUŞOĞLU

3

2

1

0

7

5

7

2

0

TAÇSPOR

3

2

0

1

11

4

6

7

0

SULTANBEYLİ

3

1

1

1

4

5

4

-1

0

DOLAYOBA

3

1

0

2

5

4

3

1

0

İST.DARÜLACEZE

3

0

2

1

2

4

2

-2

0

DEMİRSPOR

3

0

1

2

5

8

1

-3

0

İCADİYE

3

0

1

2

3

8

1

-5

0

ORHANTEPE

3

0

1

2

0

10

1

-10

0

İCADİYE

1

2

PENDİK DOĞAN

ORHANTEPE

0

6

TAÇSPOR

DEMİRSPOR

0

2

GÜMÜŞSUYU

SULTANBEYLİ

2

0

İST.DARÜLACEZE

ÇAVUŞOĞLU

1

0

DOLAYOBA


30 Eylül 2009 Çarşamba

DEMİRSPOR KÜLLİYATI 2010-2



















Evet biraz süre geçti üstünden ama ne yapalım. İşten vakit bulup anca yazabildik. Bayramın üçüncü gününe adres belirtmiştik. Eski mekan Selimiye.

İlk maç olan Haydarpaşa Demirspor – Çavuşoğlu maçında Gorky de yanımda. Çavuşoğlu güçlü bir ekip.Geçen sene son anda Süper Amatör şansını kaybetmişler.H.Demirspor arjantinvari formaları ile şekilde sahada.

Geçen seneye göre bir hayli değişmiş kadro. Cumhur,Yavuz ve birkaç tanıdık sima dışında pek fazla aşina olduğumuz isim yok.Maçın başlamasıyla görülüyor ki Çavuşoğlu gerçekten de iyi bir takım. İyi top çeviriyorlar. Henüz maçında başlarında, 5.dakika civarı bir topları direkten dönüyor.Demirspor oyunda dengeyi kuruyor ve 20. Dakikada 10 numaralı oyuncusunun ayağından üstünlük golünü buluyor.



















Bu arada tribünlerden bahsedelim biraz. Uzun süre sonra Demirspor maçını ilk kez bu kadar kalabalık gördüm. Ama çoğunluk Çavuşoğlu oyuncularının aile eşrafıydı sanırım. Sahaya seslenmeler,el sallamalar, “akşam söz vermiştin Emre gol atacağım diye” tarzı kız kardeş istek ve hatırlatmaları. Baya bi curcuna ortam. Tekrar maça dönelim. Haydarpaşa Demirspor golü bulduktan sonra oyunda üstünlük kuruyor gibiydi. 28. dakikada bir topları çizgiden çevrildi. Bu pozisyondan 2 dakika sonra da 11 numaralı oyuncunun ayağından 2. Golü buldular zaten. Ulan dedik kendi kendimize takım daha bi sağlam olmuş. Bunu dememize kalmadı ki Çavuşoğlu hafif baskı kurar gibi oldu.İlk yarının sonlarına doğru da Çavuşoğlu direkten dönen topu kafayla tamamlama sonucu farkı bire indirdi. 10 numaralı oyuncularının attığı bu gol belki de Demirspor’un moralini bozdu.



















Devre.Çaydı tosttu gazozdu derken kısa bi mola veriyoruz.Tekrar tribüne çıkarken, Fenerbahçe için deplasman arkadaşım Korhan’ı görüyorum tribünde. O da eski Selimiye müdavimlerinden.Kısa bir sohbet sonrası maça dikkat kesiliyoruz. Bu arada Demirspor maçından sonra başlayacak maç olan Selimiye – Yoncaspor maçını bekleyen Yoncasporlu oyuncular da tribünde.

İkinci yarıya hızlı başlıyor Demirspor.52. dakikada ikinci golün sahibi 11 numaranın ayağından 3. Golü bularak farkı tekrar ikiye çıkarıyorlar. Yalnız şunu da söylemeliyim ki Demirspor santrforsuz oynuyor resmen. Niall Quinn görünümlü 9 numaraları, görüntüsünün hakkını veremedi. Bu dakikadan sonra daha rahat olması ,oyunun kontrolünü ele alması gereken Demirspor’ken, bunu Çavuşoğlu yapıyor. 57. Dakikada 6 numaralı oyuncularının ayağından buldukları erken gol, güvenlerini yükseltiyor. Burada Çavuşoğlu’nun 7 numaralı oyuncusuna dikkat çekmek lazım. Takımını kurtaran kapatan misaliydi. Yanlış hatırlamıyosam Sercan isimli bu arkadaş acilen keşfedilmeli.

Fark bire inince Çavuşoğlu daha da yükleniyor. Ve 65. Dakikada beraberlik golü geliyor. Coştukça coşuyor Kartallılar.Maç boyu maçı kameraya alan bir abimiz “hadi beeee… yenerseniz 5’er lahmacun benden” diye inliyor. Bu muhteşem motivasyon işe yaramış gözüküyor.Beraberlik golünden 3 dakika sonra Rio Ferdinand’ı andıran 5 numaranın golüyle Çavuşoğlu maçta ilk kez öne geçiyor ve maçın sonu : 3-4



















İki kez iki farklı öne geçilen bir maçı kaybetmekle büyük avantaj kaybedildiği kesin.
Günün ikinci maçında, eski semtimizin takımı Selimiyespor, süper amatörün yeni ekibi Yoncaspor karşısında. Gorky yanımızdan ayrılıyor. Korhan kardeşimle muhabbetle geçen bir ilk yarı olduğundan fazla maça dikkat edemiyoruz. Selimiye’nin attığı ofsayt kokan golü görebiliyoruz. Devre de bu golle Selimiye’nin 1-0 üstünlüğüyle bitiyor. Tribünlerde Yoncaspor’a destek veren 20-30 kişi, ve Selimiye’nin yerlisi olan 15-20 yaşlı abimiz var. İkinci yarıyı seyretmiyoruz ancak sonradan Selimiye’nin karşılaşmayı 3-1 kazandığını öğreniyoruz.
Salı günü oynanan bu maçlardan sonra hafta sonu oynana maçlarda, H.Demirspor, İstanbul Darülaceze ile deplasmanda 2-2 berabere kaldı. Selimiyespor ise Büyükçekmece deplasmanından golsüz beraberlikle döndü.








TAKIMLAR

O

G

B

M

A

Y

P

Av.

1

BEŞYÜZEVLER

2

2

0

0

7

2

6

5

2

EROKSPOR

2

2

0

0

4

1

6

3

3

SELİMİYE

2

1

1

0

3

1

4

2

4

KADIRGA

2

1

0

1

9

3

3

6

5

KARAGÜMRÜK

1

1

0

0

3

1

3

2

6

K.ÇEKMECE

1

1

0

0

1

0

3

1

7

A.HİSARI

2

1

0

1

3

3

3

0

8

REŞADİYE

2

1

0

1

3

3

3

0

9

İSTİKLAL

2

1

0

1

3

4

3

-1

10

B.ÇEKMECE

2

0

1

1

1

2

1

-1

11

YONCASPOR

2

0

0

2

1

4

0

-3

12

M.K.PAŞA

2

0

0

2

2

7

0

-5

13

İGDAŞ

2

0

0

2

1

10

0

-9












1.Hafta










Formun Üstü

F.K.GÜMRÜK

Formun Altı

3

1

İSTİKLAL







M.ŞEVKETPAŞA

1

5

BEŞYÜZEVLER







A.HİSARI

2

1

REŞADİYE







KADIRGA

7

1

İGDAŞ







EROKSPOR

2

1

B.ÇEKMECE







SELİMİYE

3

1

YONCASPOR







K.ÇEKMECE

t

t

BAY

Formun Altı

















2.Hafta










Formun Üstü

YONCASPOR

Formun Altı

0

1

K.ÇEKMECE







B.ÇEKMECE

0

0

SELİMİYE







İGDAŞ

0

2

EROKSPOR







REŞADİYE

2

1

KADIRGA







BEŞYÜZEVLER

2

1

A.HİSARI







İSTİKLAL

2

1

M.ŞEVKETPAŞA







F.K.GÜMRÜK

t

t

BAY

Formun Altı




































by Barad-dur