
Borges bloga yazmayı süresiz askıya aldığından beri onunla konuşuyorduk mevcut durumu ve yapılabilecek şeyleri. Doyurucu yazılarıyla bizi uzun süre mahrum etmesini istemedik, isteğimizi kırmadı, bugünden itibaren yazılarıyla belirli aralıklarla bizlerle olacak. Bir nevi "guest star" modu. Yazar kadrosuna katılım konusunda şimdilik zamana bırakalım diyelim ve uzatmadan yazısına geçelim. Alman futbol tarihinin unutulmaz anları. Enfes bir yazı söyleyeyim ben Netzer'in Gladbach hikayesine bayıldım özellikle. Borges'e bir kez daha teşekkürler gönülden.
----------------------
15 Mayıs 1976
Bayern, Bochum karşısnda ve 4-0 önde.. Bir an ördek giriyor ceza sahasına.. Sepp Maier koşarak gidiyor ve yakalamak üzere ördeğin üzerine uçuyor.. ördek sıvışıyor tabi aradan.. Lakin şu an unutulmazlar görüntüler arasına giriyor..

17 haziran 1970
Meksika Dünya Kupası'nda oynanılan unutulmaz Almanya- İtalya yarı final maçının Bülent Korkmaz'ı olmustur Franz Beckenbauer. Kaiser'in fedakarlığı bir yana unutulmaz olan aynı zamanda bu maçın kendisidir. L´Equipe bu karşılaşmayı , incelemeye aldığı gecen yüzyılda oynanmış 50 önemli uluslararası maçın arasından yüzyılın maçı olarak ödüllendirmişti. Maçın normal süresi 1-1 eşitlikle sona ermesinin ardından yarım saatlik uzatma süresinde atılan beş gol maçın sonucunu belirliyordu. 4-3'lük skorla İtalya kaybedeceği final maçına dogru uzanıyordu ki bir başka ayrıntısı da Gerd Müller ve Uwe Seeler gibi iki efsanenin aynı anda sahada olmasıdır sanırım.. Toplamda 70 Dünya Kupası ofansif futbolun ayyuka çıktığı dönemdir derler büyükler.. Aynı zamanda Helmut Schön Almanya'yı sürpriz bir şekilde yukarı çıkarmıstır ki çeyrek final maçında İngilizleri 2-0 geriden gelip kupanın dışına itmişler.. Kupa maçlarında İngiltere'yi her şartta yenip, İtalya'ya her zaman elenme geleneği de bu şekilde başlamış oluyordu. Her şeyin dışında bu fedakarlığın çıktısı olan şu resim imparatorluğa uzanan yolun başlangıcıdır..

6 Ekim 1956
Fritz Walter'i en bayrak adamlar inceleme yazısında işlemiştik. Bayrak adamıdır Kaiserslautern'in ve gelen onca yüksek ücretli teklifler karşısında kulubünde kalmayı yeğleyip efsane olmuştur. Orada şöyle demistik:
"Aynı zamanda resmi bir maçta topuk ile attığı müthiş bir gol vardır hiç bir kameraya kayıt edilmemiş.. Pek çoğuna göre bu müthiş gol, aslında geçen yüzyılın en iyi golüdür".
İşte o golün resmi budur.

23 Kasım 2008
İkinci Bundesliga maçı.. Bruns ve Karhan aynı anda sarı kart gören nadir futbolculardan.. Başka var mı bilmiyorum ama hakem coşmuş durumda sanırım.. Haliyle unutulmazlar arasına giriyor..

2002
Kurtarıcı anlamina gelen "Retter" tişörtlerinin hikayesini az çok biliyorsunuz. Ekonomik krizin eşiğinde olan St.Pauli kulübü başkanı kendisine "Kurtarıcı" tişörtleri basıp yaklaşık 140 bin adet satıyor ve bir miktar para kazanıyor buradan.. Koca koca harflerle RETTER yazan yerin yukarısındaki ablemin hemen kenarında şöyle yazıyor "Kıtalararası kupayı (weltpokal) kazanan takımı yenen takım".. o yazının hikayesi de şuradan gelir:
2001 yılında Bayern Şampiyonlar Ligi'ni alır.. 99'daki acı final, 2000'de oynanılan yarı final ve 2001'de kazanılan kupa ile beraber Avrupa'nın dönem itibari ile en büyüğü olmuştur. Hemen sonrasında dünyanın en büyüğü olmak için Boca Juniors ile karşılaşmış ve maçı 1-0 almıştır. Kıtalararası kupayı alan takim ligde de Şubat ayına lider girer ve lig sonuncusu St.Pauli ile Millerntor'da karşılaşır.. İşte 6 Şubat 2002'de oynanan bu maçı sürpriz bir şekilde 2-1'lik sonuç ile St.Pauli kazanır.. O maçın ardından bu efsanevi galibiyet tişörtlere yansır.. Bu da unutulmazlar arasına girmiştir.

28 Haziran 1987
Uli Stein ismini bugün insanlar Schumacher kadar iyi bilmiyorlarsa bu onun sıradişı karakterinin kabul edilemezliğinden kaynaklanır.. Milli takım kalecisi olarak gittiği dünya kupasından o dönemin oyuncularına ve teknik adamına ettiği hakaretler nedeniyle geri gönderilir.. Bu da onun kaleciliğini Almanya'nın içerisine hapseder.. 90 dünya kupası öncesi cok ağır hakaret ettiği Beckenbauer onu tekrardan kaleye geçirmek istese de fedarasyonun katı tutumu nedeniyle bunu başaramaz.. Yukarıdaki resme gelirsek;
..bu konunun içeriğini işlemiştik öncesinde lakin bu anın fotosunu bulamamıştım, şimdi de buraya koymanın güzelliğini yaşıyorum zira oldukca ilginç bir durum.. Lig Şampiyonu ile Alman Kupası'nı alanın karşilaştığı Süper Kupa maçında kendisine iki gol atan Wegmann'a kaleci Stein ikinci gol sonrası yumruğu indiriyor sebebsiz.. Stein hali hazırda sıradışı bir karakter ki borges blogunda Uli Stein Hikayeleri altında önceden değinilmişti ve orada şu pozisyon icin şöyle yorum yaptığını belirtmiştik:
"Önemsiz bir maçtı aslında.. Wegmann topa son anda dokunup golü atıyor, tam sevinmeye doğru gider iken yüzüne bir yumruk atıyorum ben.. Neden ? Bilmiyorum. Wegmann ile aramda sorun yok, beni provoke de etmedi. Tekrar tekrar seyrettim ama nedenini bugün dahi bilmiyorum."

23 Haziran 1988
Hali hazirda Wegmann'a yumruğu geçirdikten sonra Hamburg takımı hemen oyuncunun takım ile ilişiğini, Beşiktaş'ın Nouma örneğinde olduğu gibi kesiyor ve Frankfurt takımı da bu firsatı iyi değerlendirip onu transfer ediyor. Açikçası burada çok da başarılı olsa da hikayeleri burada da devam ediyor.. Frankfurt bu hikayede Bayern karşısında ve 1-0 yenik durumda. Akabinde bir penaltı kazanıyor Bayern ve Stein resmen çıldırıyor. Pozisyon sonrası penalti uzunca bir süre kullanılamiyor zira kaleci Stein, defans arkadaslarına kızıp onları protesto etmek için gidip banka oturuyor, maça devam etmiyor. Resmen "oynamıyorum ulan ben" durumu yaşanıyor aslında.. Maçın içerisinde oyunculara sinirlenip resimde görüldüğü üzere banka gidiyor, kaleye geçmiyor. Penaltı kullanılacak ve haliyle ısrar ediyorlar filan ama nafile.. Hakem önce sarıyı ve sonrasında da kırmızıyı verip oyundan atıyor bu güzel kaleciyi..
Kariyerinin sonlarina doğru Nürnberg takımından güzel bir transfer teklifi alır iken en az onun kadar sorumlu futbolculuk dönemi olan Volkert -kırmızı almasına rağmen sahadan çıkmayıp maçı tatil ettiren adam- çok güzel bir sözleşme öneriyor.. Tek şartı bu gibi saçmalıkların yaşanmaması.. Kabul etmiyor ve parayı elinin tersiyle itiyor ve şöyle buyuruyor:
" Yapma Volkert.. benim defansım koşmayacak.. adamı bırakacak, geçecek ve ben o defansı dövmeyeceğim.. yok kusura bakma kardeş, buna garanti veremem ben.." Nürnberg takımına transferi bu nedenden dolayı gerçekleşmemiştir.

6 Eylül 1969
Bir Ruhr derbisidir.. Dortmund ile Schalke oynadığı vakit güvenlik önemlerinin içerisine Alman kurtları da dahil ediliyor ve sonuç resimde çok net görüldüğü gibi Schalke'li oyuncu Friedel Rausch'un kıçında patliyor deyim yerindeyse.

23 haziran 1973
Günter Netzer'in Gladbach formasıyla yaptigi son maçtır. Zira Real Madrid'e transferi kesinleşmiştir oyuncunun.. Bu mac DFB Kupası final maçıdır. 69 600 kişi stadı doldurmuş ve fakat transferine çok da sevinememiş, kendine ait sert ve disiplinli tutumu ile ünlenmiş hocası onu yedek kulubesine oturtmuştur. O dönem varolan sakatlığına bir de Annesinin ölümününün üzüntüsü eklenince hepten kenarda kendisini kaybediyor Netzer.. Maç kupa finali ve oldukca çekişmeli geçen 90 dakika 1-1 bitiyor.. Tüm stat Netzer'in oyuna girmesi için tezahürat yapar iken Hennes Weisweiler onu oyuna almayı hiç bir şekilde düşünmüyor. Kenarda bekleyen Netzer, hocasına gidip oynayıp oynamayacağını sorar iken eşofmanları çıkarıyor ve "ben giriyorum" takıma deyip kendi kendisini oyuna sokuyor.. Hocası tek kelime etmeden olup biteni izliyor sadece..

Sadece 3 dakika sonra kupayı Gladbach'a getiren golü atıp bu anı aynı şekilde Almanların unutulmazları arasina sokmayı başarıyor dönemin en güzel on numaralarından olan Günter Netzer.. Zira açık ve net bir şekilde kendi kendisini oyuna sokup aynı zamanda golü atıp kupayı getirmiştir. Tarihte oyuncunun kendisini oyuna sokma örnegi var mıdır bilemem lakin bu Almanlarin unutamadığı anlardandır..

30 Haziran 2006
Almanya'nın ev sahibi olduğu çeyrek final maçı.. Oldukça yeni daha. Arjantin uzunca bir süre 1-0 önde götürmüş, Messi'nin yedek oturtulup takımın en işe yarar futbolcusu Riquelme'nin de kenara alındıktan sonra 81'de Klose'nin uçan kafayla eşitliği sağladğı ve uzatmalara giden maç... Orda da eşitlik bozulmayınca penaltılara kaldı ve Köpke burada Lehmann'a bir kağıt uzatıyor.. Blogda da işlenmişti.. Sizce içeriği nedir o kağıdin ki Almanya'da uzunca süre bunun üzerine geyikler çevrildi filan..

Almanya turu, işte bu Köpke'nin calışkanlığı sayesinde geçiyor.. hangi futbolcunun hangi köşeye atacağını önceden calışıp Lehmann'a kaleye geçmeden önce veriyor..

19 Aralık 1997
Alman Bundesligası'nda bir kalecinin -penalti harici- oyuncu olarak attığı ilk gol budur. Lehmann o dönemin Ruhr derbisinde son saniyelerde çıkıp kafayla golü atıp beraberliği (2-2) sağlıyordu. Sonrasında Schalkelilerin kahramanı olsa da Milan sonrasi gittiği kulup ise burada galibiyetten ettiği ezeli düşmanı Dortmund oluyordu.. Velhasıl, bir kalecinin duran top dışı attığı ilk goldür ve bu açıdan tarihe geçmiştir.

8 Mayıs 2004
Şu zaman benim Almanya'ya geldigim dönemin baslangıcıdır. Bremen, Bayern'i Münih'de yenip Ailton'un müthiş peformansı ile şampiyonluğa ulaşıyordu.. Arkasından yapılan kutlama esnasında sevgili Ailton kameraların oldugu yerde kımseye aldırmadan şu şekilde sahnede yer alıyordu ve haliyle unutulmazlar arasına kendisini sokuyordu ..

21 Haziran 1998
Avrupa Şampiyonası yarı final maçı.. Hamburg şehrinde oynanılan maçı Almanya karşısında 2-1 kazanan Hollanda takımının frikikleri ile ünlü oyuncusu Ronald Koeman'ın Olaf Thon'dan aldığı formayı resimde görüldüğü üzere tuvalet kağıdı benzetmesini yaptığı an.. Hollandalılarla Almanların her maçında aslında buna benzer bir kare bulabilirsiniz ki Rijkaard-Voller tükürük-kulak çekme olayları da buraya eklenebilir ama öncesinde cok işlenildiği için yer verilmedi. Lakin Hollanda,Avusturya ve elbette İngiltere ile oynanan maçlarda her şey olasıdır..

23 Nisan 1994
Burada çok net görüldügü gibi direğin dibinden auta giden bu Helmer'in iteklemesini gol olarak sayıyor Alman Hakem.. Fiyasko tabi.. Bu gol ile maçı 2-1 Bayern Münih kazanıyor Nürnberg karşısında.. Elbette, böyle, yanlışlığı çok net bir şekilde ortada olan bir karar olduğu icin maç tekrar ediliyor.. Lakin daha da ilginç olanı ise maçın tekrarı sonucu alınan skor yüzünden düşen Nürnberg.. Maç bir daha tekrar ediliyor ve bu sefer Bayern 5-0 yeniyor Nürnberg takımını.. normal koşullarda ligde kalacak iken maçın tekrarında alinan sonuç nedeniyle averajla ligden düşüyor Nürnberg.Her bakımdan unutulmaz aslında..

10 Mayıs 1997
O zamanlar Bayern'in başında Trapattoni var.. Freiburg ile golsüz devam eden bir maçta Klinsmann, kendisinin kenara alınıp yerine Carsten Lakies'in girmesini bu şekilde karşılıyor.. Reklam panolarına geçiriyor da geçiriyor oyundan çikışı sonrası.. Yok, sonraki maça yedek kalmıyor..

3 Mart 2001
Kahn cezasahasında topu yumrukluyor, sizce burada garip olan nedir ? Bu pozisyon sonrası Kahn ikinci sarıyı alıp oyundan atılıyor zira şu resimde Kahn 2-3 geride oldugu Rostock maçının sonlarında rakip ceza alanına Lehmann misali gol atmak için dalmış durumda.. Elleriyle de olsa golünü atıyor ve fakat atılan kendisi oluyor.. Maçtan sonra da şunu ekliyor:
"Ne zamandan beri cezasahasi icerisinde kalecinin ellerini kullanmasi yasak?"

24 Mart 1973
Almanların formalarina ilk defa reklam aldığı gündür.. Braunschweig takimi 73 yılında Schalke karşısına çıkar iken benim şahsen cok sevdiğim bir içki olan "Jägermeister" reklamı ile süslenmiş formalarıyla sahaya girerken..

24 Mart 1965
O zamanki adıyla Avrupa Sampiyon Kulupler Kupası'nda yarı finale çıkma maçı.. Liverpool ve Köln takımlarından birisi yarı finale adını yazdıracak.. İkinci maç, ilk maç gibi 0-0 bitince üçüncü maça karar veriliyor.. 2-0 öne geçen Liverpool bunu koruyamıyor ve 2-2 bitiyor maç. Uzatmalar da gol getirmeyince penaltı kuralı henüz olmadığı için iş yazı turaya kalıyor.. Hakem madeni parayı yukarıya atıyor.....

Sizce kim kazanmıştır ? Kimse.. En azından ilk atışta herkesin aklına sevgili Kemal Sunal'ı getirecek olay gerçekleşiyor ve para yere dik bir şekilde oturuyor.. Dolayısıyla burda da bir eşitlik söz konusu ve atış tekrarlanıyor.. Sonrasında i-İngilizler yarı finale adini yazdırsa da Almanların unutamadığı anların içerisidnedir artık şu an.. Kemal Sunal filmlerininin gerçekliği konusunda biraz daha düşünmek gerek..

15 Nisan 1995
Bayern Münih takimının o dönemki teknik adamı Trapottoni kenarda bekleyen Dieter Hamann'i oyuna sokuyor. Hamann o dönem henüz amatör takımda ve bu oyuna soktuğu dördüncü amatör oyuncu olmasından dolayı 5-2 kazandıkları maçı 2-0 kaybediyor Bayern Münih.. Kural gereği en fazla üç amatör oyuncu sahada yer alabilir..

9 Ağustos 1986
..dönem itibari ile Andreas Möller'in takipçisiydik.. O da bir Frankfurt bir Dortmund der iken yıldız oluyordu.. Şu zaman sanırım Dortmund'un Beşiktaş'i elediği zamanlar ya da bir yğl öncesi. O eleme maçında Beşiktaş'a golü atan isim Frank Mill'dir. İlk defa Avrupa Kupası maçında bir Türk takımını tutmayı bıraktığım zamandır.. O Mill işte burada yaklaşık 3 metreden Bayern kalesine golü atamıyor.. Kaçırdığı bu gol ile tarihe geçip unutulmazlar arasında yerini alıyor..

22 Aralık 1974
Offenbach'lı Erwin Kostedde ilk siyahi oyuncu olarak Alman Milli takımına seciliyor.. Aslında bu futbolcunun yaşamı oldukca ilginç ayrıntılarla doludur ve bir gün oyuncunun portresi veyahut yaşadıklarından bir demet bir yere yazılacaktır gelecek nesillere aktarılmasi adına..

1 Mayis 1982.
Uli Hoeness Portresinde bu maçın kısa bir özetini geçer iken unutulan bir detaydır aslında şu resim. Uli Hoeness, menajer olduktan sonra ilk büyük transferini kardeşini Stuttgart'yan Bayern'e getirerek gerçekleştirir.. İki yil üst üste şampiyon olmasında büyük emeği vardır Uli'nin kardesi Dieter Hoeness'in ve bu maç aslında onun hayatının maçıdır.. Kafası kanlar içerisinde iki üç kez sarılarak ve Uli'nin ısrarları sonucu ikinci yarı sahaya çıkıp 2-0 yenik durumdan 4-2'ye getirir ki son golü de bu şekilde kendisi atar.. Öncesinde hem Rummenige'nin golünün pasını hem de penaltı pozisyonunu hazırlaması vardır.. Velhasıl, bu şekilde -kafasından kanlar akar iken- oynaması bir yana maç içerisinde maçın adamı olacak performansı göstermesi, tam da o kanlı kafası ile asistler, penaltılar yaptırıp gol atması unutulmazlar arasına sokmuştur onu..

30 Eylül 1992
Daum için türk medyası der ki Avrupa'da başarısız.. Kısmen doğru olsa da teknik adamın karakteri olarak çizildiği zaman buna ben katılmıyorum. Adamin başına öyle zamanlarda öyle olaylar geldi ki başarılı olması aslinda çok da olası değildi. Yok Kokain davası, yok kulüp degiştirmesi, hastalığı ve daha birazdan bahsedeceğim absürdlüğün benzerleri.. Pek çoğunda kendi hatası vardır ama her zaman buna bir de dış etkenler eklenmiştir.. Eger geçmişin istatistiğinden yola çıkıp bir yargıya varılacaksa da bıraktığı takımların Şampiyonlar Ligi'nde final ve ceyrek final oynadığı gerçegini de göz ardı etmemelisiniz ki yaptığı transferlerin doğruluk oranı da ayrı bir öneme sahiptir.. Ya da bu takımların Fenerbahçe ve Leverkusen gibi Şampiyonlar Ligi geçmişi çok da başarılı olmayan kulupler olması.. İmdi şu meşhur Leeds maçına gelelim..
Şampiyonlar Ligi 1. tur maçı Leeds ile.. İlk maçı evinde 3-0 kazanıyor Stuttgart.. Akabinde deplasmanda 4-1 kaybetse de deplasmanda atılan gol ile turu geçiyori lakin Daum çok büyük bir hata yapmıştır. Leeds'de oynanılan maçın 83.dakikasında Jovica Simanic'i oyuna sokmuş ve bu da dördüncü yabancı demektir. O dönem geçerli olan 3 yabancı kuralını ihlal etmiş oluyor tıpkı Mustafa Denizli'nin 6 yabancı oynatması gibi.. Bundan sonrasi ise biraz garip. Maçi haliyle 3-0 Leeds kazanıyor ve durum eşitleniyor.. 3-3. UEFA yetkilileri bu durum sonrası Barcelona Nou Camp Stadı'nda seyircisiz bir play off maçı daha oynanmasına karar veriyor ve bu maçı da Leeds 2-1 kazanıp yoluna devam ediyor.. Daum, olası bir Şampiyonlar Ligi macerasının kapısından yaptığı kural ihlali nedeniyle geri dönmüş oluyor
Toplamda şuraya sıkıştırmak isterim ki Daum'un bu gibi absürdlükleri oldukça fazladır kariyerinde.. Stuttgart'i şampiyon yapmadan önce Köln'e yaşattığı o güzel ikinciliklere rağmen takımdan nedensizce görevine son verilmesi ya da Şampiyonlar Ligi finali oynayacak kadroyu kurmasına rağmen kokain mevzusu, Hoeness ile çatışması, bu kokain işinin mahkemelerde onu süründürmesi ve geçirdiği ameliyatlar derken başına gelmeyen kalmamıştır.. Bu da onlardan birisidir..

18 Mayıs 1996.
Kaiserslautern düşmemek için Leverkusen'i yenmek zorundaydı. Voller, Leverkusen takımında ve 90 Dünya Kupası'nın o meşhur penaltısını gole çeviren Andreas Brehme ise Kaiserslautern'i kümede tutma peşinde. Sonuc 1-1. Maçın ardından kırmızılı arkadaşlar ikinci Bundesliga'nın yolunu tutuyor ve onu teselli eden ise rakip takım oyuncusu Voller.. Bu görüntü keza Almanların unutamadığı önemli olayların arasında kendisine yer buluyor..

1 Ocak 1990
Andreas Thorn, Dinamo Berlin takımından Bayer Leverkusen'e transfer oluyor ve bu Doğu ile Batı Almanya arasında gerçekleşmiş ilk transfer olarak tarihte yerini alıyor.

Unutulmaz Anlar serisi "100 unutulmaz olay" şeklinde Bild gazetesinin seyircileri ile beraber ortaklaşa oluşturduğu bir eser.. İnsanlar biraz daha günümüze yakin olayları hafızalarında saklıyorlar.. Benim onlara eklemek istediğim ise Robert Schlienz olayıdır.
Robert Schlienz 30 macta 46 gol atmış büyük bir yetenek idi Almanya'da. Stuttgart'ın kaptanıdır. 1948 yılında henüz 24 yaşında iken bir gün önce ölen annesine son vedasını gerçekleştirdigi için antrenmana geç kalır ve biraz daha gaz pedalına basar.. Kavurucu bir yaz sicaği olmasından kelli pencereyi açıp kolunu dışarı sarkıtan Schlienz, önündeki çukurdan kaynaklı yaptığı kaza sonrası o kolunu kaybeder.. Bu başarılı futbolcunun hemen herkes futbol hayatının bittiğini düşünür iken dönemin teknik adamı Georg Wurzer, ona özel antrenman programları düzenler ve kolunu kaybedişinden yaklaşık 4 ay sonra Bayern Münih karşısında formayı tekrardan giyer.. Stuttgart'ın belki de en başarılı olduğu dönemlerde tek koluyla sahadaki yerini alır. Eskisi gibi goller atamaz belki ama takımın forvetleri Lapple ve Barufka'yı çok güzel bir şekilde besler.. 1960 yılına kadar yani kolunun kesilmesinin ardından 12 yıl boyunca takımın kaptanı ve oyuncusu olarak kalır iken iki şampiyonluk iki de kupa kazanır.. üstelik bu tek kollu adamın tüm bu başarılarda emeği de tartışılmazdır. 3 kez de milli takıma seçilir lakin efsane teknik adam Sepp Herberger onu fazla zorlamak istemez zira olası bir ikinci kaza riskinden korkar.. Kazadan yaklaşık 10 yıl sonra Stuttgart ile İspanya milli takımı arasinda oynanılan arkadaşlık maçı sonrasi dönemin ve yüzyılın efsanevi ismi Alfredo di Stefano şöyle der;
"Sahadaki en iyi adam o tek kollu futbolcuydu. Benim gördügüm hayal dahi edilemez bir şeydi"
*Sevgili Flying Dutchman'a böyle güzel bir ortamın kapısını bize açıp özlem gidermemizi sağladığı için sonsuz tesşekkür..
by Borges








































