19 Mayıs 2016 Perşembe

MEDAR-I İFTİHARDAN, VATAN HAİNLİĞİNE BİR ADAM: ALEXANDRE VILLAPLANE



















Daha önce blogda birkaç kez Cehenemde İki Devre ve Zafere Kaçış filmlerine de ilham kaynağı olmuş olan Dinamo Kiev takımının İkinci Dünya Savaşı yıllarındaki macerasından (gerçi bu hazin hikayeye macera denmez ya) bahsetmiştik. Yine İkinci Dünya Savaşı'nın etkilediği bir futbolcu hayatına, bir hazin hikayeye yer vereceğiz blogda. Fransa milli takımının tarihinde oynadığı ilk dünya kupası maçında kaptanlık pazubandını taşıyan (üstteki resimde ayakta en sağda) ama bundan 14 yıl sonra vatana ihanet suçundan kurşuna dizilen Alexandre Villaplane'ın hikayesine. Belirtelim, yazı the Guardian'ın Fiver bölümünde 2009'da yayınlanan ve Paul Doyle'un klavyesinden çıkan yazıdan birçok alıntı yapmıştır. Orijinali için şuradan alalım sizi.

1905 yılında Cezayir'de doğan Villaplane Fransız milli takımında görev yapan ilk Kuzey Afrika menşei oyuncuydu. 16 yaşında Fransa'nın güneydoğusunda bulunan amcasının yanına taşındı ve bu bölgedeki FC Sète takımında forma giymeye başladı. Takımın İskoç menajer-oyuncusu olan Victor Gibson onun yeteneğini keşfetti ve A takımda oynatmaya başladı. Ancak o yıllarda profesyonel kontratlara henüz izin verilmemekteydi ve takımlar futbolculara maddi vaadler yapmanın başka yollarını bulmaktaydı. Nîmes kulübü de şehirde iyi para kazanabileceği bir iş karşılığında onu renklerine kattı. Kendisini tüm Fransa'ya tanıttığı ve çıkış yaptığı takım da bu Nîmes oldu. Özellikle kendi zamanının kafa toplarına en hakim oyuncusu olarak gösterilen Villaplane 1926 yılında, henüz 21 yaşındayken Belçika'ya karşı milli formayı giydi. 1929 yılında, Fransa'nın önde gelen kulüplerinden birisi olmayı hedefleyen Racing Club de Paris tarafından transfer edildi. O zamanlar halen ülkede maddi kazanç sağlanan profesyonel kontratlara izin verilmemekteydi, ama Villaplane ülkenin en çok kazanan futbolcusu haline gelmişti. Birçok gayrımenkul ve yarış atı satın aldı
























Villaplane, 25 yaşında 1930 Dünya Kupası'nda Fransa milli takımının kaptanlığına getirilir. Meksika'yı 4-1 mağlup ederek serüvenine başlayan ülkesinin ilk dünya kupası kaptanı olur. Takımı Arjantin ve Şili'ye mağlup olarak turnuvadan elenir. 1932 yılında Fransa'da profesyonel kontratlar yasal hale getiriilir ve bundan faydalanamak isteyen FC Antibes kulübü onu renklerine katar. O yıllarda güney ve kuzey olarak ikiye ayrılmış olan Fransa Ligi'nde, Antibes önce güney liginin şampiyonu olur, sonra da finalde SC Fives Lille'i mağlup ederek lig şampiyonu. Ancak şampiyonluk sonrası, final maçında şike yapıldığı ortaya çıkar. Şike skandalına adı karışan isimler Villaplane ve kariyerine başladığı Sète'deki 2 takım arkadaşıdır. Üçü de takımdan uzaklaştırılır, Nice kulübü bu fırsatı değerlendirip onu renklerine bağlar. Ancak bu hamleye daha sonra pişman olacaklardır. Villaplane birçok kez antrenmanları asar, hipodromda daha fazla zaman geçirir, bazı maçları takım elbise ile kenardan izler ve umursamaz davranır. Henüz 28 yaşında kendisini salan bu adamı Nice serbest bırakır. Onu, kendisini futbol dünyasına kazandıran Victor Gibson'ın çalıştırdığı, ikinci lig takımı Bastidienne de Bordeaux transfer eder. Ancak Villaplane değişmez, disiplinsizliklere devam eder ve bu sefer akıl hocası dahi ona sabredemez ve Fransız'ı kovar. Villaplane daha 30 yaşında iken futboldan kopar. Spor sayfalarına bir daha yansıdığı an Paris ve Côte d'Azur'daki at yarışlarına şike bulaştırdığı andır. Derken 2. Dünya Savaşı patlak verir.



















1940 yılında Paris Almanların eline düşer. Nazi ordusu subayları ve yetkililer, Paris'i tamamen kontrol altına alabilmek , karaborsacılardan, ikinci el pazarına, el altı satışlardan mafyaya kadar her kesimde birkaç adam bulundurmak için Fransızlarla işbirliği yapma yoluna giderler. Paris'in en tanınmış mafya liderlerinden Henri Lafont (üstte) bu anlamda onlara yardımcı olur. Naziler ilk olarak ondan kurtulmak isterler ancak Lafont canını kurtarmak için SS subaylarına Belçikalı bir bağımsızlık örgütünün liderini elleriyle teslim eder ve güvenlerini kazanır. Bunun üzerine Paris'i el altından kontrol etmesine izin verilir. O da o an hapiste olan ve kendisine yardımcı olabilecek tüm suçluları serbest bıraktırır. Örneğin eski Paris polis müdürü olan ama adı skandallara karışınca hapse düşmüş Pierre Bonny'i (aşağıda) hapisten çıkarıp sağ kolu yapar. Altın piyasasını kontrol etmek için bir adam aradığında ise yoluna, aynı piyasadaki yolsuzlukları nedeniyle hapse girmiş, yeşil sahaların eski harika çocuğu Alex Villaplane çıkar. Lafont onu hapisten çıkarır, örgütüne alır ve Paris'i uzun yıllar boyunca sömüren, "93 rue Lauriston" olarak Fransa tarihine geçmiş olan, bugün bile unutulmamış adreste ikamet eden (en alttaki resim) ve bir nevi Almanların gizli ajanları olarak hareket eden Fransız Gestaposu'nu kabul eder. Adolf Hitler'in en güvendiği isimlerden Heinrich Himmler'in kontrolünde olan Alman Gizli Polisi Gestapo'nun (Geheime Staatspolizei) Fransa kolu artık Villaplane'i de barındırmaktadır.



















1944 yılında Henri Lafont, Alman siyasi düşüncesini Kuzey Afrikalı halk ve Paris'te yaşayan Araplara tanıtmak ve onları Komünizmden uzak tutmak için ayrı bir örgüt kurmayı teklif eder. Kendisine onay verilir. North African Brigade adıyla kurulanda örgüt Villaplane gibi birçok Kuzey Afrikalı'nın bulunduğu bir örgüttür ve yıllar boyu Nazilerle işbirliği yaparak servetini artırır. Villaplane örgütte Teğmen rütbesine getilirir. Birçok yahudi, komünist, homoseksüel ve hatta zihinsel ya da bedensel engelli insan, örgütün işkenceleri sonucu Lauriston Caddesi 93 numarada can verirler. Hatta bir keresinde kendisinin de liderlik ettiği bir baskında yaşları 17 ile 26 arasında değişen 11 genç, asilikle suçlanır ve Dordogne köyünde kurşuna dizilir. Villaplane bizzat infazda yer almıştır. Ünü Paris'te artık hava toplarına hakimiyeti ve sürati ile değil, zalimliği ve acımasızlığı ile yayılmıştır. Yine bir istihbarat sonucu, bir yahudiyi sakladıkları düşüncesi ile Geneviève Léonard isimli bir Fransızın evine girdiklerinde Villaplane, Léonard'ın 59 yaşındaki annesine yahudinin yerini söyletmek için işkence yapar, sonra da gözlerinin önünde, adamlarına iki köylüye tecavüz ettirir. Köylüler daha sonra makineli tüfekle taranır. Bu sırada Antoine Bachmann isimli yahudi yakalanır. Villaplane onu tutuklar ve üstüne ev sahibi Léonard'dan 200.000 frank talep eder.




















Ancak süre ilerledikçe Almanların savaşı kazanamayacağı belli olmuştur. Villaplane de bunu sezer ve örgütündeki birçok kişiyi, savaş sonrası tutuklanacaklarını tahmin ederek yurt dışına kaçırır. Bu yolla bir yandan da Nazilerle çalışma sebebinin vatandaşlarını kurtarma amacı olduğunu göstermeye çalışır. Böylece özelliklerine dolandırıcılık, ihanet ve zalimliğin yanında ikiyüzlülüğü de eklemiştir. Kendisine bu özellikleri sebebi ile "SS Mohammed" lakabı takılmıştır.

1944 ağustos ayında Paris'in karanlık günleri sona erer. Neredeyse yarısını Afrikalıların oluşturduğu, özgürlük yanlılarının mücadelesi sonucu şehir düşer. 5 yıla yakın süren Alman faşizminin etkilerini temizlemenin halkalarından birisi bu faşizmi yaratanların yargılanmasıdır. North African Brigade örgütü, Lafont ve Villaplane'in de aralarında bulunduğu tüm Nazi yanlıları ve yatakçıları adına büyük ceza istemleri ile dava açılır. Mahkeme kayıtlarında tanıkların Villaplane ve çetesi için insanları soydukları, tecavüz ettikleri , işkence ettikleri, öldürdükleri, evleri yakıp yıktıkları, birkaç saniye önce öldürdükleri insanların kanlı vücutlarından mücevherlerini çaldıkları ve Alex Villaplane'in bütün bu eylemler sırasında hep neşeli, umursamaz ve sakin olduğu ifadeleri yer almaktadır. Örgüt üyeleri ise onun doğuştan bir dolandırıcı olduğunu ve amacına ulaşmak için şantaj, tehdit, şiddet dahil her yolu deneyebilecek birisi olduğunu anlatmışlardır. İfadelere göre Villaplane bir keresinde, üzerinde Alman üniforması ile bir Fransız köyüne gitmiş ve "şu Almanlar bize üniforma giydirmeye başladılar, ama merak etmeyin, bu zamanda bile ben insanlarımı korumaya uğraşıyorum, bugüne kadar ellerinden 54 kişiyi kurtardım, 55. yi kurtarmak için sadece 400.000 franka ihtiyacım var" diyerek, bu parayı kendisine vermeyenleri üstü kapalı ölümle tehdit etmiştir.








Villaplane ve tüm örgüt üyeleri ölüm cezasına çarptırılır. 1944 yılında, Noel'in ertesi günü Alex Villaplane, Henri Lafont ve Pierre Bonny ve 5 örgüt üyesi Paris'in Fort de Montrouge bölgesinde şehir dışına götürülür ve kurşuna dizilir. Sadece ve sadece 14 yıl önce, ülke tarihinin gurur tablosunda çok büyük bir yeri teşkil eden adam 39 yaşında bir vatan haini olarak, çimenlik bir alanda infaz edilir. Cesedi muhafaza edilmez bile.












Bir futbol kahramının kendi çizdiği yolun sonundaki hazin bitişin öyküsü....



2 yorum:

Baris dedi ki...

Yazıların yeniden başlaması sevindirici.

Osman Kayıkçı dedi ki...

Vaybe çokgüzel hikaye futbol bilgileri ile ilgili en güzel bloglardan birisi burası :)