27 Mayıs 2010 Perşembe

ORTADOĞU'DAKİ SAVAŞ, FUTBOL VE BNEI SAKHNIN

İsrail'deki savaş ve Filistin-İsrail çekişmesi dünyanın gündeminde yine. 2 tarafın da geçmişten ders alması gibi bir niyeti yok, gelecekte de olmayacak zaten. Yaydan çıkmış bir oku durdurmanın tek yolu okun bir yere saplanmasıdır ya bu ok senelerdir bir yerlere saplanıyor ama insanlar yaylarını germekten çekinmiyorlar. "Filler tepişirken çimenler ezilir"in bir başka versiyonu olarak olan masum insanlara ve savaş, top, bomba, roket nedir bunun anlamını bile bilmeyen çocuklara oluyor. Ben bu savaşın ortaya çıkardığı meşhur "tek taraflı düşünebilen kitle" arasında değilim. "Filistin hakediyor arkadaş" veya "Çocuk katili İsrail, Allah bin türlü belalarını versin" versin gibi bir taraf olmaktan daha önemli şeyler olduğunu düşünüyorum. Bu savaş yıllardır hem İsrail hem Filistin tarafından nice gençleri telef etti ve nice çocukları aramızdan ayırdı. Kayıpların bir tarafta daha fazla ya da daha az olması bizi bir tarafın parçası olmaya sevketmemeli. Bu savaşın sonunda ölen tek bir masum insan hangi milletin mensubu olursa olsun insanlık açısından bir utançtır. İsrailli, Filistinli, Lübnan'lı, Suriyeli....farketmiyor benim için. Nasıl sığındıkları okullarında bile bombadan kaçamayan Filistinli çocukların hesabı verilemez ise Hapoel Ashkelon'lu genç takım oyuncularının atlattığı tehlikenin hesabı da verilemez.

Son anektodla işin futbol tarafına geçmek lazım. Geçtiğimiz yıl HAMAS militanlarının öğle saatlerinde Ashkelon şehrine attığı roketlerden birisi İsrail 3. Lig takımlarından Hapoel Ashkelon'un stadyumuna, tam penaltı noktasına düştü. Teknik direktör Shiye Feigenbaum o sırada futbolcuların veya genç takımın stadyumda olmamasını büyük bir şans olarak görüyor örneğin. Bu kadar şanslı olunmasa sahaya futbol oynamak için çıkmış bir 3. lig takımının genç oyuncularının değeri savaşın diğer yanında hayatını kaybeden gençlerden daha mı az olacaktı? Asla.

İsrail federasyonu hadise sonrası ülkedeki tüm maçları iptal etmişti. İstisnai birkaç maçın oynanmasına izin verildi ama federasyon bir maçı tereddütsüz reddetti. Bnei Sakhnin-Hapoel Ironi Kiryat Shmona mücadelesini. Sebep de şuydu, Bnei Sakhnin İsrail Premier Ligi'nde mücadele eden tek Arap kökenli takım olması ve 2 takımın maçında Müslümanlarla Yahudiler arasında çıkması muhtemel olaylar.















Sakhnin İsrail'in kuzey bölgesinde yer alan minareler ve zeytin ağaçları ile dolu küçük bir Arap kenti. yüzde 20'si Arap kökenli insanlardan oluşan İsrail'de en üst kademe futbol liginde bir takımın bulunması ülkedeki azınlık için önemli bir övünç kaynağı. 1991 kuruluş tarihli Bnei Sakhnin Ortadoğu'daki herkesin desteklediği bir kulüp. Öyle ki Katar hükümeti takımın stadyumunu restore etmek için önemli bir para yardımında bulunmuş geçmişte. Bu jeste karşılık olarak da stadyuma Katar'ın başkentinden esinlenerek "Doha" ismi verildi. İsrail federasyonu Premier Lig'de oynayacak takımların stadyumlarının minimum 6.000 kişi olmasını şart koşuyor ama Sakhnin'in bu konuda özel bir izni var ve yakın zamanda da kapasiteyi 15.000'e çıkarmayı hedefliyorlar. Takımda hem Arap hem de Yahudi kökenli futbolcular bulunuyor. Kaptan Abbas Suan bir müslüman ve 12 kez İsrail milli takımının formasını giydi. Time dergisi onu iki toplum arasındaki ilişkilere yaptığı katkıdan dolayı 2006'da "Yılın Kahramanları" dosyasının kapsamına aldı. Bu akım kamuoyunda Arap futbolcuların İsrail milli takımında yer almasına olan desteği arttırdı. Hatta bir İsrail gazetesi "Arap yoksa gol de yok" şeklinde bir manşet bile attı. Zira Suan 2006 Dünya Kupası elemelerinde İrlanda'ya karşı kritik bir son dakika golü atmıştı.

















Bu sezon işler fena gitmedi. Ligi yedinci bitirdiler. Ancak yukarıda saydığımız olumlu gelişmelere rağmen bazı maçlarda kutuplaşma kaçınılmaz olarak ortaya çıkıyor. Tribünlerde, genelde Arapça şarkılar söyleyen Bnei Sakhnin taraftarları ülkenin en milliyetçi taraftar grubu olarak bilinen La Familia'nın takımı Beitar Jerusalem maçlarına polis eskortuyla gidiyor ve bu eskort onlara giriş ve çıkışlarda 15 km boyunca eşlik ediyor. La Familia lideri Guy Israeli'nin "İsrail'de 1 milyon Müslümanın dua etmesi beni sinirlendiriyor, 10-11 adet Müslüman ülke var, bizim ise sadece İsrailimiz var ve onlar da bu ülkeyi istiyor, hükümet futbolun barış olduğunu söylüyor ama biz savaş istiyoruz" şeklinde açıklamaları yeterince fikir vermiştir sanırım. Geçen sene Beitar tribünleri Bnei Sakhnin ile oynanan maçta Hz. Muhammed'i hedef alan bir dolu tezahürat yaptıklarında ortalık karışmıştı. Filistin'de 10.000 kişi hadiseyi protesto etti ve yurt çapında 100.000 kişinin tutuklandığı rapor edildi.

Bütün bunlarla beraber İsrail halen dünya futbolundaki mücadelesi sırasında geçmişteki hatalarının faturasını ödüyor. Mısır’ı 3 kez üstüste Afrika Kupası şampiyonluğuna götüren Hassan Shehata, İsrail'de de milli takımın başına geçmesi yönünde fikirler ortaya atılmaya başlandığında. "İsrail'in teknik direktörü olacağıma açlıktan ölürüm daha iyi" şeklinde bir açıklama yapmıştı.

22 Nisan 2010 tarihinde BirGün gazetesinde yayınlanmıştır.

5 yorum:

subgenius dedi ki...

korkulan oldu.

PFA, Filistin olimpik milli takımının oyuncusu Wajih Mushtahi'nin de bu hafta Gazze'ye yapılan saldırılarda şehit olduğunu bildirdi. Filistin Futbol Federasyonu (PFA), eski milli takım oyuncusu 28 yaşındaki Ayman al-Kurd ve üç çocuğunun, iki gün önceki İsrail saldırısında hayatlarını kaybettiğini duyurdu.

http://www.haber3.com/news_detail.php?id=440779

onurkarakose dedi ki...

Israil'de bir Arap takimi bulunuyor. Filistin'de ya da herhangio bir Arap ulkesinde birakin Yahudi takimini, bir adet Musevi oyuncu oynayabilir mi cok merak ediyorum?

Dutchman, yazi her zamanki gibi cok guzel olmus, tebrikler. Bu isin sonunun sloganlarla gelmeyecegini anlayalim artik...

Omer Ersoy dedi ki...

cok guzel yazi olmus. futbol artik kitlelerin kendini ifade etme araclarindan biri olarak da dusunelebilir. ayrica Bnei Sakhnin takimina da basarilar diliyorum.

lakin bu olayi israil hosgurusu olarak gormek abesle istigaldir. ulkede arap takimi oynuyor, lakin bunu soylerken dusundugumuz parametreler bize normalmis gibi geliyor. bm kararlarini hice sayan filistinin yariya yakinini isgal eden bir ulkeden bahsediyoruz. filistinde aynisi olur mu demisler; filistin bagimsizligini kazansin o da olur. turkiye'de oluyor orada niye olmasin.

bu yazidan intihar komandolarini destekledigim cikaracak insan olmamasini temenni ediyorum. bir tek masumun bile kani dokulmez islam'da.

onurkarakose dedi ki...

Elbette ki intihar komandolarini desteklediginizi dusunmuyorum. Islam'da tek bir masumun kaninin dokulmedigini veya dokulmemesi gerektigini yazmissiniz. Iste, benim tam da soylemek istedigim sey su; bu sadece Islam icin dusunulmemeli, oteki dinler ve (veya) benim gibi inancsizlar icin de dusunulmesi gerekliligidir.

Filistin tam bagimsiz bir ulke degildir (Israil'e bagli, ozerk bir bolgedir). Ben de Filistin halkinin daha mutlu olmasini isterim elbette. Ancak bu istegim, 'Filistin bagimsizligini kazansin, o da olur' seklinde, rasyonellikten uzak bir temenni degildir. Hepimiz bunun olmayacagini gayet iyi biliyoruz.

Kisacasi, soz konusu problemde taraf degilim, taraf olunmasini da desteklemiyorum. Bunu, hukumetin militanca demecler verdigi, Taraf isimli bir gazete bulunan bir ulkede, gercek ismimle dile getirmek ne kadar dogru, acikcasi pek emin degilim...

shelbyl dedi ki...

"bir tek masumun bile kani dokulmez islam'da."

Cihat edilenler sirf kafir olduklarindan masum degiller o zaman?