5 Ağustos 2009 Çarşamba

JUPILER PRO LEAGUE 2009-10






















Belçika'da da lig aynen komşu Hollanda'da olduğu gibi geçen hafta başladı. 25 sene boyunca şampiyonluk göremedikten sonra önce Michel Preud'Hommme sonra da Romen Laszlo Bölöni ile şampiyonluğa ulaşan Standard Liege Belçika futbolunun çehresini son 2 yılda oldukça değiştirdi. Hemen belirtelim ligin isminde geçen "Jupiler" Belçika çıkışlı bir bira markası. Aslında marka Anheuser-Busch InBev isimli dünyanın en büyük bira üreticilerinden birisinin markalarından birisi. Beck's, Hoegaarden, Budwiser, Löwenbrau gibi markalar da bu bira firmasına ait. Lig, UEFA'nın kendi kapsamındaki ligleri baz alarak yaptığı sıralamada 14. basamakta yer alıyor. Ligin hem Belçika milli takımının son yıllarda uluslararası turnuvalardan uzak kalması hem de ülke takımlarının Avrupa futbolundaki eski söz sahibi konumunda olmamaları, lige olan ilgiyi 10 sene öncesine göre oldukça düşürdü. Belçika takımları 1976-82 yılları arasında Avrupa kupalarında 3 kupa kaldırıp 3 kez de final oynamayı başardılar.
















Öncelikle şunu söyleyelim Belçika bu sezon, geçtiğimiz sezonki lig şampiyonunu Anderlecht ve Standard Liege'in eşit puanda olması sebebiyle oynanan iki ayaklı finalin belirlemesinin de etkisiyle yeni bir uygulama başlattı ve lig tarihinde ilk kez play-off sistemine geçildi. Normal sezonu ilk altı sırada bitiren takımlar puanları yarıya bölünerek bu çift maçlı play-off'u oynayacaklar. 7 ve 14. sıra arasında kalan takımlar da dörderli iki gruba ayrılacaklar ve iki grubun lideri kendi arasında önce bir final oynayacak, bunun galibi de şampiyonluk play-off'unun dördüncüsü ile karşı karşıya gelecek ve Avrupa Ligi'ne gidecek takım belirlenecek. Sizi bilmem ama normal lig sezonu biraz üvey evlat muamelesi görmüş gibi. Ligi 14. sırada bitiren bir takım sırf play-offları iyi oynayarak lig 4.sü yerine Avrupa'ya gidebilir.



















1895'ten beri düzenleniyor Belçika Ligi. İki dünya savaşı dışındaki dönemde verilen aralar dışında da aralıksız devam etmiş. Toplam 116 sezon boyunca, Anderlecht 29 şampiyonlukla kupayı en fazla müzesine götüren takım. Bunun yanında 20 kez de ikincilik koltuğuna oturmuşlar. Yani neredeyse toplam mücadelenin yarısında ilk iki sıradan aşağıya düşmemişler. Bu da onları Belçika futbolunun en ünlü takımı yapıyor zaten. Club Brugge onu 13 şampiyonlukla izliyor. Bugün bir üçüncü lig takımı olan Brüksel ekibi, Union Saint-Gilloise'in 11 şampiyonluğu var. Standard Liege'in de 10 şampiyonluğu var. Bu şunu gösteriyor. Belçika'da 10 ve daha üstü sayıda şampiyonluk elde eden dört takımın üçü ülkenin Fransızca konuşulan bölgesindeki Brüksel ve Liege şehirlerinden birisi ise Flamanca konuşulan bölgedeki Bruges şehrinden. Başkent Brüksel toplamda 53 şampiyonluk çıkarmış, onu da Club Brugge ve Cercle Brugge takımları sayesinde 16 şampiyonluk çıkaran Bruges ve 15 şampiyon çıkaran Liege izliyor. Belçika trihinde şampiyonluk kazanmış toplam 15 farklı takımdan sadece 6 tanesi bugün birinci ligde mücadele ediyorlar.

Son 2 sezonun şampiyonu Standard Liege ile başlayalım. Kadrolarını büyük ölçüde korudular. Sadece Haziran ayındaki Konfederasyon Kupası'nın en büyük keşiflerinden Oguchi Onyewu'yu Milan'a yolladılar. Karşılığnda Juventude'den Alex Moraes'i transfer ettiler. Son 2 sezondur takımı taşıyan üçlü Defour-Witsel-Jovanovic hala yerinde. Geçtiğimiz sezonun sonlarında koruduğu kalede iyi işler yapan Sinan Bolat'ı da yakından takip edeceğimiz bir sezon olacak. Takım Avrupa arenasında da iyi işler yaparsa bu Sinan'ı Türkiye'de de göz önüne getirebilir. Belçika'nın en iyi taraftar grubu olarak bilinen Standard Ultras iki senelik Belçika hakimiyetinden sonra Avrupa'da da fırtına gibi esilen 80'li yılların başına dönmek istiyor. Takım 1981-82 sezonunda Avrupa Kupa Galipleri Kupası'nda final oynamıştı.



















Anderlecht'i bir hafta önce Sivasspor karşısındaki performansına göre değerlendirmemek lazım. Geçen yılki Sivas'ın 2 gömlek aşağısında bir takım vardı sahada ve hayatında ilk kez bir kıza sinemaya gitmeyi teklif edecek liselinin çekingenliğiyle oynadılar. O 5 gol Anderlecht'in olağanüstü bir takım olduğunu değil Bülent Uygun'un takımını kupaya hazırlayamadığının göstergesiydi. Onlar da kadroyu korudular. Lucas Biglia'yı o takımda yıllardır nasıl tutuyorlar ya da şöyle diyeyim, onu oradan neden çekip almıyorlar bilemiyorum. Tamam olağanüstü bir orta saha oyuncusu değil ama Anderlecht'teki üçüncü senesine girecek kadar da cevherini ortaya koymamış bir adam değil. Ariel Jacobs da takımın başında üçüncü sezonuna giriyor. Son iki sezondur Standard'ın arkasında nal topluyorlar. Bu sene Jacobs'un şansı olur. Aslında tek tek isim bazında ligin en iyi kadrosu görünümündeler ama geçen sene Türkiye'de aynı özellikteki takımın ligi beşinci sırada bitirdiğini hatırlarsak işin tek tek isimlerle olmadığı ortaya çıkacaktır.
















Bu ikilinin dışında şampiyonluk denince akla gelen üçüncü takım Club Brugge dört senedir piyasada yok. Bu tabloya çare bulmak için Ajax'ta 2007'den beri genç takım hocası, B takımı hocası, Henk Ten Cate yarıda bırakıp Chelsea'ye gittiğinde stepne hoca olarak görev yapan Adrie Koster'ı takımın başına getirdiler. Belçika futbolunun şaha kalktığı yıllardaki 1976-78 yılları onların da en iyi dönemi tarihlerindeki. Wesley Sonck halen takımın lideri ve Club Brugge kariyerini şampiyonluk göremeden kapatmak istemiyor. Son yıllarda yükselişe geçen Brugge kentinin diğer takımı Cercle Brugge ise bu sezon yine zirveyi sorlamak amacında.

















Son olarak Michel Preud'Homme'un takımı AA Gent'e bakmak lazım. Takımın tarihinde hiç bir şampiyonluğu yok. Kosta Rika'lı Bryan Ruiz'i Twente'ye göndermeleri önemli bir kayıp. Eski Trabzonspor'lu Bernd Thijs'ın da forma giydiği takım bu sene bir atılım yapabilir, zira 25 yıl sonra Standard Liege'i şampiyonluğua ulaştırarak devrim yapan eski efsane kalecinin mutlaka yapacak işleri vardır. Son olarak Enzo Scifo'nun geçen sezon devraldığı ama bıraktığı Mouscron'un teknik adamlığı görevine 1993-94 sezonunda Deportivo La Coruna'yı son dakika penaltısını gole çeviremeyerek şampiyonluktan eden Miroslav Dukic'in getirildiğini de ekleyelim.

5 yorum:

Her Yol Roma dedi ki...

Dutchman bi yanlışın var, Brugge Flamanca konuşulan Flanders bölgesinde yer almakta..

Flying Dutchman dedi ki...

@Her Yol Roma

pardon benim hatam, doğrudur Flemish tarafında Brugge, düzeltelim hemen...

sessiz sakin dedi ki...

jupiler leş bir biradır, orası kesin!s

anial dedi ki...

sinan, uzun süredir türk kaleciye kaleyi güvenle emanet edemeyen galatasaray veya beşiktaş(rüştü'yü saymıyorum, önünde birkaç senesi var) için çok uygun bir isim. neden görmüyorlar merak ediyorum.

Protanopia dedi ki...

Play-off kesinlikle futbolun ruhuna terstir. Lig neden oynanıyor kardeşim o zaman? Ben seni play-off'ta geçtim. E ben de seni ligde geçtim.

Hele hele burada tam cılkını çıkarmışlar ki hiç kabul edilebilir değil. Allah akıl fikir versin.

Bir de sayın Duchman, bahsettiğiniz lig sıralaması UEFA'nın avrupa kupalardaki başarılara göre sıralanan bldiğimiz sıralama mı?