20 Eylül 2009 Pazar

FERDİ'DEN GİGGS'E BİR MANCHESTER HİKAYESİ

















Tam iki beylik klişenin maçı bu. Birincisini fırlatıyorum. "Hocam, bu adamların oynadığı futbolsa bizimki ne?". İkincisi için mikrofonlar Hıncal'da. "Maçtan golleri çıkar izle, United 5-0 mı 6-0 mı kazandı onu tartışırsın?". İkisi de bizim uzmanlık alanımızın dışında tabi ama itiraf etmek gerek bir gerçeği. City Bellamy'nin attığı, ikinci City golünden sonra rakip kaleye gol atmak amacıyla gittiğinde dakika 82 idi. Oturup izlenecek ve sadece hayran olmakla yetinilecek maçlar vardır ya, bu da öyle bir şeydi işte. Zira üzerine bir şeyler söylemeye çalıştığınızda, bir dolu şeye haksızlık ettiğinizi düşünüyorsünüz, çünkü böyle bir maçı anlatmak nerede ise 10 sayfa tutar.

Daha maçın başında Ben Foster ile Rio Ferdinand aranmaya başlamıştı. Ferdinand ile bir olup daha ilk dakikada golü yedirteceklerdi. Yok dediler daha 90 dakika var, o zaman dökeriz taşlarımızı. Foster'ın dökmesi çok sürmedi, o pozisyon Türkiye'de olsa Tevez'in Foster'a faul yapıp yapmadığını 56 tekrarla pazar akşamları izler, hakemi asardık. Ne golü atan oralı oldu, ne yiyen itiraz etti. Zaten Foster'ın yediği naneden itiraz edecek hali yoktu. İkinci yarının başında abartmıyorum 15 dakika boyunca koltukta pozisyon değiştirmedim bir şey kaçıracağım diye. Burada Ryan Giggs'i bir kenara ayırmak lazım. 35 yaşında bir adam, dünyanın en zorlu liginin, en zorlu derbilerinden birinde (hatta City'nin bu sene kurduğu kadroya bakılırsa en zorlusunda) 15 dakika boyunca, tek başına rakibin bir kanadını felç edip, bir de gol yaratıyorsa (maç sonunda yarattığı gol sayısı üç oldu) bana kimse İbrahim Üzülmez için "adam çalım atabilse Real Madrid'de oynar yahu, kendisi de dedi, ne yapsın İbo?" savuması yapmasın. Burada tek bir şahıstan örnek veriyorum ama bu anlayışta bir dolu adam var Türkiye'de. Giggs bir kanat oyuncusu ve 20 yıldır kendisini geliştirmeye çalışıyor. 35 yaşında frikiklerini daha iyiye getirmek için antrenman sonraları kalıp çalışıyor. Bu adam bunu yapıyorsa kusura bakmayın bizimkiler de bir zahmet orta yapmayı öğrensin 5-10 senede. Fletcher'ın vurduğu kafada Shay Given'ın hareketini defalarca izledim. Sanki "top Given'ın kontrolünde dışarıda" havası var İrlandalı'da.

Bellamy'nin ilk golüne dikkat etmek lazım. Galli Türk tabiri ile Allah ne verdiyse vurdu zira vururken kaleye değil, topa bakıyordu. Top ilginç şekilde mesafe katettikçe yükseldi ve kale direğinin tam üstünden tavana yapışıverdi. İlla birini suçlayacaksak, Bellamy'nin önünü kapatmak yerine Tevez'e doğru bir adım atıp Bellamy'e şut pozisyonu yaratan Park'a faturayı kesmek lazım. Futbolda bir adımın bile nelere mal olduğunun göstergesi. Sonrası 30 dakikalık United baskısı. Given dur dedi defalarca United forvetlerine. Berbatov bu sene Old Trafford'daki son kozlarını oynayacak benden söylemesi. Sir Alex futbolcusunu kenardan sürekli korur, arkasında durur ama onun bir sabır derecesi vardır. Onu geçtiğiniz anda kendinizi bir orta sıra takımında buluverirsiniz. Bulgar bu yolda gidiyor adım adım. Fletcher'ın ikinci golü onun kariyerinde bir maçta ilk kez iki gol birden gol atması üzerine bir hikaye. Bülent Akın'ın kaderine benzedi onunki de. Adam yerine konulmayan, sıradan bir orta saha oyuncusu olarak görülen, hatta Michael Carrick ile birlikte "bunların Manu'da ne işi var?" diye sorulan adamın, bireysel kariyer zirvesi ezeli rakibe karşı oldu. İki gole de bakın, ikisi de Giggs ortası ve ikisi de geriden gelerek yaptığı kafa vuruşları.

















Tamam United maçı bağlıyor dediğimiz anda daha ikinci dakikadan aranmaya başlayan diğer adam çıktı sahneye. Rio Ferdinand pası yanlış yere attığında ve top Bellamy'e atıldığında Galli ile yanyanaydı. Bellamy topu ağlara gönderdiğinde ise 2 adım gerisinde kalmıştı. Daha Bellamy son vuruşu yapmadan acaip bir açıyla yere yatıp Ferdinand'a yardımcı olan Foster'a da değinmek lazım. Sonrasının özeti yukarıda bahsettiğimiz adamdır yine. Dakika 96...Top ayağına geliyor. Ayağından çıkacak top maçın skorunu belirleyecek, o anda yapabileceği en iyi şeyi, en doğru zamanda yapıyor Ryan Giggs. Defansın arasında gözden kaçan Owen'ı buluyor. O da içeri atıyor topu. Owen'a bu gol için 10 pay biçilecekse Giggs'e 100 biçilmeli. 3 asistle tamamladı maçı.

Mark Hughes'un tepkisini pek yargılamamak lazım. Manchester derbisinde, ustana karşı, 3 kez geriden geldiğin maçı 96'da kaybedersen orada Dalai Lama olsa sudan çıkmış balık gibi olur. Çok iyi biliyoruz ki aynı durumda Sir Alex olsa şimdi hakem camiasının tümü elden geçmişti. Yine Hughes iyi idare etti. Yalnız ilk yarıda United'ın üzerine gitmede bu kadar cesaretli iken 2-2'den sonra Fletcher'ın ikinci golünü çağırmadaki ısrarı tartışılır. City kaybetti ama Adebayor yokken, Old Trafford'da ancak 96'da mağlup edilebilecek ve mağlubiyetten üç kez geri gelebilecek bir takım olduğunu gösterdi. Kısa sürede toparlanacaklardır.

Dur Hıncalvari bitireyim yine. United kazanmadı, City verdi....

8 yorum:

Adsız dedi ki...

yazık size acıyorum.memleketin doğusunda ne işler oluyor siz ne işlerle uğraşıyorsunuz!

allah belanızı versin!!!

Flying Dutchman dedi ki...

size de iyi bayramlar :))

AbSurDMaN dedi ki...

İzlediğim en zevkli Manchester derbisiydi.

Adsız dedi ki...

ne oldu lan memleketin doğusunda?

delgado dedi ki...

yalnız bellamy'nin son golünün benzerini şu ana kadar hiç görmedim. genelde öyle bir pozisyon geliştiğinde "kaleci üstüne gelen topu çelecek şimdi" diye bakarız ekrana, beklemiyordum o golü.

Baris dedi ki...

Hocam,
En basta Hincal diyalogu yazmissin ya, cok enterasan bir sekile bugun Alex Ferguson'da 6-0 kazanacagimiz bir macti bu demis:)

delgado dedi ki...

bu arada petrov oyuna girerken ekranın sağında müthiş bir dans yapan arap seyirciyi bir ben mi farkettim yahu :))

cheshni dedi ki...

adsız bey; memleketin doğusu zaten memleketin batısının başının belası...
yeterince ağırtmadımı başımızı?
onla yatıp onla kalkıyoruz...
daha ne olacakmış doğuda...
maçtamı izlemeyecekmiş memleketin batısı?