13 Kasım 2009 Cuma

SULUKULE'NİN DEVLERİ

























Johann Cruijff ve Louis Van Gaal
, Hollanda futbolunun yetiştirdiği en büyük futbol ikonu ile son 20 yılda Hollanda futbolundan çıkmış en önemli teknik adamlardan birisi. İkisinin de birbirinden hazetmediklerini tüm Hollanda bilir. Geçmişten günümüze yaşanan ve aşağıda ayrıntılarını vereceğimiz bir dolu olay ikili arasında sürekli soğuk rüzgarlar esmesine sebep olmuştur. Cruijff daha uyumlu, daha sessiz, daha bir "Pelevari" topluma malolmuş adamdır. Sadece futbol sahası ile ilgili değildir bu malolma. Banka reklamlarında oynar, organizasyonlara katılır. Bir simgedir. Louis Van Gaal ise arıza adamdır, sinirlidir, mağrurdur, egosu büyüktür, ağzına geleni söyler, geçinmesi zor adamdır. Sineklerin Tanrısı'nda ki Jack ve Ralph karakterleri gibidir bu adamlar. Aralarındaki düello daha da sürecektir de.

Louis Van Gaal'in otobiyografisi 2 hafta önce Amsterdam Arena'da basına tanıtıldı ve piyasaya sürüldü. Set halinde piyasaya sürülen iki kitaptan birincisi Van Gaal'in kendi elinden hayat hikayesini ve kariyerini, ikincisi ise onun futbol felsefesini ve vizyonunu anlatıyor. Zaten setin tam ismi "Louis Van Gaal Biografie en Visie". Bu kitaplarla birlikte 20 yıldır süren bir çekişme de yine su yüzüne çıkmış oldu. Cruijff-Van Gaal çekişmesi. Hadisenin köklerine inmek lazım, bu yüzden ufak bir zaman yolculuğuuna çıkarıyoruz sizi.











Yıl 1989, Noel. Louis Van Gaal 38 yaşında, futbolu 2 sene önce bırakmış ve Ajax'ta Leo Beenhakker'ın yardımcılığını yapan genç bir teknik direktör adayıdır. Johann Cruijff ise Barcelona'nın başındadır. Bir Noel partisi verir. Partiye Van Gaal'ı da davet eder. Partide o sezon Barcelona'ya transfer olmuş Ronald Koeman ve eşi de bulunmaktadır. Van Gaal 1-2 günü ustanın evinde geçirir. Küçük Cruijff Jordi ile de çok iyi anlaşır. Ancak Noel'den sonraki gün kızkardeşinin vefat ettiğini öğrenir ve apar topar Hollanda'ya dönmek zorunda kalır. Bu olayın yıllarca sürecek bir kavgayı başlatacağını oan kimse bilemez tabii.

Yıl 1992. Bahar ayları. Johann Cruijff Barcelona ile Şampiyonlar Ligi şampiyonluğunu, Louis Van Gaal ise Ajax ile UEFA Kupası'nı kazanmıştır. İki teknik adam da Avrupa'nın zirvesindedir. Ancak bu aynı zamanda Ajax tarihi ve iki teknik adam açısından bir gerçeğin de ortaya konulmasıdır. Bu Cruijff için önemlidir, zira Ajax tarihinde ilk kez Avrupa'da onun parmağının olmadığı bir kupayı kazanmıştır. Takımın 1971, 72 ve 73 yıllarında kazandığı Avrupa Şampiyon Kulüpler Kupalarında Sarı Fare oyuncu, 1987'de kazandığı Avrupa Kupa Galipleri Kupası'nda da teknik direktördür. Dolayısıyla Ajax'ın başarısı demek, Johann Cruijff demek gerçeğini Louis Van Gaal tarihe gömmüştür. Bu aynı zamanda Van Gaal açısından da çok önemlidir tabi. Ustaların ustasının kulüp üzerindeki Tanrısal pozisyonuna karışmıştır ve pastadan pay almıştır. İkili arasındaki ilk çekişmenin temelleri burada atılır aslında.

Yıl 1992. Sonbahar ayları. Galatasaray, Roma ile UEFA Kupası üçüncü tur mücadelesinde çekişirken, Ajax da Kaiserslautern önündedir. Kaiserslautern bir sene önce Barcelona Şampiyonlar Ligi şampiyonu olurken ikinci turda Barcelona'ya kök söktürmüş. Nou Camp'te 2-0 kaybettikleri maçın rövanşında Almanya'da 3-0 öne geçmiş ama Feldkamp'ın takımını yıkan Bakero'nun son dakikada vurduğu kafa olmuştur. Yani tehlikeli takımdır. Hollandalı gazeteciler de bunu sorarlar Van Gaal'e maç öncesi. Van Gaal "Zor kura mı? Bence değil, biz Ajax'ız" diye cevap verir, gazeteciler üsteler "Louis, Almanlar hala güçlü bir takım, geçen sene Cruijff'a kök söktürdüler". Bizimki lafı koyar "Biliyorum ama biz Barcelona değiliz, Biz Ajax'ız"..Bu lafların adresi bellidir. İkili arasındaki çekişme yavaş yavaş büyümektedir. Ajax Kaiserslautern'i geçer ama çeyrek finalde Fransız Auxerre'e elenir.

1994 Bahar ayları. Johann Cruijff ve Barcelona zirvededir. Hollandalının yarattığı rüya takım İspanya'da 1991-94 arası 4 kez arka arkaya şampiyon olmuştur ve 1993-94 Şampiyonlar Ligi finaline yükselmiştir. Milan'la oynanacak (Milan'ın 4-0 kazanacağı) maçtan önce Hollandalılar Cruijff'a sorarlar. "Avrupa'nın zrivesinde olan teknik adamın, Avrupa'da beğendiği ve gözüne hoş gelen başka takımlar var mı?"...Laf sokma sırası ondadır. "Parma ve Auxerre" diye cevaplar ve sinsice güler. Gazeteciler ne demek istediğini anlamıştır tabi. Zira Auxerre bir sezon önceki UEFA Kupası'nda, Parma da o sezonki Avrupa Kupa Galipleri Kupası'nda Ajax'ı eleyen takımlardır. Cruijff bir sene önceki "Biz Ajax'ız" lafının öcünü almak için çok fazla beklememiştir. İkili arasındaki çekişmeye yeni bir halka eklenir böylece.

1995 Bahar ayları. Viyana'nın Ernst Happel Stadyumu'nda Louis Van Gaal'in Cruijff'a tekrar bir salvo yaptığı gün. Bir sene önce Barcelona'ya 4 atan Milan'ı, Şampiyonlar Ligi finalinde 1-0 mağlup eden Louis Van Gaal'in takımı Ajax Avrupa'nın zirvesine çıkar. Bu aynı zamanda Hollanda futoblunda Van Gaal'in resmen Cruijff'un gölgesinden kurtulduğu tarih olarak bilinir. Bu tarihten bu yana ikili arasındaki çekişme her röportajda, her demeçte çok net hissedilmektedir. Van Gaal, efsanenin ardından Barcelona'ya gider ve iki La Liga şampiyonluğu kazanır. Ancak Katalanların kalbinde hiçbir zaman Cruijff kadar yer edemez. İkinci kez göreve geldiğinde de ömrü çok uzun sürmez zaten.

Ve geçtiğimiz hafta. Louis Van Gaal piyasaya sürülen otobiyografisinde Johann Cruijff ile arasında yıllar süren çekişmenin sebebinin, 20 yıl önceki Noel partisinden kaynaklandığını iddia eder. Ona göre Cruijff ve ailesi, Van Gaal'in onlara teşekkür etmeden ayrılmasına kızmış ve o günden sonra kendisi hakkında düşmanca fikirler beslemiştir. Bunu kitabıyla ilgili yapılan röportajda da dile getirir. Ayrıca Louis Van Gaal'e göre Johan Cruijff Barcelona'nın başında, Jordi Cruijff da Barcelona'nın pilot takımı olan Barcelona Atletic'de oynadığı yıllarda, Jordi Barcelona soyunma odasına rahatça girip çıkabilmektedir.

İki gün sonrası. Cruijff, Hollanda'nın en çok satılan gazetesi De Telegraaf'taki köşesinde, Van Gaal'i "Alzheimer olmakla" itham eder. "Genelde kafasından bir tahta eksilmiş adamlarla muhattap olmam ama bu sefer ailemle ilgili de iddialar var ve cevap vermek zorundayım" diye başlayan yazısında "onunla aramda hiçbir problem yok, zaten Noel'den kısa süre sonra bir organizasyonda bir araya geldik, ben veya ailemden kimse zaten kızkardeşi ölmüş bir adama kızmak gibi bir davranışta bulunmaz" şeklinde görüş bildirir ve Jordi ile ilgili haberleri de sert biçimde yalanlar.

Hollanda futbolunun yetiştirdiği en büyük futbol zekalarından ikisinin arasındaki düello daha sürer gibime geliyor. The Damned United filmini hatırlattı tabii bu çekişme bana. Efsane, baba figüründe olan bir teknik adamın adımlarını önce Ajax'ta sonra Barcelona'da izleyen egosu geniş, hırslı bir genç teknik adam. Devlerin Aşkı büyük oluyor.

*5 Kasım 2009 günü BirGün gazetesinde yayınlanmıştır.

6 yorum:

BT dedi ki...

Yine nefis yazmışsın da biz yıllardır Cruijff yazarken yanlış mı yapıyorduk Cruyff diyerek?
Bir de ben olsam Van Gaal'ın iki kitabının yanında bir de boş not defteri verirdim.

Schumy dedi ki...

Çok güzel bir yazı.

Flying Dutchman dedi ki...

Yok "ij" harfleri hollanda dışında "y" olarak çevriliyor...

Kuijt Kuyt, Nistelrooij Nistelrooy olayında da var misal...İkisi de doğru aslında...Sadece Hollanda içinde asla Cruyff ya da Kuyt yazmazlar...

bussballer dedi ki...

Kuyt isminin telafuzu nasıl peki? KAYT diye mi okuyacağız yoksa KUYT diye mi?

madamerica dedi ki...

@bussballer:

wikipedia der ki: dirk kaut

http://upload.wikimedia.org/wikipedia/commons/4/4e/DirkKuyt.ogg

Ayrica Yohan Krauf (ya da Krayf gibi).

http://upload.wikimedia.org/wikipedia/commons/1/10/JohanCruiff.ogg

Flying Dutchman dedi ki...

daha önce çok yazdım bu kuijt telaffuzunu

şudur...

küüeaaaüüüt

:))))

ama hepsini yarım saniyede çıkaracaksınız bu seslerin

çok kolay değil