14 Ocak 2010 Perşembe

BUGÜNLERİ DE Mİ GÖRECEKTİK?











Pep, sonunda "kupadan elenme" kavramıyla tanışmış oldu teknik direktörlük kariyerinde. Barcelona, kendi evinde Sevilla'ya 2-1 kaybettiği Copa del Rey, rövanş karşılaşmasında Ramon Sanchez Pizjuan'dan 1-0'lık galibiyetle ayrıldı ama bu skor ona yetmedi. 2009 yılında ortalıkta ne varsa kazanarak yılı kapatmışlardı. 2010'a pek parlak başlayamadılar. 6 tane kupayı, teknik direktörlüğünün ilk 18 ayında kazanan bir adama, Kral Kupası'ndan elenişi sonrası "balayı bitti" denmez ama yine de artık bu takımın da nakavt olabileceğini biliyoruz. Xavi'nin, tipik bir PES golü olan vuruşunun ardından, 5 dakika sonra Lionel Messi, her Türk gencinin halı sahada yapmaya çalıştığı "rakibi karşına alarak ceza sahasına gir, uzak köşeye ayak içiyle bırak" vuruşunda direğe takılmasa Barca maçı alıp götürecekti. Yine de benim onlara en fazla hayran olduğum özelliklerden olan maç boyu sürekli ama sürekli tetikte olma, dalıp gitmeme, bu sebeple de konsantrasyonu kaybetmeme avantajları ile son dakikaya kadar tehditi sürdürdüler. Geldiği günden beri iddia ediyorum (ki Eto'o ve Messi'yle oluşturduğu üçlü zamanında da bu görüşün arkasındaydım) bu takımın zayıf halkası bana göre Thierry Henry'dir. Bugün de son yarım saatte berbat oynadı. Tüm takım ısrarla son ana kadar paslaşarak boşluk bulmaya çalışırken ceza sahası dışından dağlara taşlara vurduğu top bunun göstergesidir. Maç sonunda sahadan çıkmakta oldukça yavaş davranan Romaric'in Katalanlar tarafından değil, Navarro başta olmak üzere kendi takım arkadaşlarınca yaka paça sahadan atılması da nefis bir andı.

2004-05 sezonundan bu yana ilk kez Copa del Rey'de çeyrek finalde ne Real Madrid ne de Barcelona var. Bu akşamki maçtan 3 farklı sonuç çıkabilir. İkisi uç noktalar. Barcelona, Osmanlı'nın çökmesinin başladığı ilk toprak kaybı olan Karlofça Antlaşması gibi bu maçtan sonra çöküşe geçer ya da "siz misiniz bunu yapan?" diye sezon sonuna kadar ortalığı dağıtır. Üçüncü yol ise en muhtemel olanı. Bu profilde devam ederler. Bu maçın bence Real Madrid'den çok Şampiyonlar Ligi'ne mesaj verdiğini söylemek lazım. Aslında Rubin Kazan Sevilla'nın yaptığından daha iyisini yapmıştı toplam skor olarak. Onu da hafızalarda tutmak lazım. Daha 3 ay önce " bu takımı gezegende kim yenebilir?" diye düşündüğümüz kadroyu mayıs ayındaki finalde göremezsek oturup bir kez daha Herakleitos'un sözünü hatırlarız. Son olarak, Pique gibi defans oyuncum olsun, arkamda Hayrettin Demirbaş, forvette Dominique Iorfa olsun. O, ikisini de halleder.

4 yorum:

geloraptor dedi ki...

"Geldiği günden beri iddia ediyorum (ki Eto'o ve Messi'yle oluşturduğu üçlü zamanında da bu görüşün arkasındaydım) bu takımın zayıf halkası bana göre Thierry Henry'dir."

İmzamı atmak isterim şu sözlerin altına. Hadi geçen senelerde bir nebze oynuyordu da bu sezon bildiğin rezalet.

alicansolak dedi ki...

guardiola istifa

varol döken dedi ki...

başarıya doydu bunlar abicim, değiştirin bütün takımı manşetleri istiyorum...

ha bir de bizde neden padişah kupası yok, onu da istiyorum...

whatthefuck dedi ki...

kimse uzay takımından bahsetmiyor şu sıralar, di mi güntekin?