18 Şubat 2010 Perşembe

THE FALL

2009 biterken bir 2000-10 arasının en iyi 10 filmini içeren liste yayınlamış, altına da listeye giremeyen ama hatırı sayılır filmleri not düşmüştük. Yazıya gelen yorumlardan birkaçı The Fall'un da listede olması gerektiğini belirtmişti. Sorun şuydu ki henüz filmi izlememiştim, izleyeli uzun zaman oluyor ama bugün yazıya dökelim dedim.

The Fall 39 yaşındaki Hint yönetmen Tarsem Singh'in filmi. Singh sinema kariyerinden önce ismini müzik piyasasındaki videolarla duyurmuş bir isim. R&B grubu En Vogue için yaptığı videoların ardından, Deep Forest'in Sweet Lullaby şarkısına çektiği video ile kariyerine devam etti ve 30 yaşında iken R.E.M.'in efsane şarkısı Losing My Religion'a çektiği video ile MTV Yılın En İyi Videosu ödülünü kazandı. Ardından Coca Cola ve Pepsi için çektiği reklamlar geldi (PEPSI'nin We Will Rock You şarkısının kullanıldığı ve Beyonce, Pink, Britney Spears'ın oynadığı reklam filminin yönetmenidir). Ardından 2006 yılında Jennifer Lopez'in başrolde oynadığı The Cell geldi. The Cell onun ilk uzun metrajlı filmiydi ve çok da fena eleştiriler almadı. Ardından 6 yıl süren bir suskunluk dönemine girdi Hintli yönetmen. 2006 yılında ise kendisini alternatif sinema meraklılarının favorisi yapacak filmi geldi The Fall.

The Fall, figüranlık yaptığı film sırasında sakatlanan ve filmde rol alan bir kadına aşık olan ancak sevdiği kadını filmin başrol oyuncusuna kaptıran bir adamın, hastanede yer alan bir kız çocuğu ile ilişkisini anlatıyor. Tabii bu senaryonun ana metni. Filmin asıl vurucu yanı, figüran Roy Walker karakterinin, Alexandria karakterine anlattığı öyküyü kendi hikayesiyle birleştirmesi ve bu öykünün beyaz perdede eşine zor rastlanır biçime sunulması. Ben filmin anlatım tarzını Moulin Rogue'a çok yakın buldum. Klasik yeşilçam filmlerinde bile rastlanabilecek bir senaryonun müthiş bir görsellik ve üst düzey bir oyunculukla yansıması o bilindik hikayeden harika bir film çıkarabiliyor. Metod oyunculuğundan da birkaç anektod var. Lee Pace, Roy karakterine adaptasyon için ön prodüksiyon sırasında bir hayli uzun zamanını yatakta ve tekerlekli sandalyede geçirmiş. Küçük Romen oyuncu Catinca Untaru'nun İngilizcesi filmin başlarında çok iyi değilmiş ancak filmin çekimleri sırasında oldukça ilerlemiş. Untaru film için yapılan seçmelerde Pace'i cidden engelli birisi sanmış mesela ve ona göre tavır almış. Filmin başlarında yaptığı İngilizce hataları senaryo gereği değil, gerçekten yaptığı hatalar. Ama bütün bunların üstünde, Tarsem'in bizzat cebinden harcadığı masraflar sonucu 20 farklı ülkede yapılan çekimler filmin en önemli artısı. Aşağıda filmin çekildiği yer ve mekanların ismi var. Bu çekimlerde hiçbir özel efekt kullanılmamış.

* Valkenberg Hospital in Cape Town, South Africa
* Dead Vlei from the Sossusvlei dune in Namib-Naukluft National Park in Namibia
* The labyrinth Jantar Mantar in Jaipur
* Charles Bridge in Prague, Czech Republic
* Butterfly reef, Fiji
* Sumatra Island
* Idemen Islands of India
* Pangong Lake in Ladakh, India
* Buland Darwaza in the palace complex of Fatehpur Sikri, Uttar Pradesh, India
* Agra
* Magnetic Hill in Ladakh, India
* Moonscape near Lamayuru in Ladakh, India
* Bali
* Chand Baori, a large stepwell in Abhaneri village in the Indian state of Rajasthan
* Jodhpur, the Blue City in Rajastan
* Umaid Bhawan Palace Lobby, Jodhpur, Rajastan
* Taj Mahal, India
* Capitoline hill, Colosseum, Roma, Italy
* Ayasofya, Istanbul, Turkey
* First Statue of Liberty at Jardin du Luxembourg in Paris, France

Filmin afişinde Salvador Dali'nin "1935_03_Face of Mae West Which May Be Used as an Apartment" isimli tablosu bulunuyor ve aslında filmi müthiş özetliyor. Titizce üzerinde çalışılmış tablo gibi bir film. Yazının başına dönersek, evet bu filmin o listeye girmeme sebebi, listeyi hazırlarken izlememeiş olmamadandır.

12 yorum:

mehmet akif dedi ki...

ben de bu özel efekt kullanmayanları anlamıyorum.iş kullanmakta diil ki, yaratmakta. alla allaaa, tanrı kadar basit düşünmeyelim yahu

Dreamtime dedi ki...

Çok güzel film gerçekten.İzleyeli benim de 2-3 ay oldu sanırım.Kendime kızıyorum neden bu kadar geç izledim diye :)
Kurgu, oyuncular, görsellik ve hikayeleri izleyiciye aktarış biçimi inanılmaz gerçekten.Filmin kıymetini bilmek lazım.

Atilla Çelik dedi ki...

Muazzam bir filmdir. İzlediğimde darmadağın olmuştum ve izlediğim en mükemmel film listemde yeri çoktan hazırdır. Ufak kız çocuğunun yarattığı öyküler muhteşem. Krize sokmuştu bu film beni izlerken. Bir de yazdın mı bilmiyorum ama Ben X isimli sinemayı bir de senin zihninden okumak isterdim. Nete ilk düştüğü zamanlarda izlemiştim Ben X'i ve o da darmadağın etmişti beni.

Ze1903 dedi ki...

Rastgele elime geçmişti ve izlediğim en iyi filmlerden biri oldu.Her karesi print&screen ile duvar kağıdı yapılabilir.Oyunculukda çok iyi özellikle ufak kız.

UçanTekme dedi ki...

bu film müthiştir,

dutchmanin de dediği gibi, özellikle görsellik hadisesi bambaçkadır. hikayesi ve anlatımı deseniz bir tarzı vardır, harikadır. özellikle sonlara doğru küçük kız ile elemanın oyunculukları tavan yapar.

bu filmi herkesin seveceğini düşünmesem de herkesçe izlenmesi şarttır.

mehmet akif; özel efekt gereksinim üzerine kullanılır, bu filmi izlersen eğer çoğu yönetmenin/görüntü yönetmeninin efektle dahi yakalayamayacağı planlar görebilirsin. her biri birer tablo gibi, inanılmaz mekanlar bulunmuş. bu noktada yönetmenin özellikle anayurdunun coğrafyasını iyi tanıması yatıyor. ancak sinema bakışını da harika kullanmayı biliyor adam.

çok iyi filmdir, benim nezlimde 10 üzerinden en az 9 alır.

csyasoo dedi ki...

Mükemmel bir masal.

Gadee dedi ki...

Reklam ve video klip camiasından gelen insanların çektikleri filmleri genelde Ömer Üründül değişiyle hatlar arası bağlantıdan kopuk bulurum genelde. :) Bu filmi izlediğimde de benzer bir kanı oluşmuştu.

Bu istisnayı benim için bozan 99 francs filminin yönetmeni Jan Kounen olmuştur.Film gerçekten çok etkileyiciydi benim açımdan. Filmden önce yönetmeni kesinlikle tanımıyordum ama sonradan öğrendiğim kadarı ile reklam sektöründenmiş kendisi.

Mafalda dedi ki...

Ozel efekt kullanilmamis demissin ama ben izlerken kullanildigini sanmistim. yonetmenin becerisi ordan belli. O kucuk kizin oyunculugu da muhtesemdi. kostumler mekanlar hikaye her seyiyle ozel bir film.

korkuluksuz köprü dedi ki...

filmi izledim bitti, kabullenemedim, bi daha başladım izlemeye, öyle bi harika şe.
ben de efekt kullanılmış sananlardandım, sonra öğrendim ki mekanların hepsi gerçekte varolan yerlermiş.

http://thefall-locations.blogspot.com/

Melih Carter dedi ki...

bikac ay once vizyonda olan "Away We Go" filmi de cok sicak ve kaliteli bir filmdir, izlemeyenlere tavsiye ederim!

Cezasahasi dedi ki...

Bu filmi Türkiye'de, yerel de olsa bir festival kapsamında gösterdik. İlgi müthişti. Buradan Fida Film'e tekrar teşekkür edeyim. Sinema perdesinde The Fall keyfi bambaşka.

Mehmet Tuna dedi ki...

Bu filmde semazenleri görünce, gurbet elde hemşerimi görmüş gibi sevinmiştim haggaten. Filmin yapımcısı da David Fincher ama sanırım yapımcı, yönetmen ve diğer para koyucular arasındaki anlaşmazlıklardan dolayı çok fazla yerde gösterime girmedi sanırım bu film. Ben İzmit'ten kalkıp Adapazarı'na gitmiştim sırf beyazperdede izleyeyim diye. Görsel olarak izlediğim en güzel film diyebilirim, Tim Burton bile daha böylesini çekemedi...