4 Mart 2010 Perşembe

TRİBÜNCÜNÜN SIĞINAKLARI
















Birkaç yıl önce Taksim'de bir akşam üzeri Kızılkayalar'ın önünde hamburger hüpletiyorum. O büfelerin ön tarafı ile tek şeritlik yol arasındaki alanda bazen bir polis otosu ya da panzeri durur bilirsiniz. Önlerinde iki tane polis konuşuyor, artık insanların duymasını da isteyerek mi konuşuyorlar bilemem, bir tanesi "şu 1 Mayıs gelse de biraz adam dövsek yaaa" dedi...Adam bayram tatillerini değil, 1 mayısı iple çekiyor çünkü deşarj olmanın yolu onun için orada. Futbol seyircisinin özellikle tribüne gelen adamın da deşarj olma isteğinin arkasında biraz bunlar yatıyor. Hayat şartlarının yarattığı sıkıntı, bunu dışa vurma isteği, ama toplum içinde duygusal boşalmanın sürekli engellenmesi ve kişinin sürekli dertlerini içe atması, bunun sürekli büyüyen bir baskı oluşturması, sonra da rekabetin de getirdiği kin, nefret ve aşırılık olarak dışavurumu. Tom Hanks Cast Away filminde ateş yakmaya çalışırken elini kanatır, sonra da uçsuz bucaksız okyanusa karşı haykırır ya uzun uzun sinirinden. İşte modern insanın o haykırmaları hep engellenmiştir. Ama onun uçsuz bucaksız okyanusu da stadyumdur. Zira stadyum denen yapı Looking For Eric filminde Eric Bishop'un söylediği gibi "arkadaşlarınızla omuzomuza haykırabileceğiniz ve buna kimsenin kızmayacağı yegane yerdir belki de". Bu yüzden hep çekici gelir bizlere. "Şu maç gelsin de bir ağız tadıyla küfredelim" diyen bir dolu eleman yok mudur etrafınızda. Bu yüzden mabed denir stadyumlara, bence doğrudur, zira orası "dünya zevklerinin mabedidir".

Ultras Tifo sitesinde hoş bir araştırma var. Yukarıdaki söylediklerimize paralel şekilde, stadyumlardaki kitlelerin uyuşturucuları hakkında birkaç alternatif vermişler. Ama burada uyuşturucudan kasıt, sadece toz halindeki kafa yapıcılar değil, kişiyi o mekanda rahatlatan, deşarj eden, toksinlerden kurtaran, içini boşaltan, zor anlarında sığındığı, mutluluk anlarında zevk almasını sağlayan, belki korktuğu ama hep yardım istediği her şey...Onların yaptığı listeye biz de katkı yaptık, siz de ekleme yapablirsiniz tabii.

Cannabis: İlk olarak Kazakistan civarında keşfedilen, Asya'da yetiştirilen bir tohumdan tüm dünyaya yayılan bu uyuşturucu bugün çok az sayıda ülkede yasal. Örneğin Hollanda'da çok sınırlı ölçüde evinizde yetiştirme izniniz mevcut. Tabii bu izne uymayıp Guy Ritchie'nin "Lock, Stock...." filmindeki gibi evin bir odasını seraya çevirenler de olmuyor değil. Ülkede yetiştirilmesi kısmen serbest olunca stadyumlara da sokuluyor tabii. Kenevir bitkisinden yetiştiriliyor ve Marijuana'nın da ham maddelerinden birisi. Pipo, sigara, bong gibi araçlarla kullanmak mümkün. Votkası da mevcut olan Ska-P ve Manu Chao'nun şarkılarına konu ettiği bu bitkinin rahatlatıcı etkisi var tabii. Mağlup olunan maçları bile eğlenceye dönüştürdüğü şeklinde bazı iddialar var ki geçen yıl 2-0 mağlup olduğumuz Ajax maçında buna bizzat şahit oldum. Çok keskin bir kokusu mevcut ve daha ateşini yaktığınız anda etrafınızdaki 50 kişi ne içtiğinizi anlayabiliyor. Beynin çözüm üretme gücünü hızlandırma gibi olumlu ama refleksleri yavaşlatma, baş ağrısı, kalp atışlarını hızlandırma, nefes alma zorluğu gibi olumsuz etkileri de mevcut. Türkiye'de kullanılması elbette yasalara aykırı.

Bira: Maç öncesi, maç anı ve maç sonrasının değişmez uyuşturucusu. Belki de en yaygın olanı. Türkiye'de stadyumlarda satışı ve içilmesi yasak. Hollanda'da her ikisi de serbest söylememe gerek yok sanırım yukarıdaki serbestiyi okuduktan sonra. Türkiye'de serbest olsa ne olur bilemiyorum. Hem olumlu hem olumsuz etkisi olabilir. Evet içkiyle sapıtan güruh çok fazla olur ama bazılarını da durultabilir. E bira toz uyuşturucular gibi oranıza buranıza sokabileceğiniz bir şey olmadığı için, kontrolden içeri sokmak da oldukça zor. Bir de tabii yan etkisi var. "Tuvalet ihtiyacı". Bira ile kafayı bulmak için 1 değil en az 4-5 tane içmek gerekiyor. O zaman da kapılara uzak bir yerde oturuyorsanız tuvalete yetişene kadar salmak mümkün. Bu yüzden Hollanda'da stadyumda bira içme zevki olanlar, kombine kartlarını merdivenlere ve kapılara yakın seçerler.
















Eroin/Esrar: Kesin olmamakla birlikte, özellikle ikincisinin stadyumlarda kullanıldığı dedikodularını biliyorsunuz. Özellikle deniz kıyısında yer alan bir stadyumumuzun kapalısından maç sırasında yoğun biçimde esrar kokularının yükseldiğini bizzat tecrübe ettim, defalarca da duydum. Cannabis' göre örneğin çok daha güçlü bir uyuşturucu olduğundan olumsuz yanları daha fazla tabii. E tabii bir de kullanmak için stadyuma ayrıca bir ekipman sokmanız gerekiyor. Araştırmayı hazırlayan websitesi dahi "uzak durun" öğüdü vermiş. Ahu Tuğba yoluna düşmeyin sonra...Beyaz istiyorum...beyaaaaaaz...

Sigara: İşte apaçinin uyuşturucusu. Tabii işin şakası bu, apaçisi yılların ağır abisi farketmez herkes içiyor. Euro 2008 stadyumlarında yasaktı biliyorsunuz. Toplum içinde kullanımı gün geçtikçe yavaşlıyor. Halen Türk stadyumlarında en yaygın efkar dağıtma yolu. Bir maç sırasında paketi bitirenler var biliyorsunuz. Hollanda'da insanlar içlerine duman çekmek istediklerinde sigarayı değil weeti tercih ediyorlar. Tabii bunun yine kullanım serbestisi ile alakası var.

Bira dışı içkiler: Her stadyum eşrafının favori bir birahanesi vardır bliyorsunuz. Nazlı, Altın Fıçı vs. Bira dışındaki içkileri içip stadyuma girme de bir yol. Bir de, yeni nesil apaçi kitlenin arasında yepyeni bir kavram var. "Bünyeye alkol alma", "bünyeye alkol takviyesi yapma". Duyan da % 70 oranlı Absinthe'i kafaya dikip ameliyata giriyor sanar. Ne bünyesi lan? Sefil gibi 2 tane bira içip reislerin peşine düşüyorsunuz bedava bilet diye, o bünyeye alkol alsan ne olur. Neyse dağıtmayayım. Biradan sonra en fazla tercih edilenler rakı ve votka bildiğim kadarıyla. Kafayı buldurma oranı, tribünde kendini kaybetme oranı ile doğru orantılı.

Uhu: Kontrolden geçirmesi kolay olan kafa yapıcılardan birisi. Yıllar önce Beşiktaş'ın 9 kişi kaldığı, sahaya bir taraftarın girdiği ve tribünlerin galeyana geldiği bir Beşiktaş-Gaziantepspor maçında açık tribünde elden ele dolaştığını görmüştüm ama ne yalan söyleyeyim bu ilk ve son görüşüm oldu. Hollanda'da hiç rastlamadım zaten dediğim gibi burada pek tenezzül edilmeyecek bir kafayı bulma aracı. Bira, sigara, weet, cannabis gibi diğerlerine oranla kokusu etrafa en az rahatsızlık vereni diyebilirim. Ancak çok eskilerde kalan bir adeti artık stadyumlardan tamamen silindi.



















Ecstacy: Türkiye'de pek kullanımı yaygın değil. Avrupa'da ise daha sık kullanılıyor ancak tabii tercih sırasında altlarda. Yalnız zaman zaman rahatlatıcı etkisinden çok, taşkınlığı artıran bir karakteri var. Bir de tabii etki etmesi çok çabuk olmadığından stadyumlardan çok gece kulüplerinin malzemesi haline gelmiş durumda.

Çıplaklık: Hep vücuda bir şeyler almak şart değil. Bazen o vücudu sergilemek de rahatlamaya yardımcı olabiliyor. Bu tüm dünyadaki taraftarların yaptığı bir şey. -5 derece soğuk, vücutta salgılanan adrenaline ve alev alev yanan bir kafaya serinletici etki yapamıyor. Dondurucu soğuklarda tribünlerde gördüğümüz üstsüz adamların açıklaması budur basitçe. Kimsenin keyif için üstünü çıkardığını sanmıyorum.

Tanrı: Başta söyledim, deşarjın, rahatlamanın, sığınmanın, stresten kurtulmak için yardım istemenin aracı her zaman bir madde olmuyor. Galatasaray'ın 2006 şampiyonluğunu "Allah'ın adaleti" olarak nitelendirmesi ve o gün stadyumdaki taraftar, futbolcu, yönetici herkesin hep bir ağızdan gelen şampiyonluğun duygu boşalımından sonra Allah'a atfetmesi bunun çok net bir göstergesi. Yıllar önce Mapeza'nın 2 gol attığı Beşiktaş derbisinde, top rakip sahaya geçtiğinde Süphaneke'yi okumaya başlayan bir adam görmüştüm.Maç boyunca yaptı bunu. Onun stresini azaltma, maçı yaşama şekli de oydu. Dolayısıyla maddelerin arasına Tanrı'yı katarken kastettiğimiz bu.

9 yorum:

varol döken dedi ki...

bir maç öncesi rahatlatma aracı olarak:

tuncik!

varol döken dedi ki...

fenerbahçe'nin deplasman maçları dönüşü için stephen king...

varol döken dedi ki...

roberto carlos'u uğurlayış şeklimden ve haklı çıkışımdan sonra benim stada artık alkolsüz girmem yasak...

outlaw dedi ki...

benim gördügüm kadariyla ultra gruplarinda speed, son yillarda düsen fiyatlarin etkisiyle kokain falan da cok yaygin...

Gajdop dedi ki...

Ufak duzeltme yapayim, maksat artislik yapmak degil tabii.
Ucuncu maddede eroin/esrar yazaraktan, nuri alco'nun horoyün dedigi madde ile cugaraligi ayni kefeye koymussun Dutchman. Turkiye'de esrar/ot/cugara tabir ettigimiz keyif vericiye gavur marijuana diyor. Cannabis indica yani kenevir bitkisinden elde edilen THC bazli olan ekipmanin alayi senin yazidaki ilk gruba dahil olmali.
Eroin (turk filmlerinde beyaz ya da horoyün tabir edilir) ise bildigimiz hashas bitkisinden elde edilen afyon (opium) temelli islenmis bir uyusturucudur. Yani esrar ilen alakasi mevcut degildir.

Asil bir de dobi sise Efes adli keyif verici madde vardir ki pis bagimlilik yapar.

CDiS dedi ki...

bence çok gereksiz ve sağlıksız bir yazı. Açık açık olmasa da, ima yollarıyla, uyuşturucu maddelerin övüldüğünü gördüm ve üzüldüm. yani, uyuşturucu maddelerin geçici rahatlama getireceğinden bahsedilmiş ama bu maddelerin bağımlılık yarattığından ve vücutta büyük zararlara yol açtığından pek bahsedilmemiş sanki. olmamış.. Unutmayın, bu blog sayfalarını 13-14 yaşındaki çocuklarda okuyor..

Mehmet Tuna dedi ki...

Her derbiden önce Kazan'ın orda hiç gitmiyosa bi 500 kasa falan bira gidiyo galiba. Gidiyo, gidiyo da, maç biraz geç olursa, 21:00 örneğin, o saate kadar 7 bira içmiş adamdan da maçın 70. dakkadan sonrasında hayır beklememek gerekiyo.

Alex'in 2 gol atıp Fenerbahçe'nin Beşiktaş'ı 2-1 yendiği İnönü'deki maçta, 70. dakikada gelen golden sonra taraftarın hiç bağıramayıp, çocukları motive edememesinin sebebi budur..

Uykusu geliyo herkesin.. :D

shelbyl dedi ki...

Esrar ile cannabis ayni seydir yahu Dutchman, hadi arada nuans var diyelim, eroin ile ayni kategoride hic degildir. Nasil Hollandalisin sen? :)

Esrarin Amerika'da 1937'de yasaklanma sebebi de tamamen irkci politikalar ve de ekonomik sebeplerdir de, oraya girersek konudan sapmis oluruz.

Jordi Metal dedi ki...

Bu deniz kenarındaki bir stad olarak nitelenen yer İnönü olmasın sakın :D