15 Nisan 2010 Perşembe

DÜNYA KUPASI GERİ SAYIM: 58


















86. maddeyi nasıl Maradona'ya ayırmak zorunda isek 58. maddeyi de Pelé'ye ayırmamız lazım. Halit Kıvanç katıldığı her spor programında, İsveç'teki kupada herkes Brezilya kampında Didi, Vava, Garrincha, Zagallo gibi isimlerle konuşurken 17 yaşındaki çekingen duran gencin yanına gidişini anlatır ve "Pelé'yi herkesten önce ben keşfetmiştim" der. 17 yaşındaki bu genç o güne kadar futbol izleyicisinin görmediği bir şeyi sunmuştur dünyaya. Ama bunu sunması için turnuvadaki üçüncü maçı beklemesi gerekmiştir. İlk maçında Avusturya'yı 3-0 mağlup eden Brezilya, ikinci maçında İngiltere ile 0-0 berabere kalır. Bu maçın Brezilya hocası Vicente Feola'nın kadroda değişikliğe gitmesinin yanında bir başka önemi vardır. Dünya Kupası tarihinde golsüz biten ilk maçtır. Pelé üçüncü maçta Sovyetler Birliği'ne karşı sahaya sürülür. İşin ilginci o maçta sadece Pelé değil, dribling profesörü Garrincha ve Zito da ilk kez forma şansı bulurlar. Feola'nın bu kararı, oyuncuların dehasıyla birleşir ve turnuva sonunda Brezilya, ülke tarihindeki ilk Dünya Kupası'nı kazanır. Pelé Sovyetler Birliği maçında gol atamaz veya asist yapamaz ama çeyrek finaldeki Galler maçında maçın tek golünün altına imza koyar. Ardından yarı finalde Fransa'ya patlar. 5-2 kazanılan maçta hat-trick yapmıştır. Finalde de ev sahibi İsveç'e aynı tarifeyi uygulayan takımının 2 golüne imza atar. Böylece sadece 4 maçta oynayıp 6 gol atarak turnuvayı bitirir. ALman Helmut Rahn ile birlikte gol krallığında ikinciliği paylaşır. Zira Fransız efsane Just Fontaine'in 13 golünü, bırakın o turnuvada kupa tarihinde geçen olmamıştır ve olmayacaktır da.

Pele bundan sonra oynadığı 1962, 66 ve 70 kupalarıyla ülke futbol tarihinin Dünya Kupası'ndaki en aktif oyuncusudur. Üretkenlikte de Ronaldo'nun hemen arkasında yer almaktadır. Bu 4 turnuvada 12 gol atmış ve 6 asist yapmıştır. Ronaldo ise 1998, 2002 ve 2006 turnuvalarında toplam 15 gol atmış 4 asist yapmıştır. Aşağıda ilk 5 sıranın dökümü var.

4 yorum:

Bruskvilla dedi ki...

Ronaldo bu kadar şanssız sakatlıklar geçirmeseydi, belki de tüm zamanların en iyi oyuncusu olurdu. Bu dünya kupasında oynamak için yaşı da uygun halen, ama gel gör ki ronaldo olmuş panda.

rıza yaşar dedi ki...

Sevgili Dutchman,

Bir eredivisie yazısı bekliyorum senden. Hafta içi sonrası işler iyice karıştı. Hatırlarsan 1 ay önce Ajax'ın tüm maçlarını kazanacağını ve şampiyonluk şansının hala var olduğunu Twente'nin çok zorlu maçları olduğunu ve 6 puanlık (o dönem fark 6 puandı) farkın kapanabileceğini söylemiştim. Twente o zorlu fikstüre bu hafta içi girdi ve ilk hasarı aldı. Feyenoord ve breda(d) maçları nasıl geçer bilmiyorum ama içimden bir his bu stresi kaldıramayacaklarını söylüyor. Açıkçası 98 gol atmış +79 averajlı bir takım şampiyon olursa da kimse üzülmez sanırım.

massimo dedi ki...

pele 1962 dünya kupasında 2. maçta sakatlandı. sakatlanmasaydı kafan 4 gol daha atar toplanda 16 gole ulaşırdı bence. ha bunun hayatımıza bir katkısı olurmuydu. olmazdı. bulunsun işte :)

Adsız dedi ki...

maradona fan olmama rağmen pele ye biraz haksızlık ediliyor gibi geliyor bana. avrupa ya gelmesine izin verilmedi diye en büyük sayılamaz mı? varsayım ama real e vs gelse gol rekorları kırardı bence.