8 Haziran 2010 Salı

MILLA vs . ETO'O

















Samuel Eto'o'nun The Guardian'a verdiği güzel bir röportaj var. Genelde Dünya Kupası ağırlıklı ve sonlara doğru da kupanın Afrika'da yapılmasından hareketle kendi kariyerinde çok sık karşılaştığı ırkçılığa değinmiş. Eto'o benim çok sevdiğim bir oyuncudur. Mario Balotelli'deki davranışların bazılarını onda da görmek mümkün bazen ama Eto'o'nun biraz daha ılımlı olmasının önemli sebeplerinden birinin, Balotelli gibi 19'unda Inter'de değil Mallorca'da top koşturmasıyla ilgili olduğunu düşünürüm. 4 yıl boyunca kalmıştır hem de Mallorca'da. Bu önemli bir tecrübedir. Balotelli Lumezzane'den yola çıktığında Inter'e değil, örneğin Chievo'ya gitseydi mahalle maçlarında "ben oynamıyorum ya" diye dakka başı kenara çıkan çocuklar gibi davranır mıydı bilemiyorum. Eto'o son 5 yılda 3 Şampiyonlar Ligi finali oynadı ve bu finallerde 2 gol attı ve 1 de asist yaptı. Barcelona'nın kazandığı 2 finalde takımı adına açılış gollerini atan isimdi. 3 hafta önceki finalde de Milito'nun ikinci golünün pasını veren isim. Bunu hep değişik şekillerde dile getiriyorum. Sezon başında Eto'o-Ibrahimovic takasının olduğu gün, kararı bana bıraksalardı herhalde üzerine Inter'den bir 30 milyon euro daha isterdim, zira benim için İsveçliyle Kamerunlu arasında böyle bir fark var.

Kamerunlu ile, ülkenin en saygı duyulan adamlarından Roger Milla arasında bugünlerde iyice zirveye ulaşan bir çekişme ve atışma var. Milla, Kamerun futbolunda son derece söz sahibi bir isim. FIFA organizasyonlarında çok fazla ön plana çıkartılıyor ki, 2010 Dünya Kupası Afrika'ya geldiğinden beri artık önemi ve reklama yönelik kişiliği daha da önemli oldu. Milla'nın, Kamerun milli takımının üzerinde çok büyük bir etkisi olduğu, teknik direktör atamalarına çok sık karıştığı ve hatta son olarak Afrika Kupası'ndaki finali kaybeden Alman hoca Otto Pfister'in kovulmasının arkasında bulunduğu dedikoduları çok fazla.

Milla bundan birkaç hafta önce Eto'o için "Barcelona ve Inter'e verdiklerini Kamerun'a vermedi" şeklinde bir açıklaması var. Milla'nın daha önce de Kameni, Geremi ve Song'u aynı yönde eleştiren açıklamaları vardı. Eto'o, Fransız gazetecilerin kendisine bu soruyu yöneltmesinin ardından Milla'ya "çeyrek final oynamış olabilirsin ama çeyrek final demek kupayı kazanmak değildir, ben 2000 yılında Olimpiyat Altın Madalyası aldım, 2 kez Afrika Kupası'nı kazandım, kazandığım Şampiyonlar Ligi madalyalarını saymıyorum bile" şeklinde çok sert bir cevap verip basın toplantısını terketti. Ardından milli takımdan ayrılacağı tehditini savurdu (işte burası Balotelli'ye benziyor), Kamerun Futbol Federasyonu ve Spor Bakanı da onu sakinleştirmek için seferber oldu.

Şimdi burada 2 tarafın da hatası var. Milla'nın yaptığı bu dışarıdan müdahaleciliğin örneklerini Türkiye'de çok görüyoruz, hatta kendi kulübüm bunu son zamanlarda fazlasıyla yaşıyor. Eski futbolcuların en fazla beni sinirlendiren özelliği bu. Ama Eto'o'nun verdiği cevapta da bir acaiplik var. Bir kere Roger Milla'nın da 1984 ve 1988'de kazandığı 2 Afrika Kupası şampiyonluğu var milli takımla bu bir yanda. Ama asıl önemlisi Kamerun'un 1990'da oynadığı çeyrek finali bu derece küçümsemesi. O güne kadar esamesi okunmayan (1982'deki Cezayir'i bir kenara bırakırsak) Afrika takımlarının ilk çıkışını yapan Kamerun'un yaptığı ufak çapta bir devrimdi. İlk kez bir Afrika takımı son 8'e kaldı ki, bunu o günden beri de başaran sadece Senegal var (2002). Ayrıca 1990'da çeyrek finale giden o kadroda tam 11 oyuncu Kamerun Ligi'nde forma giyiyordu, Takımın 10 ismi Fransa'nın orta karar hatta 2. lig takımlarında oynuyor (Bell Bordeaux'da yedekti) ve sadece kaleci Thomas Nkono La liga'da Espanyol forması giyiyordu. Bugün ise takımda Kamerun Ligi'nde oynayan tek isim 18 yaşındaki Aboubakar. 5 büyük ligde oynayan toplam 17 oyuncuları var. O günlerde 9 yaşında olan Eto'o, bugün Inter forması giyiyorsa, bunu biraz da Milla'ya borçlu olduğunu unutmamalı....

4 yorum:

Adsız dedi ki...

ben etoya hak veriyorum bu konuda,Bence millaya hicbirsey borclu degil.

Rüzgar Karabulut dedi ki...

güzel yazı olmuş...
Etoo benimiçin İbradan her yönüyle üstün topcudur.
Millayı da dünya gözüyle izledim, hatta arasıra kamerun 90 oynayanların isimleri bile aklıma gelir, yazılışı tuhaf okunuşu başka bişeyler di ...

le Kelle dedi ki...

Eto'o gibi futbolcularin bu tarz gaza getirmelere ihtiyaci oldugunu dusunuyorum, ozellikle 30 yasina gelmesine ragmen hala cocukca tavirlar sergileyen, olgunlasma donemi gec kalmis sporcularda diyebiliriz belki... Mesela Emre Belozoglu, Mirsad Turkcan, Sergen Yalcin var bizde ayni karakterdeler, hele Sergen tvde yorum yaparken bile hala olgun konusup davranamiyor. Iste bu adamlar kolay manipule edilebiliyor. Eto'o bir yandan rest cekerken ote yandan hirslanip daha cok calismaya baslamistir bence. Milla da buradan yola cikarak ulke futboluna katkida bulunmustur diye dusunuyorum zira kendisi ulkenin en tecrubeli futbol adami konumunda. Ayrica Eto'o da gazelden atip tutmasin, Afrika'da dunya kupasi duzenlenecek de beyefendi kusup tesrif etmeyecek, tek kelimeyle komik... Takim savunmasini, konsantrasyonu ust seviyeye cekebilirse Kamerun, kupayi iyi bir dereceyle bitirebilir mi bekleyip gorecegiz...

Maslow dedi ki...

milla'nın kulüp kariyerini bilen var mı?