13 Temmuz 2010 Salı

KUPANIN SÜRPRİZ ÇIKIŞ YAPAN 11'İ
















Kupa sonrası altın 11'ler, gümüş 11'ler ve hatta bronz 11'ler açıklanacaktır yüksek ihtimalle. Altın toplar, altın eldivenler gol kraları zaten belli. Aşağıda turnuvanın sürpriz çıkışları var. Yani Maicon, Xavi, Ramos, Forlan kadrosu değil bu. Ancak öncelikle belirteyim, 1990 Dünya Kupası'nda rakip ağlara 5 gol bırakan Tomas Skuhravy, Sparta Prag kadrosundaki oyunculardan biriydi ve çok fazla kişinin tanıdığı bir isim değildi. Turnuva sonrası Genoa'ya transfer oldu. Ancak bugün, örneğin Sparta Prag kadrosundaki Zelenka'yı daha yurt dışında transfer olmadan önce tanıyoruz. Uzak doğusundan, Güney Amerika'nın genç yeteneklerine kadar birçok isim hakkında teknolojinin gelişmesi ile bilgilerimiz ve hatta hayranlığımız var. O kupanın en büyük sürprizlerinden Salvatore Schillaci, Juventus formasını giyen bir adamdı ama ilk maçta oyuna sonradan girip golünü çakana kadar kaç kişi tanıyordu kendisini acaba? Dolayısıyla aşağıdaki isimlere tanınmışlık açısından değil, bu kupada beklenenin üstüne çıkan performansları ile bakmak lazım. Madem finalin taktiği 4-2-3-1 idi, biz de o taktikten gidelim.

1-Maarten Stekelenburg (G): Hollanda'nın beni hafiften şaşırtan defans performansının en önemli adamlarından. Kaleyi devraldığınız adam Van der Sar gibi bir isim olunca tabii ki büyük bir yükün altına giriyorsunuz. Grup maçlarında, Hollanda'nın rahat oynadığı dakikaları saymazsak, kalan maçların tümünde önlediği en az 1-2 gol var. En önemlisi, yarı finalde durdurulamayan adam Forlan'ın Jabulani etkisiyle ivme kazanan topu dışında hata olarak nitelendirilecek bir pozisyonu da yok. Altın Eldiven Casillas'a gidebilir ama benim için bu turnuvanın kaleci performansı, Hollanda Ligi'nden çıkan ve turnuvada kendini aşmış Stekelenburg'undur.

2-Cha Du Ri (RB): Aslında bu mevkide Maicon, Van der Wiel'i veya Ramos'u sayacaklar olacaktır ama dedik ya sürpriz çıkış 11'i bu. Güney Kore'nin Fatih Akyel'i Ri'yi seçtim ben. Daha ilk Yunanistan maçında deli çıkışları olan, topu kontrol edişi, sürüşü, pasları her yanıyla dağınınıklıkla beraber ısıran bir atakçı bek olduğunu kanıtlamıştı Freiburg'lu oyuncu. Kupa performansı sadece 3 maçla sınırlı kalmasına rağmen 29 yaşında transfer yaptı ve Celtic'e transfer oldu.

3-Arne Friedrich (CB): Küme düşmüş, hatta başkentin utancı olmuş bir takımda sezonu geçirdikten sonra, turnuvanın şampiyon adaylarından birisinin defansının göbeğine oturuyorsunuz ve müthiş bir performans gösteriyorsunuz. Friedrich Almanya'nın 3.lük koltuğuna çıkmasında Önündeki Schweinsteiger ve Khedira ikilisi kadar söz sahibi olmalı bana göre. Partneri Mertesacker'den daha iyi bir performans bekleniyordu ama Friedrich onu da geride bıraktı. Bu performansı olsa da olmasa da transfer yapacaktı. McClaren'ın takımı Wolfsburg onu kaptı.

4-Diego Lugano (CB): Büyük ihtimalle Puyol ve Pique'den birisi yer alıyordur kupanın karmasında bu mevkide ama Puyol final maçında adalesi sorunlu Robben'dan yediği o depardan sonra biraz gözümden düştü. Zaten o depar olmasa da Uruguay'ın ilerideki üçlüsünün arkadaki sübabı bu bebek yüzlü adamı kadroya alacaktım. 3-2'lik Hollanda maçında Robben'ın vurduğu kafa sırasında sahada olsaydı o kafayı vurdurur muydu düşünmek lazım. Sözleşmesinde "3,5 milyon euroya serbest kalır" şeklinde bir ifade olduğu söyleniyor. Ezeli rakipten en sevdiğim oyuncudur, Florya'ya gelse ufak çaplı bir bayram havasına kapılmam değil.

5-Fabio Coentrão (LB): Burada da ya Meksikalı Salcido ya o olacaktı. Ama Coentrão'nun kariyerinin son birkaç yılı zaten sürprizlerle dolu. 2009'un ilk aylarında Rio Ave'de kiralık olan, ondan önce de İspanya Segunda'da top koşturan bir adamdı. Ne olduysa geçtiğimiz sezon oldu. Portekiz'de duble yapan Benfica'da 43 maç oynadı ve sezonun "En İyi Çıkış Yapan Futbolcusu" ödülünü aldı. Anında Portekiz milli takımının sol bekine oturdu ve oldukça iyi maçlar çıkardı. Sergio Ramos'un en çok zorlandığı adamlardan birisi oldu turnuvada. Manchester City, Real Madrid, Bayern Munich ve Chelsea peşinde, Benfica 30 milyon euroluk bonservisi çekti.

6-Cristian Riveros (DMC): Yine turnuva sonrası transfer yapanlardan. Sunderland onu kadrosuna kattı. Kendislerinden çok şey beklenen Paraguay forvet hattı turnuva boyunca çok büyük işler yapamazken arkalarını toplayan birkaç adamdan birisiydi. Bu eyleme Slovakya maçında attığı gol de dahil. Paraguay'ın rakibi boğan, sıkan, adeta isyan ettiren sıkıcılıkla bezeli muhafazakar futbolunun en önemli yapıtaşlarından birisiydi. Premier Lig'de tutunma konusunda sorun yaşayacağını sanmıyorum.

















7-Michael Bradley (DMC): Heerenveen onu 19 yaşında transfer ettiğinden beri takip ediyorum. Aynen Slovakya'daki baba oğul Weiss ilişkisi gibi, hocasının yüzünü kara çıkartmayan oyunculardan. Turnuvanın en iyi geri dönüşlerinden birisi olan ABD-Slovenya maçında geri dönüşü ilan eden ve skoru 2-2'ye getiren gol ona ait. Ömer Üründül ile İngiltere-ABD maçında kendisi için "Bradley eski Bradley değil" gibi komik bir yorum yaptı. Monchengladbach'ın kaç maçını izlediyse artık bu sezon. Lafının dayanağı geçen seneki Konfederasyon Kupası elbette. Yani 1 yıllık bir ara var. E insaf....

8-Thomas Müller (AMR): Tamam bu adam Gol Kralı oldu ve Altın Karma'da da yer alacaktır ama itiraf edelim, kim böyle bir performans bekliyordu ki? Bu bloga gelen bazı yorumlar da dahil, Müller için "futbolcu değil?" ve "balta" gibi yakıştırmaların yaptığı bir adamdı Müller. 5 gol 3 asist. Almanya'nın attığı 16 golün yarısına doğrudan katkısı var. Üstelik bütün bunları 6 maç ve 453 dakikada yaptı. Henüz 20 yaşında. 2010'un en büyük buluşlarından birisi. Bırakın iyi futbolcu olmayı, onu futbolcu sınıfına bile koymayan Maradona'ya verdiği dersi gördük. O golün ardından Türk basını olsa "Şimdi Tanıdın Mı Maradona?" diye başlık atardı eminim.

9-Kevin-Prince Boateng (AMC): Bafana Bafana'yı Bagana Bagana'ya çeviren adamların Gyan'la beraber en önemlisi bana göre. Aynen Friedrich gibi sezonu küme düşmeyle beraber sefil olmuş bir kulüpte bitirip geldikten sonra takımı Afrika'nın gururu yapmak kolay iş değil. 2. turdaki ABD maçında, rakibin ipi çeken gollerden ilkini kaydeden adamdı. Michael Ballack'ı sakatlaması Almanların zararına mı oldu yararına mı o tartışıldı turnuva devam ederken. Bu mevkide Mesut'a da yer verilebilirdi belki ama ben Mesut'un Sırbistan maçı, yarı final ve 3. lük maçındaki performanslarını bir hayli kötü buldum. Boateng, performansını istikrara çevirebilen bir isim olduğundan onu seçtim.

10-Keisuke Honda (AML):Üzerine en çok tartışmanın yapılacağı mevki tabii ki. Zira çıkış yapan oyuncu listesi dahi kabarık. Turnuvada aslında forvet bölgesinde oynadı Honda ama asıl mevkisi forvetin arkası olduğundan oraya ve sola kaydırdım. Grup maçlarında Danimarka'ya attığı golün tek kelime ile tarifi "olağanüstü" olur. Japonya onun sayesinde 4-1-4-1 oynayabiliyordu zira o piramidin ucundaki "1" Keisuke Honda gibi yetenekli bir adamdı. CSKA Moskova, bonservisi için VVV Venlo'ya 10 milyon ödediğinden pişman değildir artık. Zira Real Madrid dedikoduları ortada dolaşıyor. Mourinho'nun yeni Sneijder'ı olabilir mi?

11-Robert Vittek (S): Tüm Türkiye Holosko ve Stoch için Slovakya'yı izliyordu. İkisi de doğru dürüst oynama şansı bulamadılar. Stoch, son 2 maçta ilk onbirde sahaya çıkabildi, Holosko ise yedek kulübesinin tozunu aldı. Ankaragücü'nün, sezon içinde"bu Vittek topçu değil?" şekline yorumlarına maruz kalan Vittek'i ise 4 gol gönderdi rakip kalelere. İtalya'nın biletini kesti. Slovakya'nın ülke tarihindeki ilk Dünya Kupası golünü rakip ağlara gönderdi. Üstelik bunu elemelerde tek bir gol dahi atamamış bir adam olarak yaptı. Ankaragücü turnuva devam ederken onun bonservisini alarak büyük bir iş yaptı. Bu sezon uluslararası vitrine çıkamayacak olması tek dezavantajı.

















Teknik direktör: Milovan Rajevac: Aslında benim için Bert van Marwijk'ın yaptığı da büyük bir teknik direktörlük patlamasıdır ama Rajovac'ın yaptığı bambaşka bir iş. Bu maddeye Oscar Tabarez'i almama sebebim Tabarez'in kariyerinde Libertadores şampiyonluğu gibi başarıların zaten varolması. Uruguay ve Gana'nın çeyrek finalde karşılaşmaları büyük şanssızlık ki o maç tamamen şanssız bir eşleşmeydi. Sırp teknik adam Rajevac turnuvaya, ülkesini mağlup ederek başladı. Kariyerindeki en üst düzey iş, Kızılyıldız'ı stepne hoca olarak çalıştırmak olan ve ilginç şekilde kariyerinde forma giydiği takımların 4'ünü aynı zamanda çalıştıran ama Sırbistan Ligi ve Al-Sadd'dan başka CV'sinde bir şey bulunmayan teknik adam, Afrikalı hocaların kellelerinin alındığı kupada ayakta kalan isim oldu. Kariyerinin en iyi işi.

15 yorum:

aLican dedi ki...

Güzel kadro olmuş gerçektende hepsi süprizdi..ama ben Prince Boateng'in bu kadar iyi bir oyuncu olduğunu bilmiyordum..Hızlı,serii ve atik bir oyuncu...

il Capitano dedi ki...

Uzatmada golü Gyan attı Boateng atmadı,orda bi hata olmuş sanırım.

Ayrıca Marwjik turnuva sonuna kadar iyi getirdiği takımı son maçta çok kötü değişiklikler yaparak batırdı bence.O yüzden Rajevac daha çok hakediyor bu ünvanı.

Flying Dutchman dedi ki...

doğru gyan attı düzeltelim...teşekkürler

j-rep dedi ki...

Sadece Bradley veya Riveros yerine Diego Perez'i görmek isterdim..

AFO dedi ki...

Çok güzel kadro olmuş. Stekelenburg, Friedrich, Coentrão, Müller, Honda ve Vittek benim kadromda da yer alırdı. Özellikle Honda kim ne derse desin bu turnuvanın en sürpriz ismidir ve benim için 2010 Honda'nın turnuvası olmuştur.

SuMMaNuS dedi ki...

Güzel liste. Özellikle Kevin Prince Boateng ve Salcido, bana kalırsa C. Ronaldo ve Messi gibi yıldızları bile geride bıraktılar.

Bunun yanında İsviçreli Gelson Fernandes'den bahsetmek lazım biraz. Çok geliştirmiş buldum kendisini. Meksikalı Javier Hernandez de kalitesini ve Kırmızı şeytanların da scoutlarının rolünün ne büyük olduğunu göstermiştir.

Teknik direktör tercihim, Şili Teknik direktörü Bielsa olacaktır. 4-4-2, 4-2-3-1 gibi artık kalıplaşmış, bilindik taktikler yerine daha kreatif ve değişik taktiklerle oyunu daha zevkli ve izlenesi hale getirdi.

Mafalda dedi ki...

Ben de Elano`yu alirdim bu kadroya.

Adsız dedi ki...

acaba müller tek başına gol ve asist krallıklarını kapsaydı, en iyi genç oyuncu ödülü zaten onun, altın top u da alır mıydı?

dahası, üç ödülü aynı anda alan herhalde yoktur..

Adsız dedi ki...

cha du ri 2.mac olan arjantin macinda oynamadi onun disinda kadro cok guzel

Spooky dedi ki...

SEzon içerisinde çok Portsmouth maçı izleymeedik ama Boateng bu rolde oynamaıyordu benim denk geldiklerimde. Parlamasında pozisyon ve rol değişiminin de etkisi var bana gçre.

Bu arada Vittek Ankaragücü'nde oynamam diye açıklamalar yapmış. Ne çıkacak oradan merak ediyorum 1.5-2 milyon euro arası koparma taktiği de olabilir. Makukula yapıyor aynısını.

cozker dedi ki...

güzel bir yazı olmuş, elinize sağlık..
yalnız ufak bir düzeltme yapmak istiyorum. Sunderland C.Riveros'un transferini dünya kupası başlangıcından önce bitirmişti..

' baha ' dedi ki...

Cagliari pardon :)

' baha ' dedi ki...

Egidio Arevalo Rios'da turnuvada ortaya çıkan oyunculardan. 27 yaşında görüyor Avrupa'yı, Genoa'ya transferini yaptı turnuva sayesinde.

Adsız dedi ki...

Ömer Üründül, Monchengladbach'ın kaç maçını izlemişse artık diye dalga geçmeye çalışmışsınız ama adam trt 3'te gösterilen Bundesliga maçlarının hemen hepsini yorumladı bu sene. Bradley'i tanıması ve yorumlaması normal. Ömer Üründül'e sallamak moda madem, ben de sallayayım diye düşünüp ucuz popülizm yapmışsınız, zorlama olmuş. Bana da Ömer Üründül'ü savundurdunuz ya...

Flying Dutchman dedi ki...

www.omerbeydenozurdiliyorum.com.tr