23 Eylül 2010 Perşembe

FUTBOLDA ROMANTIZM, REALIZM VE UZERINDEKI TARTISMA



















Turk futbol tartisma platformunun (underground olaninin) yeni ugras konusu bu. Futbolda romantizm. Uzerinde cok uzun uzadiya kelam etmeden, derinlemesine tartismanin gereksiz olduguna deginip birkac noktaya kendi fikirlerime gore aciklik getirmeye calisacagim. Bir kere "romantizm"in sozluk anlamina bakarsak farkli tanimlarla karslilasiyoruz. Ancak romantizm Victor Hugo'ya gore "insanin yaraticiliginin onundeki her seye karsi durmasi, dus gucunu ve yaraticiligini hayata gecirmesidir". Bu anlamdaki romantizmin futbola uyarlanmasi baslibasina bir meziyettir dolayisiyla. Insanoglunun gerek futbolu yorumlarken gerekse de bizzat futbolu oynarken bu ilkelere bagli kalmasi olmasi gereken hatta arzulanan olmalidir, dolayisiyla insanlik tarihinin en onemli edebiyatcilarindan Victor Hugo'nun gozundeki romantizmin futboldaki izdusumu cok asil bir dusunce bicimini sergilemektedir. Yani bir kisimin hatali olarak yaptigi gibi realizmin karsisinda yer almaz, tam tersine bir hayat felsefesini ifade eder.

Rousseau'nun basini cektigi Fransiz Aydinlanmasi'nda ise romantizm dogal fenomenleri aracisiz bicimde algilamayi ongorur ve ictenligi, tutkuyu destekler. Gunumuz futbol dunyasindaki romantiklerin genelde etrafinda toplandigi fikirlerden birisi de budur ve yine elestiri konusunda dikkatlice hareket edilmesi gereken bir alandir. Zira futbolun tutku ve ictenlikle yapilmasi sadece bu goruse sahip insanlarin pesinde kostugu bir ideal degil, hepimizin savundugu bir gorustur.

Romantizm ile realizmin birbirinden ayrildigi nokta ilkinin, akil yoluyla ortaya cikarilmis rasyonel verilerin, aslinda saf olan degerleri ve hamligi kirlettigi, dolasiyisiyla sezgi ve duygunun daha fazla one cikarildigi bir felsefeyi savunmasi, ikincisinin de rasyonel, saf aklin savunucusu olmasidir. Romantizm bunun karsisinda artistik dusunceyi ve guzele ulasmak icin bilimsel gerceklerin degil, dogadan gelen gudulerin kullanilmasi gerektigini savunmustur.

Aslinda buraya kadar kabaca anlattiklarimiz, uzerinde tartisma yaptigimiz kavramlari tanimlama konusunda bazi problemler yasadigimizi gosteriyor. Ornegin gunumuzde kendini futbolun romantizmine gonul vermis insanlari "gecmise takili kalmakla" damgalamanin pek elle tutulur bir yani olmadigini da gormus oluyoruz. Romantizm bir hayalperestlik, bir utopya pesinde kosmak degildir, sinirlari cizilmis, tamamiyle rasyonel matematik verilerin sonucunda ortaya atilan felsefelere bir baskaldiridir. 119. dakikada 1-0 one gectigi maci ceviren milli takim Victor Hugo'nun belirttigi yaraticiligin sinirlarini zorlayan bir romantizm sovu gostermistir mesela. Ya da Dunya Kupasi'ni kazanan Xavi'nin "biz futbolun son romantikleriyiz" lafinin arkasinda gerceklerden kopus degil mekanik dusunceye karsi bir isyan vardir. Bir insani birakin futbolu birakmaya, intiharin esigine getirecek safhalardan gecmis Cantona'nin sahalara donusu insan vucudunun rasyonel dogasina karsi koyarak tutku ve yaraticiligi birlestiren Ryan Giggs'in hikayesinde de vardir bu. Yani gerceklerden kopus degil, kabul edilmis kaidelere bir baskaldiridir bir bakima. Kucuk kaideleri bozan buyuk istisnalar gibi.

Ancak bu konuda yapilan onemli yanlislardan birisi, gunumuz futbol romantiklerinin futbolun gelisimi ve evrimine ayak uydurmayip hayal dunyasinda yasadiklaridir ki burada da onemli bir yanlis vardir. Romantizm ve Utopizm bir kez daha birbirine karistirilir, Hollanda Milli Takimi'nin 2010 Dunya Kupasi'ndaki futboluna bakip "Total Futbolun Torunlarindan Dedelerine Ihanet" temali yazilar yazmak bir romantizm disavurumu degil, futbolun dogal evriminden kopmus ve gerceklere sirtini donmus bir ifadedir.

Ote yandan hem siyasi hem de sosyal hayatta felsefelerin birbirine bu denli gectigi bir cagda, sahislarin olaylara yaklasimi da degiskenlik gosterebilir. Ornegin bu meshur tartisma Jose Mourinho'yu bir kaliba sokabilir mi? Mourinho gordugumuz en gercekci, (basina yaptigi flas aciklamalari degil takimlarinin saha ici performansini ele alirsak) ayaklari yere en saglam basan hocalardan beri degil midir? Peki ayni adamin tutkulu olmadigini soyleyebilir miyiz?

Sonuc olarak futbol dunyasini bir suredir mesgul eden bu tartisma bana gore asil tartisilmasi gereken seyleri golgede biraktigi gibi kavramlarin da yanlis tanimlanmasiyla bastan problemli dogmustur. Dolayisiyla daha iyi yaptigimiz sey olan icerigi tartismak ve birbirinden beslenerek futbolu yorumlamak daha mantikli bir secim olacaktir.

3 yorum:

yerli muhacir dedi ki...

işte bu kavramların yanlış tanımlanmasına çok takan olan cemil meriç her yazısına bahsettiği kavramın ansiklopedi anlamını yazarak başlarmış. yaa yaa

AFO dedi ki...

Sanırım bu blogda okumuş olduğum en sıkıcı yazıydı.

A. Eren Logoglu dedi ki...

Hollanda'nın Güney Afrika'da finale kadar oynadığı futbolla, finalde İspanya'ya karşı oynadığı futbol denilemeyecek oyunu, birbirinden ayırmak gerekiyor, Johan'ın Hollanda eleştirilerini dikkate alırken. Cruyff finalden önce İspanya'yı tuttuğunu ve bunun sebebinin oynama şekilleri olduğunu dile getirmişti. Maçtan sonraysa, Mourinho'nun Inter futboluna benzettiği Hollanda oyununu yerden yere vurmuştu, haklıydı da.

Hollanda finalde, bildiğin tekme tokat girişilen bir oyunsuzluk sergiledi, hala gözümün önünde Van Bommel. Hollanda'nın Inter'den farkı biraz daha masum olmasıydı, zaman çalmadılar, ceza sahasına otobüs park etselerde kontratak girişiminde bulunmak istediler ve bunda da başarılı oldular Robben ile.

Hollanda'nın futbol realizmiyle finale kadar gelmesini kabul edebilirim ancak finalde İspanya'yı durdurma şeklini asla benimseyemem, işte o zaman romantizmden, güzel oyun başkaldırısından ayrılmış olurum.

Cruyff'un Ajax ve Hollanda'yı geçmişteki gibi zirvede görmek istemesi ve bu realizm felsefeleriyle bunun gerçekleşmeyeceğini beyan etmesi bir tahminden öte değildir ancak tahmini yapan Johan olduğu için, bu söylem dikkate değer bir hal almıştır. Ajax ya da bir başka kulübün geçmişte başarılı olduğu bir felsefeyle yönetilmesi, oynaması başarıya giden en kolay yol iken, farklı yöntem ve felsefelerle de bunu gerçekleştirebilirler, futbolun tek doğrusu yok! Burada itiraz edilen, güzel oyun mottosunu hakkıyla elde etmiş Ajax'ın başka bir şeye dönüşmesi ve bundan görebileceği imaj zararıdır. Futbol realizmi Ajax'a yarar sağlayabilir, uzun süredir uzak kaldığı futbol ortamına giriş yapabilmesi için, bu noktada Cruyff'dan ben de ayrılıyorum, Ajax o kadar kötü durumda değil ancak Cruyff'un kast ettiğinin sadece bundan ibaret olduğunu da düşünmüyorum. Cruyff Ajax'ı eleştirirken FC Barcelona örneğini de her seferinde veriyor, Total Futbol Tiki Taka'ya evriliyorsa, Ajax'da da benzeri bir gelişim görülebilmelidir.

Cruyff bir nevi paratoner görevi devraldı bu eleştirilerle. Hollanda'yı eleştirdi, çünkü ülkenin potansiyelini biliyor ve salt savunma futboluna doğru yol almasından endişe duyuyor. Ajax o kadar değil, onun yarıştığı takımlar çok daha zorlu, Ajax'ın başarı şansı Hollanda'dan az, bu sebeple pek çok yöntem denemesi gerekebilir, ki en uyumlusu yine kendi felsefelerinin günümüzle harmanlanmış hali olmalıdır. Cruyff motivasyon amaçlı bile söylemiş olabilir bunları. Cruyff'u bu sözlerinden dolayı kocamış ilan etmek çok yakışmasa da, futbol dahisi olduğuna inandığım ve futbolun her kademesinde farklı görevlerle başarı yakalamış tek tük futbol adamından -Mourinho bu konuda yanına yaklaşamaz Cruyff'un- biri olarak o da duygusal tespitlerde bulunabilir, bunu hangi amaçla yaptığını bilmesek de. Ajax hakkında söyledikleri ne derece sağlıklı, kulüp organizasyonun çok bilmediğimden karışmıyorum ancak FC Barcelona hakkında ne söylese kısa bir zaman içersinde doğruluğu ortaya çıkar, öyle de bir öngörüsü vardır, buna Messi'nin sakatlanması hususunda 3. golün atılamamasını göstermesi de dahil, ben de katılıyorum bu düşünceye.