16 Ocak 2011 Pazar

GÜDÜLMEYE GEBE BİR KULÜP

























Özgür düşünce ve eylem adamlığı üzerine yapılmış en güzel filmlerden olan V For Vendetta'nın afiş cümlesi "İnsanlar hükümetten korkmamalı, hükümetler insanlardan korkmalı" şeklindedir. Korku politikası, varolmayan tehlikeler sebebiyle büyük tehlikelerin insanları tehdit ettiği inancını yaratarak ve bunu manipüle ederek kullanmak günümüzün baskıcı rejimleri tarafından fazlasıyla kullanılıyor. Kendisini liberal demokrat olarak tanıtan ve sosyal hayattan ekonomik programlara kadar "özerklik", "serbestlik" gibi kelimelerle dolup taşan sistemlerin, aslında kişi hak ve hürriyetlerine en fazla tecavüz edeni, bu özgürlüklerin kullanım şekillerine en tahammülsüz olanlarının başında gelmeleri, hatta üstüne üstlük bu tahammülsüzlüğü, kanunen destekli ya da desteksiz, vandallığa varan uygulamalarla ve şiddet eylemleriyle açığa çıkarmaları çok fazla şaşırtmamalı. 21. yüzyılın meşhur liberal demokratik rejimleri düşünen, sesini çıkartan, sorgulayan insanları istemiyorlar. Zira kurulu bir düzeni yıkmanın ilk yolu fikir üretmektir. Fikirler üretilmezse bunların altı desteklenemez ve idolojiler, fikir akımları üretilemez, böylece yandaş toplayamaz ve değişime yol açacak düşünceler ortaya çıkamaz. Bunu korku politikası ve baskıcı rejim ile yapan devletin en fazla başvurduğu araç ileişim araçlarının kontrolü ve dezenformasyondur. İnsanlar kendilerine gerekli olan ve beyin hücrelerini çalıştırmaya yönelik olan yayınlardan uzak tutulduğu gibi, bunları öldürecek birçok yayınla pompalanır ve hayatı rutine oturtulmuş birer makineye dönüşürler. Bu sosyalist, nasyonel sosyalist, faşist, kapitalist her ne olursa olsun temeli "kontrol"e oturtulmuş her istibdat rejiminin temelidir.

Türk insanının toplu olarak protesto konusunda çok köklü bir geçmişi olmadığı gibi, Elias Canetti'nin muhteşem kitabı Kitle ve İktidar'da defalarca belirtildiği gibi, bireysel olarak eyleme dökemediği şdüşüncelerini, grup haline geldiğinde genelde şiddet eylemi olarak ortaya çıkarır. Ateş bu alanda en fazla kullandığı araçtır. Evrensel gerçek bireylerin kendi başlarında oldukları anda yapmaya cesaret edemedikleri ya da sosyal cesaretlerinin kırıldığı noktaları topluluk psikolojisi ile doldururlar. Bu yüzden Looking for Eric'in Postacı Eric'i, "stadyumlar hala dostlarınla bağırıp çağırabileceğin tek yer" der filmde. Zira orada insanoğlu içindekini ortaya çıkarır, üzerine karşılıklı etkileşimden de gelen ilaveler koyarak. Bu topluluk psikolojisi elbette toplu olarak yönetilmeyi de gerektirir beraberinde. Ancak burada sırat köprüsü, eylemi gerçekleştiren topluluğun, "güdülme" anında verdiği tepkidir. İşte orada tümevarımdan tümdengelime iner yapı. Bireylerin, protesto ve sorgulama bilincine dayanır baş kaldırma. Bu köprüyü geçebilen toplumlar bunu bir toplum karakteri olarak yerleştirdikleri zaman yazının girişindeki o arzuya ulaşırlar. Geçemeyip sınıfta kalanlar ise güdülmek ve korku politikasının esiri olmaya mahkumdurlar.

15 Ocak 2010 tarihinde Aslantepe'nin stadyum anonsundan Recep Tayyip Erdoğan ve Abdullah Gül'ün ismi okunduğunda ortaya çıkan tepki ne organize bir tepkiydi, ne Adnan Polat'ın şahsıyla bağdaştırılmış bir tepkiydi ne de o stadyuma "milyonlar harcayan" AKP bürokrasisine tepkiydi. O insanlar basitçe Recep Tayyip Erdoğan'ı sevmiyordu. Zira yönetilenin yönetene karşı hep bir olumsuz bakışı vardır. Türkiye stadyumlarında, maç önceleri kadrolar sayılmadan önce hakemlerin isimleri okunur bilirsiniz. Daha "maçın hakemleri..." kelimeleri duyulur duyulmaz stadyuda bir uğultu başlar. O uğultuyu yaratanların yarısı hakemlerin kim olduğunu ne biliyordur ne de orda duyar. Ama yöneteni sevmiyordur işte, tepkisi onadır. Recep Tayyip Erdoğan ve yarattığı partisi, Türkiye'deki sorgulayan, araştıran, düşünen kesime hitap etmiyor bunu kabul edelim. Kabul ederken her genellemenin içinden seçeceğimiz istisnalar olduğunu da unutmayalım. Evet AKP seçmeninin içinde kültürlü, tahsilli herhangi bir eğitim kurumuna bağlı olmada kendi kendisini geliştirebilmiş, parti politiksını araştırıp kendisine yakın bulmuş insanlar elbette vardır. Ama AKP bu ülkenin sosyal değil asosyal yüzüdür, bunu Tayyip Erdoğan da bilir, Abdullah Gül de. Bu çok iyi kullanılır, manipüle edilir ve hayatında hareket alanı, komşusunun bahçesinde yufka açmaktan ibaret olan ev kadınlarından başlayan, seçim günlerinde otobüslerle evlerden alınıp "ampüle bas dede ampüle" seçmenliği oynatılan yaşlılara kadar uzanan bir seçmen güruhuyla da desteklenir. Yanına son derece tehlikeli bir din simsarlığı da eklenerek.
















O gün stadyumdan yükselen tepki doğal, hazırlıksız, güdüsel ve daha da önemlisi sosyal bir tepkidir. Adnan Polat'ın dün akşam Kanaltürk ekranlarnda açıkladığı ve birçoğu kamu kurumlarına gitmiş olan 28.000 davetiye sahibinin arasında da bu tepkiye katılanlar vardır. Başbakanın söz konusu protestodan sonra stadyumu terketmesi bizi bağlamıyor, bağlayan protestoyu, eleştiriyi kaldıramayan yapısı ve yaptığı iyiliğin anılması sevdasına düşmesidir.Tayyip Erdoğan oraya övgü almaya ve "padişahım çok yaşa" lafları duymaya geldiğini daha stadyuma girer girmez, basına yaptığı "yol, kavşak, metro" açıklamaları ile belli etmiştir ve sonra aynen "bir daha gelmem" dediği tahminen tıpış tıpış gideceği Davos'taki gibi, mahallede topu kesilmiş, Kasımpaşalı çocuk edasıyla olay yerinden sıvışmıştır. Bu bizi şaşırtmıyor. Bürokrasi ve siyasi gücü elinde tutanlar, bu güce başkaldırıldığını görmeye dayanamazlar. Peki, bürokrat psikolojisi konusunda eğitim almaya gerek olmayan Galatasaray başkanı bunu bilmiyor mu?

Cumartesi gecesinin ortaya çıkardığı gerçek, Galatasaray'ın büyük taahhütler içine girdiği ve bu gebeliği 9 ayla atlatamayacağı. Zira Galatasaray başkanının düşünce kanallarını tıkayan başka bir şey var. Girişte bahsettiğimiz, devlet elli uyuşturucular değil, doğrudan o devletin kontrolüne girme. Dün Adnan Polat "Galatasaray 2-3 sene boyunca şampiyon olamayabilir, bu mu önemli yoksa stadyum inşaatı mı?" diye bir soru sordu. Elbette bu sorunun zaman ve mekandan bağımsız cevabı ikincisidir. Ama ne zaman ne mekan ne de o zaman ve mekanda yaşananlar ve sonrası, ikinci seçeneğe gidilmesini mümkün kılmıyor. Galatasaray, manevi (belli ki yüklü bir maddi) borcun altında. Üstelik bu borcun altına girileceği ve bunun toplulukların hoşuna gitmeyeceği bilinirken. Peki bu niye yapıldı? Onun cevabı, açılışa özel 175 TL'lik formadan ve her gün türeyen acaip kulüp ürünlerinde yatıyor. Galatasaray ekonomik olarak iyi durumda değil, önemli kaynakları elinin tersiyle itti ve kanuni bir gücün onu ittirmesine muhtaç. Chelsea'nin aldığı transfer yasağı, bu kadar vahim bir muhtaçlık değildir belirtelim.

Camiayı oluşturan insan topluluğuna sormadan bu tür bir yükün altına giren yönetimin, o gün o stadyumda, Galatasaray adını ayaklar altına alan, köşelerinde Galatasaray taraftarını nankörlükle, hatta daha da ileri giderek aile ilişkileriyle suçlayan güruha el pençe olması da bu derece sürpriz olmamalı. Tabii ortada net bir gerçek var. Bir kulüp başkanı, kendi taraftarını bu kadar kolay satmamalı. Tabii ki, o taraftar grubu da kendini bu kadar kolay sattırmamalı ve güdülmeye bu kadar istekli olmamalı. ultrAslan doğuşundan itibaren oluşumunu tasvip eden, destekleyen bir insan değilim. Arkasındaki felsefesi bir kenara, bugün o insan grubunun üyeleri benim kafamdaki Galatasaray taraftarına uymuyor. Son olayla da, bırakın Galatasaraylılığı, insanı insan yapan değerlerin bazılarından vazgeçtiklerini ve tahminen bazı rantlar uğruna yönetilmeye hazır olduklarını belgelediler. Sürpriz olmadı elbet. Kilometrelerce uzaktan, aynı isteği dile getiren Karabük taraftarı varken hem de....















Adnan Polat, Arda Turan, ultrAslan, İnan Kıraç, Abdürrahim Albayrak ya da 2 gündür konuşan herhangi bir kişi, başbakana minimum düzeyde bir üzgünlüğünü belirten açıklama yapabilirdi. Ama özür? Özür bir kusurun varlığını kabul etmeyi, kabullenmeyi sonra da hatanın itirafını gerektirir. Doğası gereği eylemi yapanın kendisinden gelmelidir. Kusur rücu edilemediği gibi, devir de alınamaz, dolayısıyla ortada bir mahkeme yoksa, müvekkil de yoktur. Galatasaray taraftarı adına kim, ne özür dilemişse beni değil kendisini temsil ediyordur. O "çok üzen" eylemi yapan kişiler de özür dileyenler değil, Adnan Polat'ın ifadesiyle 300-500 kişi olduğuna göre (sayın Polat sanırım stadyumun akustiğine övgü yolluyor, bu ifadeyle, 300 kişi bu sesi çıkarabildiğine göre) özür seçeneği o kişilerdedir. Bunun dışındaki özürler, dış kapının mandalından gelir. Öyle de olmuştur.

Peki şimdi ne olacak? Muhtemelen Polat yönetimi her başarısız sonuçta yoğun şekilde protesto edilmeye maruz kalacak. Ta ki beyaz bayrağı açana kadar. Protestocuların, televizyon kameraları ile tespit edilerek stadyuma sokulmamaları ve kombine iptali konusunda, hırsızın suçuna da değinmek lazım elbet. Türkiye'deki taraftar grupları yarattıkları Leviathan'ın cezasını çekiyorlar fena halde. Bugüne kadar kombine fiyatları, stadyum güvenlik uygulamaları, hijyen, ulaşım konularında her türlü rezilliği sineye çeken insanlar, bu gücün kendileri hakkında bu denli karar almalarına çanak tuttular. Eğer ortada dolaşan kombine iptallerinin aslı varsa, muhtemelen bunlar kombine sözleşmelerindeki "stadyum huzurunu bozma", "şiddete teşvik" gibi maddelere dayandırılacaktır. Uygulamadaki araç da meşhur, yeni "Futbolda Şiddet Yasası" olacak. Hani İtalyanların benzer uygulamalar için sokağa döküldüğü ama bizim yerimizde oturduğumuz yasa.

Galatasaray yönetimi hezeyan içerisinde bir troykaya binmiş gidiyor. Yanar halde hem de. Başkanı, Aslantepe protestocuları, Servet Çetin karşıtlarının ve U-17 kavgacılarının aynı kişiler olduğunu iddia edecek kadar gücünün kontrolünü kaybetmiş durumda. Bu gidişin 2 sonucu vardır. Ya iradeye bağlı çöküşü kabullenme ya da halkın yeni bir yöneticinin eline düşmesi. Her iki seçeneğin de çok uzak olduğunu düşünmüyorum....

Mustafa Denizli, Neuchatel zaferi sonrası, "hayatım boyunca Avrupa maçlarında kenarda bana korkuyla bakan hocalar gördüm, birinin bu düşünce devrimini yapması gerekiyordu" der....Galatasaray'ın artık düşünce devrimini geriye götürmüş, taraftarına ve burokrasiye korkuyla bakan bir başkanı var....23 senelik gelişimin geçtiği duraklardan birisi bu olmamalıydı.

33 yorum:

Cthulhu dedi ki...

yazdığın herşeyi onaylıyorum. sen ve senin gibilerden güzel yazılar okuyorum. umutlanıyorum. galatasaray'daki sorunun temeli asla sadece adnan polat değil.

fakat, chp'nin de dediği gibi, "yalakalığı abartması"'nın sebebi sanırım sadece galatasaray'ın çıkarları değil, ileride alabileceği ihaleler.

thieboudienne dedi ki...

bu ülkede baskının-katliamın-istibdadın alasını ittihatçılar ve onların devamı kemalistler yapmışlardır.

ittihatçılar milyondan fazla ermeniyi katletti.

mustafa kemal bu ülkede hala sayısı bilinmeyen dersimli öldürttü. gazla boğdurttu. başlarına bomba yağdırttı.

insanların kafataslarını ölçtürttü. kim türk kim değil tarzı tam faşizan "araştırmalar" yaptırdı.

kendi münasip gördüğü kılık kıyafeti giymeyi reddedenleri astırdı, hapislerde çürüttü.

kendi tespit ettiği dili konuşmayanları darağacına gönderdi.

ülkede yüzyıllarca kimsenin sesini çıkarmadığı ezanı kafasına göre, halktan öyle bir talep gelmediği halde, türkçeye çevirtti.

gayrımüslimlerin mallarını müsadere ettirdi; adamları kapıkuluna çevirdi.

zaten kapıkulluğuna alışık bir halkı daha da beter hizmetkar etti.

partisi, elitist bir zihniyetle yola devam etti.

ülkeyi sağ sol olarak birbirine kırdıran, kürtleri ezen de onlar ve onların sağ cenahtaki izdüşümleriydi.

tayyibin yaptığı ya da yaptığı iddia edilen baskı, bugün baskı yapılıyor, hayat tarzımıza saldırılıyor diye bağıran kitlenin 100 yildir yaptığının yanında sıfırdır.

sosyoloji ve tarihi gerçeklere uymadığını düşünüyorum yazdıklarınızın.

Adsız dedi ki...

"..manipüle edilir ve hayatında hareket alanı, komşusunun bahçesinde yufka açmaktan ibaret olan ev kadınlarından başlayan, seçim günlerinde otobüslerle evlerden alınıp "ampüle bas dede ampüle" seçmenliği oynatılan yaşlılara kadar uzanan bir seçmen güruhuyla!!! da desteklenir. Yanına son derece tehlikeli bir din simsarlığı da eklenerek."

muktedire duyulan öfkenin haklı sebepleri var ve meşru zeminde o tepkiyi gösterenlerin tamamının yanındayım.
ancak yukarıdaki alıntıda bahsettiğiniz, güruh olarak nitelendirdiğiniz insanları anlamayıp, ellerindeki yegane seçeneğe alternatif oluşturamayanları değil de iktidara bu denli pervasız davranma cesaretini veren -ki buna mecbur edilmeleri de kendi kabahatleri değil- insanları hala imalar ile cahil, yoz ve basiretsiz ilan etmek çözüme pek de katkı sunmasa gerek.

UGUR BEKTAS dedi ki...

Ellerine sağlık ...

Flying Dutchman dedi ki...

@thieboudinne

konuyu neden Kemalistlere veya Ataturke getirdin bilemiyorum, zira yazilanlarla alakasi yok ama sanirim otomatik karsi kutup tepkisi verilmis gereksiz yere. Ama dedigim gibi 15 Ocak gecesi olanlarin o donemle ne alakasi var cozemedim.

Kaldi ki soylediklerin ayri bir tartisma konusu, o tartisilir ayri da herhangi bir baski rejiminin digerinden daha "katbekat" etkili olmasi digerini mesrulastirmaz, baski rejimi baski rejimidir...

Jamini dedi ki...

güzel bir yazi olmus.yalniz bir konuyu merak ettim.sana bir karabüklü olarak soruyorum

"karabüklülerin istegi nedir ?

Ahmet dedi ki...

lafı kemalizem filan getiriyorum çünkü türkiyede islami bir iktidarın varlığında avazı çıktığınca diye baskıdan bahsedenler bu kesimden. otomatik bir tepki vermiş olabilirim.

baskı yapıyor hükümet ama bugün baskı var diye bağıran kesim hala baskının alasını yapıyor, ve geçmişte de yaptı. zaten ülkede hakim olan zihni yapıyı büyük oranda bu adamlar yarattı ve besledi.

yani tayyibi ve onun gibi adamları da kemalistler üretti. kürtçüleri de, ülkücüleri de ürettikleri gibi...

ülkede demokratik tepki vermeyen bir başbakan, darbeci askerler, postalcı halk vs varsa bunun başlıca müsebbibi insanları onyıllarca bu sistemle yönetip bunun adına çağdaşlık diyenlerdir.

olay bece bundan ibarettir.

metinist dedi ki...

Merhaba,

Acaba Adnan Polat'ın kraldan çok kralcılık yapmasında geçmişinde CHP'den İstanbul adayı olması ve Sayın Kılıçdaroğlu gibi alevi kökenli olmasının etkisi var mıdır? Çünkü hatırlıyorum Fatih Terim Fiorentina'nın başındayken bir Türk hakemi hasız yere Fathi hocayı kraldan çok kralcılık yaparak saha dışına atmıştı ve bir penaltısını vermeyerek elenmesine sebep olmuştu. Haytta en sevmediğim şey ırkçılık ve dinsel ayrımcılık kusura bakmayın ama AdnanPolat'ın niçin böyle bir yol seçtiğini anlayamıyorum. Kişisel iş çıkarları dersek GS üyelerinin buna pabuç bırakmayacağını bilmeyecek kadar eğitimsiz midir?

Yürüyedur dedi ki...

Ağzına sağlık..Aslantepe'de Galatasaray camiasına sözümona ayar vermek kimsenin haddine değildir!!! Bir güzel Galatasaray'lı demişki: Rahmetli Özhan Canaydın başkanın eşinin bir damla gözyaşı bin Erdoğan Bayraktar'dan daha önemlidir..

Adsız dedi ki...

Ben de yazının şu kısmına takıldım: ... düşünen kesime hitap etmiyor.

Bense tam tersini düşünüyorum: 10 gün önce arkadaşın zorla götürdüğü Ankara'da bir mekanda, minili 3 kız "ya bu cahil halkı 1 torba kömürle kandırıyorlar, bence biz 2 torba verip satın almalıyız" sözleri karşısında "bakın pufidikler devlet vatandaşının oyunu satın almaz, aslolan özgürlüktür, devlet vatandaşına ideoloji de empoze etmez, o çok öykündüğünüz batıda işler böyle yürümez" dediğim zaman hayran hayran yüzüme bakıyorlardı.

3 ü de üniversite mezunu ve biri uzunca süre Londra da yaşamış bu hatunlar malesef senin kastettiğin "düşünen, sorgulayan ve araştıran kesim" oluyor zannımca.

Ciciler geçen hafta sonu tekrar çağırdılar. İşim olduğu için siz bu hafta biraz düşünün (malum düşünen kesim), biraz da yılmaz özdil okuyup zihninizi açın haftaya derse devam edeceğim dedim.

Bu hafta biraz da Mill den Hayek ten bahsediyim de uzaylı gibi baksın bana düşünen kesim.

İçlerinden Cansu olanı gözlerime dalarak o kadar çok düşünüyor ki bazen tuş olabileceğim geliyor aklıma.

flyby

emir.z dedi ki...

iki gün önce vuku bulan bir olay hakkındaki genel geçer yargıları aşmaya çalışıyorsunuz. eyvallah.. düşünsel olarak saygın bir mesai..
ancak garip olan şu ki; basmakalıp genellemeleri aşmaya çalışırken, yazınızın ana fikrini kısa bir genelleme olarak ifade ediyorsunuz: ''O insanlar basitçe Recep Tayyip Erdoğan'ı sevmiyordu.''
ardından bir başka genellemeyle devam ediyorsunuz ki o hiç yenilir yutulur gibi değil: ''Recep Tayyip Erdoğan ve yarattığı partisi, Türkiye'deki sorgulayan, araştıran, düşünen kesime hitap etmiyor bunu kabul edelim''
vay vay vayy...
ve tabii son darbe-i kebiri şu cümleyle vuruyorsunuz: ''AKP bu ülkenin sosyal değil asosyal yüzüdür.''
sevgili yazar, kalbinizden geçen âteşin hisleri, nesnel gerçekler gibi sunduğunuz izlenimi uyandırdınız nedense bende...
güzelim entelektüel perçinleriniz dahi kurtarmıyor bu hâli..
yahu siz peter pan'ın masal ülkesinde mi yaşıyorsunuz allah aşkına? nederland'da değil neverland'da uçuyor olmayasınız?
biraz daha nesnel gözlemler yapmanızı salık veririm.
son olarak -size nisbet kabul etmezseniz- ben de bir genelleme yapmak istiyorum: ''düşünce olarak ifade ettiğimiz şeyler genellikle katran karası hınçlarımız, içimizde büyüttüğümüz nefrettir... üstüne yapışmış duygularımızı tel tel ayırmadan güvenilir fikirlere sahip olamayız...''

manu dedi ki...

CHP Grup Başkanvekili Muharrem İnce, “protestocuları tek tek tespit edip stada sokmayacağız” diyen Galatasaray Spor Kulübü Başkanı Adnan Polat hakkında “yağcılık sınırlarını zorluyor” açıklamasını yaptı.

CHP Grup Başkanvekili Muharrem İnce, Galatasaray’ın yeni stadyumunda Başbakan Erdoğan ve diğer AKP’lilere yönelik protestoya ilişkin, geçmişte Fenerbahçe seyircisinin Mesut Yılmaz’ı protesto ettiğini, Necmettin Erbakan’ın da seyirci tarafından protesto edildiğini, bunların stadyumlarda olağan şeyler olduğunu söyledi.

İnce, şunları söyledi:

"Çakmak, bozuk para atmamış, küfür etmemiş, bir tepki göstermişler. Stadyumlarda tepki gösterilir, bunu anlamak lazım. Bunun cevabını Sibel Can veriyor, bir şarkısı var ya ’kimse şah değil, padişah değil’ diye. Başbakan kendisini padişah zannettiği için en son imparatorluğunun haritalarını, ’muhteşem Recep’ versiyonu olarak açıkladı. Bunlar olabilir, anlamak lazım. Asıl anlayamadığım; ’bak görürsünüz size ne yapacağız...’ Adnan Polat da yağcılık sınırlarını zorluyor, tek tek tespit edip, stadyuma sokmayacakmış. Sen kimsin? İnsanlar protesto ederler, bizi de edebilirler, biz protesto edilmiyor muyuz zannediyorsunuz. Biz de zaman zaman bu tür durumlarla karşılaşıyoruz. Siyasetçi bu tür durumlara alışık olmalı. ’Bir Allah kuruş Galatasaray’ın parası yokmuş’ deniliyor. 300 milyon dolar TOKİ’nin kasasına nereden girdi? Dolar olunca mı Allah kuruşu diye gördü. Stadyumlarda kitlesel tepkiler her zaman olabilir, her siyasetçinin başına gelebilir. Anlayışlı olmak, tehdit etmemek, yağcılık sınırlarını zorlamamak lazım."

İnce, bazı bakanların, "Galatasaraylılıklarını askıya aldıklarına" yönelik açıklamalarının sorulmasına, "Ben Fenerbahçeliyim. Galatasaraylı
olsaydım çok mutlu olurdum" karşılığını verdi.

Adsız dedi ki...

yazin tek kelimeyle mukemmel. sadece bir bolumunu kusurlu buldum. akp nin tabani asosyal olan. kulturlu insanlarin sevmedigi kismi. burada bir yanlisin var. akpnin yeterli oradan elit ve kulturel destekcisi var. bir elin parmaklarindan bir hayli fazla. o dedeler ve ev hanimlari ise sadece akpyi destekliyor. oy fazlaligi burada geliyor. evet chp'nin orantisal olarak fazla olabilir ama sayi bazinda ayni. bi ali nesin, bi cemil ipekci (siz istediginiz kadar ibne diyin) bi teoman, bi sezen aksu, bi serap yazici, bi ergun ozbudun, bi toktamis ates, bi kadir inanir, bi hakan sukur, bi hamza yerlikaya, bi ekrem dumanli, bi tamer korkmaz, bi ahmet turan alkan, bi ahmet altan, bi mehmet barlas, bi umit meric, bi hasan celal guzel, bi hasan cemal, bi eyup can, bi elif safak, bi ihsan oktay anar, bi murat mentes, bi ediz hun,bi lale mansur... bilmiyorum daha saymam gerekiyor mu yeterli ornekler icin? yukarida insanlar kendi alanlarinda hep bi yerlere gelmis insanlar. sevmek ayri basarilarini kabullenmek ayri. bunlar ve daha fazlasi. bir elin parmaklarini fazlasiyla geciyor. neyse ama bu demek degil ki stadda yasananlar kotuydu. ben sadece o asosyal kisma takildim o kadar. kolay gelsin.

Deterministic dedi ki...

soru şu:
-staddaki aynı kitle-
farklı bir eğlence, farklı bir sunumda, farklı bir coşku ile başbakanı alkışlamaz mıydı ?

bence alkışlardı.

o yüzden çok sosyolojik-tarihsel-yorumlara girmeye gerek yok.

Gorky dedi ki...

eline sağlık kardeşim, protokol ve nezaket çerçevesinde bir kaç laf etmek yerine el pençe divan durup sayfalarca özür dileyen, taraftarına kahpe, beyinsiz diyen yaratıklara bir kelime laf etmeyen,koskoca bir kulübün haysiyetini bundan 20-30 yıl sonra toprak altında çürüyüp gidecek, siyasi görüşü, gücü, anlayışı ne olursa olsun, adam müsvettelerinin ayakları altına aldıran adama değil yönetici insan bile denmez..

algon dedi ki...

Adsiz - flyby

Vay be! Kızlara kendini hayran hayran dinlettigine göre oldukça bilge biri olmalısın!

He canım devlet zaten sen öyle deyince yapmıyor dediklerini.. Tobe tobe..

a95 dedi ki...

eline sağlık.
çözümleme tam olmuş.
kanat atkaya nın bugün kü yazısını da okursanız tam olacaktır.

Shareef dedi ki...

Çok açık görülüyor ki bu yazıyı yazan ve buraya yorum bırakan bir çok kişinin eline iktidar olanağı geçse Tayyip Erdoğan'a rahmet okutacak baskıcılıkta.. Bu bloğu her zaman takip ediyorum ve biliyorum ki zaman zaman yazılarda yorumlarda ırkçılığın bir gizli yüzünden bahsedildi. Ama bunları burada yazan bu blog yazarları papağan gibi bunları sadece okuyup yazmış.. Öyle olmasa yaşlı amca ampule bas, yufka açan ev kadını hadi bunlar neyse bile desek de

"20-30 yıl sonra toprak altında çürüyüp gidecek, siyasi görüşü, gücü, anlayışı ne olursa olsun, adam müsvettelerinin ayakları altına aldıran adama değil yönetici insan bile denmez.." Buna diyemiyoruz. Bu düpedüz ırkçılıktır, muhtemelen kendini solda tarif eden bu arkadaş yer yer faşizan olduğunu lütfen aklından çıkarmasın..

Bunları söyledikten sonra benim fikrimde sorulacak olabilir 33 yıllık hayatında oy kullanmamış ve genel olarak hiçbir partiyi desteklemeyen bir insan olarak söyleyebilirim ki yazınız güzel olmuş.. :D Ama lütfen dikkatli olun sizin anneniz yufka açmamış olabilir fakat benim ki açıyor..

batu dedi ki...

elinize sağlık, ana medyada yer bulmayan cümleleri sosyal medyada okuyor olmak epey zihin açıcı oluyor.

Adsız dedi ki...

bırakın bu stad olayını sırf hakan şükür efendi ile kapıştıklarından beri adnan polat ın şirketlerini didik didik ediyor maliye..

adnan polat ı savunmakla bunu belirtmem arasında kalın bir çizgi var.

bu herifler çok güçlü ne yazık ki ve çok tehlikeli. değil galatasaray ı, ailesini satsa kızamayacak durumdayım insanlara.

o kemalistler bikbikbik edebiyatı yapanlar esas bunları öğrensinler. tarihte gelmedi böyle bi canavar.

Hamza dedi ki...

Galtasaray Spor Kulübü'nü ve Galatasaray taraftarını bu hale getiren kişiler maalesef şu anda hayatta değil.
Allah rahmet eylesin...
Stadı yapamaz hale getiren, takımı ve taraftarı dağbaşlarına götürüp, kulübü dolandırtıp sonunda hükümetin kucağına oturtan rahmetli Özhan Canaydın'dır.
Zamanında Özhan Abi ne eylerse güzel eyler doğru eyler diyen kulüp üyeleri en az şimdiki başkan Adnan Polat kadar suçludur.
Taraftar kısmında ise tribünleri tek tipleştirmek için elinden geleni ardına koymayan ve aynı kulüp yönetimindeki zihniyetle her şeyin doğrusunu ultraslan bilir, abileriniz reisler doğrusunu düşünür diyerek taraftarı kulübün kucağına oturtan da rahmetli Alpaslan Dikmen'dir.
Olayın hükümetin baskı rejimi, propaganda kısmından ziyade Galatasaray camiasının önce bu gerçeklerle yüzleşmesi gerekiyor bence.
Günün moda karakteri dayının dediği gibi'' Mesele kucağa oturduktan sonra bişeyler batınca bağırmak değil yeğen, mesele kucağa oturmamak...''

Falagar dedi ki...

Fylby,

23:34 yorumuna hitaben,Harbiden pufidikler dedin mi o kızlara ?Dedinse hem bombaymış hem de cuk oturmuş.

Falagar dedi ki...

emir.z,

''nederland'da değil neverland'da uçuyor olmayasınız?''

Ciddiyetle yorumunu okuyan herkesi bu noktadan sonra soğuttun herhalde.Yorumun güzel yine de.Alınmazsın umarım =)).

Flying Dutchman dedi ki...

Burasi bir blog, kisisel gorusleri icerdigi gibi sosyal bilimlerde nesnel gorus olamaz, imkani da yoktur.

Aynen bu yaziya yapilan tum yorumlar gibi

AKP secmeninin profilindeki istisnalari zaten yazida belirttim ayni paralelde gorusler de zaten var


emir z. yazdigin seylerin bircoguna katilmiyorum ama sirf neverland esprisinin kalitesi yuzunden cevapsiz birakiyorum :)

onurkarakose dedi ki...

ortam senlenmis :)

sirasiyla;

1) flying dutchman; hani insan cok sevdigi bir buyugu ikinci babasi olarak gorurya; bende sana 'kardesim' diyebilir miyim?

2) adnan polat; israil ozur dilemedi, talabani ozur dilemedi, rasmussen ozur dilemedi, simon peres ozur dilemedi, abd (cuval olayinda) ozur dilemedi, hatta osman baytekin hassiktir cekti ama o, 'ondan' ve dalkavuklarindan ozur diliyor.. degisik isler..

3) gelelim benim icin asil konuya; kemalizm.. bu arkadaslardan cok var, olayi ne yapip ne ediyor kemalizme, elitizme, ittihatcilara, kisacasi modern turkiyenin direklerine getiriyorlar.. her laflari bu direklere cikiyor.. direklerden cok mu hoslaniyorlar, farkli bir amaclari mi var bilemiyorum ama tek bildigim sunlar;

herkesin anlamasi acisindan olabildigi kadar yalin ve basit anlatacagim.

kemalizm bir ideoloji midir; evet. peki nedir bu ideolojinin dayanaklari ve/veya amaclari? akliniza hemen o 'direkler' geliyor degil mi?

elitizm.. elitistmis onlar.. elitizm nedir, bilen var mi? peki, hilafeti kim kaldirdi, onu biliyor musunuz? saka gibisiniz be.. ortaogretim ogrencileri vardir, en on siralarda oturan.. bir sey duyarlar, her iki cumlede bir onu kullanirlar, anlamini bilmeden..

dersim, kafatasi olcme, gayrimuslimler, ezan mezan.. daha bunlar var.. nasil isler anlamiyorum.. tuhaf hadiseler.. bir insan soz konusu yazisindaki kisi veya (benim de dahil oldugum) grubu elestirmek icin boylesine mi aciz kalir.. gercek mi, ruya mi, alkollu mudur, hapli midir, ne denli agir bir travmadir belli degil.. egzantirik durumlar..

ne pis adamlarmis be bu kemalistler. nurnberg mahkemelerinde yargilayalim yahu bu kemalistleri, bu garibanlara neler cektirmisler neler.. vah, vah, vah.. kurtleri de asagilamislar, sag-sol kavgalarini da onlar cikarmis.. alengirli meseleler..

enteresan durumlar bunlar.. kemalizm, turbana ozgurluk, tek parti, ezan turkce okunmasin bidibidilarinin yanina bir de en iyi bildikleri sey olan fasizmi getiriyorlar ya bu noktadan sonra benim contalar atiyor.. iyisi mi, tutmayalim kucuk enisteleri..

Adam dedi ki...

Galatasaraylıları anlamakta zorlanıyorum. Resmen bedava stat sahibi olup, sonra da "aman ne minnet edeyim" demek garip değil mi? ASY üzerindeki tüm hakları kaybetmişsiniz, Seyrantepe üzerinde hakları kaybetmişsiniz. Hala neyi savunuyorsunuz anlamış değilim.

ASY arasizini verdik iddasında olanlara :

http://www.dipnot.tv/3799/-Basmufettis-sordu-Sami-Yen%E2%80%99de-isgalci-konumdaki-kulube-neden-stat-yaptiniz.aspx

Gorky dedi ki...

@Shareef

Yorumun neresinden ırkçılık, faşistlik çıkardın bir anlatsana lütfen. Aynı yaşlardayız. Normal şartlarda sen de, ben de 30-40 yıl sonra toprak altında çürüyüp gideceğiz. Kendi değerlerine hakaret eden, posta koyan insanlara ve yancılarına tepki gösterilmemesi seni rahatsız etmezse, o senin kendi liberalliğin olur, benim ırkçılığım ya da faşistliğim değil.

Demokratik hakkını kullanan insanlara şerefsiz, beyinsiz diye küfür edenler faşist değil, bunlara tepki göstermeyip "zaten 300-500 kişiler, kafalarını ezeceğiz" diyenler faşist değil, biz faşistiz ha, ne ala memleket.

Ayrıca meraklanma FD'yi bilmem ama benim iktidarımda baskı olmayacak, isteyen herkes rahatça sevişebilecek, aynı ırktan hatta aynı türden olmaları bile gerekmeyecek..

CaRtMaNtR dedi ki...

Şu bedava stad yapıldı iddiasındaki cahil yada anlamazdan gelen arkadaşlara iki madde halinde durumu açıklamak lazım

1) Galatasaray mal sahibi olmasada kullanım hakkı elinde uzun bir süre daha bulunan staddaki tüm haklarından feragat etti. Bu sayede stad arazisi 1 milyon tl'ye ihale edildi.

2) Seyrantepe'de TOKİ'ye Galatasaray'a ait 240 dönüm arazi hibe edildi karşılığında 120 dönümlük araziye Arena inşa edildi. TOKİ söz konusu arazide yapacağı konutlardan yaklaşın (eksiği yok fazlası var) 1 milyon tl gelir elde edecek.

Hayır hala bedavaya stad diyen insan var ben bunu anlamıyorum. Ya okumak zorumuza gidiyor yada anlamak.

Fart Maul dedi ki...

Yazdıklarının tamamını okumadım.Doğru ve etkileyici tespitler olabilir. Yorumları da okumadım, belki aşağıda yazacaklarıma benzer şeyler ifade edilmiştir.
Sadece diyeceğim odur ki; Ajax'ı bile refleks olarak ıslıklamaya güdülenmiş bir güruhun protesto ve/veya siyasi bilincinin bu kadar uzun bir yazıya -hatta benimki kadar uzun bir yoruma dahi- değmeyeceğini düşünüyorum...
Güruh kendine yakışanı yapmıştır, başbakan kendine yakışan tepkiyi vermiştir... GS yönetimi kendine yakışan basiretsizliği göstermiştir.. Geri kalan herkes de her popüler olgu gibi buna atlamıştır... Bir zaman sonra ortalık Türkiş stayla bir şekilde durulacaktır...

Eray Güleryüz dedi ki...

"bireysel olarak eyleme dökemediği düşüncelerini, grup haline geldiğinde genelde şiddet eylemi olarak ortaya çıkarır" harika bi cümle.

güdülmeye gebe diğer bi kulübümüz de bursaspor :

http://tarator16.blogspot.com/2011/01/hayirli-olsun-insallah.html

Eray Güleryüz dedi ki...

Stadını kendin yap, yapamıyorsan da olduğun yerde kal ki kimseye boyun eğmek zorunda kalmayasın.

Adsız dedi ki...

Yuh demek bile yasak oldu memlekette. YUUUUUUUUUUUUUUHHHH sayın BAŞBAKAN YUUUUUUUUUUUUUUUHHHH. çok güzel yazı elinize beyninize sağlık.
YUHaladık diye internete giriş iznimizi elimizden almazlar inşallah, webcamden fln görünüyorumdur umarım.

Sekhranikos dedi ki...

Bir başbakanın yuhalanması doğru değidir ama normaldir ve anlaşılabilir, başbakanın bir çalışanın onu koruma amaçlı konuşması doğru değildir ama normaldir ve anlaşılabilir, kulüp başkanının anlaşması henuz yapılmamış bir stad için korkarak veya isteyerek başbakandan yana tavır alması doğru değildir ama normaldir ve anlaşılabilir!

Lakin özgür olduğu iddiasında olan başbakanı korku ve baskı rejimi yaratmakla suçlayan blog yazarı bir gencin kendi fikrine uymayan %47 yi üstü kapalı -çokda kapalı değil- asosyallikle suçlaması, Cumhuriyet tarihi boyunca yapılan bunca baskı yokmuş gibi sadece RTE ye döşenmesi, kendi ideolojisinden olmayan kesime hodbince saldırırken benzer objektifliği kendi fikrinden insanlar için gösteremiyor olması doğruda değildir, normalde değildir anlaşılabilir de değildir.

Yaşım 35 oldu ve özgürlük iddiasında ki insanların aslında diktatorya yanlılarından daha baskıcı daha sinsi olduklarını görüyorum. 35 senede özgürlükten yana bir tek siyasi iktidar görmedim! İktidar olmak isteyen birinin özgürlük yanlısı olması mümkün değildir zaten kelime itibarı ile özgürlüğe uygun değildir. Buna sadece bu günkü şahıslar değil tarih boyunca iktidar olma hevesi gütmüş herkes dahildir!

RTE ye döşenmek kişiyi elit, akıllı, zeki, entellektüel, karakterli, sosyal yapmaz! Kişi önce bu sıfatları edinir sonra RTE ye döşenir. Bloglarda gördüğüm faşizmi ben QTM de bile görmedim henuz. Bence aynaya bakma zamanınız gelmiş. Oturun ne kadar özgürlüğe müsait olduğunuzu kontrol edin. Sonra oturun RTE den daha iyilerine layıkmısınız onu düşünün.

İslami kültürle yetişmiş biri olarak sizlere bir nasihatim olsun. Allah açıkca davrnışlarınız değişmez ise yönetiminiz değişmez diyor! Allah Rahmandır ve herkese merhametlidir. Haliyle Bu RTE her şart altında rahmettir. gerisini siz düşünün. Daha iyi olun daha iyileri gelsin. Daha özgür zihinli olun özgürlük yanlıları gelsin, dürüst olun dürüstler gelsin, iki yüzlü olmayın iki yüzlü olmayanlar gelsin, çalmayın çalmayanlar gelsin, yalan sözylemeyin yalan söylemeyenler gelsin.

Yok derseniz ki ben her haltı yerim ama başıma süpermen gelsin o zaman oturun soluklanın derim.

uzun oldu kusura bakmayın:)