13 Nisan 2011 Çarşamba

TOP 10 ÖĞRENCİ YURDU KLİŞESİ



















Beytepe'nin "zengin öğrenci yurdu muhiti" Öğrenci Evleri'nin nesilden nesile aktarılan efsanelerinden birisidir. Söz konusu evlerde kalan gençlerden birisi odasına bir kızı alır, çift ateşli biçimde sevişmeye başlar ama o kadar çok gürültü yaparlar ki, binanın diğer sakinleri bundan şikayetçi olur. Bunun üzerine binanın güvenlik görevlisine şikayete gidilir. Görevli çiftin odasının kapısını çalar, gence kapıyı açtığında "ya kusura bakmayın ama şikayet var, biraz yavaş sevişir misiniz?" der. İstikrarlı olarak 4 yıl boyunca duyduğum bir espri olmuştur bu. Hatta söz konusu oda G Blok'ta olduğundan bir süre G Blok'a G Point de dendiği olmuştur. Ömrü hayatımda bu kadar kolay biçimde sosyal gözlem yapacağınız, insanları tanıyabileceğiniz bir mekan çok az gelir insan hayatına. Benim başıma zaten 2 kez geldi. Biisi askerlik, diğeri de öğrenci yurdu. Tabii benimkiler Hacettepe Üniversitesi Beytepe Kampüsü öğrenci yurtlarından mütevellit. 2 öğretim yılı boyunca bana ev sahipliği yapmış bu efsane mekan aşağıdaki yazının da ilham kaynağıdır, dolayısıyla "bu bizde yoktu yaaa" diyebilirsiniz...

1-Yurt Şakası: Bir gün dersten geldim, bizim yurda 2 gün önce gelmiş (hafiften saftirik) oda arkadaşı yatağı sırtlamış gidiyor. Dedim "oğlum nereye gidiyosun?", cevap "ya sorma yatağı mühürletmeye gidiyorum rektörlüğe". Bir yatağa baktım bir bunun suratına, "ha tamam doğru rektörlüğe" dedim geçtim içeri. Baktım gidiyor "gel la buraya gel" dedim Behzat Ç. edasıyla. Bizim odanın elemanları bunu kandırmış "yatağı rektörlükte mühürleteceksin" diye. Aynı elemanı 1 hafta önce "banyoya girmek için yurt müdüründen izin kağıdı alman lazım" diye yemişlerdi. Yurda yeni girenlere yapılan şakalar ünlüdür. Bunların en ünlüleri, yatağa un döküp uyuşturucu olarak kandırmak, ranzanın üstünde yatan aceminin altındaki yatakta gece yarısından sonra oda arkadaşlarının seks yapıyor rolü oynaması, yurdun reisinin odaya gelip el öptürmesi vb örneklerdir. Bir gün yine odaya geldim, benim yatakta çarşaf, battaniye, yastık ne varsa gitmiş. Beni yiyor bizimkiler sandım, hiç istifimi bozmadım. Binbir yeminle beni idareye gönderdiler, meğer cidden müdüriyet benim eşyalara el koymuş kayıttan farklı odada kalıyorum diye...denyolar

2-Nightwatch: Öğrenci yurtlarında yurda son giriş saati 00:00'dır. O saat geçildiğinde görevli kapıyı kapatır, 5-10 dakikaya müsamaha gösterir ama sonra geldiniz mi kapıyı açmaz, zaten duymaz da. İstanbul'u bilemem ama Ankara'da Eylül-Mayıs arası geceyi dışarıda kampüsün çimlerinde geçirirseniz götünüz donar. Bu yüzden yapılması gereken pencerelerden içeri dalmaktır. İşte burada Beytepe öğrenci yurdunun o yıllardaki mimarisi gereği, kızların kaldığı odalardan birisi binanın çatısına açılmaktadır. Çatıya tırmanılır, söz konusu odaya girilir, ardından da kız yurdundan erkek yurduna geçilir. Ama her yıl o odada kalan kızların da canına tak eder. Son giriş saatine yetişmek için kampüse giden son otobüs genelde en kalabalık otobüstür. Sıhhiye köprüsüne gidilir, kuyruk Ulus'a kadar uzamıştır (oha), Ikarus otobüsle Eskişehir Yolu'nda yarım saat geçirilir.

3-Nikola Tesla ve Mahdumları: Her yurdun değişmez aksesuarları, öğrencilerin dışarıdan getirdikleri elektrikli alet edevatın bir şekilde kaçak olarak odaya sokulması ve yararlanılmasıdır. Burada Nikola Tesla'yı bile kıskandıracak bir düzenek uygulanır. Aletten çıkan fişin başı kesilir (zira odada priz yoktur), kablolar odada fiş olmadığından kaloriferin girişlerinden birine sokulur ve elektrik kullanılır. Zaman zaman o kablo kalorifere girip çıkarken elektrik çarpıp salçalı makarna yolunda revire düşen çok adam olmuştur. Bu kaçak üretimin zirve anı bir odaya taşınmış olan ve gözlerimle gördüğüm bilgisayardır. Eleman ta İstanbul'dan bilgisayarını odaya getirip dolabının içine döşemişti de oda her gece Küçükyalı Atari Salonu'na dönmüştü. Genelde hafta içi herkes dersteyken odalara baskın yapılır, ocaklar toplanır. Odada yemek yapma aktivitesi son bulur. Maltepe pazarı'ndan gidip bir ocak daha alınır.

4-Gordon Ramsay'le Yumurtalı Patates: 3 numaradaki elektrik kaçakçılığının sebebi her yurdun mutfağında bulunan (mutfak dediysek 500 tane adam için 10 metrekarelik oda) ama kullanılmaz hale gelen mutfak araçlarıdır. Bu araçlar genelde birkaç tane 2'li ocak ve su ısıtıcısından oluşur. Ama ocağın açma kapama düğmelerini anında bozan, su ısıtıcısında da süt ısıtarak aletin dimağını karartan arkadaşlar yüzünden mutfak deaktive olur. Odada korsanlık yapmak tek çaredir. Yurt mutfaklarının değişmez yemekleri (tümü genelde saplardan oluştuğundan) makarna ve yumurtalı patatestir. Sonra bu yumurtalı patates ne zaman muhafazakar kesimin resmi yemeği oldu orayı kaçırdım. Biz sağcısı solcusu demeden buna yamulurduk lan. 4 patates 3 tane de yumurta, günde 1 milyona karnımız doyardı. Hatta bizim Osmaniyeli İsmail vardı kulakları çınlasın adam bugün Masterchef'e katılsın sırf bu yemekle efsane olur.

5-Pencere önü buzdolabı: Eğer soğuk memleketlerdeki üniversitelerin yurdunda kalıyorsanız kış aylarında derin dondurucu ihtiyacı pencere önü ile giderilir. Yapılması gereken memleketten gelen tereyağı, çökelek, zeytin, turşu, pastırma, sucuk, pestil ve bilumum maddeyi camın önüne koymak ve ardından sabahı beklemektir. Bir Ankara sabahı camın önünde kalmış Dimes Vişne Suyu'nun içinden küp küp kırmızı buzların döküldüğünü bilirim meyve suyu yerine. Yine bizim İsmail'in Osmaniye'den getirttiği yaklaşık 1 teneke tereyağı 2001-03 yılları arasında bozulmadan muhafaza edilmiş, aşağı yukarı 15 kişiyi doyurmuştur.




















6-Beyaz Perde'de Bu Hafta: Pazar gecesi, yurdun TV Odası'nda onlarca genç toplanmış Galatasaray'ın ligin tozunu atmasını izlemektedir (anlattığım yıllar 1998-2000 dönemine denk gelir). Derken içeriye Beytepe Öğrenci Cephesi'nden sanatın ve sanatçının dostu bir yoldaş girer. Yahudi katliamını anlatan, Alman faşizmini lanetleyen Schindler's List filmini izlememiz gerektiğini iddia eder ve hatta işkembeden "ya beyler dünyanın gelmiş geçmiş en iyi filmi ya" gazını da verir. Ama nafile...O odun kitle (ben de varım) Hakan Şükür'ü, Ümit Davala'yı, Suat Kaya'yı izlemek istemektedir. Bizim yoldaş oylama kararı alır. Tabii oylamayı kaybeder, ardından da "bana ne ya ben filmi izliycem" der, ardından da kavga çıkar. Yoldaş odadan kovulur. Bir de ne zaman salona girilse orada olan, 24 saat televizyon izlediğinden şüphelendiğim bazı adamlar vardır ki bunlar apayrı bir yazı konusudur.

7-Neo-Liberalizmin askerleri: Yurt demek baba ocağından ayrı olmak demek, ekonomik sıkıntı demek, ATM'lerin en iyi arkadaşınız olması demek. Böyle olunca da ekmeğini yurttan çıkaran çok adam olurdu. Bunların en yaygın olanı, yurt merdivenlerinde soğuk sandviç yaparak satmaktır ki gece yemekhane ve kantinin kapanışının ardından birçok gencin yardımına yetişildiği andır. Bunun dışında walkman, discman, cd, kitap, kaset yurt ortamlarında en fazla rağbet gören eşyalardır. Hatta Aiwa marka ilk dijital walkmanimi de bu vesile ile "yurt içinden" aldığımı belirlemek isterim. Bu satış işlemi genelde koridora "az kullanılmış walkman, 25 lira, fiyatta konuşuruz" türünden bir ilan asılması, alacaklının yanında bu işten anlayan biriyle söz konusu odaya seğirtmesi ve satış sonrası "hazır geldiniz bi çay için" diye gecenin çayla bitirilmesidir.

8-Çakma Edukators: Öğrenci yurtlarının değişmez olaylarından birisi de siyasi görüşün ağırılığına göre, yurdun ağır toplarının oda ziyaretleri ve akabinde gelişen olaylardır. Genelde sağ görüş hakimse "reis", sol görüş hakimse "yoldaş" (hatta bunların bazılarına "Dosto", "Vlad", Petro" gibi Rus lakapları da takılır), muhafazakar kesim hakimse "şeyh" ismi altındaki bazı kişiler odaları ziyaret eder, eylemlere karışanları odalarında barındırır, karşıt görüşlü olan bazı kişileri uyarır (sakal kesimi, küpelerin toplanması, seccadelerin gaspedilmesi vs) bazılarını da hırpalar. Gerilimin tırmandığı anlarda güvenlik güçleri ki, bu duruma göre polis duruma göre jandarma olur, yurdu basar, şüphelileri mücadele sonunda alır götürür. Hiç unutmam bizim yurttaki jandarma baskınları sırasında bir zıpçıktı Jandarma Komutanı'ndan kalabalıkta pandik almıştı da adam sağı-solu unutup ufak bir sıra dayağıyla bizi ilkokul yıllarına döndürmüştü.

9-Kampüsten aldım bin tane yurda geldim mal tane: Yurt aşkları tehlikeli sulardır. Günler boyu ayarlamaya çalıştığınız, en güzel hallerinizle karşısına çıktığınız kız evet sonunda size kucak açmıştır ama yurt hali her zaman o halinizi koruyabildiğiniz bir hal değildir. Elbet o saç yatmaya giderken bozulacak, elbet ayaktan ayakkabılar çıkıp terlikler giyilecek, "twisted to fit" kot yerini eşofmana hatta abartıp pijamaya bırakacaktır. Nitekim hatun kişiyle gecenin bir yarısı yurdun önünde buluşulur, kız doğası gereği bakımlı haliyle gelir ve hayalleri yıkılır, artık karşısında bir Karapürçek delikanlısından farkı olmayan bir adam vardır. Bir de bu sahnenin daha dramatik olduğu an ise, kız tarafının da ayağına beyaz çorap ve terlikleri geçirip geldiği andır ki o an paralel evrenler arasında bir kapı açılır.

10-Hail to the KING: Efsaneler efsanesini sona bıraktım işte. İsviçreli bilim adamlarının 1998-2003 yılları arasında Ankara'da yaptıkları bir araştırmaya göre, ODTÜ, Hacettepe ve Gazi Üniversitesi öğrenci yurtlarında öğretim yılı boyunca günde ortalama 6,783 kez KING döndürülmüştür. Bu rakamın 3,671'inde Rıfkı daha ilk dönüşte düşmüş ve alna yapışmıştır. King ve yurt, yurt ve KING birbirinden ayrılmaz ikililerdir. Bizde bir Erhan vardı. Sabah 9'da Beycafe'ye gider, 2 el KING oynar, 12-4 arası derse gider, 4-6 arası KING oynar, 6-7 arası akşam yemeğini yer, 7'den gece yarısı 12'ye kadar yine KING oynardı. Dolayısıyla o yıllarda Gaye, Ceren, Sinem, Başak'la dikiş tutturamayanların can dostu Son İki, Rıfkı, Kız, Erkek, Kupa, El Almaz gibi kavramlar ve masa arkadaşlarıdır....Şşşş üste çıkmak mecburi...

9 yorum:

zekeriya dedi ki...

ne yazabilirim diye düşündüm sonra sittiret dedim ...yaşadım o günleri andım ...ankara da değildim edirne'de idim ama daha felaketlerini yaşadım ..lanet olsun kalemim o kadar kuvvetli değil anlatamıyorum ..her neyse ellerine sağlık gece gece pc başında güldürdün ya ..teşekkürler..

nebuchadnezzar dedi ki...

Beytepe Özel Öğrenci Yurtları efsanesi; Amerikan futbol takımınını ilk kuruluş yılları ve en irisi bir arkadaş, girişteki kartlı telefon sürekli çalıyor. İlk iki kat erkek üst iki kat kız karışık olan yurtlarda; telefon sürekli çalıyor en sonunda yerinden kalkar ve ankesörü açar; bir bayanın erkek arkadaşı çıkar, yok deyip kapatır. Sonra tekrar çok çalmaya başlar ankesörü yerinden söker ; erkeğin aradığı kızı tanıdığı için ankesör ile kapısına kadar gider ve kapıyı çalar; çıkan kıza erkek arkadaşın arıyor deyip ankesörü kızın odasına bırakır... :D 99-2004 :D yılları ne güzeldi beytepe de yurtte hatta G point semalarında :D D:: D:

nebuchadnezzar dedi ki...

bu arada cuma cumartesi yurda giriş 02:00 idi geceleri ışıkları açıp basket sahasında amma basket ya da futbol oynamadık... D:

raul #7 dedi ki...

bu top 10 klişelerine bayılıyorum. illaki en az 5madde bir yerden yakalıyor beni. yalnız kingde alttan dalmadın mı tadı mı çıkar be aga.aklıma king turnuvaları, kanlı king oyunu felan geldi ya hey gidi hey

mute dedi ki...

Bu yazi vesilesiyle Ankara'daki Maletepe Erkek Ogrenci Yurdu'na selam ederim (gerci simdi otel oldu galiba ama...) Gazi Universitesi'ne yakinligi dolayisiyla ulkucu agirlikli bir yurttu. Hatta hic unutmam, kupemi cikarmami rica(!) ettiklerinde yumusak yerlerinden vurabilir miyim acaba, diye dusunup, "ama Yavuz Sultan Selim de takiyordu" diye cikismistim. "Sen Yavuz Sultan Selim misin lan!?" cevabini alinca... kupe cikti tabii.

Hemşo dedi ki...

Anlatılanların hepsi doğrudur, ben şahidim :) Sağolasın FD. Sayende Beytepe yıllarımıza döndük yine. Bazı kısımlarda sesli güldüğümü de belirtmek isterim :)

tarik dedi ki...

yurda 2 gün önce gelen elemanı nasıl 1 hafta önce izin kağıdı için kandırdılar ordayım ben:P

Flying Dutchman dedi ki...

Flying Dutchman'daki inanılmaz mantık hatası :)))

2 gün lafın gelişi

okka dedi ki...

!! D-BLOK RULES !!

2004-2008 arası D107 nolu odada ikamet ettim.