7 Mayıs 2011 Cumartesi

BİR 21.YÜZYIL CENGAVERİ: SERVET ÇETİN

















Bizim mahallede bir Birol vardı. Gerçi yaşından ötürü Birol "abi" derdik. Çocukluğun böyle bir makus talihi var. Bir yaşa kadar "abi" dediğin adamlara belli bir yaştan sonra isimle hitap edesi geliyor insanın. Neyse bu Birol "abi" mahalle maçlarında veya aramızda yaptığımız maçlarda kendisinden küçük olanlardan çalım yemekten hoşlanmaz, kendisini terse yatıranı, veya sağından atıp solundan geçeni düşürür, ardından da "piç hareket çekmesin o da" derdi. Hatta bir bacağında platin olduğundan genelde kalede oynar, kendisine gol atan oyuncuya sonraki pozisyonda çelme takardı. Bir keresinde ben kendisine karşı karşıya bir pozisyonda bacak arasından gol atmıştım da kendisi daha top ağlarla buluşmadan topun bacak arasından geçtiğini görünce "orospu çocuuuu" diye küfür sallamıştı. Gel zaman git zaman biz üniversite için Ankaralara gittik, geri geldik, iş falan derken bir gün bunu otobüste gördüm. McDonalds'ın bir mağazasında süpervizör olmuştu. Kendisine zam yapmayan genç mağaza müdürüne de aynı küfürleri sallıyor muydu sormadım. Bir daha da görmedim. Nerededir ne yapar bilemem.

Servet Çetin'i Denizlispor ile Rıza Çalımbay yönetiminde UEFA Kupası'nda imkansızı başardıkları sezondan beri takip ederim. O zamanlardan beri kendisiyle ilgili düşüncem hiç değişmedi. Taktik disiplin anlamında çok zayıf ama maçın içindeki ani çıkışları ve alışılmış gerçeklere uymayan yapısı sebebiyle olağan bir defans oyuncusundan daha fazla ilgi çeken bir adam. Totalde iyi bir futbolcu mu? Evet. Meşhur Shevchenko'yu döndürdüğü Milan maçı önün kariyerindeki yükselişin aşağı doğru döndüğü an oldu. Sivasspor'da koluna taktığı pazuband onun yarım bıraktığı işi bitirmesi için İstanbul'a dönmesine sebep oldu. 2007-08 sezonunda onun şansı takımın başında Feldkamp gibi, futbolun evrimine başkaldıran, sonuçla beraber, en az onun kadar izleyenlerin zevkine önem veren bir adamın kenarda olmasıydı. O sezon Mehmet Topal'la beraber takımı şampiyonluğa götüren adamdı. Bugün Mehmet Topal Valencia'da. O ise Galatasaray antrenmanında gençleri tokatlıyor. Ama o sonraki hikaye.























Sezonun şampiyonluk maçını, yani son haftayı dün gibi hatırlarım. Hani Hakan Balta'nın kariyerinin en iyi işini yapıp ağları müthiş bir voleyle sarstığı ve sonra da topu karnına sokarak eşine selam gönderdiği Gençlerbirliği OFTAŞ maçı. Maç bitmiş, Servet ayağındaki sargı ile sahada dolaşıyor. Sakat. Takım arkadaşları şampiyonluğu kutluyor ama o ayağındaki acıdan yetişemiyor. Ardından soyunma odasında en kibar ifadeyle "trip" yapıyor arkadaşlarına. Ümit Karan onu yatıştırıyor. Futbolcuların isimleri tek tek anons edildiğinde sıra ona geliyor. O haylazlığına rağmen tüm takım onu elleriyle kürsüye getiriyor. Şımartılmış bir çocuğa ne yapılırsa onu yapıyorlar....Servet "olur öyle gerginlikler, arkadaşlar güzel bir jest yaptı" diyor.

Aradan 2 sezon geçiyor. 2010-11 sezonunun başı, Servet 2 kez Olympique Marsilya'ya gidip gelmiş. Transfer söylentileri, konsantrasyon kaybı derken Rijkaard onu kızağa çekiyor birkaç hafta. Servet çıkıyor mikrofonlara "ben hocamdan bana güvenmesini beklerim" diyor. Kimse çıkıp ona "Şampiyonlar Ligi kazanmış bir hoca seni ilk 11'e koyuyorsa daha nasıl güvendiğini göstersin" demiyor. Hatta onun eski takım arkadaşı, Galatasaray'ın "resmi olmayan ombusmanı" Hakan Şükür, TRT'de "böyle oyuncuların gönlünü alacaksın, yabancı oyunculara benzemez bunlar, antrenmanı yapıp evine gitmeyeceksin" diyor. Gel zaman git zaman, o meşhur Ankaragücü maçı geliyor. 4-2 kaybediyor Galatasaray. Servet Çetin'in ikinci ve dördüncü goldeki halet-i ruhiyyesini unutan arkadaşlar Lig TV özetleri için buraya buyursun. Maç sonu görevden alınıyor Rijkaard. Servet kendisine güvenmeyen hocasından öyle ya da böyle pratikte kurtuluyor. Kimse ona çıkıp bu performansının ve Rijkaard'ın tercümanı Mustafa Yücedağ'ın "sabotaj" iddialarının kaynağını sormuyor. "Camianın evladı" deniyor ona, nasıl olsa Hagi geldiği için de yeni bir beyaz sayfa açılıyor. Bir türlü bitmeyen o sayfalardan. Hem sözümona Total Futbol'u getireceğim diye Total Hüsran yaratmış Hollandalı'yı kovmuşken her şey günlük güneşlik olacak kısa zamanda....

İşler öyle gitmiyor tabii, takım battıkça batıyor. Servet ne yapıyor peki. Heyhat, bu kara sezona, adeta suratımıza çarpan bir ironi yerleştiriyor. Yeni stadyumunun açılış golünü atıyor. Tarih artık onun adını yazacak bu stadyumun ilk golü olarak. Ama ben o golü hatırladığımda başka şeyleri hatırlayacağım. Önünden geçen toplara "hocasının kendisine güvenmediği", muhtemelen "sen aslansın Servet, ilk 11'e koymam yetmez, sen maskenle bile rakiplerini korkutursun" demediği için bakan bir adamı...

Zaman geçiyor, günlük güneşlik hava kara bulutlarla kaplanıyor. Bir hoca daha gidiyor ve Galatasaray tarihinde ilk kez 3 hoca değiştiriyor. Sorunun sürekli hocalarda olduğunu düşünen topluluğun en sevdiği ve ismini naralar atar gibi haykırdığı adam son olarak geçen hafta içi antrenman maçında 20 yaşındaki bir Galatasaray oyuncusunu sakatlamaya yönelik müdahalalerde bulunuyor, kendisinden (haksız yere) özür dilenmesine rağmen bir de tokat savuruyor (bu kısmı söylenti) bir de ayağına gelen oyuncuyu odasından kovuyor. Ve şöyle diyor...."15 yaşındaki çocukları başımıza çıkarıyorsunuz"....Çünkü o bir halk kahramanı, çünkü o pohpohlanmış bir 21. yüzyıl cengaveri. Karşısındaki oyuncu 15 değil 20 yaşında olsa da farketmez..Bugüne kadar hiçbir falsosu için ondan hesap sorulmamış, bunda da sorulmayacağını biliyor belki de....

Galatasaray'ın getirildiği halin bundan daha güzel bir resmi olamazdı bu "çirkin" karakterli adamın yaptıkları. Sadece içeride olanlar değil, olay sonrası Bülent Ünder'in antrenmanı izleyen basın mensuplarını futbolculara gösterip "şşşt dışarıya iyi görünelim" maskesini taktırmaya çalışması bile bu kulübün son 2 yılda nasıl yönetildiğinin, anlayışın ne olduğunun göstergesi. Olmayan bir yönetim ve başıbozuk futbolcular topluluğu. Bu yüzden o başıbozukluk sonucu o genç hırsını alamayıp, bir hata da kendisi yaparak, sosyal iletişim araçlarından birisinde ağzına geleni sayıyor. Sonradan muhtemelen tümünden pişman olacağı şekilde. Ama İngiliz kulüpleri, Almanlar, bu sosyal medya konusunda takıma sınırlamalar getirmişken bizim onlarla ne işimiz olur. Biz dünya kulübüyüz, gerçekleri yazarız, gerisi bizi ilgilendirmez....Ve tabii Servet'in ajansalara düşen, Cem'in yeteneğini anlatan, her tarafı "sahtelik" kokan açıklamaları.

Bazen merak ediyorum...Bundan 24 yıl önce Sir Alex'in izlerken hayran kaldığı Ryan Giggs zaman makinesine girip o günkü Galatasaray antrenmanına düşseydi, başına neler gelirdi diye...Ortada bir gerçek var, son birkaç yılda, Galatasaray camiası, tarihinde hiç olmadığı kadar sorumsuz, iş ahlakından yoksun, samimiyetsiz insanın yuvası oldu....Ama önemli değil biz 21. yüzyıl cengaverlerinin ismini bağıralım tribünlerden o yeter....

6 yorum:

Artizt dedi ki...

Müthiş bir yazı olmuş, keyifle okudum gerçekten. Ellerine sağlık.

QuaresmA dedi ki...

Servet'in yerinde futbolculuk dönemlerindeki Hagi veya Bülent Korkmaz olsa bu olaya bakış nasıl olurdu acaba ?

Galatasaray'daki Arda, Ayhan, Servet vs. tarafından yabancılara uygulandığı söylenen sabotajı ve hiyerarşiyi desteklediğim yok ama takımdaki yaşça büyük insanların otoritesine saygı duyulması gerekiyor. Takım sporlarında bu böyledir.

Olay hakkında anlatılanlar, görüntüler var. Cem Sultan'ın topu kazanmak için sarf ettiği lüzumsuz yüksek efor var. Antrenmanda bu kadar sert olunmamalı demeyeceğim ama o pozisyonda Cem Sultan en az 2-3 tane faul yapmış. Gözü dönmüş, çok gaza gelmiş o topu kazanabilmek için belli. Gençtir, gaza gelir ama abileri de onun gazını alır. Bu tarz şeyler sporda olur.

Tekrar belirtiyorum; Hagi antrenmanda Emre'ye bir pozisyonda kızıp ensesine tokadı bassa ne tepki verilirdi ? Ama o Hagi, bu Servet demeyin. İkisi de takım hiyerarşisi içerisinde eşit seviyede sayılırlar kendi dönemlerinde.

jbck dedi ki...

En büyük hata yönetime aittir Servet konusunda, tercümanın saçmalamasıyla başlamıştı sanırım. Adnan Polat, Servet'in o çıkışından sonra kadro dışı bırakacaktı, istediğin kadar başarılı ol, hocanla derdin varsa konuşursun yüzyüze. Medya hazır yabancıları kötülemeye, o da bunu bildiği için hocasını onların önüne attı. Bizde Santos aynı hatayı yaptı, kaç maç oynatılmadı, sonra çıktı özür diledi. Çok benzerini basketbolcumuz yaptı, çıktı özür diledi. Hocanı ezdiremezsin ama Adnan Polat defalarca bu hatayı yaptı. Herşeye rağmen Cem Sultan'ın yaptığı doğru değil ama şu ortamda bu futbolcuları yönlendirecek kimse olmadığı için normal.

Flying Dutchman dedi ki...

@QuaresmA biz de şöyle döndürelim.

O pozisyonda Cem Sultan yerine Arda Turan ilk Galatasaray antrenmanında bunu yapsaydı ne olurdu peki? Misal kendisini nerede bulurdu bugün?

Takım sporlarında yaşça büyük insanın otoritesine saygı duyulmasının gerekliliği gibi bir şey olduğuna inanmıyorum. Zaten halihazırda da bunu gösteren bir durum yok dünyada. Messi, Seydou Keita'ya saygı mı göstersin mesela böyle bir davranış gösterirken

İkinci olarak takım lige havlu atmış ne aşağı ne yukarı durumunda değişiklik olmayacakken dahi 18'e bile girememiş 20 yaşındaki bir adamı antrenmanda A takımla çalıştırırsan o adam da kadroya girmek için kendisini parçalar böyle. Ama sen o adamı 18 yaşında sahaya dikersen antrenmanda böyle aşırılıklar yapmayacaktır. Adama kendisi göstermek için başka fırsat vermemişiz ki....

del piero dedi ki...

eğer bu olaydan dolayı yetenekli cem sultan kaybedilecekse, arda turan gibi yetenekli bir oyuncunun da kaç paraya avrupaya gittiğinin bir önemi yok. tıpkı mehmet topal'da olduğu gibi.

servet çetin olaydan sonra hala avrupa rüyasının olduğunu üzerine basa basa söylemiş. kanımca bu hareketlerin altında da avrapa'ya transfer olmak isteği yatıyor. ki bu davranış sizin deyiminizle 21. yüzyılda cengaver olma kapasitesine haiz olan türk futbolcularında var. gidip yönetimle görüşse, takımdan gitmek istiyorum dese iyi kötü bir orta yol bulunur.

bu takım zamanında mehmet topal gibi genç bir oyuncuya kendi istekleri doğrultusunda 5 milyon euroya yol verdi, seneye 31 yaşında olacak olan servet çetin2e mi yol vermeyecek? ki marsilya transferinde kendisine yardımcı olacağını vaat eden galatasaray yönetimiydi. marsilya tarafından iş olmamıştı.

sorun kafalarda. 30 yaşını aşan türk futbolcusu tribinde sorun. türk futbolcusu 30 yaşından sonra oynamak istemiyor, 30 yaşına kadar kazandığı şöhreti 3 4 sene daha kullanıp güney sahillerine, güzellerin yanına kaçmak istiyor hepsi. tabi iş ahlakı olan futbolcular hariç. bi bülent korkmaz, hakan şükür, rüştü reçber 30 yaşında bile canla başla oynadıkları için hala taraftarın gözünde efsane durumdalar.

zaten bu yan gel yat, kazandığın şöhreti ye mantığı yüzünden hagi, alex gibi adamlara peygamber gözüyle bakıyoruz. giggs örneğinde olduğu gibi, merak ediyorum acaba emre belözoğlu 31 yaşında frikik çalışması yapıyor mudur? ya da servet çetin geriden nasıl olumlu pas yapılır diye düşünüyor mudur?

neden düşünsün ki? zaten onların uğruna ölen, şakşakçılığını yapan çok. zaten uyuz olduğum birşey de bu şakşakçılar. "aslan gibi oynuyor", "yüreğini ortaya koyuyor", "helal olsun ona" gibi sözlerle şişiriyoruz iyice. ee zaten bu adamın işiş, aldığı paranın karşılığı da bu değil mi? eğer bir adam aldığı paranın üzerinde bir katkı veriyorsa ona gerekenden fazla ilgiyi gösteririm ben. bugün galatasaray takımında ortalama yıllık maaş miktarı 40-50 milyon euro. eee peki napoli'nin suçu ne? villareal'in suçu ne? bu takımlar galatasaray oyuncusunun yarı fiyatına oynuyor, her ikisi de liglerinde üst sıraları kovalıyor ve birtanesi avrupa liginde yarı finalde elendi.

ayrıca bu olay bana vakti zamanında okocha'nın fenerbahçe'de oynarken sorf kaprisleri yüzünden genç gurbetçi oyuncu müjdat'ı bile bile sakatlamasını hatırlattı. o olaydan sonra okocha psg yolunu tuttu, müjdat almanya alt liglerinde kayboldu gitti. okocha'dan kimse abilik ya da büyüklük beklemiyordu ancak servet çetin'e taraftar bu misyonu yükledi ve kaptanlığını kanıksadı. anlaşılan servet'te bize yanlış düşündüğümüzü ispatlamaya çalışıyor.

son olarak da cem sultan için şunu söylemek isterim. askerde birgün nöbet tutarken bana rijkaard gitti hagi gelecekmiş dediler. cem sultan2ın sözleşmesi ne olmuş diye soramadım, çünkü tanımazlardı. her hafta sonu çarşı iznimde tff sitesinden (şimdi olduğu gibi) cem sultan'ın sözleşme tarihine baktım. ve hala 31 Mayıs 2011 yazıyor. işte bu noktada servet çetin ve davranışları solda sıfır kalıyor.

QuaresmA dedi ki...

@ Flying Dutchman

Bu tarz durumların bence genç oyuncuların gelişimine etki etmesinin tek bir sebebi olabilir; o da yukarıda da belirtildiği gibi bu futbolcuların iyi yönlendirilmemesi. Ki buna rağmen bile bu tarz olayların gelişime etkisi olmayabilir.

Şimdiye kadar kaç tane teknik direktör gelip geçti, hiçbiri Cem Sultan'ı oynatmadı. Çok büyük topçu olacaktı da, bu olay yüzünden mi olamayacak ?

Öte yandan Messi ve Arda örneklerine katılmıyorum. Bu tarz oyuncular A takıma çıkar çıkmaz yetenekleri sayesinde antrenmanda abilerinin saygısını kazanırlar. O kadar yetenekli olmayanlar da çalışa çalışa, havluları, kramponları taşıya taşıya o antrenmanlarda barınabilir. Barınmak zorundadır çünkü kendini geliştirmesinin tek yolu A takım antrenmanlarında barınabilmesi. Messi'nin, Arda'nın, Necip'in, hatta disiplinsiz Batuhan'ın bile antrenmanlarda kalaylandığını duyduk mu ? Bunlar yetenekleriyle abilerinin saygısını kazanabilirler kolaylıkla. Ama Mehmet Güven, Cem Sultan, Ali Kuçik falan bunlar kalaylanmaya aday oyuncular.

Ben Servet haklı demiyorum. Sadece bu antrenman vukuatında büyütülecek birşey olduğunu düşünmüyorum. Çünkü takım içi hiyerarşi minik B curling takımında da, Galatasaray A takımında da var. Gerekli olup olmadığı tartışılır (bence gerekli), ama en azından bu bi gerçeklik.