25 Ağustos 2011 Perşembe

MESAİYE KALAN FUTBOLCULAR





















"Nasıl bir ciğer var bu adamda?" veya "yorulmaz mısın arkadaş?" tepkileri günümüz futbolunda kondisyonu üst düzeyde olan ve oynadığı maçlarda yorgunluk belirtisi göstermeyip diri kalan adamlar için verilir. Genelde orta sahada oynayan bu adamlar (genelde de defansif orta saha oyuncuları) sahada basmadık yer bırakmazlar. Stephen Appiah, Michael Essien, Javier Mascherano böyle adamlardır örneğin. Ama o ciğeri aynı gün birden fazla futbol maçına saklayanlar da var. 25 Ocak 1957 tarihinde Can Bartu'nun önce öğlen saatlerinde Fenerbahçe'nin Beyoğluspor'u 4-0 mağlup ettiği maçta 2 gol atıp diğer gollerde de payının bulunmasını, akşam saatlerinde de Fenerbahçe basket takımı ile Galatasaray karşısına çıkıp 44-43 sarı lacivertlilerin üstünlüğü ile biten maçta takımı adına, sonuncuları maçın sonunda attığı ve takımına maçı kazandıran üçlük olmak üzere 10 sayı attığı kendisi ile ilgili bir sohbet açıldığında hep anlatılan bir hikayedir. 21 yaşına kadar basketbol oynamayı sürdürmüş olan Bartu bu iki spordan birisini seçmek zorunda olduğunu anladığı anda parkelere veda etmiş ve yeşil sahalarda kariyerine devam etmiştir. Bartu'nun aynı günde futbol ve basketbol alanında yaptığını, her iki müsabakayı da futboldan seçerek yapanlar var. Anlayacağınız bir günde 2 farklı futbol maçına çıkan adamlar.

Mark Hughes ile başlayalım. Günümüzün teknik direktörü, zamanın Galli milli futbolcusu Hughes 11 Kasım 1987 tarihinde, Bayern Munich forması giyerken, önce Çekoslovakya'nın Galler'i, 1988 Avrupa Şampiyonası elemelerinde 2-0 mağlup ettiği maçta forma giymiş, daha sonra da özel bir jetle Münih'e gelip akşam üstü Bayern Munich'in Borussia Dortmund ile oynadığı maçta Jupp Heynckes tarafından sonradan oyuna sokulmuştur. Yani biz günümüzde uçak yolculuğununun birbiri arasında 3 gün olan futbol maçlarında takımları yorduğundan şikayet edelim, Hughes aynı gün 2 maç ve 1 uçak yolculuğu atlatmıştır.

Mark Hughes, Bayern Munich'in futbolcularına aynı gün iki maç oynatması konusunda yalnız değildir. 13 Kasım 1985'te Danimarka'lı Soren Lerby, Danimarka'nın 1986 Dünya Kupası elemelerinde, Dublin'de İrlanda ile oynadığı maçın 58. dakikasında Münih'e kalkan uçağı yakalamak için sahadan çıkmış, Akşam saatlerinde Bochum ile oynanan Almanya Kupası maçında da yedek kulübesinde yerini almıştır. Danimarka Dublin'de 4-1 kazanmış, Bayern-Bochum maçı ise 1-1 bitmiştir.

Egzantrik kaleci kazaklarının adamı Jorge Campos'a gelelim. 16 Haziran 1996'da Rose Bowl Stadyumu'nda oynanan Los Angeles Galaxy-Tampa Bay Mutiny maçında Galaxy kalesini koruyan Campos, bu maçın ardından, aynı stadyumda oynanan ABD-Meksika Gold Cup maçında da Meksika kalesini korumuştur.
























Ancak bu konuda rekor İngiliz oyuncu Chris Balderstone'a aittir zira onu 2 maç da kesmemiştir. Ancak onda Can Bartu'ya benzer bir durum var. Kariyerinde Huddersfield Town ve Carlisle United gibi takımlarda uzun yıllar top koşturmuş Balderstone, 1975-76 sezonunda, 35 yaşındayken ve Doncaster Rovers forması giyerken, Eylül 1975'te, önce Leicestershire forması ile Derbyshire takımına karşı bir kriket maçına çıkmıştır. Ardından akşam saatlerinde Doncaster'in Brentford ile oynadığı futbol maçında forma giymiştir. Ertesi gün de Leicestershire forması ile bir kriket maçına daha çıkmış ve bu maçların üçünde de üst düzey performans göstermiştir.

Yazının sonunda küçüklüğümüze gönderme yapayım. Mahallede sabah 10'da güneş yükselmeden bir maç yapılır, ardından öğle yemeği sonrası, güneş tepede iken bir maça daha çıkılır, akşam saatlerinde ise, güneş batarken en zevkli mahalle maçına çıkılır, bir de maçlar bitip dinlenme amacıyla apartmanın önüne gelindiğinde penaltı çekişilir, 9 aylık oynanırdı. Balderstone halt yemiş.

6 yorum:

gerisi önemli değil... dedi ki...

üç sayı çizgisi çok sonradan icat edildi. o zamanlarda can bartu üçlük atamaz, hikayeyi anlatan üzerine koymuş anlaşılan :)

Memnune Özmen dedi ki...

üçlük basketin nba'ye 70lerin ikinci yarısında gelmiş olması lazım. Türkiye'de hep varmıydı ki

Gökhan dedi ki...

Yazı eski sanırım hocam, Mark Hughes'ın Manchester City teknik direktörü olduğu kısmı editle istersen :)

utku dedi ki...

dutchman, yazı eski midir? (ben ilk kez okuyorum). 'Günümüzün Manchester City teknik direktörü' ifadesine ithafen... Bir de bu Balderstone isimli arkadaş sanırım fotoğraftakidir, soyadının hakkını verememiş kanımca. Şöyle bir Roberto Carlos bacağı falan bekliyor insan okuyunca :).

outlawtorn dedi ki...

mark hughes konusunda bir karışıklık olmuş. City teknik direktörü diye geçmiş. bir de Can Bartu'nun oynadığı yıllarda basketbolda üçlük yoktu. basket faul olduysa bilemem tabi. ama güzel yazı yinede.

Flying Dutchman dedi ki...

3luk konusunda kesin konusmayayim ama Mark Hughes konusu yaziyi 2009 yilinda yazip hic buraya koymamamdan kaynaklaniyor :))

sagolun duzeltme icin