22 Aralık 2011 Perşembe

SHERLOCK HOLMES vs. SHERLOCK




















Bir işin içinde Steven Moffat varsa o ortaya çıkan esere mutlaka göz atmak gerekiyor. Moffat, Coupling gibi, aslında temel konusu erkek-kadın cinselliği üzerine kurulmuş bir diziden müthiş karakterler, TV tarihine şimdiden geçmiş bir efsane karakter ve harika 3 sezon çıkardı (Jeff'siz Coupling, Tarjasız Nightwish, Bruce Dickinsonsız Iron Maiden...bu böyle gider)...Ardından Dr Jeykll ve bu sezon sinemalara gelen Steven Spielberg yönetimindeki Tintin'in senaryosundaki rolü. Ama araya öyle bir eğlencelik koydu ki (gerçi eğlencelik demek yanlış olur), bizi ekrana bağladı. BBC'nin şu ana kadar sadece 3 bölümden oluşan ilk sezonu yayınlanmış, ikinci sezonunun ilk bölümü, resmen bir yılbaşı hediyesi gibi 1 Ocak 2012'de yayınlanacak olan dizisi Sherlock, neredeyse bugüne kadar tüm örnekleri batmış, modern uyarlama çalışmalarının zirvesine oturmuş bir dizi. Moffat Sherlock Holmes'un eline blog, cep telefonu, mikroskop vb. 21. yüzyıl teknolojik nimetlerini verirken ayrıca Robert Downey Jr.lı sinema versiyonundan farklı olarak Holmes'un kafasında dönen tilkileri bize gösteriyor. Guy Ritchie versiyonu elbette Hollywood etkisini rahatlıkla hissedebileceğiniz bir film. The Game of Shadows, ilk filmin daha üzerine çıkan bir yapım ama (burası şahsi bir görüştür) "Husky suratlı adam" Benedict Cumberbacth-Martin Freeman ikilisinin Sherlock'unu gördükten sonra insan sürekli bir eksiklik hissediyor.

3 tane kapı gibi 90 dakikalık bölümden sonra bu sezon da Paul McGuigan 2 bölüm yönetecek ve Moffat Sherlock Holmes hikayelerinin en bilinenlerine geçiş yapacak. A Scandal in Bohemia, The Hounds of Baskervilles gibi..Bağlantı.Ayrıca bu sezon Moriarty ve Irene Adler'i daha fazla göreceğiz (zaten Adler'i hiç görmedik). 1 Ocakta randevuları iptal edin. BBC dizilerinin bir güzel özelliği de gece yarısı yayınlanan ABD dizileri gibi sabahı ve altyazıları beklemek zorunda olmayışımız ve TV'nin karşısına geçip izleme olanağımız.

Cumberbatch ve Freeman'ın, Aralık 2012'ye kadar bize tespit çektirecek The Hobbit: An Unexpected Journey'de rol alacak olması da (Cumberbatch seslendirme ekibinde, Freeman ise Bilbo Baggins) ilginç bir tesadüf. Ayrıca dizi sonrası Cumberbatch'in giydiği paltoda da önemli bir talep artışı olmuş.

4 yorum:

mumtaz dedi ki...

Ben de kısa süre önce bu konu üzerine birşeyler karalamıştım blogda. Şundan eminim ki Benedict Cumberbatch bu ana kadar Sherloch Holmes'e hayat veren oyuncular arasında en iyisi.

Muhtemelen böylesine özel bir karakterin daha bir çok uyarlamasını göreceğiz ekranda. Ancak Steven Moffat imzalı olanı her daim en özel olanı kalacak, belki de bu uyarlamaların. İzlemeli, izlettirmeli bu güzel uyarlamayı.

http://www.belirtisiz.com/sherlock/

KirmiziMacaSiyahKupa dedi ki...

Steven Moffat demişken Doctor Who'yu atlamak olmaz. Doctor Who için muhteşem bölümler hazırlamıştır kendisi.

Hiç Kimse dedi ki...

Bence Robert Downey Jr. da gayet iyi iş çıkarmıştı. Ki bence Sherlock Holmes gibi soğuk bir karakteri canlandırdığı sırada aynı anda Watson'la arasındaki dostluğu betimleyebilmesi, kendini sevdiren sıcak bir ifadeye bürünebilmesi çok hoş (Always nice to see you Watson.). Benedict Cumberbatch kötü oynadığı için söylemiyorum bunu, gayet iyi iş çıkarıyor ama biraz itici bir izlenim veriyor. Dahası bu iticilik Sherlock Holmes karakterine gölge düşüren, ondan biraz uzaklaşan bir iticilik. Yani tamam, ciddi, soğuk, mantıkçı falan ama kitabını okuyanlar da bilir, Conan Doyle en az yirmi yerde kahkaha attırıyor adama. Veya Watson'ın vurulduğu hikayede Holmes'ün onun 'üzerine titremesi'. Aslında fiziği de fazla uymuyor Robert Downey'nin, ama bana kalırsa keskin ifadeleri, zaten kendine özgü tavırları (birçok filmde kendini oynuyormuş gibi) o eski Sherlock Holmes'ü modernleştirmişti, ama o eski havaya da saygı duymuşlardı (bitimindeki çizimler vb.).

Yine de yeni sezonu büyük merakla bekliyorum.

Flying Dutchman dedi ki...

Sherlock'taki iticilik Watson'a karşı değil yalnız diğer insanlara göre. Ki Sir Arthur Conan Doyle'un eserinde asla Hollywood filmindeki gibi bir ilişki yoktur ikili arasında. Watson beraber 20 vakayı çözmelerine rağmen hala adamın ceketindeki un lekesinden fırında çalışıyor olabilme ihtiimalinin bilinmesine çok şaşıran bir tiptir, Holmes da sürekl bununla dalga geçer. Bu yüzden BBC yapımında bunun harika işlendiğini düşünüyorum. Martin Freeman'ın da yeteneğidir, aslında çok basitçe bir "hödük" olarak algılanabilecek bir karakteri çok güzel canlandırmıştır. BBC Sherlock'unun oyunculuğu tartışılabilir belki ama Watson kompozisyonu gördüğüm en iyisidir. Hollywood versiyonunda Jude Law'ın karakteri Holmes-Watson değil Mulder-Scully gibi durmuş, Holmes'u bazen alaya almalar, daha bilge tavırlar falan...kitapta bu hava kesinlikle yoktur.