23 Nisan 2012 Pazartesi

D'AKUJEM MIROSLAV



















Kim haketti dünkü maçı? Gözünü kapatıp Galatasaray diyebileceğin bir maç değildi bu. Haketmenin ölçütü nedir ki? Kaleye 23 şut sallayıp ancak duran top olanını içeri atan mı yoksa 6 tane çekip, ikinci yarıda çektiği ilk şutu içeri atan mı? O yüzden haketmek nedir konuşmak lazım. Eğer ölçüt pas, kaleye şut veya yakalanan pozisyon ise Yunanistan Euro 2004'ü en az hakeden takımdı belki de. Ya da 24 saat önce Real Madrid Camp Nou'da ne kadar haketmişti? O yüzden bir çok Galatasaraylı'nın "galiptir bu yolda mağlup" savunması anlamsız. Mağluptur bu yolda mağlup. Bunu kabullenmek lazım.

Tarafsız bir adam için dünkü maç Euro 2000'deki Hollanda-İtalya, 1990-91 sezonundaki Inter-Sampdoria, 1982 Dünya Kupası'ndaki Brezilya-İtalya maçından farksızdı. Seyir zevki olağanüstü bir mücadele.Yumruk yedikçe düşmeyen takım, yumruk atmaktan bıkmayan takıma karşı kazandı. Lafı dolandırmaya gerek yok, Galatasaray 1-1'i yakaladığından sonra  geçen 10 dakikada sahada Fenerbahçe forması giyen tek bir adam (kaleye set çeken Volkan dahil) galip geleceğine inanmıyordu. Ama futbolun güzelliği burada. O ikinci gole "Fenerbahçe 2. devrede 1 kez geldi o da gol oldu" demek yanlış, Fenerbahçe o pozisyonda gelmedi ki. Bir kaleci şişirmesi, bir kafa, düşerken verilen pas ve Miroslav Stoch neden Türkiye topraklarına gelmiş en iyi kontratak oyuncularından birisi onun kanıtı. 2 sezon önce imzayı attığı anda onun için yazdığım yazıyaEzeli rakibim Fenerbahçe'nin alması halinde çok üzüleceğim bir futbolcuydu" diye başlamıştım. Beni 2 sene sonra üzdü Stoch. Kimsenin aklına gelmiyor ama Tomas Ujfalusi'nin o pozisyonda yanından geçip giden Stoch'u indirmesi Galatasaray'a bugün çok şey kazandırabilirdi. Sadece 10 dakika 1 kişi eksik oynayan Galatasaray muhtemelen oyun kurgusunda çok zorlanmayacaktı ve en azından 5 puanlık farkı sürdürme şansı yakalayacaktı. Galatasaray takımının tümünde var olan aşırı pozitif futbol düşüncesi frenledi belki de onu.

Galatasaray'ın Unutulmaz Maçlar DVD'sinde Fatih Terim, UEFA Kupası şampiyonluğuna giden 3-2'lik Milan maçı için "son 5 dakika, 2-1 gerideyiz, Milan'ı hapsettik çıkarmıyoruz, ama girmiyor, buna rağmen sahada, tribünde kimse kazanacağımızdan 1 dakika bile şüphe etmemişti" der. İşte Galatasaray'a yıllardır futbol ilahlarının yazdığı Fenerbahçe kaderi budur. Milan'ı hapsedip nakavt etmek ama Fenerbahçe'den her ummadığı anda kontra bir kroşe yemek. Sevinmek, üzülmek Galatasaraylı'nın seçimi.

Fenerbahçe'de tebrik edilecek adamlar var elbet. Volkan Demirel'i sadece kalecilik yeteneği ile değerlendirmek bir çok kişiye göre mümkün değil ama dün maçı kurtaran adamların başındaydı. Aykut Kocaman dün mükemmel mi yönetti takımı, elbette hayır. Ama Sow'u maçın başında kaybetmiş, Alex'in kenara alındığı bir maçta, takımın nakavtı beklerken oyuna aldığın 2 adamdan birisi golün pasını atıyor diğeri golü atıyorsa sen o maçta sınıfı geçmişsin demektir. Fatih Terim'i eleştirenler de en azından dünkü maçtan sonra haksızlık ediyorlar. Geçtiğimiz sezon doğru dürüst pas ve atak organizasyonu yapmaktan aciz bir takımı alıp ezeli rakibini oyunun belli bölümlerinde sürklase eden bir takım yarattı. Üstelik hala üst düzey forveti olmayan bir takımdan bahsediyoruz. Teknik direktör eleştirisi normaldir ama dünkü doğaüstü maç teknik direktör eleştirisi yapılacak maç değildi. Necati-Baros tezlerine de katılmıyorum. Baros 1 senedir daha ikili mücadelelerde ayakta kalmayı başaramıyor. Dün hemen oyuna girdikten sonra Yobo'yla girdiği ikili mücadelede olduğu gibi. Necati-Elmander Galatasaray'ın sahaya süreceği ideal forvetti ve dünden sonra da hala öyle.

Bundan sonra ne olacak? Fenerbahçe'nin yakaladığı ivmenin başlangıcı bugün, dün ya da geçen hafta değil Ankara 19 Mayıs Stadyumu'nda maçın 93. dakikasında Moussa Sow topu Kayserispor ağlarına gönderdiğinde başladı. O top ağlara gitmese Fenerbahçe kupayı kaybetmiş, liderin 5 puan gerisinde play-off'a girmiş bir takım olacaktı. O gol bugün çifte kupa parolasıyla Fenerbahçe'yi yola devam ettiriyor. Bu ivme play-off sonunda 6'da 6 da yaptırır bir takıma işler yolunda giderse. Bu yüzden ben kupa yolculuğunun ligi inanılmaz derecede etkileyeceğini düşünüyorum. Puan farkı Kadıköy'de böyle kalırsa pek bir şey değişmeyecek. Aykut Kocaman yine saklanıp vurmaya çalışacak, Galatasaray da açık alanda dövüşecek. Asırlık derbinin kaderini yazan futbol ilahları o gün ne yazacak göreceğiz.

Miroslav Stoch Transferi

4 yorum:

ahmet dedi ki...

kilobayt sarfiyatı, boşuna yormasaymışsın kendini gereksiz olmuş.

alchoburn dedi ki...

ben sözlükte yazdığım şeyin arkasındayım ki zaten bir kısmında bunu belirtmişsiniz: alex gibi bir oyuncuyu çıkarıp kontraataktan gol arayacak stoch'u sokmak da; bitkin duran ama galatasaray'ın ileride baskı kurmasının baş aktörü durumunda olan necati'yi çıkarıp baros'u almak da bir riskti. riski alanlardan biri kazandı, diğeri kaybetti ve güzel maç oldu.

FelagundFinrod dedi ki...

Selamlar,

Ben her şeye rağmen Galatasaray adına olumsuz bir maç olmadığını düşünüyorum. Hem futbol bu denli kritik bir dönemden geçerken tüm dramatikliğine rağmen olaysız bir maçın oynanmış olması hem de hakim futbol paradigmalarından ikisinin çok iyi şekilde tatbik edilişini izlemiş olmak adına heyecan vericiydi.

Bence bu maç hakkında yazılması gereken en önemli nokta gazetelerin ve bazı blog yazarlarının da anlamsız bir şekilde bu maçı ölüm-kalım maçına çevirmeleri, her şeyi bu maça bağlamaları, dramatize etmeleri. (Ki bu oyuncu algısına da zarar veriyor, futbol mantığına da)

Şunu demek istiyorum, bir kulubün büyüklüğünü bir derbi maçın sonucu değil, o maçta yenilmesine rağmen geri kalan haftalarda ne yapabileceği belirlemeli. Fener bu açıdan iyi bir sınav verdi. Bütün derbi maçlarından iyi sonuçlar almış ve özgüveni tavan yapmış bir Galatasaray için iyi bir sınav olacak önümüzdeki süreç. Daha büyük başarılara giden yol böyle tecrübelerden geçiyor.

Fakat basın ve bazı bloglar bunun yerine hatalı aramak, adam asmak, 4 maça kala sonuç ilan etmek peşinde. Böyle talihsiz bir seçki içerisinde güzel bir yazı olmuş.

Flying Dutchman dedi ki...

@ahmet senin aldığın nefes de oksijen sarfiyatı ama katlanıyoz bi şekilde, olur öyle