27 Mayıs 2009 Çarşamba

GÜÇ TOPTA ARTIK



















İngiltere'de 2 hafta önce Manchester United-Arsenal Şampiyonlar Ligi yarı finalinde Ronaldo'nun attığı frikik golünden beri bir tartışma süregelip duruyor. Şu an Stuttgart kalesini koruyan Jens Lehmann maçın devre arasında günümüz futbol toplarının sert bir şut atıldıktan sonra havada giderken hızını artırabildiğini belirtince İngilztere'deki bir çok üniversite bu konu hakkında görüş bildirmeye başladı. Tabi konunun ayrıntısına geçmeden önce bizden de bir örnek verelim. Yıllar önce İstanbul'da oynanan Galatasaray-Athletic Bilbao maçının 90.dakikasında Gheorghe Hagi'nin attığı golde, topun kaleci Etxeberria'yla buluşmadan tam önce yön değiştirerek sola doğru yöneldiği yıllardır söylenir durur. Zaman zaman da aşırtma gollerinde topun kalecinin üstünden aştıktan sonra birden inişe geçtiği söylenir, Hagi'nin ve Prekazi'nin Monaco'ya attığı gollerde de yine topun bir çizgi üzerinde gittiği farkedilmiştir. Dolayısıyla futbol topunun, topa vurulduktan sonra havada giderken hızlanması ya da anormal ivme kazanması mümkün müdür? Yani Jens Lehmann tespitinde haklı mı?
















Şimdi ilk önce şunu bir kenara koyalım. Futbol topunun, topa vurulduktan sonra ilk vurulduğu andaki hızından daha yüksek bir hıza ulaşması iki şekilde mümkün. Birincisi topa kavis (falso) verilmesi, ikincisi de topun yer çarpması. David Beckham'ın 2002 Dünya Kupası elemelerindeki son Yunanistan maçında attığı gol ve Roberto Carlos'un Konfederasyon Kupası'nda Fransa'ya attığı (meşhur taça gider dediğimiz) gol bunun bir örneği. Top kavis aldığında, açığa çıkan güç kinetik enerjiyi oluşturarak topun ön tarafına iletiyor. Yani enerjiyi kavisten alıp dikey bir enerji haline getiriyor. İkincisine örnek olarak da tenis topları verilebilir. Wimbledon'daki çim kortlarda servis atıldıktan sonra yerde seken toplar topun hızını daha da artırabiliyor. Ayrıca bunu evde kendinizde deneyebilirsiniz. Bir futbol topunun kendi etrafında geriye doğru falso vererek havaya atarsanız, top yere düştüğünde hızlanarak düştüğü yerden daha geriye fırlayacaktır. Dolayısıyla futbol topunun bu iki yol dışında, yani Ronaldo'nun golündeki vuruştan sonra hızlanması çok çok düşük bir ihtimal hatta imkansıza yakın. Zira Portekiz'li toplara vururken kavis vermiyor ve toplar yerde sekmeden ağlarla buluşuyor. O halde Jens Lehmann'ı bu demeci vermeye iten ne olabilir?





















Manchester Üniversitesi'nden Fizik departmanının profesörü Robin Marshall, Lehmann'ın demecine yol açan şeyin, zaman zaman kafa gollerinden sonra duyduğumuz "havada asılı kaldı" yorumundaki illüzyonla aynı şey olduğunu açıklıyor. Marshall'a göre ceza sahasına yapılan ortalarda defans oyuncuları panik halinde çok hızlı yükselip, zamanlamayı iyi ayarlayamadıkları için, bunu çok iyi yapıp, mükemmele yakın yükselen forvetler yerçekimine karşı koymuş gibi geliyor, ama aslında onların hareketi olması gereken, normal karşılanabilecek bir hareket iken etrafındaki başarısız defans oyuncuları sebebiyle daha üstün görülüyor. Lehmann'ın açıklamasında da bu var. Lehmann 40 yaşında bir kaleci. Yıllardır kendisine çekilen şutlarda topun yavaşlama anını artık ezberlemiş bir adam. Ancak yeni imal edilen toplar, çeşitli özellikleriyle bu yavaşlama evresini biraz daha geciktirdiğinden, Alman kaleci topun yavaşlamasını beklediği anda bunun olmadığını görünce, topun hızlandığı yanılgısına düşüyor. Yani top hızlanmıyor, yavaşlaması gecikiyor.


















Lehmann'ın açıklamasının o kadar da yersiz olmadığını ve % 1 ihtimalle de olsa gerçekleşebileceğini belirtenler de yok değil. Dr. Martyn Gadsdon'ın dikkat çekici bir açıklaması var. Futbol topları günümüzde giderek hafifleşen ve dışardan gelecek etkilere karşı hassaslaşan bir yapıya büründürüldü. Her nizami ölçülerdeki, tam küre şeklindeki topun olduğu gibi futbol topunun da bir ağırlık merkezi var. Bu ağırlık merkezi, top statik halde iken tam ortasında yer alıyor ve topun çeperlerine eşit uzaklıkta oluyor. Bir futbolcu topa tam cephesinden, yeteri kadar yüzeyine temas edecek kadar ve hızla vurduğunda ağırlık merkezi o şokla topun önüne savruluyor. Bunu hareket eden bir otobüsün aniden durması sonucu yolcuların öne doğru savrulmasına benzetebiliriz. Ancak sonra nasıl otobüste tutunacak yer bulup durumumuzu eski haline getirmeye çalışırız, topun ağırlık merkezi de o ilk şoktan sonra merkeze dönmeye çalışıyor. Tabi bunu yaparken topun önüne savrulduğu için arkaya doğru giderek yapıyor, bir başka deyişle arkaya doğru kayarken topun kaleye doğru olan yüzünü de ileri itmiş oluyor, bu da çok ufak da olsa topun hızlanmasına yol açabiliyor. Ancak bu mümkün de olsa kalecilerin bunu farketmesi mümkün değil. Yani böyle bir hadise gerçekleşse dahi Lehmann ya da başka bir kalecinin çıplak gözle seçebilmesi imkansız. Zaten bu durum, topa mükemmel biçimde ve vurduğunuz yüzeyin sağ ve soluna eşit uzaklıkta ve yerden kaldıracak kadar fazla yer tutacak alanına temas etmenizle mümkün. Dikkat ederseniz Ronaldo da bunu yapabilmek için topa vurmadan önce etrafını bir hayli düzeltiyor, hep aynı şekilde geriliyor ve topun hep aynı yerine vuruyor. Günümüz toplarında da bunu yapabilmek eskiye göre biraz daha kolay. Kalecilerin de eski toplarla yenilerini karşılaştırması sonucu böyle iddialar olabiliyor ancak "top sanki yön değiştirdi, top sanki hızlandı, havada asılı kaldı" gibi söylemler maalesef birer göz yanılgısından ibaret.

11 yorum:

Cino dedi ki...

havada asılı kalan forvetler konusunda hocaya katılmadan edemiyorum. hakan şükür'ün deplasmandaki (23 kasım 1999) bologna maçında, bologna'ya attığı kafa golü, hoca'nın dediği gibi, olsa olsa ilüzyondur, sihirdir, büyüdür...

Promising Forward dedi ki...

Futbolu, bilimsel bakış açısıyla değerlendirmek ve okumak gerçekten büyük keyif.Bu yazıların devamını bekliyoruz..

Armağan Özkaynakçı dedi ki...

topun yavaşlama evresinin şutun mesafesi ve vuruş hızına bağlı olarak gerçekleşmediği durumlar da olsa gerek. örnek mi haminin frikik ve penaltıları genelde bu evreyi ağlara çarptığı anda geçiriyordu

Pads dedi ki...

@dutchman

topun hızlanması için bir faktör daha var o da rüzgar. Her ne kadar teorik de olsa topa vurulduktan sonra, kaleye giderken kaybettiği birim hızdan daha hızlı bir rüzgar ani olarak esmeye başlarsa top hızlanır. Olimpiyat stadında buna benzer saçmalıklar canlı olarak yaşanmakta. Zaten o stad bilim adamları için tam bir oyun sahası aslında, sosyologlar da dağ tepe aşarak o stada giden insanların(misal ben) neden bakkala gitmeye üşendiğini sorgulamalı.

biglion dedi ki...

Alex de topun sibobunu kendine çevirip tam oraya vurduğunu söylemişti, alakası var mıdır acaba? Bir ikincisi kramponunun içine çorap giymeyen, çorabının bilekten altını kesip özel bir sargı ile oynayan küçük ayaklı Hagi'nin topu kavrama, altına girme ve şut yetisi bu araştırmanın neresine düşer? deyip konuyu bilimsel geyiğe doğru sürükleyelim biraz.

Minero dedi ki...

İşte Flying Dutchman farkı diyorum ama eklemeden edemiyorum. Bu yazı yarın öbürgün illa ki kaynak gösterilmeden web sitelerinde galerilerle sonra da büyük(!) gazetelerde kaynaksız yayınlanır.

Topun sonradan hızlanması olamaz da aniden yavaşlaması olur. Misal Juninho eğik atışın tepe noktasını genelde kaleye yakın yerden seçer ve topa verdiği itme kuvveti tükenirken top birden serbest düşüşe başlar. Bence bu tarz sağlam vuran adamlar çok hassas kamera ile kaydedilip izlenmeli ve ona göre yorumlanmalı...

Olympian dedi ki...

bundan sonra, inceleme tag i olan post lari david attenborough nun sesinden dinlemek istiyoruz.

murat dedi ki...

Enteresan bir yazı. Tebrikler.

yurdum insanı dedi ki...

çok güzel bir inceleme olmuş. hızlanma iddialarının testi ise tam mythbusters' ın alanına giriyor :)

murat dedi ki...

Kusura bakmayın ama topun statik yerini nasıl bulabilrim neresidir? bilen varsa söyleyebilirm

murat dedi ki...

Kusura bakmayın ama topun statik yeri neresidir ve ağırlık merkezi neresidir bilgilerinizi bekliorum teşekkürler şimdiden