25 Eylül 2009 Cuma

İKİ GÜZEL TEKNİK ADAM



Imdi, haftalar sonra yaziyoruz ve gelis-gidis geyigi yeterince siktigi icin ben hemen konuya giriyorum. Iki antrenör söz konusu. Birisi ne kadar "tanidik" ise digeri de o kadar yabanci.. Ve fakat aslinda birbirlerine o kadar benzer ki ayni post icerisinde yer veriyoruz.. Tanidik olandan baslayalim..

Ülkemizden geldi gecti lakin ben hala pesindeyim kendisinin.. Sadece cok basarili, cok süper oldugu ya da olacagi icin degil digerlerinden ayirip farkli bir köseye koyabildigim icin belki de.. Ya da spikerin Funkel icin "Frankfurt'u geriye dogru götürdügü adam" derken onu susturup "hayir, takimi geriletmedi o daha cok Bundesliga'da bu takimi düsürmeyerek kalici olmasini sagladi" ayrintisini sokarak enkaz aldim geyigine hic bulasmadan ve meslektasina saygida kusur etmeyerek takimin basina gectigi icin belki de... 44 yasinda olmasina ragmen 20 yilin üzerinde bir zaman dilimi bu meslegi icra eder iken alaman topraklarinda futbolun bilimsel yönü konu edildiginde akla gelen bir kac isimden birisi olmasindan dolayidir da.. Daha önceden de isledigimiz gibi taraftarlik olgusu salt basari üzerinden kendisini varetmiyor ve artik Bundesliga maclarini golden gole, mactan maca yani konferans seklinde seyretmiyorum, Frankfurt maci varsa öncelikli olarak onu doksan dakika canli izlemeyi tercih ediyorum yoksa Mainz (ona da gelecegiz) , olmadi Bremen, Hoffenheim ya da Bayern macina gecis yapiyorum.. Bundesliga'da net bir sekilde bir takimi tutuyorum da diyebiliyorum artik .. Eintracht Frankfurt..

Frankfurt, takimin basinda 5 yil gibi rekor süre hizmet etmis Funkel ile yollarini ayirdiginda kulubün ligi 13.bitirmesi bir yana ekonomik kriz ile bogusur durumdaydi.. Üzerine yeni sezonda satilmasi planlanan 70 tane locadan 20'si elde kalinca kriz yaklasik 5 milyon euro daha da derinleserek yeni teknik adamini karsiladi.. Nihayetinde Köln'ün de takimin basina gecirmek icin caba harcadigi Skibbe geldi ve her seye ragmen taraftarlar onu cok cabuk bir sekilde kabul etti. Onu "Fachmann" yani isinde uzman kisi olarak bellemislerdi. Kadro sikintisi hali hazirda kendisini aciga cikarmis iken Fink ve Inamato'nun gidisi sonrasi defansif orta saha acigi ve parasizlik yeni teknik adamin en önemli sorunlariydi. Kulüp tarihinin en pahali transferi Caio uzun zamandir yatar durumda ve laktat testlerini bir türlü gecemez iken kaptanlik sorunu da diger yandan halletmesi gereken önemli konulardi bankalarin sehrindeki Skibbe'nin.. Taraftarlarin beklentisi yok denecek kadar azdi. Kadro yok, transfer sansi cok fazla degil ve beklenti Frankfurt'un ligde kalmasi ve güzel futbol yönündeydi daha cok.. Tüm bu olumsuzluklara ragmen Skibbe gelir gelmez ofansif/güzel futbol sözü veriyordu.. Gecmise nazaran en önemli farkliligi da hem saha icerisinde oyunu ve ayni zamanda saha disinda teknik adam karakterini agresif bir yapiya dönüstürmesiydi. Bu o kadar acik ve net idi ki dis görünüsüne dahi yansimisti.. Ofansif futbol ve ayaga pas gibi dilinden düsürmedigi kelimelerin yanina Türkiye tecrübesi sonrasi artik "agresif olacagiz" da ekleniyordu..



Transfer haliyle yapamadi takim.. Teber, bedelsiz bir sekilde Hoffenheim'dan alinir iken Karlsruhe'nin galibiyete giden yolda her türlü pislik/dirsek mubahtir diyerek kaptanliga yükselmis Maik Franz'i (begenirim ben cok) da 700 bin euro karsiligi takima kazandiriliyordu . Fink-Inamato sonrasi acilan defansif orta saha boslugunu da Leverkusen'den tanidigi ve israrla istedigi genc yetenek isvicreli arkadas Pirmin Schwegler icin (takip edin, süper) 500 bin euro bonservisine ödeyerek dolduruyordu. Schalke'den bedelsiz aldigi kaleci Fahrmann da listenin son sirasinda yer alir iken kayda deger cok da bir sey yoktu aslinda..

Kupada son sekize kalmasi bir yana bugüne kadar takimin basinda ciktigi 8 resmi macta henüz yenilgi yüzü görmez iken birisi Bremen'i Bremen'de mağlup ediş olmak üzere 4 galibiyet 4 beraberlik aliyordu. Hamburg macini da yenebilseydi takim, 3 puanli sisteme gecisten sonra Frankfurt tarihinin en basarili sezon acilisini yapmis olacakti. Kendi evinde oynadigi Dortmund macinda direklerden döner iken galibiyeti yine kendi evinde Hamburg karsisinda takim, Skibbe'nin ezeli ve ebedi sorunu takima kondisyon yükleyememe nedeniyle beraberlige sevinen bir görüntü ciziyordu. Magath'in Schalke'sini bir hafta önce Gelsenkirchen'de yenen Freiburg karsisinda son derece akilli bir top oynayan Skibbe'nin cehresini tamamen degistirdigi Frankfurt, girdigi üc gol pozisyonunun ikisini golle sonuclandirip deplasmanda bu güzel mütevazi takimi yeniyordu.. Köln macinda baskin oynamasina ragmen gecen senenin belki de en iyisi diyebilecegimiz Ochs'un kirmizisi engel oluyordu gole ve galibiyete.. Toplamda ayaga tek pas ile kopuk kopuk da olsa hucum futbol karakterini ortaya kisa sürede koymayi basarmistir Skibbe..

Bir karakter söz konusuydu artik. Elbette isin diger yakasi da takimin defansinda istikrar saglayamamasi ve takima fizik-kondisyon sorunu yasatmasi.Takim, 70'den sonra "hala" düsüyor, kendi sahasinda, hafta ici Avrupa Ligi maci oynamis Hamburg'dan daha cabuk düsmesi, Aachen'a atilan alti golün yaninda yenilen dört gol de bahsedilen eksikliklerinin sonucu.. Gencleri yetistirmesi, analist ve bir "beyin" olarak görülmesine karsi oyunculari olmasi gerektigi gibi degil, daha cok zayif ve güclü yönlerini bir bütün icerisinde kabul edip oradan olabilecek en iyisini elde etmesi nedeniyle varolan yetenegi her türlü probleme ragmen sahada isleyebilmesi de bilindik artilari.

Alexander Meier ve Pirmin Schwegler basta olmak üzere Ochs,Maik Franz, Amanitidis yeni takiminin dikkat ceken oyuncularidir.. Fenin ve Caio'nun forma girdigi takdirde Chris ve Bajramovic'in de sakatlanmadiklari sürece keyifle izlenebilir diger önemli oyunculari olacaktir.. Ve biz elbette takipteyiz, zaman zaman Frankfurt analizleri ile de karsinizda olacagiz süphesiz..



Sezon basi herkesin kesin düser dedigi Mainz takimi kimsenin tanimadigi bir ismi takimin basina getirdi..

Bu güzel adam Tuchel konusuna girmeden önce iki farkli teknik adam modelinden bahsetmek gerekiyor.. Misal birbirlerine zit iki antrenör derseniz Skibbe ve Magath derim.. Zaccardo, dün Italyada alman Bundesligasini tanimlar iken fizige ve ikili mücadeleye dayali oyun yapisini belirtiyordu lakin bir baska ilginc noktanin da altini ciziyordu: Biz gecen sene neredeyse hic taktik antrenmani yapmadik.. Yapmadik dedigi takim alman Bundesliga sampiyonu Wolfsburg ve Magath.. Buna inaniyorum ben, Magath'in sistemi sir degil, 20 yildir oynanilan 10 numarali 4-4-2.. Ileride iki forvet, birisi süpürücü digeri oyun kurucu iki orta saha, iki kanat ve dörtlü klasik defans kurgusu..

Antrenörler arasi bu ayrimi cok farkli sekillerde yapabilirsiniz.. Temel fark teknik adamlarin gecmisinde de göze batar. Futbolculuk kariyeri olmayan ya da erken sakatlik nedeniyle futboldan kopup futbol bilgisi ile yeniden sahneye cikan teknik direktörlerin büyük cogunlugu taktisyen hocalardir zira baska sanslari da yoktur. Mourinho'sundan Skibbe'sine kadar bu böyledir.. Almanya'da belirli bir düzeyde 10 yil futbolcu olarak görev yaptiginiz takdirde dandik bir kurs ile antrenörlük diplamaniz cok kisa sürede elinize verilir ve fakat ise sifirdan basladiginiz vakit harcadiginiz emek basta olmak üzere cok sey farklilasiyor. Benzer analojiyi futbol yorumcularin cocuklugunda futbol oynamis ya da oynayamadigindan/ilgisizliginden dolayi en fazla mahalle macinda kaleye gecirilmek durumunda kalan insanlarin sonrasinda futbolu yorumlamalarinda dahi bulabilirsini.. Farkli acidan yaklasirlar ve futbolculuk deneyimi olmayan yorumcu/teknik adamlarin isi daha bilimsel ele aldiklari göze carpar. Bu ayrintilar da isin teknik-taktik yönüne daha cok yönlenmenize neden oluyor. Motivator hocalarin buyuk bir kismi eski ünlü futbolculardir. Ister Magath-Skibbe farki deyin, ister Klinsmann-Löw ya da Terim-Yanal farki. Farki belirleyen biraz da futbolculuk kariyerlerinin belirledigi teknik adamliga gecis asamasinda harcanilan enerjidir. Freiburg'un tarihindeki en cok golü atmis olan futbolcu Löw ve her türlü basariyi futbolculuk kariyerinde de tatmis Rijkaard bir acidan digerlerinden ayrilir. Rijkaard Hollandali olmasinin yani sira bir bakima Ajax okulu mezunu iken Löw de bu okulun almanlardaki karsiligi Stuttgart okulundan antrenörlüge adim atmistir. Mevzubahis konu Rangnick ve Mentroru Helmut Gross'un insasinda katkida bulundugu Stuttgart okuludur.. Fink analizinde de belirttigimiz gibi, futbolcunun en önemli özelliklerinden birisi olan taktiksel dehasinin altini cizer iken Stuttgart okulunda ögrenimini gördügünden bahsediyorduk. Toplamda bu antrenörlük meslegi tuhaf kacacak biraz ama "berberlik" meslegi ile benzestirilebilir. Okuluna gitmeden cirak olarak baslayip usta olmak ile Almanyadaki gibi okuluna gidip berber olmak arasinda cok buyuk farklar yoktur, bazen onu bazen de digerini ararsiniz, begenirsiniz.. Su ayrimi belirtir iken böylesi daha iyi diye yargi koymuyorum belki ama futbolculugunda yasadigi talihsiz sakatlik sonucu futboldan koparilan insanlarin biraz daha azimli bir sekilde bu ise el attigini pek cok örnekte görebiliyorum, Uli Hoeness'in basarisinda dahi sakatligindan dolayi futboldan erken kopmasinin yarattigi bir azim vardir da diyebiliriz. Bunlara bir baska örnek ise Stuttgart okulunun yetistirdigi son yetenek abidesi teknik adam Thomas Tuchel..



Skibbe'nin her bakimdan bir benzeridir. 36 yasinda (Roberto Carlos'dan 4 ay kucuktur) birinci Bundesliga takiminin basina hakkiyla gecmis bir teknik adamdir. Zamanin ücüncü liglerinde oynayan defans oyuncusuydu. Ralf Rangnick'in basinda oldugu bölgesel lig takimlarindan Ulm'ün ikinci Bundesligaya yükselisinde "futbolcu" olarak emegi olan adamdir. 25 yasinda ikinci Bundesliga'da sadece 8 mac yaptiktan sonra Skibbe gibi sakatlanir ve zamaninda genc milli takima da secilmis iken futbolu 1998 yilinda birakmak zorunda kalir. Bu bir soktur onun icin ama soktan kurtulusu da bir baska önemli ayrintisinda saklidir zira onun yine Skibbe gibi Abitur'u vardir, zekidir. Futbol hayati boyunca bir yandan futbol oynar iken diger yandan İngilizce ogrenip spor akademisinde okur, psikoterapi egitimi görür.. Futboldan dolayi bunlari yarim birakir ama futbolu biraktiktan sonra varolan abitur'u devreye sokup isletme okur, bitirir..

Hoffenheim'in bugünkü hocasi Rangnick ve ayni zamanda Bayern'in parlayan genc defans oyuncusu Badstuber'in gecenlerde vefat eden babasi Hermann Badstuber -Stutttgart akademisindediler- onun bugünkü konumunda etkili iki isim olmustur. Bir geri dönüs gerceklestirmek adina eski hocasi ile iletisime gectiginde cok baska bir teklif ile karsilasir.. Stuttgart takiminda iken Rangnick ona U-14/15'in basinda antrenörlügü önerir.. 2000 yilinda bu teklifi kabul ederek teknik adamliga adim atar Tuchel. 2004'e kadar U15 ile mesgul olduktan sonra U19'un yardimci antrenörlügüne atanir ve takimi sampiyon yapar. Akabinde Augsburg'a döner ve genclerin basina gecer.. Sonra U19, U23 diye devam eder..

2007 yilinda antrenörlük diplomasini eline alir ama kücük bir ayrinti: 1,4 not ortalamasi ile.. Bu ortalama bugüne kadar gördügüm en yüksek ve basarili antrenörlük diplomasi notudur. Abitur yapmasini gectim, böyle bir ortalama ile teknik adam olan baska bir adam tanimiyorum. Mainz iste tam bu sirada ise el atar ve genclerin basina Tuchel'i getirir. Tuchel, o muhtesem ortalamasini hemen pratige döker ve A genc takimini gecen sene sampiyon yapmayi basarir.. Yönetim gecmisine bakarak bu adama takimi teslim etmeye karar verir. Klup yönetimi öyle emindir ki dogru is yaptigindan Andersen'in kovulmasi sonrasi baska hicbir teknik adamla ilgilenmezler ve hemen elinin altindaki madeni islemeye koyulurlar.

Daha düne kadar isletme okuyan, barlarda barmenlik yapip para kazanmak durumunda olan adam, biraz Rangnick cokca da mentoru Hermann Badstuber'in egitimiyle böyle bir konuma yükseldi. Kesin düser dedikleri takimi Skibbe'nin Frankfurt'unun bir puan yukarisinda bugün ligde besinci durumda. Her sezona firtina gibi giren Leverkusen'e yenilmemek, akabinde Bayern Münih, Hertha Berlin gibi rakipleri yenmek gibi güzelliklere imza atmis olmasi bir yana futbol aclimlari da o denli beni benden almistir.. Röportajinda Barca'dan etkilendigini belirtir ama Messi'den ya da yildiz oyuncularin yeteneklerinden degil o starlarin top rakipte iken takim halinde yildizliklarinin üzerine cikip toplu halde savunma yapabilme durumuna hayrandir, yani ona göre mütevaziliktir baska acidan Barcayi digerlerinden ayiran ve basariya kosturan.. Diger yandan Inter'i inter tipi futbol, Juventus'u Juventus tipi futbol diye ayrimlar ve bu farkli kosullara sahip futbol takimlarinin dogrularinin artik kopya edilemeyeceginden de bahseder. Her takimin kendi karakteri, kimligi oldugundan ve dogrularin bu kosullar icerisinde kendine has olmasi gerektiginden ve aslinda daha cok seyden bahseder Tuchel..




Takimina gelince.. üc önemli isimden bahsedebiliriz.. Öncelikle cok genc yasinda parlamis ve 20 yasinda ülkesinin milli takiminin kaptani olup yurt disina cikip inisli cikisli bir grafik cizen Avusturyali oyun kurucu Andreas Ivanschitz. Panathinaikos'dan satin alma opsiyonu ile beraber kiraladilar. Muhtesem bir giris yapti Bundesliga'ya. 6 mac 3 gol 4 asist. Keza Aristide Bance.. 3 golü var ama cok fazlasini da size vaad eder görüntüdedir. 18 yasinda daha gecenlerde profesyonel sözlesme imzalayan Andre Schürrle. Schurrle, genc teknik adamin FSV Mainz yani Mainz'in A genc takimi ile sampiyon olmasinda büyük emegi olan futbolcudur. Tuchel ve takimi sampiyon olur iken Schürrle, 47 macta 24 gol atiyordu. Velhasil bu üclü ilerleyen zamanlarda Eugen Polanski'yi de yanlarina alarak daha cok isimlerinden bahsettireceklerdir.

By Borges

13 yorum:

varol döken dedi ki...

bundesliga benim için şimdi başlamıştır!

PENALTY dedi ki...

Hocam özlemişiz. Tıpkı ben de senin gibi Frankfurt'un gösterilen tüm maçlarını takip etmeye çalışıyorum ki çok doğru bir tespit olan 70 den sonraki kondisyon eksikliğini bir şekilde çözerse dost Skibbe (belki de Rijkard gibi bir ekip kurmalı kendine) çok daha çabuk yol alabileceğini düşünüyorum.

Selamlar

anilkos dedi ki...

Skibbe rüya gibi futbol oynatsa da kaldıramadı ağırlığını galatasaray'ın.özellikle ligde,herşeye rağmen beğenirim kendini,keşke antepin teklifini de kabul etseydi derim.

Adsız dedi ki...

yeniden bir borges yazısı okumak hoş sürpriz oldu. ama fakat lakin şu skibbe...ahh..vallahi bizim yılmaz vural'dan iyi değil..isterse alsın bu sene o kadroyla bundesliga'yı...yine de takımım başında istemem...

tekrar hoş geldin :)

bir de nolcak bu hertha'nın hali, adamları yendiğimizden beri götü başı toplayamadılar bi türlü :)

Borges dedi ki...

Hosbuldum efendim. Varol, Penalty,Anilkos ve adsiz:

Skibbe pek coguna göre iseyaramaz ya da birilerine göre bir tarafi iyidir, kötüdür bunu tartismiyorum. Ama güzel adam midir ? Güzel.. Seyirci olarak keyif alacak futbolu yaratmak icin cabasi ve becerisi var midir bana göre evet..

Hertha, zamaninda cok söyledik o yeri haketmiyor, top oynamiyor, balli, sansli ve bir de bunun üzerine Voronin katkisi eklenince bu oldu, hepsi gidince de sonuc hic sasirtici degil kesinlikle.. Belki bugünkü konumunu da haketmiyor lakin basa oynayacak kadrosu yoktur..

Baris dedi ki...

Bazi kitaplari okurken bitmesin ister ya insan, bu yaziyi da oyle okudum.
Ozellikle futbolcu olmayan veya futbolu erken birakmak zorunda kalan antrenorlerle ilgili yorumu cok takdir ettim.
Eline saglik Borges.

onur dedi ki...

skibbe bir yana, löw unde yolunun turkiyeden gecmis olmasi (ayni hiddink gibi) ve bu adamlardan faydalanamamis olmak ne kaybettirmistir turk futboluna, birde o var.
Yazi cok guzel olmus bu arada, bi cirpida okudum.

Number 7 dedi ki...

Merhabalar borges,

Uzun zamandan sonra yazını görmek güzeldi, eline sağlık.

Skibbe'nin bu sezonki başarısı tabii ki göze çarpıyor ancak devamını getirebilecek mi bunu merak ediyorum.

Acaba Hoffenheim'le ilgili bir şeyler yazman söz konusu mu? Geçtiğimiz sezon 2. devredeki düşüşleri onları geri plana itti ancak şimdi Frankfurt'un önünde 4. sıradalar. Onlarla ilgili bir yazı yazmayı düşünüyor musun?

aksilaz dedi ki...

Ah Skibbe hala aklımdadır. O Kocaeli maçını ömür boyu unuamayacagız. Garip 3 lü defans anlayısını ve nice hatalarını hatırlayacagız bir ömür. Belki çok başarılı olacaktır (ki zannetmiyorum) yinede bizim takıma uğramasın bi daha.

+ Şuan Rijkaard takımda 4-2-3-1 i rahat oynatabiliyorsa bunda Skibbe'nin katkısıda büyüktür.

* Yazını uzun bir aradan okumak keyif verici. Sık yazman dileğiyle.

Borges dedi ki...

Baris: Sagolasin cok..

Onur: Mesele yetenek ya da yeti degil, kosullarin bunlari isleyecek konumda olmamasidir daha cok, özil icin de gecerlidir bu bence..

Number 7: bugün kisa kisa özet seklinde bundesliga özetleri cikarmaya calisacagim ve bunun icerisinde hoffenheim da olur zira Eduardo var, deli seviyorum o oyuncuyu..

Aksilaz: SImdi baska bakiyoruz, bugün olsa Skibbe ya da Tuchel gibi adamlarin buraya gelmesi yanlistir diyebilirim sanirim.. Tek tek yöneticisinden basinina tüm kurumun degismesin istemek yerine ona uygun daha dogru teknik adamlar secilmelidir sanirim.. Insanoglu, yanlis düsüne düsüne...

Adsız dedi ki...

@borges

yok zati adamlığına laf söyleyen çarpılır. gs'ye gelmiş en efendi en takdir edilesi adamlardandır.ama her "doğru" adam işe yarar adam olmuyr işte..

atıf dedi ki...

hoşgeldin borges.
amansız bir alaman futbolu sevdalısı olarak düşüncem ,sensiz tadı biraz eksik kalıyor du.
3. güzel adamı unutmuşsun diyecektim ama zamanında yazmışsın.

http://devrimderki.blogspot.com/2009/02/jurgen-klopp.html

skippe nin mehmet güven ısrarını anlayamamıştım bende.

Ata İsmet Özçelik dedi ki...

Tekrar hoşgeldin Borges, ben daha da ileriye götüreyim. Skibbe'nin arkasında Rİjkaard'ın ekibi olsaydı şu an CL'de fırtına gibi esen bir takım olacaktık.