25 Eylül 2009 Cuma

ORTAYA KARIŞIK



Bir ara tüm Almanya durdu, Mesut Özil'i konustu. Futbol nefes almadi, Özil disinda akacak mecra bulamadi kendisine ve sadece O konusuldu. Mac öncesi Ballack, mac sonrasi Gomez, Klose ve hemen hepsi Özil'den bahsediyorlardi. Allofs tam Diego icin kapiyi calan insanlardan kurtulduk der iken Özil icin bu sefer kapiyi calmaya basladilar diye veryansin ediyor, Ballack benim arkamdan gelecek oyuncu budur diyor -ne alaka- , Beckenbauer'inden Kahn'ina kadar hepsi Özil'i ve onun müthis performansini konu ediyorlar. Bir ihtimal Schweinsteiger haric- kiskanclik da sezmiyor degilim- Podolski'sinden Gomez'ine kadar Özilci olup kesildiler basimiza.

Cikisi bekleniyordu. Gecen sene yere göge sigdirilamayan Misimovic'in 20 asisti vardi lakin onun kadar öne cikamamis Mesut da 15 asist yapiyordu ligde. Kupalarda ise Milanlari, Interleri gecer iken Bremen onun asistleri yine basroldeydi ki yazin oynanilan 21 yaş altı Avrupa şampiyonasında Almanya'yı sampiyon yapan unsurlarin basinda gelmesi de bugünlerin habercisiydi. Ve hala bana Özil soruluyor, milli takim geyigi yapiliyor.

Arkadasim biz Özil gibi bir futbolcuyu degerlendirecek futbol anlayisina sahip degiliz. Avrupa piyasasinda yarattigi firtinadan dolayi takima almak isteriz belki ama Terim'in kafasindan en son gecen isimlerin basindadir Özil. Set hucumlari neyse Özil de odur aslinda. Bize gelmez. Yoksa Terim atladigi gibi ucaga gider, iki ziyaret ile hem babasini hem kendisini ikna edebilirdi. Lakin iyi de yapti, zira olmazdi bize, gelseydi pek coklari onu bekliyor olacakti, oyunun iki yönü, kosmuyor diye yargilamak icin. Pek cok yazar bu adamin neresi yildiz olmus, nasil oynuyor diye sacmalaya gebeydi. Oyun yapisi da uygun degildir. Tuncay,Arda veya Sabri degildir. Kosmaz, görüntüde "yüregiyle oynamiyor" dersiniz. Dehset ince ve güzel bir sol ayagi vardir ve aslinda hepsi de oyun zekasi ile beraber budur, baska bir sey degil. Deli danalar gibi pres yapmaz, yanindan gecen topa bakar, ona oynamadiginiz zaman seksen dakika topla bulusmadan sahada dolanir, Terim'e ters, bize ters ve daha da önemlisi bizim basina hepten ters.

Nasil ki zamaninda Bremen secimini hayatinin en dogru karari olarak nitelemis isek ayni sekilde Almanya secimi de verdigi dogru kararlarin arasindadir.




Insan gururlaniyor aslinda. Thomas Doll gibi bir teknik adam Türkiye Süper liginin ortalarinda yer alan bir takimin basinda. Sizi bilmem ama ben burdan su konuma bakip bakip helal olsun diyorum, benim icin Süper Ligin bir kademe yukari atlamasinin en önemli göstergesi budur. Daha dün Alman Bundesligasinda Hamburg'u küme düsmekten kurtarip Sampiyonlar Ligi'ne sokmus ve orada da oynatmis adamin bugün burada bu sekilde olmasi. Akabinde Dortmund'un basina gecmis ki Dortmund klubu kendisini teknik direktörün kurtarmasi adina Almanya'da gelecegi parlak ne kadar antrenör varsa hepsine saldirmistir.. Ne ilginc ki orada olan pek cok teknik direktör solugu Türkiye'de almistir. Ankaraspor'un basindaki Jürgen Röber'den Skibbe'ye, ordan Doll'a ve hatta dedikodusu cikan Sammer'e kadar hepsine Türkiye Süper Ligi takimlari gözünü dikmistir... Nevio Scala dahil.!

Simdi Demirkol basta olmak üzere bir kesim spor yazari elektrigi yeniden kesfeder gibi oyuncuya/teknik adama verilen ücretlere takmis durumda. Bunlar aslinda oyunu cift yönlü oynayan oyuncu gibi gecerliligini yitirmis elestirilerdir.. Durum eskisi gibi degildir, iyiye dogru bir gidisat söz konusu. Söyle bir bakin derim ben. Kimler geliyor bugün Türkiye Süper Ligine? Thomas Doll, Rijkaard, Elano, Keita,Daum, "alman" Ernst, Ferrari, Dos Santos, Baros,Kewell, Alex, Guiza..Doll ve Rijkaard henüz daha mesleginin baslarinda digerleri de Brezilya milli takiminda ya da hepsi otuzun altinda Avrupa futbolunda az cok ismi olan futbolculardir. Keita,Elano ya da Dos Santos. Milan'a da gidebilir. Türkiye Süper Ligi'ne geliyor. Bu adamlara hemen herkesin görebildigi gibi gereginden fazla ücret verilmemesi durumunda buraya gelmeleri olasi degildir.

Kural sadece Türkiye Süper Ligine ait degil her yerde aynidir. Wolfsburg, Magath kariyerinde bir hocayi almak icin ederinden üc-dört kat fazla vermek durumundadir ve bunu da yapmistir. Peki ne olmustur ? Magath'in bir Dzekosu ya da Sampiyonlar Ligi'ne direkt katilimi kendisine verilen parayi üce-dörte katlayip geri getirmistir. Ernst'e verilen para Sampiyonlar Ligi direkt katilmi ile fazlasiyla geri dönmüstür. Keza Carlos Eduardo gibi bir oyuncu ederinden iki üc kat fazla para verilmezse ikinci Bundesliga'ya adim atmaz ama peki ne olmustur ? Birinci Bundesliga'ya cikarmis ve kafaya oynatmistir ki bakmayin siz Ibisevic geyigine, onun ikinci yari aldigi 8 maclik toplam ceza olmasa Sampiyonlar Ligi vizesi dahi aldirabilirdi. Zenit, Timoschuk'u alir iken Shakhtar takimina Ukrayna tarihinin en fazla bonservis ücretini ödüyordu.. Üstelik oyuncuya öyle sartlarda imza attirdi ki Bayern Münih bonservisinde sorun yasamasa da oyuncunun isteklerini karsilayamadigi icin anlasma zamani uzayip diger yila sarkmistir, ekstralari bitmek bilmedi ve Bayern gibi bir klubu dahi cileden cikardi. Baska acidan Zenit hem Timoschuk'un bonservisinden hem de gereginden fazla ücretler ödeyerek transfer ettigi oyuncularin performansi ile Bayern Munih'i yari finalde eleyip UEFA kupasini almistir. Bu eleyis esnasinda oyuncusunu da Galatasaray'in Adrian Ilie'de oldugu gibi pazarlayabilme sansina da sahip olmustur. Verdigi parayi her bakimdan cikarmistir aslinda.. Rusya'nin Hiddink'e el altindan verdigi parayi gectim görünürse olan rakam dahi onu dünyanin en cok kazanan teknik adamlari listesine sokmustur.. da ne olmustur gereginden fazla ücretlendirerek ? Bizim gibi yari final oynamis, üzerine de oyuncularini 20 milyon euro yakin bir paraya Avrupaya pazarlamislardir. Sanildigi kadar zarar edildigini düsünmüyorum..Sadece Ferrari'nin iyi bir oyun cikartmasi az daha Sampiyonlar Ligi beraberligine ve binlerce euroya sebep oluyordu, kar-zarar hesaplamasini iyi yapmak gerek.




Sacma sapan bir maliyet hesabi da söz konusu kici kirik elestiriye temel hazirlamak adina. Örnek: Ferrari.. Maliyeti 14,5 milyon euro imis.. Su hesabi yapan baska bir ülke basini ben tanimiyorum arkadas. Ben Almanya'da bir kez olsun yillik ücreti 10 milyon euro olan Luca Toni'nin maliyetini 30 kusur milyon euro diye hesaplandigina ya da Pana takiminin Djibril Cisse icin dört yil takimda kaldigi sürece alacagi parayi da bonservisine ekleyip yaklasik 20 milyon euro'ya mal oldu gibi sacma sapan maliyet hesabina giristiklerine sahit olmadim. Mario Gomez'i bu sekilse hesaplarsaniz Ronaldo fiyatina ulasirsiniz.-. E simdi Meira'yi da bu sekilde hesap edersen ne oluyor ? Adam altinci ayinda cekip gitti, alacaklari ne oldu ? Ferrari'nin maliyeti 4,5 milyon eurodur, Gökhan Zan'i ikiye katlamasi bir yana Alex'den sonra yapilan Sampiyonlar Ligi top 11'ine girebilmis benim gördügüm ikinci türk takimlarinda oynayan oyuncudur. Keita'sindan Dos Santos'una kadar kaliteli isimler geldigi sürece biraz fazla para vermek, abuk subuk ne olacagi belirsiz yatirimlara göre cok daha dogru bir secenektir zira digeri becerilemiyor, üzerine gidip onlarca Lutu,Carrusca almanin bir yarari yoktur. Gönül elbette ister ki Porto misali cikarsin ucuza yildizlarini. Lakin güzide basin kulup yönetimini sorgular iken Brezilya milli takimda oynayan oyuncunun kalitesini dahi sorgulayip yönetimi baski altina almasina hic bakmiyor. Misal Yunan Olympiakos takimi gibi Diogo adli oyuncuyu buraya bonservisinin sadece yüzde yetmisine 9 milyon euro verip transfer etseler, rahat birakir misiniz? 5 yillik anlasma yapildigi düsünülürse 5 x1,5 +9 milyon (yüzde 70 bonservisi) deyip ucuk rakamlara ulasip oyuncuyu her türlü sagliksiz kosula itmez misiniz ki? Sonra neden böyle oyuncu alindi, edindi geyigi.. E siz sebep oluyorsunuz da ondan..

Sorun aslinda oyuncuya fazla para vermek degil cok daha az maasa takima baglayacagin henüz yildiz olmamis yetenekleri kesfedememektedir. Baska acidan bundan daha da önemli olan sorun su ki bu gibi transferler yapildigi vakit "ismini hic duymadim, bu da kim" gibi gerzek basina malzeme olma korkusu nedeniyle diger secenegin isaretlenmesidir belki de.Ismail Koybasi son derece gelecek vaad eden bir yetenektir ama bu ülkede daha parasi konusuldugu ölcüde oyuncu zamanin Ayhan Akman'i gibi silinip gidecektir, Ayhan ofansif orta saha olarak öldürülmüs ve Lucescu ile defansif orta saha olarak yeniden dogmustur ama Ismail Köybasi bunu becerebilir mi hep beraber görecegiz. Sorun da klup yönetiminin beceriksizliginden ziyade -o da vardir kuskusuz- biraz da basin/taraftar korkusu nedeniyle atmak zorunda kaldigi adimlardir gibi geliyor bana.



Iznininizle bir ayrintiyi suraya koymak isterim. Ben Daum'u cok uzun zamandir takip ederim. Bu koydugum yargi göreceleridir, uzun zaman sonucunda benim algiladigimdir, tersini de iddia edebilirler, o da dogrudur muhtemelen. Daum, Almanyada kariyerinin zirvesinde iken dahi Türkiye hakkinda sürekli güzel konusan nadir insanlardandir. Her zaman bu adamin Türkiye'yi cok sevdigine inanmisimdir, bugün yapilan aciklamalarini pek cok insan samimi bulmayabilir ama ben onun hakkindaki yargiyi Leverkusen ile firtinalar estirdigi zamanda yaptigi samimi aciklamalarindan dolayi o gün vermisimdir. Kokain mevzusu olmasa Süper Lig Daum gibi bir antrenörü göremezdi hicbir zaman. Rijkaard dahi gelmis daum neden gelmesin ya da Daum da antrenör degil diyebilirsiniz belki ama geldigi günden beri Yilmaz Vuralmiscasina karsilanacak kadar da degildir. Iyi bir teknik direktördür, bu kadar hafifsenecek, teknik adamligi bu kadar yerlerde süründürecek kadar degildir. Ben kendimi bildilm bileli Fenerbahce iki kez üst üste sampiyon olamamistir, Daum ile ancak bunu basarmistir. Sampiyonlar Ligi Sampiyonlugu ya da finali, yari finali de ligde iyi bir konumda olmadan genelde gerceklesmiyor, belirteyim..



Ben bunu artik suraya eklemek durumundayim. Bu Almanlarin inceleme altina aldigi 4-3-3 yerlesimidir. Dikkatinizi cekiyor mu bilmiyorum ama tek bir defansif orta saha barindirir sistem.. Galatasaray saha icerisinde 4-2-3-1 oynuyordur, yer yer 4-4-2'ye kayiyordur ve hepsi yorumdur amenna. Lakin 4-3-3 yorumu altinda iki defansif orta saha olmasi gerekliligine vardiracak kadar sacmalaniyor televizyon basinda ki akil-sir erdiremiyoruz artik...

Galatasaray'in sorunu basta zamandir ve sonrasinda da zorunlu olarak oyun kurma yetisinden yoksun iki defansif orta saha ile sahada yer almasidir bana göre..



Takim bütün ataklari iki defansif orta sahanin oyun kuramamasi nedeniyle yemesi bir yana toplamda o zamanla olusacak ve takim savunmasinda cok önemli rol oynayan homojen yapiya henüz on kisinin dönüsememis olmasindan da kaynaklidir. En az sucu olan tandemidir. Biraz beklerin istikrarsiz görüntüsü ve cokca da iki defansif orta sahanin öndeki dörtlü ile bütünlesememesinden ve oyun kuramamasindan dogan defansif zaafiyet. Zaman cok önemli rol oynar iken sansi da yaver gidiyor bu güzel takimin.. Takimin boyu genelde "kisalin" dedigi zaman degil birlikte hareket edebilecek olgunluga erisebildiginde ancak kisalabiliyor. Bu da kollektif her türlü savunma/presin yapilabilmesi icin en önemli unsurdur, zaman verin biraz daha..



12 macta 10 degil de belki 8 galibiyet alacak bir futbol acilimi vardir Galatasaray'in.. Sans faktörü bir ya da iki maca etki etmistir belki.. (kim emin olablir ki böyle durumdan) Baska acidan gecen sene oynanilan Benfica, Berlin maclari ve hatta 4-1 lik Besiktas macinda bugüne göre belki daha iyi topu oynuyordu lakin yine de birbirlerinden cok buyuk farklarin olmadigi bu maclarin zamansal acidan farki da gelecege dair güzel umutlarin yesermesine neden oluyor. Kac ay olmustur Rijkaard takimin basina geceli?Benim bekledigimden cok daha iyi sonuclar aliyor Rijkaard'in Galatasaray'ı. Bu takimi Mart ayinda degerlendirmek gerek, su ana kadar olan bölüm beklentinin cok yukarisinda olmasindan baska bir yargiya varilamayacak kadar iyi, güzel, umut dolu. Takimin ve Rijkaard'in EN büyük silahi da "zaman"dir , unutmayalim.


By Borges

20 yorum:

varol döken dedi ki...

daum, ne yazık ki çok kötü bir açıklama yaptı borges... bu taraftar ne zaman 6da 6 gördü lafı aslında çok ağır bir laf... o taraftar bu lafı zamanı gelince yedirecektir daum'a...

ben daum severim bilirsin, senin gibi leverkursen zamanlarından hem de... almanya teknik direktörü olacakken türkiye ye gelen bir adam neticede... futbol bilgisi, teknik bilgisi, kondüsyon bilgisi tartışılmaz...

amma inatçılığı, paragözcülüğü, adam kayırıcılığı ve sabit fikirliliği de tartışılmaz! fıtık oluyoruz o tribünde, inan bir gün izlesen anlarsın... kazım'ı ben de isterim bağrıma basmak, sahip çıkmak ama bu adamın gerçekten sütü bozuk... hiç tasvip etmediğim mehmet topuz bile bunun yanında 100 kat fazla hak ediyor formayı...

neyse konuyu fenerbahçe tarafına döndürmeyeceğim... bloglar bir süredir dns ayarları nedeniyle ulaşılmazdı, onlarla dönmen de ayrı bir anlamlı oldu... huyum olmamasına rağmen tez zamanda bir thomas müller yazısı beklemekte ve bundesliga yı gözümüze yeniden nasıl hoş kıldığının bilmeni istemekteyiz...

sen yokken bazı arkadaşlar alman liginin başka kısımlarını işlediler sağolsunlar:)

artık söz sende...

ale dedi ki...

hoşgeldin borges,
genel bundesliga yorumunu sabırsızlıkla bekliyoruz.

guner dedi ki...

Yeniden Borges okumak güzel.

attika dedi ki...

bizim basın kafamızı o kadar bulandırmış ki mesut özil hakkında ben de tam yazdıklarınızı düşünüyordum, dışarıda Türk basınına maruz kalmadan futbola bakabilmek ne güzelmiş...

scugnizzi dedi ki...

şimdi bu 4-3-3 mevzusunda ortadaki 3'lünün nasıl olacağı çok önemli. veya oyuncuları hangi mevkide değerlendirdiğimiz. "Lakin 4-3-3 yorumu altinda iki defansif orta saha olmasi gerekliligine vardiracak kadar sacmalaniyor televizyon basinda ki akil-sir erdiremiyoruz artik..." bu yoruma ben de katılıyorum ama şu şekilde, iki tane düz oyuncu oynatılacaksa haklısın sonuna kadar. ama türkiye'de appiah da defansif orta saha oyuncusu olarak geçiyor. ben o orta 3'lüde kesinlikle aurelio ve appiah gibi 2 adamın olması gerektiğini düşünüyorum. herkesin kendi görüşü, kimse katılmak zorunda değil. ortadaki 3 adamdan birinin defansif özellikleri kuvvetli olacak. diğer ikisinin çok az olursa, bu adamlar mücadele etmezlerse çuvallar orta saha. sezon başı galatasaray'da iki ön liberonun kesin oynayacağını düşündüğümü, elano veya kewell'ın yedek kalacağını yazdım. sözlükte onlarca mesaj geldi. sonuç ortada... yorumun sonunda tekrardan belirtmek istiyorum, kendi düşünceme göre 4-3-3'ün ortasında 2 tane defansif özellikleri güçlü oyuncu olmalı ama biri kesinlikle düz bir adam olmamalı.

fabio luciano dedi ki...

mükemmel bir yazı.okurken bir an şöyle bir yorum yazayım diyorum tak 3 satır sonra görüyorum.söyleyecek laf bırakmıyorsun insana.

tekrardan hoşgeldin ve bu güzel yazı için teşekürler.

Borges dedi ki...

Varol Döken: Elestitirilere ve son demeclerine gelen yorumlara degildi bu yaklasim.. Genel görüntü itibari ile Daum algisinin cok fazla asagiya cekildigi ve Türkiye sevgisinin samimiyetidir.. Ben samimi olduguna inaniyorum kesinlikle.. Bundesliga bu gece yazilir, yarina yollanilir efendim.

Ale: hosbuldum ve gelecektir bundesliga özeti.

Guner: Yeniden yazmak güzel..

Attika: Biraz farkliligi doguran varolan ortamdan siyrilmis olmak sanirim, kiyas da yapabiliyoruz..

Scugnizzi: Önemli olan ayrinti defansif özelliklerinden ziyade oyun kurma kabiliyeti olmasidir. Topal ya da Sarp kendisin gelistirecektir ya da olmasi gerektigi gibi Ayhan-Arda, Ayhan Elano,Arda-Elano ya da Linderothlu tercihler olacaktir..

Fabio Luciano: ben tesekkür..

Noat SamisA dedi ki...

Borges hoşgelmiş...

Şimdi yine paratöner etkisi yapan konu, şu orta saha meselesi. Benim ülkemizde ''çift yönlü'' olarak addedilen İngiliz modeli orta sahalara hayranlığım bakidir. Daha önce Borges ile bunun muhabbetini yapmıştık. :) Yazıda anlatılan gibi baklava modeli orta saha oynar Borges, ben Jenas ve Cattermole ile klasik orta saha oynarım. Sonuçta ideali yoktur bu işin, lakin konuya Galatasaray özelinde bakmak gerekirse eldeki kadronun üçlü orta sahaya uygun olmadığı açıkça görünür. Beşiktaş ise tam tersine, gayet uygundur örneğin. Tello-Cissé-Ernst'ten oluşacak orta saha hem gerekli sertliği, hem de Ernst'in paylaşımcı oyununu ile şablon getirisi kenar oyunlarında Ernst'ten katkı alır. Bu bir yorumdur, lakin neticesi tabelada görülmüştür. Appiah örneği de aynı şekilde. Aurelio yanı Appiah olur, Cissé yanı Ernst olur, ben bunu tercih ederim. Arda-Sarp-Elano orta sahasını ise eğer hücum planları olan bir takımın teknik direktörü isem seve seve kabul ederim. Şablon kendi içinde başkalaşır, oyuncular başkalaştırır, hepsi birer özel etkendir. Ben üçlü orta sahada iki tane sağlam, sert orta saha adamı kullanırım; eğer imkanım olursa tercihim bu olur. Bu trend futbolda geçerli gerçek kabul ederim. Bu da kural değildir, aksi de. Sonuçta futbolda terk doğru yoktur ve Galatasaray zaten üçlü orta saha oynamamaktadır. Genel Galatasaray değerlendirmelerinde en büyük yanılgı bence bu noktada. Sayılara takılmayın muhabbeti ise bence en büyük klişe. :) Galatasaray bu sıralar bambaşka bir şey oynuyor, açıkça bu şablon Skibbe'den mirastır. Oyuncu kalitesi artmıştır, Rijkaard'ın futbol aklı işin içine girmiştir. Şu ortamda da şablon üzerinde pek fazla farklılık şansı yoktur, yazıda bahsedildiği üzere zamanla; belki Ocak'tan sonra. Selamlar.

Adsız dedi ki...

ehhehe..mehmet demirkol'suz 2 yazı ardardına mı yazılmış diye şaşırmıştım...yanılmışım :))...

şu 4-3-3'ün doğru dizimini sonunda biri çıkarıp koydu ya ortaya o yetti...galatasaray ayhan sakatlandğndan topal döndüğünden beri 4-2-3-1 oynuyor..anlatamıyoruz tabi...arda'nın oyuna hükmettiği maçlar da 433 zamanlarına denk geliyor bide..

onur dedi ki...

Daum la ilgili bir şey yazayım buraya, ilerde "ben demiştim" demek için. Bu adam her nekadar sabit fikirli olsa bile, kendi bildiğinden şaşmayan bir adam. Eğer Kazım böyle oynamaya devam ederse (benim açımdan Kazım ın yapması gereken tek şey Gökhan a alan boşaltmak ama) , Deivid de bir şekilde yabancı kontenjanına takılır, formsuz olursa, Daum un sağ tarafta Guiza yı (Anelka??), santrofarda Semih i oynatmasını bekliyorum.
Ayrıca şu sıralar Aurelio nun defansif meziyetlerini göremesekde, Cristian ın Daum un sistemine tam olarak oturan bir adam olduğunu düşünüyorum. Bu yüzden zaman geçtikce takımın haliyle Daum un kafasındaki sistemi-kurguyu sahaya yansıtacağını düşünüyorum. Bu açıdan Cristian çok önemli, aynı ilk Daum döneminde Tuncay ın bu sistemin tam adamı olması gibi, Cristian da Daum un kilit oyuncusu bu takımda, tabi teoride ve form tuttukca.

Borges dedi ki...

Hosbuldum Noat;)

Konuya geceyim efendim. Sunu belirtmissin;

"Yazıda anlatılan gibi baklava modeli orta saha oynar Borges, ben Jenas ve Cattermole ile klasik orta saha oynarım. Sonuçta ideali yoktur bu işin, lakin konuya Galatasaray özelinde bakmak gerekirse eldeki kadronun üçlü orta sahaya uygun olmadığı açıkça görünür"

benim tercihimin ne oldugu genelde belirttigin gibi dogrudur, lakin su an Galatasaray özelinde degerlendirme yapacak olursa bahsettigin, senin sevdigin tarzi iki yönlü iki oyuncu sarttir.. Galatasarayda bu var midir soru isareti, secenekleri arttirmak gerekir: Arda,Elano,Topal,Ayhan,Linderoth,Sarp-- Sarp ya da Topal defansif orta saha olursa geride kalanlardan benim istedigim gibi iki oyuncu gayet mümkün lakin sorun sudur: Defansif zaafiyeti dogurmamak adina bütünlük sarttir, takim savunmasi istenilen düzeyde olmalidir bu da birlik-beraberlige de bakar.. Su zamanda iki defansif orta saha kacinilmazdir.. Bu taktik acilimlarin altinda söyle der; Hicbir sistem bu kadar homojen bir yapiya sahip degildir.. 10 kisiye esit sekilde bölünmüstür ve birlikte uyumdur savunmanin özü.. Bunun icin ciddi bir zaman gerekir, barcada bunu bulamadi Rijkaard onun yerine Davids geldi cözdü isi.. Burada da simdilik Skibbe'nin mirasina konmak durumunda ama Keita ve Kewell'li sistem yine de 4-3-3 kokan ataklarin pesindedirler..

Borges dedi ki...

Adsiz: Demirkol iyidir, güzel bir malzemedir, hem o hem biz gelisiyoruz ne güzel.. o olmasa bu kadar aciklama yapmazdim, bu acidan bakmak gerek..

Onur: meraklasina iletirsin, Magath ondan daha sabit fikirlidir, mesleginden bile olur gerekirse fikrinden caymaz.. Mesele daha cok basariya götürüyor mu götürmüyor mu vaorlan fikri ?

hiphop dedi ki...

cok teşekürler..

Chevic dedi ki...

şampiyonlar ligi karması 2007 den sonra yapılan bir şey ise evet alex ve ferrari dışında giren yok, ama öncesi varsa ki bilgim yok, Gs'den kesinlikle 2001 deki CL yılında seçilmesi/seçilmiş olması gerekirdi.

roach dedi ki...

ya daum, özil yok skibbe bilmemne.. o bu değil borges'i ne özlemişiz arkadaş. abi sen hep yaz, çok yaz, sürekli yaz.

Pusat dedi ki...

Mükemmel yazı için teşekkürler borges... Ellerine sağlık...

Maliyet hesabı konusunda yapılan abartmalara katılıyorum. Yani şimdi Arda ile senelik 1.5dan 5 senelik sözelşme gibi bişi yaptılar, Arda 7.5 milyonluk adam mı oldu. Yada Guiza'nın sözleşmesi 4 senelik değil de 1 senelik olsaydı maliyeti düşük mü diyecektik. Adam bosmandan gidecekti o zaman görecektik gerçek maliyeti... :)

Bu tip yorumları yorumu yapanların 'ulan ben topçuyken bu paralar yoktu, ah be 20 yıl sonra gelecekmişim dünyaya paraya para demezdim' anlayışına bağlıyorum... Peki onları haksız buluyor muyum... O ayrı bir tartışma konusu olur anca...

delorean dedi ki...

Borges, bundesliga takımlarının futbolculara ödedikleri maaşları gösteren bi site var mı acaba söyleyebilir misin.Ben bulamadım da.

levent dedi ki...

kelimesi kelimesine katıldığım bir makale olmuş.. özellikle daum ve maliyet hesabı konusunda hislerime tercüman olmuşsun.. eline sağlık...

Bzk dedi ki...

Bana Daum'un teknik adamlığını tartışmak ne kadar gereksiz geliyorsa, Türk halkı ve Türk'lüğe verdiği önemde bir o kadar samimiyetsiz geliyor. Haksız da olsa biraz eleştirilince hemen taraftara salladı sayın Daum. Fenerbahçe taraftarı 35 sene önce bile gördü 7 de 7 yi ki ilk 10 maçını da kazansan şampiyon olmadığın zaman başarısızsın Fenerbahçe'de. Mesut konusunda da o kadar katılıyorum ki sana, onu ikna etmek çok kolaydı. Terim bu işlerin kompedanıdır. Ama bir medyamız varki evlere şenlik. Alex koşmaz,2 maç var 5 maç yok ama kimse onu tartışamaz. Mesut iki top kaybetsin ve rakibi kovalamasın demediğini bırakmazlar. Borges'ten bir yazı daha okumak o kadar keyifliydi ki..

CaRtMaNtR dedi ki...

Ben orta vadede normal galatsaray 11'inde savunma ile hücum arasında bağı kuran adam olan ayhan yerine barış'ın monte edilbileceğini düşünüyorum. Ama Barış'ın dağınık ver yer gereksiz sertlikle rakibe giren yapısı biraz törpülenmeli ofansif anlamda ise daha basit ama işlevsel pasları ile defanstan aldığını hücuma aktarmalı. Eğer bunu başarırsa zaten aşırı derecede üstün olan fizik kondüsyon ile hem geride mehmet topal ile hemde ilerde arda ile çok dinamik bir orta saha modeli oluşturur.

bu noktada bir iki kelamda topal hakkında etmek gerek. geçen sene yaşadığı sakatlıklardan sonra yavaş yavaş form tutacak gibi gözüküyor. fakat stoper bile oynamasını sağlayan savunma bilgi ve eskiden onu milli takıma bile çıkaran yüksek yüzdeli isabetli pasları ile tekrar form tutarsa takımın şu an için en ciddi sorunu yine takım içinde çözülmüş olacaktır.

kısaca orta vadede bir barça orta saha 3lüsü yaratılmasada iki basit paslarla etkili olabilen fizikli ve sağlam teknik ön libero ile (oyunun iki yönünü oynayan adam demeye gönlüm razı olmadı) ve önlerinde oynayan sağlam bir oyun kurucu ile üretken bir ortsaha yaratmamız mümkün.