7 Eylül 2009 Pazartesi

KAYMIŞ BİR YILDIZ: TORPEDO MOSCOW

























Rusya futbolunun son yıllarda hem lig kalitesi bazında hem de uluslararası bazda giderek yükselişe geçmesi ve peşinden aynı bölgedeki Ukrayna, Özbekistan, Belarus, Kazakistan ve hatta Azerbaycan takımlarını etkilemesi dünya futbolunun bir süredir unuttuğu diyara gözlerin tekrar çevrilmesini sağladı. Avrupa'nın kulüp takımları bazındaki iki numaralı kupasını son iki sene bu bölgenin takımları kazandı. Bu konuya zaman zaman blogda değiniyoruz. Ancak yukarıda belirttiğimiz gibi, Rus futbolunun bu tekrar yükselişi öncesi, unutulduğu bir dönem ve ondan önce de en az bugünkü kadar, hatta daha fazla konuşulduğu bir dönem vardı ki o da 1960-90 yılları arasıydı. İşte anlatacağımız hikaye Rus ya da o zamanki kabul edilen şekliyle Sovyet futbolunun en önemli takımlarından Torpedo Moskova'nın parıltılı başlayıp acıklı biten hikayesi.

Lokomotiv, CSKA, Torpedo, Spartak, Dinamo gibi ön adlar genelde bir takımın ismini otomatik olarak karizmatik mertebesine yükseltirler. Torpedo da 1930 yılında "Proletarian Forge" (Proleterya Demirhanesi) adıyla Moskova'da kuruldu. Bu ismin sebebi takımın, 1930-36 yılları arasında Rusya'nın otomotiv, traktör ve havacılık endüstrisinde çalışan işçilerin bağlı olduğu sendikanın içinden çıkmasından ileri geliyordu. 1936'da kulüp, Sovyet ordusu için zırhlı araçlar, otomobiller, otobüsler, bisikletler ve limuzinler üreten ZIL firması tarafından idare edilmeye başlandı. Aşağıdaki ilk kulüp ambleminde de Torpedo kelimesini simgeleyen T harfinin arkasında firmanın ürettiği yarış otomobillerinden birisini ve bisiklet tekerleğini görüyorsunuz. Takım formalarında çok uzun süre Torpedo kelimesi yerine T harfini kullandı. Ta ki 1980'lere kadar ve bir çok kez amblem değiştirdi. 1957'de, ülkede gençleri spora yöneltmek için kurulan örgüte katılarak çok uzun süre Sovyet hükümetine hizmet ettiler. Sosyalist yönetimin, futbol sahalardaki en önemli simgelerinden Torpedo'nun talihi, bu yönetimin yıkılması ile pek iyi gitmeyecekti.
















Takım 1938'de ilk kez Sovyet birinci liginde mücadele etmeye başladı ve uzun süre orta sıralarda yer alan bir takım hüviyetindeydi. 1949'da Konstantin Kvashin yönetiminde, Sovyet Kupası finalinde Dinamo Moskova'yı 2-1 mağlup ederek ilk kupalarına kavuştular. 1952'de Viktor Maslov yönetiminde aynı kupa finalinde Spartak Moskova'yı 1-0 yenerek ikinci kez kürsüye çıktılar. Ardından 8 yıl süren bir suskunluk dönemi başladı ama bu peşinde müthiş bir dönemi getirecekti. Takım ikinci kupasını kazandıran Maslov 1957'de tekrar Torpedo'nun başına geçti. 1960 yılında hem lig şampiyonluğunu hem de Sovyet Kupası'nı kazanarak duble yaptılar. 1965'te lig şampiyonluğunu ikilerken, 1968'de kupa saysısını üçlediler. Bu döneme damga vuran adam Eduard Streltsov'un efsane olmuş futbolculuk kariyerini sizlere daha sonra aktaracağız. Derken Avrupa kupalarında da ilerlemeler gelmeye başladı. 1976'da tarihlerindeki üçüncü ve son şampiyonluğu kazandılar. 1972 ve 86 yılında kazandıkları kupalar da kaldırdıkları son Sovyet Kupaları oldu. 1970'lerin sonundan itibaren başlayan duraklama dönemi sırasında 1988'de aldıkları lig üçüncülüğü onların o dönemdeki en iyi derecesi oldu. Dağılmadan önceki son Sovyet Ligi olan 1991'de de ligi üçüncü olarak tamamladılar. Aynı yıl UEFA Kupası'nda çeyrek finale kadar yükseldiler.



















1991'deki dağılmadan sonra Dinamo Kiev, Dinamo Tiflis, Shakhtar Donetsk, Dinamo Minsk gibi takımların ligden ayrılması ile Torpedo Rus Ligi'ndeki yarışmacılığın azalmasının avantajını kullanmayı hedefledi ama bunda pek başarılı olamadı. 1993'te Yuriy Mironov yönetiminde kazandıkları Rusya Kupası onların son hatırı sayılır başarısı oldu. Avrupa kupalarında da eskisi gibi iyi işlere imza atamadılar. Ligde de 2000 ve 2002 yılları arasında ilk dörtte yer almalarına rağmen acı son yaklaşıyordu. 2004 yılında ligi beşinci olarak bitirdikten 4 yıl sonra ikinci ligde 18. sırayı alıp üçüncü lige düştüler. 4 yıl içinde Rus futbol tarihinde bu derece önemli yer tutan bir kulübün bu denli tepetaklak olmasının ardında bazı gerçekler yatıyor elbet. Bazı taraftarlar yönetim kurulu başkanı Vladimir Alyoshin'i kulübü bu çöküş sürecinde düze çıkaracak maddi desteği sağlayamadığı için suçladılar. Alyoshin Mayıs 2003'te, Chelsea'yi satın almadan 1 ay önce Roman Abramaovich'le dahi görüşmüştü ancak anlaşma sağlanamadı. Alyoshin takımı 1996'da ZIL firmasından devralmış ve sahibi olduğu, aynı zamanda aynı isimli stadyumun da sahibi olan Luzhniki Grubu'ndan hareketle kulübün ismini Torpedo-Luzhniki olarak değiştirmişti. Kulüp mali olarak düze çıktı ama Torpedo Stadyumu'ndan ayrılıp Luzhniki Stadyumu'nda maçlarını oynamaya başladı. Onların bıraktığı stadyumda da ZIL firmasının hemen 1 yıl sonra kurduğu Torpedo-ZIL isimli kulüp maçlarını oynamaya başladı. Onlar da 2001 yılında Rus Premier Ligi'ne kadar yükseldiler ve ZIL artan giderleri karşılamak amacıyla 2003 yılında kulübün % 55 hissesini Norilsk Nickel firmasına sattı, metalurji sektöründe çok önemli bir yerde olan firma da takımın adını FC Torpedo-Metallurg olarak değiştirdi.

















Bunlar olurken Vladimir Alyoshin'in kulübü Torpedo Moskova'da işler iyi gitmiyordu. Alyoshin'in Abramovich'ten gelen tavsiyeleri dinlememesi (takımın başına Sven Goran Eriksson'un getirilmesini tavsiye ediyordu) ve tamamen başına buyruk hareket etmesi takımı kaçınılmaz bir sona getirdi. 2006 yılında ikinci lige düştüler. Takımın yıldızlarından Konstantin Zyryanov, Zenit'in yolunu tuttu. 2007 yılında ligi altıncı sırada bitirdikten sonra 2008'de yukarıda bahsettiğimiz gibi 18. olarak Rus üçüncü ligine gerilediler. Alyoshin'in politikalarının çöküşü sonucu ve kulübün mali politikalarındaki denetlemeler sonucu bir lig daha düşürüldüler ve 2009 sezonunun başında 80.000 kişilik Luzhniki Stadyumu'nda maçlarını oyanayan bir amatör lig takımına dönüştüler. Alyoshin 2009 başında kulübü ZIL firmasına geri sattı. 13 yılda ülke futbolunun en iyi takımlarından birisini bir enkaza dönüştürerek. Firmanın diğer takımı Torpedo-ZIL ise 2003 yılında bugünkü FC Moskow'u oluşturan takımlardan birisi oldu.

Torpedo futbol dünyasındaki yere çakılmaların en çarpıcı hikayelerinden birisi. İşin efsane tarafını ise Eduard Streltsov yazısında anlatacağız.

1 yorum:

casillas dedi ki...

bu yazıyı okuduktan sonra fm yi açmak farz oldu..

bekle beni torpedo:)