22 Aralık 2009 Salı

PEMBE DİZİ İNGİLİZCESİ

Gheorghe Hagi'nin efsane tercümanı Olgun Cafer'i hatırlarsınız. Kendisine de ayrıca bir tercüman gereken Cafer, maçlardan sonra Hagi'nin söylediklerini son derece bozuk Türkçesiyle bize aktarmaya çalışır, hatta Hagi yanlışlarını arada bir düzeltir, Türkçesinin daha iyi olduğunu gösterirdi. Kendisi bir ara çeviri işini abartmış, Hagi'nin yüz mimiklerini de taklit ediyor, örneğin Hagi güldüğü zaman o da gülüyordu. Bir de Saffet Susic'in bir tercümanı vardı İstanbulspor'da iken ama adını hatırlamıyorum. Susic 2-3 cümle söyler, mikrofon tercümana uzatılır, o da "çok iyi mücadele ettik, maç hakkımızdı ama bu hakemlerle nereye kadar, her hafta puanlarımız gaspediliyor" diye direk kendi görüşlerini de işin içine katar, Susic de "ulan ben bu kadar uzun ne dedim?" der gibi ona bakardı. Bu tercüman işi riskli iş. Ben hala Frank Rijkaard'ın Hollandaca bilen bir tercümanının olmamasını skandal olarak görüyorum. Adam resmen kendisini tam olarak ifade edemiyor, basın toplantılarında yüzünden anlıyorum bunu. Rahat değil. Bakın Fanatik'in Johann Cruijff röportajında can alıcı bir anektod var. Röportajı yapan muhabirin ağzından "Sarı Fare, röportaj İngilizce mi İspanyolca mı olacak diye sordu, Hollandaca şeklinde cevap verdik, 25 dakika anlaştığımız röportaj 47 dakika sürdü" ifadeleri yazılmış. Sanırım ne demek istediğimi anladınız.

İtalyan teknik adamların Premier Lig'deki görevleri sırasında İngilizce ile olan ilişkileri de ilginç olmuştur hep. Maşallah öyle bir organizasyon ki tek bildiği kelimeler "yes, no, Okay" olan adamları 2 senede elementary seviyesine getiriyor. Gianfranco Zola, ülkeye ilk geldiğinde "very very happy"den başka bir şey bilmiyordu şimdi tıkır tıkır demeç veriyor. Ancelotti de ilerletecek mutlaka. Wenger 10 sene oldu hala o Fransız aksanını arka plana atamadı. Aslında Sir Alex'e de İngilizce dersi verseler fena olmaz. Adamın o ağır İskoç aksanı ile konuşmasını 4 kere dinleyince anca anlıyorum. İngilizleri anladım da, yabancı futbolcular onun İngilizcesini nasıl anlıyor hayret ediyorum. Van der Sar'ın bununla ilgili yaşadığı zorlukları anlattığı bir röportajı vardır hatta.

Roberto Mancini de İngilizcesi kıt olarak adaya geldi. Dili ilerletmek için yolu bulmuş. BBC'nin 24 yıldır süren klasikleşmiş dizisi Eastenders'ı izleyecekmiş her gün. Biliyorsunuz Haluk Bilginer, İngiltere'de yaşarken bu dizide 9 bölüm boyunca yer almıştı (bu arada o bölümleri internet üzerinden bulabilecek birisi varsa mutlu oluruz). Mancini de böyle ilerletecek İngilizceyi. Bizde yabancı teknik adamlar Türkçeyi öğrenmek için hangi diziyi izleyebilirler acaba. Rijkaard Kurtlar Vadisi veya Aşk-ı Memnu'yu izlerse adamın hali nice olur düşünmek lazım. Aslında, Meksika dizileri Türkiye'de orijinal diliyle yayınlansa, Türk ev hanımlarının % 50'si İspanyolcayı sökerdi ama işte...

Bu dil öğrenme konusunda, Christoph Daum'un ilk Beşiktaş döeminde yanına Roland Koch'u da katıp Türkçe dersleri alması, İstiklal Marşı'nı öğrenmesi, "Sameet, Kadiiiir çok güzeeeel" şeklinde konuşması ve bunun Televole'de gösterilmesi de anılarda yer eden bir başka anektoddur.

12 yorum:

Can dedi ki...

Rijkaard'ın özellikle istediğini duymuştum yanılıyor olabilirim ama. Eğer böyle birşey yoksa bana göre de skandal bir durum; zira biz evde maç sonu röportajlarını dinlerken duvardab duvara vuruyoruz kendimiz. Portekizcesi baya iyi tercümanın ama İngilizcesi rezalet.

varol döken dedi ki...

ezel'i izlesin...

sadakat, her gün başka takımla yaşamaktansa, tek takımla doğup ölmektir aslında...

Alper S. dedi ki...

İlk zamanlarda ben de Rijkaard'ın tercümanının rezalet olduğu fikrini benimsemiştim. Fakat maç sonu röportajları dinleyince tercümanın Rijkaard'ın bazı sözlerini yumuşatarak veya söylendiği kadar yüksek dozajda çevirmeyerek işini yaptığını gördüm. Rijkaard'ın söylediği "futbolun içinde olan ve bizim millete ters gelebilecek" tanımlamaları yumuşatarak söylüyor.

Dolayısıyla şunu söyleyebilirim ki tercüman basının eline çok fazla malzeme vermemek, futbolcuların da olası kötü etkilenmelerinin de önüne geçebilmek için tercümeyi tam manasıyla yapmıyor.

Bunun bir eksiklik değil aksine yönetimin telkini olduğunu düşünüyorum.

Eliza Doolittle dedi ki...

Bizdeki yabanci tekniklerin yepisyeni pek trendy (allahim pek de rezalet) en Turk dizi Ezel'i izlemeleri halinde her roportajda karsimiza Tuncel Kurtiz'vari dellenmelerle cikabilirler, hic hos olmaz derim!
Bu arada herkese bi Donatella Piatti kampanyasini baslatan Terim'in italyancasini anlayip degerlendiricek italyancaya sahip diildim maalesef ama, Ingilizce basin toplantisindan sonra anladim ki oyle sonradan haftada 2 saat dersle diziyle olmuyo bu isler..alismadik motte don durmuyo bi nevi :)

Kaan Özaydın dedi ki...

zico'nun basın toplantılarındaki samet'i de unutmamak gerek.. =)))))

BT dedi ki...

zola biliyordur yahu
futbolculuk zamanları var onca zaman

Flying Dutchman dedi ki...

tabii tabii, ben zaten ilk geldiğinde derken chelsea'ye ilk gelişini kastettim...teknik direktörlüğe başladığında biliyordu elbet

Mustafa dedi ki...

Ben Toshack'ın tercümanını hatırlıyorum o da bombaydı. "Ali Şen is a clown" lafını "Ali Şen hoş biri, komik biri" diye çevirdiydi. Allahtan İngilizce bilen bir iki muhabir çıkıp müdahale etti "abi clown öyle demek değil" diye de adam düzeltmek zorunda kaldı

Maslow dedi ki...

italyan'lar dalga geçiyomudur acaba; ancelotti ingilizcesi ya da mancini ingilizcesi diye... adamların umrunda değil bizde tuncay'la terim'le dalga geçelim devrik cümleler kuruyolar diye...

Sade dedi ki...

derdini anlatsın yeter, gidip felsefe yapacak değil ya. Olmadı sokarlar araya bir tercüman.

serhat dedi ki...

görüslerin coguna katilmakla beraber kacirdigimiz bir nokta oldugunu düsünüyorum. neden futbolculardan ve teknik direktörlerden türkce konusmalarini beklemiyoruz? senelerdir burda olan adamlar hala kendi dillerinde demec veriyor. yasadigin ülkede o dili konusman gerekir. ibrahimovic geleli 6 ay olmadi, biraz italyancasinin da yardimiyla ispanyolca demecler vermeye basladi bile. tamam cok iyi konusmuyor ama burada beklenen o futbolculardan.

pzt günü sirkette katalan bi arkadasla güiza hakkinda konusuyorduk. ben performansindan ve attigi golden bahsettim. mac sonu ispanyolca demecinden bahsettim. arkadas sasirdi. 1,5 sene oldu gittigi hala türkce konusmuyor mu dedi.. ben de onun sasirmasina sasirdim ama ispanyada bekleniyor gercekten bu futbolculardan..

tamam türkce ispanyolca kadar yaygin bir dil degil ama o ülkede yasiyorsan senin icin en önemli dil.

bilmiyorum siz ne düsünüyorsunuz bu konuda ama bizde oyuncularin keyfi biraz fazla önemseniyor gibi..

unknown dedi ki...

Serhat çok doğru bi noktaya değinmişin ve doğru demişsin.. bende kulüplerimizin futbolculara belli bi yıldan sonra türkçe öğrenme ve konuşma zorunluluğu getirmeleri gerektiğini düşünüyorum.. ama bizde bırakın yabancı oyuncuları, milli takımımızda oynayan Kazım denen şahsiyet bile röportajlarını İngilizce bir şekilde veriyor.. Ve bu durum hiç bi yerde yazılıp çizilmiyor..