16 Aralık 2009 Çarşamba

ÜNİVERSİTE EFSANELERİ














Yaşanmış bir hikayedir.

-Oğlum, dün akşam G Blok'ta bir çift çok gürültülü sevişiyormuş. Yan odadakiler güvenlik görevlisine şikayet etmişler. Güvenlik de odanın kapısını çalmış. Çocuk açmış kapıyı, güvenlik çocuğa "pardon arkadaşlar rahatsız oluyor da, biraz yavaş sevişir misiniz?" demiş.
-Yürü git lan
-Tabi oğlum G bloğa o yüzden G Point diyolar bilmiyor musun?

Hacettepe Üniversitesi, Beytepe Kampüsü'nde ikamet ettiğim yıllarda, Öğrenci Evleri ile ilgili bizzat duyduğum bu efsane üniversitelerle ilgili duyduğum ne ilk efsanedir ne de son. Zamanında özellikle müzik dünyasını ilgilendiren şehir efsaneleri ile ilgili bir yazı yazmıştık. Bu sefer konuyu üniversite sıralarına getirdik. Getirdik de merak etmeyin, bu efsanelerin bazıları üniversite sınırlarını aşmış yurt çapına dağılmıştır ki hatta aşağıda göreceksiniz bunların 77 milette de anlatılan evrensel örnekleri de vardır.

Türk üniversite efsanesi tarihinin en büyük mavrası elbette "Risk Budur" efsanesidir. Hala duymayan var mıdır bilemem ama kısaca söyleyeyim. Bir üniversite sınavında (felsefe veya psikoloji olduğu söylenir), hoca "Risk nedir?"şeklinde tek bir soru sorar. Öğrencinin birisi de tüm kağıda sadece "Risk budur" yazar ve teslim eder. Öğrenci bu sınavdan 100 almıştır. İşte bu efsaneyi birebir yaşayan, hangi üniversitede olduğunu bilen kimse yoktur. Abant İzzet Baysal'da da KTÜ'de de ODTÜ'de de ve evet Hollanda Utrecht Üniversitesi'nde aynı hikaye o üniversitede olmuş gibi anlatılır (Utrecht versiyonu "Cesaret nedir?", "Cesaret budur" şeklindedir). Ne bu cevabı yazan şahsı, ne o 100'ü veren hocayı tanıyan bilen yoktur ama anlatılır. Bu karizmatik cevap üzerinden giden efsanelerden diğerleri "Atatürk ne yaptı?" sorusuna "Ne yapmadı ki?" diye cevap veren ve 100 alan hala kimliği saptanamamış gençtir. Aynı şekilde bir mantık dersinde "bu sandalyenin burada olmadığını ispatlayın" diyen profesöre "hangi sandalye?" diye cevap verip Nirvana'ya erdiği söylenen genç de halen aranmaktadır.

Bunun dışında dersten veya girilmeyen sınavdan mazeret göstererek kaytaran öğrencilerin hoca tarafından faka bastırılması efsaneleri de yok değildir. Bununla ilgili en bilineni, bir sınava girmeyen öğrencilerin ders veren profesöre arabamızın lastiği patladı mazeretini suması, bunun üzerine profesörün her bir öğrenciyi ayrı ayrı mülakata alarak "hangi lastiği?" diye sormasıdır. Yine ne bu üniversite, ne de profesörü belli olmadığı gibi lastik patladı mazeretini sunacak öğrencilerin böyle bir soruyla karşılaşacaklarını tahmin etmeyecek kadar salak olmayacakları da efsaneye efsane katmaktadır.

Otostop hikayeleri de yerini almıştır fısıltı gazetesi tarihinde. Bunlardan en ünlüsüne göre Beytepe Kampüsü'ne giden Beytepe köprüsünde bir genç beklemektedir. Önünde bir kızın kullandığı araba geçmektedir, arabanın arka camı açıktır. Genç arka koltuğa bir telefon atıp "seni arıycam" der, ve bu yolla kızdan randevu kopartır. Bir diğer efsaneye göre, bir çift yine aynı köprüden otostop çekerler. Erkek, sürücünün yanına kız arka koltuğa oturur. Yol boyunca iki erkek önde sohbet ederler. Kızılay'a geldiklerinde erkek arabadan iner, arka koltuğa baktığında kızın orada olmadığını görür. Kız hiç arabaya binememiş ve 20 dakika gerideki köprüde kalmıştır. Çift bu olay üzerine ayrılır. Yine bir Bilkent efsanesine göre bir öğrenci okula her gün Anadol araba ile gelmektedir ve arabanın arkasında "my other car is BMW" yazmaktadır. Öğrenci okulun son günü BMW ile kampüse gelir. Arabanın arkasında "my other car is Anadol" yazmaktadır.

















Üniversiteye özgü efsaneler
de yok değildir. Örneğin ODTÜ kampüsündeki stadyumun tribünlerinde görülen "DEVRİM" yazısını Deniz Gezmiş'in yazdığı, ODTÜ kampüsünün planının Rusya'ya doğru tabanca şeklinde olduğu, mimarlık fakültesindeki heykelin üzerinde 10 kasım 09:05'te üzerine vuran güneş ışığıyla "ATA" yazısının belirdiği, Beytepe'nin kampüs planının Seattle Üniversitesi'nden alındığı, bazı üniversitelerin taşradakli kampüslerine gece kurtlar indiği, Bilkent Üniversitesi Kampüsü kantin kapısında "Burslular ve Köpekler Giremez" hatta hatta "Burslu Köpekler Giremez" yazdığı bu efsaneler arasındadır.

Bunun dışında Boğaziçi Üniversitesi'nde İngilizceyi herkese konuşturmak için, Türkçe konuşan öğrencilerin 2 gün bir sınıfa kapatıldığı, Tansu Çiller'in, üniversitede okuduğu yıllarda, sınav konularının bulunduğu kütüphane kitabındaki bilgileri çalışıp, daha sonra benden başka kimse çalışamasın diye sayfaları yırttığı, yurtların altında, savaşta kullanılmak üzere fakültelere giden tünellerin olduğu efsaneleri yıllar yıla anlatılır.

Yine ders sırasında gerçekleşen olaylarla ilgili bir dolu zırva vardır. Bunların en ünlüsü meşhur anfi karıştırma hikayesidir. Bir ders sırasında profesör, öğrencilerden birini yandaki anfiye kalem istemeye gönderiir. Ancak anfiler büyük olduğundan öğrenci anfinin soldaki kapısından çıkar ve başka bir anfiye girdiğini sanıp sağdakinden girer, kimseyi tanıyamayıp (ya da bilerek burası muallak) hocaya "kaleminiz var mı?" diye sorar? Hoca da öğrenciyi tanıyamaz (ya da bilerek) "yok bizde de az önce birisini gönderdim" der. Öğrenci sağdan çıkar yine soldan anfiye geri döner ve "hocam bulamadım" der. Bir diğer efsane şudur. Anfide profesör ders anlatırken öğrencilerden birisi eliyle olta atıp balık tutma hareketleri yapmaktadır. Profesör sebebini sorduğunda "balık tutuyorum hocam" cevabını alır. Bunun üzerine oğlum burda balık bulunmaz karşılığını verir. Öğrenci "bulunmaz mı, haydi arkadaşlar gidelim" der ve bütün sınıf yüzme hareketi yapmaya başlar. Hacettepe Tıp fakültesi'nde bir efsaneye gelelim. Anatomi dersi sırasında söz üreme organlarına ve nasıl geliyorsa artık spermin tadına gelir. Hoca spermin tadının tuzlu olduğundan bahseder. Arka sıralardan bir kız "hayır hocam tuzlu değil tatlı diye biliyorum ben" der. Bunun üzerine hoca "tabii tuz tadını alan hücreler dilimizin ucunda bulunur, tatlıyı alan hücreler ise gırtlağın yakınındadır" diye cevap vererek tıp öğrencisini bir deepthroat yolculuğuna çıkarır. Yine bir üniversitede profesör sınav sonuçlarnı okurken herkes düşük not almıştır ama ismini yazmayan bir genç 70 almıştır. Herkes bu genci ararken, bir öğrenci "hocam bu sınav kağıdı değil cevap anahtarı" der. Hoca kendi hazırladığı cevap anahtarına 70 vermiştir.

Eminim ki buraya yazdığım efsaneler dışında Türkiye'nin dört bir yanındaki üniversitede türeyen bir dolu efsane vardır. Ama şimdide nsöyleyeyim hepsi külliyen uydurmadır.

28 yorum:

Jeyhun® dedi ki...

Odtu'de sinavla alakali benzer efsane:
Soru: Why?
Cevap Why not.

Ayrica parcadan cikaricagimiz ana fikir,Hacettepe Tip'tan uzak durmaliyiz,komsulari,colugu,cocuguda uzak tutmaliyiz.

Schumy dedi ki...

Şöyle bir efsane de ben anlatayım. Bizim Pazarlama Yönetimi hocamız anlatmıştı bunu da.

Hangisi olduğu bilinmeyen bir üniversitede iletişim fakültesinin bir sınıfında yapılan bir sınavda hocanın sorduğu soru, hergün katları temizleyen temizlikçi kadının adı nedir ?

Kadının adı yakalığında yazar fakat sözde iletişim fakültesi öğrencisi olmalarına rağmen hiçbir tanesi hergün selam verdikleri kadına ismini sorup iletişim kurmazlar. Hepsi kalır sözde dersten.

Komik ülkeyiz gerçekten :) Ama bu efsaneler de olmasa üniversite hayatı yavan geçer be :)

Tabi ayrıca bir de genelde metropol dışı üniversitelerde okuyan öğrencilerin ilk sene okula gelip yatay geçiş yapma hayalleri vardır, bunlar da efsane olmuştur.

-Abi sen nereden geliyorsun ?
-İstanbul'dan geliyorum dostum.
-Oooo baya uzakmış ya.
-Yok dostum ben ikinci dönem geçiş yapıyorum İTÜ'ye zaten.
-Heeeee, git abi ya çekilmez buralar... :)

ufuk dedi ki...

Risk nedir diye soran hocamız daha sonraki sınavlarda da hızını alamaz ve "why?" diye bir soru sorar ve muhtemelen yine aynı arkadaş "why not?" diye yanıtlayıp tam puanı alır:)

miglate dedi ki...

Bilkentteki" burslular ve köpekler giremez"le ilgili bir de şöyle bir efsane vardır:
Burslunun birisi kantine girmiş, tabi kantindeki herkes muhabbeti kesip ona bakmaya başlamış. Aralarından bir tanesi dayanamamış çocuğunun yanına gelmiş "Burslular ve köpekler giremez" demiş. Burslu çocuk da "Köpekler girmiş ama" demiş.

kutlu can dedi ki...

bilkentteki anadol efsanesini ben şöyle biliyorum; elemanın murat 124 ü vardır birde ferrarisi. ayrıca otoparkın girişinde kuşlar (doğan şahin kartal serçe) giremez yazdığı, türkiye de iki ferrarinin çarpıştığı tek okulun bilkent olduğu, deepthroat efsanesinin ise buradan çook uzaklarda bir ülkede geçtiğini okumuştum zira okuduğum yazı ingilizce ve adını şimdi hatırlayamadığım (colombus- cambridge gibi birşey idi) bir üniversite de geçmekteydi. :) güzel bir yazı olmuş elinize sağlık

bigbeckenbauer dedi ki...

bir de şöyle bir şey vardı ODTÜ'den;

prof.'un biri birgün derste öğrencilere sallamaktadır. en son hızını alamayarak "şuraya eşşeği bağlasan 4 yılda mezun olur" der. tüm efsanelerdeki cevval-cabbar öğrenci de durur mu, yapıştırır cevabı;
"biraz daha uzun bağlarsan prof. da olur."

yersen, tabii.

AbSurDMaN dedi ki...

Bir de şöyle dandik bir tane var:

Bir dersin finalinde anfi epey kalabalıktır, hocalardan biri sınavın sonlarına doğru kopya çeken birini yakalar ve kağıdını getirmesini ister. Ne eleman hocayı tanımakta ne de hoca öğrenciyi tanımaktadır. Öğrenci hocaya "hocam siz beni tanıyor musunuz" diye sorar, "yoo tanımıyorum" cevabını aldıktan sonra da sınav kağıdını toplanmış olan sınav kağıtlarının arasına koyar ve gider.

Alper Öcal dedi ki...

Tansu Çiller meselesi doğru olabilir.

Kendisinden bu tür davranışlar beklenir. Maskeli leydi kitabında bundan daha kötüleri de anlatılır.

varol döken dedi ki...

aynı hoca aynı sınavı bir daha yapmış sonra... aynı soru yine, risk nedir? bu sefer bütün sınıf yazmış risk budur diye vermişler kağıtları... hepsi 0 almış ama... hocam demişler neden?

- aynı ortamda aynı koşullarda aynı riski 2 kere alan aptaldır!

Adsız dedi ki...

ODTU'nun kampusunun tabanca seklinde oldugu efsane degil gercektir:

dikiz

Ucu kuzeye bakiyor, daha cok St Petersburg'a dogru.

anial dedi ki...

devrim yazısını deniz gezmiş değil, hüseyin inan'la taylan özgür yazmış denir. öte yandan rusya'ya çevrili silah efsanesi doğrudur, zira google earth'den görülebilir.

Black Pearl dedi ki...

Bu efsane degil gercek!
Üni'de Marketing dersinde ögretmen Royal Dutch firmasinin senelik kazancinin düsmesine sebep olan 5 tane neden saymamizi istedi. Herkes birseyler saymaya basladi.

Ögretmen bir tane unuttunuz dedi "KLM'in hostesleri cok yasli ve yüzleri kirisik" .

Herkes oha oldu ama soru sinavda cikinca yinede bunu sinavda yazdik ve ögretmen de tabiki dogru saydi yanitlari.

niko dedi ki...

bir tanede benden gelsin ;

hoca biyoloji dersinde üreme ile ilgili dersini anlatırken, kız öğrencinin teki "hocam erkeğin cinsel organı kemikten mi oluşur" diye sormuş. hoca da durur mu "yok kızım sana öyle gelmiş" diyerek yapıştırmış cevabı (:

iruneach dedi ki...

Yine bir üniversitede profesör sınav sonuçlarnı okurken herkes düşük not almıştır ama ismini yazmayan bir genç 70 almıştır. Herkes bu genci ararken, bir öğrenci "hocam bu sınav kağıdı değil cevap anahtarı" der. Hoca kendi hazırladığı cevap anahtarına 70 vermiştir.

Buradı bir efsane değildir fakat lisede gerçekleşmiştir. Samsun'da Tülay Başaran Anadolu Lisesi'nde. Tarih hocamız kendi yazdığı cevap anahtarına -ki kendisi tükenmez kalemle yazılmıştır- 60 verdikten sonra sınav sonuçlarını açıklarken "Aranızdan bir tanesi cevapları tükenmez kalemle yazmış ama adını yazmayı unutmuş. O da 60 aldı. Sonucu okunmayan kim var?" diye sordu. Ama herkes sonucunu öğrendiğini söylediğinde durum açıklığa kavuştu. ;)

Schumy dedi ki...

İyi bir tane daha yazayım, eğlenceli oldu :)

Yine kimliği belirlenememiş bir ünversitemizde hoca öğrencilerine sorar. "Bir insanın uyandığı zaman vücudnun neresi normalinden 6 kat daha büyük olur" diye.

Tesettürlü olduğunu bilinen bir kız arkadaşımız da "Sizi aileme şikayet edeceğim. Ahlak sınırlarını zorluyorsunuz artık hocam" der.

Hoca da "insanın uyandığı zaman normalinden 6 kat büyük olan yeri gözbebekleridir. Bence git sen kendini ailene şikayet et" der :)

Adsız dedi ki...

ODTÜ zaten tabanca şeklinde ama yapan Amerikalılar olduğu için Moskova'ya doğrudur.
Efsane olmayan bir gerçek de ülkenin en zeki gençlerinin politik olaylara girmemesi için müfredatın oldukça zorlu tutlmasıdır ama ters tepmiştir.
Zamanla bu taktik ülkedeki neredeyse bütün üniversitelere yansımıştır.

totikarker dedi ki...

"Yine bir üniversitede profesör sınav sonuçlarnı okurken herkes düşük not almıştır ama ismini yazmayan bir genç 70 almıştır. Herkes bu genci ararken, bir öğrenci "hocam bu sınav kağıdı değil cevap anahtarı" der. Hoca kendi hazırladığı cevap anahtarına 70 vermiştir."


Bu olay gerçek; Zonguldak Karaelmas Üniversitesinde muhasebe hocası "Beyler Hoca"'dır.. Kendi kağıdına 70 verdiğini bizzat görmüşümdür :)

moist dedi ki...

efsane değil gerçek. belki efsane olacak nitelikte değil. ama yine de büyük bir şey başardık, her hafta başarıyoruz :) o haftanın maçlarını 493 dersimizde simule ediyoruz :)

http://bonlibero.blogspot.com/2009/12/how-big-can-football-get.html

kalabay dedi ki...

her ne kadar 2 ayrı arkadaş kendileri de yaşamışlarsa da ben de Kadıköy Anadolu Lisesi'nde sağır bir fizik öğretmeninin cevap kağıdına 70 verdiğine gözlerimle şahit olmuşumdur efem

Maslow dedi ki...

bilkent ve artık onunla özdeşleşmiş "burslular ve köpekler giremez" efsanesi yurdum liselilerinin ve dershane öğrencilerinin vazgeçilmezlerindendir.

shelbyl dedi ki...

ODTU Kampusu'nun tabancaya benzedigi gercek olmakla birlikte, namlunun ucu Moskova'ya degil de daha cok Mozambik'e bakiyor gibi. (guneye dogru yani)

Kaynak: Google Maps

barış dedi ki...

vay anasını, bu gidişle kendi cevap kağıdına tam not veren hoca efsane olacak.

Adsız dedi ki...

Shelbyl ben pek güneye benzetemedim link ver de görelim

http://www.hafif.org/imaj/serdarsabri/metu-campus-map.jpg

Cagdas dedi ki...

Ayrıca bir dersten sınıfta kalıp, bir dahaki senenin sonunda dersin finalini alırken soruların cok zor oldugunu ve yeniden kalacagını anlayan gencin sınav esnasında kalemini kalemtraşla açıp burnundan sokarak intihar etme hikayesi de sıkca anlatılır

nebuchadnezzar dedi ki...

Oğlum, dün akşam G Blok'ta bir çift çok gürültülü sevişiyormuş. Yan odadakiler güvenlik görevlisine şikayet etmişler. Güvenlik de odanın kapısını çalmış. Çocuk açmış kapıyı, güvenlik çocuğa "pardon arkadaşlar rahatsız oluyor da, biraz yavaş sevişir misiniz?" demiş.
-Yürü git lan
-Tabi oğlum G bloğa o yüzden G Point diyolar bilmiyor musun?


bu doğru ama :D::D:DD: ben bizzat yaşadım :D G Point isim babalarını tanırım ,, yok pnlar bnmm arkadaştı D:DD: özledim beah... o yılları 98-2003 :D:DD:D:

CaRtMaNtR dedi ki...

İstanbul Üniversitesi İşletme Kampüsü bu tür efsanelerin bizzat yaşandığı yerdir.

Bir muhasebe dersinin vizesinde 150 kişilik sınıfta 30 kişi 100 almıştı. Hoca buna kızıp finalde görüşürüz demişti. Finalde sadece 5 soru vardı ama işin kötü tarafı tüm sorular önceki soruların sonucundan yola çıkarak devam edilen cinstendi ilk soruyu yapamayan kafadan sıfır alacaktı yani. Ayrıca hocada sağolsun sınıf konsantre olamasın diye her 2 dakikada bir bağırarak amfide bir şeyler açıklıyordu. Sonunda ancak 32 alarak o sınavdan geçebilmiştim. 100 alan diğer kişilerin ise yarısından fazlası kalmıştı.

Aynı hocanın sonraki dönem tekrar dersi finaline o kadar itiraz olmştuki sonuçları oditoryumda toplu olarak kendi cevaplamıştı.

Yine bizzat yaşadığım bir anı daha;
Okulda sonraki ders 4 saat sonra olduğundan Avcılar merkeze gidip vakit geçirelim dedik. parkta yakınına oturduğumuz yaşlı amcalardan biri öğrencimisiniz diye muhabbet açtı. Sonra nerde oturuyorsunuz diye sordu kadıköy dediğimizde diğer amca duymadı. Arkadaşı olan amca İstanbul'da oturuyorlarmış dediğinde adı İstanbul Üniversitesi olan okulun Bulgaristan'a giderken sağda olmasına nefret etmiştim.

Ha dış kapıdan fakülte kapılarına kadar olan yolda öğrencileri atların ve üç bacaklı köpeklerin kovalaması hikayeside tamamen gerçek efsanelerdendir.

voodoo girl dedi ki...

arabadan içeri telefon atma olayı beytepe değil bilkent.

Adem ÖZTÜRK dedi ki...

Bende ev arkadaşımın anlattığı bir olayı anlatayım.

Ege Tekstil müh.de hocanın biri(ismin unuttum)sınavda son soru olarak şunu sormuş.

2005 İzmir Caz Festivaline katılan isimlerden 5 tanesini yazınız?

Soruyu görenler tabi afallar cevabı kimse bilemez. Oysa hocanın giydiği t-shirtün arkasında İCF ye katılanların hepsinin ismi vardır.