29 Mart 2010 Pazartesi

DİLİ KESİLMİŞ BİR ADAM



















Buradan defalarca yazdık şu Galatasaray teknik direktörünün tercüme işini ve tüm açıklamalarının İngilizce yapılmasını. Şimdi dün akşamki maçtan sonra da basın toplantısını izlemiş birisi olarak söylemem lazım, o basın toplantısını izlemiş olan her Hollandalı adamın İngilizceyi kullanırken kıvrandığını görür. "Rijkaard'ın kendisi İngilizce konuşmak istiyor" diye bir laf var biliyorsunuz. O lafı kim diyorsa ben bu haberi nereden veya kimden duyduğunu sormak istiyorum. Bu adam maç sonu demeçlerini Hollandaca-Türkçe çeviri yapabilecek bir tercüman aracılığı ile Hollandaca olarak vermeli. Hadi Rijkaard demeçlerde zorlanıyor, yanındaki Mert Çetin'in İngilizcesi yeterli düzeyde mi hayır? Futbolda tercümanın rolü aslında hissedilmediği kadar önemlidir. Tercüman demek aslında teknik adamın bir başka dildeki versiyonu demektir. O adamın söylediği her kelimeyi birebir Türkçe anlamıyla çevirmeli, birebir olmasa da bile genel fikri ortaya koymalı ve kelimeleri değiştirip bambaşka açıklamalar yapmamalıdır zira onun ağzından çıkan sözler aslında teknik adamın ağzından çıkmış gibi anlaşılır. Dün basın toplantısını izliyorum. NTV'deki arşivde mevcuttur sanırım siz de açıp izleyin. "Takım Fenerbahçe maçında normal bir maç yapıyormuş gibiydi, konsantrasyon olarak hazır değildi" şeklindeki soruyu "normalde bu şampiyonluk için önemli bir maçtı, mental ve konsantrasyon olarak hazır değildik" diye çevirdi. Ardından Frank Rijkaard'la Servet arasında suni bir söz düellosu oluşmasına sebep oldu ki Rijkaard soru üzerine "'ben çok çalıştık' demedim 'çalıştık' dedim, soruyu anlamadım" diye konuştu. Hatta orada Mert Çetin'in "didn't fight" ile "couldn't fight" arasındaki devasa farkı es geçerek yaptığı çevirinin de büyük payı var. Ve daha sonra da en büyük hatayı yaptı.

Basın mensubunun dahi, Çetin'in tercümesindeki hatayı farkedip Servet'in yaptığı açıklamayı tekrar etmesi üzerine Servet'in "takım halinde iyi mücadele etmedik" lafını İngilizce "takım halinde zorluk çekmedik" şeklinde çevirdi (struggle). Bu fahiş bir hatadır. Nitekim Rijkaard da bu hengameyi "tamam dilden kaynaklanan bir anlaşmazlık olabilir, ama dürüst olarak soruyu anlamadım" dedi. O anlamamasının sebebi yanındaki adam ve daha da ötesi stüdyodaki herkesin kendi dilinin dışında konuşması. Galatasaray'ın basın toplantıları lise hazırlığındaki İngilizce sözlülere benziyor. Soran türk, cevap veren Türk ama ikisi de İngilizce konuşuyor, kendilerine ait olmayan bir dili. Üstelik bu durumda Rijkaard'ın bir de kendi dili var konuşabileceği. En azından bir adamın kendi dilinde konuşması sağlanabilir. Bu konunun acilen çözülmesi ve Rijkaard'a Hollandaca'yı çok iyi bilen bir tercüman bulunması, illa bu işi İngilizce yapacaklarsa da kelime hazinesi geniş bir adam bulmaları gerekiyor. Bu iş zira uluslararası maçlarda daha büyük basın toplantısı facialarına dönüşebilir.

23 yorum:

dramaqueen dedi ki...

Bu konu ciddi anlamda önemli aslında. Sadece demeçler değil, adamın takımla iletişimi de ingilizce olarak ve Mert Çetin çevirisiyle.. Rijkaard basın demeçlerinde dahi tıkanarak anlatıyor ingilizce olarak. Takım içindeki durumunu düşünmek dahi istemiyorum. İşin ilginç yanı Rijkaard gibi bir ismi getirip de bir hollandaca bilen çevirmen alınmamasını yadırgıyorum. Bu Çinle iş yapıp Çince çevirmen masrafından kurtarayım derken sistemi yanlış kurup binlerce dolar zarar eden fabrikaya benziyor..

meinkissen dedi ki...

yönetimin sezon basindan beri yaptigi en büyük hata, Rijkaard'in yanina adam gibi bir tercümen koyamamasi.

Bu cocuk ingilizce bilmiyor iste, 1 sene zorladiniz iste.

Topcularla bu cocuk araciligiyla nasil iletisim kuruluyor, merak ediyorum. Her cümle tercümesinde minimum anlami bozan 1 hatasi var bu cocugun.

Rijkaard'i getir, yanina "Antalya'da ancak bi turiste kacak M. Schumacher havlusu satacak kadar Ingilizce" bilen birini koy.

Hayirli olsun suni Rijkaard-Servet polemigi. Aceto, Servet'i yollamis bile.

pclion dedi ki...

Olur mu, çok sevimliymiş kendisi, bu her şeyden önemli. İngilizce bilmeden tercüman olsa da olur. Büyüyünce de Mourinho olacakmış zaten, mazur görelim...

eeyore dedi ki...

Ya ben fenerin ispanyolcayı çeviren tercümanına bayılıyorum. eleman öyle bir tercüme ediyor ki yani alex'in brezilya'dan üniversite mezunu olup geldiğini düşünüyorsunuz. kendinden bi sürü şey katıo kesin:)belki de hakkını yiyorumdur canım adam hakikaten salon beyfendisi gibi konuşuyordur:D

babazula dedi ki...

Abi eline saglik gercekten. Butun blog lar da bekledim bu konuya deginilmesini.. Ben de dunku basin toplantisini izleyince resmen kafayi yedim. Gercekten bu tercuman bu isi yapamiyor. Hayir anlamadigim nokta, Mert Cetin bu kadar basit seyleri ceviremiyorsa bir basin toplantisinda. Maclarda Rijkaard in Neeskens in verdigi taktikleri Turk oyunculara nasil ceviriyor??! Mert Cetin boyle cceviriyorsa gercekten, Allah a emanet oynuyoruz demektir. Yonetim biraksin futbolu futbolculari da once su tercumani degistirsin. Olmaz bu adamla.. Yok yere Servetle Rijkaard in arasini acti

babazula dedi ki...

Mert Cetin in bu sezon yaptigi bazi ceviriler asagida... (eksi sozlukten). Insaf be kardesim..

rijkaard : milli ve as oyuncular takıma dönünce 40 kişi antrenman yapamayız.
tercüman : milliler gelince genç oyuncularla yolumuzu ayıracağız.(daha sezon başı kampında karar vermiş özgün yorumlar yapmaya)

rijkaard : lincoln ile henüz konuşamadım ,yazık - üzücü bir durum,geçen sezon oynadığı maçları seyrettim, kaliteli bir oyuncu.
tercüman : lincolnün kampa gelmemesi "utanç verici." ( utanması gereken kim acaba? )

rijkaard : özellikle topu "kaybettiğimiz" anlarda organize olmamız çok önemli.
tercüman: topu rakipten çaldığımızda daha organize olmalıyız.(defansifzaaflarımızın bir sebebi de bu çeviri olabilir mi acaba??)

spikerin futbolcuyken hiç ali sami yene çıktınız mı sorusuna,
rijkaard : türk takımlarına karşı oynadım
tercüman : tabii futbolculuk zamanımda oradaydım. ( sanki bütün türktakımları maçlarını ali sami yen'de oynuyor )

spikerin ali sami yen'de 5-0 kazanılan levadia maçı sonrası sorduğu soru,
spiker : rövanş maçı artık sadece uzun ve yorucu bir "yolculuk" mu olacak ?
tercüman : rövanş maçı artık sadece uzun bir "tatil mi" olacak ? (kendini tatilde turistlere tarzanca yardım eden biri sanıyor herhalde)

rijkaard : eğer ilgilendiğimiz, dikkatimizi çeken bir futbolcu olursatransfer ederiz.
tercüman : futbolcu "ilginçse" transfer ederiz , değilse etmeyiz. ( butercümanı da "ilginç" olduğu için mi transfer ettik acaba ?)

rijkaard : kazanmak için "fedakarca" oynamamız lazım.
tercüman : kazanmak için "acı çekmemiz" lazım. ( bu çeviriler yüzündenyeterince acı çekiyoruz zaten. ama yine de mert çetin bu çeviriyi,kazanmak için adak adamamız ya da kurban vermemiz lazım diye"yorumlamadığı" için şanslıyız.

rijkaard : ( hiç isim vermeden ) some players ...
tercüman : sabri , arda , mustafa gibi futbolcular ... ( herşeyi ,herkesi kendine göre yorumlayabiliyor, hayran olmamak elde değil )

rijkaard :bugüne kadar beraber kazandık , bugün de beraber kaybettik ...
tercüman : "bireysel" hatalardan kaybettik ... ( futboldan vekonuşmaların nereye gittiğinden bihaber olma durumu )

Arkhe dedi ki...

Basın toplantılarını geçtim, acaba antremanda Rijkaard'ın söyledikleri ne kadar doğru aktarılıyor..

lagrange dedi ki...

Dün ben de dinledim basın toplantısını. Milyon eurolara hoca getirtirsin ama adamın dediklerini ne basına ne de öğrencilerine aktarabilirsin. Bu tip şeyler ancak bizim gibi beşinci sınıf dünya ülkelerinde oluyor sanırım.

Ben GS lı futbolcu olsam şu günden sonra basına konuşmam ayrıca hemen ingilizceye başlarım. En azından hocam doğru dürüst anlar beni değil mi?

CaptainIrmak dedi ki...

Servet'in uzun top yapmasını, orta sahanın kısa pas yaparak topu ileri taşıyamaması da bununla ilgili olabilir mi diye düşündüm bir an :)

Evet açık ve net ingilizce bilmiyor bu çocuk, belki de biliyor ama yeterli seviyede değil ama ispanyolca ve portekizce konuşabiliyor, çevirebiliyor diğer demeçlerden bildiğim kadarıyla. Portekizcem iyi değil ama ispanyolca'yı kötü çevirdiğini söyleyemeyeceğim...

Multilingual bir adam olması dolayısıyla tercih edildiğini düşünmüştüm hem portekizce hem de ispanyolca çevirileri gördükten sonra ama bu iki dili bilip, ingilizce'de zorlanması beni de düşündürdü özellikle dün akşamı gördükten sonra.

Halbuki ingilizce dünyanın en kolay dili ve ben de diğer dilleri ingilizce üzerinden öğrenmeye çalışmıştım.

Bu tercüman gerçekten düşündürücü...

Başka bir çok dil konuşabilen bir adam bulmak lazım gibi duruyor.

mre dedi ki...

Reykart türkçe konuşmayı denese daha az sorun yaşarız.

voodoo girl dedi ki...

"to what extent" demesi gereken yerde "how many percentage" diyen bir adam. konuşulan dil ingilizce. bahsi geçen klüp galatasaray. kimden torpilli bu çocuk ben onu anlamıyorum. senin de yazdığın "I honestly did not understand the question" lafı, rijkaard'ın basın toplantılarında düştüğü içler acısı durumun özetidir.

beni alsınlar takıma, söz beşiktaşlıyım diye piçlik yapmam düzgün çeviririm.

Sade dedi ki...

yönetim için bu bir ayrıntı olabilir. ayrıntının da önemi hakkında farklı yorumları olabilir. Gözden kaçmış olabilir. Bilinmiyor olabilir. Torpilli olabilir. vb.

gazetelerle, yöneticilerle, vb. kişilerle falan bağlantısı olan bir çok blog yazarı olarak bu ayrıntıyı gözlerine sokabilirsiniz, isteseniz ;) diye düşünüyorum, yanlış mı?

Ferhat dedi ki...

Bu konuda herhalde herkes hem fikir.Yani Mert Çetin iyi bir tercuman değil.En azından ingilizcesi yeterli düzeyde değil.

Ama beyler-bayanlar böyle söylenmekle sorunlar maalesef çözülmüyor.Basın ve Halkla İlişkiler sorumlusu kişi kimse bu konuyu ya şimdiye dek görmedi ya da bu konuyu hiç önemsemedi.

Ama madem biz önemsiyoruz yapabileceğiniz bir şeyler var.Galatasaray.org'un ana sayfasına girip sağ üstten "üye ol" kısmına tıklayıp gayet basit bir şekilde üye olduktan sonra;

http://www.galatasaray.org/bize_ulasin.php

sayfasına gidip kategoriden Medya-İletişim Galatasaray TV bölümünü seçip Mert Çetin konusunda fikrinizi belirtin.

Gammazlığı sevmem.Ama bundan daha çok sevmediğim birşeyler varsa bunlardan biri de işini layıkıyla yapamayanlardır.Taraftar bazen birisinin işine mal olacağını bilse de tavrını ortaya koymalıdır.

Ha illa Mert Çetin'i kovmaya da bilrler ama ne olursa olsun işini en iyi yapan uzman biri tercumanlık yapmalı.

Onur dedi ki...

bir fenerli olarak dünkü basın toplantısını izlerken ciddi olarak üzüldüm.. Rijkard gerçekten çok zor bir durumda.. yabancı bir ülkede dilini hiç anlamadığınız insanlara birşeyler anlatmaya çalışırken tercümelerinizin yanlış yapılması çok vahimdir. ancak bu tercümelerin yanlış olduğunu sizin de anlıyor olmanız vahimin de ötesinde bir çaresizliktir..

dün bir ara deniz gökçe araya girip çeviriyi düzeltti ve yardımcı oldu rijkard'a.. o an adamın yüzündeki minnet ifadesi ve deniz gökçe'ye "çok teşekkür ederim çok yardımcı oldunuz" demesi sözün bittiği yerdir bu konuda..

basına derdini anlatmak o kadar da önemli değil abartmayın diye düşünenler olabilir belki ama bu adamın takımla da yine aynı tercümanla iletişim kurmaya çalıştığı düşünüldüğünde asında olay vahimin de ötesindedir bence..

berthelemy dedi ki...

hollanda'dan herhangi bir gurbetçi bulup getirsinler bari. hepsi anadili gibi hollandaca konuşuyor.

CaRtMaNtR dedi ki...

Ayhan Tumani gibi Türkçesi kıt bir çevirmeni bile bu arkadaşa tercih ederim en azından hocanın ne dediğini anlar.

Rijkaardla Neeskens'te arkadaşa daha fazla dayanamayıp yakında Türkçe konuşmaya başlarlarsa şaşırmam :)

slum dedi ki...

daum'un çevirmenini bilmiyorum ama dede zamanı çevirmen hususunda fenerbahçe'nin de büyük sorunlar yaşadığını biliyorum.

Minozzi dedi ki...

Ayda 1500 liraya İngilizce-Türkçe çevirmen olabilirim Cimbom'a. Takımla birlikte geçirdiğim zaman da cabası olur. Adnan başkan duy sesimi! :p

ilquer dedi ki...

Aynı arkadaş "Tur için acı çekmeliyiz." diye bir laf da etmişti.

shelbyl dedi ki...

Boyle durumlarda hep dusunuyorum: Hani bir yonetim bu kadar kor, bu kadar yanlis olabilir mi? Olamaz desek, bu sefer de akla komplo teorisi geliyor: "Tercuman kesin torpilli, Rijkaard'i mutsuz edip kovacaklar" falan gibi.

Bu skandal bir durum ya, inanilmaz yani. Ben su ana kadar hic denk gelmedigim icin durumun vehametinin farkinda degildim, bir Besiktasli olarak icim acidi yeminle.

Black Pearl dedi ki...

Hahhaah babazula, senin yorum bir yazı değerinde. Çok güldüm okuyunca.

@ shelbyl, yönetimin haberi varmidir bilmiyorum. Adam gibi inglizce anlayanlar olsaydı, şimdiye dek fark etmişlerdi herhalde.

Ayrıca buraya "benim inglizcem Rijkaard'ın tercümanından iyidir iki kelime inglizce bişi yazarım ve havamı da atarım" postlarından da gayet rahatsızım.

Sarp dedi ki...

Yönetimin geri kalanını geçtim Adnan Polat lisansın ABD'de almış birisi zaten. Diğer yöneticilerin de eğitim durumlarına bakarak hepsinin İngilizce bildiğini sanıyorum. Futbol şubesinden sorumlu Haldun Üstünel de ABD'de yapmış lisansı, şimdi baktım. Yöneticilerin anlamaması gibi bir durum söz konusu olamaz

Rİjkaard'ın Mert Çetin'le ilişkisinin iyi olduğu söyleniyor; ama nasıl bir çevirmen olduğunu bilmesi mümkün değil haliyle. Yönetimin Rijkaard'la konuşup, kendisine ana diliyle konuşma fırsatı vermesi şart bence de.

berserk dedi ki...

Konfüçyüs’e: “Eğer bir ülkede yönetici olsaydınız, ilk iş olarak ne yapmak isterdiniz?” diye sordular. “Kuşkusuz ilk iş olarak dili düzeltirdim.” Diye karşılık verdi Dinleyiciler şaşırdılar: “Niçin?” dediler. Konfüçyüs’ün karşılığı şöyle oldu: “Çünkü” dedi, “eğer dilde bozukluk varsa, söylenen şey, söylenmek isteneni anlatmaz; eğer söylenen istenen anlamı yansıtmazsa, yapılması istenen şey yapılmaz; eğer istenen yapılmazsa, ahlak ve sanat bozulmaya uğrar; eğer ahlak ve sanat bozulursa, adalet doğru yoldan çıkar; eğer adalet doğru yoldan çıkarsa, halk çaresiz bir bunalıma sürüklenir. Sonunda söylenen söz hakkında doğru karar verme fırsatı kalmaz. Böyle bir durumu önlemek, her şeyden önemlidir.”



rijkaard sakin bi adam, hiç itiraz etmiyor. ama ana dilini konuşma hakkını sağlamıyor bu klüp ona.
yazıklar olsun.