27 Nisan 2010 Salı

FRINGE-2

Fringe ile ilgili yazdığımız ilk yazıyı hatırlarsınız. Yazdıktan sonra dizi şaha kalktı. Kış Olimpiyatları sebebiyle verilen aradan sonra bomba gibi bir bölümle döndüler. Sırasıyla gelen "Peter", "Olivia. In the Lab. With the Revolver", "White Tulip" ve "The Man From the Other Side" bölümleri toplam 39 bölüme ulaşan dizinin en iyi dönemini oluşturdular. Biliyorsunuz Fringe'in yaratıcısı J.J. Abrams aynı zamanda Lost'un da yaratıcılarından birisi. Ancak iki dizinin senaristlerinde farklılık var. Lost'u genelde Damon Lindelof götürürken Fringe'in arkasında Abrams'ın kendisi ve Jeff Pinkner'in ağırlığı var. Bu da iki dizinin aslında temelinde olan varsayımın aynı olmasına rağmen pratikte farklı şeyler çıkmasını sağlıyor. Lost'taki kalabalık kadrodan dolayı yaşanan hengame ve aslında tüm dizide, dizinin kaderini belirleyecek 4-5 tane karakter olmasına rağmen oldukça sırıtan yan karakterler olmasına rağmen Fringe'de böyle bir durum yok. Dizide 6 tane sürekli karakter var zaten topu topu ki hikaye genelde bunlardan 3'ünün etrafında geçiyor.

Yazının spoiler kısmına geçiyorum buradan, dolayısıyla teyakkuz halinde olun.

Son bölüm The Man From the Other Side, 3. sezon anlaşması yapılan dizinin geleceği hakkında bir fikir verdi açıkça. Büyük bir ihtimalle, pararlel evrenden açılan kapıdan gelen kişi Walternate, yani oğlunu, bizim zamanımızdaki Walter Bishop'a kaptırmış paralel evrendeki Walter. Bunu tahminim 4 bölümü kalan 2. sezonun sonunda kesin olarak öğreneceğiz. Zira sezon finali Over There adındaki 2 bölümden oluşuyor. Ancak Lost'taki gibi ikisini peşpeşe değil 1 hafta arayla izleyeceğiz. Bir diğer ihtimal de kapıdan geçen şahsın William Bell olduğu yönünde. Bu arada belirtelim, aktörlüğü bırakan Leonard Nimoy'un yerini William Bell rolünde kimin alacağını da merak ediyorum. Ya da bu kısmı nasıl açıklayacaklarını. Tabii bu son 4 bölümün gösterdiği bir başka nokta, tüm dizinin aslında Walter Bishop karakterinin temelinde döndüğü. Avustralyalı John Noble'ın mükemmel canlandırdığı karakter aslında tüm dizinin çıkış noktası. Observerlardan, shape-shifterlara kadar. Dizinin daha çok 1. sezonda hafiften dağınık ve her bölümde farklı bir hikayenin işlendiği bölümlerinden sonra 2. sezonda ana karakterini oturtması önemli. Zira X-Files da bunu başarabildiği için, ana hikayeden bağımsız, tek bölüm süren hikayeleri hiç sırıtmadan bize izletebiliyordu. Fringe de bu yolda ilerliyor. Ha tabii hala inandırıcılığı zorlayan noktalar var ve hala Olivia kızımız oyunculuğu tam öğrenemedi ama olsun.

Spoilerı ve yazıyı bitirirken bir de not düşeyim, Flashforward haftalar sonra adam gibi bir bölüm yapabildi. Şu diziyi de "bölüm sonu twistiyle seyirci çekme" kumarından kurtarıp adam gibi bir eksene oturtsalar fena olmayacak. 48 bölümlük Dexter'da bu taktiğe başvurulan bölüm sayısı 3 ya da 4'tür, zaten onlar da gerçekten ana hikayeyi etkileyen anlardır. Yani başarılı olmak için illa seyirciye "hassiiiiiii" çektirmek gerekli değildir...

11 yorum:

scugnizzi dedi ki...

ya fringe veya flashforward'a başlayacağım, sence hangisine başlayayım?

Flying Dutchman dedi ki...

fringe'le başla ama başlarda sıkılırsan bırakma dizi arap atı gibi sonradan açılıyor

flashforward da tam tersi..ilk bölümü çıkar, şu son haftaki bölüme kadar aradakiler fasulye :))

lifelessness dedi ki...

Ben de Walternate olduğunu düşünüyorum doğrusu gelen kişinin. Tam bu bölümü izlemeden önce kafayı yormaya başlamıştım, tamam Walter gitti Peter'ı aldı geldi ama Walternate boş mu durdu onca zaman diye. Bu bölümde de gelen kişinin yüzünü ısrarla göstermemeleriyle Walternate teorisi güçlendi. Bakalım kim çıkacak.

William Bell değil bence gelen kişi. Çünkü Newton birkaç bölüm önce Walter'a kapıyı nasıl açtığını sormuştu hatırlayacaksınız, önceden Walter'ın beyninden aldığı parçaları kullanarak. E ama zaten Walter ile William ilk denemelerinde beraber göndermişlerdi Bell'in arabasının diğer tarafa. Hani gelen Bell ise, o biliyor olmalı kapıyı nasıl açacağını, bunun için Newton'ın baya alengirli yollarla Walter'dan kapının nasıl açılacağını öğrenmesine gerek yok. Ayrıca çok daha havalı olur açıkçası Walternate'in gelmesi. (:

scugnizzi dedi ki...

zaten herkes fringe diyor. :))

mre dedi ki...

fringe 2.sezon 15. bölümden itibaren inanılmaz iyi. hatta eşim diziyi hiç izlememiş olmasına rağmen oradan itibaren izlemeye başladı ve şu anda müptelası.

fringe ve ff arasındaki en büyük farklardan biri de karakterler. fringe'de çok daha sağlam ayakları yere basan karakterler varken ff'de karton karakter çok fazla. bir de başroldeki çakma doğuş'a uyuzum :)

serdar dedi ki...

Daha dün Fringe'i 'mala bağlayan dizi' olarak önerecektim, karşılaştığım yazıyla hafif şok oldum. :) 'Ben de fikrimi söylüyorum' ukalalığı yapmak istemiyorum ama tek ben miyim böyle düşünen merak ediyorum.

Ben bu diziyi baştan beri tepkiyle izliyorum (niye izliyorum halen bilmiyorum). Çünkü bilimsel zorlama var. Saçma sapan şeyler oluyor ve her saçmalığa bilimsel bir kılıf uydurmaya çalışıyorlar.

Alacakaranlıktaki ya da outer limits (yanlış hatırlıyorsam düzeltin) gibi dizilerde de saçma şeyler olurdu ama uzaylı derlerdi susardık :) Buradaki gibi zorlama yapmıyorlardı.

Walter diziyi götüren tek adam bence. Müthiş karakter yaratmışlar. Tek falsosu, her şeyi biliyor bi şekilde. Fizyoloji, genetik, atom mühendisliği, bilim teknik gibi adam...

Olivia hiç bir şey yapmıyor. Sadece telefonlara bakıyor, araba kullanıyor, arada da süper güç ortaya çıkartıp bina mina kurtarıyor. Astrid'in bile olaylara katkısı daha fazla...

Öteki taraftan gelen bence de Walternate. Ama Bell'in amacının ne olduğu çok net değil. Çünkü kapıyı açmayı Bell'in biliyor olması gerekiyor.

Diziyle ilgili bir olumlu eleştirim de 30 bölüm önceki bir olaya refere edilmesini ve taşların yerine oturtulması güzel bir tat bırakıyor.

Flashforward konusunda da katılıyorum, son bölümle birlikte inanılmaz güzel bir yola girdi dizi.

Can dedi ki...

Fringe alemin kralı. Lost'dan daha fazla bekliyorum; bunda bahsettiğin X-Files etkisi muhtemeldir, zira dizinin sıkı fanıydım. Yalnız Olivia bacıya laf yok! Alın biraz geniş, kafa koysa kaş göz bırakmaz ama olsun, candır kendisi saçlarını açınca.

Walter Bishop alemin kralı.

Minozzi dedi ki...

== şpoyler falan ==

'mala bağlayan dizi' sözüne katılmamak elde değil :) güya bilime dayandırdıkları mevzularda sürekli çuvallıyorlar. ilk sezon walter dayı 'teorik olarak mümkün' dedikçe hoşuma gidiyordu ama artık en yan karakteri bile her türlü garip olayı kanıksamış durumda ve bu çok itici. son bölümde massive dynamic laboratuvarındaki sahnede geek abinin "paralel evren mi? tamamdır taşlar yerine oturdu." rahatlığı neydi öyle ya hu :) "dur bakalım dalga fonksiyonunu 3 saniyede çözüp senkronu da hesaplayan süper bilgisayarların yanında 2 tane de metronom olucaktı." eheh
ha, niye izliyorum, madem başladık nereye gidecek görelim bakalım merakından başka bir şey değil.
(p.s: daha önce yayınlamadığım yorumu yazma cesareti için serdar'a teşekkürler :)

== şpoyler falan ==

Başkanson dedi ki...

fringe sevgim bambaşka
8. bölümü amerika da yayınlandığında tanımıştım diziyi, ordan itibaren düzenli ve amansız bir takipçisiyim.
başlangıçtan bugüne senaryo da dandirik olaylar oldu ama herhalde dizi başlarda fazla yavaş gittiğinden olsa gerek, sonrasında fazla hızlandırdılar ve kopukluklar yaşandı.
...........................
Örn : Pattern mevzusu. Bir noktadan sonra esamesi okunmadı... Halbuki David Robert Jones dan sonra aynı şekilde isimler ve karakterler boy gmsterebilirlerdi.
...............
Neyse, fringe 2. sezon itibariyle kesinlikle kötü başladı ve tekrardan alternative universe teorisine geri dönene dek iyi de gitmedi fakat aradan sonra harika döndüler ve yayınlanmış olan son bölüm itibariyle de bizi bizden aldılar. Ben de walternate yada "alterbell" fikirlerindeyim. Belki ilk sezonun karizmatik kötü kahramanı d.r.jones da dönebilir.

Peter Bishop ın şimdilerde ne yapacağı ise çok önemli...

yurdum insanı dedi ki...

bu haftaki bölüm için alternatif trailer:

http://www.facebook.com/home.php?#!/video/video.php?v=1446639127311&ref=mf

A p o dedi ki...

---Burus Vilis Ölüymüş---

Arkadaşların bilimsel zorlama olayına ben pek katılmıyorum çünkü adı üstünde Fringe sicence=sınır bilim denen bir olgu. Günümüz bilimiyle gerçekleştiremeyeceğimiz ama olası olaylar olduğunu anlıyorum ben bu tanımdan, belki de ben yanlış anlıyorumdur :D X-Files hayranı bir insan olarak beni tatmin ediyor dizinin açıklamaları ve olayları ele alışı.
Ben de son bölümdeki amcanın Walternate olduğunu düşünüyorum ama Mr. Jones da hakikaten güzel twist olurmuş şimdi okuyunca düşündüm. İki Walter'ın savaşı ve Peter'ın tercihi üzerine bir 3. sezon bizleri bekliyor heralde.
FlashForward'ı izleyince ilk kez Türk dizi senaristlerine saygı duydum desem yeridir :) Mükemmel bir konuyu ziyan ettiler 15 bölüm, şimdi biraz toparlama eğilimindeler ama hala saçmalıyorlar zaman zaman. Düzelir inşallah diyoruz...