5 Nisan 2010 Pazartesi

MELEKLER VE ŞEYTANLAR


















Türk spor ve spor izleyicisi tarihinin en ilginç hafta sonlarından birisiydi bu 2 gün. Türkiye'de ilk kez aynı saatte oynanan bir futbol ve voleybol maçını TV'den izleyen seyirci sayısına bakıldığında voleybol maçı öndeydi. Mutlaka bunun geçmişte yaşandığı tek tük örnek olmuştur ama ben kendi hayatımda buna ilk kez tanık oluyorum. Fenerbahçe Acıbadem, Türkiye'ye olimpik bir sporda ilk kez Kupa 1 şampiyonluğunu getirmeye çok yaklaşmıştı. Biraz sonra aşağıda diğer üyelerini okuyacağınız gruptaki bazı insanlar gibi "yıllardır voleybol izlemiyorum ama bu maç beni ekrana bağladı" adamlarından değilim. 2000 yılından beri özellikle Türkiye Bayan Voleybol Milli Takımı ağırlıklı olmak üzere maçları takip ediyorum. Buna rağmen maçla ilgili çok fazla yorum yapmayacağım. Ancak genel anlamda hakikaten Ekaterina Gamova'dan istediği verimi alamadı Fenerbahçe ama bunu sadece Gamova'ya bağlamamak lazım. Voleybolu takip etmemle eş zamanlı olarak takip ettiğim bir oyuncudur Gamova. Çok çok iyi bir oyuncudur ama durdurulamayacak bir oyuncu değildir. Zaten karşısındaki Bergamo denen takıma "iyi takım" dendiğinde bunu sadece "iyi smaç vuruyorlar" diye anlamamak lazım. Voleybol sahadaki oyuncuların yerinin sürekli değiştiği bir spor olduğundan, hocaların hamlelerinin satrança en fazla benzediği sporlardan birisidir. Bergamo dün, bu tür kupalarda final tecrübesi çok fazla olan bir takım olduğundan o dönüşlerde Gamova'yı müthiş savundu. Özellikle Antonella Del Core ve Eleonora Lo Bianco mükemmele yakın oynadılar. Bu savunmaları maçın genelinde de geçerliydi ama Fenerbahçeli kızları tebrik etmek lazım. "Böyle bir tecrübeye karşı direndiler, teşekkürler kızlar" züğürt tesellisi ile değil. Düpedüz iyi oynadılar. Örneğin kazandıkları ilk 2 sette rakibe karşı kurdukları üstünlük, kaybettikleri setlerde rakibin onların üzerinde kurduğu üstünlükten daha baskındı. Bu işler zamanla oluyor. Vakıfbank bu kupada 1998'de final oynadıktan sonra izleyen yıl tekrar finale yükselmişti. Tüm takım sporlarında bu işler akılcı adımlar atmakla gerçekleşiyor.

Ama benim bu hafta sonundan sonra Türk spor izleyicisinde oluşan birkaç tavırla ilgili söyleyecek bir şeyim var. Şeytanlar hakkında. Fenerbahçe'nin final fouru ile birlikte yine ne kadar ilginç bünyelerin yaşadığını gösteren bir kaç şey. Konuyla ilgili sanırım Canarino da bir şeyler karalayacak. Onun için 2 kere aynı şeyleri okumamanız için ona bırakıyorum işin ayrıntılı kısmını. Canarino'nun 2009 başında yazdığı 2 yazıyı önce bir okumak lazım. Issız Salonlar I ve Issız Salonlar II. Özellikle ikinci kısımda seyirci profili ile ilgili olan kısmı. O yazana kadar ben yine de kısaca sezon boyunca Fenerbahçe'li kızlar 150-200 kişiye oynarken evinde oturup bilgisayar oyunu oynamayı tercih ettikten sonra takım final four'a kaldığında kızların en büyük destekçisi olan ve büyük ihtimalle de dün akşam Bergamo son sayıyı aldığında Kayserispor maçına geçip (olursa) 1 sene sonraki final-foura kadar olimpik spor dimağını resetleyen güruha (seon boyu voleyvolun v'sini hatırlamayıp şu hafta sonunda da bu tavrını sürdüren adamlar daha tutarlıdır benim gözümde), sezon boyu spor bölümünün altıncı sayfasında maç künyesini vermeye dahi tenezzül etmeyip şu 2 gün peydah olan ve dünkü finalin kaybedilmesinden sonra maçla ilgili "Fenerbahçe ikinci oldu" haberi ve maçın künyesinden başka hiçbir şey vermeyen basına, sırf az takip ediliyor ve kadınların mücadele ettiği bir spor diye "Galatasaraylıyım ama bu kupa Türkiye'ye gelecek kızları destekliyorum" diye ortaya düşen acaip kişiliklere (sanki futbolda Fenerbahçe'nin aldığı kupa Arjantin'e gidecek, rekabetin spor dalı olmaz, Fenerbahçe Galatasaray'ın rakibidir ve sırf o rakipte oynayan kadınları şirin ve güzel bulduğunuz için 100 yılı aşkın ezeli rekabet duydusu anında kapının önüne konmaz, Fenerbahçe'nin uluslararası alanda başarısızlığını arzulama spor dalına göre değişiklik göstermez benim anlayışıma göre) ve bu tiplerin tam karşı ucunda yer alan, Fenerbahçe'nin yenilgisiyle dalga geçmek için, 2000 yılında futbolda kazanılmış bir UEFA Kupası'nı kullanan aklı evvellere selam ederim. Hele bu son güruhta utanma denen şeyin zerresinin olmadığını düşünüyorum.

Mikrofonu Canarino'ya devredeyim. Son birkaç sezondur kızları çok yakından takip eden birisi olarak söyleyecek daha çok şeyi vardır.

29 yorum:

gerisi önemli değil... dedi ki...

"Fenerbahçe Acıbadem, Türkiye'ye olimpik bir sporda ilk kez Kupa 1 şampiyonluğunu getirmeye çok yaklaşmıştı."

takımın başarısını küçümsediğim sanılmasın, ama tekerli basketbol da bir olimpik spordur. paralimpik oyunlarının, olimpiyat oyunlarından hiçbir farkı yoktur.

ayrıca vakıfbank güneş sigorta da 2 kez final olmak üzere 6 kez final four oynamıştır. ayrıca eczacıbaşı'nın da 2 tane ikinciliği var. 4 de final fouru.

sinem dedi ki...

"Fenerbahçe'nin uluslararası alanda başarısızlığını arzulama"

ben de bunu anlamam işte. ortada tebrik edilecek bir şey varsa tebrik ederim insan gibi. tamam çılgınca istemiyorum kazanmalarını ama yine de "kupayı alsınlar mı, almasınlar mı" diye bana sorulsa alsınlar derim. neden uluslararası alanda başarısızlığını isteyeyim ki fenerin? amiyane tabirle, "bize giren çıkan nedir?"

mevzubahis biz avrupa'da top koştururken 'elin gavuru'nu destekleyen fenerlilerse, biz de şu kızlar yenilince sevinirsek onlardan ne farkımız kalır?

benim futbol veya geniş çapta spor anlayışım bu değil kısacası. memleket sınırları içinde her türlü ezici üstünlüğü sağlayalım isterim, ama dışarıda da başarılı olmalarını sorun etmem, hatta hoşuma bile gider.

ha bir de, rakip taraftar kendi uluslarası başarını desteklerken memnun olan taraftar, kendi taraftarı rakibin başarısını desteklerken neden gocunur, onu da anlamam. bu son lafım sana değil daçmen, yanlış anlama. canı isteyince medeni takılanlara :)

Flying Dutchman dedi ki...

Olimpiyat deyince insanın aklına paralimpik oyunlar gelmez bildiğimiz olimpik sporlar gelir...kelimelerin ıcığını cıcığını incelersek çok şey buluruz, iş semih saygınere kadar gider...Ayrıca Avrupa çapında zaten kaç tane engelli basketbol takımı var ona da bakmak lazım....

İlaveten son yazdıklarınız da, alıntıladığınız cümlenin yanlış yorumlanması olmuş sanırım aynı motivasyonla...

ben "ilk kez bir takım Kupa 1 şampiyonu olmaya çok yaklaştı" demedim...."ilk Kupa 1 şampiyonluğuna çok yaklaştılar" dedim...arada önemli bir fark var...

Flying Dutchman dedi ki...

@sinem yo bana da olabilir gayet doğru anladım...bana giren çıkan şudur

Bir Galatasaraylı uluslararası alanda Fenerbahçe'nin başarısını desteklerse o "ezeli rekabet" denen şeyin farkına varamamış demektir. "Elin gavuru"nu destekleyen adamdan farkımız olmamalı zaten. Bir Boca'lının Libertadores Kupası'nda River'ı desteklediğini, bir Rangerslının Şampiyonlar Ligi'nde Celtic'i desteklediğini, bir Evertonlının CL'de Liverpool'ı desteklediği görülmemiştir, görülmeyecektir de zira ezeli rekabet denen şeyin kökünde bu vardır.

UEFA Kupası'nın alınmasına bu yüzden Fenerbahçeliler sevinmemiştir doğal olarak ve haklı olarak. Ben de Fenerbahçe'nin bir Avrupa Kupası'nı kaldırmasını istemem, ezeli rakibimin sevinmesini istemem çünkü benden fazla, rakibimdir işte.

Ama 2 şeyi ayırmak lazım. Ezeli rekabet kapsamında rakibinin her alanda başarısızlığını arzulamakla, o rakibin hakkında fikir üretmek arasında fark vardır.

Ben bir Fenerbahçelinin Galatasarayı desteklemesini istemem, sebebi de o ezeli rekabet ruhuna uymamalarıdır, yoksa aşağı insan oldukları için değil. Bu duygu da futbol, basketbol, voleybol fark etmez. Rekabet rekabettir...

GS-FB atıyorum seneye CL yarı finalinde karşı karşıya gelse, FB turu geçip finale çıksa sen finalde FB'yi mi destekleyeceksin? Bir FB'li GS finale çıkarsa GS'ı mı destekler?

Arkhe dedi ki...

Bu spora hakim olunmamasına rağmen kızlara destek vermek, onları sevmek, onlarla gurur duymak, onlardan etkilenmek neden eleştiriliyor anlamıyorum.

"Yo, yo ben voleybol ile ilgilenmedim, o yüzden bu kızları da izlemeyeceğim ve iplemeyeeğim" demek mi doğru olur?

Sevdik,ilgimizi verdik ve destekledik. Bunun ne sakıncası var ki? Ne güzel işte..

sinem dedi ki...

"GS-FB atıyorum seneye CL yarı finalinde karşı karşıya gelse" diyorsun daçmen, yapma allah aşkına, bunu mu demek istedim ben? karşı karşıya gelme durumu olduğu için de facto galatasaray'ı destekleyeceğim tabi.

benim bahsettiğim, karşı karşıya gelmeme durumları. şu voleybol takımının rakibi değildik ki biz, finalde bizi elemediler sonuçta. "bize giren çıkan ne?"den de kastım budur.

"Fenerbahçelinin Galatasarayı desteklemesini istemem" demişsin zaten, o yüzden bu son lafım sana değil demiştim. orada bahsettiğim, mesela geçen sene bizim bayan basketbol takımı kupayı kaldırdığında, bizi destekleyen, tebrik eden fenerlilerden haz duyan bir kısım galatasaray taraftarının, şimdi biz feneri tebrik edince gocunmasıdır. sen bu kümenin dışında kalıyorsun yani "Fenerbahçelinin Galatasarayı desteklemesini istemem" diyerek. yani yanlış anlamışsın :)

river vs boca, inter vs milan, atletico vs real, celtic vs rangers... sen benden daha iyi bilirsin, hepsinin dini/siyasi/vs bir temeli vardır. "bizim illa olması gerekiyor, yoksa biz ne için ezeli rekabet içerisindeyiz, bizimki anlamsız" demiyorum, mutlaka bu da kendi içinde anlamlı bir rekabet, seviyorum da bu rekabeti. ama en azından bizim bu tür temellere sahip olmamamız, bizim bu rekabete ve rakip taraftara farklı bakmamızı sağlayabilmeli. "rekabet illa ki budur, başka yolu yoktur"vari köşeli tanımlara gitmeyelim bence.

cl yarı finali. gs vs fb. zaten, en basiti, biz bundan mahrum olduğumuz için fb'nin uluslarası başarıları tebrik edilesi benim için.

Gorky dedi ki...

@Fırat

Yazının konusuyla pek alakası yok ama yorumda şu yazdıklarını sana yakıştıramadım ;

Olimpiyat deyince insanın aklına paralimpik oyunlar gelmez bildiğimiz olimpik sporlar gelir...kelimelerin ıcığını cıcığını incelersek çok şey buluruz, iş semih saygınere kadar gider...Ayrıca Avrupa çapında zaten kaç tane engelli basketbol takımı var ona da bakmak lazım..

Senin gözünde basbayağı bildiğin olimpik bir spor olan Tekvandoda kazandığımız takım halinde Dünya Şampiyonluğunun da bir önemi yok o zaman. Zaten bakalım Dünya çapında kaç tane tekvandocu var.

Bu final four'u Türkiye'nin en önemli sportif başarısı olarak sunmaya çalışan bir kesim var. Sırf daha fazla taraftarı olduğu, ve ülkenin en büyük spor kulüplerinden biri olduğu için Fenerbahçe'nin kazanmış olduğu başarının olimpik olmuş paralimpik olmuş arkadaşın açıkladığı diğer kulüplerinkiden farkı nedir?

twilost dedi ki...

paralimpikle olimpiyatı aynı kefeye koyamazsınız.. bunu söyleyince gs tekerlekli basketbol takımının başarısını küçümsemiş olmuyorum(olmuyoruz).. herhangi bir yabancıya da sor aynısını diyecektir. (hani fb gs rekabeti umrunda olmayan birine) 90-2000ler arasında idi vakıfbankla eczacıbaşının sürekli f4 yaptığı seneler.. o zamanlar da şampiyon olabilecek düzeyde idi takımlarımız ama baskın takım değillerdi turnuvadaki.. bu sene meleklerin yaptığı buydu. turnuvayı silip süpürerek geldiler bu noktaya.. dün yenildiğimiz takımdan da daha iyi bi takımız. herkesin artık bitti herhalde dediği noktadan da pes etmeyip geri getirdiler ama sonu oynayamadılar...

sinem dedi ki...

not: yandaki mail listesinde bi problem var. :)

gerisi önemli değil... dedi ki...

sanırım anlatmak istediğinizi anlatamamışsınız. kopyaladığım cümle, tam bir cümledir.

"Fenerbahçe Acıbadem, Türkiye'ye olimpik bir sporda ilk kez Kupa 1 şampiyonluğunu getirmeye çok yaklaşmıştı."

"ilk Kupa 1 şampiyonluğuna çok yaklaştılar" gibi bir anlam bu cümlede ben göremedim. benim de demek istediğim bu finalin 4 kez tekrar ettiği, fb acıbadem'in ise 5. tekrar olduğu idi.

paralimpik ile olimpik sporlar arasında hiçbir fark olmadığını size tekrar hatırlatayım. en azından yavuz kocaömer'in yazılarını okuduğumdan biliyorum. ad farkı dışında bir fark yoktur.

"kaç tane takım var ki" demeniz ise bence oldukça gereksiz olmuş.

prostetik dedi ki...

bence türkiyedeki diğer kulüplerin de ciddi yatırımlarla voleybolda bu tür başarıların satın alınabieceğini göstermesi lazım.

olur da bu kupanın ismi filan değişirse fb acıbadem için üzgünüm, galiba bu önemli başarı hatırlanmayacak...

rıza yaşar dedi ki...

Eline sağlık sevgili Dutchman,

hatırlarsın sene başında Türkiye'de düzemnlenen Avrupa Erkekler Voleybol şampiyonasında da aynı ilgisizlikten yakınmıştım. Bu derece başarı odaklı ilgi anlayışı açıkçası midemi bulandırıyor. Sırtlan gibiyiz alimallah. nerede başarı hemen çörekleniyoruz.

Rüzgar Karabulut dedi ki...

beni ekran başına bağladı, aslında ilk iki seti bergamo aldı ama ben o setleri bu maç dünkü maçın tekrarı!!!!???? Dünkü maç tekrarı sandım ve hiç kaydıya kappılmadan izledim sonra gerçekten canlı evet kanlı canlı bi maç olduğunu anladım da nasıl böyle bir dalgınlığa düştüğüme inanamadım kendimi esefle kınadım. hatta internetten bi bakayım dedim. hacıııı maç canlı ya laa, ama son seti kaçırdım, iş çıktı, üzüldüm, birinci olamadığımıza, sevindim kaybederken kazandıklarımıza ...

Adsız dedi ki...

560 kişi=saraçoğlunun 100 de 1'i
http://www.ntvmsnbc.com/id/25075463/

algon dedi ki...

Ezeli rekabeti Boca, Rangers uzerinden aciklamak da cok anlamli degil aslinda. FB-GS rekabetinin kendi dinamikleri var; kaldi ki her ulke icin farkli orneklendirebilirsin rekabetin somutlastirildigi ogeleri.

Milliyetcilikten degil, ama ezeli rekabetin farkina yurtdisinda rakibim basarili oldugunda variyorsam bir sorun var demektir. Herkesin rekabet anlayisi kendine. Senin icin rakibinin alamadigi UEFA'dir (ki olmadigini tahmin ediyorum), oburu icin 6-0'dir.

Flying Dutchman dedi ki...

Gorky tekvandonun gözümde bir değeri olmadığını nereden çıkardın ki ben aksine onun olimpik bir spor olduğundan ötürü "olimpiyat" dendiğinde akla gelen sporlardan birisi olduğunu belirtmişim...


@gerisi önemli değil

"Fenerbahçe Acıbadem, Türkiye'ye olimpik bir sporda ilk kez Kupa 1 şampiyonluğunu getirmeye çok yaklaşmıştı." nasıl "ilk Kupa 1 şampiyonluğuna çok yaklaştılar" anlamı çıkmıyor orabilir miyim? Aynı cümle yahu.

"bu finalin 4 kez tekrar ettiği, fb acıbadem'in ise 5. tekrar olduğu" savı ben eğer "ilk kez bir takım Kupa 1 şampiyonluğna yaklaştı" dersem geçerli olur...İlk sıfatı takımın değil Kupa 1'in başında...Yani Türkiye'nin ilk kez kazanacağı kupa anlamunda...daha nasıl açıklayayım...

Mehmet Tuna dedi ki...

Yaw Dutchman öyle bi yazı yazmışsın ki, elim kolum bağlandı, kafam çok pis karıştı, ne düşündüğümü unuttum.

Çok temiz bi Galatasaray'lıyım, Fenerbahçe'yi de hiç sevmem, Şampiyonlar Ligi'nde 0 çektikleri sene, "Kolay mı lan o işler, ööle olur işte" diye yorumlar da yapmışımdır. Lampard golü atıp 2-0 yaptığında yüreğimin yağları erimiştir;

Ama;

Dün hakikaten istedim Fenerbahçe'nin kazanmasını. Fena mı olurdu bi Türk takımı sevinseydi Fransa'da, alsaydı kupayı getirseydi. O kadar uğraşılmış, emek verilmiş, maç 2-2'ye gelmiş, kazansınlar istemeyelim mi, Galatasaray'ı tutuyoruz diye.

Ben de hiç ilgili değilimdir voleybolla, anca Avrupa Şampiyonası olacak, ya da uluslararası bi kupa vs. o zaman oturur izlerim, onun dışında da aklıma gelmez, resetlerim kafayı senin tabirinle..

İzlememek mi gerekir sence böyle durumlarda..

Ya da ezeli rekabete gelirsek, Fenerbahçe'nin en iyi oyuncusunun, ayağı kırılsa, kariyeri bitse, sevinmem mi gerekir sırf Fenerbahçeli diye..

Bu kızcağızlar(nası bi kızcağızsa, en kısası 1.90), yarın öbür gün milli takımda oynamayacak mı? Fena mı olurdu tecrübe edinselerdi, o bayrağı göndere çektirselerdi..

Yanlış anlama, fikirlerine çok pis saygım var, ama ben gene seneye finale çıksalar, gene desteklerim bu kızları.

Fakat işbu desteğimin Naz Aydemir'le hiçbir alakası yoktur, kendisinin mökemmele yakın bir bağyan olması, şahsımı hiç ilgilendirmez...

Yersen..

Beğeniyle takip ediyoruz..

Flying Dutchman dedi ki...

@Mehmet Tuna

benim dediğim de o işte...Neden 0 çekince futbol takımı öyle dedin de voleybola gelince "kızcağızlar" oluyor...milli takıma FB voleybol bayan takımı oyuncu veriyor da FB erkek futbol takımı vermiyor mu?..ya da FB CL şampiyonu olsa Türkiye adına olmayacak mı? Volkan'a "adamcağız kalemizi koruyor yüklenmeyin çocuğa" diyemiyorsanız, kızlara da "kızcağız" denmemeli...bahsettiğim şey bu işte..popüler olan futboldaki rekabet, popüler olmayan bayan voleybolunda kendii göstermiyor. "ya zaten kaç kişi izliyor bu insanları" diye yumuşuyoruz...ben bunu tasvip etmiyorum söyleyeyim...

ha dediğim gibi yazıda tasvip etmemek demek, iğrenç esprilerle dalga geçmek demek değildir, tamamen istememekle alakalıdır..

ayağının kırılması bambaşka bir olay..o sportif bir başarı ile alakalı değil insan sağlığı ile alakalı...

aydın dedi ki...

Son yorumun son kısmında zaten blog sahibi de meramını açıklamış.

aydın dedi ki...

Tamam da buradaki olay destek mevzusu değil bizzat postun altındaki bazı yorumlarda görüleceği üzere işi kulüp rekabetine dökmek.
Maç bitiminde ''bizim şu kadar kupamız var ekakooov'' muhabbetini sevip benimsemiş olanlar varsa bu yorumu görmezden gelsin.

krankyar dedi ki...

Pardon, siz otorite misiniz?
Kimin neye sevinip sevinmeyeceğine nasıl karar verebiliyorsunuz?
Bir kısım insan destekler, diğeri de desteklemez.Bu iki grup diğerini kendisi gibi davranmaya zorlamadığı sürece kime ne?
Ben Beşiktaşlı olarak destekledim, şimdi rekabetin özüne aykırı mı davranmış oluyorum?
Onu geçtim, insanların voleybola olan ilgisinin belli bir tarihçesi olmak zorunda mıdır?
Bu süreçten sonra voleybol ilgisinin artması çok mu fena bir şey olur?

Temur dedi ki...

FB Acıbadem'den önce 2 defa Vakıfbank, 1 defa da Eczacıbaşı Kupa1'de final oynayıp ikinci oldular. http://en.wikipedia.org/wiki/Women%27s_CEV_Champions_League

Ortega dedi ki...

Yazıdaki birçok noktaya katılmakla birlikte bu sporu benden çok daha uzun süredir ilgiyle takip edenlerin bu blogun okuyucuları arasında olduğunu varsayarak iki soru sormak isterim. Birincisi, Natasa Osmokrovic ismi sezon boyunca Gamova'nın performansının gölgesinde kaldı ama görüldü ki finalde Fenerbahçe'nin en ayakta kalan ismi Natasa'ydı. Nerdeyse takımda hatasız oynayan tek isimdi.Gamova bir dünya yıldızı ama finalin ağırlığını kaldıramış olabilir mi?

İkincisi, önümüzdeki sene voleybolda yabancı sınırlaması ikiye inecek. Bu gerçekten sorun olabilecek bir şey gibi geliyor bana. Final Four'un gediklisi olan takımlar arasında bir iki istisna dışında kalanların böyle bir derdi yok ve hepsi mümkün mertebe kaliteli yabancıları rahatlıkla kadrolarına katabiliyorlar. Bu Fenerbahçe'nin ve diğer Türk takımların olumsuz etkileceği bir şey olabilir mi?

Mehmet Tuna dedi ki...

Dutchman yapma gözünü seviyim, futbolla voleybol bir olur mu?

Voleybolda var mı 100 yıldır süren rekabet, bize her maç gol atan bi Selçuk var mı? Bi Selçuk Yula var mı? Bizim altyapımızdan çıkıp, Avrupa Şampiyonluğu yaşayıp sonra Fenerbahçe'ye para için giden bi voleybolcu var mı? Jan De Brant'ı gördük, Daum kadar antipatik bi adam mı? Son setin son sayısını kalçasıyla stop edip sayı yapan bi voleybolcu da yok bildiğim kadarıyla..

Voleybol branşında, Hagi-Alex ikilisinde olduğu gibi sidik yarıştırabilir miyiz? Zor..

"Futbol sadece futbol değildir. " demiş Simon Kuper. "Voleybol asla sadece Voleybol değildir." dememiş. Futbol başka bir şey.. Başka bir klasman, spordan öte..

Nasıl ki Ümit Milliler Avrupa Şampiyonu olduğunda sokaklara dökülmedik(sen de çıkmamışsındır büyük ihtimalle), Fenerbahçe voleybolda ya da kürek çekme de ya da boks branşında başarılı olduğunda futboldaki aynı hissiyatı yaşamıyoruz.

Neyse fazla uzatmaya gerek yok. Yukarıda da yazmışsın, bu blog senin şahsi fikirlerinin bulunduğu bir blog, sonuna kadar da saygı duyuyorum.

Ben sevinirim, Galatasaraylılığımdan da hiç birşey kaybetmem diyorum, sen de ezeli rekabettir bu çifte standart olmaz diyorsun. İkimiz de haklıyız..



Dutchman'i takibe devam, güzel yazılarının devamını bekliyorum.

shelbyl dedi ki...

Burada saglam bir ikilem var. Evet, bu tur "oteki branslar"la ilgilenmeyip birden basari soz konusu olunca "Olm o son topta Cigdem alinir mi ya!" falan diyecek kadar sporu sahiplenen insanlar sonuna kadar elestirilmelidir, cunku farkinda olmadan bir Hincal Uluc olmuslardir. Fakat bu insanlarin bu sporlarla ilgilenip ilgilenmemesi de dert olamaz. Efes Pilsen Korac'i aldiginda, Elvan Olimpiyat'ta altina uzandiginda, 12 Dev Adam, Filenin Sultanlari vs. destek topladiginda iyi oluyor, oyle ya da boyle. Dun o "bilincsiz" tayfa Fenerbahace'ye taraftar destegi sagladi, belki de sirf milli reflekslerden dolayi.

Bu her zaman her yerde olur. ABD'de bile, futbola futbol diyemeyen bu heriflerin ulkesinde bile ABD - El Salvador futbol macini izlemek icin barlar dolmustu. Bu ilgiyi surekli hale getirecek yatirimi yap(a)mayan medya, federasyonlar, kulupler vs. elestirilmeden sadece "adrenalin" isteyen taraftari elestirmek eksik kalir.
----------------------------------
Takim konusuna gelince: Ezeli rekabet geregi "Nasil desteklersin Fenerbahce'yi, nasil taraftarsin sen? Rangers oyle mi yapiyor?" demek bence sacma bir tutumdur. Ben hangi sporda olursa olsun, bir Turkiye takimi tur atlarsa uzulmem. Ulke puani, bilinc duzeyi, tanitim vs. gibi sebepler benim icin "anti-rakip" olmaktan daha onemlidir. Eksibesiktas'ta da yazmistim bir ara, "rekabeti sekillendirmeye" calismak, "takim oyle sevilmez boyle sevilir" demwk bu "holohorohorhro" diye tukuruk sacan adamlarin turemesine katkida bulunmaktir.

Birakalim herkes spor sevgisini istedigi gibi yasasin, istedigi takimin galibiyetine sevinip istedigine uzulsun. Bu isin kurali susu busu olmaz.

solo dedi ki...

neden desteklenmesin ki bu güzel takım, bize unutulmayacak tertemiz bir hikaye yaşattılar. gruptan çıkmayı garantiledikleri maçta bile kendi seyircileri önünde yenilmeyi çok gördüler, oyuncular eskiden oynadıkları takımları birbir eledi, ev sahibine karşı aldıkları maçtaki o blok başlı başına ayrı bir hikaye, kim neden istesin ki gamova piccinini'ye karşı bi daha yenilsin, osmokrovic'in o muhteşem mücadelesi karşılıksız kalsın, kızlar gözyaşı döksün.

tanjevic'ten, daum'dan, guiza'dan, mirsad'dan dolayı gerilen bu bünyeye tertemiz bi hava oldular. bu güzel takım kısır fenerbahçe-galatasaray çekişmesinden, türlü entrikalardan uzak olsun ne olur. eğer gerektiği gibi destekleyememişsek bu sevimli, temiz takımı onlar da halarını helal etsinler, biz onların hakkını zaten ödeyemeyiz.

maria lopez garcia dedi ki...

Yazida belitilenler kafamdaki soru isaretleriyle ortusuyor aslinda. Ben Fenerbahceliyim mesela GS Bayan Basketbol takimini da desteklemedim gecen sene. 2. olsunlar tamam da o kadar yani. Kimse de elestirmesin boyleyim, sevmiyorum GS'yi. Ama bi yandan da milyonlar kazanan, ama o takima zerre saygisi olmayan futbolcular varken o kadar rahat sartlarda olmayan, onlar kadar kazanmazken o renklere kalbini veren futbol disi takimlarin oyuncularina da daha bi sempatiyle bakilmasi cok da abuk gelmiyor.

@ Ortega

Bildigim kadariyla bu Gamova'nin 3. final magrudiyeti. Ama ben yari final macinda takimi sirtlamis olup yorgun olmasina bagliyorum. Yabanci konusunda haklisin ama mesela dun Italyanlarda ilk 6'da sadece bir yabanci vardi, yanlis hatirlamiyorsam. Fakat durum bizde boyle degil elbette. Federasyona baski da varmis zaten, Mehmet Ali Aydınlar'ın bir roportajinda okumustum.

mrt309 dedi ki...

@krankyar
Sadece fikrini yazmış, şöyle şöyle yapın demiyor. Komik bir eleştiri. Taekwando üzerinden yapılan eleştiri de komik.

Benim anlamadığım nokta şu: bir başarının daha önce gerçekleştirilmiş olması değerini azaltıyor mu? Yani mesela ben ÖSS'yi kazanınca babam bana "o da bişey mi? daha önce abin kazanmıştı" demedi. Neden geçmişle karşılaştırıyoruz? Manyak mıyız biz afedersiniz?

Ben Fenerbahçeliyim ve bayan takımımızın finale çıkmasına çok sevindim. Umarım kupayı da alırız ileride. Galatasaraylıların sevinip sevinmemesi yada başarımızı küçük görmesi umurumda değil. Zaten onların bayan takımı en dandik kupada 3. oldu, ligte ezdik geçtik. Her türlü daha iyiyiz bayan voleybolda. Şimdi getirin yine yeneriz:P Adam hala tekerlekli sandalye basketbol takımımızın başarısı daha büyük, bizim başarımız sizin başarınızı döver mantığıyla yaşıyor.

alperensaylar dedi ki...

çok farklı bir açıdan yaklaşayım konuya; bu takım 6 sene önce 2.ligdeydi...