10 Mayıs 2010 Pazartesi

ÜMİT ÖZAT, ANKARAGÜCÜ, WİGAN ATHLETIC, ZALAD VE MIKE POLLITT













Aşçı, Hırsız, Karısı ve Aşığı gibi oldu başlık ama dün bu güzel oyun öyle güzelliklerinden birisini daha çıkardı ki karşımıza anlatmadan duramazdık. Yıllar önce çok sıcak bir 30 mayıs gününde, babam ve amcamla Ankara yollarına düşmüştük. 12 yaşındaydım o sırada. İlk deplasmanıma gidiyordum. Hem de ne deplasman, şampiyonluğu almak için. Takım liderdi ve Ankaragücü'nü mağlup etmesi ve hatta farklı mağlup etmesi gerekiyordu. Zira Beşiktaş arkasındaydı ve aynı puandaydı. Onlar da İstanbul'da bir başka Ankara temsilcisi ile oynuyordu. 8-0 kazandık maçı. Hem de 2 maçın sonucuna bakıldığında 1-0 bile yetecekken. 2 yıl Beşiktaş'ta forma giymiş olan Ankaragücü kalecisi Rade Zalad 5 gol yiyerek devreyi kapadı ve ikinci yarıya çıkmadı. Bazıları devre arasında doğrudan Yugoslavya'ya giden uçağa bindiğini ve bir daha Türkiye'ye dönmediğini iddia eder. Galatasaray şampiyon oldu. Bugün Galatasaraylılar da dahil o maçtan kötü kokular alanların sayısı çoğunlukta. Maç sonrasında İnönü'de "Adnan Polat alsın o kupayı.....evine götürsün" diyecek kadar çileden çıkan Metin Tekin de dahil.

Yıllar geçti aradan. Ankaragücü 2010 şampiyonluğunu belirleyecek kader maçlarından birisinde Fenerbahçe'yi konuk etti. Aportta bekleyen bir dolu "bize 17 sene önce şike suçlaması yürütenler, bu maça ne diyeceksiniz" adamcıkları ekran başındaydı. Önce başka bir şey izledik. Fenerbahçelilerin bir çoğunun kaptanlığına muhalif olduğu ve beğenmediği Ümit Özat, Anneler Günü'nde hakem Kuddusi Müftüoğlu'nun annesini hayat kadınlığıyla suçlayarak atıldı. Ölümden dönen insanlarda hayata karşı bakış değişirmiş. Daha fazla kendiyle barışık, daha rahat, hayata daha anlamlı bakan insanlar olurlarmış. Bütün ülkenin, çimlerde yatarken onun için dua ettiği bir adamın, böyle bir günde belki de kendisi için dua etmiş bir ailenin annesine böyle iğrenç küfürler etmesine aynı iğrenme duygusuyla baktım. Hiçbir zaman da unutmayacağım o ağzından salyalar çıkarak ettiği küfürleri.

3 gol yedi Ankaragücü. Üçüncüsü mükemmel bir şut olmak üzere. Ankaragüçlülerin her yanlış pasına, her yediği gole şüpheyle bakıldı. Öyle de bakılmaya devam edilecek. Bu maça "şike damgası" vurulmak isteniyordu. Öyle de olacak...Ama o maçtan sadece birkaç saat önce İngiltere semalarında bir başka maç daha oynanmıştı.




















Chelsea Wigan Athletic'i konuk etti Premier Lig'in son gününde. 17 sene önce Galatasaray'a yeten skor onlara da yetiyordu. 1-0. Onlar da 8-0 kazandılar. 103 golle Premier lig tarihi gol rekorunu kırdılar. Drogba 29 golle gol krallığına uçtu. Drogba'nın ilk, Chelsea'nin dördüncü golü, dün Guiza'nın attığı Fenerbahçe'nin ikinci golüne çok benziyor. Kimdi o golü yiyen adam? Kingston ve Kirkland'ın yokluğunda kaleyi korumak zorunda kalan 39 yaşındaki kaleci Mike Pollitt. Kimdi Mike Pollitt? Chelsea'nin şampiyonlukta çekiştiği Manchester United'da kariyerine başlamış ama beğenilmediği için serbest bırakılmış bir adam......Peki bunu kim konuştu? Maçın spikerinin verdiği anektod dışında hiç kimse...

Noktaları birleştirin, bakalım ne çıkacak.

17 yorum:

ender tolga dedi ki...

ümit özat her anlamda ne kadar kötü oyuncu olduğunu dün bir daha gösterdi. futbolculuğu kötüydü-bence- karakterinin de kötü olduğunu aslında daha önce kardeşi-thomas doll-g.birliği konusunda yaptığı konuşmayla göstermişti dün akşamda tescilledi.

akşam izlediğimiz filmin senaryosu kötü yazılmış, filmin oyuncuları da kötü oynadı özellikle ümit özat.Hiç inandırıcı değildi agresif ümit. ama ankaraların birleşmesinden bu yana rolünü çok iyi oynayan kaptan hürriyet güçer herhangi bir festivalde en iyi yardımcı erkek oyuncu ödülünü alır.-ki almıştır da zaten-

Erdem Karakuş dedi ki...

Fenerbahçe kaç haftadır kaleci hatalarından goller yedi. Kalecileri suçlayan kesim kendi başarısızlığının sebebini hafifletmek için suçluyor, o açıdan normal karşılıyorum. İnsan bir şekilde tepki vermek istiyor. Yoksa kimse cidden şike falan olduğunu düşünmüyor.

İyi de bu hal böyleyken, Fenerbahçe taraftarları kendilerince ironi yaparken, niye Zalad ve Galatasaray suçlu oluyor? İş Galatasaray'a gelince mi şike ortaya çıkıyor? Yıllardır bu geyik neden devam ediyor? O sezonki maçlara bakılınca 5-6-7 sayıları havada uçuyor, 10-15 maç var en azından. İyi de niye suçlu Galatasaray ve Zalad, böyle bir riyakarlık olamaz.

İnsanlar önce bu suçlamalardan utanmayı bilecek, sonra diğer takımlar Fenerbahçe'ye suç atıyor diyecek.

Yanlış anlaşılma olmasın, bu posta cevap olarak değil bu yazdıklarım. Bunları uzun zamandır söylemek istiyordum, uygun ortam burası oldu.

gerisi önemli değil... dedi ki...

o zalad meselesinde beşiktaşlıların unuttuğu bir maçta, ligin 22. haftasında, beşiktaş ankaragücü'nü deplasmanda 6-0 yendi.

son hafta galatasaray'ın 8 atması çok normal bir sonuçtu.

Adsız dedi ki...

Üstüne söz söylenemez. Harika bir yazı.

mre dedi ki...

Marka değeri diye bir taraflarını yırtanlar aynı zamanda ligin prestijine en büyük damgayı vuranlar. Hayatımız şüpheler, komplo teorileri üstüne. Sonucu da her hafta başka bir spekülasyon. Bundan ekmek yiyenler kim? Aynı kişiler. Offf off çok sıkılıyorum gerçekten.

fidddas dedi ki...

sanırım bu konuda atlanan bir nokta var...

sanırım diyarbakır-elazıg macıydı... iddialar ayyuka cıkmış, oyuncunun biri 60 metre top sürüp gol atmıştı...
hatta bu macın görüntileri incelenmiş ama sonradan bir şekilde maç sümenaltı edilmişti....
(bu olayın detaylarını çok net hatırlayamıyorum ama maçın şikeliolduğuna o dönemde herkes emindi...)
şimdi maradona da dünya kupasında yarı sahadan top sürüp gol attı, oktayda belçikaya 6 adam çalımlayıp gol attı ile bunları açıklayabilir miyiz...
malum a.gücü macının cok sonrasında bu maç ile ilgili olarak o dönemde görev almış futbolcuların bir kısmı üstü kapalı vicdan muhasebelerini ilgili yerlerde yapmışlardır, bu konularda açık açık konuşulmuştur....(konu hakkında yine çok emin olmadan bu maç karşılığında şahin arabalar alındığı falan da konuşulmuştu...)

iddiaları vakit darlığından temellere şu anda dayandıramıyorum ama konu hakkında bir mikta inceleme yapıldığında yukarıda benim yaptığım gibi dili geçmiş kullanmadan kesin cevaplar bulunabilecek bir çok kaynak mevcuttur.

Kaan Eren dedi ki...

Bu yazının altına bizim ki şike de onalrın ki değil mi gibi yorumlar yazan kesim, bu yazı sizi ve sizin gibileri hedef alıyor belli ki anlayamamışsınız yazıda anlatılmak isteneni çünkü anlasaydınız buraya yorum yazacak cesareti bulamazdınız kendinizde emin olun...

Kalten dedi ki...

Adnan Polat ve Aziz Yıldırım yöneticilikte aktif olmayı sürdürdükleri sürece hiç bir zaman öğrenemeyeceğiz gerçekleri maalesef

AFO dedi ki...

Sevgili FD, yazının sonunda yer alan "17 sene önce Galatasaray'a yeten skor onlara da yetiyordu." çok yanlış bir karşılaştırma. Çünkü 1-0 gerçekten de Chelsea'ye şampiyonluğu getirmek için yeterli bir skordu maç öncesinde de. Ama Galatasaray, Beşiktaş ile aynı puanı paylaştığından 1-0'ın onlara yeteceği bilinmiyordu maç öncesinde ve de şike iddialarının en büyük destekçileri de "İşte bu yüzden Galatasaray işini garantiye aldı." demiyor mu zaten? 1-0 kendilerine maç öncesi de yetse, kimse konuşur muydu 8-0'ı?

Flying Dutchman dedi ki...

AFO yazıyı tekrar okursan ilk paragrafta "Hem de 2 maçın sonucuna bakıldığında 1-0 bile yetecekken" cümlesini göreceksin..yani senin "1-0'ın yeteceği bilinmiyordu" lafını ben zaten ilk paragrafda kullanmışım...yanlış bir karşılaştırma olduğunu düşünmüyorum

algon dedi ki...

@FD

Yanlis karsilastirma surada: Sen Besiktas macinin skorunun net belli oldugu varsayimini kullaniyorsun; oysa Chelsea zaten 1 puan onde basliyor maca. Yani Chelsea icin mac oncesinde de sonrasinda da 1-0 ile 8-0 arasinda fark yok. Galatasaray icin -klubu suclamayalim, Adnan Polat icin- ise mac oncesinde bu fark onemliydi.

Boyle eski meselelerin tekrar tekrar tartisilmasinin -ve bu tartismanin uzatilmasinin- cok taraftari degilim ama o olayla ilgili Zalad'in da itirafa benzer aciklamalari vardi diye hatirliyorum. "fidddas" cok guzel bir benzetme yapmis, ustune pek bir sey eklemeye gerek yok.

Bir Besiktasli olarak Fenerbahce'nin rakiplerinin kalecilerinin sike yaptigini dusunmedigimi de belirteyim.

Flying Dutchman dedi ki...

benim zaten aynı derkenki felsefemin şike şu bu tartışmalarına hiçbir alakası yok...sadece maçlar bittiğinde bakıldığında 2 tarafa da 1-0'ın yettiği görülüyor diyorum...

mre dedi ki...

@algon
yanlış daha doğrusu eksik hatırlıyorsunuz ya da hoşunuza giden kısmını hatırlıyorsunuz. evet medya bir dönem "zalad itiraf etti" haberlerini yaptı ama zalad bunu bir tv röportajında yalanladı.
ayrıca yukarıda da belirtildiği gibi aynı kaleci aynı yıl beşiktaş'tan 6 gol yedi.

bu gereksiz tartışmayı uzatmak adına değil yanlış verilen bilgileri düzeltmek adına yazdım.

solo dedi ki...

@ erdem karakuş

"İnsanlar önce bu suçlamalardan utanmayı bilecek, sonra diğer takımlar Fenerbahçe'ye suç atıyor diyecek."

demişsin, "fenerbahçeye suç atılıyor" demenin öncü bi koşulu mu var, temelde biri suçsuz olduğu halde suçlanıyorsa ve suçlu olmadığını ifade edecekse bunun öncü bi koşulu olmaz.

burada mantık "ilk taşı en günahsızınız atsın" ilkesidir, sana göre taşı yiyen de, atan da fenerbahçe. kusura bakma ama böyle saçmalık olmaz. çünkü suçlanan fenerbahçe ve siz önce kendinize bakın demeye hakkı olan da fenerbahçe taraftarı.

zalad şike yapmıştır-yapmamıştır, orasını bilmem, belki gerçek kara bir lekedir, belki de galatasaray'ın hakkı yeniyodur orasını yaşım itibariyle bilemem, ama tarihinde böyle bi muallak olan takımın harcı değil fenere dil uzatmak.

gerisi önemli değil... dedi ki...

o maçla alakalı olarak zalad'ın "şike yaptım" dediği bir itirafı yoktur. şehir efsanesidir.

http://www.zaman.com.tr/haber.do?haberno=9085

röportajı okursanız, yapmadığını söylediğini okursunuz.

ama yine devam edersem;

o ankaragücü beşiktaş'tan 6, karşıyaka'dan 5 ve galatasaray'dan 8 yemiştir. 4 senedir şampiyonluğa hasret galatasaray'ın sinan engin'in bile oynamadığı o maçta(ankaragücü'nde oynuyordu o dönem) işi abartıp 8 gol atması da normaldir.

ben o maçla ilgili beşiktaşlıların duygusunu anlayabilirim. ama galatasarayımızın namağlup, averajla ligi ikinci bitirdiği sezon, beşiktaş'ın semra özal'ın marifetiyle ittire kaktıra şampiyon olduğu da söyleniyor. şimdi o söylentiye de mi inanalım. böyle saçmalıklara nasıl kulp bulup sonra kendinizi kandırdığınızı anlamıyorum.

ahmet serdar dedi ki...

@ gerisi önemli değil...
söylediklerinden sonra, gerisi önemli değil...

Onur Karaköse dedi ki...

USTANIZ ÖLMÜŞ, DAMPİNG VAR

İlk olarak bu maçta veya daha önceki maçlarda en ufak bir kanıt dahi göstermeden şike yapıldığını düşünüyorsanız, en azından bu düşüncelerinizin altını doldurmanızı öneririm.

Kaleci hataları mı sizi böylesine düşündüren (ki bence fahiş kaleci hataları da olmadı). O halde zamanında Zaragoza ve Brezilya karşısındaki Seaman, Fransayla oynarken Arconada, Almanya maçında Kouba(bunun ne başı olur ne de sonu) gibiler de rakiplerinden para aldılar.

Yazacak onlarca şey, verilecek yüzlerce (karşı)örnek var. İnsanın olduğu yerde adaletsizlik, şike gibi kavramlar hep olmuş, gelecekte de olmaya devam edecektir(kesinlikle söz konusu maçlarda şike olduğu kanaatinde değilim). Ancak, güzellik, dürüstlük, keyif gibi kavramları da insanoğlu yaratmıştır. Bardağın yarısını boş olarak görenler dahi, o bardaktan su içebilmektedirler. Tek farkımız bu sudan aldıkları keyfin, benim(bizim) kadar fazla olmamasıdır. Bir de içerken o suları yere dökmeseniz...

Yoksa Ümit Özat şöyle demiş, Emre böyle yapmış, Aziz yağ almış, Melih bal satmış...