5 Temmuz 2010 Pazartesi

YABANCI LİTERATÜRDE DÜNYA KUPASI



















Dünya Kupası başlamadan önce BirGün Pazar ekine yazdığımız kitap tavsiyelerini, hazır Hornby vasıtasıyla edebiyat tarafına girmişken buraya taşıyalım.

----------------------------------------------

Bizde “Futbol Asla Sadece Futbol Değildir” adıyla yayınlanan Simon Kuper’in “Football Against The Enemy” kitabı, aslında Türkçe çevrisine bakıldığında çok çrpıcı bir gerçeği ifade eder. Futbolu daha çekici kılan şeyin onun özellikle sosyal bilimler ve sanat dallarıyla kesiştiği noktalar olduğu gerçeği. Futbol üzerine çekilmiş iyi bir futbol filmini veya uluslararası bir turnuva için yapılmış esaslı bir şarkıyı tecrübe ettiğimizde aldığımız zevk daha da artmaz mı? Edebiyat da bu kesişmelerin başında geliyor. Dünya Kupası’nın yaklaşmasıyla, kitabevlerinin spor reyonlarında bir kalabalıklaşma görüldü. BirGün Kitap size Türkiye’de, büyük turnuva yaklaşırken sayıları giderek artan kitapları tanıtırken biz de dünya piyasasında kupa ile ilgili yazılmış ve edinebileceğiniz eserlere göz atalım.

İlk önce kupanın tarihini anlatan toplama kitaplara göz atalım. Bununla ilgili en hesaplı ve hoş örneklerden birisi BBC’nin 288 sayfalık kupa tarihinin anlatan eseri “World Cup Stories” (Dünya Kupası Hikayeleri). Chris Hunt’ın derlediği kitap kupa tarihinin tüm verilerini içerdiği gibi bu futbol şöleninin içinden çıkmış ve ayrıntılarda gizli olan hikayelere yer veriyor. 2. Dünya Savaşı Sonraıs toparlanan Almanya’nın ekonomik gelişme için Dünya Kupası zaferine ne kadar önem verdiğinden tutun da 1934 Dünya Kupası ve Mussolini etkisine kadar. Ayrıca Platini’den, Lineker’e, Charlton’dan Kempes’e, Ardiles’ten Zoff’a birçok yıldız ile yapılmış röportajlar da mevcut. Bu tarzda bir başka eser, Steven ve Harrison Stark’ın kaleme aldığı “World Cup 2010: The Indispensable Guide to Soccer and Geopolitics” (Dünya Kupası 2010: Futbol ve Jeopolitika Rehberi) Dünya Kupası tarihinde, takımların performansı ile ekonomi, tarih, coğrafya, siyaset gibi unsurları birleştiriyor ve ortaya oldukça çarpıcı gerçekler çıkartıyor. Neden İspanya’nın hiç turnuvayı kazanamadığı ya da neden Brezilya’nın her zaman turnuvanın favorileri arasında olduğu gibi. Bu ekolün bir başka kitabı yine Simon Kuper’in yanına Stefan Szymanski’yi alarak yazdığı “Soccernomics” (Futbol Ekonomisi) kitabı. Eserin açıklama cümlesi “Neden İngiltere kaybeder, Brezilya ve Almanya hep kazanır ve neden ABD, Japonya, Avustralya, Türkiye ve hatta Irak’ın kaderinde bu sporun en büyüğü olmak vardır?” Her ikisi de ekonomi eğitimi almış ve bu yönde kariyer yapan 2 ismin futbolla ekonomiyi, milli takımlar bazında eşleştirdiği eser özellikle ekonomi sektöründe görev yapan futbolseverler için biçilmiş kaftan (bu kitabın Türkçe çevirisi de piyasada).


























Aynı şekilde kupa tarihini eksiksiz ele alan, Amerika kıtasında oynanan ilk futbol maçının bir Şükran Günü’nde yapıldığı ve top olarak bir balkabağının kullanıldığını bize öğreten “A Glorious World Cup: A Fanatic’s Guide” (Şanlı Dünya Kupası: Bir Fanatiğin Rehberi), İtalyan Clemente Angelo Lisi’nin yazdığı Dünya Kupası tarihini tüm ayrıntısıyla ele alan 440 sayfalık dev eser “A History of The World Cup” (Dünya Kupası Tarihi) ile Robert Davies’in yazdığı ve Dünya Kupası’nın unutulmaz anlarını anlatan 100’ün üstünde orijinal fotoğrafla desteklenmiş “90 Minutes” (90 Dakika) önerebileceğimiz kitaplar.

























Kupa yaklaşırken ve takımlar ülke tarihine bile oldukça yeni olabilecek diziliş arayışlarına girmişken (Fabio Capello’nun 3-5-2 dizilişini ihtimaller arasında düşünmesi gibi), The Guardian’ın Doğu Avrupa futbolundan sorumlu yazarı Jonathan Wilson’ın kaleminden çıkma “Inverting the Pyramid” (Ters Çevrilmiş Piramit), futbol taktikleri ve saha içi dizilişlerinin tarihine bir göz attıktan sonra, bu yoldaki dönüm noktası olaylara yer verip, evrimleşen futbol stratejilerini, somut örnekler ve o taktiklerin en iyi örneklerini veren takımları ayrıntılandırarak anlatıyor. Futbol taktikleri üzerine yazılmış en iyi kitaplardan birisi olduğunu düşünüyorum.

Tabii bunun dışında belirli ülkelere sempati duyan Dünya Kupası takipçileri için de özgün eserler mevcut. Yine The Guardian yazarlarından Alex Bellos’un, Brezilya futbol tarihini enfes biçimde ele aldığı “Futebol: The Brazilian Way” Sambacılara özel ilgi duyan futbolseverlerin kaçırmaması gereken bir kitap. Tüm Avrupa’da olduğu gibi Türkiye’de de oldukça sempatizanı bulunan ve son dönemde ülkemize gelen teknik direktörlerle oldukça popüler olan Hollanda Futbolu ve Total Futbolun gelişimini anlatan “Brilliant Orange: The Neurotic Genius of Dutch Football” (Muhteşem Portakal: Hollanda Futbolunun Nevrotik Dehası), 288 sayfalık bir Total Futbol hazinesi. Kitap 60’lı yıllarda Hollanda’da futbolun giderek popülerleşmesinin ardından 70’lerde tüm dünyayı kasıp kavuran yepyeni bir sistemle ortaya çıkışı ve bugüne kadar gelen Total Futbol etkisini anlatıyor. Ulrich Hesse-Lichtenberger’in kaleme aldığı “Tor: The Story of German Football” (Gol: Alman Futbolu Tarihi) ise sonunda hep kazanan adamların hikayesini anlatıyor. Alman futbolu meraklılarına önerebileceğimiz bir kitap daha var. Bu, aynı zamanda 2 ülke arasında yarım asırdan eskiye dayanan bir futbol rekabetini anlatıyor. İngiliz yazar David Downing’in, İngiltere ve Almanya rekabetinin tarihini anlattığı ve 251 sayfa boyunca unutulmaz maçlara yer verdiği “The Best Of Enemies” (Düşmanların En İyileri). Gianluca Vialli ve Gabriele Marcotti’nin ortak piyasaya sürdüğü “The Italian Job” (İtalyan İşi), kupa tarihinin en parıltılı ülkelerinen Azzurrilerin futbol dünyasına bir bakış fırlatıyor. Son olarak bu gruba alabileceğimiz “Africa United” (Afrika Birliği), tarihinde ilk kez bir Dünya Kupası’na ev sahipliğini yapacak ülkenin futbol tarihine, futboldan, ekonoiye, siyasetten medyaya kadar birçok isimle yapılmış röportajlarla desteklenmiş şekilde bakıyor. Bu 320 sayfalık Kara Kıta ve futbol özetinin yazarı Güney Afrikalı Steve Bloomfield.





















Yazının sonunda Dünya Kupası yıldızlarını merceğe alan daha bireysel kitaplara bakalım. 1962 Dünya Kupası’nın yıldızı, futbol tarihinin en trajik hayat hikayelerinden birisine sahip Garrincha’nın hikayesini anlatan ve Ruy Castro’nun elinden çıkma, “Garrincha: The Triumph & Tragedy of Brazil’s Forgotten Footballing Hero (Brezilya’nın Unutulmuş Futbol Kahramanının Zafer ve Trajedisi), 48 yıl önce Pele’nin yokluğunda ülkeyi sevince boğan, 50 yaşında sefalet içinde yaşama veda etmiş efsanenin hikayesini anlatıyor. Kitap, İngilizler tarafından Paul Gascoigne’e okuması için tavsiye edilmiş bir kitap. Futbolculuğunda dünyanın zirvesine çıkan, bugün o zirveye oturduğu takımın başında olan Diego Armando Maradona’nın bizzat kendisinin yazdığı El Diego, Arjantin hayranları için biçilmiş kaftan. Ancak futbol kariyeri 10 yıladahi ulaşmamış Wayne Rooney’in dahi 320 sayfalık bir otobiyografisinin piyasaya sürüldüğü bir ortamda Maradoa’nın kitabının da aynı kalınlıkta olması belki de tek eksisi.




















Kapatırken bir de hoş alternatif verelim. Büyük ihtimalle yine birçok trajedi, istenmeyen adam ve kahraman yaratacak, temdit penaltılarının, kupa boyunca yarattığı etkiyi ve yazdığı tarihi inceleyen Andrew Anthony’nin yazdığı “On Penalties” (Penaltılarda).

Hiç yorum yok: