10 Ekim 2010 Pazar

GUUS HIDDINK-OĞUZ ÇETİN MESELESİ














Bundan 20 yıl önce "masalcı dede" laflarıyla gönderdiğimiz Hiddink ve yardımcısı üzerine dönen tartışmalarla ilgili birkaç şey söylemek lazım. Son 20 yıl içinde futbol izleyicisinin dünya futbolundaki gelişmeleri takip etmesi ve onu yorumlama biçiminde önemli değişiklikler oldu. Birçok kişi teknik direktör istikrarı ve istikrarlı yapılanmanın önemini kavradı, ancak bunun Türk futbol izleyicisindeki etkisi o yapılanma sürecinde, kurum ve kişilerin tamamen eleştiriden uzak tutulması gerektiği gibi bir inanışı da beraberinde getirdi. Bu yüzden Frank Rijkaard'e yapılan eleştirileri dar bir bakış açısıyla değerlendiren ve kralcılık peşinde koşan bir güruh da var. Bunun tam zıttında duran ve Almanya maçından sonra kendisini hissettiren eski evladiyelik "Hollanda Köylüsü" ve "bu kadar parayı 3-0 için mi ağlıyor?" ekibi de yine iş başında, sadece sayıları azaldı ama onların kaybettiği oyu, yukarıda bahsettiğimiz grup aldı. Dedik ya millet olarak ortamız yok diye bu tür işlerde. Omuzlarda getirdiğimiz futbolcuyu Ryanair'le uğurlamaktan beter eden bir toplum olmamız da biraz bundan. Azınlıkta olan bu ikisinin ortasındaki grupta yer alan birisi olarak şu Oğuz Çetin bağlamındaki milli takım oyuncu seçimi ile ilgili kısa birkaç şey söyleyeyim.

Milli takımın patronu Guus Hiddink. Yönettiği milli takımların ülkesinde çok zaman geçirmediği özellikle Rusya'da eleştirilen bir hadiseydi. Ancak bu eleştirinin uzantısı, milli takım aday kadrosuna çağırılan futbolcular konusunda bazı kesimlerin eleştiriyi ondan alıp Oğuz Çetin'e yıkmasına sebep oldu ki buraya kesinlikle katılmıyorum. Mili takım aday kdarosu için "şu niye yok, bu niye yok?" diye liste yapanları dikkate alsak zaten her maça 45 kişilik kadroyla gideriz bir kenara ama bu milli takımın en tepedeki isminin futbolcu seçimleri yüzünden, Hollandalının eleştiriden uzak kalmasına anlam veremiyorum.

Oğuz Çetin'in açıkladığı aday kadroların, Hiddink tarafından basından öğrenildiğini sanmıyorum.Çetin mutlaka, bu kadroları açıklamadan önce Hiddink'ten bir şekilde onay alıyordur ya da kadroyu beraber telefonda konuşarak seçiyorlardır. Zaten aksi bir durum varsa ve kadro seçim işi tamamen Oğuz Çetin'e bırakıldıysa ortada acaip bir durum var demektir. Zira Hiddink'in kendisinden beklediğimiz değişimi, kendi iradesi dışında seçilen oyuncularla yapması mümkün olmadığı gibi, böyle bir durumda Hidink-Çetin modelinden çok İsveç'te uzun süre giden Lagerback-Söderberg modelini benimsememiz lazım. Yani aynı pozisyonu dolduran 2 farklı hoca. Ancak bu şekile futbolcu seçimlerini tamamen üzerine alan bir isme eleştiri yüklenebilir ki, bu modelde bile aday kadroyu tek bir adamın belirlemesi doğru bir seçim değildir. Örneğin İsveç'te bu model uygulandığı yıllarda, aday kadroyu Lagerback ve Söderberg'den birisi belirlemiyordu ve ikili beraber çalışıyordu doğal olarak.

Dolayısıyla ortada, oyuncu seçimleri açısından problemli bir aday kadro varsa, bu sorumluluğu Hiddink'ten alıp tamamen Oğuz Çetin'e yıkmanın doğru olmadığını söylemem lazım. Tabii kadro eleştirisi sırasında çokça kullanılan "8 milyon euroyu bunun için mi veriyoruz?" dayanağının da futbolda, hele hele milli takımlarda çok geçerli olmadığını belirtmem lazım. Ortadaki kadroyu hakkaniyet, performans gibi kriterlerce eleştiriyorsanız, bunu yaratanların yetki ve sorumlulukları üzerinden gitmek lazım, yoksa aldığı para üzerinden değil. Milli takımlar genelde Microsoft, General Electric, Mercedes gibi yönetilmezler.

Dolayısıyla Guus Hiddink'i, 2 aşırı ucun ortasında kalarak ve makul temeller üzerine oturtulmuş şekilde, yetki ve sorumluluklarının farkına vararak eleştirmek yapmamız gereken olmalı.

1 yorum:

kozniku dedi ki...

Valla bence de 8 milyon etmez ama bu işin piyasası var; Hiddink alıyor da başkası bedava yapacak değil.
Terim'i bu konuda eleştirenler de zırvalıyordu Hiddink'i eleştirenler de zırvalıyor.
3 milyon alınca dileği gibi saçmalama hakkı mı olacak sanki ?