27 Ekim 2010 Çarşamba

TOP 10 LUNAPARK KLİŞESİ


















Hayatımda ilk gittigim lunapark Uskudar sahilindeki otobuslerin ilk duragini gecince Salacak tarafina dogru karsiniza cikan lunaparkti. Ilk once lunaparktaki hangi aktiviteyi yaptigimi bilmiyorum ama 4-5 yaslarimda oldugumu da hesaba katarsam annem veya babamin her dakika yanimda oldugumu hatirliyorum. Zaten o yaşta, o boyla yapabilecegim seyler sınırlıydı. Ancak şunu cok iyi bilirim ki atli karincaya hicbir zaman ısınamadım. Zaten televizyondaki Carousel dizisine de ayar olurdum. Kapi gibi Alcanzar varken Carousel de ne oluyor? (hail to Eduardo Capetillo) Neyse konu dagilmasin, yillar gecti Bursa Kultur Park (buradaki atari salonlarindan hareketle yakinda bir Top 10 Atari Salonu Klisesi de geliyor), Bostancı sahildeki lunapark, Çinarcık Lunaparki, Ankara Gençlik Parkindaki Lunapark derken bu tesislerin yerini Attraction Park denilen dev tesisler aldi. Hollanda'daki Efteling ve Walibi World bunun 2 ornegi, bizdeki Tatilya da oyle. Ama Anadolu'da lunapark kulturunun hala kaybolmadığını biliyorum.

1-Çarpışan Araba: Aslında çarpışan arabayı bu yazıdan ayrı olarak bir "Top 10 Çarpışan Araba Klişesi" yazısına konu etmek lazım. Ama esas olarak bu arabadan başka her halta benzeyen araçların ringinde 3 değişik karakter vardır. Bunlardan en baskın olanı grup halinde gidilen aktivitelerde sevdiği kızın aracını kovalayıp sürekli ona çarpan ve kızın "aah offf" şeklindeki kızgın bakışlarına rağmen "eheheh ehehehe" diye sırıtan tiptir. Bunları ortalıkta kan gövdeyi götürürken savaş alanından uzakta, sessiz ve sakince aracı tek elle kullanan adamlar izler. Bunlar hiçkimseye çarpmadıkları gibi kendilerine çarpılma tehlikesini sezdiklerinde ani hareketlerle uzaklaşırlar. Atalay Sürücü Kursu'nun direksiyon sınavındaymış gibi davranan bu tiplerden sonra son olarak, tecrübesiz gençlere yardımcı olmak için piste atlayıp aracın lastiğine çıkarak arkadan uzanıp direksiyonu kullanan abiler gelir. Bunlar mahallede yoldan geçerken "at abinin kıllı göğsüneeee" diye gençlerin topunu isteyen mahalle abisinin lunaparka gitmiş halidir. Zil çaldığında tecrübesiz velet yerini abiye bırakır. Abi de sevdiği kızı kovalamaya başlar. Bu kısır döngü sürer gider. Bu arada bu zil sonrası araba kapmak için çıkan arbede de birbirini bıçaklayan çok adam vardır atlamayalım.

2-Pirates of the Gondol: Gondol klasik Turk lunaparklarinin adrenalin acisindan uc noktasidir zira hafiften deli isidir. Nitekim lunaparka gidildiginde sahislarin cesaret esigini gondola binip binememe belirler. Zira nice babayigit o gondolun icinde harcanmistir. Bildiginiz gibi gondolun en riskli bolgeleri, geminin bas ve kic noktalaridir. Cogu zaman bu bolgelere oturan ahali daha gondol hareket etmeden ciglik atmaya baslar. Ancak zaman zaman arka tarafa oturup ayağa kalkarak dünyaya meydan okuyanlar da yok değildir. Ciglik ve gondol ayrilmaz birer ikilidir, zira lunaparkin icine girdiginizde cigliklari takip ederek gondolun konuslandigi yeri bulmak mumkundur. Aslinda gondolun icindekiler kadar, onun hareketini baslatan lunapark gorevlisi ayrica izlenmelidir. Zira gun boyunca milyon tane hatunun cigligini duymus olan bu talihsiz insanlarda korkuya karsi bir bagisiklik olusmustur. Bu aktiviteyle ilgili verecegim tavsiye asla arkadas gazina gelmeyip, "olm gel binelim lan valla bir sey yok ya, bak ya bisi yok bak bak bak valla bak" seklindeki gazlara gelmemenizdir. Ozellikle gondolun upgrade versiyonu Kamikaze goruldugu anda kacilmasi gereken bir sapikliktir.

3-Balerin: Halk arasinda adi "etek"olan, 2 kisilik bir kabinde, bir kadinin eteginin uclarinda hem daire seklinde bir rotada hem de asagi yukari sekilde hareket ettiginiz bu aktivite yine pek sevmedigim lunapark varyetelerindendir. Zira bu aktivite insanin midesine yapilan dogrudan bir saldiridir ki Problem Cocuk filminde bu mide munasebetine gonderilmis bir sahne de mevcuttur. Balerinin gunumuze yaklastikca bircok turevi de piyasaya cikmistir ki bunlarin en bilineni ahtapottur. Ahtapot adeta balerine bindikten sonra dahi midesi saglam kalabilen cengaverleri sindirmek icin yapilmis, salt amaci kusmuk sayisini artirmak olan bir fasilitedir ki, bazi bobrek tasi hastalarinin ahtapota binerek tasi agizlarindan dusurme cabalarina sahit olunmustur. Bazi yorelerde sezeryanla dogum icin de kullanildigi dedikodulari vardir.

4-Salıncak: Omrumde hic binmedigim binmeye de niyetimin olmadigi yegane lunapark araci budur, zira guvenlik kelimesinin g'si yoktur. İpince bir zincirle tepeye bagli on tarafiniza sadece ince bir demir gerilen bu aktiviteyi yapanlar genelde Istanbul'un az gelismis bolgelerinden gelen yumurta topuklu+kot pantolonlu gencler ve acik ayakkabinin icine beyaz corap giymis ablalardir. Bunlardan bir tanesinin Umraniye lunaparkinda zincirin kopmasi sonucu ucarak carpisan araba pistine kadar uctugu ve arabalardan birisine carptigi boylece 2 aktiviteyi ayni anda yaptigi efsaneleri rivayetten ibarettir. Salincaga binilmesinin ardindan yumurta topuk ve beyaz corap ellerine pamuk seker veya kagıt helva alarak ufukta gözden kaybolurlar.

5-Ya içindesin çemberin...: Eski model her lunaparkın vazgeçilmez aktivitesi, yere dizilmiş Marlboro paketlerine çember atarak sigarayı içine sokma ve böylece ilgili sigarayı kazanma üzerine kurulu oyundur. İlginç şekilde tüm mesaisini bu minvalde çaba harcayarak geçirip lunapark ömrünü burada tüketmiş gençler mevcuttur. İçlerinden bazılarının daha sonra gülle atma sporunda şansını denediği yönündeki yorumlar gerçeği yansıtmamaktadır. Bu oyunu oynayanlar genelde çarpışan araba, dönme dolap gibi kendi tabirleriyle "delikanlıyı bozan" aktivitelere girmezler. Lunaparka geliş amaçları asil bir amaçtır. Kazanılan Marlboronun ardından gidilen yer ekseriyetle ganyan bayii olur. Ardından da kahvede okey oynanarak bir rutin daha tamamlanır.

















6-At yarışı: Ömrümde ilk kez Çınarcık'ta kendimi kaptırdığım bu aktivite at yarışına nasıl sevdalı bir millet olduğumuzu bana bir kez daha göstermiştir. Elinizde bir top ve önünüzde sokmanız gereken toplam 7 veya 8 delik vardır. Karşınızda ise üstünde plastikten yapılmış altalta sıralı 8 tane at bulunan bir levha. Hangi atı yönetiyorsanız, topları deliğe sokma sayısı kadar atlar ilerler. Finişi ilk gören yarışı kazanır. Bir keresinde sülalecek lunaparka akıp bu oyunu oynadığımızı ve amcamın o ayki kirayı plastik ata yatırdığını karşılığında da üstüste kazandığı yarış sonrası pasta tenceresiyle gururlu bir şekilde eve dönüp ay sonunda ev sahibine, "valla öbür ay 2 aylık peşin vericem" dediğini bilirim. Ancak bu oyunda makinelerin aptallığı sebebiyle bazı atlar kafadan avantajlı başlardı. Nitekim oyuna Bursa Kültür Park'ta da rastlamam ve 2 numaralı atın soktuğu onca topa rağmen çıkış yapamaması üzerine ağız dolusu küfrederek mekan görevlisine saldıran dayıyı sakinleştirmeye çalışmamız apayrı bir anımdır.

7-Demir Yumruk: Lunaparklarda günün stresini atmak için birilerini ya da bir şeyi tahrip etme üzerine kurulmuş oyunlar da vardır ki bunların en eskisi ve en bilineni boks torbasının büyüğüne yumruk atarak gücünüzü ölçtüğünüz zamazingodur. Genelde bu aleti sevgilisine hava atmaya çalışan delikanlılar veya oğluna gücünü gösterme arzusunda olan babalar kullanır. Aletin başına gelindiği anda Evander Holyfield ile unvan maçına çıkılacakmış gibi bir havaya bürünülür, etraf boşaltılır. Gerilerek bir yumruk atılır. Kum torbası yavaşça arka tarafta bulunan levhaya vurarak size bir sayı verir. Ardından yan gözle hatuna bakılır ve olay yerinden uzaklaşılır. Eğer iyi bir puan çekilmişse pamuk şekerle kombo tamamlanır. Bu güç gösterilerin bir türevi de sonraları elde çekiçle önünüzdeki makineden fırlayan nesnelere vurduğunuz aktivitede ortaya çıkmış böyle kadınlar da olaya dahil olmuştur.

8-Atlı Karınca: Yukarıda söyledim en sevmediğim lunapark fasilitesidir Atlı karınca. Bir kere devamlı kendi etrafında dönen, ne yavaşlayıp ne hızlanan atı ben ne yapayım. Bir de bu alete anne-babalar da çocuklarıyla beraber biner ve Büyükada'da fayton turuna çıkmış havasına bürünürler. Atların genelde boyaları dökülmüş olduğundan dışarıdan bakan Nevada Çölü'nden gelen bir konvoy sanar ama traş tabii. Bir de bazı atlı karıncalarda atlar yükselip alçalır bir halta yarıyormuş gibi. Bu yükselip alçalmalardan tırsarak ağlamaya başlayan çocuklar vardır ki genelde baba bu zırlayan veletlerin yanında durarak iyice maymun olur. Atlı Karıncanın zirve anı ise yılda sadece Şeker Bayramı ve Kurban Bayramı'nda sokağa çıkan kazık kadar olmuş yurdum erkek ve kızlarının ata binmesi ve "eheheh ehehehe" diye elde kağıt helvayla dönüp durmalarıdır. Bu sebeplerden ötürü hayatımda bir kere binip Carousel defterini tamamen kapatmışımdır.

9-Atari Salonu: Yazının başında bahsettiğimiz gelecek yazıya da giriş olsun. Hemen hemen her lunapark, 90'lı yılların başından itibaren bünyesine bir de atari salonu koymuştur. Bu salon genelde kapalı bir alanda yer alır ve dış dünyadan tamamen bağımsızdır. İçerisi ise bambaşka bir dünyadır. Bir kere içeri girer girmez sizi bir sigara dumanı karşılar. Bu öyle bir dumandır ki aynı makinede oynayan iki kişinin bile birbirini görmesi çok zordur. Yıllar önce Bursa Kültür Park'ta girdiğim atari salonunda toptan eroin imalatı yapılsaydı, emniyet kuvvetleri mekanı keşfedene kadar en az 4 tane baron çıkartırdı. Dumanla beraber kulaklara türlü makineden gelen oyun efekti sesleri gelir. Bu mekanların değişmez özelliği mutlaka hemen girişin yanında, iki tane Uzi ile oynadığınız Terminator oyununun sürekli boş olması ve kimsenin oyuna yüz vermeyişi, öte yandan Double Dragon'un önünde kuyruk olmasıdır. Bursa'daki söz konusu salonun, Kick Off oyununu tek jetonla bitiren bir gencin kutlaması sırasında çıkan arbedede yıkıldığı efsaneleri dolaşır.

10-DJ Tiesto Lunaparkta: Lunaparkların vazgeçilmez unsurlarından birisi de yukarıda saydığımız aktiviteleri yaparken arka planda mekan hoparlörlerinden çalan şarkılardır. Genelde bu şarkılar o yazın en sevilen ve hit parçaları arasında seçilir, o yüzden alayına popülist inadına kalitesizdir. Atlı karınca, çarpışan araba, dönme dolap gibi tehlikesiz aktivitelerde bu şarkıların pek zararı yoktur ama işin içine adrenalin salgılatan aktiviteler girince iş değişir. Üstüste 3 kez Kamikaze'ye binen ve bana mısın demeyen gencin dördüncü seferde, ordan oraya savrulurken arka planda giren Serdar Ortaç-Mikrop şarkısıyla tüm öğle yemeği ve kahvaltıyı ortaya bıraktığı efsaneleri dilden dile dolaşır. Macarena, Samba de Janeiro, Coco Jambo, Ecuador, Where do You Go, Boombastic adlı güzide eserler lunaparkların değişmez eserlerindendir. Hatta zamanında bizim şirketler Kuschel Rock, Summer Hits gibi albümler çıkaracaklarına direk Lunapark Hits diye bir albüm çıkarsalar parayı vururlardı diye çok düşünmüşümdür. Bu arada çarpışan araba sırasında, Banu Alkan filmlerinin değişmez müziği, bir John Carpenter eseri olan The End'in çaldığı da unutulmamalıdır.

9 yorum:

WiLdHoney dedi ki...

Haahaa çok iyiydi, çocukluk anlarım gözümün önüne geldi, azmı İzmir Fuar'ında Lunapark'ta dolandık. Sadece efsane korku tünelini atlamışsın... :)

Halil dedi ki...

Gondolun en güzel yanı, diğer uçtaki arkadaşınıza tükürmektir, tabi ki sonraki sefere arkadaşınızın da size tüküreceği gerçeğini unutmadan.

Schumy dedi ki...

Antalya Karaoğlan Parkı'nda falezlerin hemen dibine kurulan Kamikaze'ye binemediğime hala yanarım. Kıçı kırık Gondol ne ki, adamlar sanki denize uçacakmışsın hissi yaratmışlardı :)

Şu güldüren aynalar muhabbetini de nasıl atlayabildiniz hayret ediyorum, adamlar seneler öncesinde gelecek çekim teknolojilerine esin kaynağı olabilecek şeyler yapmışlardı.

Ahmet dedi ki...

tüfenk atma?

murdock dedi ki...

sene 88-89 falan. 6 yaşındayken bizim üst komşunun oğlu yazın o salacaktaki lunaparkta çalışıyordu. benle kardeşime sağladığı sınırsız bilet sayesinde unutulmaz bi gün yaşatmıştı hüsnü abi. sayısal bize vurmuş gibiydi o gün.

çarpışan araba ve atari klişeleri muhteşem. river raid'in beynime kazındığı yerdi orası

raul #7 dedi ki...

süper bi yazı olmuş.her satırında kendimden bi şeyler buldum. lakin lunapark eğlencelerinde favori yeri bulunan dönme dolap olayı atlanmış. hani tam tepedeyken dönmesi durdurulup tüm şehiri sallanarak izlettirenlerden

alchoburn dedi ki...

yakın zamanda sözlük zirvesi için gittiğimde bursa'daki atari salonunun hala ayakta olduğunu gördüm. içerisi de hala dumanaltıydı (ve evet sigara yasağı mevcuttu).

sanırım alttan alttan veriyorlar orada dumanı, aileler çocukları yakalamsın diye.

berthelemy dedi ki...

bir de insanı deli edebilen lunapark çalışanları vardır. sen kamikazede gondolda yusuf yusuf olurken adamın hiçbişey umrunda değildir. gondolun ortasında hiçbiyere tutunmadan oturur, koca alet ileri geri giderken 2 mm kenarında gezinir. bi de cool cool etrafa bakınırlar.

mamo chello dedi ki...

abi bayaa bekledim bu serinin yeni bölümünü yaa:))atari salonu klişelerini sabırsızlıkla bekliyorum,imza gününü de muhakkak gelicem:))