18 Aralık 2012 Salı

THE HOBBIT: AN UNEXPECTED JOURNEY

























Kitap uyarlamalarının atlatmaları gereken 2 adet sınav vardır. Birincisi başlı başına bir film olarak değeri, diğeri de uyarlandığı kitapla olan ilişkisinin başta kitabın fanatik hayranları tarafından geçer notu alıp almaması.   Kitap uyarlamasını kitap hayranlarına beğendirmek zor iştir bir kere. Zira her okuyucunun kitaptan aldığı tat, kitaptaki favori bölümü, olayı ya da karakteri farklı olabilir ya da betimlemelerin kafasında canlandırdığı tablo yönetmenin perdeye yansıttığından farklı olabilir. Örneğin Rivendell, Peter Jackson'ın ekibinin tasarımıyla ne kadar Tokien hayranlarının kafasındakini yansıtabilmiştir bu konuşulabilir ya da benzer hadiseler. Üstelik Hobbit serisinin diğer kitap uyarlamalarına özgü olmayan ilave bir bir başka sınavı daha var. The Lord of the Rings gibi bir üçlemenin yarattığı o müthiş beklentiyi karşılamak zorunda. Jackson'ın bu konuda önemli bir şansı vardı aslında. 6 film de arka arkaya çekilmeyecekti zira aslında yüzük üçlemesi bittiğinde kimse Hobbit'le ilgili somut bir plan açıklamamıştı, bu plan sadece Jackson'ın geleceğe yönelik bir temennisiydi. Ekip kafasını dinleme fırsatını buldu ve son filmden 7-8 yıl sonra tekrar yollara düştüler. Dolayısıyla ilk üçlemenin getirdiği ticari kazanç devam ederken senaryo ekibi hikayenin bir önceki ayağı Hobbit'in sinema versiyonunu yaratmaya başlamadılar. Bu aradaki zaman farkının onlara yararlı olmasını beklemek doğal.

Guillermo del Toro'nun önce yönetmen olarak düşünüldüğü ama sonra senaryo tarafına kaydığı filmde onun etkisini özellikle "eciş bücüş" güruhunun tasarımlarında görebiliyorsunuz. Goblinler, troller tam da onun filmlerinden fırlamış gibiler ama tabii Jackson'ın Yüzüklerin Efendisi üçlemesindeki ekibinin de katkısını gözardı edemeyiz. Ancak bu sefer bu yaratıkların yüz mimiklerinde çok daha fazla ayrıntıyı görebiliyoruz. Özellikle 3 tane trolün ateşin başında Bilbo Baggins ile meşgul olduğu sahnede bu hadisenin zirveye çıktığını gördük.

Öncelikle filmin bana göre göz alıcı noktalarını ortaya koyayım. Bir kere Martin Freeman harika bir Bilbo Baggins seçimi ve Elijah Wood'un Frodo Baggins'ini eziyor adeta. Buna bağlı olarak da bu filmdeki maceraya atılan ekibi daha sevdiğimi itiraf edeyim. Mağrur bir elf, kızgın bir cüce ve ayak bağı 2 hobbit yerine 13 tane yerinde yurdundan edilmiş cüce, bunların arasında onurlu bir lider ve daha hikayenin başında samimiyetini gösteren ve "bir işe yarayan" bir hobbit var. Gandalf zaten bildiğimiz Gandalf. Dolayısıyla nedense bu ekiple kendimi daha çabuk özdeşleştirdim. Tabii sinema teknolojisinin getirdiği bazı yenilikler de var. Örneğin taş devlerin savaşı beyaz perdede ağızları açık bırakan belki de görsellik açısından ilk üçlemenin üzerine koymuş ender anlardan birisiydi. Gollum zaten tasarımıyla bize kendisini hayran bırakmış bir karakterdi ki bu sefer belki de birçok kişinin muhalif olacağı ama benim çok beğendiğim bilmece sahnesindeki performans harikaydı. Tabii unutmamak lazım Gollum saf bir bilgisayar tasarımı karakter değil. Andy Serkis 4 filmdir bu karaktere üzerine yerleştirilen sensörlerle birlikte hayat veriyor.

Tabii filmin bazı zayıf kalan yönleri de var. Bazılarının üçleme bitip yönetmenin kurgusu ve esktra sahneleri içeren seti çıktığında bertaraf edileceğini düşünüyorum.Örneğin Gandalf, cüceler ve Bilbo'nun yola düşüşü ve maceranın önümüze getirilişi çok çabuk gelişiyor, Yüzük Kardeşliği ise nerede ise filmin ilk 1 saatini Cate Blanchett'in sesiyle açılan o müthiş giriş ve altyapı oluşturmaya ayırmıştı. Buradan hareketle Jackson'ın filmi 3 ayrı kısımda çekmesini ticari manevra olarak görenlere tamamen haksız olduklarını söyleyemesek de aslında hiç de yanlış bir karar olmadığını itiraf etmeliyiz.

3 yıla yayılacak bir değerlendirme olacak Hobbit serisi için. İlk kısmını burada sonlandıralım ve evet bağlayalım. Film bittiğinde ve jenerik aktığında ıslıkla Misty Mountains'ı çalmayan bizden değildir. 

6 yorum:

Celal Abbas dedi ki...

Uyarlama dedinde Kitaptan değil ama Bir çizgi dizi olan Avatar :Son Hava Bükücü filmi benim için hiç unutmayacağım bir hayal kırıklığı idi. Neresinden tutsan elinde kalıyordu. Türkçeleştiren ekibin " ENG " okunan çizgi dizisinden bihaberlermiş gibi "ANG" diye seslendirmeleri ,Senaryoda kafalarına göre takılmaları ," Ben Prens Zuko ,Ben Ateş Kralı ,Ben İROH" gibi tanıtım girişleri. Çizgi dizideki Mizahın bırakın yanından geçmeyi hiç olmaması. oyunculukların berbat olması. v.s. v.s.

Hobbit yada Tolkien değilde uyarlama lafından Avatara dalış yaptım farkındayım ama içime öyle bir oturmuş ve beni rahatsız etmişki gelip burada içimi döktüm. Seni Hiç Unutmayacağım Shamayalan zaten senide sevmezdim artık hiç sevmeyeceğim. Ancak bu kadar berbat edebilir dibe vurdurabilirdin Shamayalan

O yüzden peter Jacksona saygım sonsuz. İşini gerçekten iyi yapıyor. Keşke Avatar :son Hava Bükücü yede bir el atsaydı ne vardı.

varol döken dedi ki...

ben bir hobbit yazısı patlatayım da ortalık kavrulsun (kavrulmadı)

varol döken dedi ki...

ne oldu büyük adam olamadıysak, hayallerimizi satmadık ya...

ahahahah yemin ediyorum bu lafla gaza gelen gerizekalıdır, başarısızdır, eziktir, hobbittir!

varol döken dedi ki...

benim anlamadığım tom bombadil'i bile filme koymayıp 3 kitaptan 3 film yapan peter jackson, bir tane boktan hobbit hikayesinden neden yine 3 film yapıyor? hayallerini gerçekleştiremenin acısı mı var içinde, peter jackson da üniversitede çimenlerde devrim hayalleri kuruyor muydu acaba? bu soruların cevabını ivedilikle bekliyorum!

varol döken dedi ki...

hobbit dedik güdük çıktı, ayrıca martin freeman nahhh daha iyi frodo'dan!

fistikyesili.com dedi ki...

Film son derece başarılı, Martin Freeman'da kesinlikle Bilbo için mükemmel bir seçim: http://fistikyesili.com/2012/12/14/the-hobbit-beklenmedik-bir-yolculuk-tolkienin-mirasina-sahip-cikan-basarili-bir-giris-filmi/