19 Eylül 2014 Cuma

ÖĞLE YEMEĞİNİN KURTARDIĞI BİR HAYAT: CARLOS LLAMOSA





























11 Eylül 2001 tarihinde Dünya Ticaret Merkezi'ndeki 2 kuleye giren uçaklar birçok kişinin hayatını değiştirdiler. Elbette hayatlarına doğrudan etki ettikleri insanlar önce hayatını kaybedenler, sonra yaralılar ve sonra da bu insanların yakınları oldu. Geride bıraktıkları, korku politikasıyla yönetilmeye yatkın paranoyak milyonlar ise bugün bile dünyanın en korku dolu-şiddet eğilimli milletini oluşturuyor. Bugün anlatacağımız hikaye ise o 2 kulenin yıkılmadan önce hayatını değiştirdiği bir başka adama ait. Bugün 45 yaşında olan eski Kolombiya asıllı Amerikalı oyuncu Carlos Lamosa'ya.

Llamosa 1969 yılında Kolmobiya'nın doğusundaki Palmira kentinde dünyaya geldi. Kariyerine 17 yaşında, Kolombiya 3. ligi takımlarından Colmena'da başladı. 3 yıl burada forma giydikten sonra, Kolombiya Primera A (birinci lig) takımlarından Atletico Huila'ya transfer oldu. Ancak burada çok forma şansı bulamadı. 1990 yılında, 21 yaşındayken futbolu bıraktı ve tüm futbol malzemelerini satarak ailesinin daha önce göç edip yerleştiği New York'taki Queens'in yolunu tuttu. Birincil amacı orada futbol oynamak değildi elbet, zira önce "Fırsatlar Ülkesi"nde hayatını kazanmak zorundaydı. Zira ailesi anne ve babasının yanında 3 erkek 4 de kızkardeşini bulunduruyordu. O yüzden bulduğu iş Dünya Ticaret Merkezi'nde hademelikti. 3 yıl boyunca orada çalıştı, çok sevdiği yeşil sahalardan uzakta, o devasa binanın temizliğini yaparak ve yerleri paspaslayarak. 3 yıl sonra hayatını değiştiren bir olay meydana geldi.

26 Şubat 1993 tarihinde Llamosa İkiz Kulelerdeki işine öğle yemeği sebebiyle ara vermiş ve yakındaki bir restorana gitmişti. Derken, yerel saatle 12:18'de tüm New York'u sarsan bir patlama gürültüsü onun da kulağına ulaştı. İlk başta tüm New Yorklular gibi o da bu gürültünün metroda meydana gelen bir kaza olduğunu sandı. Ancak yemeğini bitirip işyerine döndüğünde onu korkunç bir gerçek bekliyordu. Artık ofisi yerinde yoktu, zira 680 kiloluk patlayıcıyı taşıyan, Eyad Ismoil adındaki Ürdünlü terör eylemcisinin, Kuzey Kule'nin (1 numaralı kule) garajına parkettiği bomba patlamış ve 6 insanın ölümüne sebep olduğu gibi ortalığı savaş alanına çevirmişti. Eylemcilerin hedefi Kuzey Kule'nin temelini tahrip ederek Güney Kule'nin üzerine düşürmek ve her 2 kuleyi de yerle bir etmekti. Başaramadılar. 23 yaşındaki Llamosa o gün öğle yemeğine çıkmamış olsa bugün hayatta olmayacak ya da ciddi şekilde yaralanmış olacaktı. Zira, hayatını kaybedenlerden birisi de bir hademeydi.

Llamosa 2 yıl sonra futbola döndü. Toplamda 5 yıllık bir ara vermiş ve 26 yaşına gelmişti. Önce Queens'in yerel, amatör liglerinde futbola başladı. Bütün futbol malzemelerini ABD'ye gelmeden önce sattığından, ilk maçında arkadaşından ödünç aldığı beyzbol ayakkabılarını giymek zorunda kaldı. 5 sene önceki formundan bir şey kaybetmemiş olarak sahalara dönmesi, defans oyuncusunun kısa bir süre sonra A-League'deki New York Centaurs takımına transfer olmasını sağladı. Daha ikinci sezonunda AL-league'in karmasına seçilince, çok değil 3 sene önce yer paspaslayan adam, ülke futbolunun en büyük kademesindeki, en önemli takımlardan birisine, başkent Washington takımı D.C. United'a transfer oldu. Llamosa 1997-2000 yılları arasında takımın değişmez oyuncusuydu ve 2 şampiyonluk kazandı. 1998'de Amerikan vatandaşlığına geçerek milli formayı da giymeye başladı. İlk önce 1999 Konfederasyon Kupası, sonra da 32 yaşındayken, 2002 Dünya Kupası'nda forma giydi. Onu kupa kadrosuna alan isim, zamanında DC United'ın draft seçiminin arkasında olan, Dünya Kupası zamanında ise milli takımı yöneten teknik direktörü Bruce Arena'ydı. Grupta Portekiz'i 3-2 mağlup ettikleri maçta ve 2. turdaki Meksika maçında forma giydi. Böylece bir insanın nasıl dipten zirveye ulaşacağının da dersini verdi. DC United kariyeri sonrası ise, MLS'de Miami Fusion ve New England Revolution formalarını giyip, 2006-07 sezonunda Chivas USA takımında futbolu bıraktı.

Llamosa şu anda New York Cosmos'un yardımcı teknik direktörlük görevini üstleniyor. İnsanoğlunun hayatının nasıl tesadüflere bağlı olduğunun bir göstergesi. "Kolombiya'da futbol oynarken, bir gün ülkemin milli takımının formasını giymeyi hayal ediyordum, milli formayı giydim ama bambaşka bir ülkede, geleceğimiz bazen tesadüflere bağlı" demeci de bunun bir kanıtı.

1 yorum:

Güney Can dedi ki...

Kendisini Winning Eleven-PES serilerinin MLS için özel olarak tasarlananlarından birinde görmüştüm ilk olarak. Sene 2002 falandı, oyunun yıldızlarından biriydi. Sonradan hikayesini de öğrenip etkilenmiştim, buraya koymanız güzel olmuş.