28 Nisan 2009 Salı

ATARİ SALONLARININ EFSANE OYUNLARI : 10/10 STREET HOOP



















Dört tane platform, üç tane ilerlemeli, bir tane dövüş, bir tane de futbol konulu oyunla dokuz rakamına ulaştığımız seride, “Onuncu ve sonuncuda amatör branşlara odaklanalım” diyerek, atari salonlarının en çok ilgi çeken basketbol oyunu Street Hoop’u tanıtmaya karar verdik.

Futbol dışı spor oyunları; Kadıköy’deki Fun City gibi büyük salonlarda “Makine boş kalmasın. Belki bunun da manyağı çıkar bir kaç tane” şeklinde, hafif bir risk hissiyatıyla yerleştirildiği için, küçük ve orta boylu atari salonlarında bunlara rastlamak zordur. Standart bir “Popüler Oyun”un jeton haznesi iki günde bir boşaltılırken, bunların kasası on beş günde bir açıldığından, pek sempatik gelmezler dükkan sahiplerine. Fakat 1994 tarihli olan ve memleketimiz (en azından semtimiz Küçükyalı’nın) atari salonlarının biraz geç tanıştığı Street Hoop, bu kaideye istisna olmayı bilmiş, kısa sürede bir sürü tuşla adam sopalamaktan sıkılan kitleye “I love this game” dedirtmiştir.

Detaylara girmeden önce geç kalmış bir özür...

Bu satırların yazarı olan eşşek kadar herif; bir kaç sene öncesine kadar haftasonları, ganyanın yanındaki eski salona girip, aldığı tek jetonla makinenin başına kuruluyor; “Abi lütfen girme” serzenişlerine aldırmadan jetonu attıktan sonra, el kadar sabilerin çırpınışları arasında milletin beynine blokları verip, orta sahadan üçlükleri yazıyordu. Salondan çıkmadan 20 tane jeton alıp, ufaklıklara dağıttıktan sonra “Hadi bakalım, bitirin oyununuzu, sonra çıkın hava alın biraz. Derslerinizi aksatmayın” diyerek, önce harcayıp, sonra kolpadan Master Yoda’lık yaptığım genç arkadaşlardan özür diliyorum. O yan makinede Samurai Shodown oynayıp, Charlotte ile tek seferde 30’a yakın jetonunu üttüğüm kamile ise özür mözür yok. Kahrolsun Haohmaru!




















Almanya, Amerika, Çin, Fransa, İngiltere, İspanya, İtalya, Japonya, Kore ve Tayvan’dan birini seçerek oyuna başlıyoruz.

Takımların, 8 puan üzerinden değerlendirilen 4 tane temel özelliği var.
Smaç, 3 sayı, Hız ve Savunma

Manyağa bağlayıp, bu özellikleri bir tablo haline getirmek gerekirse, özet şu...











Takım seçim aşaması başlı başına sosyal tespitlere gebedir. Bilhassa iki kişilik oyunlarda, 8’de 8 üçlük yüzdesi yüzünden Tayvan’ı almak için joystick yarıştıranlar görülmüş, bu sebeple çıkan kavgalara şahit olunmuştur. Karşıdaki Tayvan’ı ya da Fransa’yı alınca karizmatik olduğunu düşündüğünden soğukkanlılıkla ve ağır ağır İtalya’yı, İngiltere’yi vs. seçen oyuncularOooo usta galiba nidalarıyla karşılanmışlardır. Özellikler gerçekten hakkını verir ama temel hareketleri iyi uyguladığınız müddetçe kimi aldığınızın pek de önemi yoktur.



















“3’e 3 Çift Pota” oynanan maçlar, hava atışıyla başlar. İki tuşla oynanan oyunda, birinci tuş “Hucümda feyk ve şut. Savunmada blok ve ribaunt” işlevlerini karşılarken, ikinci tuş “Hücumda pas. Savunmada top çalma hareketleri” olarak görev yapar. İki tuşa aynı anda basılması savunmada bir halta yaramazken, hücumda (potanın oralarda, müsait pozisyonda bir adam varsa) alley-oop vesilesi olur.

“Blok esnasında top inişe geçmişti” veya “Müdahale gayri nizamiydi” gibi sudan sebeplerle oyun yarıda kesilmez. “Saha Çizgisi” diye bir müessese olmadığından topun dışarı çıkması da mevzu bahis değildir. Böylece dinamik bir yapı sağlanmıştır ve bu dinamik yapı, her dört başarılı şutta bir hak kazandığımız Super Shot’larla tavan yapar. Üçlük olarak kullandığımızda arkasında bir yıldız halesi bırakarak potaya süzülen ya da ateşten bir coşkuyla potayı patlatan bu hakkımızı smaç olarak kullanmaya kalktığımızda ise sporcularımız birbirinden fantastik motiflerle potaya yüklenirler. Çarpışmanın şiddetinden ötürü sahadaki herkes gerek dudaklarıyla, gerekse mabadıyla yeri öper.

Oyunun standart hallerinden sıkılanların, "En fazla kaç 0'dan geri gelerek maç kazanabilirim?" ya da "Sadece üçlük atarak oyun bitirebilir miyim?" yarışmaları tertip ettiği görülmüştür. Oyun bittiğinde çıkan son ekranda, top çeviren arkadaşın gaz verdiği konuşmayı dinledikten sonra "Hadi okulun bahçesine basket oynamaya gidelim lan" diyerek sakatlanan koç yiğit sayısının da azınsanamayacak kadar fazla olduğunı söyleyebiliriz.




















by Canarino

Atari Salonlarının Efsane Oyunları Serisi

15 yorum:

D.McGee dedi ki...

senelerce atari salonlarında bitiremedim... seneler sonra emulator ile bilgisayara indirip beleş jetonla bitirdim sandım, başka bir harita çıktı...

o günden beri ölüyüm ben, yaşamıyorum. onu da bitirdim ama ne sen sor ne ben söyleyeyim.

Turgay Keskin dedi ki...

Gaza gelip oynadığımız okulun bahçesinde 4 şutum girince 5. de otomatik olarak girecek zannediyordum. Ah Super shot sen yaktın beni!

Barad - Dur dedi ki...

Canarino kardeşimin sayesinde emulator ile halen oynuyorum...bıkmıyorum bu oyundan...

Barad - Dur dedi ki...
Bu yorum yazar tarafından silindi.
Barizzio dedi ki...

Muhteşem, inanılmaz oyun. Hiç bir NBA Live oyunu vazgeçiremedi beni "Stritup" tan. Güzel yazı, jeton nostaljisi beni benden aldı :)

franchi dedi ki...

ben de emulator sayesinde yıllardır vazgecemeyenlerdenim.. nba live veya nba 2k serisi bile bu zevki veremiyor bana..

CHLOROFORM dedi ki...

canarino aynı semttenmişiz senden "tarkan kurt" hakkında da bir yazı rica ediyorum :))

Barad - Dur dedi ki...

@CHLOROFORM

tarkan kurt anlatılmaz yaşanır hocam :)))))

Canarino dedi ki...

@CHLOROFORM

Yazarım tabii. Blog sahibi bu derece lokal bir konuyu yayınlar mı bilmiyorum ama en azından benim bloga koyarız.

Tarkan abi, Varol isimli abiden dükkanı devralma aşamasındayken ben oradaydım. Commodore 64'e oyun çektiriyordum.

"Mouse Bilgisayar ve Tarkan Kurt" bir işletme dersidir :)

Barad - Dur dedi ki...

valla kardeşim kendisinin pek lokal olduğunu sanmıyorum...:))

http://sozluk.sourtimes.org/show.asp?t=tarkan+kurt&nr=y&pt=tarkan+ile+kurt

"sende kartım var mıydı?" repliği beni benden alırdı her seferinde...:)

Canarino dedi ki...

O da doğru aslında :)

Çok severim ben Tarkan abiyi valla. Küçükyalı semtine vizyon katanlardandır :))

Raziel dedi ki...

Bi SoulEdge bi de bu oyun için atari salonlarına giderdim. Neyse ki artık MAME var ordan nostalji yapıyoruz..

varol döken dedi ki...

o kamillerden biri de bendim:) yalnız bu yoda master işine çok güldüm, biz küçükken öyle abilerimiz yoktu elimizden tutan o yüzden 20şer 20şer gidiyordu jetonlar...

after burner bu efsane oyunlar arasına girmeliydi bence, memlekete pilot yetiştirmiş bir oyundur kendisi...

street hop'ta ağzına burnuna vurmaca yok muydu yoksa karıştırıyor muyum ben, kahrolsun Haohmaru, ehehuhuhhuu:)

Canarino dedi ki...

After Burner iyidir de yan yana iki makinede bir nevi multiplayer oynanırken yaşanan diyaloglar yüzünden soğudum ben ondan.

Hesabına kapışalım Bostancı'da Varol. Charlotte ile Gen-an dahil her karaktere gideri var :)

Ben yenersem, blog olarak çökeriz menüye. Yok sen yenersen de, kutlama hesabına hesabı üstlenirsin.

Greetings from Beijing dedi ki...

Bu postu okuduktan sonra gaza gelip oyunu indirdim ama yorumlardan anladigim kadariyla calistirmak icin emulator adinda bir program gerekiyo lakin bir teknoloji cahili :D:D olarak bu emulator denilen program nedir, nerden ne sekilde indirilir, hangi program en iyisidir vs.vs. zerre bilgim olmadigi icin calistiramadim. Bununla ilgili bana yol yordam gosteren birileri olursa minnettar olurum.