28 Nisan 2009 Salı

ADNAN X 2 part.II




















Galatasaray'ın birkaç sene önce piyasaya çıkardığı DVD serisinin ikincisi 100 Yıllık Sevda'da Faruk Süren 1984-85 sezonu öncesinde şöyle anlatır olanları özetle. "Sezon başlayacaktı, takım kampa hazırdı, Iviç (o günkü teknik direktör Tomislav Iviç) bir gün bizi aradı, ben gelemiyorum dedi, "nasıl gelemiyorsun" dedik, duyduk ki Benfica'yla anlaşmış, başkan Ali Tanrıyar "bana gidin bir hoca bulun" dedi, nerden bulucaz, bir şekilde gittik Jupp Derwall'i ikna ettik......". Hikayenin sonunda Jupp Derwall Galatasaray'la anlaşır. Tabi Faruk Süren'in açıklamasında muama olan nokta Iviç'in o sezon başı Benfica'ya değil İtalyan takımı Avellino'ya gitmiş olmasıdır. Aradan yıllar geçer. 2008-09 sezonunda Michael Skibbe 2-5 biten Galatasaray-Kocaelispor maçından sonra görevden alınır. Galatasaray'ın aynen 24 yıl önce olduğu gibi çok kısa süre içinde takımın başına bir hoca getirmesi gereklidir. Mircea Lucescu ve Gheorghe Hagi'nin isimleri geçer ilk olarak. Kısa süre sonra da Bülent Korkmaz ile anlaşılır. O tarihten bu yana 2 ay geçti aşağı yukarı. Bülent Korkmaz'ın sezon sonunu bile göremeyeceği söyleniyor.

Yukarıda 24 yıl arayla gerçekleşen 2 atama bile Galatasaray'ın 24 yıl önceki vizyonundan neleri kaybettiğinin çok önemli bir göstergesi. Bundan 24 yıl önce, kulüp kriz anında göreve atamak için 4 yıl önce Avrupa Şampiyonluğu'nu kazanmış ve 2 yıl önce de Dünya Kupası'nda final oynamış bir hocaya gidiyordu. Bugün kriz anında akla gelen 3 adamdan ikisi daha önce kulüpte çalışmış 2 tanıdık ve "camianın evladı" oldu. Fatih Terim'in 2000 yılında görevi bırakmasından beri Galatasaray hiçbir teknik adamla 2 seneden daha uzun süre çalışmadı. Lucescu ve Eric Gerets ikişer yıl. Fatih Terim ve Gheorghe Hagi aşağı yukarı 1,5 sezon. Feldkamp hemen hemen 1 sezon, Skibbe ve Bülent Korkmaz da yarımşar sezon çalıştılar (Cevat Güler ve ekibini bu değerlendirmeye almıyoruz). Bu son 9 senede kulübün ortalama 1.3 yılda yani 16 ayda bir hoca değiştirdiği anlamına geliyor (üstelik Güler ve ekibini katarsak bu süre daha da daralıyor). Tarihinin en iyi üç dönemini sırasıyla görevde 3 (Brian Birch), 3 (Jupp Derwall-mentör olarak da sayarsak 4) ve 4 (Fatih Terim) yıl kalan hocalarla elde etmiş bir takımın böyle bir yola girmesini ne gibi bir gerekçeyle açıklayacağız bilemiyorum. Ama camianın tatmin düzeyi ve istikrara olan inancının giderek aşağılara çekildiği artık ayan beyan ortada.

















Balık hafızalı bir taraftar olmadım hiçbir zaman. O yüzden "gelen gideni aratır" edebiyatının profesörleri olarak Michael Skibbe gelince Eric Gerets'i, Bülent Korkmaz 'ı görünce Michael Skibbe'yi arayan gözlere hiç sahip olmadım. Eric Gerets'in Marsilya'daki başarısı Marsilya'ya özgü bir durum bunu kabul etmek lazım. Galatasaray'dan gönderilişine atıf yapmak pek sağlıklı olmuyor. Gerets'in genç oyuncuları tırpanlama konusunda nasıl ısrarcı olduğunu hepimiz hatırlıyoruz. O da zaman zaman büyük taktik hatalar yapıyordu. Özellikle ikinci sezonunda bir çok maçta Ali Sami Yen Stadı'nda takım düşmüşken ve puan kaybetmeye bağıra bağıra giderken kenardan hiçbir müdahale yapmadan izlediği birçok maç hatırlıyorum. Ha tabi burada belirtmek istediğim istikrarlı olarak yapılan "önceki daha iyiydi" edebiyatı. Eric Gerets hataları olan ve mükemmel olmayan bir hocaydı. Üçüncü senesinde tekrar çıkışa geçmek istiyordu. Çok iyi anlaştığı Bülent Tulun'u ondan ayırdılar ve tek başına kaldığında da Adnan imha ekibinin rolüyle onu feshettiler. Hataydı, çok net biçimde. Ardından gelen Karl-Heinz Feldkamp dönemi yarıda kesildiğinde şans eseri, inanılmaz geçerli bir formül bulundu. 3 tane hemen hemen aynı yetkiye sahip bir antrenör ekibi ve başlarına Cevat Güler. Sezon sonu şampiyonluğa ulaşıldı. Ardından UEFA Kupası'nda o sene alınan 5-1'lik Leverkusen maçının gazıyla Michael Skibbe göreve getirildi. Bu şu demek oldu: Galatasaray 2002 yaz aylarından beri 7 sene içinde üçüncü kez takımı şampiyon yapan ekibi değiştirmişti. Bu dünya tarihinde çok az görülen bir hadisedir. Örneğin bu dönemde Fenerbahçe Daum ve Zico örnekleriyle 2 rakamında kaldı. Skibbe görevden alındığı an Galatasaray yönetiminin o 24 sene önceki tutumunun nasıl yerle bir olduğunu gördük. Elimizde 1 sene önce benzer bir durumda göreve geldiği andan itibaren tüm maçlarını kazanan bir ekip vardı. Yani bu maratonu daha önce yaşamış, üstelik baskıyı oldukça yüksek derecede hissetmiş bir ekip. Bunu tercih etmedi Galatasaray yönetimi. 1+1 gibi komik bir sözleşme planı belirlendi Bülent Korkmaz'la. Teknik direktörlük kariyerinin en iyi işi Kayseri Erciyes'i ligde tutamamak ve Türkiye Kupası finali oynatmak olan Bülent Korkmaz, adım gibi biliyorum ki UEFA Kupası'ndaki Bordeux maçı öncesi takımı sadece zihnen toparlamak ve içi boş bir "biz ne yollardan geçtik Galatasaray forması giyiyorsunuz" gazını vermek için göreve getirildi. Bordeaux maçı 4-3 kazanıldığında taraftar ve camia mutluydu. Sabri'nin 90. dakikada vurduğu top yönetimin, Bülent'in, futbol takımının, herkesin rüştünü ispatlamıştı. Takım Kadıköy'e gidecekti. Ama öyle mi oldu? Hayır.























Korkmaz'ın bizi UEFA Kupası'na götüreceğini düşündüğümüz teknik direktörlük kabiliyetine güvenimiz 2 ay sürdü. Bunu üzerine kriz idare etme konusunda bir türlü istikrar tutturamadığı Lincoln olayı onun futbolcu psikolojisine karşı olan tutumunu da tartışılır hale getirildi. Ve camianın "elimizde şu andaki en iyi alternatif" dediği Bülent Korkmaz'ın bugün istifa etmesi isteniyor çoğunluk tarafından. Trajikomik bir durum. Acaba o gün 4-3'lük Bordeaux maçı kaybedilip, bugün ligde halen şampiyonluk yarışında olunması daha mı fazla acı verirdi? Hiç sanmıyorum. Andan Polat ve Sezgin daha kupada 32 takım mücadele ederken Kadıköy'de bir kupa kaldırma rüyalarıyla çok yanlış bir anlık enjeksiyon yaptılar. Takım iğneyle sahaya çıktı, iğnenin etkisi geçtiğinde de artık hastalıklara iyice bağışıksız hale gelmişti.

Tabi bu tabloda hep değindiğimiz taraftar için de bir şeyler söylemek gerekiyor. Dün Milliyet'in internet sitesinde Bülent Korkmaz'ın geleceği ile ilgili 3 seçenekli bir anket vardı. Korkmaz'ın devam etmesini veya sezon sonunun beklenmesini isteyenlerin oranı toplam % 26 civarıydı. Görevi anında bırakmasını isteyenler ise % 74. Bir sezon içerisinde üçüncü hoca değişimini doğru karar olarak görüyordu Galatasaray taraftarı. Yukarıda dediğim gibi tarihinin en şaşaalı dönemlerini, futbol takımının başında en az 3 sene görevde kalan isimlerle elde etmiş bir kulübün taraftarlarının da, nasıl geriye gittiğini bir göstergesi bu. Tabi bu güruh Korkmaz göreve geldiğinde "elimizde Fabio Capello, Arsene Wenger mi var? En iyisi büyük kaptandır" demişti. Bu yepyeni bir komedi. Son yıllarda çok sık duymaya başladım. "Elimizde Capello, Wenger, Mourinho mu var?". E yok tabi de dünya üzerinde bu adamlardan bir tane var zaten. Ama bunu duyan Avrupa futbolundaki her başarı kazanan takımın inanılmaz kariyerli hocalarla çalıştıklarını düşünür. Tabi bunu diyen adamın "elimizde mi var?" dediği Jose Mourinho'nun kimse onu tanımazken Porto'nun başında kaldığı üstüste üçüncü sezonda Şampiyonlar Ligi şampiyonluğunu kazandığını görememesi çok komik değil mi? Galatasaray yönetimi ve taraftarı kendisine layık gördüğü en iyi hocanın icraatlerinin sonuçlarına katlanıyor, bunu itiraf etmek lazım. Bu "evladımız" felsefesinin kimseyi bir yere ulaştırmayacağı ortada. En azından garantisi yok. Bu politikanın şu andaki en (ve belki de tek) başarılı örneği Guardiola. Da Bülent Korkmaz ile onun arasında önemli bir fark var. Guardiola La Liga'daki ilk maçına çıktığında takımın başına gelmesinden itibaren 3,5 ay geçmişti. Korkmaz ise daha bugün bile 3,5 ayı tamamlamış değil.















Bülent Korkmaz bu görevde kalacaksa onun teknik direktörlükte olgunlaşması için en az 2-3 senelik bir sabır gerekiyor. Bu sabrın ona gösterileceğini sanmıyorum. Zira şampiyon olmuş hocalarını 21. yüzyılda 3 kez görevden alan bir takımın yönetiminin ve anlık başarı isteyen taraftarların şampiyon olmadan geçirilmiş bir 3 yıla dayanabileceklerini hiç sanmıyorum. Çare, Bülent Korkmaz'ın 3 sene sonra başa geçebileceği ve bu süre zarfında bir teknik adamın altında çalışabileceği Jupp Derwall-Mustafa Denizli modeli olabilirdi ama Galatasaray'da son yıllarda kulübedeki ikinci adam, teknik direktörün tercümanı olmaktan öteye gidemiyor ve çoğunlukla da onunla birlikte görevden alınıyor. Erdal Keser ve Ümit Davala camianın 2 hoca adayıydı. Çok kolay eridiler. Dolayısıyla Polat-Sezgin yönetiminin bu istikrarlı yapıya da kulak asmayacağını biliyorum. Onlar "20:45 davası"nın peşindeler. Bugünün başarısı ile. 2 sene sonranın planını yaptıklarını bile sanmıyorum.

Bu örneği daha önce de vermiştim. Savaşta generalsiniz. Sırf sizle aynı mahalleden çıkma diye yeteneksiz ve tecrübesiz bir yüzbaşıya askerlerinizi emanet ediyorsunuz. O yüzbaşı gidip yaptığı başarısız manevralarla savaşı kaybediyor. Savaş sonrası suçlu yüzbaşı oluyor. Siz işten tertemiz sıyrılıyorsunuz ve yeni askerleri telef etmek için yeni bir yüzbaşı gönderiyorsunuz. Galatasaray'ın iplerini elinde tutan 2 Adnan'ın bugünkü tablosu bundan ibarettir. Sezon sonu alacakları (şimdiden çok hayırlı olmayacaklarını tahmin ettiğim) kararları göreceğiz.

21 yorum:

turhanatakan dedi ki...

dutchman zorluyorsun beni, sağ el bileğim kırık, 45 gün raporluyum, üzerine kayıtsız kalamayacağım bir yazı okuyorum. 30 gün sonra alçı çıkınca yazacağım yorumumu çünkü sol elle tane tane yazacak kadar sabır sahibi insan değilim.

hem sezon da bitmiş olur, gelişmeleri görürüz.

mondo trasho dedi ki...

çok iyi bir analiz ama milliyet'in anketindeki "sezon sonunun beklenmesini isteyenler"in, o seçenek yerine "derhal bırakmalı" seçeneğini seçmesinin nedeni, "sezon sonu beklenip gelecek sene çalışılıp çalışılmayacağını masaya yatırmak" olduğunu düşündüğü için derhal gitmesi yönünde oy verdiğini düşünüyorum. yani o seçenek biraz muğlak... "sene sonuna kadar çalıştırıp bıraksın" da demiyor esasen. eğer böyle olsa o % 74'lük orandan azımsanmayacak bir bölüm bu seçeneğe kayardı, eminim.

CaRtMaNtR dedi ki...

Adnan Polat'tan henüz umudu kesmedim ama Adnan Sezgin'in muhakkak görevden alınması gerekiyor. Ondan sonra Cevat Güler'i Kalli'nin pozisyonuna getirerek Bülent Korkmaz'ın üstünde ona yardımcı olabilecek birini atamış oluruz. Ondan sonra bu sene beklenen katkıyı veremeyen bazı oyunculara yol verilip ilk olarak alt yapıda uygun isimler varsa onlara şans verilip ondan sonra takımdakilerden daha iyi isimleri alma şansı varsa transfer yapılmalı

tatito dedi ki...

budur!

suçlu hep gerets, hep kalli, hep skibbe zaten. kadroyu kurduk, oynatsınlar mantığını taraftarlara da işlediler sağolsunlar.

fakat bizim taraftarın da büyük payı var bu süreçte. hagi'ye bile hırsız diye bağırmış, ne olduğu belirsiz adamların doluştuğu bir yer oldu ali sami yen, uefa kupası alındığından beri. bazen düşünüyorum iyi mi oldu galatasaray için o kupa, yoksa kötü mü oldu?

kupa geldiğinden beri sezonluk başarı olsun da ne olursa olsun mantığı yerleşti gitmiyor. hiç sevmesem de sanırım lucescu'nun şampiyon olduktan sonra gönderildiği gün, galatasaray için bir çok şeyin değiştiği gün olmuştur. ne geleneği, ne sabrı, ne şusu ne busu kaldı bu takımın o günden beri. galatasaray'ı, arması için değil, başarısı için seven taraftarlarda çoğalınca bu durum buraya geldi.

bülent korkmaz'ı da şimdi taraftarın önüne attılar. daha önce hagi, fatih terim, kalli gibi. imdat çekici olarak bu adamların kullanılması benim zoruma gidiyor. gerçi hagi bu sefer akıllılık yapıp sağlam sözleşme istedi.:) bu yüzden bayılıyorum zaten hagi'ye. adam akıllı. bülent biraz da hatır gönülle geldi sanırım.

neyse biraz dağınık bir yorum oldu. fakat demek istediğim isterlerse capello, ferguson gelsin, 3. mağlubiyetinde futbolu bilmiyor, real'i, manu'yu dedem de şampiyon yapar muhabbetleri döner nasılsa galatasaray camiasında. bu yüzden ben artık umudumu kestim yapılanmaymış, planmış vs. bunlardan.

hayat sevince güzel oluyor. sarı-kırmızı da iyidir zaten. seviyoruz, günler geçiyor.

Adsız dedi ki...

Sportif başarısızlıklar yüzünden bir türlü beğenmediğimiz Özhan Canaydın bile daha tutarlı bir yönetim sergiliyordu sanki. Sadece Feldkamp'la yürütülen garip ilişki bile çok şeyi anlatmaya yetiyor.

Şampiyonluk sonrası muhteşem transferlerle gözümüz boyandı ama yönetim anlayışı samimiyetsiz olunca başarılar çok uzaktı zaten. Sene sonu opersayonlarının da aynı tutarsızlıkla ve özeleştirilerden uzak yapılacağına inandığımdan gelecek yılı da çok karanlık görüyorum. Umarım yanılırım...

Pads dedi ki...

@Dutchman,

Bülent Korkmaz Erciyes'den ayrıldığından beri 2. adamlık için teklif yapılıyor ama paşam 'Ben 2. adam olacak biri değilim' diyor. Bülent Korkmaz'ın ne kadar geçimsiz biri olduğunu bilenler için de bu cevap hiç sürpriz değil.

Kaptan'ın da tadı yok geldiğinden beri, o da erken ve ters bir zamanda geldiğini düşünüyor büyük ihtimalle. Başka şansı olması da zor bu sezondan sonra. E o zaman yönetimi Karan ve Şaş'ın sözleşmelerini uzatmaya zorlamak için takımı ateşe atmak neden?

Galatasaray sezon ortasında teknik direktör değistirmezdi. Sağolsun ilklerin adamı Canaydın bunu p.ç etti, hem de Terim'i kovarak. Polat da pek hızlı çıktı maşşallah.

Ha gayret 10 sene öncenin Fenerbahçesi olmaya az kaldı!

Sade dedi ki...

Başarı ve başarısızlığı tartabilen vizyonu ve misyonu olan bir başkanımız maalesef uzun süredir olmadı. Canaydın biraz ekonomik aççıdan kemer sıkma politikasına girişti, herkes kan kustu! A.Polat geldi taraftarı mutlu etme adına ve güya başarı adına, kendince şaşalı transferler yapmaya, göze hoş gelecek içi boş beyanatlar vermeye, sahte hedefler koyarak günü kurtarmaya… çalıştı fakat teknik direktör transferlerini hep es geçti. Hani Teknik direktörün katkısı %... oranını geçmez iddiasında olanlar vardır ya sanırım onlara kandı!

Canaydın ve özellikle Adnan Polat yönetimi Galatasaray’ın etik değerlerine sahip çıkamamışlardır. Bizler 13 sene şampiyon olamamış bir takımın taraftarıyız. Amacımız sadece şampiyonluk değil, olmamalıda. Tek amacımız asla Kupa kaldırmak olmaz! Ancak bu düşünceye ve Galatasaray felsefesine, takım başkanları bile sahip değil iken, sahte başarılarla yoğrulan yeni nesil taraftar grupları buna ne kadar sahip çıkabilir ki?

Borges dedi ki...

temelde dogru bir yaklasim yine de benim icin eksiklikleri olan bir yazidir. Su an cok da müsait olamadigim icin bir kismini ancak dile getirebilirim.

istikrar konusuna deginilirken yine de Gerets suclanma sevdasinda. Bunu anlamak cok güc. ben bugün marsilya'yi sampiyonluga dogru götürdügü icin degil kovuldugu anda parma maniac ile bunun üzerinde sözlükte durmustuk. Surdan bakiniz:

http://sozluk.sourtimes.org/show.asp?t=erik+gerets%2F%40borges

gerets, Magath'in tarihinin en iyi derecesine besinci yaparak ulastirdigi Wolfsburg'u ilk devre boyuncu almanya Bundesligasinda liderlige oturtmus adamdir, Lincoln'un on kati fazla disiplin problemi olan delassandro ile bunu yapmis.. menacer ile kavgadan dolayi ayrilmis, ve lider olan o takim Gerets sonrasi küme düsmekten son macta ancak kurtulmustur.. dellasandro da kadro disi kalmis baska yerlere kiralanmistir vesaire.. gerets in elinde inamotolari filan bosverin bir lincolnvari oyuncu olsaydi cok baska yerdeydi ki ayrintilari da isledik..

Sevgili Hollandali, Gerets böyle, Skibbe nin gönderilisine iliskin tek satir yok ama Bülent Korkmaz neden erken gönderilmemesi gerekiyor veya bunun anlamsizligi var.. neden Skibbe erken gönderildi ? yok.. Bugün skibbe nin kalmasi geektigine iliskin fubtola dair pek cok arti söz konusuyken Korkmazin devam etmesine iliskin elimizde sadcee bir teknik adamin belirli br zaman takimda kalmasi gerektigi kosulu var..

hatayi bugün wenger de yapiyor, tek tek hatalara baktiginiz vakit hatasiz tek bir teknik adam dahi yoktur, herkes her sene sampiyon da olmuyor..

Bülent Korkmaz benim canima okumustur, oynattigi fubtol, küstürdügü lincoln ve kaybedilen her sey.. Skibbe kalsaydi bugünden daha kötü olabilir miydi ? Mümkün mü ? Sene sonu gitse, sene sonunda kaptan gelse bugünden daha kötü olabilir miydi onun ici ?

Tüm bunlara ragmen tek bir satir olsun korkmaz istifa ya da görevden alinsin cümleleri kurulmamis, cunku bir zaman verilmelidir. Misal son macin ilk yarisi gayet de iyi futbol oynatmis. kendi kadrosu ile neler yapacak, onu görebiliyoruz.. yalniz göreve geldigi zaman diliminden bu yana UEFA dan elensin sampiyon da olmasin ama en azindan bir sampiyonlar ligi bileti alamayacaksa neden göreve getirildi ? Skibbe'nin olumsuzluklarina ragmen muhtesem avrupa serüveni, güzel futbol ve evinde aslan kesilen bir galatasaray var ken Korkmaz'in elinde ne vardir ? sadece daha zaman gerekir.. Bence de zaman gerekir ama sadece Korkmaz'a özel bir durum olmamasi gerekir. Gerets kovulurken de Skibbe gönderilirken de bunlar dile getirilmeliydi gibi..

teknik adami gönderen sadcee yönetim degil, iste burda da olan "gerets söyle, gerets böyle" söylemlerinin yarattigi kuru gürültüdür. bir teknik adam o haliyle sampiyon yapsin, hicbir sekilde transfer edilmeyen oyuncular.. Daum anelka'yi yedek oturur iken Gerets ferhatlari ugurlari oynatmak durumundaydi. Gencler konusua hic girmiyorum, topal daha yeni yeni adam olurken onun dönemidne gencler die co bir sey yoktu. hem Wolfsburg da hem galatasarayda ve ayni sekilde Marsilya da basarili olan bir adamdir.. Marsiyaya özgü filan hikayedir.. yok öyle bir sey, ama bu sesin cikardigi gürültü de gerets'i gönderen etkenler arasindadir. yönetim nedir ki ? Senin benim cikardigim sesi orada karara bagliyor toplamda..

istikrarli olmak durumundadir ve teknik adamlara zaman verilmelidir ama sadece bülent Korkmaz'a degil.. Basta Skibbe'ye, Gerets'e,Lucescu'ya.. Basarili olan her insana,Magath'a, heynckes'e, del Boswue'ye.. vermeyenlerin hepsi bunun cezasini cekmis ve cekiyor durumdadirlar..

Flying Dutchman dedi ki...

@Borges

Skibbe ve Gerets'e daha önce değindik. Skibbe tarafında zaten yazının içinde belirttim, bir hocayla sezona başlanırsa bitirilir.Ben devam edilmesi taraftarıydım bu mantıkla elbette. Bu blogdan Skibbe'yi ağır eleştiren tek satır okunmamıştır zaten dediğim gibi değindik işin Skibbe tarafına zaman zaman


Gerets'in hocalık yeteneğine pek bir lafım yok. Ben bu gidenin geleni aratması edebiyatından bıkmış durumdayım ve her geride kalanın aşırı değere binmesine içerliyorum. Gerets muhteşem bir hoca değild. İyi işler yapmıştır ama dediğim gibi ikinci sezounda 3-3'lük Konya maçı ve bir dizi iç saha beraberliğinde misal Ilic ve bir dolu orta saha oyuncusu sahada yürürken ve beraberlik bağıra bağıra gelirken aksiyon almamıştır. Kusurları da çok fazladır

Ama dediğim gibi burada eleştirdiğim anlayıştır. Tek tek şahıslar değil. Zaten o zaman bu yazı 18 paragraf olurdu

Ben kime gösterilecekse o sabrın başlamasına tavım. Kimle olacaksa artık. Bülent'e verildiği anda neden geçmiştekilere verilmedi deme durumunda değiliz diye düşünüyorum.Doğru bir soru olsa dahi...

aşkın dedi ki...

Zaten ben FeDe'nin ne istediğini anlayabilmiş değilim.
Başarılı olsa da Luce ekolünü sevmez, bugün benzer ekolden Bülent'in kalmasını ister.
Terim'in oynattığı futbolu beğenir, benzer futbol oynatan Gerets ve Skibbe'ye yüklenir.
''Gençleri oynatmıyormuş'', Wenger de yaşlıları oynatmıyor, hadi bakalım?
Hem şampiyonluk isteyip hem de ''gençleri oynat'' denmez.

Flying Dutchman dedi ki...

Aşkın cevap vermediğim katıldığım anlamına gelmez verisem çok uzun vereceğim....:))

Özetle cidden anlayabilmiş değilsin diyeyim, başka çarem yok...sadece şunu söyleyeyim...bu yazı şahıslar değil bir anlayış üzerinedir...

ayrıca Terim'in 2000 senesinde oynattığı futbolla Gerets ve Skibbe'nin oynattığını benzetmek biraz fazla romantik olmuş....

aşkın dedi ki...

Niye, Hazreti Terim'in oynattığı futbol çok mu benzersiz ve ulaşılamaz?
Verirsen Gerets'in eline İnamoto'yu olmaz tabii.
Ben bu post üzerine değil, ilk yorumumda da belirttiğim gibi genel tavrın üzerine konuştum.
Skibbe'yi kabullenemediniz.
Nitekim Skibbe'ye yapılan eleştiri ve Korkmaz'a yapılan eleştiri arasında büyük farklar var.
Son olarak çok şükür ki anlayışım genelde yeterli düzeyde oldu, yine de hatalıyım ki yorumlarımın başına ''bu post üzerine konuşmuyorum'' notu eklememek oldu.
Bunu yapmayınca yazıyı anlamamış olarak yaftalanıyorum, bu da güzel.

Flying Dutchman dedi ki...

@Aşkın

anlayabilmiş değilim diyen sensin ben değilim, yeterli düzeyde olup olmadığı konusunda benim bir yorumum olmadı senin dediğini kopyaladım, dolayısıyla yaftayı ben değil sen vurdun kendine..


zira

Fatih Terim'in 4 sene boyunca oynattığı ve Avrupa'nın da zirvesine çıkan, iskeleti bugüne kadar hiçbir Türk takımında kurulmamış 4 dişlinin etrafına dizilmiş 3 kısa boylu orta saha, bir yardımcı forvet ve 3 mücadeleci, hücum özelliği de olan defans adamı kadrosu ve bunun futbolunu evet Türkiyede ondan sonraki hiçbir takım oynayamamıştır...Terim'in 2000 Galatasaray'ı ile Gerets'in 2005 Galatasaray'ı arasında kusura bakma ama en az 5 gömlek fark vardır...bu konuda cidden tartışmayacağım...benim futbol anlayışımı aşıyor çünkü..o dönem oynadığımız maçları bir izlemeni öneririm ...90 dakikasını tabi...

"verirsen gerets'in eline inamotoyu olmaz tabi" yorumu yine çok yaygın ama temeli sağlam olmayan bir yorum...eğer 3 sene önce appiah 104. dakikada topu içeri atsaydı gerets'in takımından bugün bahseden olmayacaktı...Gerets'in takımı işlerin tümünün yolunda gittiği, bir konsantrasyon ve tulun-gerets ortaklığının zaferidir...(bundan çıkıp şimdi de tulun mu şampiyon yaptı bizi diyorsun demezsin umarım)...bu işin istikrarı yoktur olmadığı da ikinci sene çıkmıştır ortaya...istikrarlı bir kadro rekor kırdığı bir sezonun ardından bu derece düşüyorsa işin temeli konusunda bazı problemleri vardır...bu problemlere yönetim tulunun yerine sezgini getirerek de katkı yapmıştır...fatih terimin 97-98'da 2 sene üstüste şampiyon olurken filipescu, ılie, kaleci mehmet, osman gibi o gün türk futbolunda veya dünyada esamesi okunmayan adamlarla şampiyon olduğunu unutmamak lazım...geretsin elinde orhan, inamoto, cihan varsa terimin elinde de filipescu, ilie, osman, mehmet, marcio vardı...iş bunları bir eksene oturtmaktır...ben song-tomas ikilisinin bülent-popescu ikilisinden çok çok aşağıda bir ikili olduğunu düşünmüyorum...


ha olay ister istemez yine benim bahsettiğim istikrar konusundan sapıp şahıslara geliyor...

hala skibbe'yi kabullenemediniz diyorsun..yahu kim kabullenemedi?...bana şu bloga skibbeyi kabullenmediğim, fütursuzca eleştirdiğim bir yazı getir....büyük puntolarla mı yazayım BİR HOCA İLE SEZONA BAŞLANIRSA BİTİRİLMESİ GEREKİR...SKİBBE BÜLENT FELDKAMP CEVAT HOCA FARKETMEZ...skibbe taktik hatalar yapan bir adamdı bülent de yapıyor...derdim şahıslar değil kaç kere anlatacağım daha...

ayrıca ikisine yapılan eleştirilerin de çok farklı olduğunu düşünmüyorum...ikisini de "hoca değil" yargısına koyduk çoktan

aşkın dedi ki...

''Anlamadım'' dediğim hangi hocayı beğendiğindi sevgili ben kısaca FD, postta belirttiğin düşünce değil.
Ben Gerets'in takımı = Terim'in takımı demedim.İstediğimiz ofansif futbolsa bunu Gerets de yaptı Skibbe de.İstenen sağlam temele dayanan bir ofansiflikse buyrun Skibbe var.Boşu boşuna Terim'in takımının detaylarını anlattın yani, onları ben de biliyorum.
Terim'in elindeki oyuncu opsiyonlarını Gerets'inkiyle eş tutmak ne derece doğru bilmiyorum, her ikisi de Canaydın'ın verdiği kadrolarda çöküş yaşadılar ona bakarsan.O çok övülen Terim de.
Ben kimseye hoca yiyici yaftası yapıştırmadım, bu blogda S. Bükreş eşleşmesinden sonraki Skibbe eleştirilerine bakıyorum bir de şimdiki enkazın ardından B.Korkmaz yazılarına bakıyorum devasa bir fark var.
''Hoca değiştirmek'' yanlışsa önce birşeyler yapmaya çabalayan adama sert eleştiriler getirmeyeceksiniz ki kovulduğunda ''aslında ben bunu istememiştim'' demek zorunda kalmayasınız.Sonra işte böyle kerhen Korkmaz desteği vermek durumunda kalırsınız çelişkiye düşmemek için.

Flying Dutchman dedi ki...

@aşkın

şöyle yazmışım o gün

Galatasaray maçını izlediğim için sadece ondan bahsedeceğim. Maç ilerledikçe kafamda bir dşünce büyüdü durdu. Düpedüz Fatih Terim'in ikinci dönemini bitiren 2003-2004 sezonunda, Galatasaray'ın ligi altıncı bitirdiği futbolu oynuyordu takım. Galatasaray'da yaratıcılık yok, paslaşma yok, defans kurgusu yok, hücum kurgusu yok, yapacak sayıda adam da yok. Galatasaray oyun kurarken zaman zaman Shabani Nonda ile Servet-Emre ikilisi arasında 90 metrelik farklar vardı. Bu farkı 50 metreye indiremezseniz günümüz futbolunda bir yere gelemiyorsunuz. Bunu indirecek 3 adam var. Defansın göbeğindeki 2 oyuncu ve defansif orta saha oyuncusu. İlk ikisi top yapabilen, topla çıkabilen oyuncular olmadığı için iş onların önündeki ikili Mehmet-Meira ikilisine kaldı. Meira da defansa gömülmeyi seçince Galatasaray 4-5-1 hesabıyla çıktığı maçta 5-1-4 sistemi ile oynamaya başladı. Meira ve defans dörtlüsü, ileride Nonda'nın yanına sıkışmış Arda, Hasan ve Lincoln. Ortada tek başına çırpınan Mehmet Topal. Skibbe inanılmaz şekilde ikinci yarı onu oyundan aldı. Günümüz futbolunda artık o mevkideki bir adam, isterse aldığı 10 topun 9'unu rakibe atsa da oyundan çıkarılmıyor. Çünkü kilit orada. Çıktı Mehmet Topal İkinci yarı Steaua Galatasaray kalesine elini kolunu sallayarak geldi. Maç sonundaki pas seçimlerinde biraz ciddi olsalar galibiyetle döneceklerdi Romanya'ya.


Ben bu yorumun arkasındayım zaten dikkat edilirse eleştirimin Skibbe tarafı özellikle oyuncu değişikliği hakkında. Bir teşhis yapılmış orada, bunlar Skibe'nin hatası denmemiş...ona eleştiri getirdiğim an Topal'ın alınması olmuş oyundan...gerisi ona bir eleştiri değil bir uyarı mahiyetimde..zaten sezonun başındaydı....


skibbe görevden alındığında "sert eleştiriler getirmeyeceksiniz" diyorsun...alındığındaki yazım buradadır...tekrar okumanı rica ediyorum

şöyle demişim o yazının sonunda

"Görüntü, ipin ucunu elinde tutan bir başkan, son derece modası geçmiş bir yöneticilik anlayışı ile, ilkel bir idare tarzı benimseyen bir genel menajer ve kafası karışmış bir teknik direktörün Galatasaray'ın kaderini elinde tuttuğu. Skibbe'nin takımı yapılandıracak zamanı yok. Çünkü aynı idare anlayışının "istikrar, yapılanma, adı madım ilerleme" gibi ilkelere zerre kadar değer vermeyip, anlık, sürdürülüp sürdürülememesi önemli olmayan, başarılara önem verdiğini çok net biçimde görmüş durumda. Kötü teknik direktörden daha kötü olanı kafası karışmış bir teknik direktördür. Skibbe 21 Şubat 2008'de Galatasaray'ı 5-1 mağlup ederek UEFA Kupası dışına ittiğinde sahaya çıkardığı takımın yaş ortalaması 25,4'tü. Steaua Bükreş'e elenen kadro ise 27,7. Arada yaş açısından çok büyük bir fark görülmüyor. Sorun bu kadroyu da aynı zihniyetin yönetmesinde ki sarı kırmızılı takımın problem burada ortaya çıkıyor. Galatasaray'ın kaderi dolayısı ile tepesinde oturan Adnanların futbol anlayışlarına bakıyor. Her iksininin de bugüne kadar umut verdiklerini söyleyemeyiz. Adnan Polat bir dahaki "saat kaç" sorusuna kısaca "çok geç" cevabı alma yolunda ilerliyor. "


sanıım yeterlidir...şahıslara değil anlayışa takıldığımı gösterme açısından

müşkülpesent dedi ki...

kocaeliye 2-5 yenilirken bordeaux maçını da 4-3 kazandık skorlarda bir yanlışlık olmuş galiba.

Adsız dedi ki...

balık hafızalı değil ama skorları sallamış işte bir yerlerinden. hıncaldan farkınız yok diyince cellaleniyor bi de. al bi benzerlik daha erken bunama

Flying Dutchman dedi ki...

Bill Anton'a da selam..

Flying Dutchman dedi ki...

@müşkülpesent düzeltelim teşekkürler

MuraD dedi ki...

Bülent Korkmaz'ın geldiği günki basın toplantısında yaptığı açıklamada Galatasaray'ın nasıl oynamasını biliyorum sözlerine rağmen, Turkcell Süper ligin en güçlü hücum gücüne sahip olmasına rağmen takımı sürekli geriye çekmesi zaten sorun...

Ne taktiğini, ne değişikliklerini ne de kondisyonerliğini eleştirebiliriz 2 ayda fakat mantalite olarak çok geride kalmıştır. Galatasaray'ın savunma oynaması gereken maçlar da olacaktır ama bunlar mutlak 3 puan gereken anadolu takımlarıyla olan maçlar olmamalı...

Adsız dedi ki...

Tezgah var tezgah...