7 Nisan 2009 Salı

HAFTASONU NOTLARI - 10



Bu haftasonu yazısı salıya sarktı, ama nedenini biliyorsunuzdur. Sıradışı bir futbol haftasonu yaşadık ülkede. Milli maçlar sebebiyle ve Digiturk'ün de belirleyiciliğiyle tabi, cuma oynanması gereken maçı pazartesiye alınca federasyonumuz biz de cumartesiden başlayıp pazartesi biten futbol günlerini anlatacağız, başlayalım.

* Efendim öncelikle cumartesiden başlamak gerekiyor. Cuma akşamı iş çıkışı yine gidilmiş bir yerlere, haftanın stresi atılmış, en sonunda 7/11'ın önündeki o şerrefsiz makinede bir saat harcanmış, ama bir türlü major prize kazanılamamış, eve gelinmiş bu hüzünle yatılmış. İşte işin en kötü yanı, cumartesi sabahı alarmla kalkma zorunluluğu, hem de sinemaya gitmek için! Festival için biletimiz var Sessiz Kaos'a, saat 11'e. Kalktık gittik mecburen. Ama iyi ki de gitmişiz, evet.

* Güne erken başlayınca doğal olarak uzun sürüyor. Güzel havada beyoglu turları, aksamüstü teras keyfi. Sonra Merve'yi İnönü'ye uğurluyoruz, kız ilk defa Beşiktaş maçına gidecek. Şansına bak, biber gazlarıyla karşılıyorlar onu. Neler olmuş öyle yahu? Severken boğma olayına da dönmek üzereymiş yani şov. Neyse ki kazasız belasız bitmiş gitmiş. Biz ise olaydan bihaber özetleri izledik gece eve gelince.

* Bu sene şampiyon Anadolu'dan! Denizli tribünleri böyle bağırmış. Kalan 8 haftada yaklaşım böyle mi olur, yoksa kıskançlık duyguları mı kabarır bilemiyoruz. Ama ligin bitimine 8 hafta var ve Sivas hala tepede! Bu bile futbolumuz için önemli bir gelişme bence.

* Trabzon yine gol atamadı. Ersun Yanal sendromu klasikleşti artık. Ersun Yanal'ı hoca yapacaklara öneri. İlk 17 haftayı onunla götürün. İkinci yarıya da onunla başlayın, ancak 18. haftadan sonra kendisine 1-2 ay izin verin, bu dönemde iş bitirici hoca kontenjanından Hikmet Karaman, Yılmaz Vural gibi hocalarla maçları kazanın (yarısını bile kazansanız Ersun Yanal'dan iyi performans sergilenir). Sonra, son haftalarda tekrar Ersun Yanal'la devam edin ve şampiyon olun. Bence denenebilir!

* His savaşları vIII. Bu kez maç Kadıköy'de. Ne yalan söyleyeyim, Eskişehir tribününe gidesim de geldi ama kombine varken üstüne 45 lira verip bilet almak manasız geldi, şu kriz günlerinde. Fenerbahçe'den bir umudumuz yok, Eskişehir'e ise puan lazım. Ne yaptığını bilerek oynayan taraf Eskişehir, Fenerbahçe ise bu sezonki standardında, ne eksik ne fazla. Golü atan Fenerbahçe, ama her an atabilecek olan da Eskişehir. Fenerbahçe bir fazla atıp puanları kapıyor. Hani normalinde "ulan neden olmasın, üç rakiple maçımız var" diye düşünmeli insan. Ama hakikaten kimsenin umrunda değil, umudu yok, beklentisi yok. Niye böyle oldu bu işler?

* Eskişehir taraftarı gürültülü yine. İyi ses çıkarıyor Kadıköy'de. Ama yetmiyor. İkinci gol olmasa, Fenerbahçe'nin son dakika sendromundan faydalanılabilirdi, ama Güiza bu aralar yükselişte.

* Deniz'e bir kez daha şapka çıkarmak istiyorum. Josico'nun ise maç başına para alası gelmiş sanırım, rica etmiş Aragones'e oynamış. Öyle bir havası vardı çünkü.

* Haftayı Gaziantep-Galatasaray maçıyla kapadık. İlk 10 dakikada Gaziantep o kadar iyi paslaştı, o kadar iyi top çevirdi ki, ne yalan söyleyeyim ağzım açık kaldı. Ama yetmiyor işte, savunmanın da en az o kadar iyi olması gerek. Altıpasta Baros'u boş bırakırsan affetmez, ki affetmedi. Sonra ara ara toparlanan Antep, fırsatlar yakalayan Galatasaray, boşalan bardaklar derken baktık ki maç bitmiş. Antep gerçekten iyi bir takım olabilir, bunu not düşelim. Galatasaray için ise önümüzdeki hafta oynanacak derbi belirleyici olacaktır. Bence hala şansları var.

* Pazar günü Dar Alanda Kısa Paslaşmalar'ı tekrar izledim. Ne güzel bir filmdir bu ya, izlemeyenlere mutlaka, izleyenlere tekrar diyelim! 4 pasın sonu %90 goldür!

* Diğer maçlar vardı bir de. Ankaragücü Hikmet Karaman gazıyla nefes almış. Antalya üstüste puanlarla potadan kaçtı resmen. Konya Hacettepe'yi tamamen batırıp, kendisi oh çekti. 10. sıradan aşağısı hala karışık, tabi zaten bir haftada düzelecek gibi değil. Kocaeli bu maçı kazanamazsa hevesini kaybeder, o yüzden kritik bir hafta bekliyor.

* Grafite'nin golü mutlaka görülmeli. Fransa'da heyecan sürüyor, İtalya bitik. Şampiyonlar ligi başlıyor, ara vermeden futbol güzel. Başka, başka ne olsun?

by tunchay

4 yorum:

varol döken dedi ki...

@tunchay
ben ilk defa uzun süreden sonra 2. yarı taraftarı da takımı da beğendim... eskişehir iyi takım, derli toplu oynadılar ama 2. yarı hak ettik maçı... güiza da kıpırdanış çok bariz, attığından çok topu alışı ve hareketenişi çok güzeldi, semih'in pası da... ama en çok sevindiren beni deivid'in o müthiş sevinciydi, altta olup amma sarılmak istedim adama...

bir parantezde dar alanda kısa paslaşmalar'a açayım... ben hiç sevmedim o filmi ya, bana feci derecede yavan, zorlama ve hatta tuzlama geldi... hayat feci derecede futbola benzer de bunun üstüne film koyup yan hikayeyi zayıf tutunca bir şeye benzemiyor...

ha sevmediysen sevmedin birader bana ne diyebilirsin ama işyeri feci halde hapishaneye benzer, nefes alıyoruz işte idare et:)

Olympian dedi ki...

varol doken in de kendine ozel feed i olsun, yorumlari gelince uyarilmak istiyorum : )

varol döken dedi ki...

ben de oturduğum koltukta taylandlı kızlar tarafından uyarılmak istiyorum ama onun yerine çirkin kısa ve gözlüklü müşteri temsilcileri tarafından dürtülüyorum...

hayat acımasız olympian birader ne yaparsın...

gry dedi ki...

ankaragücü kümeye inşallah:)
kocaelinin mağlubiyetine çok üzüldüm ama bu hafta bizim karşımıza bir nebze de olsa serilerinin bozulmasının ve bu mağlubiyetin verdiği moral bozukluğuyla çıkacaklardır.