24 Temmuz 2009 Cuma

TOTAL FUTBOL!



Bilgi onu kazandigimiz kosullara baglidir derdi Engels. Basari recetesi de ayni sekildedir. Tüm takimlarin belirli bir dizilim ya da oyun felsefesi ile oynadigi yerde basariya kosacak olan bunlardan farkli bir sistem ile sahaya cikacak olan takimdir. Haliyle o takimin sistemi/farki sadece her takimin ayni formatta oynadigi zaman basariyi garanti edecektir. Dolayisiyla burada olmasi gereken ya da basarili olarak adlandirilan her sistem/dizilim/felsefe sahip oldugu kosullara göre degiskenlik gösterecektir. Her yerde ve her kosulda dogru sistem/dizilis/oyun felsefesi yoktur ve bu yüzden eldeki mevcut kadro ve bu kadronun oynadigi ligin genel yapisina en uygun olan en dogru sistemdir. Türkiye Süper Liginde Barcelona olabilirsiniz belki ama sürüyle Hiddink Chelseasi de sizi bekleyebilir. O zaman Barca olmak pek bir ise yaramayabilir.

Barcelona, diger bütün takimlardan gecen sezon daha iyiydi ve modern bir futbol sistemi ya da daha dogru ifade ile "total futbol" ile sahada yer aldilar. Herkesin kendisi oldugu yerde Kral oydu lakin rakibin kosullarina göre kendisine yeni bir oyun plani kuran Hiddink'in Chelsea'si Barcayi oynatmaz iken oynattigi sistemin de gecerli oldugu zaman dilimi belki sadece Barcelona oyun yapisinin oldugu yerdir. Dolayisiyla sistemin kendisini varedecegi kosullarindan bagimsiz bir degerlendirmesi/sevinci/degeri olamayacagi asikardir ve tüm bunlara ragmen Galatasaraya Rijkaard'in oynatayacagi söylenilen futbol felsefesinin kabaca bir degerlendirmesi yapabiliriz sanirim.




Ben ne kadar kabaca yaparsam yapayim Mehmet Demirkol kabaligina maalasef ulasamam. 4-3-3 diye tek ve özel bir sistem yoktur. Bu diziliş 4-5-1’in hücum varyasyonudur. Sistemin adı ancak 4-3-3/4-5-1 varyasyonu olabilir gibi muhtesem bir Mehmet Demirkol aciklamasi söz konusudur. Insan inanamiyor bu yaziya. Rijkaard'in Galatasaray takiminda uygulamaya gecirecegi 4-3-3 ya da Total Futbol, 4-5-1 varyasyonu mudur yoksa blogun tepesinde sürekli gördügünüz, 1999 yilinda gecen yüzyilin teknik direktörü secilmis Rinus Michels'in Ajax'in basina gectigi altmisli yillarin ortasindan günümüze kadar ulasan ve futbolla biraz iliskisi olan her insanin haberdar oldugu cok baska bir oyun felsefesi midir ? Total Futbol her seyden önce bir dizilim degil italyanlarin Catenacchio'su gibi futbol ideolojisidir. Dizilim ise sistem degildir. Gecen yillarda Schalke, Porto, Chelsea ve daha pek cok takim 4-3-3 ile sahaya ciksa da birbirlerinden cok farkli bir oyun felsefesine sahip idi. Sistem degil de saf dizilis degerlendirmesi olsa dahi 4-3-3'den daha kidemli Piramit- WM-WW-4-2-4 filan olmasi gerekir böyle bir dizilim yoktur demek icin.. Teknik adamin sahaya oyunculari konumlandirisi dizilimi dogurur iken önceden belirlenmis olan oyun stratejisi ve buna bagli her futbolcusuna verdigi görev ile beraber bu oyuncularin niteligi de sistemi olusturur. Mevzubahis konu Hollandali teknik adam Rijkaard oldugu zaman Total Futbol ve Hollanda iliskisi kacinilmaz olarak ortaya cikiyor.



Rinus Michels, Johann Cruyff ve Total futbol öncesi ne Hollanda ne de Ajax takiminin uluslararasi bir basarisi mevcuttu. Yoktular bu arenada.. Hatta 1949 ile 1955 yillari arasinda Hollanda Milli takimi yaptigi yirmi yedi karsilasmanin sadece ikisini ancak kazanabiliyordu. Hollanda milli takimi o güne kadar hicbir önemli turnuvaya katilim gösteremez iken kulup takimlarinin da kayda deger basarisinin olmadigi zamanlarda Ajax'in kapisindan 1965 yilinda iceriye iki adam girer ve Hollanda futbolu köklü bir degisiklik yasar. O gün baslayan futbol devrimi gectigimiz mayis ayinda oynanilan Sampiyonlar Ligi Finalindeki Barcelonad'a vucut bulan futbol anlayisina kadar sürer.. Bu önemli iki sahsiyetten birisi devrimci bir futbol adami ve Total Futbol felsefesinin futbolculuk döneminde iken hocasi olan Jack Reynolds ile beraber mucidi olacak olan Rinus Michels'dir, digeri ise annesinin temizlikci olarak calistigi kulube oyuncu olarak gelen Johann Cruyff. Cruyff, Michels'in bu alisilmadik oyun sisteminin dogumunda yer alip bugüne kadar yasamasinin nedenidir. Hagi'nin okudugum milyon röportajinda etkilendigi teknik adamlar arasinda bir kere Terim'in ismini gecirmez iken sürekli andigi tek isimdir Sari Fare. Oyunculuk ve Teknik adamligi bir tuttugunuzda gecen yüzyilin tartismasiz en büyük futbol adamidir bana göre.




Rijkaard'in Barcelonaya gelmesinin nedeni olan Cruyff 90'li yillardan itibaren Barcelonayi Total futbolun laboratuvari haline getirip bu güzel günlerin yasanmasinda büyük emegi olan insanogludur. Cruyff, Ajax Klubüne girisinden yaklasik on yil sonra oradan ayrilirken geride 6 Hollanda Ligi Sampiyonlugu, 4 Hollanda Kupasi ve 1971-72-73 olmak üzere üst üste üc kez de Sampiyon Klupler Kupasi birakmasi bir yana Rinus Michels yönetimi altinda Hollanda ile 1974 Dünya Kupasi Finalinde de sahnede yer alacakti. Bu basarilarin temelinde Michels'in icadi olan total futbol felsefesi yattigindan olsa gerek bugün hala bu oyun anlayisina Hollandalilar din gibi tutkuyla sarilmis durumdadirlar. Hollandalilari futbol sahnesine cikarip bugün dahi orada bulunmasini saglayan futbol devrimidir. Peki nedir bu Total Futbol ya da gercekten bizimkilerin hafifsedigi gibi 4-5-1'in hucum varyasyonu mudur ? Baska acidan bu futbolun diger bir tutkulu savunucusu Van Gaal, bu kadar kolay bir sistemi Bayern Münih takimina uygulatmaktan neden son anda vazgecmistir ve Ribery'i 10 numara oynatacagi klasik bir 4-4-2'ye gecis yapmistir ? Öyle ki Van Gaal'in tutkusu da hafifsenecek gibi degildir zira Rummenige ile pazarliga oturdugunda millet para konusur iken Van Gaal üc orta saha üc hucumcu oynatirim diye bastan resti cekiyordu. Lakin gecmisinde direttigi oyun felsefesi yüzünden dibi görmüs olan deneyimli teknik adam ilk paragrafda yazilanlarin icerigini yasayarak kavramis olsa gerek bir dönüs gerceklestirdi. Yine de Hollandalilarin bu tutkusunun temellerine inmek icin biraz gerilere gitmek gerekir..



1950'lere.. o ünlü Macar takiminin basari recetesi 4-2-4 dizilimin sahip oldugu futbol anlayisinin Michels tarafindan biraz daha ileriye götürülmüs halidir bahsedilen. Total Futbol, dönem itibari ile Sürgü ve Beton savunma felsefelerin ayyuka ciktigi dönemde futbola estetigin ve güzelligin yeniden kazandirilmasinin adidir. 1972 Ajax-Inter finali, kötülere karsi iyilerin kazanmasi, Total Futbolun Catenacchio karsisindaki zaferidir. Sistemin öncülü sayilan Macar 4-2-4 sisteminde orta sahada yer alan merkez ikili takim savunma yaptigi vakit geriye cekilip altili bir savunma hatti olusturur iken takim hucum yaptigi zaman ise ileride altili bir hucum organizasyonu ile mac icerisinde dönüsüm sagliyordu. Bunu oyuncularin bir kismina asiri yüklenilmesi gerekcesi ile yeterli bulmayan Michels, her oyuncunun hem savunma hem de hucum yapabildigi, harcanilan enerjinin takimdaki oyunculara öncülü sayilan Macar sosyalist sisteminden daha esit bir sekilde dagitildigi ve o günlerde oldukca yeni olan takim halinde presin ve ayni zamanda da takim halinde savunmanin/hucumun dogmasina neden olacak Total Futbolu gün isigina cikariyordu. Saha icerisinde gezgin bir anlayis ile yer alan oyuncularin sürekli pozisyonunu kaybetmesi ile her oyuncunun her pozisyonda oynama zorunlulugu da kendiliginden doguyordu. En iyi savunmanin da en iyi hucum oldugu ilk kez burada söylenmeye baslanmistir. Calisilmis organizasyonlar esliginde top rakipte iken rakibe bos alan birakmayacak ölcüde saha ici dolasimin/presin yani sira topa sahip olduklarinda ise dizilimin de etkisiyle enlemesine ve boylamasina olabilecek en genis alana yayilarak kollektif futbolu tüm dünyaya armagan ediyorlardi. "bos alan" bu sistemin hedefidir. Top sizde degil iken rakibe oynayacak bos alan birakmayacaksiniz ve topa sahip oldugunuzda sürekli bos alan yaratma pesinde cesitli taktikler uygulanacaktir. Toplu halde pres, hucum ve savunma gibi yenilikler kazandirmasinin yani sira oyuncunun her daim kendisinin disinda kalan her oyuncuya dikkat kesilmesi ile bireysel futbol yeteneginin disinda oyuncunun sistem egitiminden gecirilip belirli bir oyun zekasi kazandirilmasi da zaruri hal aliyordu. Cruyff'a göre teknik direktör Michels, sag acigin ne yapmasi gerektigini anlatirken sol bekin dalma hakki yoktur diyerek totali özetliyordu bir bakima.. Zira mesele beraber oynadiginiz oyuncunun bir sonraki hamlesine göre kendinizi konumlandirmanizla da biraz ilgilidir. Iste bu yüzden alt yapidan belirli bir organizsayon ile -ajax,barca- yukari futbolcu tasiyamiyorsaniz isiniz biraz da uzun bir zamana kalmis demektir..

Bu oyun anlayisi baz alindiginda oyuncularin taktiksel anlamda gelismis olmasi yeteneklerinden daha fazla önemlidir. Dünyanin en yetenekli oyuncularini bir araya toplasiniz dahi sistemin islerliligi oyuncularin yeteneginden ziyade takimin birbirlerine olan uyumu, birbirlerini ne kadar iyi tanidigina ve oyuncularin taktisel gelismisligine baglidir. Barcelonanin alt yapidan cikardigi ve bu futbol felsefesi temelinde yetisen genclerin fazlaligi da aslinda bocalama yasamadan kisa vadede basari icin zorunluluktur. Biraz da bu yüzden Rijkaard gittigi her kulup takiminda ilk devre cuvallamis, Barcelona gibi bir klubu dahi küme düsme potasina sokacak kadar geriletmistir o güzel 2000 Avrupa Sampiyonasi performansi sonrasi.. Bu sistemin Michels ile beraber iki numarali adami Cruyff arkada olmasa bugün de Rijkaard burada olmazdi. En az Rijkaard kadar etkili olan gecmisin efsanesi güzel iki numara Neeskens'in de oldugu, finale kadar 14 gol atip 1 gol yedigi- o da kendi kalesine- unutulmaz 74 dünya kupasindan "total futbol" görüntüleri asagidadir..



Gecmisden bugüne evrim gecirip degisime ugrasa da bu felsefe ile oynatilan takimlardaki ortak paydalar hala kendisini koruyor. 1974 Dünya Kupasi Finalinde Almanlar, henüz daha topa dokunamadan birbiri ardina yapilan 14 pas sonucu gerceklesen pozisyon sonrasi Neeskens'in gole cevirecegi penalti atisi ile cezalandiriliyorlardi. 1973 Sampiyon Klupler Kupasinda Juventus karsisinda Ajax dördüncü dakikada golü buluyor, Barca'nin Man U karsisinda gecen sene 9.dakikada golü bulmasi gibi.. Hem 73'de Ajax ve ayni zamanda bugünlerin Barcelona'si finallerde denk takimlar karsisinda geride kalan süre boyunca rakibe topu göstermeyip karsi tarafi cileden cikarmasi nedeniyle birbirleriyle örtüsüyorlardi. Rijkaard, o zor günleri atlattiktan sonra ezeli rakibi Real Madrid'i 2005 yilinda yener iken Eksi Sözlükte biz su yorumu yapiyorduk: Topu rakibine vermiyor Barca.

Ikinci bir top gerekir, uzay futbolu, bunlar kendisi de anlamiyor ne oynadiklarindan ziyade gecmisten gelen bir gelenegin yarattigidir topa sahip olma lüksü. Cok yönlü oyuncularin sürekli yer degistirmesi ile adam adama savunma karsisinda her daim bosa cikan fazladan bir adama sahip olabilen, alan savunmasinda ise oyunu olabilecek en genis alanda oynamalarindan dogan saha hakimiyeti nedeniyle de oyun kuracak boslugu mutlaka yakalip size topu vermiyorlar. Barcelonanin kurdugu ücgenlerin cözülemezliginin nedeni Iniesta'nin topu igne deliginden gecirip bosluga akitmasi oldugu kadar altmisli yillarda belirlenmis total futbol felsefesinin prensipi olan her oyuncunun her pozisyonda oynamasi nedeniyle forvetin orta saha oyuncusuna dönüsüp blogunuzda/ücgeninizde yer almasidir da. Biraz daha yakindan bakmak icin sizi borges blogunda islenilen su amatör isi analize dogru yönlendirelim..

Hiz, bu oyunun temel prensibidir. Her seyin üzerindedir. Hiz, temel ihtiyac olan bosluga acilan penceredir. Hizli olursaniz bosluk yakalayabilir ve rakibe bos alan vermezsiniz. Yerden paslasmanin , sürekli pas trafigi icerisinde olunmasinin nedeni hizin üretimi icin gereklidir. Ajax'in Total futbol ile sayisiz kupalar kazandigi dönemin oyuncusu Barry Hulshoff, sadece hizdan bahseder.. "Biz Cruyff ile sadece hiz üzerinde tartisiyorduk. Hizin oyuncular tarafindan üretimi, Hiza ulasmak, Hizin organize edilmesi." Her oyuncu birbirlerinden farkli futbolcularin olusturdugu birden fazla bloga cok yönlülügü nedeniyle üyedir. Her blokun pas trafiginin ezbere alinmasi icin beraber calisma, birliktelik, uyum kacinilmazdir. Hepsinin hedefi hizlanma, hizin üretimidir. Barcelonali oyuncular, Ugur Meleke de beni affetsin ama daha yetenekli olduklari icin degil daha uyumlu, daha hizli olduklari icin durdurulamadilar..





Toplamda, Total Futbolun alt yapida organize edilmedigi sürece onbir insanin uyumu saglanasiya kadar olan sürede basarisizligi kacinilmazdir. Gecmisin duragan futbolunda sadece Cruyff'un bu futbol felsefesine hakim olmasi tüm takima yetebilir iken günümüz futbolunda bu ihtimal pek yoktur. Oyuncularin toplam yeteneginin disinda birlikteligin dogurdugu bir güctür total futbol. Beraber gecirilecek zaman dilimin ölümcül anlami vardir. Bu sabrin en azindan o kötü sürecin ardindan cikacak catlak sesler sonrasi yönetimde olmayacagini cok iyi biliyorum. Ülke futbolu basinin cikardigi sesin sekillendirdigi taraftar ve ona kayitsiz kalamayan yönetimlerin icraatleri ile yönetiliyor.Tüm bunlari alt alta topladigimizda Rijkaard ya baska bir futbol felsefesini ilk paragraf dolayinda hayata gecirecektir ilerleyen zaman icerisinde ya da her zaman olan kendisini yine varedecektir..

1974 yilinda finalde Almanya ve Hollanda karsilasir iken bu bir bakima Total Futbol ile Total disiplinin savasimi olarak tarihe gecmistir. Biz bu final macinin kazanan tarafinin ekmegini yedik uzunca bir süre. Alman tarafinin isi disiplinli olmaktir. Taktik kelimesi daha düne kadar Almanlarda "hakaret" anlamina geliyordu. 54 mucizesinin yasayan insanlarinin röportajlarinda bir kez olsun taktigin konusulmadigindan dem vurulur ama tarihin en basarili takimlarindan Macaristan'i durdurmayi yine de basarmislardir. 74'de durum cok farkli degildi. Berti Vogts'a tüm mac boyunca ne yapmasi gerektigini iki kelime ile özetlemistir Helmut Schön: Cruyff'a yapis.! Vogts'un bu disiplinli bir sekilde basit olani uygulamasi sonucu kupa kazanilmistir. O Helmut Schön'ün asistani olan Jupp Derwall'i Galatasaray takimin basina getirerek bir devrim gerceklestirmistir. Derwall'den yaklasik 20 yil sonra bu sefer Derwall'in rakibi olan Hollandalilarin oyun felsefesine sariliyoruz.. Demem odur ki oyuncuya yapismak yani Vogts'un Cruyff'u durdurmasi kotarilabilir bir is iken onbir insanin birlikte olusturdugu bir kareografi cok da kolay degildir. Total Disiplin sinavindan basariyla gecen Galatasarayin Total Futbol ile imtihani nasil olacak hep birlikte görecegiz..


by Borges

20 yorum:

alperensaylar dedi ki...

hayret dedim içimden dutchman mehmet demirkol'a pek takmazdı diye. yazının sonuna gelince anlayabildim senin olduğunu:)

şaka bir yana ellerine sağlık borges.

bu yazıyı senin bahsettiğin ve desteklediğin iki takımın rakibini destekleyen biri olarak şunu söyleyebilirim ki artık rekabet almanya ile hollanda'nın total disiplinin vs. total futbolundan total futbol vs. total endüstriye döndü. rijkaard'a kadar total endüstri öndeydi, şimdi total futbol geri döndü. gelecek sezon hangisi kazanacak göreceğiz:)

bozo dedi ki...

üstad yazmayı, biz okumayı özlemişiz...akıcı ve çok güzel bir yazı olmuş

Deniz Gür dedi ki...

Yazı mükemmel. Okuyacak olanlara tavsiyem önce yazıyı bir solukta okusunlar ardından ilk videoyu izlesinler. Tasvir bu kadar güzel olur ancak.

Diğer Barca analizini de okudum benim de tespit ettiğim şeylerin yazılmış olması bu futbolu iyice anlamaya başladığımın bir göstergesi sanırım. Bu adamları izlemek inanılmaz zevkli.
Bakalım bu yıl Real nasıl karşılık verecek.
En büyük korkum Zlatan'ın takımın ahengini bozması. Etoo saha dışındayken ne kadar takım oyuncusu falan değilse saha içinde takımı için canla başla çalışan bir adamdı. Ama Zlatan, at finke tarzı bir adam. Umarım uyum sağlar. Ve zaten en üst seviyede olan takım bir basamak daha çıkarak iki sene üstüste efsane olacak bir takım olur.

Son olarak o Hollanda - Uruguay maçındaki defansif anlayışa bayıldım. Topu atacak adam şaşkınlıktan ne yapacağını şaşırıyor. Kolay değil bir anda koşmaya başlayan 10 tane adam. Elinde olsa kaleci de katılacak onlara ve hatta katılıyordur da. Sonuçta ofsayt taktiği tutmazsa kaleden biraz açıkta olması gerekir. Gedikleri ustaca kapanabilen bir taktik anlayış. Mükemmel bir futbol zevki sunan mentalite.
Yazı için bir kez daha teşekkürler Borges.

varol döken dedi ki...

burada o sınavı veremez, bir kere sınıf çok gürültülü, kopyacılar çok, gözetmen sürekli rahatsız ediyor, sakin sessiz çalışacak yer de yok, öğrenciler anatomileri gereği tembel vs. ama elinde bir cruyff'u var...

(gerçi kimse cruyff gibi olamaz ama arda yı severiz)

L dedi ki...

harika abi harika. eline sağlık. müthiş.

AAAA dedi ki...

çok iyi yazı.

total futbol'un bu ülkede yeşerebileceğine ise bir türlü inanamıyorum. diğer yandan total futbol'a prim verilmeyecekse rijkaard'ın takımın başına gelmesinde bir anlam da göremiyorum.

aşkın dedi ki...

Borges hız İngilizlere atfedilmeli, Barcelona'ya değil.Uğur Meleke de haklıdır, Barcelona yetenekli olduğu için buralarda.Sadece pas ve hız ile yani yetenek olmaksızın Arsenal olursunuz.Geçmişten meşhur bir video:

http://www.youtube.com/watch?v=XuGk_X85WcI&feature=related

Bir de İngilizler vs Barcelona için şu postun altına bir yorum yazmıştım, yer kaplamasın diye link
yazıyorum:

http://erenlogoglu.blogspot.com/2009/07/matematiksel-futbol.html

Borges dedi ki...

Askin: Meleke, Total Futbol ile bugünün BArcelona arasindaki bagintilarin olmadigini örnekledigi bir yazisinda isi sadece yetenege baglamistir. Tek basina "hiz" degil, hizin üretimi sonucu hedeflenilen nedir ? Bu futbol felsefesinin hedefinin "hiz" ile kazanildigidir benim üzerinde durdugum daha cok.. Yazilarina da simdi bakacagim.

Bu kadar uzun yaziyi okuma basarisi gösteren herkese de ben tesekkür ederim.

pulp dedi ki...

belgesel tadında, saklanması gereken bi yazı.

AAAA dedi ki...

barça'nın sadece yetenekli olduğu için başarılı olduğunu söylemek meleke'den ziyade uluç'a yakışır ki bu yaklaşım başından sonuna da sakattır. insanların yıllardır verdiği emeği görmezden gelerek, kazanılan bütün başarıyı tanrıya bağlar. iniesta'nın çocukluğundan bugüne yaptığı onca antrenman o zaman boşuna demektir. zaten yeteneği varken çalışmasına ne gerek var. ohhh ne güzel.
buradan barça oyuncularının yeteneğinin kısıtlı olduğu yorumu da çıkmamalı, lakin o yeteneği gösteren ve arkasında tam anlamı ile saat gibi çalışan bir sistemi (borges'in yazısına göre total futbol) kuranlar çok ama çok önemli işler başarmışlardır.
sonuç olarak barçalı oyuncuların top kullanma yeteneği üst seviyededir ve kusursuz bir sistem ile bu yetenekleri daha fazla öne çıkmaktadır.

aslında ilk linkteki hollanda hakkında iki kelam etmek için yorum kısmını açmıştım.her ne kadar bugünün oyunu üzerinden programlanmış bir bakış açım olsa da hollanda'nın kaçırdığı onca gol saç baş yoldurur ya. o kadar gol kaçar mı?

S.B dedi ki...

Selamlar,

Ben açıkcası Total futbol'un bu ülkede kullanılabilirliğini değil de sonuç alabilitesi durumunu sorguluyorum.

aşkın dedi ki...

slum
Benim ve Uğur Meleke'nin kastettiği salt sistem - pas ve hızla bir yere kadar gelebileceğinizdir.O yer de Arsenal'dir, Chelsea'dir.
Bunlar denklemin birer parçalarıdır, üzerine yetenek konursa Barcelona olursunuz, koymazsanız en fazla Arsenal - Chelsea olursunuz.
Önceki yorumda bir blog postunun linkini verdim, o postun altına yaptığım yorumu buraya eklemek lazım demek ki:

''Büyük bir ihtimal İngiliz dominasyonunun yerini Barcelona alacak.Bu makine düzeni maçın herhangi bir anında gol bulduğunda artık önlenmesi imkansız oluyor.
Bu yılki final maçında olduğu gibi maça sakin başlamak yeterli olacak.

İngiliz takımları=Fizik güç+kondisyon+hız

Barcelona=Pres+Makine düzeni+Teknik kapasite

Bu iki denklemden ilki kolay bozulabilir.Yorgunluk ve bireysel hatalar İngilizler'i kayba uğrattı, uğratacak.Barcelona denklemi ise takım en kötü haldeyken bile işlerliğini kaybetmeyen pas düzeni ve her an skoru ve maçı değiştirebilecek teknik kapasiteli birçok futbolcu nedeniyle kolay kolay bozulamayacak bir yapı.Hiddink'in Chelsea'si dahil, maçın başındaki şans golü olmasaydı o maç çok daha farklı olacaktı.
Bu takımı artık yalnızca kendisi kendi içinden çökertebilir.''

Minero dedi ki...

İlahi Borges sen yazacaksın da biz okumayacağız. Senin bloga adam akıllı dahil olmanı beklemiyordum açıkçası haftada sadece birkaç yazı yayınlarlar misafir kontenjanından diyordum burada olmana çok sevindim. Tabii ne demişti Fırat Abi, Flying Dutchman'da transfer bitmez :)

Yazına gelince total futbol o zaman için gerçek bir devrim keza bunu Uruguay'lı oyuncularından şaşkınlıklarından görüyoruz ama belirttiğin gibi çok büyük altyapı eğitimi gerektiriyor ve ne yazık ki ülkemizde olmayan birşey bu. Daha doğru dürüts altyapımız yokken bu kadar altyapı yatırımı isteyen bir futbol anlayışına kesinlikle aşina değiliz ve karamsar biri olarak pek umutlu değilim bu tarz futbolun bizde başarılı olacağından...

zachpaulsen dedi ki...

total voetbal macerasını heyecanla bekliyoruz. bu iş eğer türkiye'de yapılacaksa bunu yapacak bir tek takım var o da Galatasaray'dır.20 yıllık alman ekolünün ardından şimdi de bir 20 yıl hollanda ekolünden devam edelim.
ayrıca bu muhteşlem yazı için teşekkürler borges. seni tekrar görmek çok güzel.
bir hücum futbol, güzel futbol aşığı olarak 1. videoyu izlerken inan gözlerim doldu. alman ve italyan ekollerine rağmen güzel futbolun joga bonito'nun kazanması dileğiyle.
inanıyorum ki 4 yıl sonra buraya 1 şampiyonlar ligi şampiyonluğu getirecek bu ekip

PVH dedi ki...

Iyi de Demirkol'un yazisina neden inanamadiniz onu cozemedim. Adam total futbol yoktur dememis ki, siz burada uzun uzun total futbolu anlatmissiniz, hatta yazinin basinda da sistem ve dizilis farkli seylerdir demissiniz, Mehmet Demirkol'un yazisinda "total futbol nedir, uydurmayin boyle seyler" yazdigini gormedim. Ustelik soyle bitiriyor yazisini

"3 santrforla oynasanız ne olacak ki? Arkası yine aynı olduktan sonra...Bu oyunun temeli hızlı tek top oynayabilmedir. Topu sürekli boş alana taşıyabilmedir. Türkiye’deki oyun temposuyla 4-3-3 varyasyonunu sıklıkla kullanmak zor. Hep Barça’nın nasıl hücum ettiğinde gözümüz. Nasıl savunma yaptıklarına bakmıyoruz hiç. Önde nasıl bastıklarına. Geniş alana topu nasıl anında aktarabildiklerine. Mesele bu. Zaten bunu yaptıktan sonra kimse nasıl dizildiğinizle ilgilenmez. Aslında gözle görülür bir diziliş de kalmaz.
Bu oyunun adı sayılarla verilmez zaten.
Total, hatta neo-total futbol der geçersin..."

Yazdiginiz seylerle paralel, nesine inanamadiniz bu yazinin? Ha total futbolun dizilisi 4-3-3'tur kardesim bu boyledir diyorsaniz Demirkol'un yazisina cok sasirir, hayret edersiniz ama o zaman da bu iddianin sebebini merak ederim, zira yazinizda boyle bir iddia da yok.

Borges dedi ki...

PVH: Demirkol, sistem-dizilim karmasasi icerisinde. Tanimsal anlamsizliklari belirttigim icin es geciyorum cok da önemli olmasin. Lakin Rijkaard'in Türkiye'ye getirecegi ve hayata gecirilmesi cok zor olan sistemi ya da oyun felsefesini bu kadar kolaya ve uc hucumcu oynatmaya indirgemek yeni bir sistem insasi icerisinde bocalama dönemini izleyicilerin algilayamamasina yol acacaktir. Bilincli bir zarar verme eyleminden kesinlikle bahsetmiyorum, sistem/dizilim konusunda düsündükleridir bunlar lakin öyle de "bana göre" degildir. Bir 4-3-3 dizilimi ile pek cok takim sahaya cikmistir lakin hemen hepsi birbirlerinden cok farkli oyun felsefesine sahip olmuslardir. Yazidan bahsi gecen örneklere ise hicbir sekilde katilmiyorum. Mumkun olsa ben sizin alintiladiginiz yer ile basta verdigi örnekleri birlestirmesini isterdim.

Alintiladiginiz yerde Demirkol'un aklina Barca geliyor ve aklinda kalanlari yorumluyor yanlis olmayan bir sekilde. lakin su kismi ise itiraz edilendir:

"4-3-3 diye tek ve özel bir sistem yoktur. Bu diziliş 4-5-1’in hücum varyasyonudur. Sistemin adı ancak 4-3-3/4-5-1 varyasyonu olabilir.
Son günlerde en çok bu konuşuluyor. Bu sistem Türkiye’de uygulanabilir mi? Rijkaard’ın takımına uyar mı vs. Cevap kolay. Zaten uygulanıyor. Yıllardır hem de... Fatih Terim tarafından milli takımda uygulandı. Daum Fenerbahçe’de uyguladı. Ersun Yanal zaman zaman uyguladı."

Yillardir uygulanan ile aklina Barcayi getirip sizin alintiladiginiz bölüm birbirleri ile uyusmuyor, bana bunu uyustursun, ben de yanildigimi söyleyecegim. Ki parcacik oyun analizidir. Kastettigi kenarlara hucum eden iki oyuncu koyup ya da sag kanatin aktif bir sekilde oynadiginda 4-3-3'ün olusmasidir.(külliyen sacmalik) Ya da bu iki kenar adaminin geriye cekildiginde 4-5-1 oynatmasi. Barca'da hicbir daim kanat adami olmayan adamlarin -Guily haric diyelim- defansif oynadigi noktada klasik bir 4-5-1 oynanmamistir. Siz hic Henry'nin, Messi'nin,Ronaldinho'nun ve hatta yer yer o bölgeye yerlesen Iniesta'nin savunma düzeninde 4-5-1 oynadigini gördünüz mü ? (devami asagida)

Borges dedi ki...

Barcanin oynadigi cok baskadir, bunu konu disi tutun. Ben size türkiyede oynanilan 4-5-1/4-3-3 ile Schalke'nin misal gecen sene oynadigi 4-3-3 arasinda daglar kadar farkin oldugunu söylerim. Halil-Farfan ikilisi istedigi kadar takim defansif oynasin 4-5-1 sistemine dönüsemez. O bölgeye yerlestirilen adamlar, cizgiye inip orta yapmak ya da benzer oyun yapilari icerisinde bulunamaz. Bu da dizilim ile sistemin cok farkli kavramlar oldugunun altinin cizilmesidir zaten. Demirkol icin her sey ya da tüm strateji defans´/ofans.. ama nasil ? Klise bir sag kanat adamin aktifligi ile asil mevkisi bize göre forvet olan oyuncularin ice dogru yönelmesiyle olusan farkli oyun anlayislari.. Dizilim haric hicbir sey benzesmez.

Demirkol'un yaptigi ayni bölgede oynuyorlar ya da ayni bölgeye yerlestirildigi icin Henry ile Ugur Boral'u ayni isi yapiyor addetmek, bir tutmaktir.

Alintiladiginiz yerde aciklanan bu tanimi da Mustafa Denizli'nin 4-3-3'üne bakarak degil rijkaard'in da insasinda katkida bulundugu Barca oyun yapisina göre acikliyor ki bastan bu tutumu izlemeliydi. Ama genelde o Barca oyunu oldugu vakit "guardiola da bilmiyor ne yaptigi" aciklamasinin disinda bir güzelleme getirmemistir. Denizli-Yanal'in coktan yapabildigini belirtip isi inanilmaz hafifsemistir ki olamaz.. Yani, alintiladiginiz parca barca oyun anlayisi degil yazinin o kisma kadar gelen bölümüdür itiraz noktasi. Veya her ikisinin de birbirleriyle uyusmadigi..

Türkiyede düne kadar, Terim'in de oynadigi oyun felsefesi ile oynatilmasi beklenilen futbol ile daglar kadar fark vardir. Hali hazirda birbirlerine zit iki oyun felsefesini ayni pota altinda eritme cabasidir. Doldur-bosaltlara götüren klasik kanat aksiyonunu, bunun tam tersi noktaya götüren üc hucumcunun organize hucum ataklarini bir tutmak ki akil isi degildir.. Tam tersine, tam da zittina bir oyun felsefesi söz konusu. Yillar yili sikayet ettiginiz set hucumlarindan yoksun bir 4-5-1 ile birbirlerinden farkli 4-3-3 leri bir tutmak ki bunlarin hepsinden farkli olanin da "Kolayligindan " dem vurmak..

Dogru dediginiz bölüm ile yazinin tamami celisiktir, anlamsiz bir yazidir. Bu yazdigim yazinin bir baska temel fikri, bugüne kadar Almanlarin bize uygulatmaya calistiginin belki de tam tersi istikamette yol alacagimiz olusudur. Demirkol cok baska düsünyor, nerden baksaniz zit fikirler..

İsmail Şayan dedi ki...

(Bu güzel yazıyı ilk gördüğümden beri aklımda. Ancak mesele derin olduğundan rahat yazabilecek zamana ihtiyacım vardı, bir Pazar günü nihayet fırsat bulabiliyorum)

Ufak bir itirazım var. Macarların dizilişi 424 değil Ww. Total futbol için Macarlar’dan başlamak konusunda ise kesinlikle aynı fikirdeyim. Anlatması çok uzun sürecek Sevgili Borges, blog yazarları ve okurlarının affına sığınarak daha kolay anlaşılabilmesi için sebep-sonuç ilişkisi ile elimden geldiğince kısa bir şekilde anlatmaya çalışayım:

Hikaye 1925 yılındaki kural değişikliği ile başlar. Kural ofsayt kuralı, yapılan değişiklik ise ofsaytı bozmak için gereken oyuncu sayısının üçten günümüzdeki sayı olan ikiye inişi. Çözümlerden birisi Arsenal menejeri Chapman'dan gelir. Chapman santrahafını defansın göbeğine çeker ve günümüz notasyonu ile 235 dememizin yanlış olmayacağı Piramit'ten, yine günümüz notasyonu ile 325 dememizin yanlış olmayacağı Wm'e geçer. Bahtsız adam John Dennis Butler'dır ama tesellisi futbol tarihine "ilk stoper" olarak geçmesidir. Bu stoper dediğimiz adamın işi rakip santrforu ezmektir ve haliyle izbandud gibi bir şahıstır. Herkes Wm'e geçerken bir Macarın canı son derece sıkkındır. Bugün MTK diye bildiğimiz Voros Lobogi'nin teknik direktörü Marton Bukovi, santrforunun(Nandor Hidegkuti) yeteneklerine inanmaktadır ama onun bu izbandudlarla başa çıkamayacağının da farkındadır. Bence, futbol tarihinin en müthiş teknik adam hamlesini yapar Bukovi: Santrforunu biraz geriye çeker, içlerini biraz daha onun bölgesine yaklaştırır ve bu üç oyuncusundan sürekli birbirleriyle alan değiştirerek ve birbirleriyle "ikiye bir ve duvar pası" yaparak oynamalarını ister. Basittir aslında: m, w olmuştur. Dizilişler açısından, Futbol'un "adam oyunu"ndan "alan oyunu"na döndüğü andır gözümde... Savunmacılar adamlarına gittiklerinde alanları, alanlarına gittiklerinde adamları boş kalmaktadır. Bu hamleyi günümüzdeki notasyonla 334 ya da daha doğrusu 3214 olarak ifade edebiliriz. Yalnız, bu Wm ve Ww meselesinde dikkat edilmesi gereken bir nokta var: Tablo cm'dekinin tam tersi, bizim kale yukarıda.

Szebes bu formasyona sadık kalır. Bukovi'nin "santraforun rolünü ve bölgesini dağıtma" fikrini daha da ileriye götürmek niyetindedir. "Herkesin yükü eşit paylaştığı" bir oyun düşlemektedir ve bunu "sosyalist futbol" olarak adlandırır. Grosics, tıpkı birkaç gün önce Dutchman'in yazdığı gibi defansın da elemanıdır. Solda oynayan Joseph Zakarias'ın rolü ise anlaşılması en zor olan ve belki de ww-424 karışıklığının temelinde bu rol var. Puscas, "atağa çıktığımızda ya da savunmaya geçtiğimizde bunu hep birlikte yapardık, biz total futbolun prototipiydik" ifadesini kullanır.

424 ise başka bir yönden gelir ama Bukovi’nin devrimi vardır temelinde. Kökeni Brezilya. İlk kez Flavio Costa'nın 50’lerin başında yazdığı bir makalesinde geçiyor ve bir dizilişin rakamlarla ilk ifade edilişi. İlk uygulama ellilerin ortalarında Brezilya'da(önce Flamengo, sonra Santos ve Sao Paolo) ama enteresandır ki ilk uygulatan da bir Uruguaylı olan Solich. Solich üçlü defansın solundaki bekini(3) defansın göbeğine, orta sahanın göbeğindeki oyuncularından soldakini(6) sol beke, sağ iç forvetini(8) de orta sahaya çekerek 424 uygular. Bu gelenekten ötürü Roberto Carlos Real'de 3 giyerken milli takımda 6 giyerdi. 424 önce Brezilya, sonra Arjantin ve Uruguay’da yayılır ancak bu son iki ülkede oturması, ilk teorik ifadesinden sonra 10 yılı bulur. 58 dünya kupasından sonra ise tam anlamıyla patlar ve Avrupa’da da baskın diziliş haline gelir. 62’de ise Moreira, Zagallo’yu sol açıktan orta saha bloğuna çekerek 433’ü armağan eder futbola. 66 çeyrek finalinde ise Ramsey 442’yi sunacaktır.

424 başka bir yönden gelir derken kastettiğim kıta farkı değildi. Apayrı bir konudur, bir moladan sonra ona da değineceğim. Benim “kısa” böyle oluyor, kusuruma bakmayın :)

Borges dedi ki...

Öncelikle belirtmek gerekir ki Hebenneka'nin Eksi Sözlükte uzun zaman önce okudugum dizilimlerin dogumundan bugüne kadar islenilen müthis bir entrysi vardir. Kendisi bize linkini de bahsedecektir muhtemelen. Dolayisla onu bu konuda otorite sayiyoruz..

Hebenneka: 4-2-4 ayrintisinda haklisin lakin.. Michels, Ajax'in ilk yilinda takima kisa süreligine 4-2-4 oynatir. Baska acidan bu senin de cok iyi bildigin gibi Brezilya kökenli ve ilk defa 58 isvec'te oynatilan sistemdir. Lakin dogumu yine macarlara baglanir. 4-2-4 dogumu öncesi ona yaklasan macarlarin olmasi bir yana Brezilya'ya giden macar Bela Gutman 57'de Sao Paolo'nun basina gecer.. 4-2-4 ile onu sampiyon yapar ve akabinde Avrupaya geri döner, onun asistani Vicente Feola ise hem takimi devrealip orada kalir sonrasinda da 4-2-4 'ü Dünya Kupasinda tanitacaktir zira milli takimin basina gecirilir.. Bu yüzden brezilya kökenli bu sistemin dogumunda da Macarlarin payi büyüktür. Baska acidan Macar Hidegkuti ile Total Futbol'un saha icerisindeki en etkili ve önemli ismi Cruyff'un rolleri cok benzesir. O nasil kendisini geri cekiyor, öldürücü ara paslarla takimi besliyor ve sürekli pozisyon degistiriyorsa Cruyff de öyledir.Senin de belirttigin gibi Oyun felsefesi olarak da ellilere damgasini vuran Macar sistemi ile birbirlerine cok yakindir, sinirli sayida oyuncu rotasyonu, hareketlilik ve dönüsümden ziyade takim halinde bir dönüsümü/hareketliligi gerceklestirir Michels.

Toplamda 4-2-4, hic süphe yoktur ki Brezilya dogumlu ve Brezilya milli takimi ile kendisini göstermistir tam olarak.. Biz Total futbol öncülü en yakin oyun felsefesi anlaminda isaret ettik.. Tek basina dizilimden ziyade bir sistem benzerligidir öncülü olmasi.

CaRtMaNtR dedi ki...

Takım halinde pres yapma bundan 10 sene önce Galatasaray için çok yabancı bir kavram değildi. Ama şu günlerdeki kadroda bunu efektif yapabilmek için en az yarım sezon gerekiyor. Bu noktada yöneticilerden ziyade (onların taahamülsüzlük gösterme kredileri kalamdı bence) taraftarın beklenmeyen puan kayıplarını kabullenebilmeleri gerekiyor.

Geçen sene Skibbe ile 4-3-3'ün en azından hücum üçlüsü için bol bol antreman yapıldı diye düşünsekte sistemin asıl alışılması gereken kısmı orta üçlüde defansif görevleride olan isimlerinin oyun zekaları ile birbirlerine pas açısı yaratarak oyunu açabilme alışkanlıklarını kazanması gerekiyor.

Bu noktada takımda özellikle Sabri ve zaman zaman (bence) maçtan kafaca kopan Barış'ın ciddi gelişme göstermesi gerekiyor. Keza sakatlılığını atmış bir Linderoth bu sistemde gelişmiş pas yetisi ile hem Ayhan ile hemde Arda ile ortada iyi bir ikili oluşturabilir buna ek olarakta arkasında oynayacak olan Mehmet Topal'ın üstünden defansif sorumluluğun bir kısmını alacağındna onunda kendini parçalayıp sakatlanma sorunu yaşamasına önlem olabilecektir.

Tabi sisteme alışması gereken en önemli bölge stoper bölgesi olacaktır. Eğer bu bölgede yıllar önce Çanakkale'de iken ülkemizde yetişmiş bir stoper için iyi sayılabilecek pas ve top sürme alt yapısı olan Gökhan Zan bu özelliklerini hatırlar minimum sakatlanır ve Servet ile beraber oynadığında daha az defansif hata yaparsa alışma dönemi nispeten acısız geçer.

Fakat bu durum olması pek mümkün olmayan bir senaryo bu nedenle elimizdeki en hızlı ve çevik stoper olan Emre G'nin bu ekstra özelliklerine az birazda pasörlük eklemesi durumunda sezonun 5. yada 6. haftası gibi bir dönemde tandemde Gökhan'ın yerini alabilmesi olası. Hatta oyun zekası çok gelişmiş olan Uğur'da bu role soyunursa kendi adıma şaşırmayacağım.