2 Ekim 2009 Cuma

SELÇUK ŞAHİN'DEN HARRY KEWELL'A BİR FUTBOL HİKAYESİ

Yanlış hatırlamıyorsam Galatasaray'ın Joachim Löw döneminde Fenerbahçe'yi Ali Sami Yen Stadyumu'nda Okan ve Hakan Şükür'ün golleriyle 2-0 mağlup ettiği maçtı. Durum 0-0'ken Gheorghe Hagi topla bir kaç Fenerbahçelinin arasına girmiş ve topu kaptırmıştı. Arkalardan şöyle bir ses duydum, "olur olur bunlar, ulan Hagi topu kaptırman bile bi başka beeaaa". Bunu diyen adamın klonu 10 sene sonra tribündeydi tabii yine. Maçın 30. saniyesinde yanlış pas atan Sabri'ye "başladı yine Allahın öküzü, Allahın öküzü" diyordu. İki uç noktadan örnekler bunlar. Buradan yola çıkıp, "böyle davranılmasa Sabri de Hagi olacak adamdı" diyecek kadar sapkınlaşmayacağız elbet. Ama Türk futbol seyircisinde havalimanlarına 5 bin kişiyle futbolcu karşılamaya gidip, aynı futbolcuyu küfür ederek uğurlama hezeyanının bir uzantısı olan davranış biçimi var. Bizim o müthiş "ya zirveye oturturuz ya da yerin dibine batırırız, ortası yoktur bizde" psikolojisinin ürünü olarak o yerin dibine batırana kadar geçen sürede bazı futbolcuların kusurlarını hep gözardı etmek ve toz kondurmamak, bazılarına ise hep rahmetli Erol Taş'a günlük hayatında yapılan muameleyi yapmak. Kötü adam...İstenmeyen adam...Persona Non Gratalar...

Mehmet Topal'ı izlerken dün o geldi aklıma yine. Galatasaray kariyerinin en kötü dönemini yaşıyor herhalde Mehmet. Özellikle Eskişehirspor ve Sturm Graz maçlarında bu iyice ortaya çıktı. Bunun tabi pazartesi günü yazdığımız yazıda belirttiğimiz sebepleri de var. Dün akşamki maçtan sonra ayrı bir yazı yazmak gereksiz aslında, o yazıyı okusanız da olur aşağı yukarı. Bu yapıda son 1 aydır performansı geriye gidiyor. Dün sahada Fenerbahçe'li Selçuk Şahin'in tribünden gördüğü tepkilerin, daha az şiddetlisini gördü. Dakikalar geçtikçe kaptırdığı her top, attığı her yanlış pas tribündekilere batmaya başladı. Zira bir günah keçisi aranıyordu, topu kullanmak isteyen adamlardan birisi olacaktı bu tabii. Keita olamazdı iyi oynuyordu. Arda olamazdı bizim evladımızdı, Elano olamazdı milyon euroluk Brezilyalının keyfini kaçırmak olmazdı (bana başka bir milyon euroluk Brezilyalıya yapılanları hatırlattı, tanıdık geldi mi?) e o zaman Mehmet olmalıydı. Öyle de oldu ve bu arada topa doğru dürüst dokunamayan Harry Kewell kurtuldu. Aynen Roberto Carlos'un Selçuk Şahin ve Deniz Barış ıslıklanırken ortada görünmeyip kurtulduğu gibi.

Günah keçisi seçmemiz açısından bu örnekle devam edelim. Mehmet Topal Karl Heinz Feldkamp ile başlayıp Cevat Güler ile devam eden sezonda Galatasaray'ı şampiyon yapan 2 adamdan birisiydi. Servet Çetin ve o. Hatta Servet'ten bir adım öndeydi. Muhteşem oynadı o sezon. Geçtiğimiz yıl dökülen Galatasaray'ın en iyisiydi. 2 senedir istikrarlı biçimde performansını üst düzeyde tutarak takımı defalarca ipten alan adamın 2 maçtaki formsuzluğu yüzünden bugün futbolculuk kalitesi tartışılıyor. Misal bu sezon özellikle de son birkaç maç en basit ifade ile, nerede ise "hiçbir şey" yapmayan Harry Kewell hakkında hiçbir şey söylenmezken. Ama tabi fark şu Mehmet Çanakkale'li, bizim çocuk, sevdiğimiz gibi dövebileceğimiz de bir adam. 2 sezondur verdiği emekleri hiçe sayıp futbolculuğunu tartışsak bile. Ama Kewell başka, o havalı adam, Avustralyalı adam, Oz Büyücüsü, Daddy Cool, ona laf etmek olmaz. Geçtiğimiz sezon UEFA Kupası'ndan elenişten bugüne kadar hiçbir maça ağırlığıını koyamasa da...

Burada bazı anlaşılma problemleri olacak o yüzden üstüne basarak tekrar belirtelim. Kewell'ın Galatasaray'a geçtiğimiz sezonun ilk yarısında yaptığı hizmetleri unutmadık, aynen Mehmet Topal'ın son 2 sezonda yaptıkları gibi. İki oyuncuyu karşılaştırma amacımız da yok zaten. Dünya futbolunda bulundukları yer ve sahip oldukları prestiji de. Almanya'daki Hamburg maçından sonra kendisine övgüler yağdırdık bizzat burada. Ancak övgü alan adam gerektiğinde eleştirilmelidir de. Bu adamın adı Lincoln de olsa, Kewell da olsa, Ferrari de olsa, Robert Carlos da olsa. Yaptıkları iyi işlerin kendilerine kazandırdığı kredi, Türk oyuncularınkinden katbekat fazla olmamalıdır. Hele hele dışarıdan gelen bir oyuncunun (özellikle isim sahibi ise) yanında kendisini kabul ettirmesi çok zor olan Türk oyuncular söz konusu iken. Burada "bunlar bizim evladımız" türü bir ajitasyona veya Hakan Şükürvari bir "yerli oyuncular cefa çeker, yabancı oyuncular miras yer, bu adaletsizlik hep vardı" tipi gizli bir milliyet hesabına da girmeyeceğim. Dikkat çekmek istediğimiz yer sabır derecemizin isimlere ve şöhrete değil, sahada yapılanlara göre belirlenmesi.

Bir de ne ilginçtir ki yabancılar dahil Türk futbolunda günah keçisi ilan edilen adamlar hep defansa dönük orta saha oyuncuları. Selçuk Şahin, Mehmet Topal, Ovidiu Petre, Yasin Sülün, Deniz Barış, Mehmet Güven....Bu böyle gider sanırım...Ama gitmemeli...

20 yorum:

weah dedi ki...

size katılıyorum ancak mehmet topalın artık topu oyuna biraz daha iyi sokmasını beklemek sanırım çok fazla bir istek değil..mehmet topal kardeşimiz sanki geriye pas verdiğinde pas verdiği kişi gerard mı sanıyor? bir anda 50m tek pasla pozisyona girelim.kewell ise sanki ayaklarında pranga bağlı gibi oynamakta ben onu leeds te oynarken arsenala attığı golle hatırlamak istesemde onun eski patlayıcılığı olmadığı gerçeğini kabul etmem lazım çok üzücü bu gerçek

Adsız dedi ki...

Mehmet Malatya'lı, bizim çoçuk...

ale dedi ki...

çok güzel bir konuya temas etmişsiniz,selcuk mtopal gibi yerli futbolcularımız en azından taşın altına ellerini koyuyorlar, risk alıp dikine oynuyorlar ,hatada illaki olacak ama tribünlerin şamar oğlanıda malesef hep onlar oluyor

CaRtMaNtR dedi ki...

Önlibero pozisyonu kalecilik gibi kritik ve hatası gol yeme yada gol pozisyonu vermekle sonuçlanabilecek pozisyonlardan olduğundan oradaki hata daha bir göze batar. Hele birde o pozisyonun oyuncusundan hem Servet gibi müdahele etmesini hemde Arda gibi pas vermesini bekleyen insan psikolojisi ile bunlar çok sık olabiliyor. Hepsine ek olarak Mehmet Topal gibi formda olduğunda çok daha iyisini oynayabilen bir adam kötü giden maçta kötü oynuyorsa göz batıyor. Bu yuhalama doğrudur diyemem ama dünya genelinde de var mıdır acaba bu konudan pek emin olamıyorum. Muhtemelen tepki olsada bu boyutta olmuyordur.

Neyse uzun lafın kısası olur böyle durumlar ülkemiz taraftarı adamı paralar diye şakaya bağlayalım mevzuyu :)

Not: Bana kalsa Galatasaray forması ile daimi günah keçisi olarka Sabri'yi seçerim :))

Sade dedi ki...

Defansif Orta saha görevini iyi yapamadığında oluşan sorun gol yemekle sonuçlanır ve bir nevi asist özelliği taşırsa tabiki eleştirilecek! Bir oyuncunun forma şansını iyi kullanamaması sorunu var ortada! yoksa kimsenin kişisel bir sorunu olduğunu düşünmüyorum defansi orta saha oyuncuları ile. Bununla beraber bence italya ingiltere ve isoanya liglerinde yer alan üst düzey defansif orta saha oyuncularının performanslarının beklentisi var tribünlerde! Bu tabiki istenecek bir olay fakat aslı kabul etmek zordur. İnkar daha kolay ve provakatif olabilir. Destekçi edinebilir bir düşünçedir ve eyleme toplu halde geçirilebilir.

Aynı şekilde sık sık yerini kaybeden atakların çoğaldı alanın kendi bölgesi olan beklerde eleştirilecektir. Bek asli görevini unutur yada ikincil görevine çok heveslenirse ve ikincil görevinde de başarılı olmazsa, neden eleştirilmesin ki? Tabiki eleştirilecek hele ki Türkiye'nin en iyi takımlarında oynayan ve o forma altında o saha çıkmak isteyebilecek binlerce insan varken! Kimse ah orada ben olsaydım daha iyisini yapardım gibi bir iddaada bulunmaz zira bu kabul edilebilecek bir fikir değildir kendisi de bilir. Peki hangi fikri destekçi bulur? Tabi ki kötüyü kötüleme fikri!

Oyuncuların kapasitelerine göre değerlendirilmesi şart. Ama bu kapasite kriterini kullanacaksak buna en büyük etkenlerden biri olan takım kapasitesi ve bölgesine en yakın oyuncuların kapasitesini es geçmeden yapmak gerekir.

İyi oyuncu olduğunu düşündüğümüz her oyuncunun takımın kapasitesine, ruh haline ve performansına bağlı olarak değişebileceğini kabul etmek gerekir.

Geçen senki takımda çok fazla hata söz konusuyken en iyiyi seçmek kolaydı. En az hata yapan, en çok çalışan, gibi. Şimdide en kötüyü bulmak çok kolay en kötü oynayan, en çok pas hatası yapan, gibi.

Takım performansı olarak ben Galatasaray'ın oynamaya gayret ettiği oyundan oldukça memnunum. Ancak takım disiplininden uzaklaşmaktan bir türlü geri durmayan sabri ve servet, mehmet'in dikine hatalı paslarından, oyunun yönüne değiştirme yaptığı hatalaı paslardan, orta sahanın kendi sahamıza bakan tarafında topu kaptırmalarından daha az suçlu değiller.

bununla beraber var olan kewell, arda ve baros'un yeni gelen keita, elano ile arasında henüz çok iyi bir diyalog oluşamadığını düşünüyorum. günler geçtikçe birbirlerinin özelliklerine daha iyi hakim olacaklardır. Şuan hala birbirlerinin özelliklerini tam olarak bilmediklerinden dolayı birbirlerinin özelliklerini baltalayıcı sahnelerle karşı karşıya geliyoruz. Bazense aksine senkron tutuyor ve o an zaten tüm herkes bunun farkına varıyor. Bence henüz maglubiyeti bulunmayan ancak yeni sistemide tam olarak oturmayan bir takımdan bahsedildiğini unutmamak ve eleştirilerin dozunu ona göre ayarlamak lazım.

hagi dedi ki...

Bence Mehmet'in sorunu formsuzluk degil.Galatasaray'in degisen futbol anlayisine uyum problemi cekiyor.
Kendisinin Linderoth'un sakatligi sonrasi forma bulup sampiyonluga buyuk katki yaptigi Kalli sezonunda ve daha onceki sezonlarda takim Hakan Sukur ve benzeri bir santroforum sirtinda tasiniyordu. Genelde havadan pivot forvete dogru atilan paslarla gol atmayi planlayan bir hucum felsefesinde kimse Mehmet'ten oyun kurmasini beklemedigi icin toplu oyuna katkisi cok sorgulanmadi. Olaganustu fizik gucu ve yerinde mudahaleleri ile gercekten o sampiyonluktaki katkisi cok buyuktur, ikinci yari bircok maci orta sahayi bir an bile rakibe teslim etmeden aldi galatasaray Topal'in katkilariyla.

Skibbe ile birlikte ise yeni bir anlayis hakim olmaya basladi takimda.Bol pas yapmaya devamli topa sahip olmaya dayali bir oyun. Gecen sene Mehmet'i bu oyunda test edemedik cunku sezonun yarisindan fazlasinda sakatti ve ustune euro 2008 yorgunlugu da gelince gecen seneyi bence 'bos gecti'. Bu sene ise defanstan top cikarip oyun kurmanin, topu dogru zamanda dogru bir yere hizli bir sekilde ulastirabilmenin, takim hucum ederken iyi yer secerek pas almanin ve bunlari yaparken adam da eksiltebilmenin onemi iyice artti.Mehmet'in bocaladigi yer tam olarak da burasi bence. Dun aksam defalarca gorduk, rakip tamamen defansa yerlesmisken ve bosta arkadasi da olmayinca dikine oynamayi ve adam eksiltmeyi basaramadigi icin pas hatalari yapti bolca.Eskisehir macinda da aynisi oldu.

Mehmet'in bir donusum gerceklestirmesi gerekiyor.Bunu gerceklestirecek 'kumasi' olduguna inaniyorum. Basinda da Rijkaard gibi bir hoca olmasi bu konudaki sansini arttiriyor. Ama bu kadar suursuz bir tribun onunde oynarken bunu nasil yapacak merak ediyorum. Allah yardimcisi olsun...

varol döken dedi ki...

selçuk şahin'i karıştırma... tribünde de ekran başında da takip edebildiğim adamları bütünüyle anlayana kadar harcamamaya çalışırım elimden geldiğince... selçuk şahin'e bu sabrı geçen seneye kadar gösterdim... fenerbahçe'de kalmasının sebebi nasıl bir kifayetsizlik bilmiyorum ama bugüne kadar yaptığı fahiş hatalar, kazandırdıklarından çok... 2 tane yana pas atmakla olmuyor bu işler...

roberto carlos'a gelince, onun nasıl adi karaktersiz bir adam olduğunu 2 senedir söylüyoruz, benim tarafımda bir dengesizlik yok yani...

simon dedi ki...

Anlatılan bu olay aslında türk genlerinde olan bir şey galiba. Küçükken komşu çocuklarla kavga edildiğinde ne kadar haklı olsamda suçlu ben olurdum yada diğer açıdan ne kadar suçlu olsam da komşu ebeveyn beni haklı görürdü... bu da belki o günlerden kalmadır.... ancak çok haklı bir görüş var ortada... maçı izlerken ben de kewell girdikten sonra acaba aydın girse daha mı iyi olurdu dedim kendi kendime.. (burada istikrarsızlığın dibine vurmuş, patlamayı hala yapamamış bir adamdan bahsediyoruz alternatif olarak)sanki maça çok önemli problemi olduğu halde zorla maça çıkarmışlar gibi tamamen beden olarak sahada ama aklı nerede olduğu bilinmeyen bir şekilde oynadı. Son olarak bencede sabrinin yeri her zaman ayrıdır. örnek olarak o verilmiş konuya girişte ama yorumlarda belirtildiği gibi o varsa takımda günah keçisi olarak sabriyi tek geçerimki dün akşamda golü onun kanadından başlayan atakta yedik. maçın sonunda da o kanattan gelen ataklarda golü yememizi engeleleyen kişi sabri değildi ne yazıkki.

Ortega dedi ki...

Vakti zamanında Konfedrasyon Kupası maçlarında Türk Milli takımında en beğendiği oyuncunun Selçuk Şahin olduğunu söyleyen. Ve Selçuk'un yeteneğinden etkilendiğini söyleyen bir Fransız futbolcu vardı. Kimdi bu Fransız futbolcu? Henry :)

Şimdi Henry aynı lafları etse, millet tefe kor adamı :)

Selçuk'u savunmak istiyorum, ama üstüme çok geliyorlar, susuyorum.

aksilaz dedi ki...

Mehmet Topal bir aydır sürekli oynuyor ve vasatın üzerinde bir maçı bile yok. Bu yüzden dünkü eleştirilere katılıyorum. Sonuçta futbolcudur ve işini yapıyor. İşini ciddiye almadıgını görüyoruz.

Kewell meselesinde ise çok haklısın. Ciddi bir düşüş mevcut. geçen sene sonlarındada silikti ancak maç içinde bir kaç olumlu pası olabiliyordu.

Can dedi ki...

Dün akşam komple döküldü takım. Mehmet parantezi açmak yanlış değil ama dediğin gibi bizim çocuklara da iki kelam etmek lazım. Ben bu kadar iştahsız bir Galatasaray ilk defa seyrettim bu sezon. Ölü gibilerdi.

Bir önliberonun olmazsa olmazıdır doğru ve çabuk pas tercihi. Mehmet'i çok övdüğümüz, müthiş oynadığını söylediğimiz sezon, direk bir kesici olarak oynadı. Orta saha süpürücülüğü işinde son derece başarılı oldu; EURO 2008'de stoperde oynadı. Zaten aklı orada gibi; hala gidip defansın ortasında duruyor. Pas gelmeden sonraki tercihi düşünemezse sıradan bir oyuncu olarak kalacağını söyledik hep bir ağızdan.2 senedir gram gelişme yok Mehmet'de. Dahada kötüye gidiyor.

Ama söylediğin gibi oyunun ve skorun tek sorumlusu o değil; hatta birçok kontrayı kapatarak başka bir sonucun çıkmasını da engelledi. Ancak Elano girince takımın temposunun bir kere daha düştüğünü gördük. Arda'nın sırtında yazan numaranın pozisyonunda etkili olduğunu öğrendik. Misal 7 verirsek iyi bir sağ açık olacak gibi. Kewell'ın olumlu şeyler yapacağı haftayı bekliyoruz dört gözle.Sistemin işlerliğinin uzun zamanda gelmesini bekliyorduk zaten; şimdilik o işlerliğin bu ayaklara baktığını ise net bir biçimde gördük. Beşiktaş gibi üretim kabızı bir oyun çıkıveriyor canları sıkılınca bizim çocukların.

İşte bu noktada Sabri'ye kızdığım için kendime kızıyorum. En azından standart oyununu oynadı ve aynı hırsı gösterdi. Memnuniyetsiz bizim çocukların bu adamın hırsına saygı göstermesi gerekli en azından. Pas vermedi diye kızmasın kimse; bu ülkenin altyapılarında topu tepmiş herkes bilir ki, o pozisyona girdiysen vurursun. Doğru olanın o olmadığını vuran da biliyor.

mrt309 dedi ki...

Burada problem oyuncuların eleştiriliş şekli olmalı bence. Sahada maç oynanırken homurdanan veya ıslıklayan seyirciler takıma kesinlikle fayda sağlamıyor.
Futbolcunun moralini bozuyor sadece. Bırakın da teknik direktör karar versin o oyuncunun iyi mi kötü mü olduğuna. Adam işin okuluna gitmiş.

varol döken dedi ki...

@ortega
o günlerde bizde ağzımız açık izliyorduk, o jenerasyon nasıl umut vermişti bize, kemal aslan, selçuk şahin falan... ama selçuk takıma yerleştikçe rahatı yerine geldi, olumlu gelişme gösteremedi (bu da ayrı bir seyirci klişesi)... ama sen de savun tabi, niye yazıyoruz bloglara, selçuk u bu saatten sonra sevemeyiz de yine de yeniden bakarız belki:)

Burak Şahin dedi ki...

ben bir Galatasaraylı olarak Fenerbahcenin sezon açılışı yapacağı Shaktar maçını ,zlemiştim bir kaç yıl önce. Carlos topu her ayağına aldığında staddan vurvurvur diye ses yükseliyor carlosun salına salına dışarı gidenşutunun ardından da bir alkış kopuyordu. O an fenerbahceli arkadaşıma şunu söyledim. Ya kaçıran eniz olsaydı. Biraz sonra selçuk karlosunkinden daha kötü olmayan bir şut attı ve stadda anında küfürlerin üst üste binmesindn oluşan bir uğultu duyuldu.

Galatasaray'da ise aynı durumda sabri var gerçi sabri karaktersiz biradam.

Beşiktaş'ın günah keçisi ise Üzülmez

Burak Şahin dedi ki...

bu arada Selçuk demişiken Aurellio ve Appiah la üçlü ortasaha oynarlarkren diğer iki oyuncunun yükü nasıl selçuk'a yıktığını da unutmAMAK lazım

Seradimo dedi ki...

Bu konudan biraz alakasız ancak geçtiğimiz günlerde pclionfc'nin blogunda Sivas Düşerken isimli yazı tamda bu konudan bahsediyor. Türkiye'de maalesef herşey çok çabuk tüketiliyor. Herşey hemen olsun isteniyor. Şu Hollanda'lıların sabrının ve plancılığının yarısına sahip olsak ülkece çok yol katedeceğiz ama...

İki ay boyunca oynadığı maçları açık ara kazanan bir takımın teknik direktörünün ilk beraberliğinde Rotterdam tecrübesine atıfta bulunmalar, B planının olmamasına dem vurmalar -ki bi Hollandalı için bi işi yaparken planı yok demek en ağır küfür olsa gerek :)- nasıl bir zihniyete sahip olduğumuz gösteriyor. Löw ve Hidding'in hangi sıfatla bu ülkeden uğurlandıklarını hatırlamak bile istemiyorum.

Yazıda adı geçen, Selçuk Şahin, Konfederasyon Kupası'nda Tuncay ile beraber gelecek vaat eden futbolcuydu. Tuncay geçte olsa kendini geliştirmek üzere Ada yolunu tuttu. Selçuk ise o dönemki futbolunun üzerine hiçbirşey koyamadı. Kendileri şuan kayıpta.

Sabri ise ümit milli takım döneminin 10 numarası idi. Şuan da ise kendisine Galatasaray'da sağ bekte yer bulabiliyor ki Uğur'un sakatlığı olmasa şuan; ya bir takıma kiralanmıştı yada satılmıştı. Kalli tarafından kadro dışı bırakılması da mental olarak kendini ne kadar geliştirmeye açık olduğunun göstergesidir.

Kısaca Sabri'nin şuanki mental yapısı ile Galatasaray'a verebileceği maksimum fayda bu kadardır. Sabrinin torunlarına anlatacağı en büyük anısı Bordeaux maçında attığı son dakika golu sonrası saha ortasında tribünlere çektirdiği üçlü olacaktır.

Rakip yarı alanda korner bayrağının olduğu yerde, arkası dönük ve maksimum yapacağı topu ya taça vurmak yada ileriye vurmak isterken Galatasaray'lılara vermek olan adama faul yapan, kazanılmış köşe atışını kullanmaya hazırlanmak/focus olmak yerine kırılan corner bayrağını düzeltmeye çalışan hakeme yardım eden bir zihniyetin düzelmesini beklemek fazlası ile iyimserlik olur.

Bana göre Mehmet Topal'ın yaptığı hatalar, sakatlıktan fiziken kurtulmakla beraber zihnen futbol oynamaya hazır olmamasından kaynaklanıyor. Kendileri hatanın minimum hatta hiç yapılmaması gereken bir bölgede oynuyor. Hata yapma korkusu insana hata maalesef insana hata yaptırır. İlk hatadan sonra tribünden yükselen homurtunun tekrarlanmaması için sürekli beyne hata yapmamalıyım direktifi gönderen zihniyetin futbola konsantre olması mümkün değildir. Maç 1-1 giderken son 10 dk. kala yaptığı pas hatası mağlubiyete sebep olabilirdiki. Bu Mehmet Topal'ın taamamen kaybedilmesi demekti.

Biraz daha sabretmek lazım ama Türkiye koşuıllarında bu çok zor.

özgür dedi ki...

konuyla ilgili ayrı bir gerçek de mehmet topal para ederken, talibi varken satılacaktı...Everton' un onu ne kadar ciddi olarak istediği tipik medya geyiği değildi..Ama eldeki iyi adamı yerini dolduramayız korkusuyla satmaktan korkup para kazanma becerisini gösterememek de ayrı bir sorunu türk futbolunun...

kutay dedi ki...

topçuyu ıslıklamak, yuhlamak, maç oynarken üzerine çokmek zaten ayıbın önde gidenidir o açıdan hak vermemek mumkun değil.
ama topal dün çok kotuydu.
bana göre işin asıl kotu olan tarafı, iyi kotu bıseyler yapmaya çalışan sabrinin sürekli yuhalanması. kaleye vurdu direkten döndü yine yaranamadı.bu daha buyuk ayıptır.
galatasaray taraftarı öğretmen değildir, futbolcu da öğrenci değildir. bu adama takmalar lısede olur.
bu arada sabriyi totalde hıç sevmem, ama bir kere yuh demedim, ve bu sene ne zaman kapalının önünde topa kaysa, adam gecse, depara kalksa, "helal sana" diye bağıracagım. bunu da görev edındım kendıme.

fabio luciano dedi ki...

7 senede bir arpa boyu yol gidememiş hatta geriye gitmiş,milli takımdaki yerini kaptırmış adama çok bile dayandık.hatta geçen sene sözleşme imzalamayıp naz yaparken git hacım bakalım nereye gidiyorsun demedik.

otursun oturduğu yerde aldığı paraya şükretsin.o da biliyo bu parayı başka yerde alamayacağını bu yüzden yediği küfürlere katlanıyor.yoksa biraz kendini kariyerini düşünse kalmazdı buralarda.

alicansolak dedi ki...

yabancıya karşı daha hoşgörülü olduğumuzu kabul ederim de yeteneksizliklerine veya kafadan sakat olmalarına rağmen yıllarca büyük kulüplerde barınabilenlere sırf tuttuğumuz takımın formasını giyiyor diye hoşgörü göstermek gerektiğini kabul etmem

Futbolcu babamın oğlu değil, iyi oynuyorsa ona toz kondurmam, kötüyse de hiçbir şekilde desteklemem, bu yüzden mehmet topal'ı şu halindeyken oyundan çıkarken hiçbir şekilde alkışlamam, bir de üstelik mücadelesini de yapmıyor

Genç yaştayken milyoner olma şansı çok az insanın eline geçiyor, bu kadar kıyak bir işe sahipken onlara gösterilen tepkilere kulaklarını tıkasınlar ve çıkıp doğru düzgün oynasınlar

Normal bir işte haftalar boyu sürekli kötü olup hata üstüne hata yaparsan kovulursun, geçen sene çok iyiydin diye kimse diyeceğini esirgemez