6 Kasım 2009 Cuma

"EV YEMEĞİ", "ÜÇGENLER" ve "GALATASARAY"

Simon Kuper'in gecenlerde Financial Times'da FC Barcelona'nin basarisinin kaynagina isaret ettigi bi yazisi vardi. Anlamini bozmadan tercüme etmeye calistim.
Bir sistemin nasil kuruldugu, edinilen yetinin kulüpte hangi süreclerden gectigi konusunda önemli noktalara deginiliyor yazida.

http://www.ft.com/cms/s/2/30569ebe-c003-11de-aed2-00144feab49a.html





Barca'nin muzaffer gencleri icin "Ev Yemegi" ve "Ücgenler"


"Sokaktan iceri girebiliyorsun. Futbolun en iyi altyapisinin evi tuglalardan yapilmis eski bi ciftlik evi olarak Barcelona'nin sehir merkezinde. Iceride kahve servisiyle dostca karsilaniyorsunuz. Masia - FC Barcelona'nin altyapi akademisi, Katalan dilinde ciftlik evi demek - AC Milan'in efsane idman tesisleri Milanello'yu andiriyor. Iki tesis de insanlarin arkadaslariyla sürekli takildigi basit mahalle kahvesi(kantin tercümesi bize uymuyor) gibiler. Fakat Masia'yi tek yapan bi sey var: Su anda bitisikteki kapi olan Nou Camp'da oynayan Dünya'nin en iyi takiminin yarisi onlarin üretimi. Lionel Messi, Xavi, Iniesta ve Puyol bu ciftlik evinden geliyorlar. Aynen Liverpool kalecisi Reina'nin, Arsenal'li Fabregas'in, Everton'lu Mikael Arteta'nin oldugu gibi. Beraber dünyanin en iyi 11'lerinden biri olabilirler. Sansima, Barcelona altyapi akademisinin 3 görevlisiyle (Alpert Capellas, Ruben Bonastre ve Scout ekibinin CEO'su Pep Boade) Masia'nin basarisinin sirrini benimle paylasmalari icin ayni masaya oturuyoruz.

Ciftlik evinin ayaga kalkisi Johan Cruyff'un Barcelona'yi calistirdigi dönemde1990'da basliyor. Büyük futbolcu olan Cruyff'un belki de asil yetenegi genc futbolculari yetistirmesiydi. O dünyanin en iyi 3 futbol akademisinin 2'sini Ajax'in ve Barcelona'nin altyapi akademilerini (3. olarak sayilan Sao Paulo altyapi akademisi herseyden bagimsiz bi fenomendir) kurmustur. Cruyff Barcelona'da futbolcularin paslasma eksersizleri yaptigi kisa idman programlari baslatmisti. Ona göre futbol saha icinde ücgenler kurarak paslasma saglamaktan ibaretti. Eger bi futbolcu bunu becerebiliyorsa, Cruyff onu takimina aliyordu. Bu Cruyff'la ve onun döneminden sonra da Barcelona'nin temel prensibi oldu. Capellas tekrar vurguluyor:

"Futbolcular sürekli ücgeni bulmak zorundalar".

Masia sadece iyi futbolcular üretmekten ziyade, iyi cocuklar, iyi insanlar üretmenin de cabasinda. "Bizler altyapimizdaki 50 cocugumuzla aile gibiyiz, onlara ailemizden birileri gibi davraniyoruz" diyor Boade ve bu gercekten de yapmacik, laf olsun diye söylenilen bir sey degil. Bir cok altyapi akademisi militer kurallara göre isliyor, fakat Barca altyapi koclari cocuklarini iyi yetistirmeye calisan Katolik anneler gibiler. Barca ailesinde cocuklar ev yemegi yerler, derslerine cok calisirlar, ve tavir ve davranislarina dikkat ederler. Altyapidaki bi baska oyuncu akademiden ayrilmak zorunda kalirsa, bir digeri ondan daha iyi olmasini suc kabul edip aglayabilir bile.

Bu cocuklar dünya yildizi olduklarinda bile bu ciftlik evine gelirler. Boade "Messi ve Iniesta yemek yemeye gelirler. Anne babalarina yaptiklari gibi bizlere problemleriyle gelirler." diyor ve Bonastre ekliyor: "Messi, Iniesta, Valdes normal cocuklar. Biz onlarin zaferlerini de, sefaletlerini de biliyoruz."



FC Barcelona A Takimi ailenin bi ucu. Masia'nin yemek salonunun beyaz duvarinda 1988 yilindan bi foto var. 20 tane uzun sacli cocuk. En inceleri, Josep Guardiola, Barcelona'nin su anki teknik direktörü. Digerlerinden ikisi de Aureli Altimira ve "Tito" Vilanova, Guardiola'nin su anki yardimcilari. "Cember yuvarlak" diyor Capellas. Burada yetisenler burada ise girip, burayi yönetiyorlar, diyerek ekliyor ve devam ediyor Capellas, "Guardiola Masia'daki her cocugun kaliteleri hakkinda bilgi sahibi. Simdiden 3 yil sonra kimin A takimda oynayabilecegini düsünüyor"
"Guardiola'nin kapisi Akademi koclarina her zaman acik" diyor Capellas ve bu siki isbirligi cok meyve veriyor. "Her teknik direktör Messi'yi kendi takimina koyardi, cünkü o bir futbol dehasi. Fakat Pedro bi star degildi. Guardiola onu cok iyi biliyordu. Bu onun sansiydi." Barcelona'nin kendine koydugu hedef A takiminin yarisini Masia'dan cikan oyunculardan olusturmak, bu kisa süre icerisinde yüzde 60'a da cikabilir.

Eger yeni bi genc yildiz Barca A takimina katiliyorsa, Masia'nin altyapi koclari Iniesta'ya "Ona iyi bak" diyebilir ve Iniesta da "Merak etmeyin, kendisi emin ellerde" diye cevap verebilir. "Bu yüzden yetistirdigimiz oyuncularimiz A takimda oynamayi daha kolay buluyorlar, cünkü orada Xavi veya Iniesta'yla oynamak altyapidaki oyuncularla oynamaktan daha kolay." diye Bonastre. Belki de Nou Camp'i yakindan bilmeleri de Masia cocuklarinin sirridir: "Yatakhaneleri bile Nou Camp'in icinde"

Bir kac büyük takim daha belki kendi genclerine bu sansi sunma cesaretini gösteriyorlardir. Mesela Barca genc takimi Real Madrid genc takimiyla karsilastiginda, her iki takimin oyuncularinin esit kalitelerde oldugunu söyleyebilirsiniz ama Real Madrid altyapisindaki bi gencin A takima cikmasi cok ender rastlanilan bi durum. Bütün bunlar FC Barcelona'nin propagandasi gibi duruyor, ama gercek: Masia'nin daha iyi isledigi.

Bunun ispati her hafta Nou Camp'da: "Ücgenler ve kendi üretimi olan futbolcularla kazanilan galibiyetler, zaferler"




Bir futbol kültürü, bir futbol modeli iste bu sekilde gerceklestirilip ve yine gerceklestirildigi prensiplere bagli kalinarak korunuyor. Teknik ekip secimleri, oyuncu secimleri yerlestirilen modele göre yapiliyor. Iste bu yüzden de Barcelona, sportif basari olsun olmasin, yillardan beri göze hos gelen futbolunu oynamaya devam ediyor.

Galatasaray'in da Rijkaard ve Neeskens karari bu acidan bakildiginda önemlidir, önemli olmak zorundadir aslinda. Rijkaard ve Neeskens kararinin arkasinda Galatasaray yönetiminin neyi hedefledigi tam olarak bilinmiyor. Sözlesmeler bu acidan bakildiginda kisa. Bu ekibin altyapi calismalarinin olup olmadigini da bilmiyoruz an itibariyle.

1. dereceden sorumlu olduklari takimla devam edersek, Galatasaray'in Servet'le, Zan'la, Hakan Balta'yla, Ayhan ve tek ve seri pas kültürü olmayan daha dogrusu optimize edilmeyip icgüdüye dayali olan, ayni zamanda kendini top ayaginda bulunan takim arkadasina sunmalari, yani kendilerini pasa müsait bos gösterme zorunluklari otomatiklesmemis digerleriyle zaten kisa sürede bi futbol kültürü, gelecek yillara aktarabilecegi bi futbol sistemi beklentisi cok yanlis olur, her ne kadar teknik ekibin bu takimdan ilk isteginin "pas ve topa hakim olmasi" olsa bile.

Kisa vadede sportif basari olur mu, olmaz mi, bilinmez. Ama Galatasaray kulübü gelecegini bu dogrultuda insa etme isteginde olmak zorundadir. Rijkaard ve ekibinin kesinlikle 2 yilin ötesinde bu kulüpte kalmalari, esas böyle bir kültürün temellerini atmalari saglanmali, kulüpte gelecekte degisecek yönetimler bu cizginin disina cikmamali ve teknik ekip ve oyuncu secimleri de bu cizgide olmalidir.

Kültür böyle oturur, sistem böyle oturur.

by meinkissen

6 yorum:

Schumy dedi ki...

Tercüme ve yazının geri kalanı için teşekkürler.

Rijkaard ve Neeskens' in Servet Ayhan Gökhan ve Hakan hakkında yapabileceği hiçbirşey yok. Ne yapabilir ki ? Sonuçta takıma geldiği zaman alternatifsiz oyunculardan bu ismimler. Revizyon yapacak kadar ne para ne de süre vardı ilk başta.

Ayrıca bir aksilik çıkmazsa ikisinin de uzun seneler Galatasaray' ın başında kalacağını düşünüyorum ben.

Neyse herşeyi zaman gösterecek. Ama Rijkaard ve Neeskens'in "haydi Terim göreve" diyerek kovulamayacak iki adam olduğunu çok iyi biliyorum...

hücum futbol dedi ki...

çok güzel bir yazı. paylaşım için teşekkür ederim.
galatasaray bu yola girdi. tabi bu yol ince ve uzun. meyvelerini 6-7 sene sonra belki toplayabileceğiniz bir yol. saha içinde üçgenler kurmak, sürekli kısa ve seri paslarla oyunun yönünü değiştirmek. sürekli boşa kaçmak ve yardımlaşmak. bütün bunlar yıllar süren ezbere ve çok tekrara dayalı çalışmaların neticesinde olabilecek bir şeydir.

rijkaard ve neskens zaman içinde ama içerden ama dışardan bu kadroyu oluşturup bu oyunu oynatacaklardır. ama onların türk futboluna yapabilecekleri en büyük katkı herhalde altyapıda bu anlayışın yerleşmesini sağlamaktır

Can dedi ki...

Müthiş olmuş bu post. Teşekkürler yazı için.

Bu sene birkaç A2 takım maçı seyrettim ve A2 takımda A takım gibi diziliyor ve aynı prensibi benimsemeye çalışıyor. Florya'da oynanan tüm maçlarda Neeskens'i görmek mümkün. Dahası oğlu Armand'ın da altyapıya katılması belirli bir modelin oluşturulmaya çalışıldığına işaret. Sanırım Mert Aydın'ın da Galatasaray yönetiminin izlediği yol ile ilgili bir yazısı vardı Laporta ve ekibinden yola çıkarak. İmkanlar dahilinde belirli bir düzen işletilmeye çalışılıyor ama, altyapı hocalarının da bu yönde eğitilmesi, tek bir düzenin oluşturulması şart.

S.B dedi ki...

Çok beğendiğim bir yazı oldu bu meinkissen, teşekkür ederim. Ama kafama takılan ...onların sefaletlerini de gördük tümcesini pek anlayamadım. Messi yanılmıyorsam çekirdekten yetişme, kimsesiz bir çocuk değildi bildiğim kadarıyla.

Kendinize iyi bakın.

meinkissen dedi ki...

SB,

orada Simon Kuper'den orjinali su olan Ingilizce cümleyi bu sekilde tercüme ettim. "We know their glories, we know their miseries."

Yazida da degindigim gibi, tercümede tam oturtturamadigim yerler kesinlikle vardir.

Adsız dedi ki...

excellent points and the details are more specific than elsewhere, thanks.

- Norman